Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    yetişkinlerde tansiyon kaç olmalı

    1 ziyaretçi

    yetişkinlerde tansiyon kaç olmalı bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Sağlık Rehberi

    Tansiyon Nedir?

    Tansiyon ya da kan basıncı, kalbin kanı vücudumuza pompalarken damar duvarında oluşturduğu basınçtır. Vücudumuzda belirli bir seviyedeki kan basıncına ihtiyaç vardır. Bu basınç sayesinde dokuların yeterli miktarda kanlanması ve yaşamsal fonksiyonlarını sürdürmesi sağlanmaktadır.

    Büyük ve Küçük Tansiyon Nedir?

    Kalbin kanı vücuda atarken kullandığı güce büyük (sistolik) tansiyon, kan akımı bittikten sonra damarlarda oluşan durgun basınca da küçük (diyastolik) tansiyon denir.

    Tansiyon Nasıl Ölçülür?

    Kan basıncı tansiyon aleti ile ölçülür. Tansiyonun doğru ölçülmesi için şu noktalara dikkat edilmesi gerekir:

    Hipertansiyon (Yüksek Tansiyon) Nedir?

    Hipertansiyon veya yüksek tansiyon, atardamarlardaki kan basıncının normal değerlerin üzerine çıktığı kronik bir hastalıktır. Sistolik kan basıncının (büyük tansiyon) 120 mmHg ve diyastolik kan basıncının (küçük tansiyon) 80 mmHg olması en uygun tan­siyon değeridir. Kan basıncının 120-129/80-84 mmHg olması normal, 130-139/85-89 mmHg olması yüksek normal tansiyon olarak adlandırılır. Kan basıncının 140/90 mmHg’nın üzerinde olması hipertansiyondur. Hastaların % 90-95’inde yüksek tansiyona neden olabilecek altta yatan başka bir hastalık yoktur. Bunlara birincil (primer) ya da nedeni bilinmeyen hipertansiyon denir. Geri kalan % 5-10 hastada yüksek tansiyon bir nedene ya da hastalığa bağlı olarak ortaya çıkmıştır. Buna da ikincil (sekonder) hipertansiyon adı verilir.

    En sık rastlanan ikincil hipertansiyon nedenleri şunlardır:

    Toplumda Hipertansiyon Görülme Sıklığı Nedir?

    Toplumda tansiyon görülme sıklığı %30-45 arasındadır ve yaş ilerledikçe artmaktadır. Türkiye'de her üç erişkinden birinde hipertansiyon vardır.

     ‘Beyaz Önlük Hipertansiyonu’ Nedir?

                Bazı hastaların evde ölçülen kan basıncı normal bulunurken, muayenehanede ölçülen kan basıncı ise hep yüksek bulunur. Bu duruma beyaz önlük hipertansiyonu denir ve toplumda %15 bireyde görülür. Bu hastalarda normal tansiyonlu bireylerle karşılaştırıldığında uzun vadede daha yüksek hedef organ hasarı (kalp-damar hastalıları, böbrek yetmezliği… vb.) görülür. Bu nedenle klinik olarak masum bir durum olmadığı bilinmektedir.

    ‘Maskeli Hipertansiyon’ Nedir?     

    Beyaz önlük hipertansiyonunun tersine bir durum olan maskeli hipertansiyonda, kişilerin doktor muayene odasında yapılan kan basıncı ölçümleri normal bulunurken, evde yapılan veya 24 saatlik ayaktan kan basıncı ölçümleri yüksek bulunmaktadır. Toplumda görülme oranı yaklaşık olarak beyaz önlük hipertansiyonu kadardır. Bu hastalar hipertansiyon hastası kabul edilerek tedavi edilmelidirler.

    Hipertansiyon için Kimler Risk Altındadır?

    Hipertansiyonun Belirtileri Nelerdir?

    Hipertansiyonun tipik bir belirtisi yoktur. Kan basıncınız uzun zaman içerisinde yavaş yavaş yükseldiğinde çoğu zaman hiçbir belirti vermez. Bu nedenle hipertansiyon ‘sessiz katil’ olarak nitelendirilir. Hipertansiyon ile ilişkili olduğu düşünülen belirtiler ise; enseden yükselen baş ağrısı, kafada ve kulaklarda basınç hissi, uğultu, mide bulantısı ve çarpıntı hissidir. Bazı durumlarda göğüs ağrısı ve nefes darlığı da hipertansiyonun belirtisi olabilir. Yine de çoğu tansiyon hastasının hiçbir şikayeti yoktur ve tesadüfen saptanır. Kan basıncında ani yükselme olması durumunda burun kanaması veya göz beyazında kanama görülebilir.

    Hipertansiyonun Zararları Nelerdir?

                Hipertansiyon sinsi bir hastalıktır ve çoğu zaman hiç belirti vermeden tesadüfen

    ortaya çıkar. Hipertansiyon tanısı konana kadar ve sonrasında tedavinin yetersiz kaldığı süre boyunca yüksek olan kan basıncı, içerisinde yol aldığı damarların duvarlarını zedeler. Damar tıkanıklığına yol açarak kalp, beyin, böbrek gibi hayati organlarda birçok hastalık ortaya çıkarır. Hipertansiyon kontrol altına alınmaz ise karşılaşılacak başlıca sorunlar şunlardır;

    Hipertansiyondan Korunmak İçin Öneriler:

    Tansiyon yüksekliği olan bütün hastalara yaşam tarzı ile ilgili değişik­likler önerilmektedir.

    Gebelik ve Hipertansiyon:

                Hamileliklerin %8-10’unda hipertansiyon görülmektedir. Hamilelikte hipertansiyon sorunu yaşayan kadınların çoğunda önceden birincil hipertansiyon vardır. Bazı hastaların idrarında protein atılımının olduğu saptanır ki bu duruma ‘preeklampsi’ denir. Preklamside genellikle hiçbir semptom görülmez ancak bebek ölüm riskini yaklaşık iki kat artırmaktadır. Preklamsi bazen hayati tehlike yaratan ‘eklampsi’ denilen daha ciddi bir hal alabilir. Eklampsi acil olarak tedavi edilmez ise; beyin ödemi, solunum yetmezliği, böbrek yetmezliği, tüm vücutta yaygın damar içi pıhtılaşma ve ölüme neden olabilir.

    Hipertansiyon Tedavi Edilebilir Mi?

                Hipertansiyon tedavisinde temel amaç, hedef organ hasarını önleyerek sakatlık ve ölümleri azaltmaktır. Beslenme ve yaşam şeklindeki değişiklikler tansiyon kontrolünü iyileştirebilir ve ilgili sağlık sorunlarını azaltabilir. Ancak, yaşam şeklindeki değişikliklerin etkili olmadığı veya yetersiz kaldığı kişiler için genelde ilaçla tedavi gereklidir. Hipertansiyonu ilaçlarla tedavi edip ortadan kaldırmak mümkün değildir. Ancak yaşam tarzı değişiklikleri ve uygun ilaç tedavisi ile kan basıncı kontrol altında tutulabilir. Tansiyonun 5 mmHg düşürülmesi felç riskini %34 ve kalp damar hastalığı riskini %21 azaltabilir. Hipertansiyon tedavisi ömür boyudur ve tedavi kesilirse kan basıncı yine eski değerlerine ulaşacaktır. Bu nedenle tedaviye ara verilmemelidir. Hastanın doktor kontrollerine gitmesi çok önemlidir. Çünkü kan basıncı yaş ilerledikçe daha da yüksek değerlere çıkma eğilimindedir. Bu nedenle bugün yetmekte olan ilaç, yarın yetmeyebilir. Aslında kullanılan ilacın etkisi ilk alındığı zamanlardaki kadardır ancak hastalığın ilerlemesi nedeniyle artık ilaç yetmemektedir. Kontrollerde gerektiğinde ilaç dozu arttırılabilir, daha güçlü bir ilaca geçilebilir veya mevcut ilacın yanına takviye ilaçlar verilebilir. Hipertansiyon hastalarının en az yılda bir kez doktor kontrolünden geçmeleri gereklidir. Şeker hastaları, kalp damar hastaları ve böbrek hastaları ise altı ay ara ile yılda en az iki sefer kontrole gitmelidir. Aksi takdirde ilaçlarla kontrol altına alınamayan hipertansiyon uzun vadede organlara hasar verebilir ve daha ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.

    İkincil hipertansiyonu olan hastalarda ise hipertansiyona yol açan hastalık tedavi edilmelidir. Böbrek hastalığının veya hormonal bozukluğun tedavisi ile kan basıncı düzelebilir veya daha az sayıda ilaçla daha rahat kontrol edilebilir hale gelebilir.

    Tansiyon İlaçları Zararlı Mıdır? Bağımlılık Yapar Mı?

                Bugüne kadar hiçbir tansiyon ilacı için bağımlılık yaptığı bildirilmemiştir ancak her ilacın bir yan etki potansiyeli vardır. Bu nedenle hipertansiyon tedavisi doktorlar tarafından düzenlenmelidir. Bir yakınının veya bir tanıdığın ilacını kullanmak doğru bir yaklaşım değildir ve tehlikeli de olabilir. Hipertansiyon tedavisi kişiye özeldir. Yani bazı hastalar için bir grup ilaç özellikle faydalıyken, diğer bir hastaya başka gruptan bir ilaç daha faydalı olabilir. Doktor ilaç seçimini hastanın fizik muayene bulguları, laboratuvar testleri, EKG ve ekokardiyografi gibi ek tetkikler sonucunda yapar. Gerek gördüğünde takiplerde ilaç tedavisini yeniden düzenleyebilir.

    Hipotansiyon (Düşük Tansiyon):

                Düşük tansiyon olarak bilinen hipotansiyon, büyük tansiyonun 90 mmHg, küçük tansiyonun 60 mmHg altında olması durumu olarak tanımlanır. Baş dönmesi, dikkat bozukluğu, göz kararması, mide bulantısı, soğuk terleme, hızlı soluma, yorgunluk ve bayılma en önemli belirtileri arasındadır. Çoğu zaman tansiyon düşüklüğü ciddi bir hastalığa bağlı olmaz ve genelde az sıvı alımına bağlı olarak gelişir. Normal zamanda kan basıncı değeri normalin alt sınırına yakın olan hastalar biraz az su içtiklerinde hemen hipotansif olurlar. Bu durum özellikle terleme ile çok fazla su ve tuz kaybedilen sıcak yaz aylarında daha sık gelişebilir. Eğer hasta kendisini çok kötü hissediyorsa, bayılma riskini de göz önüne alarak kişi düz bir yere yatırılıp ayakları havaya kaldırılmalıdır. Tedavide yapılması gereken kaybedilen sıvının yerine konmasıdır. Bunun için tuzlu ayran gibi içerisine tuz eklenmiş sıvılar tansiyonun normal değerlere gelmesine yardımcı olacaktır. Asıl önemli olan böyle bir durum ile karşılaşmamak için yeterli miktarda sıvı alımına dikkat etmektir. Bunun yanında düzenli yapılacak egzersizler ile hipotansiyon gelişmesinin önüne geçilebilir.

    Yeterli miktarda tuz ve sıvı almasına rağmen hipotansiyon belirtilerini sıkça yaşayan bir kişide başka nedenler araştırılmalıdır. Nadir olarak ishal, aşırı kusma, enfeksiyon, gebelik, bazı kalp hastalıkları ve hormonal bozukluklarda hipotansiyon görülebilir. Bu durumda tedavi asıl nedene yönelik olmalıdır.

    Ayağa Kalkınca Olan Tansiyon Düşmesi (Ortostatik Hipotansiyon):

                Kişinin otururken ya da yatarken aniden kalkma sonrası olan tansiyon düşmesini anlatır. Kişide ayağa kalktıktan birkaç saniye sonra baş dönmesi ve göz kararması olur. Şiddetli vakalarda bayılma görülebilir ve bu durum hastanın düşerek yaralanmasına sebep olabilir. En sık sebepleri arasında; susuz kalma, uzun süreli yatak istirahati, gebelik, şeker hastalığı, kalp hastalıkları, bacak toplardamarlarında yetmezlik ve nörolojik hastalıklar sayılabilir. Aynı şekilde birçok tansiyon ilacı da ortostatik hipotansiyon yapabilmektedir. Daha çok 65 yaş üstündeki kişilerde görülse de tamamen sağlıklı genç bireylerde de görülebilir. Belirtilerini azaltmak için yeterli sıvı alımı yanında düzenli egzersiz yapmak önemlidir. Oturduğumuz veya yattığımız yerden aniden kalkmamak ve bir süre bekledikten sonra yürümeye başlamak ortostatik hipotansiyon gelişmesini önemli ölçüde azaltacaktır. 

    Yazı kaynağı : ankara.baskenthastaneleri.com

    Tansiyon nedir? Çeşitleri ve dikkat edilmesi gerekenler nelerdir?

    Tansiyon nedir? Çeşitleri ve dikkat edilmesi gerekenler nelerdir?

    Tansiyon nedir?

    Atardamarların içindeki kan basıncına tansiyon denir. Kapl kası kasıldığında atardamarlara kan pompalanır. Bu esnada ölçülen basınç sistolik basınçtır. Kalp kası gevşediğinde ise kan damarda durulur; bu esnada ölçülen basınç diastolik basınçtır. Tansiyon ölçümünde sistolik (büyük) ve diyastolik (küçük) kan basınçlarına bakılır. Tansiyon yüksekliğine hipertansiyon denir. 

    İdeal tansiyon, kişiden kişiye göre değişebilir. Ortalama olarak büyük tansiyonun 120-130, küçük tansiyonun ise 70-90 arasında olması normal kabul edilir. Gençlerde ve çocuklarda tansiyonun düşük değerleri normal kabul edilebilir.

    Hipotansiyon (düşük tansiyon) nedir?

    Hipotansiyon çok belirgin olmadıkça hastada belirti vermez ve sakıncalı değildir.  Kalp damar hastalıklarına yakalanma riskinde azalmaya neden olduğu için olumlu kabul edilir. Ani tansiyon düşmesi baş dönmesi, halsizlik ve baygınlığa neden olabilir. 

    Hipertansiyon (yüksek tansiyon) nedir?

    Tansiyon değerlerinin 140/90 mmHg nin üzerinde olması hipertansiyon olarak adlandırılır. Yüksek tansiyon bebeklik döneminden itibaren her yaşta görülebilir. 

    Hipertansiyon nedenleri nelerdir?

    Yukarıda sayılan nedenler, hipertansiyonun en yaygın nedenleridir ancak hipertansiyon hastalarının pek çoğunda neden bulunamaz. Bunlara esansiyel hipertansiyon denir. 

    Hipertansiyonun belirtileri nelerdir?

    Hipertansiyon yıllarca kendini göstermeyebilir. Aşikar hale geldiğinde ise baş ağrısı, burun kanaması, kulaklarda çınlama, halsizlik, sık idrara çıkma ve  bacaklarda şişlik şeklinde belirtiler verebilir. Bu belirtilerle birlikte tansiyon yüksekliği görüldüğünde mutlaka hekime başvurulmalıdır. 

    Hipertansiyon tanısı nasıl konur?

    Tansiyon değerleri 140/ 90 üzerinde olan hastalara EKG, 24 saatlik tansiyon holter, kan ve idrar tetkikleri  ve detaylı fizik muayene yapılır. 

    Hipertansiyon tedavisi nasıl yapılır?

    Hipertansiyon hastalarında ilaç tedavisi yanı sıra yaşam tarzında değişiklik önerilir. Bu hastaların ideal kiloda olmaları, az tuz tüketmeleri, düzenli egzersiz yapmaları gerekir. Altta yatan hastalığın tedavisini yapmak esastır. Çok çeşitli tansiyon ilaçları piyasada vardır. Bunlardan hangisinin kullanılacağına hekim karar verecektir. 

    Bazı hipertansiyon vakaları ilaç tedavisine kolay cevap vermez. Bu vakalara dirençli hipertansiyon denir. Dirençli hipertansiyon hastalarına şah damarı pili takılabilir. 

    Hipertansiyonun vücuda zararları nelerdir?

    Kontrolsüz yüksek kan basıncı başta böbrekler ve kalp olmak üzere pek çok organa zarar verir. Böbrek ve kalp yetmezliği, kalp krizi gelişebilir. Ani ataklar sonucu beyin kanaması veya inme gelişebilir. 

    Yalancı tansiyon nedir?

    Bir kişide yüksek tansiyon olduğunu söyleyebilmek için en az üç ölçüm yapmak gerekir. Tek ölçümle hastanın tansiyon hastası olduğuna karar vermek yalancı tansiyon olarak değerlendirilir. Normal bir insanın tansiyonu gün içinde dalgalanmalar gösterebilir. Hızı yürüme, koşma, egzersiz, yemek yeme sonrası tansiyonunuz yüksek çıkabilir. 

    Gebelikte tansiyon

    Neredeyse her 10 gebeden birinde yüksek tansiyon görülebilmektedir. Gebelik hipertansiyonunun , gebeliğe mi, preeklampsiye mi bağlı olduğu araştırılmalı ve kronik hipertansiyondan ayırt edilmelidir. Gebelik tansiyonu hem anneye hem de bebeğe zarar vermektedir. İleri yaş ve kilolu annelerde kronik hipertansiyon ilk gebelikte tespit edilebilir. Gebelik hipertansiyonu genellikle gebeliğin ikinci yarısından sonra ortaya çıkmaktadır.  Preeklampside görülen hipertansiyonda ise idrarda protein kaçağı bulunmaktadır. Preeklampside ayrıca ödem, baş ağrısı ve karaciğer bozukluğu görülür. Gebelikte az sayıda antihipertansif kullanılabilmektedir. Gebelik tansiyonu erken doğum, bebekte gelişme geriliği, beyin hasarı ve bebeğin plesantasında hasara neden olabilir. 

    Göz tansiyonu

    Halk arasında göz tansiyonu olarak bilinen durumun tıbbi adı glokomdur. Glokom göz basıncının ara ara çok yükselmesi sonucu görme sinirinin zarar görmesidir. Buna bağlı hastanın görmesi gittikçe azalır.  Glokom 40 yaş üstü kişilerde daha sık görülür ve genetik olabilir. Miyoplarda risk daha fazladır. Şeker hastalığı ve hipotiroidizmde ,uzun süreli kortizon kullananlarda ve göz yaralanması olanlarda glokom riski artmıştır.

    Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Sayfa içeriğinde tedavi edici sağlık hizmetine yönelik bilgiler içeren ögelere yer verilmemiştir. Tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurunuz.

    Yazı kaynağı : www.medicalpark.com.tr

    Tansiyon Nedir? Kaç Olmalı? - Prof. Dr. Beril Akman

    Tansiyon Nedir? Kaç Olmalı? - Prof. Dr. Beril Akman

    Tansiyon Nedir?

    Tansiyon (kan basıncı) dolaşım sistemini oluşturan atardamarların içindeki kanın basıncıdır.

    Kanın kalpten pompalanması, daha küçük olan ara damarların direnci ve atardamar çevresinin esnekliği, ölçülen tansiyon rakamını etkiler.

    Tansiyon değeri, tansiyon aleti ile ölçüm yapılarak belirlenir. Bu ölçüm sırasında iki farklı rakam görüntülenir.

    Büyük tansiyon diye bilinen Sistolik Kan Basıncı (kalbin kasılması sırasında ölçülen en büyük basınç) ve Küçük tansiyon diye bilinen Diastolik Kan Basıncı (kalbin gevşemesi sırasında ölçülen en düşük basınç).

    Tansiyon Değerleri Kaç / Nasıl Olmalı?

    Normal tansiyon değeri erişkin bir insanın dinlenme durumunda 120–80 mmHg (cıva) dir.

    Tansiyon değeri kişisel faktörler, cinsiyet, yaş, yaşam tarzı, iklimsel farklılıklar, beslenme durumu ve eşlik eden hastalıklara göre farklılık gösterir. Atardamarların esnekliği yaş ilerledikçe azalır, bundan dolayı tansiyon yükselir. Tansiyon fiziksel hareketlilik ve duygusal strese bağlı olarak da geçici yüksek olabilir.

    Tansiyon sabah-akşam, sıcak-soğuk, mevsimsel geçiş, uyku sorunu durumlarından da etkilenebilir.

    Tansiyon hastasına hangi bölüm bakar?

    Aslında tansiyon hastalarına kardiyoloji bölümünün bakması gibi genel bir anlayış benimsenmiştir. Ancak iç hastalıkları ve nefroloji olarak iki bölümün uzmanı olması sebebi ile nefrologlar hastayı daha bütün olarak her yönüyle değerlendirir ve gerekirse kardiyoloji ve endokrinoloji bölümlerine yönlendirir.

    Bu sebeple şikayetler olduğunda hastanın en az bir kez nefroloji uzmanı tarafından görülmesi, hem doğru tanının konulması, hem de yüksek tansiyonun hedeflerinden biri olan böbreklere zarar verip vermediğinin değerlendirilmesi açısından önemlidir. Devamında gerekirse hasta tüm bölümler tarafından ortak takip edilebilir, tedaviler mevcut durumlara göre ortak düzenlenebilir.

    Vücudumuzun normal tansiyon düzeni nasıldır?

    Doğada birçok biyolojik oluşum belirli bir düzen dahilinde işler ve bu döngüde değişimler gösterir. Zaman içinde insan yapısında da bulunduğu gösterilen bu biyolojik değişimleri inceleyen bilime kronobiyoloji denir.

    Kronobiyoloji ile saptanan bilgilere göre kullanılan tedavilerin yanıtlarında farklılıklar saptanmış ve bu bilgiler belirlenmiştir. Tüm bu bilgilerin ışığında kronobiyolojik değişimlere uygun tedavi anlamına gelen kronoterapi (vücut biyolojik döngüsüne uygun tedavi) uygulamalarının istenen yanıtı oluşturmada daha verimli olduğu gösterilmiştir.

    Kronoterapi bugüne kadar bazı hastalıklarda rutin olarak uygulanmakta iken, son yıllarda hipertansiyon tedavisinde daha etkili sonuçlar doğurduğu görülerek sıklıkla tercih edilmeye başlanmıştır.

    Vücudumuzun biyolojik döngüsü; ırk, cinsiyet, otonom sinir sistemi, vazoaktif hormonlar, kan ve böbreklerle ilgili iç faktörler veya sıcaklık, nem, fiziksel hareketlilik, duygusal durum, sigara / alkol / kahve tüketimi, beslenme alışkanlığı, uyku düzeni gibi dış faktörler kaynaklı değişebilir.

    Normal vücut döngüsünde Beyin, Pineal bez ve Endokrin organlar birbiriyle iletişim halinde olarak salgılar üretirler. Bunun sonucu olarak sabah saatlerinde tansiyonu düzenleyen ve vücut su-tuz dengesini sağlayan kortizol, katekolaminler, renin, aldosteron ve angiotensin; akşam saatleri ve uyku sırasında gastrik asit (mide asidi),GH (büyüme hormonu),prolaktin, melatonin, FSH, LH ve ACTH düzeyleri yüksek seyreder. Bu durum alınan ilaçların emilimi, pıhtılaşma faktörleri, damarların kasılması (vazokontrüksiyon) ve tuz atılımı üzerinde etkilidir.

    Sağlıklı bireylerde tansiyon nasıldır?

    Sağlıklı bireyde bu hormonların etkisi ile biyolojik döngüde, kan basıncının sabah 06.00 ile öğle 12.00 arasında en yüksek, gece 12.00 ile sabah 06.00 arasında en düşük olması beklenir. Yine aynı sebeple gece uykuda dışarıdan gelen etkilerin ortadan kalkmasına bağlı sempatik sinir sistemi etkisi azalır ve gece tansiyonları gündüz tansiyonlarından %10-20 düşük olur. Bu normal düşüşü gösteren kişilere Dipper denir. Bundan daha fazla düşüş gösterenlere de Ekstrem Dipper denir ve

    Anterior iskemik optik nöropati, Kranial iskemi, İskemik olaylar ve Senkop/Bayılma’ya yol açabildiği için tehlikelidir.

    Tansiyon hastalığında (Hipertansiyon) vücudumuzun bu normal biyolojik döngüsü bozulmuştur. Gece olması gereken tansiyon düşüklüğü gerçekleşmez, bu hastalara Nondipper denir.

    Nondipper Yapan Sebepler

    Nondipper olmak aynı zamanda kalp damar hastalıkları riskini arttırır ve hedef organ hasarlarına yol açar. Nondipperlarda kalp krizi riski %40, felç riski %50, kalp kaynaklı ölüm riski %30 artar.

    Özellikle büyük tansiyon olarak bilinen Sistolik Kan Basıncının (SKB) uykuda yükselmesi kalp olayları için büyük risk teşkil eder. Uykuda SKB’deki 5 mmHg azalma, olumsuz kalp olaylarında %14 azalmaya yol açar. Böbrek yetmezliği ve tansiyon hastalarının, tansiyon ilaçlarından en az birini yatarken almaları, gece tansiyon yükselmesini önleyerek, bunun sonucunda gelişebilecek kalp-damar olaylarını üçtebir oranında azaltır.

    Tansiyon Hava Sıcaklığından Etkilenebilir!

    Tansiyon hava sıcaklığından etkilenebilir, mevsimler geçişlerinde ya da gün içinde hava durumuna göre değişim gösterebilir. Bunun sebebi sıcaklık etkisiyle değişen sempatik sinir sistemi çalışması ve değişen hormon salınımıdır. Özellikle 65 yaşını geçmiş kişilerde mevsimsel ve hava durumu ile gelişen tansiyon değişimi daha belirgin olur.

    Hava sıcaklığı 8 derecenin altında ya da 21 derecenin üzerinde ise 8 mmHg kadar tansiyon değişimi oluşabilir. Yaz ve kış ölçümleri arasında 5 mmHg kadar farklılık saptanabilir. Hatta fırtına-yağmurlu havayı takip eden 2 günlük ölçümlerde 24 saatte 5 mmHg, gündüz 4 mmHg / gece 6 mmHg artış görülebilir. Soğuk sempatik sinir sistemini uyararak tansiyonu yükseltebilir, tansiyon ilacı dozunu artırmak gerekebilir.

    Tansiyon ilaçlarına kadın ve erkeklerin yanıtı da farklı olabilir.

    Kronoterapinin hedefi tansiyon değişimine yol açan durumları ve ilaçların en etkili olduğu dönemleri belirlemektir. Böylece en iyi tedavi sonuçlarına ulaşmak, az sayıda ve mümkün olan en düşük dozda ilaç kullanmak, yan etkileri azaltmak ve engellemek amacıyla tansiyon ilacının en iyi etkiye sahip olduğu saatler seçilerek verilir.

    Düşük Tansiyon

    Düşük tansiyon (hipotansiyon) genelde belirti vermez. Ani hareketle veya ayağa kalkınca baş dönmesi, halsizlik ve baygınlığa neden olabilir. Otonom sinir sistemi disfonksiyonu, Kan düşüklüğü (Anemi) veya Amiloidoz ile beraber olabilir. Özellikle gece görülen tansiyon düşüklüğü görme sinirlerinin beslenmesini olumsuz etkileyerek görme kaybına yol açar. Göz hastalarında (glokom gibi) tansiyon düşüklüğü mutlaka incelenmeli ve tedavi edilmelidir. Yaşlı hastalarda ise tansiyon düşüklüğü, düşmelere ve kırıklara yol açabileceğinden tehlikelidir.

    Yüksek Tansiyon

    Yüksek tansiyon ya da hipertansiyon dediğimiz duruma 3 ayrı günde yapılan 3 doktor ofis ölçümü ya da ideal olarak 24 saatlik ambulatuar kan basıncı monitorizasyonu (Tansiyon Holter) ile tanı konulur. 65 yaş altında 140/90 mmHg, 65 yaş üzerinde 150/90 mmHg değerini aşan ölçümler Hipertansiyon kabul edilir.

    Yalancı tansiyon nedir?

    Bir kişide yüksek tansiyon olduğunu söyleyebilmek için en az üç ayrı zamanda ölçüm yapmak gerekir. Normal bir insanın tansiyonu gün içinde hızlı yürüme, koşma, egzersiz, yemek yeme gibi durumlarda dalgalanabilir ve bu arada ölçülen tansiyon değeri yüksek çıkabilir. Bu gelip geçici durumlarda ya da tek ölçümle karar vermek yanıltıcı olduğundan Yalancı Tansiyon olarak adlandırılır.

    Yazı kaynağı : www.drberilakman.com

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap