Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    yüzüklerin efendisi güç yüzükleri ekşi

    1 ziyaretçi

    yüzüklerin efendisi güç yüzükleri ekşi bilgi90'dan bulabilirsiniz

    yüzüklerin efendisi güç yüzükleri

    güç yüzükleri

    yüzüklerin efendisi (dizi)

    yüzüklerin efendisi güç yüzükleri

    Yüzüklerin Efendisi: Güç Yüzükleri Dizisinin 3. Bölümünün İncelemesi

    Yüzüklerin Efendisi: Güç Yüzükleri Dizisinin 3. Bölümünün İncelemesi

    yaratıcılık hakikaten ölüyor. özellikle son dönemde bir şeyin ne olduğu, nasıl olduğundan, içinde neyin olduğundan çok daha önemli hale geldi. mesela bir hikayede tek boynuzlu at olacaksa atın kafasına bir tane çubuk bağlamanın yeterli olacağını düşünüyorlar. bu tek boynuzlu at nereden gelmiş, nasıl güçleri varmış, bildiği şeyleri nasıl biliyormuş kimsenin umurunda değil. at var mı var, boynuzu var mı var. daha ne olacaktı deyip geçiyorlar sanırım.

    bunun bir benzerini şimdi üzerine konuştuğumuz dizide de net bir şekilde gördük ilk iki bölümde. herhangi bir oyuncunun kulağına ek yaptığınız zaman o kişi birdenbire elf'e dönüşmüyor arkadaşlar. bu karakterin bir ağırlığı, bi dünya hakkında bildiği şeylerin hal ve hareketlerine etkisi olması lazım ama o havayı bir türlü yakalayamamışlar çünkü şekle verdikleri önemin yüzde birini bile evren kurmaya harcamamışlardı.

    şimdi üçüncü bölüm ile birlikte dizinin yaratmaya çalıştığı evrene daha çok dahil oluyoruz. farklı farklı ve karakterler görüyoruz. peki bir toparlanma var mı? hazırsanız ona da bakmaya başlayalım.


    öncelikle şunu söylemek istiyorum

    ilk iki bölüm için yazdığım yazıda ve hazırladığım videoda geri dönüş olarak bana dizinin sadece karakter ve yer isimlerini aldığını, silmarillion'daki ana hikayenin haklarının satın alınmadığını söylemiştiniz. yani bunu ben de biliyordum öncesinde zaten derdim bu değil. yazının başında da bahsettiğim üzere hikaye akışı takip edilmese bile karakterlerin bi ağırlığını karizmasını falan aktaramamışlar asıl problem buradaydı.

    bu bölümde ise görebiliyoruz ki arkadaşlar bu sorun çözülmüş değil. hatta daha da derinleştirilmiş durumda. şimdi galadriel'in en yüce elf soyundan falan geldiğini hadi bir unutalım. hatta evrende yüce elf kavramı gibi bir şey olmasın (ki bunu zaten yansıtamıyorlar da hadi neyse) ve gloria diye bir karakterin numenor'a geldiğini düşünelim.


    mantıksızlık şurada ki normal bir insanın elf gördüğünde bile bir etkilenmesi, bir şaşırması gerekir. neden? çünkü sizin sadece adını duyduğunuz, dünyanın yaratılışından da ortaya çıkan ve cennet gibi bir yer olan valinor'dan geliyor bu varlıklar. öff elf işte ya demek için çok saçma bir durumdasınız şu an. bunu deneyebilirsiniz kendiniz de ne bileyim bir hikaye yazarken ne bileyim apollon'u gören bir yunan köylüsünün yüzünde bir saygı, korku, şaşırma belirtisi olmasın. ne kadar saçma duruyor değil mi? hah bu dizinin de kendi mitolojik karakterlerine yaklaşımı da aynen bu şekilde.

    ayrıca bakın tüm silmarillion'da ve yüzüklerin efendisinde müthiş bir yitiklik hissi vardır. çünkü valinor ve orta dünya aslında iluvatar ve ainur tarafından güzellik düşüncesiyle yaratıldı. ancak melkor yüzünden bu fikir tepe taklak oldu ve işte çağlar boyu savaşlar çıktı, elf'ler birbirini öldürdü, denizler yarıldı falan. mesela mordor'a falan bakın bu dünya yaratılırken kimsenin aklına böylesine kötücül bir yerin ortaya çıkacağı gelmemişti. ama oldu işte. bu nedenle kuleler ne kadar yüksek, duvarlar ne kadar sağlam olursa olsun o ilk güzellik ve huzur fikri kaybolduğu için hem silmarillion'da hem de yüzüklerin efendisinde temel bir hüzün vardır.

    bu dizide ise o ağırbaşlı havayı hiç göremiyorsunuz. evet o çağda morgoth karanlığa gönderilmiş ve uzun zamandır sauron'dan haber alınamıyor ama o zamana kadar o kadar çok şey oldu ki özellikle elf'lerin bunları ömürleri boyunca unutmasına imkan yok. o nedenle dizinin atmosferini ben hala çok başarısız buluyorum. çünkü temel bir fikri uygulayamamışlar.


    uygulanamayan bir diğer nokta da ana karakterimiz galadriel ile ilgili

    arkadaşlar dünyanın en kötü şeylerinden biri rolün hakkını veremeyen oyuncu olabilir ya. mesela buradaki galadriel'e karizmatik, lider ruhlu, inatçı, dik kafalı gibi bir ana karakterde olması gereken bir yığın özellik yazmışlar. ama karakteri canlandıran hanımefendi bunu sadece sert ve anlamsız bakmak olarak yorumladığı için ortaya bu kötü sonuç çıkmış.

    öte yandan oyunculuk olarak başarılı bulduğum karakterler de var. örneğin dizi yayınlanmadan önce cast tercihi nedeniyle çok eleştirilen ismael cruz cordova dizideki tek elf'e benzeyen elf. arondir ağır başlı, az konuşuyor ve en önemlisi aktarması gereken duyguları hal hareket ve tavırlarıyla falan aktarıyor. gerçi bazen robotq bağladığı oluyor ama wheel of time'ı batıran ekipteki yönetmenlerden birini getirip bu dizide de yönetmen yaparsanız oyuncuların performansının da bi üst sınırda takılı kalması normal.

    ikinci güzel oyunculuk örneğini de hobbit'lerin kısmında görüyoruz. birincisi nori gerçekten bilbo gibi maceraya düşkün ve bu evrenin çocuksu tarafı olan hobbit kitabını andıran bir yapıya sahip. bir de gandalf olduğunu düşündüğümüz meteor adam gerçekten güzel rol yapıyor. şimdi gandalf gerçekte bir maia malum. ve sauron gibi maiar'ların aksine orta dünyaya gelmeye çok istekli değil. yine de görev olarak gönderiliyor. yani bi önceki bulunduğu yerde çok güçlü ve bilge olsa da dünyayı tanımıyor aslında. e geliş şeklinin de şoku var. o nedenle daniel weyman, burada çok güzel bir iş çıkarıyor diyebiliriz.


    sonuç olarak

    dizinin atmosferi çok başarısız ve ana karakter olan galadriel bize hala geçmiyor. bu noktada da tercihlerin yanlış olduğunu söylemek mümkün. çünkü madem ana hikayenin haklarını satın almadınız, keşke nori ve arondir gibi sonradan karakterler bulup evrenin büyük lore'una pek dokunmadan ilerleseydiniz. o şekilde eminim en azından insanların izlerken eziyet çekmediği bir sonuç çıkardı ortaya.

    incelemeyi video olarak izlemek isterseniz de buradan göz atabilirsiniz

    Yazı kaynağı : seyler.eksisozluk.com

    Yüzüklerin Efendisi: Güç Yüzükleri Dizisinin İlk 2 Bölümünün İncelemesi

    Yüzüklerin Efendisi: Güç Yüzükleri Dizisinin İlk 2 Bölümünün İncelemesi

    güç yüzükleri aslında gerçekte vardır. yani direkt parmağınıza alıp takamazsınız ama kavram olarak böyle bir şey var. mesela star wars, yüzüklerin efendisi gibi hayranı çok olan bir evrende bir şeyler yazmak tam olarak güç yüzüğü takmaya benzer. eğer iradeniz sağlamsa size muazzam bir güç sağlayabilir, dünya çapında milyonlarca hayrana çok kısa sürede ulaşabilirsiniz. ancak yeterli vizyonunuz ya da yeteneğiniz yok ise o yüzük sizi kontrol eder, zehirler ve en sonunda da yok eder.

    ben de bu nedenle diziden çok umutlu değildim çünkü proje duyurulduğundan beri hikayede ne olacağından çok cast tercihi falan konuşuldu. kimse de çıkıp arkadaşım rahat olun mis gibi senaryo yazdık falan demedi. bir de yayınlanan son fragmanda müzik seçimi falan insanları iyice şüpheye düşürdü haklı olarak. şimdi bu endişelerimiz yerinde mi değil mi, bir bakalım.

    ama öncelikle dizinin bir de inceleme videosunu yaptım. onu da incelemek isterseniz linki en alta bırakıyorum.

    önce senaryodan başlayalım

    şimdi uyarlamada şöyle bir durum var: elinize aldığınız kitabı senaryo formatına aktarırken mecburen bazı değişiklikler oluyor. bu kim olursa olsun gerçekleşir çünkü yazım yaratıcılık isteyen bir süreçtir ve o aktarım esnasında aktarımı yapan kişinin düşünce yapısı, hayat tecrübesi, dünyaya bakışı falan ister istemez senaryoya dahil olur.

    bu ufak tefek dokunuşlar bazen iyi de sonuç verebilir çünkü ana metindeki eksikliklerin kapatıldığı da olur. ancak bu durum tolkien için geçerli değil çünkü tolkien zaten mükemmel yazmış. yani bazı kitapları okurken yahu şurası da şöyle olsaydı diye aklınıza gelir ya. birincisi, bu tolkien'de gelmez. ikincisi de gelse bile insanın yahu benim ne haddime deyip bu düşünceleri kafasından uzaklaştırması gerekir.

    bu nedenle dizinin senaristlerinin izleyiciyi memnun etmek için yapması gereken şey silmarillion'a olabildiğince sadık kalmaktı. ki zaten orada bir yığın potansiyel var. fingolfin anlat, noldor'un gelişini anlat, valar'ı anlat bir yığın şey önünde hazır duruyor zaten. onun yerine gidip hiçbir yere bağlı olmayan bir senaryo yaratıp onun üzerine oynamışlar.

    ha bakın bu da olabilir. yüzüklerin efendisi ve silmarillion'u alıp bağımsız bir hikaye de yazabilirsiniz. ama bunu yapabilmek için tolkien'i sular seller gibi ezberleyip lore'un dışına bir adım bile çıkmamanız lazım. yoksa sıçış anları başlamış demektir.


    burada ise lore'un içinden geçmişler gibi duruyor

    en büyük hata da gidip galadriel'i ana karakter olarak seçmelerinden geliyor. şimdi ana karakter dediğiniz mücadeleye girer. kimi zaman kazanması, kimi zaman kaybetmesi gerekir. bazen süründüğü bazen dayak yediği falan olur ki izleyici hikayeyi takip ederken heyecanlansın. hah işte galadriel bunları yaptırabileceğiniz bir varlık değildir. bakın kişi ya da karakter demiyorum galadriel üstün bir varlıktır ve böyle günlük şeylerin içinde yer almaz. o kadar kadim ve bilgedir. siz tutar da bu karakteri ne bileyim dağ tırmanırken denizde boğulurken falan gösterirseniz olmaz. ayrıca bi kısım elf biz artık seni takip etmeyeceğiz diyor, galadriel gil-galad'dan elrond'dan falan izin alıyor. olm siz kafayı mı yediniz orta dünyadaki en güçlü varlıklardan biri sizce böyle şeyler yapar mı? ha derseniz ki daha ikinci çağdayız galadriel o kadar güçlenmemiş olabilir ama üçlemede gördüğümüz zamanlarda orta dünya iyice ölmek üzereydi. elf çağı bitiyordu orada gücü daha az diye bile düşünebiliriz. üçlemede lady of the wood olarak bu kadar korkulan ve çekinilen biriyken senaristlerden biri bana ikinci çağda nasıl bu kadar zayıf olduğunu açıklasın lütfen.

    bu zayıflık durumu zaten elf'lerin genelinde var dikkat ettiyseniz. o bilgelik, karizmatiklik, hikmetin ve çok şey bilmenin kişinin üzerindeki etkisi özellikle üçlemede çok güzel yansıtılmıştı. burada ise karakterlerin o ağırlığını hissedemiyoruz. elrond'un mesela kalkıp cücelerin ayağına gitmesi, kapıdan kovulması falan dünyada olacak işler değil.


    peki bu iş nasıl düzeltilirdi?

    aslında bu iş çok basit ve kendileri de bulmuşlar ama devam ettirmemişler nedense. ismael cruz cordova'nın canlandırdığı arondir diye bir elf var bildiğiniz üzere. bu karakter bir gözcü kulesinde görevlendirilmiş durumda. hah işte bu karakteri ana karakter yapsaydınız, elrond'u, galadriel'i falan bu karakterin bir şeyler danışmak için arada sırada gördüğü kişiler olarak düzenleseydiniz hem lore'u karman çorman etmezdiniz, hem bu karaktere özgür şekilde hikaye yazabilirdiniz hem de bu yüksek karakterlerin azametini ve karizmasını elinden almamış olurdunuz. ama onun yerine galadriel'in saldayken insanlar tarafından itilip kakıldığını falan göstermişsiniz. bravo.

    dizinin teknik alanına geldiğimizde ise evet efektlere para gerçekten dökülmüş. hatta o kadar ki neredeyse her sahne çok güzel görünüyor. ama doğal mı? değil. çünkü mesela sahneye baktığınızda arondir'in durduğu kulenin bir kısmının inşa edildiği sahnenin geri kalanının yeşil perde olduğu fark ediliyor. zaten yüzüklerin efendisi filmlerini efsane yapan özelliklerden biri de buydu. her sahne maketle, dekorla, maskeyle falan hallediliyordu. burada ise ver etmişler cgi'ı. mesela üçlemede nazgul'un frodo'yu ağaç altında sıkıştırdığı sahneye bakın. oradaki toprağın ıslaklığı, köklerin uzantısı, nazgul'un atının ayağındaki kurumuş kan bile sahneye çok şey katıyordu. burada da yine geçişler için güzel manzara görüntüleri var ama karakterleri gördüğümüz yerler doğal olmadığı için o gerçekçilik hissi pek yakalanamamış.


    sonuç olarak

    diziyi yapan kişilerin elinde canavar gibi potansiyel varken olmaması gereken karakterlere olmaması gereken işler yaptırdıkları için dizi potansiyelinin çok çok altında kalmış. ha dizi ne bileyim bir wheel of time ya da witcher'ın geralt'ın görünmediği kısımları gibi izlenmeyecek durumda değil. yani yüzüklerin efendisini, silmarillion'u falan nasıl olacak bilmiyorum ama tümden aklınızdan çıkarırsanız keyif bile alabilirsiniz. ancak şu anki haliyle o iş biraz zor gibi duruyor.

    İnceleme videosu

    Yazı kaynağı : seyler.eksisozluk.com

    barış özcan'ın güç yüzükleri videosu

    Yüzüklerin Efendisi Dizisinin Konu Edindiği Güç Yüzükleri Neyin Nesidir?

    Yüzüklerin Efendisi Dizisinin Konu Edindiği Güç Yüzükleri Neyin Nesidir?

    yüzüklerin efendisi dizisinin yayın tarihi açıklandığına göre bilgilerini tazelemek isteyen okuyucular için güç yüzüklerinin tarihine dair bir şeyler karalamak istiyorum.

    arka planında hemen hemen hiçbir edebiyat ürünüyle mukayese kabul etmeyecek zenginlikte bir tarih ve coğrafya ihtiva eden orta dünya'nın kadim ve muktedir hükümdarlarını doğru yoldan saptırmak ve şerre hizmet ettirmek amacıyla annatar sauron tarafından ikinci çağ'da dövülmüş yirmi sihirli yüzüğü odak noktasına alan muhtemel başyapıt...

    güç yüzükleri, silmarillerin ve palantirinin yaratıcısı ve "tengwar" yazısının mucidi olan orta dünya'da eşine az rastlanır bir yeteneğe sahip olan zanaatkar ve büyük savaşçı feanor'un torunu lord celebrimbor'un ve önderliğindeki eregion'un elf demircilerinin başyapıtıydı. elfler tarafından toplam on dokuz güç yüzüğü dövüldü ve on altı tanesinin yaratılmasında sauron'un doğrudan parmağı vardı. bunların arasındaki en üstün üç yüzüğü, celebrimbor tek başına yaptı.

    eseri okuyanların bildiği üzere sauron, güç yüzüklerini orta dünya'da kalan elflere hükmetmek için kullanmayı planladı. bunun için, "tek yüzük"ü hüküm dağı'nın ateşlerinde gizlice dövdü ve tüm yüzükleri ve takanları kendi egemenliği altına almaya çalıştı. ancak sauron tek yüzük'ü parmağına taktığında elfler, bu durumdan hemen haberdar oldu ve güç yüzüklerini parmaklarından çıkardılar. bu duruma oldukça öfkelenen sauron, savaş tehdidiyle elflerin karşısına çıkarak yüzüklerin kendisine verilmesini istedi. neyse ki elfler diğerlerine kıyasla en üstün olan üç güç yüzüğünü sakladı. ancak sauron diğerlerini geri alıp irade kuvvetleri zayıf olan insanlara ve cücelere bahşetti. birçoğumuzun bildiği üzere dokuz güç yüzüğü verilen insanoğlu, zamanla sauron'un karanlık hizmetkarına dönüştü. cüce lordlar ise, ölçülemeyecek kadar zengin oldular, ancak sauron'a tabi olmadı. gizemli, değerli değersiz tüm taşları ve kendi halinde yaşayan şeyleri değil de bir ustanın elleri altında biçim değiştirebilen şeyleri çok seven aksi tabiatlı cüceler için bu zenginleşmenin bir bedeli olmalıydı: güç yüzükleri, kendi içlerinde sonsuz tamahkarlığı alevlendirdi ve bu melun, kendi krallıklarının yıkımlarına neden oldu.

    filmleri izleyenlerin de yakından göreceği üzere bilbo baggins, güç yüzüğüne sahip olduğu uzun mu uzun bir süre boyunca yaşlanmıyordu. buna rağmen, daha fazla yaşam elde edemezdi. bunun en önemli nedeni, sauron tüm yüzüklerin başlangıçta ölümsüz olan elfler tarafından takılmasını amaçladığından, bu muhtemelen yüzüklerin gücünün istenmeyen bir yan etkisi olduğu ifade edilir.


    elflerde bulunan üç yüce yüzük, sauron'dan titizlikle gizlendi. bununla birlikte, savaş silahları olarak ya da başkalarına hükmetme aracı olarak yaratılmadılar; amaçları, taşıyıcılarının ikamet ettiği elf topraklarını korumak ve kötülüğü iyileştirmeye ve kötülüğe direnmeye yardımcı olmaktı. ancak hâlâ tek yüzük'e bağlıydı.

    silmarillion'da, cücelere ait yedi yüzüğün, insanlara verilen dokuz yüzükten temelde farklı olmadığı belirtilir. çünkü başlangıçta sauron bu yüzüklerin, onları kontrol edebilmesi için elflerin elinde kalmasını amaçlamıştı. hatta, yüzükteki sihirin erkekleri daha kolay kontrol altına alabileceği ifade edilir. sahipleri üzerindeki etkileri veya onlara verdiği güçler bakımından farklı olup olmadıkları belirtilmemiştir. en çok merak ettiğim konulardan biri de bu aslında. acaba dizide, yüzüklerin sahiplerine nasıl bir güç ve özellik vereceği yansıtılacak mı? gene de sauron, yedi ve dokuz'un yaratılmasına yardım etti. bu nedenle, her bir set farklı olsa bile, güçleri ve kullanıcıları üzerindeki etkilerinin benzer olması muhtemeldir. öte yandan bitmemiş öyküler'de yedi yüzüğün, dokuz'dan önce yaratıldığından bahsedilir.

    dizide yedi yüzüğün, cüceleri sauron'un kuvvetli iradesine boyun eğdirmemesi gerçeğinin, yüzüklerin değil, bu kadim ırkın dirençli doğasıyla ilgili olduğunu belirtmek önemli olacaktır. hatta yedi yüzükten birini kullanan bir insan, muhtemelen yine karanlıkla boyanmış bir hayalete ve hizmetkâra dönüşürdü.

    yüce üç yüzük ise, temelde farklıydı. zira büyük zanaatkar celebrimbor, tek başına çalışarak bu üç yüzüğü sauron'un düşünce çizgisine uymayan belirli amaçlar için yarattı ve sauron onların yaratılışlarınaki gerçekten habersizdi.

    silmarillion'da elflerin başka birçok sihirli yüzük yaptığından bahsedilir. bu küçük yüzüklerin, nihai kaderleri ve güçlerinin tek yüzük'e bağlı olup olmadığı bilinmiyor.

    "three rings for the elven kings under the sky..."

    bu üç yüzüklerden ilki, "ring of fire" veya "red ring" olarak da adlandırılan ve kırmızı bir yakut ve altınla süslenen narya'dır.


    bitmemiş öyküler'e göre, elfler ve sauron savaşı'nın başlangıcında celebrimbor, narya'yı gil-galad'ın ölümünden sonra mithlond limanlarının efendisi cirdan'a verdi. üçüncü çağ'da ise cirdan, gandalf'ın gerçek doğasını valinor'lu maiar'lardan biri olarak kabul edip, zorlu görevinde yardımcı olması için yüzüğü kendisine verdi. bu yüzük başkalarını tiranlığa, tahakküme ve umutsuzluğa direnmeye teşvik etme (başka bir deyişle, kullananın etrafındaki diğerlerinde umut uyandırma) ve zamanın yorgunluğuna direnme gücüne sahip olarak tanımlandı. cirdan ise, gandalf'a yüzüğü verdiği sırada şu sözleri sarf etti: "şimdi bu yüzüğü al. çünkü emeklerin ve kaygıların ağır olacak, ama her durumda seni destekleyecek ve seni yorgunluktan koruyacak. çünkü bu ateş çemberidir ve bununla, belki de, giderek soğuyan bir dünyada kalpleri eskinin yiğitliğiyle yeniden tutuşturursun."

    ikinci yüzük ise, "quenya" lisanında "nen" kökünden türeyen ve "su" anlamına gelen nenya'dır. nenya'nın mithrilden yapılmış olduğu ve muhtemelen elmas olan bir "beyaz taş" ile süslendiği tarif edilir. bir diğer adı olan "ring of adamant"ı, bu özelliğinden dolayı aldığı düşünülse de bu fikir, hiçbir zaman belirtilmedi. taşıyıcısı galadriel olan nenya, yıldızlarınki kadar bir parlaklığa sahiptir. frodo baggins yüzük taşıyıcısı olduğu için bunu görebilirken, samwise gamgee, galadriel'e sadece "parmaklarının arasından bir yıldız gördüğünü" söyler.

    nenya'nın gücü muhafaza etmek ve korumaktır. muhtemelen kötülükten gizlenme idi. zira lorien hakkında "burada kötülüğü topraktan uzaklaştıran gizli bir güç var" deniyor. gene de, herhangi bir savaşta yıkıcı bir güce sahip olmadığı ifade edilir. açıkçası yüzüğün güçlerine dair tüm bu özelliklerin, dizide nasıl işleneceğini oldukça merak ediyorum. nenya tarafından korunan lothlorien'in, bizzat sauron saldırmadığı sürece düşmeyeceği söylenir. galadriel bu güçleri lothlorien'i yaratmak ve bekası için kullandı, ama aynı zamanda denize ve ölümsüz topraklara geri dönme arzusunu da artırdı. tek yüzük'ün yok edilmesinden ve sauron'un yenilmesinden sonra, gücü diğer güç yüzükleri ile birlikte kayboldu. galadriel, nenya'yı ölümsüz topraklar'a götürdükten sonra yüzyıllardır yaşayan olağanüstü mallorn ağaçlarıyla birlikte lorien'in büyüsü ve güzelliği de soldu ve yavaş yavaş nüfusu azaldı. hatta arwen, burada öldüğünde lothlorien terk edilmiş ve harap olmuştu.

    üç yüzüğün en yücesi ve büyüğü ise vilya'dır


    sauron eregion'u harap ettiğinde vilya, narya ile birlikte lindon'daki elf kralı gil-galad'a gönderildi. yüzüklerin dağıtımı sırasında gil-galad noldor'un yüce kralı olduğundan, üç elf yüzüğünden en güçlüsüyle ilgilenmek için en uygun kişi olduğu düşünülüyordu. son ittifak savaşı'ndaki (war of the last alliance) ölümünden sonra yüzük, üçüncü çağ boyunca elrond tarafından taşındı.

    elflerin diğer iki yüzüğü gibi, vilya da mücevherliydi. sahip olduğu "safir yüzük" ve "mavi yüzük" unvanlarına atıfta bulunan altın bir şeritte büyük bir mavi taş ihtiva eder. vilya'nın kesin gücünden söz edilmiyor. gene de narya ve nenya'nın güçlerine sahip olduğu belirtilir. bunun dışında elrond'a öngörü kazandırdığı düşünülür.

    "seven for the dwarf-lords in their halls of stone..."

    yedi güç yüzüğü verilen cüceler ise, bunları efsanevi hazinelerini kurmak için kullandılar. bu azametleri, daha sonra tamahkarlıklarını alevlendirip ejderhaları cezbederek krallıklarının çöküşüne neden oldu. öte yandan, bu yüzükler kendilerini görünmez yapmıyordu. iradeleri ise, yüzüklere karşı - merak uyandırıcı bir şekilde - güçlüydü. özellikle cücelerin yedi babasının en büyüğü olan yüce durin'in soyundan geldikleri düşünülürse... zaten silmarillion'da ifade edildiği üzere, diğer ırklardan farklıdır. başlangıçları, doğaları farklı olsalar da kötü yaradılışlı değillerdir. gene de kendi rızasıyla düşmana hizmet edenleri vardı; lakin bunların sayısı oldukça azdı. yüzük savaşları sırasında dört yüzük ejderha ateşi tarafından yakılıp kül edildi. geri kalanlar, sauron tarafından ele geçirildi.


    bu yedi güç yüzüğün arasından en güçlü ve yüce olanını, cücelerin yedi babasının en büyüğü olan; doğrudan yüce durin'in soyundan gelen durin iii taşıyordu. bu bakımdan kendi lisanları khuz-dul'u bir hazine gibi koruyan ve kendi gizli ve iç isimlerini hatta gerçek isimlerini, bırakın yabancı ırklara söylemelerini, mezar taşlarına dahi yazmayan bu kadim, gizemli ve son derece cesur ırkın, dizide layıkıyla aktarılmasını umut ediyorum.

    "nine for mortal men doomed to die..."

    tolkien'in epigrafında yer alan ve insanların kaderine atıfta bulunan bu söz o kadar çok anlam ifade ediyor ki, insanların kutsanmış diyarlardaki elflerin ölümsüzlüğüne olan kıskançlığı büyük numenor'un (land of gift) yok olmasına neden oldu.

    dokuz yüzüğün insanlar üzerindeki etkileri her birinin büyük güç ve zenginlik elde etmelerinin yanı sıra; güçlü büyücüler olmaları ve sonsuz yaşama sahip olmalarıydı. ancak bir süre sonra hayat onlar için dayanılmaz hale geldi ve yüzükleri taktıklarında genellikle sauron'un sanrılarını gördüler. insanın doğasına ve kötülüğe karşı koyamama yetersizliğinden dolayı, birer birer sauron'un kontrolü altına girdiler ve sadece sauron'un emrini yerine getiren hayaletler haline geldiler. sauron'un gücü zayıfladığında, karanlık hizmetkarları da güçsüz bir duruma geliyordu. dizide, bu dokuz hizmetkarın bir araya nasıl geldikleri, meziyetleri vs. ayrıntılı bir şekilde anlatılır, umarım. en önemlisi cadı kral öldürüldüğünde tolkien, onun bir yüzük taktığını tanımlamaz. gandalf ya da aragorn ise daha sonra yüzüğe ne olduğu konusunda endişelerini ifade etmez.

    ""one for the dark lord on his dark throne..."

    ve tek yüzük... bu, başlı başına bir yazının konusu olabilir.

    Yazı kaynağı : seyler.eksisozluk.com

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap