Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    yıldız kataloğu hazırlamış ve rasathane kurmuş hükümdar türk bilim insanıdır

    1 ziyaretçi

    yıldız kataloğu hazırlamış ve rasathane kurmuş hükümdar türk bilim insanıdır bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Büyük Türk Astronomu: Uluğ Bey

    Büyük Türk Astronomu: Uluğ Bey

    Lâlifer BALİBEYOĞLU

    Tarih yaşadığı dönemde değeri anlaşılamayan pek çok büyük sima ile doludur. Bunların kimi bir bilim adamı idi; kimi yazar, kimi siyaset adamı. Tarih boyunca “deli” denilerek hapsedilenleri de oldu, “cadı” denilerek yakılanları da. Kimi de bir siyasi entrika kurbanı olarak öldürüldü. 15. yüzyılda yaşamış önemli bir Türk bilgini ve devlet adamı olan Uluğ Bey de bu simalardan biridir. O büyük bir astronom ve matematikçi idi. Ama en önemlisi o döneme kadar yaşamış olan belki de ilk hükümdar bilim adamı idi. Ondan önceki dönemlerde yaşamış pek çok hükümdar bilime destek verse de Uluğ Bey’in kendisi bilim alanında çalışmıştır. 55 yaşında iken oğlu Abdül-Latif tarafından öldürüldüğünde arkasında önemli astronomi bilgileri ile Semerkand Rasathanesini bıraktı. Rasathanesi oğlu tarafından yıktırıldıysa da hazırladığı yıldız kataloğu yüzyıllar boyunca dünyaya ışık tuttu.

    Bu yazıda Uluğ Bey’in bilimsel kişiliği ve yaptıkları üzerinde daha ağırlıklı durulmuştur. Yaşadığı dönemin siyasi olaylarının detaylarına fazla girilmemiştir. İşte 15.yüzyıldan günümüze büyük bir ışık olarak gelen büyük Türk bilgini ve hükümdarı Uluğ Bey…

    Hayatı hakkında dedesi Timur ve babası Şahruh’tan daha az bilgiye sahip olduğumuz Uluğ Bey, Timur’un İran ve Ön Asya ülkelerine yaptığı ikinci büyük sefer sırasında 19 Cemaziyülevvel 796 (22 Mart 1394) tarihinde Sultaniye’de Şahruh ve Gevher Şad Aga’nın büyük oğlu olarak doğdu. Torunu doğduğu zaman Timur savaş alanındaydı. Timur’un eşi Saray Mülk Hanım tarafından Sultaniye’den gönderilen elçi Timur’a Mardin’in teslim olduğu günden bir gün sonra ulaştı. Timur bu güzel haber üzerine şehri talan etmedi, savaş tazminatı almadı ve şehri halkına bağışladı.

    Uluğ Bey’in asıl adı Muhammed Taragay’dır. Ancak dedesi Timur’un sağlığında bile Uluğ Bey adı ile anılmaya başlamış ve asıl adı olan Muhammed Taragay tamamen unutulmuştur. Timur Devletinde Bey kelimesi büyük bir unvan idi. Timur’un kendisine Bey denirdi. Uluğ Bey unvanı gibi yalnızca Timur’un taşıyabileceği bir unvanın Şahruh’un büyük oğlu Muhammed Taragay’a verilmesinin ve bu adın çocuk yaşta asıl adın yerine geçme sebebi ile ilgili yeterli bilgimiz yok.

    Timur torunu Uluğ Bey’i çok severdi. Gıyaseddin Ali’nin aktardığına göre, Timur eşi saray Mülk Hanımı ve torunu Uluğ Bey’i Hindistan seferi sırasında Kabil’e kadar götürmüş fakat 1398’de Hindistan’daki kötü hava şartları nedeniyle Uluğ Bey’i rahatsızlanmaması için Semerkand’a gönderirken sevdiği torunundan ayrılmak istememişti. (DİZER, Uluğ Bey, 1989:25)

    Uluğ Bey’in doğduğu yıl içinde bir kardeşi daha olmuştur. Annesinden Tuti Aga olarak söz edilen İbrahim ile ilgili Uluğ Bey’den daha detaylı bilgiler mevcuttur.

    Uluğ Bey 10 yaşına geldikten sonra Semerkand civarındaki sarayda düzenlenen toplantılara katılmaya başladı. 1404 yılının sonbaharında burada düzenlenen ziyafette Çin ve İspanyol sefirleriyle tanıştırılan Uluğ Bey bazı özel merasimlerde de görev almıştır. Yine aynı yılda Uluğ Bey’de Timur’un yaşları 9 ile 17 arasında değişen torunları ile birlikte evlendirilmiştir. Onun ilk eşinin amcazadesi Muhammed Sultan’ın kızı, Öge Begüm (Öge Biki) olduğu biliniyor. Uluğ Bey ve kardeşi çok küçük yaşta evlendirildikleri için düğünden sonra Timur ölünceye kadar öğretmenlerin gözetiminde kalmışlardır.

    Timur 1404 yılında Semerkand’a hareketinden önce sınırda oluşturulacak ülkeleri Şahruh’un küçük oğullarına vermeyi kararlaştırır ve Uluğ Bey”e Sayram, Taşkent, Aşpara ve Çin’e kadar uzanan tüm Moğolistan topraklarını verir. 18 Şubat 1405’te Timur’un ölümünden sonra 1409’a kadar devam eden savaşın bitiminde Şahruh, Maveraünnehr genel valiliğini Amir Şah Melik’in gözetimi altında Uluğ Bey’e verir. Semerkand’ın idaresi de Şan Melik’e verilmiştir. Otrar’da bulunan Şeyh Nurettin ve Hisar’da bulunan Muhammed Cihangir’in vasisi, Şeyh Melik’in yükselmesini çekemediler. 1410 yılında Şah Melik ve Uluğ Bey’e savaş açtılar. Semerkand’ın batısında bulunan Kızıl-Rabat’ta zafer kazanan Şeyh Nurettin, Şahruh’un geri döndüğü haberi üzerine Semerkand’dan ayrılır. Bundan sonra Şah Melik, Şah Nurettin’in üzerine hücum etti ve başarı sağlayamayarak tekrar Semerkand’dan ayrıldı. Fakat savaş Şahruh’un galibiyeti ile son buldu. Şahruh şehri tekrar Şah Melik’e teslim etti ve Şeyh Nurettin öldürüldü. Böylece Şahruh ve Uluğ Bey’in Maveraünnehr üzerinde hükümranlığını tanımayan kimse kalmamış oldu.

    Uluğ Bey 1411-1447 döneminde Maveraünnehr’i yönetmiştir. Bu dönemde dedesi Timur’un askeri icraatından çok hâkimi olduğu bölgenin refahı, sanatı ve kültürel hayatı üzerinde çalışmıştır. Onun döneminde bu bölgeler daha üstün sosyal ve kültürel bir hayat kazanmıştır. Uluğ Bey’in sarayı Harat’taki babasının sarayından oldukça farklı idi. Babasının sarayındaki yaşam herhangi bir sade Müslümanın yaşamı gibiydi. Şahruh Cuma namazlarına yanında muhafızları olmadan giderdi. Ancak onun bu tedbirsizliği 1427’de bir suikasta uğramasına neden olmuştu. Şahruh tam bir Müslüman olarak davranmak isterdi. Haftanın 4 günü (Pazartesi, Perşembe, Cuma, Cumartesi) saraya hafızlar gelir, Kur’an-ı Kerim okunurdu. Şahruh “Her yüzyılın başında bir din koruyucunun ortaya çıktığı” hadisini kendisine göre yorumlamış ve kendisini bu din koruyucularından biri olarak görmüştür. Bu nedenle dindar bir hükümdar olarak içki ve eğlence gibi tüm dünyevi zevklere şiddetle karşı çıkmış ve yasaklamıştı. Herat’ta yasakları takip etmek üzere iki kişi görevlendirilmişti. Bu kişiler evlerin içinde olanlara karışma hakkına sahip değildiler. Fakat şehir eşrafının evlerine girerek orada bulunan şarapları döküp imha edebiliyorlardı. Bu konu ile ilgili ilginç bir olay anlatılır: 1440 yılında Şahruh’un oğlu Cuki ve hafızı Ala’üd Devle’nin evinde şarap olduğuna dair bir ihbar gelir. Ancak görevliler buraya girmek istemezler. Şahruh bunun üzerine görevlilerle beraber giderek şarapların dökülmesini sağlar.

    Herat’ta bu olaylar olurken Semerkand’da musiki sanatçılarına ziyafetler düzenlenmekte ve eğlenceler yapılmaktaydı. 15. yy.’ın başlarında Taşkent’in zenginlerinden biri düzenlediği ziyafete Semerkand’ın müzisyen ve şarkıcılarını davet etmiştir. Bu durumda Semerkand’ın Şeyhülislam’ı Abdulmelik’in oğlu Abdulevvel’in halefi İsameddin Uluğ Bey’e arka çıkmışlardır. Ayrıca şeyhülislam Abdülmelik inşa ettirdiği bir hamamın açılışı için düzenlenen merasime müzisyenleri de davet etmiştir. Timur ve torunu Uluğ Bey zamanında Semerkand dışındaki saraylarda hükümdarlar eğlenceler düzenlerdi. Uluğ Bey’in küçük oğlu Abdulaziz’in sünneti de bu saraylardan birinde yapılmıştır. Halka ve eşrafa avlularda şaraplar sunulmuştur. Durumu gören katı belediye başkanı Seyit-Aşık Uluğ Bey’e çıkışarak “Sen Muhammed’in dinini mahv ile kafirlerin adetini ithaf ettin” demesi üzerine sinirlenen Uluğ Bey ona “Seyitlerin halefi ve ilim sahibi olmakla şöhret sahibisin, artık ihtiyarladın. Sen galiba işkence içinde ölerek şehit olmak istiyorsun ve bunun için kaba sözler söylüyorsun. Fakat ben senin arzunu yerine getirmeyeceğim” demiştir.

    Uluğ Bey şeriata pek ilgi göstermese de Kur’an-ı Kerim’i iyi bilen hatta Kur’an-ı Kerim’i yedi türlü kıraate göre ezbere okuyabilecek kadar deneyimli bir din bilgini idi. Her ne kadar şarkıcılara ve eğlenceye değer veriyorsa da Buhara ve Semerkand ruhanilerine de değer veriyor ve onların teveccühünü kazanmak istiyordu. Bu nedenle ilk yaptırdığı bina Buhara Medresesidir. Semerkand’da da yaptırdığı binalar arasında dini olanlar ön sırada yer alır. Buhara ve Semerkand’da 15. yy.’dan ve öncesinden kalma binalar bugün kaybolmuş olmalarına rağmen Uluğ Bey’in yaptırdığı tüm medreseler ayakta kalmayı başarmıştır. Semerkand’daki Uluğ Bey Medresesinin cephesinde yazılı olan şu sözler çok anlamlıdır ve Uluğ Bey’in eğitime verdiği önemi gösterir: “Bilgili olanların, olmayanlara fadıl ve rüçhan (üstün) olması, onbeşinci gecesinde kamer’in (Ay’ın) diğer yıldızlara karşı parlaklık farkı kadardır.” (DİZER, Uluğ Bey, 1989:32)

    Uluğ Bey biri bilim adamı, bir edip ve sanatkâr olarak Semerkand’ı İslam Uygarlığının merkezi haline getirmiştir. O’nun dönemine kadar bilime ve sanata destek veren bir çok devlet adamı olmuşsa da onun gibi bir bilim adamı hükümdar yoktur. O’nun bilime olan ilgisinin ne zaman ve kim tarafından başlatıldığı kesin olarak bilinmi­yor. Uluğ Bey’in çocukluk döneminde Meraga Rasathanesini gezmiş olmasının onu etkilediği sanılmaktadır. Ancak şu da unutulmamalıdır ki, Timur döneminde Semerkand’a bir çok bilim adamı gelmiş ve bu bilim adamları Uluğ Bey’in döneminde de bulunmuşlardır.

    İranlı yazarlara göre, Eflatun’un bilgisine ve Feridun’un haşmetine sahip olan Uluğ Bey en zor geometri problemlerini çözebilen bir matematikçi ve büyük bir astronomdu. İlk hocasının dönemin Eflatun’u olarak kabul edilen Bursalı Selahattin Musa İbn Muhammed Kadızade-i Rumi olduğu biliniyor. Ayrıca Gıyaseddin Cemşid İbn Mesut’ta Keşan’dan çağırılarak Uluğ Bey’le çalışmıştır. Gıyaseddin Cemşid, Uluğ Bey’le çalışmaya başlamadan önce Karakoyunlu hükümdarı İskender için astronomi aletlerini anlatan bir eser yazmıştır. Cemşid’in hazırlamış olduğu ziyc günümüze kadar gelememiştir. Bu nedenle Uluğ Bey’in ziyc’i ile arasındaki benzerlik ve farkları bilemiyoruz.

    Üluğ Bey’in zamanında daha sonra Fatih Sultan Mehmed’in de hizmetine girmiş olan Alaeddin İbn Muhammed Kuşçu’nunda Semerkand’da olduğu ve Uluğ Bey ile çalıştığı biliniyor. Uluğ Bey, Ali Kuşçu’yu çok sever ve oğlum diye hitap ederdi. O’nun astronomiye merakının Uluğ Bey ile olduğu sanılmakla beraber Ali Kuşçu ölünceye kadar astronomiyi bırakmamıştır. Uluğ Bey ile Kadızade-i Rumi de Ali Kuşçu’nun hocası olmuştur. Ali Kuşçu’nun onlardan izin almadan Kirman’a gitmesi Uluğ Bey’i biraz kızdırmışsa da tekrar Semerkand’a ani dönüşü onu memnun etmiş ve Ali Kuşçu’yu affetmiştir. Fakat Uluğ Bey Ali Kuşçu’ya;

    -Bana Kirman’dan ne hediye getirdin? diye sorar. Ali Kuşçu;

    -Bir risale getirdim. Bu çalışmada Ay’ın safhalarını hallettim.

    Bundan başka armağan sunmaya gücüm yetmez, dediğinde Uluğ Bey:

    -Getir, nerede hata etmişsin anlayalım emrini vermiştir.

    Buna biraz sinirlenen biraz da heyecanlanan Ali Kuşçu yazdığı Risalat hall el-eşkal el-kamer adlı eserini ayakta okuyarak Uluğ Bey’in büyük takdirini kazanmıştır. Ali Kuşçu Kadızade-i Rumi’nin ölümünden sonra da Semerkand Rasathanesinin başına getirilmiştir. (DİZER, Ali Kuşçu, 1988:4)

    Uluğ Bey’in kurduğu büyük Semerkand Rasathanesi hakkındaki bilgiler Abdürrezzak, Babür ve Uluğ Bey’in eserlerinde az da olsa bulunmaktadır. Babür eserinde Kuhuk tepesinde astronomi tablolarının hazırlanması için gözlem aletlerinin bulunduğu bir rasathanenin yapıldığını ve burada Ziyc-i Gürgani adıyla da bilinen Ziyc-i Uluğ Bey’in hazırladığını yazar. Khandmir de Uluğ Bey’in Semerkand şehri yakınlarında bir rasathanenin olduğundan bahseder. Ancak mimarlar hakkında bilgi vermez. Uluğ Bey’in yıldız tablolarının incelenmesi bu gözlemlerin 39 derece 37 dakika enleminde ve 99 derece 16 dakika boylamında yapıldığını gösteriyor. Bu ise Semerkand yakınlarında kurulmuş rasathanenin varlığının en önemli kanıtı olmuştur. Uluğ Bey’in Semerkand yakınlarında inşa ettirdiği bu rasathane dönemin en modern rasathanelerindendir. Rasathanenin kuruluşu sırasında Uluğ Bey Meraga Rasathanesini örnek almıştır. Rasathanenin içinde duyarlı gözlem aletleri vardı. Bunlardan biri araştırmalar sırasında kuadrant olduğu sanılan ancak daha sonra bir fahri sekstant olduğu anlaşılan alettir. Bu alet meridyen doğrultusunda yerleştirilmiş ve yaklaşık 60 derecelik tuğladan yapılmış olan bir yaydı. Bu yayın çapı 40 metre civarında idi. O döneme kadar bu kadar büyük bir gözlem aleti yapılmamıştır. Bu alet yardımıyla Güneş, Ay, gezegen ve yıldızların yükseklikleri ölçülebildiği gibi önemli astronomi sabitleri de büyük duyarlılıkla ölçülebiliyordu. Bu sabitler arasında yıllık presesyon, tutulma düzleminin eğilimi ve dönencel yıl uzunluğu da bulunuyordu. Bina tamamen yıkılmış olduğu için alet hakkında daha detaylı bilgi vermek zordur. Abdürrezzak ayrıca rasathanede dokuz gök katının derece, dakika, Saniye ve saniyenin onda birini gösteren, yedi gezegen ile yıldızları içeren gök küresinden de söz eder.

    M. S. 2. yy.’da yaşamış olan Batlamyus, Hipparchos’un 1022 yıldız içeren kataloğunu Almagest adlı kitabında vermiştir. Bu kataloğu inceleyen Uluğ Bey bazı hatalar olduğunu fark etmiştir. Bunun üzerine çevresindeki bilim adamları ile yeni gözlemler yapmaya başlayan Uluğ Bey “Ziyc-i Gürgani”, “Ziyc-i Cedidi Sultan” ya da “Ziyc-i Uluğ Bey” adları ile anılan yıldız kataloğunu hazırlamıştır. Bu eser hazırlanırken Batlamyus evren modeli örnek alınmıştır. Yani yer merkezli evren modeli benimsenerek tüm gök cisimlerinin yer etrafında döndüğü kabul edilmiştir. Uluğ Bey’in Semerkand yakınlarında kurmuş olduğu rasathanede yaptığı bu çalışmalar onun tüm dünyada ün yapmasını sağladı. Kataloğun hazırlanması sırasında Ali Kuşçu’nun büyük desteğini gören Uluğ Bey’in bu kataloğu dört bölümden oluşmaktadır. Kataloğun giriş bölümünde bu eserin yazılış nedenlerini söyleyen Uluğ Bey kataloğun hazırlanması sırasında yardımcı olan bilim adamlarının adlarını vermektedir. Ali Kuşçu Gıyasüddin Cemşid, Kadızade-i Rumi bu eserin hazırlanmasında önemli yardımları olmuş kişilerdir. Birinci bölümde çevredeki ülkelerde kullanılan takvimler hakkında bilgiler vardır. Yunan, Hicri (Arap), Meliki yada Celali, İran, Uygur yada Hıtay takvimleri olan bu takvimlerin birbirlerine çevrilmelerine ilişkin hesaplar da bu bölümde bulunuyordu. İkinci bölümde ise trigonometrik fonksiyonlar, ekliptik ve ekvatoryal koordinatlar, enlem ve boylamların tayini, meridyen doğrultusunun tayini, gezegenleri ya da iki yıldız arasındaki uzaklıkların hesaplanması ile ilgili astronomik tanımlar bulunuyordu. Eserin üçüncü bölümündü gezegenlerin ve güneşin hareket teorileri ile tutulmalar ve bazı astronomi konuları anlatılıyordu. Dördüncü bölüm ise astrolojiye ayrılmıştı. Uluğ Bey’in ziyc-i’ni 1437 yılında tamamladığı kabul edilir. Ancak Uluğ Bey 1449 yılına kadar Ziyc üzerinde çalışmaya devam etmiştir.

    Semerkand Uluğ Bey’in destekleriyle büyük bir kültür ve bilim merkezi olmuştu. Çeşitli medreseler kuran Uluğ Bey’in yanında çok sayıda bilim adamı vardı. Bunların bir kısmı medreseye dahil, bir kısmı dahil değildi. Ayrıca Uluğ Bey’in sarayı da bir kültür merkezi idi. Büyük bir kütüphaneye sahipti. Ancak bu kütüphanenin kurulan rasathane binasının içinde mi yoksa sarayda mı olduğu bilinmiyor.

    Uluğ Bey bir devlet adamı, astronom ve matematikçi olmasının dışında ava da meraklı bir insandı. Sultan Melikşah gibi o da avda öldürdüğü hayvanların listesini tutardı. Uluğ Bey edebiyatla da ilgilenirdi. Ancak İran edebiyatı hakkında fazla bir bilgisi yoktu. Kardeşleri İbrahim ve Baysungur ile edebiyat sohbetleri yapar ve özellikle İran şairlerinden Nizami’yi çok takdir ederdi. Ayrıca Rüstem-i Hüryani, Tahir-i Abiverdi ve İsmet-i Buhari gibi şairlerin hamisi gibi olmuştu. Tarih ve araştırma konularını çok seven Uluğ Bey Ulus-i arba’a-i Cingizi adını taşıyan bir eser yazmıştı. Ne yazık ki, günümüzde kayıp olan bu eser Cengiz hanedanındaki dört ulusun tarihini anlatmakta idi.

    Uluğ Bey gayet adil bir hükümdar olarak tanınırdı. Babası Şahruh şeriatın hararetli bir taraftarı olduğundan merasime önem vermezdi. Bu nedenle baş emir sarayı ve askeri işleri kendi istediği gibi yönetirdi. Uluğ Bey babasının tersine saray ve askeri idare konularında Moğol geleneklerine çok bağlıydı. O’nun döneminde arazi vergileri en aşağı seviyelere çekilerek çiftçilerin rahatlaması sağlanmıştır. Uluğ Bey tamga adı verilen sanat ve ticaret vergileri üzerinde hassasiyetle dururdu. Tüm İslam âleminde (Maveraünnehr dâhil) bu çeşit vergi şeriata aykırı sayılsa da bu vergi toplanırdı. Bu yazıda Uluğ Bey’in 1411-1447 döneminde yaptığı savaşlara ve siyasi icraatına hacim nedeniyle fazla yer verilmemiştir. Fakat ailesi hakkında bilgi vererek o’nun ölümüne neden olan oğlu Abdül-Latif ve babasıyla yaptığı savaşları ve sonuçlarını aktarmak gerekir.

    Uluğ Bey ömrü boyunca beş evlilik yapmıştır. Ancak bunlardan üç tanesinin isimleri biliniyor. Birincisi onyedi yaşında iken evlendirildiği (1404) Öge Begüm (Öge Biki) dür. Öge Begüm’den 1412 yılında Habibe Sultan isminde bir kızı olmuş fakat çocuk 1414’te ölmüştür. 1419 yılında da Öge Begüm ölmüştür.

    Uluğ Bey’in ikinci eşi Sultan Mahmut Han’ın kızı Ak-Sultan Henike’dir. Bu eşinden boşanan Uluğ Bey’in adı bilinen son eşi Halil Sultan’ın kızı Hüsni Nigar Hanike’dir. Bu beş eşinden başka çok sayıda cariyesi olan Uluğ Bey’in bu eşlerinden ve cariyelerinden yedi kızı olmuştur. Rukiye Sultan Harun’dan Ak-Baş ve Sultan Baht isimli iki kızı, Büyan Kükeltaş’tan Kutluğ Türkan Aga adlı kızı doğmuştur.

    Khandmir yazdığı eserde Uluğ Bey’in kızlarından ve annelerinden bahsederken, Uluğ Bey’in oğullarının annelerinden söz etmez. Uluğ Bey’in iki oğlu Abdullah ve Abdurrahman genç yaşta ölmüşlerdir. Onun halefi olan ve öldürülmesine neden olan oğlu Abdul-Latif’in doğum tarihi bilinmemektedir. Abdullatif büyük annesi Gevher Şad Aga tarafından Herat’ta yetiştirilmiştir. Bir ara kuzeni Ala ad Devle’ye gösterilen ilgiye kızan Abdül-Latif Semerkand’a babasının sarayına gelse de Herat’a geri gönderilmiştir. Abdül-Latif’in bir kardeşi de Abdülaziz’dir. O ağabeyinin tersine Semerkand’da yetiştirilmiştir.

    Her dönemde olduğu gibi taht kavgası Uluğ Bey’in yaşadığı dönemde de olmuştur. Uluğ Bey’in annesi Gevher Şad Aga devletin tüm yönetimini ele almıştı. Onun isteği Baysungur’un oğlu Ala ad Devle’yi veliaht olarak bırakmaktı. Ancak Uluğ Bey’den ve Herat’ta bulunan Abdül-Latif’den de çekiniyordu. Şahruh ise Timur’un ölümü sırasında üç yaşında bulunan oğlu Belh hakimi Muhammed Cuki’yi düşünüyordu. Bunu açıkça belirtmese bile oğlunun halefi olması isteğiydi. Eşi Gevher Şad Aga ise Muhammed Cuki’yi divan işlerine bile karıştırmıyordu. 1444 yılında Şahruh’un hastalanması üzerine onun öleceğini sanan Gevher Şad Aga askeri komutanlardan Celaleddin Firuz Şad’ı etkileyerek onun Ala ad Devle’ye biat etmesini sağladı. Fakat Şahruh’un ölmeyip iyileşmesi tüm planları karıştırdı. Bu arada aynı yıl (1444) Muhammed Cuki öldü ve tahta geçecek kişi belirsizleşti. Ala ad Devle bu belirsizliği kullanıp tahta geçmekten kaçındı.

    1446’da Baysungur’un genç oğlu Muhammed büyük babasına isyan etti ve Hamedan ile İsfehan’ı zapt etti. Bu arada Şiraz’ı da kuşattı. Tüm bunlar olurken Gevher Şad, Abdül-Latif ve Şahrah savaşta, Ala ad Devle ise Herat’ta bulunuyordu. Şahruh torunu ile girdiği savaşta hiç zorlanmadı. Muhammed dağlara kaçtı. Timur İmparatorluğu bir karmaşa içine girmişti. Uluğ Bey de Ala ad Devle ile bir savaşa girdi. Bu savaşın sonunda Ala ad Devle önce Meşed’e daha sonra da Kuçan’a kaçtı. Kardeşi Babür’ün yanına sığındı.

    Horasan seferi sırasında Uluğ Bey ile oğlu Abdul-Latif arasındaki düşmanlık ortaya çıktı. Amuderya’nın karşılıklı iki sahilinde karşı karşıya gelen Uluğ Bey ve Abdul-Latif yaklaşık üç ay bu durumda kaldılar. Abdül-Latif bu savaş sırasında her zaman babasına karşı üstündü. Bir ara Uluğ Bey Semerkand’daki bazı olayları düzeltmek için Semerkand’a döndü. Savaş alanına geri dönüşünde oğlunun üzerine saldıran Uluğ Bey ile Abdül-Latifin orduları Semerkand yakınlarındaki Dimşik’te 1449 Eylül ve Ekim aylarında savaştılar. Uluğ Bey bu savaşı kaybetti. Semerkand’ı teslim ettiği Miranşah’a giden Uluğ Bey’i burada bir sürpriz bekliyordu. Miranşah ona kalenin kapısı açmadı. Bunun üzerine oğlu Abdülaziz ve bazı arkadaşlarıyla Şah Ruhiye, kalesine sığınmak isteyen Uluğ Bey kale komutanı Polatoğlu Memlük İbrahimin onları Abdül-Latif’e teslim edeceğini anlayınca kendi arzusuyla oğluna teslim oldu. Oğlu Abdül-Latif onu öldürmedi ancak elindeki tüm yetkilerini aldı. Bu arada Abdül-Latif babasını yok etme yollarını düşünüyordu. Daha önce Uluğ Bey tarafından öldürülen bir adamın oğlu olan Abbas, Abdül-Latif’e yardım etti. Abdül-Latif şeriata göre yapılması gereken ne varsa yapılmasını istedi ve ruhani bilginlerden bir fetva hazırlamalarını istedi. Semerkand’in tüm kadıları bu fetvayı mühürlemesine karşılık Kadı Miskin bunu mühürlemedi.

    Uluğ Bey tüm bu planlardan habersiz oğluna hacca gitmek istediğini belirtmiş ve hazırlıklar yapılarak hacı adayları ve beraberindekilerle Semerkand’dan ayrılmıştı. Ancak onlara yetişen bir haberci hazırlıkların tam yapılmadığını belirterek yakın bir köyde durmalarını ve uğurlama töreninin yeniden yapılacağını belirtti. Tüm olacaklardan habersiz Uluğ Bey köye geldiğinde elleri bağlanır ve diz çöktürülerek Abbas tarafından başı gövdesinden ayrılarak katledilir. (27 Ekim 1449) Mezarında 10 Ramazan 853 yazmaktadır. Bir iktidar kavgası sonucunda büyük bir bilim adamı, bir hükümdar oğlu tarafından katledilerek Türk tarihine kara bir sayfa olarak girmiştir. Abdül-Latif babasını öldürmekle de kalmayarak onun kurduğu büyük astronomi merkezini Semerkand Rasathanesini yıktırdı.

    15. yy.’da Avrupa’da başlayan gelişmeler denizciliği de etkilemiş ve bunun sonucunda astronomi önemli bir meslek haline gelmişti. Bu dönemde yıldızların konumlarının doğru olarak belirlenmesi denizcilerin yönlerini bulması açısından büyük önem taşıyordu. Avrupalı bilim adamları eski yıldız kataloglarını düzenlemeye çalışırken Uluğ Bey’in hazırlamış olduğu Ziyc-i’den haberdar oldular. Bu kataloğun birçok tercümesi yapıldı. Özellikle İngiltere’de Oxford’da profesör olan John Greaves 1648 yılında Ziyc’in bir bölümünü tercüme etti ve “Quibus acceserunt, Insigniorum Aliguot Stellarum Longitudines, et Latitudines, Ex Astronomicis Observationibus Uluğ Beigi, Tamerlani Magni Nepotis” adı ile yayınlandı. Yine aynı yıl içinde bu eserden alınan coğrafya tabloları “Binae Tabulae Geogrophicae, una Hassir Eddini Persae, Altera Uluğ Beiği Tatari: Opera et Studio J. Gravli” adı ile yayımlandı.Bunlardan iki yıl sonra 1650 de Londra’da ziyc’in birinci bölümü “Epockae celebiores, Astronomis, Historicis, Chronologis, Chataiorum, Syro – Graeconum, Arabam, Persarum, Chorasmionum usitatae: Ex traditione Ulug Beigi” adı ile yayımlandı. Esere olan ihtiyaç nedeniyle kitabın ikinci baskısı yapıldı. 17 yıl sonra 1665 de Thomas Hyde tarafından Uluğ Bey ziycinin Tajik ve Latince bir basımı “Tabulae Long, ac Lat. Stellarum Fixarum, ex observatione Ulug Beigi” adı ile yayımlandı. O dönem için bu yıldız kataloğu çok önemli idi. Çünkü Avrupa’da böyle yıldız katalogları çok değerliydi ve nadir bulunuyordu. Hyde’ın Oxford yayımından 25 yıl soma Jan Hevelius “Prodromus Astronomiae” (Astronomi Habercisi) adlı kitabında Uluğ Bey’in tablolarına yeniden yer verdi. Bu kitapta Batlamyus, Tycho Brahe Riccoli, Prens Hesse ve Hevelius’un katalogları ile Uluğ Bey’in kataloğu karşılaştırılmıştır, Hevelius, Uluğ Bey’e büyük değer vermiştir. Ona kitabında kataloglarından söz edilen diğer beş astronomla gösteren bir resimde yer vermiştir. Bu resimde Uluğ Bey Urania’nın sağındaki ilk yere oturtulmuş ve Uluğ Bey’e büyük hürmet gösterilmiştir. Hevelius’un kitabında yer alan bir başka resimde de Uluğ Bey farklı dönemlerde yaşamın onbir önemli astronomla beraber gösterilmiştir.

    Uluğ Bey’in kataloğunun basılma işlemi Hevelius’dan sonrada devam etmiştir. Flamsted 1725’de “Historia Coelestis” adlı eserinde Bafiamyus,Tycho Brahe, Prens Hesse, Hevelius ve kendi hazırladığı katalog ile beraber Uluğ Bey kataloğunu yayımladı. Bundan sonra 1767 yılında Sfıarpe ve 1843’de Brailly tarafından da yayımlandı. Ayrıca önemli Fransız şarkiyatçı Şedillot tarafından “Uluğ Bey’in Astronomi Tabloları” adı altında bir yayım daha yapıldı.

    Uluğ Bey kataloğu 1437’de hazırlandıktan sonra tüm dünyaya çeşitli bilim adamlarının tercümeleriyle yayıldı. Avrupa ve Asya kütüphanelerinde on tane Uluğ Bey ziycinin nüshası bulunuyor. Bu eserin 15. yüzyıla ait Tajik dilinde yazılmış bir nüshası Özbek Bilimler Akademisinde bulunuyor.

    Uluğ Bey 15. Yüzyılda yaşamış çok büyük bir Türk bilim adamı idi. Kurduğu rasathane ne yazık ki onun ölümünden hemen sonra yıkılmışsa da hazırladığı katalog günümüze kadar gelmiştir. Onun çeşitli siyasi entrikalarla oğlu Abdül-Latif tarafından öldürtülmesi tarihimiz açısından büyük bir talihsizliktir.

    Lâlifer BALİBEYOĞLU

    Astronom-Matematikçi

    Yazı kaynağı : www.altayli.net

    yıldız kataloğu hazırlamış ve rasathane kurmuş hükümdar Türk bilim insanıdır bu kimdir - Eodev.com

    yıldız kataloğu hazırlamış ve rasathane kurmuş hükümdar Türk bilim insanıdır bu kimdir - Eodev.com

    Cevap:

    Açıklama:

    Uluğ Bey in coğrafyaya katkıları nelerdir?

    Kutup yıldızı nerededir?

    Dünya mi daha büyüktür yıldızlar mı

    eodev.com/gorev/9976266

    #team90

    Yazı kaynağı : eodev.com

    KAND�LL� RASATHANES�

    1.Giri�

    Genel anlam�yla g�zlemevi, astronomik ama�l� g�zlemlerin planl� ve �rg�tl� bir �ekilde y�r�t�ld��� kurumdur. Bu kurumlar g�zlemsel astronomi de uluslararas� d�zeyde eleman yeti�tiren ve e�itim-��retimde �nemli yap�c� rolleri bulunan ve �ncelikle ilgili �niversitelerdeki astronomi laboratuvarlar�d�r. Bu tan�ma g�re g�zlemevi denilince ilk akla gelen g�kbilim olmas�na ra�men Kandilli Rasathanesi yer ve g�kbilimlerinde bug�ne kadar kurulu�undaki ama� do�rultusunda planl� g�zlemlerini s�rd�rm��, astronomi d���ndaki b�l�mlerinde yeni ismi ve yeni yap�s� ile lisans�st� ve doktora d�zeyinde e�itim- ��retim faaliyetini de devam ettirmektedir. Kurumsal yap�s� itibariyle T�rkiye�deki di�er Rasathanelerden farkl�d�r.

    2. �slam �lkelerinde rasathaneler 

    �Eldeki kaynaklar giri� k�sm�ndaki tan�ma  uyan ilk rasathanelerin �sl�m aleminde ortaya ��kt���nda hemfikirdirler. Eski M�s�r ve Mezopotamya medeniyetlerinde  rastlanan ilk rasad faaliyetleri, Yunanl�larca daha devaml� bir �ekilde s�rd�r�lm��t�r.

    9. y�zy�lda Abbasi halifesi Me�mun�un (813-833) halifeli�i s�ras�nda Ba�dat�taki �amm�siye ve �am�daki Kasyun (Kassiyun) rasathaneleri ise bilinen ilk rasathane �rnekleridir.� 1,2

    El Sufi ve Ebu�l Vefa  �amm�siye Rasathanesinde �e�itli g�zlemler yapm��lard�r. Ayn� rasathane de Ptolemaios �un El Macesti (Almageste) adl� eserindeki y�ld�zlar g�zlenerek bir katalog haz�rlanm��t�r. O devirde Yahya ibn Mansur ve Muhammed bin Musa el Harezmi g�nd�n�m� (solstice) g�zlemleri de yapm��lard�r. El Harezmi�nin haz�rlad��� gezegen yerleri ve dolan�m s�releri  ile ilgili cetveller 200 y�l elden ele dola�m��t�r. Yahya ibn Mansur her iki rasathanede de yap�lan �al��malar� Muntahan Zic ad�  alt�nda toplam��t�r.�2

    Halife El Me�mun�dan sonra bu g�nk� amat�r g�zlemevlerine kar��l�k gelen ki�isel g�zlem evlerini g�r�yoruz.

    ���phesiz bu devrede de bir�ok bilim adam� yeti�mi�tir. Dicle nehri yak�n�nda kendi evlerinde Banu Musa karde�ler bir seri g�zlemler yapm��lar ve hatta Kufe�deki Jeodetik �l��leri y�netmi�lerdir. �ran�da ya�am�� olan Ebu Hanife Ahmet Dinave� devrin en tan�nm�� astronomi ve fizik bilim adam� olup g�zlemlerini Kitap el Rasad�da toplam��t�r. F�rat nehri yak�n�nda, Rakka�da �zel bir rasathanesi olan Ebu Abdullah Muhammed �bn Cabir �bn Sinan el Battani 887�den 918 y�l�na kadar g�zlemler yapm��t�r. Battani g�zlemlerini Zic el �abi�de   toplam��t�r. Battani�nin rasathanesinde Astrolab, gronom, yatay ve d��ey G�ne� saati, k�rre, paralaktik cetveller, yar��ap� bir  metreden b�y�k bir de duvar kuadran� vard�.

    10. y�zy�lda k���k ki�isel  g�zlemevlerinden tekrar b�y�k rasathanelere d�n�l�yor.

    Bu y�zy�lda kurulan rasathaneler geli�im y�n�nden yeni bir d�nemi temsil eder. Zira rasathaneler belli yerlere yerle�tirilmi�, ihtisasla�t�r�lm��, kurulu�lar haline getirilmi� ve hassas aletlerle donat�lm��t�. Zaman�n en �nemli rasathanesi �eref �l Devle�nin Ba�dad�da saray�n�n bah�esinde in�a ettirdi�i rasathanedir. 988 (h.378) y�l�nda iki astronom bu rasathanede 7 gezegenin g�zlemleri ile me�gul olmu�lard�r. 994 (h.384) y�l�nda  Rey �ehrinde Ebu Mahmud Hamid H�cendi  ekliptik e�imine ait g�zlemler yapt�. B�veyh� melikleri kendi saraylar�nda birer rasathane kurarak zaman�n tan�nm�� astronomlar�ndan Abdurrahman Suf�, �bn�lal�m, Ebu�l Vefa gibi astronomlar� toplad�lar.�2

    10. Y�zy�l��n sonlar�nda F�timi halifelerinden Aziz devrinde yap�m�na ba�lanan ve Halife al-Hak�m (996-1021) taraf�ndan yap�m� devam ettirilen Kahire�deki rasathanede  me�hur Zic el Hak�m adl� eserin sahibi Ebu�l Hasan Ali �bn Abdurrahman �bn Yunus g�zlemler yapm��t�r.�1,2

    11.Y�zy�l��n en m�him rasathanesi Sel�uk Sultan� Melik �ah  (1072-1092) taraf�ndan Isfahan�da kurulmu� olan Melik �ah Rasathanesidir. Bu rasathane o zamana kadar en uzun �m�rl� rasathane �nvan�n� alm��t�r. Bu rasathane de  gezegenlerin g�zlemi �al��ma pro�ram� i�inde bulunuyordu. G�ne�in ilkbahar noktas�nda bulundu�u g�n� ba�lang�� alarak, y�l� ba�latan bir takvim de yap�lm��t�r.

    12.Y�zy�l�da Kahire�de 1120-1125 y�llar� aras�nda tamamlanan ve al-Afdal al-Bataihi�nin ad�yla an�lan rasathane bilim tarihinde yerini alm��t�r.

    13. Y�zy�l  ��sl�m rasathanecili�i bak�m�ndan �ok �nemli bir peryoddur. Bu y�zy�lda Nas�r el Tusi idaresinde 1230-1240 (h.637) y�l�nda  Mera�a Rasathanesi kuruldu. Bu rasathane gerek aletlerinin zenginli�i gerekse i�inde �al��an bilim adamlar�n�n say�s� ve se�kinli�i bak�m�ndan b�y�k �nem ta��r. Bu rasathane de G�ne��in  ortalama  hareketini saptamak i�in ortas� delik bir kubbe bulunuyordu.

    14. Y�zy�l�da ��lhanl� h�k�mdar� Gazan Han taraf�ndan 1300-1304 y�llar� aras�nda in�aat� tamamlanan bir rasathane kurulmu� ve Gazan Han��n bulu�u olan bir yar� k�rre ve �e�itli g�zlem ara�lar� kullan�lm��t�r.

    13.ve 14. Y�zy�l�da yukar�da a��klanan rasathaneler d���nda astronomi e�itiminin medreselere intikal etti�ini g�r�yoruz. Bu medreseler aras�nda ba�ta K�r�ehir ve K�tahya medreseleri gelmektedir. 1272 y�l�nda K�r�ehir�de kurulan CACABEY medresesinde ve 1308 de in�a edilen K�tahya�n�n VEC�D�YE medresesinde, �zellikle 14. y�zy�l�n ilk yar�s�nda astronomi dersleri verilmi�tir.

    15. ve 16. Y�zy�llar�da ��sl�m aleminde rasathane kurma gelene�inin devam etti�ini g�r�yoruz. 15. Y�zy�lda Timur�un saltanat� s�ras�nda T�rkistanda Semerkant bir k�lt�r merkezi haline gelmi�ti. Timur�un torunu Ulu� Bey zaman�nda ise bilimsel �al��malar b�y�k h�z ve �nem kazanm��t�r. Zira kendisi devlet i�leri yan�nda matematik ve astronomi ile �ok yak�ndan ilgileniyordu. Ulu� Bey, 1450 y�l�nda Semerkant�da kurdu�u rasathaneye devrin b�y�k bilim adamlar�n� toplam��t�r. Bunlar aras�nda Kad�z�de Rumi, G�yas�ddin �em�id El Ka�i(Ka�ani) ve Ali Ku��u bulunuyordu.�2

    3. Osmanl�larda astronomi�nin ba�lang�c�

    14. y�zy�l�n ba��nda �znik�te kurulan ilk Osmanl� medresesi ile ba�layan ve Fatih Sultan Mehmet�in fetihten sonra �stanbul�da tesis etti�i Sem�niye medreseleri ile devam eden ve yine �stanbul�da Kanuni Sultan S�leyman taraf�ndan kurulan S�leymaniye Medreseleri Osmanl��n�n y�ksek ��renim sistemi�nin kurumlar�d�r. �te yandan klasik isl�m biliminin Kahire, �am, Meraga ve Semerkant gibi ana bilim geleneklerinin birikimleri �stanbul�a aktar�lm��t�r.

    ��renimini Horasan ve T�rkistan�da tamamlayan Osmanl� T�rkleri�nin ilk astronomu ve matematik�isi Kad�z�de Rumi�nin iki ��rencisi, Fethullah �irvani ve Ali Ku��u�dur. Ali Ku��u ayn� zamanda Ulu� Bey�in de ��rencisi idi. Semerkand Rasathane�sinin m�d�r� olan Kad�z�de Rumi�nin �l�m� �zerine g�zlemevinin ba��na ge�mi�, Zic-i Ulu� Bey�in (Ulu� Bey Zici) tamamlanmas�na yard�mc� olmu�tur. Ulu� Bey�in �ld�r�lmesinden sonra �irvani ve Ku��u Osmanl� �mparatorlu�una gelerek astronomi ve Matematik biliminin yay�lmas�nda etkili olmu�lard�r. Fethullah �irvani Kastamonu medresesine Ali Ku��u ise Ayasofya medresesi m�derrisli�ine atanm��t�r. Ali Ku��u Fatih K�lliyesi�nin ders pro�ramlar�n� Molla H�srev ile birlikte haz�rlam��, ayr�ca �stanbul�un enlem ve boylam�n� �l�m��, ve �e�itli G�ne� Saatleri yapm��t�r. 1474�te �l�m�nden sonra astronomi bilimi eski eserlerin �eviri ve a��klama �al��malar� ile s�rd�r�lm��t�r.

    16.y�zy�l�n ba��nda Osmanl� �mparatorlu�u�nun en ileri gelen Matematik�isi ve astronomu Kad�z�de ile Ali Ku��u�nun torunu Mahmud bin Mehmet (Mirim �elebi)�dir. Mirim �elebi Beyaz�d II�nin emri ile Ulu� Bey�in Zic�ine fars�a bir a��klama yazm��, zaman�n modas�na uygun astroloji �zerine El-Makas�t ad�yla da bir kitap yazm��t�r. 16. Y�zy�l�da Osmanl� imparatorlu�u�nda astronomi ile ilgili bir �ok eser meydana getirilmi� ise de bunlar�n �o�u �eviri ve derleme eserlerdir.�2,3

    16. y�zy�l�da Osmanl� Devleti�nde, do�rudan Osmanl� saray te�kil�t�n�n bir unsuru olan ve Osmanl�larda resmi astronomi i�lerini y�r�ten M�neccimba��l�k  ve daha �ok c�milerin bir unsuru olarak vakit tayini ile ilgilenen Muvakk�thaneler  ba�l�ca astronomi kurumlar�d�r.

    i.Muvakkk�th�neler

    Emeviler d�neminde (661-750) ortaya ��kan muvakk�thaneler, Osmanl�lar�da �zellikle  �stanbul�un fethinden sonra yayg�nla�m��t�r. �stanbul�da ilk in�a edilen muvakk�thane, 1470 y�l�nda Fatih Camii Muvakk�thanesidir. Osmanl�-T�rk medeniyetinde, imaret ad�yla bilinen bu kurumlar hemen hemen her �ehir ve kasabada cami veya mescidlerin bah�esinde bir-iki oda halinde in�a edilmi�lerdir. Bu kurumlar bulunduklar� k�lliyenin vakf� taraf�ndan idare edilirdi.

    �zellikle namaz vakitlerini belirlemek i�in kurulmu� olan muvakk�thanelerde bu i� i�in g�ne� saatleri de yap�l�rd�. Ayr�ca muvakk�tlar, isteyenlere basit astronomi dersleri de verirlerdi. Baz� muvakk�tler senelik takvim ile Ramazan ay� i�in imsakiye haz�rlarlard�. Hemen hemen tamam� basit astronomi aletlerini kullanmay� bildikleri gibi i�lerinde bu sahada eser verecek seviyede bilgi sahibi olanlarda vard�. �stanbul�daki baz� mavakk�thanelerin, m�neccimba��lar�n yeti�mesinde �nemli bir yeri bulunmaktayd�.

    Muvakk�thaneler, 19. Y�zy�lda mekanik saatlerin yayg�nla�mas�na ra�men Osmanl� Devleti�nin sonuna kadar varl�klar�n� muhafaza etmi�lerdir. Cumhuriyetin ilan� ile ba� muvakk�tl�k (1927) ad� alt�nda kurulan yeni bir m�esseseye devredilen muvakk�thaneler 20 Eyl�l 1952�de kapat�lm��t�r.

    ii.M�neccimba��l�k

    Osmanl� Devleti�nde ve hususiyle sarayda bulunan m�neccimlerin ba��nda bulunan ki�iye �m�neccimba��� denilmektedir. M�neccimba��l�k ar�iv belgeleri ve kaynaklardaki bilgilere g�re 15.y�zy�l��n sonlar� ile 16. y�zy�l��n ba�lar�nda ortaya ��km�� bir kurumdur. Osmanl� saray�nda b�run (selaml�k) erkan�ndan olan m�neccimba��lar, aslen ilmiye s�n�f�na mensup, medrese mensubu ki�iler aras�ndan se�ilmekteydi.

    16.y�zy�lda m�neccimba��lar�n astronomi ve astroloji alan�nda saraya ait bir�ok vazifesi bulunmaktayd�. M�neccimba��lar 16. Y�zy�ldan itibaren saray ve ileri gelen devlet adamlar� i�in takvim, imsakiye ve zayi�e (f.i.y�ld�zlar�n belli zamanlardaki yerlerini ve durumlar�n� g�steren cetvel) gibi i�ler yapmaya ba�lam��lard�. M�neccimba��n�n en �nemli vazifesi takvim haz�rlamakt�r. Takvimler 1800 senesine kadar Ulu� Bey Zici�ne g�re bu tarihten sonra da Jacques Cassini Zici�ne g�re hesap edilmi�tir. �msakiye haz�rlamak, �nemli olaylar�n tatbikinde u�urlu saatler belirlemek, Kuyrukluy�ld�z, yang�n, deprem, Ay ve G�ne� tutulmalar� gibi olaylar� takip edip yorumlar� ile birlikte saraya bildirmek g�revleri aras�nda idi.     

    Ulema s�n�f�na mensup saray memurlar�ndan olan m�neccimba��lar, Silahtar a�aya ba�l� olan hekimba��n�n maiyyetinde bulunduklar�ndan tayin ve azilleri de onun taraf�ndan y�r�t�l�rd�. Osmanl� devletinde 37 ki�i m�neccimba��l�kta bulunmu�tur. M�neccimba��lar ilmiye mensubu olduklar�ndan dolay� kad�l�k ve m�derrislik gibi vazifeleri de yapm��lard�r.

    En �nl�leri: Tak�yyuddin al-Ra��d (1526-1585)kurdu�u rasathane ile, H�seyin Efendi (�.1650) zayir�elerinin isabetiyle, Dervi� Ahmet Dede (�.1702) yazd��� C�mi� al-Duval  adl� tarih kitab�  ile tan�nm��lard�r.

    M�neccimba��l�k m�essesesi 1924 y�l�nda M�neccimba�� H�seyin Hilmi Efendi�nin �l�n�nden sonra yeni tayin yap�lmayarak la�vedilmi�, yerine 1927 y�l�nda ba� muvakk�tl�k makam� tesis edilmi�tir.�1        

    4. Osmanl�larda ilk ras�dh�ne

    9. ve 15. Y�zy�llar aras�nda isl�m aleminde, serpilip geli�en rasathaneler 16. Y�zy�ldan itibaren bat� aleminde ciddiyet ve �nemle ele al�nm�� ve bu hususta �st�nl�k bat� alemine ge�mi�tir. Bat��da Kopernik�le ba�layan astronomi�deki kuvvetli ak�m 1576 y�l�nda Danimarka kral� II. Frederik�in yard�m�yla Hven�de, Tycho Brahe�nin in�a ettirdi�i Uroniborg Rasathanesi ile modern astronomiye giden yolu a�t�. O devir i�in en m�kemmel aletlerle donat�lan bu rasathane�de 20 y�l aral�ks�z s�ren g�zlemler eksikleri ve yanl��l�klar� da olsa daha sonra gelen Kepler�in modern astronominin temelleri say�lan kanunlar�n� ortaya koymas�na imkan verdi.�1

    16. y�zy�l da  bat�da modern rasathaneler kurulurken Osmanl�larda ilk rasathane �stanbul�da Sultan III. Murad d�neminde (1574-1595) Takiyyuddin al-Ra��d taraf�ndan kurulmu�tur.

    �am�da d�nyaya gelen Takiyyuddin, �am ve M�s�r�da e�itimini tamamlad�ktan sonra bir m�ddet kad�l�k ve m�derrislik yapm��t�r. Bu arada astronomi ve Matematik alan�nda �nemli �al��malarda bulunmu�tur. 1570�te M�s�r�dan  �stanbul�a gelen Takiyyuddin, bir sene sonra vefat eden M�neccimba��  Mustafa b. �l� yerine m�neccimba��l��a tayin edilmi�tir. �stanbul�da ba�ta Hoca Sadeddin Efendi olmak �zere me�hur ulem� ve �nemli devlet adamlar� ile yak�nl�k sa�layan Takiyyuddin, sadrazam Sokullu Mehmet Pa�a vas�tas�yla da Sultan III. Murad ile tan��m��t�r.

    Takiyyuddin astronomiye merakl� olan padi�aha kullanmakta olduklar� Ulu� Bey Zici�nin yapt��� hesaplara kafi gelmedi�ini ve yeni bir zic�in haz�rlanmas� gerekti�ini anlatarak rasathane kurulmas�   fikrini a�m��t�r. Bu teklife destek veren III. Murad �al��malar�n� Galata Kulesinde s�rd�ren Takiyyuddin�e Kabata� s�rtlar�nda bir rasathane kurulmas� i�in b�t�e ay�rm��t�r. 1577�de k�smen tamamlanan, iki ayr� binadan olu�an D�r al-Ra�ad al-Cad�d ad�ndaki rasathanede bir de 40 ar��n (27.2m) derinli�inde bir g�zlem kuyusu (�ah-� rasad) bulunmakta idi.

    Takiyyuddin, eski isl�m rasathanelerinde kullan�lm�� olan aletleri imal etmi�, ilaveten  yeni  aletlerde icat etmi�tir ve g�zlemlerinde kullanm��t�r. Rasathane�de �o�unlu�u astronomi ve matematik kitaplar�ndan olu�an b�y�k  bir k�t�phane de kurulmu�tur. Rasathane�nin Takiyyuddin ile beraber 8 r�s�d, 4 k�tip, 4 yard�mc� eleman olmak �zere 16 ki�ilik kadrosu bulunuyordu.

    Takiyyuddin,ilk defa mekanik saat kullanarak �ok dakik g�zlemler yapm��t�r. Di�er taraftan da astronomi hesaplar�nda altm�� tabanl� say� sistemi yerine on tabanl� say� sistemini kullanmakla ve ondal�k kesirlere g�re trigonometri cetvelleri haz�rlamakla dikkat �ekmi�tir. Ekliptik ile ekvator aras�ndaki 23ο 27l�k a��y�  23ο 28 40 bularak ilk defa ger�e�e en yak�n do�ru dereceyi hesaplam��t�r. G�ne� parametreleri hesab�nda da yeni bir y�ntem uygulam��t�r. Sabit y�ld�zlar�n boylamlar�n�n tespitinde ise Ay yerine Ven�s�� kullanarak daha dakik neticeler elde etmeyi planlam��t�r. Osmanl�larda otomatik makineler �zerine ilk eseri de Takiyyuddin yazm��t�r.�1

    Rasathane�de bulunan aletler ise:

             Z�t al- halak (armillae zodiak)

             Kadran (mural quadrant)

             Z�t�al-samt va�l-irtif� (azimuthal semicircle)

             Zat al-�u�beteyn (triqutrum)

             Rub�u mistar (Rub�u deffe)

             Z�t al-sukbatayn (dipotra)

             Zat al-avt�r (G�ne��in ekinoks noktas�na geldi�ini bildiren alet)

             Al-mu�abbaha bi�l-man�tik (y�ld�zlar aras�ndaki uzakl��� �l�meye yarayan alet) 

    Rasathane �ok k�sa say�labilecek bir zamanda olduk�a �nemli �al��malar yapm��t�r.Yap�lan g�zlemler SidratMuhtaha�l-Afk�r f� Malak�t al-Falak al- Davv�r (al-Zic al-�ahin��h�)  adl� eserde toplanm��t�r.

    Rasathane �al��maya ba�lad�ktan k�sa bir s�re sonra, Ekim ay�nda, 1577�nin me�hur kuyruklu y�ld�z� g�zlenmi�, Takiyyuddin, bu olay�n �ran ordusuna kar�� kazan�lacak zaferin vesilesi oldu�una dair kehanetini padi�aha iletmi�tir.

    Takiyyuddin�nin  �al��malar�n� destekleyen Hoca Sadettin Efendi ile anla�mazl�k i�inde olan �eyh�lisl�m Ahmet �em�eddin Efendi 1578 y�l�ndaki veba salg��n�n rasat yap�lmas�ndan dolay� oldu�una karar vererek ihrac� rasad me��um ve perde-i esrar� felekiyeye k�ttahane ittilan c�r�etin vehamet ve akibeti meczundur; hi�bir m�lkte m�ba�eret olunmad� ki mamur iken harap ve b�nyan� devleti zelzelenaki inkil�p almaya �eklinde fetva vermi�tir. Bunun �zerine rasathane 22 Ocak 1580 tarihinde Padi�ah��n emriyle Kaptan-� Derya K�l�� Ali Pa�a taraf�ndan top ate�i ile y�k�lm��t�r.�1,2    

    Takiyyuddin�in kurdu�u rasathane�nin y�k�lmas�ndan sonra Osmanl� Telgraf �ebekesini iyile�tirmek amac�yla davet edilen M�sy� Aristide Coumbary�nin bir Meteoroloji Merkez B�rosu niteli�indeki b�royu kurmas�na kadar Osmanl� �mparatorlu�unda resmi bir rasathane olu�umunu g�rm�yoruz.

    Bu arada elbette astronomi e�itimi devam etmi� ve astronomi ile ilgili eserler  yay�nlanm��t�r. 17. Y�zy�lda �aml� Ebu Bekir bin Behram-�d-D�m��ki ad�nda bir yazar co�rafya �zerine �al��m�� ve Kopernik�in evren sisteminden s�z etmi�tir. Siirt�te Tellu k�y�nde oturan Erzurumlu �brahim Hakk�, astronomiye dair iki eser yay�nlam��t�r.  Ahmet III (1703-1730) zaman�nda Cassini�nin cetvelleri getirtilmi�tir. �zellikle Mustafa III (1757-1774) zaman�nda bu cetveller T�rk�eye �evrilmi�, Fransa�dan astronomi alan�nda kitaplar al�nm��, Prusya Kral� Frederik�den �� m�neccim istenmi�tir.

    Astronominin �lkemizde yeniden canlanmas� bug�n �stanbul Teknik �niversitesi b�nyesinde faaliyetini s�rd�ren M�hendishane-i Bahr-i H�mayun (1773) ve M�hendishane-i Berr-i H�mayun (1795) okullar�n�n a��lmas� ve takiben 1845 y�l�nda Harbiye mektebinin iyile�tirilmesi, r��tiye (ortaokul) ve 1869�da a��lan idadilerde (lise) astronomi derslerinin okutulmas� ile yeniden sa�lanm��t�r.

    5. Osmanl�larda ikinci ras�dh�ne, T�rkiye Cumhuriyetinde ilk rasathane

     

                Resim 1: Rasathane Amblemleri

    Rasathane-i Amire (Observatoire Imperial Meteorologique)

    Rasathane-i Amire-i Ala-i M�lcev (1868)8

    Rasadhane-i Havaiyye-i Osmaniye9

    Maarif Vek�leti Hey�et Fiz�k� Arz� �stanbul Rasathanesi (1928)2

    K�lt�r Bakanl��� �stanbul Rasathanesi (1936)2

    Milli E�itim Bakanl��� Astronomi ve Jeofizik �stanbul Kandilli Rasathanesi (19402

    Bo�azi�i �niversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Ara�t�rma Enstit�s�17

    Bo�azi�i �niversitesi Rekt�rl���, Kandilli Rasathanesi, G�k ve Yer Bilimleri Ara�t�rma ve Uygulama Merkezi (1984)17

    Bo�azi�i �niversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Ara�t�rma Enstit�s�, Kandilli Rasathanesi Ara�t�rma Merkezi (1993-1995)18,19

    Bo�azi�i �niversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Ara�t�rma Enstit�s� (1995)

    1863 y�l�nda, Frans�z meteoroloji te�kilat�,  telgraf �ebekesi vas�tas�yla meteorolojik bilgileri iletmeye ba�lad�. P.T.T. idaresinin T�rkiye telgraf �ebekesini iyile�tirme amac�yla Fransa�dan davet etti�i M�sy� Aristide Coumbary, (1826-1896) Fransa�daki sistemi �rnek g�stererek  f�rt�nalar� bir mahalle gelmeden �nce  telgrafla haber verme esas�na dayanan bir sistemin  kurulabilece�ine dair raporu zaman�n y�netimine sundu. Bunun �zerine �lke i�indeki telgrafhanelere meteoroloji aletleri konulmu� ancak verim al�namam��t�r.

    Rasathane-i Amire meteoroloji rasathanesi olarak kurulmu� ise de eldeki evrak ve bas�l� eserlerden Astronomi Rasathanesi olma �abalar� i�inde oldu�u anla��lmaktad�r. �lk M�d�r� M�sy� Coumbary 3 A�ustos 1869 tarihinde Maliye Nezaretine yaz� yazarak alet ve kitap al�m� i�in istekde bulunmu�tur. �stedi�i kitaplar i�inde astronomi kitaplar� da vard�r. Al�nmas�n� istedi�i aletler aras�nda da y�ld�zlar� g�zlemek ve aralar�ndaki mesafeyi belirlemek i�in rakkas-i n�cumi (y�ld�z sarkac�) gibi aletler de vard�r.  Ayr�ca telgrafhaneye yak�n bir binaya ta��nmak istemektedir. 1872 y�l�nda yay�nlanan Rasathane-i Amire Sal-name�si  (Resim 2)

    Resim 2: 1872 y�l�na ait salname2

    bir Astronomi takvimi olup, gezegenler, kuyruklu y�ld�zlar, ���k y�l� uzakl���, y�ld�z zaman�n�  G�ne� zaman�na d�n��t�r�lmesi, y�ld�z y�kseklikleri�nin tayini, enlem tayini vs�den bahsetmektedir. 

    5.1. Rasathane binas� yap�m� ve yer se�imi �al��malar�

    1894 B�y�k �stanbul Depremi�nden sonra 1895 y�l�nda Rasathane-i Amire�de depremle ilgili alet al�mlar� ve Rasathane�ye ait �zel bir bina yap�lmas� i�in yer se�imi �al��malar� ba�lam��t�r.

    16 Ocak 1895 tarihli irade-i seniye�de  �stanbul�da yeni  bir rasathane in�as� ve bunun i�in bir komisyonu kurulmas�  isteniyor.  Bu belgede G. Agamennone�un �talyadan getirtti�i rasat aletlerinin g�mr�kte bulundu�u ve �stanbul�da rasathane olarak �zel bir bina olmad���, oysa buran�n uygar bir �lke oldu�u, bu nedenle gerekenin yap�lmas� i�in ad� verilen ki�ilerden bir komisyon kuruldu�u belirtilmektedir. Ancak irade-i seniyye, uygun yerin aranmas� ve bulunmas�n�n ard�ndan rasathanenin �yle �k�lliyetli masraf edilmeyerek� in�a edilmesi gere�inin de alt�n� �iziyor. Harita ve projenin haz�rlan�p Sadrazama sunulmas� ve bu i�ler yap�lana kadar g�mr�kte bulunan aletlerin korunmas� amac�yla silahhaneye teslim edilmesi isteniyor.

    Rasathane ile ilgili  ilk haber  Moniteur Oriental�in 28 Ocak 1895 tarihli n�shas�nda yay�nlan�yor. Sadaret (sadrazam) makam�na iletilen bir irade-i seniyye, Sultan��n kurulmas�na karar verdi�i meteorolojik g�zlemevinin �zerinde in�a edilece�i yerin se�ilmesiyle g�revli olacak bir komisyon kuruldu�unu bildiriyordu. Kurulan komisyon:

    Gazetede, komisyonun tercihinin, �sk�dar civar�nda �aml�ca yak�n�nda oldu�unun haber al�nd��� yaz�yordu.

    21 �ubat 1895�de sadrazama sunulan komisyon  raporunda.

    Resim 3 :1895 y�l�nda zaman�n y�netimine sunulan rapor 1. ve 5. Sayfalar5

    yer olarak �i�li�de sergi i�in �ng�r�len Dar�lacaze binas�n�n kar��s�ndaki araziyi �neriliyordu. "S�zkonusu arazi jeodinamik, astronomi, meteoroloji, ve manyetik servislerinin t�m�n� i�erecek b�y�kl��e ve ko�ullara sahiptir. �n�aat 1 y�l kadar s�recektir. �n�aat�n t�m�n�n bitmesini beklemeden rasathane (observatoire m�t�orologique) belirlenen arazide tek odal� bir yere ta��nabilir. Bunun maliyeti 8.250 kuru�u bulacakt�r.5� Buradan anla��l�yor ki g�n�m�zde de ayn� disiplinlerde faaliyetini s�rd�ren Kandilli Rasathanesi�nin te�kilat yap�s� o zamanlarda olu�turulmu�.

    Bu rapora yan�t 19 May�s 1895 tarihli irade-i seniye�dir.  �rade-i seniye, �i�li�deki arazinin daha sonra �tevsi  ve m�kemmel surette tanzim olunmak uzre� rasathane i�in uygun bulundu�unu s�ylemekte ve ge�ici yerle�menin Silahhane-i H�mayun bah�esine  veya Kad�n Efendi�nin kona��n�n kar��s�ndaki Dutlu�a yap�labilece�ini ancak yeni bina yap�ld���nda terk edilecek ge�ici yap�n�n Silahhane�ye kalabilmesi i�in kendi bah�esinde yap�lmas�n�n daha uygun oldu�una karar verildi�ini belirtmektedir.

    23 May�s 1895 tarihinde Moniteur Oriental �ordre sup�rieur� olarak niteledi�i haberinde Rasathane�nin Ma�ka�daki b�y�k Silahhane-i Amire �nin bah�esinde  in�a edilecek bir binaya yerle�ece�ini  bildirmektedir.

    10 Ekim 1895 tarihinde Moniteur Oriental yap�lmakta olan rasathanenin bitmek �zere oldu�unu, G. Agamennone�un �talya�dan gelen aletlerin montaj�, kullan�m� ve personel e�itimi konular�nda bir rapor d�zenledi�ini bildiriyordu5.�

    Kandilli Rasathanesi ar�ivinde mevcut 23 �ubat 1896 tarihli  rasathane asistan ve sekreteri imzas�n� ta��yan g�zlem defterinin ilk sayfas�nda  (Resim 4), Rasathane-i Amire�nin Beyo�lu�nda Pera (�stikl�l) Caddesi Della Suda Eczane�sinin kar��s�nda, M�d�r� M. Coumbary�in evinin ise �sve�  Sefareti yan�nda oldu�u belirtilmektedir. ��inde bulundu�u binan�n tamiri gerekti�i zaman yine �stikl�l Caddesi �zerinde bu defa Taksim meydan�na yak�n bir yere  ta��nm��t�r.

    Resim 4: Rasathane-i Amire�nin g�zlem defterinin ilk sayfas�2

    Bu arada M�sy� Coumbary�nin vefat� ile bo�alan Rasathane m�d�rl���ne, Astronomi ve �zellikle takvim hesab�nda bilgili, Rasathane-i Amire m�d�r yard�mc�l���n� yapan hocas� Emile Lacoine vas�tas�yla Rasathane ile ili�kisi 1890�l� y�llar�n ba��nda ba�lam�� olan  Salih Zeki Bey (1864-1921), 1896 y�l�nda atan�r. O s�rada Posta ve Telgraf Nez�ret-i Aliyesi Fen Kaleminde   M�hendis olarak �al��makta, di�er yandan Dar���afaka ve M�lkiyede dersler vermekte orta ��retime y�nelik kitaplar yazmaktad�r. 1892 y�l�na ait haz�rlad��� ilk takvim ve 1894 �de E. Lacoin ile birlikte haz�rlad�klar� takvim de G�ne� do�u�-bat��, Ay do�u�-bat��, imsak, ��le, ikindi zamanlar� Ay, G�ne� ve gezegenler hakk�nda bilgiler yer almaktad�r. 

    1900 y�l�na gelindi�inde Rasathane h�l� in�a edilmemi�tir. 17 Eyl�l 1900 tarihinde Moniteur Oriental Rasathane-i Amire�nin Cadde-i Kebir�de (Grand Rue de P�ra) halen yerle�mi� oldu�u binadan atmosferik g�zlemlerin daha iyi yap�labilece�i bir ba�ka binaya ta��naca��n� yazmaktad�r.  �kdam Gazetesi  ise bir binadan �tekine ta��nma  g��ebeli�inden  kurtulmak i�in bir rasathane in�a edilmesini tavsiye etmektedir.

    Buradan Rasathane�nin birka� kez ta��nd��� ve zaman�n maddi imkans�zl�klar�ndan etkilendi�i sonucu ��kmaktad�r. Bu haberler dizisinden ba�ka belge bulunmamas�na kar��n rasathanenin yap�m�n�n ger�ekle�tirildi�i anla��lmaktad�r. 

    Resim 5�de g�r�ld��� gibi Fatin Hoca (G�kmen)� ni 30 Eyl�l 1340 (1924) tarih ve 100 say�l� Milli E�itim Bakanl���  �zel kalem m�d�rl���ne yazd��� rasathane �al��anlar� hakk�nda bilgi verdi�i yaz�da Selefi Salih Zeki Bey�in Hicri 1324 (1906) y�l� Eyl�l veya Ekim sonlar�nda ayr�ld���n� ve yeni tayin yap�l�ncaya kadar, yani Fatin G�kmen Rasathane-i Amire m�d�rl���ne tayin edilinceye kadar M�d�rl���n m�nhal (bo�, me�muru bulunmayan yer ) oldu�unu yazm��t�r.  

    Resim 5:   30 Eyl�l 1924 tarih, 100 say�l� yaz�2

    Salih Zeki Bey�in ayr�lmas�ndan sonra (1906), Katip Bedii Bey, Rasathaneyi  Ma�ka top�u okulunun kar��s�ndaki telgrafhaneden Emile Lacoin�in sismo�raflar�n�n bulundu�u binaya ta��yor. Buradan anla��l�yor ki tamamlanan in�aata,  irade-i seniyye iste�i  ile �nce sismo�raflar, daha sonra di�er g�zlem aletleri konulmu�. Sonunda, kal�c� yerini bulmu� olmas�na ra�men   m�d�r� olmayan  Rasathane, 12 Nisan 1909 da (31 Mart ihtil�li)  �eriat�i askerler taraf�ndan tahrip edilip aletleri par�alanm��t�r. Bu g�n �T� ma�ka kamp�s�n� olu�turan tarihi Silahhane bah�esinde b�yle bir yap� bulunmamaktad�r. Par�alanan alet par�alar� i�inde demode bir m�rur aleti, ufak bir teodolit ve iki elektrikli duvar saati devir al�nm��t�r.

    Resim 6: R.D�Aranco imzal�, 1895 tarihli ke�if raporunun ekindeki �izim5

    Resim 6�da g�r�ld��� gibi mimarlar�n tan�m� ile baraka olarak tan�mlanan yap� 6.05mX8.00 m boyutunda bir temel �zerine yerle�en ve k���k bir antreden girilen iki odal� bir yap�d�r. K���k oda g�revliye daha b�y�k olan ise sismografa ayr�lm�� ve sismograf i�in bir pilye haz�rlanm��t�r.

    5.2. Rasathane �cadiye Tepesinde

    Bu ihtil�lden sonra kurulan h�k�mette  E�itim Bakan� (Maarif N�z�r�) Emrullah Efendi, 1909�da D�r�lf�nun Fen Medresesi (Fak�ltesi) astronomi ve hisab-� ihtimali (olas�l�k) m�derrisli�ine g�revini s�rd�ren  Fatin G�kmen�i 21.06.1910 tarih, 1076 say�l� yaz� ile ve 3000 kuru�  maa�la Rasathane-i Amire M�d�rl���ne t�yin etmi� ve Rasathane kurmaya uygun bir yer aramas�n� istemi�tir. Bunun �zerine Fatin G�kmen Vanik�y��n �st�ndeki �cadiye tepesinde bulunan ve Bo�azlar Kumandanl���na mensup bir top�u birli�i ile �stanbul �ehremanetine (Belediyesi)  mensup K��k���lerin  (yang�n� haber veren memur) ikamet etti�i bir k�gir kule ile iki ufak odadan ibaret binan�n yerini be�enmi� ve buran�n tahliyesi ve E�itim bakanl���na  teslimi i�in �al��malara ba�lam��t�r.  �nce  Maliye Bakanl���n�n  bu konudaki izni  Harbiye Nezaretine (Savunma Bakanl���na) bildirilmi� ve buradaki top�u birli�inin �ekilmesi i�in emir verilmi�tir. (4 Eyl�l 1910). K��k��ler ise daha sonra  ayr�lm��lard�r.

    Resim 7: 1910 y�l�nda  Rasathane�nin kullan�m�na tahsis edilen bina2

    �al�l�klarla kapl� olan �cadiye tepesinde  kule ve binadan ba�ka top�u beygirlerinin ba�land��� ah�r vard� ve arazi hazineye aitti. �ncelikle bina restore edilmi�, Fransa�dan Prof. Angot ile temasa ge�ilerek yeni meteoroloji cihazlar� al�nm�� ve 7. 14, 21 saatlerinde meteorolojik rasatlara ba�lanm��t�r.

    1911�de �talya�n�n Trablusgarb�a sald�r�s�, ard�ndan Balkan sava�� ve sonras�nda Birinci D�nya sava��, bitiminde Mondros M�tarekesi ve Kurtulu� Sava�� sebebiyle, Rasathane, Cumhuriyetin kurulup geli�meye ba�lamas�n� beklemek durumunda kalm��t�r. Bu nedenle   b�t�e i�in 1925 y�l�na kadar  14 y�ll�k bir s�re ge�mi�tir. Fatin G�kmen Rasathane'nin geli�imi i�in Bel�ika'daki Uccle Rasathanesini�rnek alm��t�r.2

    5.3. Kandilli Rasathanesin�de Astronomi

    Bu arada Fatin Hoca eline ge�en bir f�rsat� de�erlendirerek 1918 y�l�nda Carl Zeiss firmas�na B�Y�K EKVATORYAL TELESKOP�u (rasathane de genellikle kullan�lan ad� d�rb�n) sipari� etmi� ancak bu teleskop 1. D�nya Sava��na ait Almanya'daki hesaplar�n tasfiyesine kadar �lkemize gelememi�tir. Kaynaklardan bu teleskop�un  �lkemize gelen 3. teleskop oldu�u anla��lmaktad�r. Bundan �nceki iki teleskop�tan ilki  Harbiye Mektebine al�nan uzunlu�u 5 metre, a��kl��� 1 metre olan teleskoptur  ve bu teleskobun K�r�m Sava�� s�ras�nda hastaneye d�n��t�r�len Harbiye Mektebinde  ��kan yang�nda enkaz haline geldi�i belirtilmektedir.  �kincisi ise 31 Mart Vak�as� sonras�nda toplanan alet par�alar� i�inde 8 santimetrelik bir d�rb�n oldu�u ve Kabata� Lisesine verildi�i belirtilmektedir.

    1925 y�l� Rasathane�nin bas�n�n ilgisini �ekti�i y�l olmu�tur. 20 Mart 1925�de  Cumhuriyet Gazetesi�nde Fatin Hoca ile  �Rasathane M�d�r� ile M�lakat� ba�l�kl� r�portaj  yay�nlan�r. Ard�ndan Y�ld�z dergisinden bir gazeteci rasathaneyi ziyaret eder. 9. say�da (May�s 1925) rasathane ile ilgili bir yaz� yay�nlan�r. Bu r�portajda rasathaneye ke�i yolundan ula�an muhabir, �yegane rasathanemiz ne halde� konu ba�l��� alt�nda rasathaneyi �u ifadelerle anlat�r. �Rasathane bir kule ile iki k���k odadan olu�an ah�ap bir binadan ibaret k���k ve zarif bir i� yeridir. M�d�r Fatin Efendi ile birlikte b�t�n mem�rler d�rt ki�iyi ge�memektedir.

    Rasathanemiz hava durumunu ve yer sars�nt�lar�n� kaydetmek i�in muhta� oldu�u aletlerden yoksun durumdad�r. Avrupa rasathanelerinin metr�kat anbar�  bile olmuyacak kadar fakir olan rasathanemizin g�zlemcileri b�t�n mahrumiyetlere ra�men �al���yorlar ve �o�unlukla hava durumu hakk�nda do�ru bilgiler veriyorlar. Rasathanede g�rd���m n�sf�nnehar dairesi alt�na ve hizas�na  konmu� eski ve k���k bir d�rb�nden ba�ka rasat aleti yoktur. B�t�n aletlerin toplam� barometre dahil 10�u ge�memektedir.�

    Resim 8: Y�ld�z Dergisi 9. Say�,  s. 7-8 (Prof.Dr.Atila �zg�� Ar�ivi)

    Fatin Hoca�n�n  hem  Cumhuriyet Gazetesi�ne, hem de  Resim 7�de g�r�len  y�ld�z dergisinde yay�nlanan  r�portajlar�nda  teleskopla ilgili verdi�i bilgi �u �ekildedir:

    �Avrupadan d�rb�n ald�k. Teferruat�yla beraber bize 23 bin liraya mal oluyor. 15 g�n evvel yola ��kar�lm��t�r. Bu d�rb�n i�in bir bina projesi haz�rlad�k. 3-4 odal� ve 10 metro  y�ksekli�inde, bir de kulesi olmak �art�yla 35 bin liraya yap�labilecektir. Para verilmesse d�rb�nden maateess�f istifade edilemeyecek.

    Rasathanelerin �� �e�it d�rb�n� vard�r. Birisi kutru 20 santime di�eri 50 ve ���nc�s� de 110 santime kadard�r. Biz ancak 20 santimli�ini ald�k. Bu d�rb�n ile fiziki astronomi tetkikat� yap�l�r. Kevakibin (y�ld�zlar�n) foto�raflar� al�n�r ve ���k �l�me tetkikat�nda bulunulur. Bu d�rb�ne malik olmakla T�rk Rasathanesi de beynelmilel te�kilata girecektir. ��nk� mesela Avrupa�dan bize ��u y�ld�za yak�n�z� derler. Biz de tetkikat�m�z� yaparak telsiz telgraf�m�zla cevap verece�iz. Yaln�z d�rb�n�m�z k���k mikyastad�r( �l�ekte). Bulgaristan 15 sene evvel bu d�rb�ne malik olmu�tur.�

    Resim 9�da g�r�ld��� gibi  1926 y�l�nda verilen  35 bin lira ile bir taraftan d�rb�n binas�n�n temeli at�lm��, bir taraftan da at�lye ve k�t�phane binalar�, 1935 y�l�nda ise d�rb�n binas�n�n in�aat� tamamlanm��t�r. 1925 y�l�nda gelen d�rb�n 1933 y�l�nda yerine konmu�tur. 1926-1927 ders y�l�nda Fen Fak�ltesi�ndeki 9 Enstit��den biri de Hey�et Enstit�s� idi. Bu Enstit��n�n M�d�r�, ilm-i hey�et-i riy�z�, hat�ya nazariyesi,  hisab-� ihtimali derslerinin m�derrisi olan Fatin G�kmen idi. Fatin G�kmen�in, Dar�lf�n�n Fen Fak�ltesinin dekanl���n�, Hey�et Enstit�s��n�n  m�d�rl���n� ve Rasathane-i Amire�nin m�d�rl���n� ayn� anda y�r�tt��� anla��lmaktad�r.

     Resim 9: D�rb�n Binas��n�n in�aat� (Prof.Dr.Atila �zg�� Ar�ivi) 

    Fatin Hoca�n�n, Milli E�itim Bakanl���na �Rasathane te�kilat ve tesisat� hakk�nda malumat� konulu,  09.04.1932 tarih, 1147 say�l�  bir yaz�s�nda rasathane ilgili bilgileri ��yle vermektedir.

    �Rasathane d�rt �ube-i ilmiye ile bir idare �ubesi ve birde atelye dairesinden ibarettir. Astronomi  ile ilgili birimlerin isimlerini ise;

    Ayn� yaz�da:

    �... Yaz�n ise G�ne��in lekelerinin ve hedabat�n tahavvulat�n�  tetkik etmek sipektroskopik ve fotografik baz� tecr�belerde bulunmaktad�r. Bu faaliyetimiz tecr�be mahiyetinde olup ilmi tetkikat yapmaktay�z. Hey�etin bu �ubesi en k�lfetli ve masrafl� bir k�s�md�r. Yaln�z bu k���k d�rb�n ile iktifa etmek ve G�ne� tetkikat� i�in bir yelyosta ve 40 cm bir objektifle ve baz� tali teferruat� laz�m ile takviye ve itmam i�in 20 bin lira kadar bir masrafa ihtiya� vard�r ki bu nevakisi mutad tesisat masraf�m�zla d�rt be� senede ikmal edebilmek �midindeyiz. Bu d�rb�n Fizik Hey�etinin en k���k aletidir. Fiziki Hey�inin orta aleti yani a��kl��� 60-70 santim olan bir teleskop ve 35, 50 cm olan bir muadele ve tefferruat� ve bunlara ait binay� husule getirecek bir tekam�l�  bittabi uzun bir atiye b�rakm�� oluyoruz.�

    Bu arada ilk kad�n matematik�imiz -astronom  Paris Pi�mi��in  Fatin Hoca ile ilgili an�s�na de�inmek  yerinde olacakt�r. "Fatin Hoca ile hey�et dersi okuduk�. Fatin Hoca derslerini �nceden haz�rlamadan gelir, bizim verdi�imiz bir kitab� a�ar, bir g�z atar ve dersini m�kemmel anlat�rd�. Fatin Hoca�n�n fevkalade zeki bir insan oldu�unu belirtmek isterim. Onunla da �ok tatbikat yapard�k, bu �ekilde onun d���n�� tarz�n� hissedebilirdim. Burada bir parantez a�mak, bilim �evrelerinde bile k�zlar�n matematikte ba�ar�l� olamayaca�� �eklinde bir �nyarg� oldu�unu anlayabilmek bak�m�ndan yararl� olacak. Ger�i sonralar� Fatin Bey beni Kandilli Rasathanesine almak istemi�ti ama ilk derse geldi�inde talebeler aras�nda Hakime ile beni g�r�nce g�zl�klerini kald�rarak ��yle demi�ti: Buraya epeyce kad�n talebe geldi. Fakat hi� kimse muvaffak olamad�� 1933 y�l�n�n sonbahar�nda Dar�lf�nun a��lmad�. �stanbul Dar�lf�nun�u �stanbul �niversitesi olmu�tu. 1933�te b�t�n eski profes�rlerin yerine Alman profes�rler geldi.�

    Milli e�itim Bakanl���n�n 1928-1945 y�llar� aras�nda T�rk E�itim sisteminde g�rev almalar� i�in Almanya, Bel�ika, Fransa, �svi�re ve �ngiltere�ye y�lda ortalama 120 ��renci g�nderme projesinin ilk ��rencilerinden olan N�zhet G�kdo�an  1928 y�l� Kas�m ay�nda Matematik ve Fizik ��renimi g�rmek �zere  Fransa�ya gider. 1934 y�l� temmuz ay�nda T�rkiye ye d�nen N�zhet G�kdo�an Kandilli Rasathanesi'nde �al��mak �zere ba�vurur ve �o  da� ba��na tek ba��na g�ndermem� diyen babas� ile beraber rasathaneyi gezerler. G�kdo�an Avrupa'daki rasathanelerin �artlar�n� bildi�i i�in Kandilli Rasathanesini son derece yetersiz bulur. Kendisinin deyimi ile Fatin Hoca da zaten kendisiyle �al��maya pek hevesli de�ildir. 

    Kandilli Rasathanesinde ilk astronomi �al��mas� 19 Haziran 1936 y�l�nda Uluda�da g�zlenen tam G�ne� tutulmas� olmu�tur. Bu olayla ilgili olarak tam tutulma hatt� hesaplar� yay�nlanm�� ve ekvatoryal d�rb�n�n t�p ve merceklerinin  Uluda�a, sonradan Fatin Tepe olarak an�lan g�zlem alan�na g�t�r�lm��t�r.

    Resim 10:  1936 Uluda�da Tam G�ne� Tutulmas� haz�rl�k �al��malar� (Prof. Dr.Atila �zg�� Ar�ivi)

    1912 � 1933 y�llar� aras�nda Rasathane �e�itli kurumlara ba�lanmaya �al���lm��, baz� kurumlarda rasathaneye ba�lanmak istenmi�. En son 1950 y�l�nda Teknik �niversiteye ba�lanmas� i�lemleri de sonu�lanmam��t�r. Resim 11�de K�lt�r Bakanl��� �stanbul Rasathanesi  ba�l��� dikkat �ekicidir. 1936 y�l�ndan itibaren de KAND�LL� RASATHANES� ad� zikredilmeye ba�lanm��t�r.

    Resim 11: 19 Haziran 1936 Tam G�ne� Tutulmas� kitap kapa��

    5.3.1. Zaman (Kronometri) Servisi

    Bu servis Rasathane�nin en eski servisidir.  ��yle ki Fatin G�kmen�in 11 Aral�k 1924 tarih, 90 say� ile Milli E�itim Bakanl���na yazd��� yaz�da, deprem, m�knat�s ve mareograf istasyonlar��n�n yan�s�ra  zaman�n incelikli tayini ve muhafazas� i�in al�nacak alet ve yap�lacak tesislerin teklifi  de yer almaktad�r.1960�l� y�llar�n ba��ndaki hedefi,  1 �ef 1 asistan ve bir yard�mc��dan ibaret olan kadrosu ile, �lke i�inde do�ru saat ayar�n� tesis etmek, b�lgesinde uluslararas� bir saat merkezi haline gelmek olan zaman servisi, teknolojik geli�melerle bu y�ndeki hedefinden vazge�mek durumunda kalm��t�r. �n�aat� 1945 y�l�nda  tamamlanan, bug�n jeodezi anabilim dal�n�n faaliyetini s�rd�rd��� binada,  90 mm�lik ge�i� aleti (askania, al�n��� (al.)1927), Zenit Teleskobu (al.1934), Omega kronograf�, Rohde und Schwartz kuars saati makayese osiloskobu (al.1964) Danjon Astrolab�, Hewlett Packard elektronik kont�r kronograf� (al.1967) ile �al��malar�n� 1974 y�l�na kadar s�rd�ren zaman servisi�nin, g�zlemsel �al��malar�:

    Zaman Servisi'nin g�zlem ara�lar�, rasathanenin di�er b�l�mlerinin de kullan�mdan kalkm�� g�zlem ara�lar� ile birlikte Kandilli Rasathanesi M�zesi ve Rahmi Ko� M�zesinde sergilenmektedir.

    26 Aral�k 1925 tarih, 698 say�l� kanunun 3. Maddesine g�re  Hicri-Kameri Ayba�lar� hesab�n�n yan� s�ra  �Adli Astronomi� konusunda bilirki�ilik �al��malar� zamanla artan kadrosu ile 1970 y�l�na kadar s�rd�r�lm��t�r.  1970 y�l�nda adli astronomi konusunda �al��an personeller, kadrolar�yla birlikte Adli T�p Kurumu M�essesesi�ne dahil olmu�tur. O y�ldan itibaren, �Adli T�p Kurumu Kanunu��nun 1982�de yay�nlanmas�n�n ard�ndan zaman servisi,  1983 y�l� ba��na kadar  Adli T�p personeline ev sahipli�i yapm��t�r.

    1991 y�l�nda mahkemelerden rasathane�ye gelen yaz�lar yeniden cevapland�r�lmaya ba�lanm��t�r. Adli T�p Kurumu�nda bu konuda �al��an tek eleman�n 2003 y�l�nda emekli olmas�yla, Adalet Bakanl����n�n 15.10.2004 tarih, 2004 say�l�, 30.01.2006 tarih, 2552 say�l� genelgeleri ile, bu konudaki yetkili kurum�un Kandilli Rasathanesi ve Deprem Ara�t�rma Enstit�s� oldu�u belirtilmi�tir.

    1990�l� y�llar�n ba��nda zaman servisinin tek �al��an�n�n G�ne� Fizi�i servisine kat�l�m�yla, G�ne� Fizi�i servisi  ve Zaman servisi �Astronomi Laboratuvar�� ad� alt�nda birle�mi�lerdir. Halihaz�rda zaman servisinin y�r�tt���; adli astronomi, hicri kameri ay ba�lar�n�n hesab�  ve di�er �al��malar� Astronomi Laboratuvar�nda s�rd�r�lmektedir.

    1991-2011 y�llar� aras� adli astronomi konusunda haz�rlanan raporlar�n say�s� �ekil 1�de g�sterilmi�tir. 2007 y�l�ndan itibaren G�ne� do�u�-bat�� bilgilerinin web ortam�nda sunulmas� �zerine, mahkemelerden gelen bilgi talebinde azalma olmu�tur.

    �ekil 1 �de Adli astronomi konusunda haz�rlan raporlar�n say�s�

    5.3.2. G�ne� Fizi�i (Helyofizik) Servisi

    1930�lu y�llarda Fatin Hoca ile beraber rasathane�nin bilimsel servislerinde  �al��malara katk�da bulunan  3 �niversite mezunu gen� vard�r. Bunlar: Kemal Erkman, Hamit Dilgan ve  Yakup Elbek.

    �W. Gleissberg, Kandilli Rasathanesi�nin d=20 cm, f=305 cm�lik Zeiss mercekli teleskobu�nun 1935 y�l�nda binaya yerle�tirildi�ini ancak uygun personel olmad��� i�in on y�ldan fazla s�re teleskobun �ks�z kald���n�, g�zlemlerin ��rencisi Muammer Dizer taraf�ndan ba�lat�ld���n� yazar�15

    Fatin Hoca�n�n 1932 y�l�nda yazd��� yaz� ile belirtti�i gibi d�rb�nle deneme mahiyetinde g�zlemler yap�lsa da sistematik g�zlemler ba�lamam��t�r.

    1940�l� y�llar�n ortalar�nda ise astronom kadrosunda  G�ne� Fizi�i ve Zaman servisinde Muammer Dizer, Hasan Tay�i ve Tar�k G�kmen�i �al��maktad�r.

    Kandilli Rasathanesinde G�ne� Fizi�i �al��malar�n�n ba�lama gerek�esini 1973 y�l�nda yay�nlanan  kitab�nda2, o zaman m�d�rl�k g�revini y�r�ten Muammer Dizer �u �ekilde a��kl�yor:

    �1947 y�l�na kadar mevcut d�rb�n�n hangi astronomi konusu hizmetinde kullan�laca�� planlanmam��t�r. 1947 y�l�nda d�rb�n�n hizmete sokulmas� ve en yararl� �ekilde kullan�lmas� bir sorun olmu�tur. O y�llarda �stanbul �niversitesi Astronomi Enstit�s�n�n �al��malar� sorunumuzun kolayl�kla ��z�m�ne yard�m etmi�tir

    �al��ma konusu olarak y�ld�zlar astronomisi de�ilde G�ne��in se�iminin ba�l�ca iki nedeni vard�r:

    a.         Birinci neden ekonomiktir. Bilindi�i gibi y�ld�zlar �zerinde ara�t�rma yapabilmek i�in �ok b�y�k, yani �ok pahal� ara�lara ihtiya� vard�r. Halbuki G�ne� g�zlemleri i�in .. cm a��kl�kl� bir d�rb�n kafi gelmektedir. B�yle bir d�rb�n�n teorik ay�rma g�c� bir yay saniyesi alt�ndad�r. Esasen atmosferimizin var olan ko�ullar� bir yay saniyesi alt�nda g�zlem yapma olanaklar�n� vermemektedir. Bu nedenle G�ne� ara�t�r�c�lar� d�rb�n objektifini b�y�tmeyi de�il de atmosfer ko�ullar�n�n iyi oldu�u yerleri tercih etmektedirler.

    b.         �kinci neden ise bat� bilim ortam�na �abuk girmektir. Zira G�ne� problem olarak ele al�n�nca kar��m�za incelenecek ve g�zlenecek bir�ok olay ��kmaktad�r.

    Y�ld�zlar�n evrimi, i�indeki �ekirdek �retimi onlar�n yap�lar� gibi konular astrofizi�in ilgin� sorunlar�d�r. Bu sorunlar evrenin do�u�unu, yap�s�n� giderek ya�am�n s�rlar�n� i�erir. Bu y�zden g�n�m�zde y�ld�zlar� devaml� ve inatla g�zlemek onlardan bilgi almaya �al��mak ka��n�lmaz olmu�tur. G�ne��te bu milyonlarca y�ld�zdan biridir ve d�nyam�za en yak�n olan�d�r. Bu nedenle onu incelemek di�er y�ld�zlar� incelemekten hem daha kolay hem daha ucuzdur. Ayr�ca onun evrimi d�nyam�zdaki ya�am ile s�k� s�k�ya ilgili oldu�undan �ok merak edilen bir konudur. G�ne�teki plazman�n bulundu�u fizik ko�ullar yer y�z�ndeki laboratuvarlarda yarat�lmas�n�n olanaks�z olmas� bak�m�ndan da ilgin�tir.

    B�t�n bu sorulara cevap verebilmek ve bu bilim dal�nda di�er �lkelerle yar�� edebilme amac�, Kandilli Rasathanesinde G�ne� Fizi�i�nin kurulup geli�mesine yol a�m��t�r.

    1953 y�l�nda  Muammer Dizer�in rasat y�ntemi ve rasat aleti ile a��klamalar� �u �ekilde.13

    1947 y�l�n�n Temmuz ay�nda  G�ne� leke rasatlar�na ba�lanm��t�r. �Rasatlar iki metodla yap�lmakta idi

    a- Foto�raf metodu b- Projeksiyon metodu.  �stanbul Bo�az�n�n hemen kenar�nda rasathanemizin semas�nda, umumiyetle rel�tif rutubet miktar�n�n fazla olmas�ndan foto�raf ve projeksiyon la elde edilen neticeler aras�nda olduk�a b�y�k bir fark g�r�ld�. Bu hava �artlar� i�inde elde edilen G�ne� foto�raflar�n�n memnuniyet verici olmamas�ndan dolay�, k�sa bir zaman sonra bu metoddan vazge�ildi ve g�ne� leke rasatlar� yapan rasathanelerin ekseriya kulland��� projeksiyon metodu tercih edildi.

    Rasat aleti:G�ne� leke rasatlar� Zeiss ekvatoral d�rb�n�n viz�el rasatlar yapmaya yarayan, a��kl��� 20 cm ve odak uzakl��� 3.05 m. olan, double (�ift) objektif ihtiva eden, t�p� ile yap�lmaktad�r.Bu t�p�n �zerinde, a��kl��� 6 cm. ve odak uzakl��� 0.75 m. olan bir aray�c� bulunmaktad�r. Keza viz�el t�p�n her iki yan�nda, simetrik olarak, iki foto�rafik t�p yerle�tirilmi�tir.

    Bunlardan biri, 18 cm a��kl���nda 1.20 m odak uzakl���nda bir triple (��l�) objektif ihtiva eden astrofoto�raf�tan, digeri ise, 16 cm a��kl���nda ve 1.07m odak uzakl���nda bir prizm objektiften ibarettir.

    G�n�m�zde zeiss ekvatoryal teleskop ile g�zlemlere devam edilmektedir. G�zlem g�n say�m�z �ekil 2�de, g�zlemleri payla�t���m�z veri merkezleri resim 14 de g�sterilmektedir. G�nl�k leke say�lar� raporumuzu, SIDC (Solar Influences Data Analysis Center)  ve AAVSO�ya  (American Association of Variable Star Observers) g�ndermekteyiz. Fotosfer g�zlemimiz (Resim 15) ve  Fotosfer leke �izim ar�ivimizin tamam� ise, web sayfam�zdan yay�nlanmaktad�r. D�rb�n ayn� zamanda tarihi ge�mi�i ve heybetli g�r�n���nden dolay� rasathanenin gezi pro�ram� dahilinde gelen ziyaret�iler taraf�ndan ve  pro�ram d��� rasathaneye gelen her ziyaret�i taraf�ndan �srarla g�r�lmek istenmektedir.

    �ekil 2: Fotosfer g�zlem say�s�

    Resim 14: SIDC ve AAVSO�veri merkezlerinin  rasathaneye ait g�nl�k veri tranfer aray�zleri

    5.8 Halk astronomisi etkinlikleri

    Kurulu�undan itibaren yer ve g�k bilimlerinde toplumun ihtiya� duydu�u bilgilere cevap verme i�levini  s�rd�ren  Kandilli Rasathanesi�nde   �nceleri d�zensiz, 1992 y�l�ndan itibaren  d�zenli olarak genellikle okullar olmak �zere, �ar�amba g�nleri, rasathane�nin ziyaret g�n� olarak belirlenmi�tir.1-1.5 saat s�ren paket pro�ramla, ulusal deprem izleme merkezi, astronomi ve meteoroloji laboratuvarlar� ve afete haz�rl�k e�itim park�nda her hafta ortalama 160 ki�i (sabah 2 ��leden sonra 2 okul) ziyaret�i kabul edilmektedir. Halihaz�rda bu etkinliklerde  olduk�a ilgi �eken zeiss d�rb�n� kullan�lmaktad�r.

    6.Rasathane'nin d�zenlenmesine katk�'da bulundu�u ulusal ve uluslararas� toplant�lar

    7. Kaynaklar                       

    Bu yaz� Fizik�i H�lya Ye�ilyaprak'�n 14-15 May�s 2012 tarihinde "T�rkiye'de Teleskoplarla Bilim Sempozyumu ve 27 A�ustos-1 Eyl�l 2012 tarihinde XVIII. Ulusal Astronomi  ve Uzay Bilimleri Kongresinde sundu�u bildirilerden derlenmi�tir.

    Yazı kaynağı : www.koeri.boun.edu.tr

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap