Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    yaşlı doğup gençleşen adam filmi

    1 ziyaretçi

    yaşlı doğup gençleşen adam filmi bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Benjamin Button’ın Tuhaf Hikayesi

    Benjamin Button'ın Tuhaf Hikayesi

    Benjamin Button'ın Tuhaf Hikayesi

    Ya�l� do�up gen�le�en adam�n hikayesi

    Benjamin Button'ın Tuhaf Hikayesi (film)

    Benjamin Button'ın Tuhaf Hikayesi (film)

    Benjamin Button'ın Tuhaf Hikayesi, F. Scott Fitzgerald’ın 1922 yılında yayımladığı öyküden uyarlanmış, 2008 yapımı film. Yönetmeni David Fincher, senaryo yazarı ise Oscar ödüllü senarist Eric Roth'dur. Başrollerini Brad Pitt ve Cate Blanchett'in paylaştığı film Akademi Ödülleri'nde 13 dalda ödüle aday gösterilmiş ve üçünü kazanmıştır.

    Özet[değiştir | kaynağı değiştir]

    Hikaye, Ağustos 2005 tarihinde, Katrina Kasırgası yaklaşırken New Orleans hastanesinde ölüm döşeğinde olan Daisy'nin, kızı Caroline'a bir günlüğü okutmasıyla başlar. Günlük, Benjamin Button tarafından yazılmıştır.

    11 Kasım 1918'de, New Orleans halkı I. Dünya Savaşı'nın bitişini kutlarken; bir bebek 86 yaşındaki bir adamın fiziksel görünüşü ile doğar. Bebeğin annesi doğumdan kısa bir süre sonra ölür ve babası, Thomas Button, bebeği bir huzurevinin önüne bırakır. Huzurevinde çalışan Afrikalı-Amerikan çift Queenie (Henson) ve Tizzy (Ali) bebeği bulurlar. Hamile kalamayan Queenie, kardeşinin bebeği gibi tanıtarak kendi başına büyütmeye karar verdiği bebeğe Benjamin ismini verir.

    Başta uzun süre yaşamayacağı beklenen Benjamin, zaman geçtikçe fiziksel olarak gelişim göstermeye başlar. Önce tekerlekli sandalyeyle hareket ederken, zamanla koltuk değneğiyle yürümeye, sonra da destek almadan yürümeye başlar. 1930'da hâla yetmişli yaşlarında görünürken, büyükannesi huzurevinde yaşayan Daisy (Fanning) ile tanışır. Benjamin ve Daisy birlikte oynarlar.

    Birkaç yıl sonra, Benjamin, tesadüfen tanıştığı Kaptan Mike'ın New Orleans rıhtımındaki römorköründe çalışmaya başlar. Mike boş zamanlarında Benjamin'i barlara ve genelevlere götürür. İlk gittiğinde Benjamin, babası olduğunu belli etmeyen Thomas Button'la tanışır. Sonra, uzun süreli bir iş için New Orleans'tan ayrılır.

    1941'de Benjamin, römorkör seferiyle gittiği Rusya'da Elizabeth Abbott (Tilda Swinton) adlı bir İngiliz kadınla tanışır. Yeni evli Elizabeth, İngiltere'nin Murmansk'taki ticaret ataşesi olarak çalışan eşiyle birlikte İngiliz hükûmeti adına casusluk yapmaktadır. Elizabeth ve Benjamin'in bir gece başlayan dostça sohbetleri zamanla gizli bir ilişkiye dönüşür. Bir gün, 8 Aralık 1941 sabahında (Pearl Harbor Saldırısı'ndan sonra) Elizabeth beklenmedik şekilde ayrılır ve arkasında bir not bırakır: "Seninle tanışmak güzeldi." Bu esnada Kaptan Mike römorkörüyle ABD donanmasına destek vermeye karar verir ve Benjamin de onunla birlikte savaş bölgesine gider. Römorkör çatışma bölgesine vardığında ateş altında kalır ve saldırıda Kaptan Mike hayatını kaybederken Benjamin ABD donanması tarafından kurtarılır.

    1945'te, Benjamin New Orleans'a döner ve yine Thomas Button'la karşılaşır. Thomas kendisinin babası olduğunu söyler ve Benjamin'e evini ve aile şirketini de içeren bütün servetini miras olarak bırakacağını açıklar. Benjamin bu gelişmeden hoşnut olmasa da, ölümcül hastalığa yakalanmış olan babasının son anlarında yanında olur.

    Benjamin, Daisy'nin New York'ta başarılı bir dansçı olduğunu öğrenir. 1947'de Benjamin New York'ta Daisy'yi habersiz ziyaret eder, ancak başka birine aşık olduğunu görür.

    Daisy 1954'te, dans turu vesilesiyle bulunduğu Paris'te, dans kariyerinin bitmesine neden olan bir araba kazası geçirir. Benjamin Daisy'nin bir arkadaşından gelen telgraf üzerine hemen Paris'e gider. Daisy, Benjamin'i genç görünümüyle gördüğünde şaşırır, başta sevinmesine rağmen Benjamin'e hayatından çıkmasını söyler. Benjamin ise, Daisy'nin iyileştiğinden emin olana kadar gizlice Paris'te kalır.

    1962'de, Benjamin New Orleans'a geri döner. Annesinin evine döndüğünde Daisy'nin evde onu beklediğini fark eder. Şimdi karşılaştırılabilir fiziksel yaştadırlar, birbirlerine aşık olurlar ve birlikte yeni bir hayata yelken açarlar. Bu günden sonra Benjamin ve Daisy ilk kez ilişki yaşamaya başlarlar. Benjamin, babası Thomas Button'dan miras kalan evi satar ve Daisy ile bir dubleks eve taşınırlar. Çift, Daisy'nin yaşlanırken Benjamin'in gençleşmesi olayıyla mücadele ederken, 1967'de bir bale stüdyosu açan Daisy, Benjamin'e hamile olduğunu söyler; 1968 ilkbaharında Caroline adında kızını doğurur. Benjamin, devamlı ters yaşlanma nedeniyle, uzun süreli gerçek bir baba olamayacağına inanır ve Caroline bir yaşına geldiğinde, bütün servetini ve malvarlığını Daisy'ye bırakıp evden ayrılmaya karar verir. Daisy ve Caroline'i geride bırakır.

    1970'lerde tek başına Hindistan'da yaşayan ve seyahatler yapan Benjamin, 1980'de ABD'ye 23 yaşındaki haliyle döndüğünde Daisy'nin dul bir adamla evlendiğini ve kızlarının büyümüş olduğunu görür. Daisy onu bir aile dostu olarak kocasına ve kızına tanıtır. Karışık duygular içindeki Daisy, Benjamin'i otelinde son kez ziyaret eder, burada tekrar birbirlerine olan tutkularını paylaşırlar, sonra bir kez daha ayrılırlar.

    1990'da dul Daisy, bakımevi görevlilerinden bir telefon alır, Benjamin'in terk edilmiş bir evde bulunduğunu öğrenir. Görevliler, hastanede tedavi edilen Benjamin'i, büyüdüğü huzurevine getirmişlerdir. Sosyal hizmet uzmanları Benjamin'in demansın erken belirtilerini gösterdiğini söyler. Görevlilerin kendisine teslim ettikleri günlüğü alan Daisy, her gün huzurevine uğrar ve Benjamin'le ilgilenir. 1997'de ise huzurevine taşınır. 2003 yılına gelindiğinde, doğumunun üzerinden 84,5 yıl geçen ama fiziksel olarak bebek haline gelmiş olan Benjamin, Daisy'nin kollarında iken gözlerini kapatır ve sessizce hayata veda eder.

    Caroline, Benjamin'in günlüğünü okuyarak babası hakkındaki gerçeği öğrendikten sonra Daisy, hastanedeki yatağında Katrina Kasırgası iyice yaklaşmaktayken hayatını kaybeder. Son sözü İyi geceler Benjamin olur.

    Olayların kronolojisi[değiştir | kaynağı değiştir]

    Benjamin’in ölümüne kalan sürenin o anki görünümünü yansıttığı hesap edildiğinde, filmde yaşanan olayların sıralaması aşağıdaki şekildedir:

    Oyuncular[değiştir | kaynağı değiştir]

    Ödüller ve adaylıkları[değiştir | kaynağı değiştir]

    Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

    Dış bağlantılar[değiştir | kaynağı değiştir]

    Yazı kaynağı : tr.wikipedia.org

    Hayatı tersten yaşayan adam!

    Hayatı tersten yaşayan adam!

    Sıradışı hikâyesiyle öne çıkan filmi, Seven, The Game, Fight Club ve Panic Room gibi filmlerinden tanıdığımız David Fincher yönetti. Brad Pitt ve Cate Blanchett gibi birinci sınıf oyunculara, olağanüstü özel efektler de eklenince 13 dalda Oscar’a aday görkemli bir yapım ortaya çıkmış. Senelerdir film yapılması düşünülen The Curious Case Of Benjamin Button / Benjamin Button’ın Tuhaf Hikâyesi’ni senaryolaştıran isim ise, sinema severler için özel imzalardan biri olan Forrest Gump’ın yazarı Eric Roth.

    Oyuncular ‘şüphe’siz çok iyi
    Pulitzer ödüllü bir tiyatro oyunundan uyarlanan Doubt / Şüphe, izleyicisine oyunculuk ziyafeti çektirecek filmlerden. Şüphe, beş dalda Oscar’a aday. İki Oscarlı Merly Streep, yine döktürüyor. Okul müdiresi Aloysius Beauvier rolü ile Streep, heykelciğin en güçlü adaylarından. Film, 1964’te Bronx’ta ilk kez siyah bir öğrencinin beyazların gittiği okula kabul edilmesiyle başlıyor. Müdire çocuğu kanatları altına alan Rahip Flynn’e tacizci şüphesiyle yaklaşmaktadır. Rahip suçlu olmadığını kanıtlamak için zor savaş verecektir.
    Filmi sürükleyici kılan ‘şüphe’nin her an yön değiştirmesi. Seyirci film süresince, acımasız disiplininden taviz vermeyen okul müdiresi ve reformlardan yana olan rahibin doğruları arasında gidip geliyor. Oyuncular arasındaki düellovari uzun konuşmalar müthiş bir oyunculuk gösterisi doğuruyor. Yardımcı oyuncu Oscar’ına aday gösterilen Amy Adams’ın bu rol için Natalie Portman’ı düşünen yönetmen John Patrick Shanley’i hayal kırıklığına uğratmadığı kesin. Siyah çocuğun annesi Viola Adams’ın rahibe ile yaptığı konuşma filme bir şamar gibi iniyor. Şüphe, şüphesiz iz bırakacak bir film.

    İsralli askerin anıları
    İsrailli asker Ari Folman, Beyrut’taki Sabra ve Şatila katliamlarına tanık olur. Askerliğini bitirdikten sonra sinema eğitimi gören Folman, yıllar boyunca orduya bağlı olarak kısa filmler ve reklamlar çeker. Ordudan ayrılmak istediğinde, ona terapiye gitme şartı konulur. Bu terapiler sırasında geçmişte yaşadıklarıyla yüzleşen Ari Folman, anılarından yola çıkarak Waltz With Bashir / Beşir’le Vals’i yazıp yönetir. Belgesel bir animasyon olan Beşir’le Vals’de dönemin tanıklarıyla röportajlar da var. Savaş sırasında yaşananları oldukça sert bir dille anlatan Oscar adayı yapım, 2009 Altın Küre Ödülleri’nde En İyi Yabancı Film ödülünü almıştı.

    Dunya & Desie
    Yönetmen: Dana Neshusthtan
    Oyuncular: Maryam Hassouni, Eva Van De Wijdeven, Theo Maassen, Christine Van Straalen
    Süre: 98 dakika
    imdb.com puanı: 7.1

    GERÇEK MASALLAR
    Bedtime Stories
    Yönetmen: Adam Shankman
    Oyuncular: Adam Sandler, Guy Pearce, Keri Russell, Richard Griffiths
    Süre: 99 dakika
    imdb.com puanı: 6.3

    ÖLDÜR BENİ
    Yönetmen: Korhan Uğur
    Oyuncular: Burak Sarımola, Nihan Aslı Elmas, Erol Alpsoykan, Aysan Sümercan

    Yazı kaynağı : www.milliyet.com.tr

    80 yaşında doğan adamın tuhaf hikayesi

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap