Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    yüksek dağların bulunduğu yerlerde yer kabuğu nedir

    1 ziyaretçi

    yüksek dağların bulunduğu yerlerde yer kabuğu nedir bilgi90'dan bulabilirsiniz

    4. Sınıf Fen Bilimleri Yer Kabuğunun Yapısı konu anlatımı

    4. Sınıf Fen Bilimleri Yer Kabuğunun Yapısı konu anlatımı

    Yer kabuğu içten dışa doğru farklı maddeler ile katmanlar oluşturmuştur. Aynı zamanda yer kabuğumuz küre olarak da bilinmektedir. Bu doğrultuda küre de değişik katmanlardan oluşmuştur ve bu katmanların isimleri bulunur.

     Yer Kabuğunun Yapısı

     Dünyamız çekirdekten başlamak üzere dış kabuğa kadar birçok değişik katmana sahiptir. Dıştan içe doğru bu katmanları saydığımız zaman şunları söyleyebiliriz;

     - Hava

     - Su

     - Taş

     - Ateş

     - Ağır küre

     Üzerinde yaşadığımız katman ise taş küre olarak bilinmektedir. Aynı zamanda yerküre olarak da bilinir. Bu kürede birçok değişik katmandan oluşur. Şimdi bu katmanların ne olduğuna bakalım ve isimlerini yazalım.

     - Litosfer

     - Yer kabuğu

     - Yeryüzü

     Yer kabuğu birçok değişik kayaçtan oluşmuştur. Bu kayaçların üzeri ise toprakla örtülmüştür ve böylece yeryüzü oluşmuştur. Ayrıca yer kabuğunun kalınlığı dünya üzerinde farklı yerlerde değişiklik gösterir. Mesela yüksek dağların bulunduğu yerlerde yer kabuğu oldukça kalındır. Ancak okyanuslardaki çukurlarda yer kabuğu incedir.

     Kayaçlar

     Üzerinde yaşadığımız yer kabuğu değişik yapılardaki maddelerden oluşur. Taş olarak bildiğimiz bu maddelerde kayaç şeklinde bilinmektedir. Doğa üzerinde bir veya birden fazla mineralden oluşmuş, kaya ya da taş parçalarına kayaç denmektedir. Bu konuda etrafımıza baktığımız zaman gördüğümüz birçok farklı taş aslında bir kayaçtır. Mesela bunlar içerisinde Mermer, Kireçtaşı, kömür, kum, çakıl ve granit ya da altın ve elmas bulunmaktadır. Bu kayaçların bazıları çok değerlidir bazıları ise pek değerli değildir.

     Kayaçlar içerisinde barındırdığı bazı maddeler ile farklı özellikler kazanmıştır. Bu maddelere ise mineral denir. Birçok değişik mineral bulunmaktadır ve bu mineraller kayaçların özelliklerini değiştirir. Böylece bazı kayaçlar çok değerli olur bazı kayaçlar ise az değerli olur.

     Madenler

     Ekonomik değeri bulunan kayaç, taş ve mineraller maden olarak bilinmektedir. Bu konuda yer kabuğunu oluşturan kayaçların bazıları madendir. O yüzden maddi açıdan çok önemli bir yer kapsadığı için, dünya çapında sürekli olarak yer kabuğundan çıkarılır. Özellikle bunlar içerisinde altın, bakır, bor, gümüş, zümrüt, yakut, elmas, çinko ve kurşun gibiyim Madenler ülkemizin başlıca önemli yeraltı kaynaklarıdır.

     Bu madenler çok önemli bir değere sahiptir. Özellikle işlenmek suretiyle ayrıca pek çok farklı alanda kullanılabilir hale getirilirler. Mücevherat ya da takı gibi alanlarda kullanırken hem de değişik sanayi kollarında oldukça önemlidirler. Özellikle alüminyum bu konuda en çok kullanılan materyaller içerisinde yer alır. Mesela otomobil ve uçak ile inşaat sektöründe yaygın olarak kullanılır. Ayrıca askeri, tıp, uzay, sanayi ve teknoloji ile elektrik ve cam sektörü gibi birçok farklı alanda kullanılır.

     Fosiller

     Milyonlarca yıl boyunca yaşamış olan bitki ve hayvan kalıntılarının, toprağın altında taşlaşmış olan haline fosil denir. Özellikle diş ve kemik ile kabuk gibi kısımlar bitki ve hayvan türlerinin sert bölümleridir ve fosil olarak günümüze ulaşırlar. Üstünde birikmiş olan kayaçların içerisinde oluşan fosiller, dünyanın değişik alanlarında çıkarılırlar. Özellikle göl ve bataklık ile denizlerde çok yaygın çıkarılırlar.

     Fosilleşme aynı zamanda bir rastlantıya bağlı süreçtir. Milyonlarca yıl içerisinde farklı değişimlere uğrayarak günümüze kadar gelen fosiller, bu sayede eski çağlarda yaşamış olan bitki ve hayvanlar konusunda bizlere bilgi verir. Bu sebepten dolayı yer kabuğunun yapısını çok iyi bilmemiz gerekiyor ve bunları öğrenmeliyiz.

    Yazı kaynağı : www.hurriyet.com.tr

    Dünya'nın yerkabuğu

    Dünya'nın yerkabuğu

    Yer kabuğu, taş küre veya litosfer, Yerküre'nin en dış kısmında bulunan yapıdır.

    Karalarda daha kalın (35–40 km), Tibet Platosunda ise 70 km, deniz ve okyanus tabanlarında ise daha ince (8–12 km) olan yer kabuğunun ortalama kalınlığı 33 km kadardır. Kimyasal bileşimi ve yoğunluğu birbirinden farklı iki kısımdan meydana gelir. Bunlardan biri granit bileşimindeki kayaçlardan oluşan granitik yer kabuğu; diğeri ise bazalt bileşimindeki kayaçlardan oluşan bazaltik yer kabuğudur.

    Granitik yer kabuğunda silisyum ve alüminyum elementleri hakimdir. Bu nedenle daha hafiftir; yoğunluğu 2,7-2,8 g/cm3 arasında bulunur. Silisyum (Si) ve alüminyum (Al) elementlerinden oluştuğu için "sial" olarak da adlandırılır.[1] Yer kabuğunun üst kısmını teşkil eder. Bazaltik yer kabuğunda ise silisyum ve magnezyumlu unsurlar hakimdir. Dolayısıyla granitik kabuktan daha ağırdır; yoğunluğu 3-3,5 g/cm3 arasında değişir. Granitik yer kabuğunun altında ve okyanus tabanlarında yer alır. Bu nedenle bazaltik yer kabuğuna "okyanusal kabuk" adı da verilir.

    Bu iki kısım bütün kıtaların altında bulunmaktadır. Buna karşılık okyanusların altında durum farklıdır. Burada bazaltik kabuk birkaç kilometre kalınlıkta ince bir tabaka halinde uzanır. Buna karşılık granitik kabuk ya hiç yoktur (örneğin Büyük Okyanus) ya da çok incedir (Atlas ve Hint Okyanusları).

    Kabuğun sıcaklığı derinlere gidildikçe artar.[2] Sıcaklık, kabuğun üst kısmında her kilometre için 30 °C (54 °F) artar. Altta yatan manto ile sınırında yaklaşık 200 °C (392 °F) ila 400 °C (752 °F) arasındaki değerlere ulaşır. Daha derin kabukta jeotermal gradyan daha küçüktür.[3]

    Kabuk ile manto arasındaki sınıra Mohorovicic Süreksizliği (Moho) denilir. Bu kesimde yoğunluğa bağlı olarak sismik P dalgalarının hızı litosferde 7,2 km/s iken, mantonun üst kısmında 8,1 km/s'ye çıkar.

    Dünya'nın kabuğu temel olarak ikiye ayrılır:

    Dünya'nın çekirdeği, yeryüzünden 2900 km derinlikten başlayıp, 6370 km derinliğe kadar uzanır. Mantodan Wiechert-Gutenberg kesintisiyle ayrılır. En içte bulunur. Büyük basınç altında bulunur. Sıcaklığı 4000 °C nin üzerindedir.[1] Bileşimi demir ile kalayca bileşik oluşturan az miktarda oluşumlar içerir. Bunlar; kükürt, silisyum ve oksijen içeren demir-nikel alaşımıdır.

    İki kısımdan oluşur:

    1) Dış çekirdek: 2270 km kalınlıktadır. Sıvı bir katmandır. Dünya'nın manyetik alanını oluşturan metalik demir bu zon içinde hareketlidir.[4]

    2) İç çekirdek: 1216 km yarıçaplıdır. Dış çekirdeğe göre daha yüksek sıcaklığa sahiptir ancak bu sıcaklığa rağmen; gezegenin merkezindeki çok büyük basınçtan dolayı demir katı halde bulunur.[4]

    Mohorovicic süreksizliği, yoğunluk bakımından bir sıçrama ile kendini gösteren ve ultrabazik kayalardan oluşan geçişe karşılık gelen sınıra denir. Kara ve okyanus tabanı yoğunluk farkı ancak moho seviyesinin üstteki kısmında görülür.

    Sial[değiştir | kaynağı değiştir]

    Yer kabuğunun üst tabakasıdır. Bünyesinde daha çok silisyum ve alüminyum bulundurduğundan bu tabakaya sial adı verilmiştir (Si=silisyum, Al=alüminyum). Jeokimyasal bir terimdir.[5] Silisyum ve alüminyum, yeryüzü elementlerinin çoğundan daha az yoğun olduğu için kabuğun üst tabakasında yoğunlaşma eğilimindedirler.

    Ortalama kalınlığı yüzeyden derine 25 km kadardır. Kıtalar esas olarak silikon ve alüminyumdan oluşan daha hafif kaya malzemesinden oluşur. Bu nedenle sial, kıtalar üzerinde kalındır. Özellikle Pasifik okyanusu olmak üzere diğer okyanus tabanlarında çok ince veya yoktur. Ortalama sial yoğunluğu 2.7 gm/cc’dir.

    Jeologlar bu tabadaki kayaları felsik olarak adlandırırlar. Çünkü alüminyum silikat mineral serisi yüksek miktarda feldspat içermektedir. Sial, “birçok miktarda bazaltik kayada dahil olmak üzere oldukça çeşitli kaya türlerine sahiptir." [6]

    Sial’in tabanı katı bir sınır değildir. Conrad süreksizliği sınırı öne sürülmüştür ancak bu konu hakkında çok az bilgi bilinmektedir.[7]

    Büyük baskılar nedeniyle, sima viskozitesi yüksek bir sıvı gibi akar, bu yüzden siya simanın üzerinde izostatik dengede yüzmektedir.[8] Dağlar, okyanustaki buz dağları gibi yukarı ve aşağı doğru uzanır.[8] Kıtasal plakalarda sial 5 km ila 70 km derinliğine kadar uzanmaktadır.[9]

    Sima[değiştir | kaynağı değiştir]

    Sial tabakasının altında yer alır. Bileşiminde daha çok silisyum ve magnezyum bulunduğundan bu tabakaya "sima" adı verilmiştir (Si=silisyum, Ma=Magnezyum). Sima yüzeye geldiğinde bazalttır, bu nedenle bazen bu tabakaya 'bazalt tabakası' denilmektedir. Magnezyum silikat mineralleri bakımından zengin kayalardan oluşmuştur.

    Yoğun sima yüzeye geldiğinde mafik kayaçları oluşturur. En yoğun sima, daha az silikata sahiptir ve ultramafik kayaçları oluşturur.

    Kabuk (jeoloji)[değiştir | kaynağı değiştir]

    Jeolojide kabuk, kayalık bir gezegenin, cüce gezegenin veya doğal uydunun en dıştaki katı kabuğudur. Genellikle altta yatan mantodan kimyasal bileşimi ile ayırt edilir; bununla birlikte, buzla kaplı uydularda, fazına (katı kabuk ve sıvı manto) göre ayırt edilebilir.

    Dünya, Merkür, Venüs, Mars, İo, Ay ve diğer gezegensel cisimlerin kabukları magmatik süreçler yoluyla oluşmuştur ve daha sonra erozyon, çarpma krateri, volkanizma ve sedimantasyon ile düzenlenmiştir.

    Karasal gezegenlerin çoğu oldukça düzgün kabuklara sahiptir. Bununla birlikte, Dünya iki farklı kabuk türüne sahiptir: kıtasal ve okyanusal kabuk. Bu iki kabuk farklı kimyasal bileşimlere ve farklı fiziksel özelliklere sahiptir. Farklı jeolojik süreçlerle oluşmuşlardır.

    Kabuk türleri[değiştir | kaynağı değiştir]

    Gezegenlerle ilgilenen jeologlar, kabuğu nasıl ve ne zaman oluştuklarına göre üç kategoriye ayırırlar.[10]

    Birincil kabuk/ilkel kabuk[değiştir | kaynağı değiştir]

    Bu bir gezegenin "orijinal" kabuğudur. Magma okyanusunun katılaşmasıyla oluşur. Gezegensel birikimin sonuna doğru, karasal gezegenlerin muhtemelen magma okyanusları olan yüzeyleri vardı. Bunlar soğudukça kabuğa dönüştüler.[11] Bu kabuk muhtemelen büyük etkilerle tahrip edilmiş ve Ağır Bombardıman Dönemi sona erdiğinde defalarca kez yeniden şekillenmiştir.[12]

    Birincil kabuğun doğası tartışılmaktadır: kimyasal, mineralojik ve fiziksel özellikleri ve bunları oluşturan magmatik mekanizmalar hala bilinmemektedir. Dünya'nın birincil kabuğunun hiçbiri günümüze ulaşamadığı için bunun üzerine çalışmak zordur.[13] Dünyanın plaka tektoniklerinden yüksek oranda erozyon ve kabuk geri dönüşümü nedeniyle Dünya'nın sahip olduğu birincil kabuk da dahil olmak üzere yaklaşık 4 milyar yıldan eski kayalar yok olmuştur.

    Bununla birlikte, jeologlar birincil kabuk hakkında diğer karasal gezegenlerde çalışarak bilgi toplayabilirler. Merkür'ün yüksek alanları tartışılsa da birincil kabuğu temsil edebilir.[14] Ay'ın anortozit yaylalarında birincil kabuk vardır. Ayın birincil kabuğu olan plajiyoklazlar ilk magma okyanusunu kristalleştirip üzerinde yüzmüşlerdir.[15] Bununla birlikte, Ay'ın susuz bir sistem olması ve Dünya'da su olması nedeniyle, Dünya'nın benzer bir şekil izlemesi pek olası değildir.[16] Mars göktaşı ALH84001, Mars'ın birincil kabuğunu temsil edebilir ancak bu konu tartışılmaktadır.[14] Dünya gibi, Venüs de birincil kabuktan yoksundur, çünkü tüm gezegen tekrar tekrar yeniden ortaya çıkmış ve değişmiştir.[17]

    İkincil kabuk[değiştir | kaynağı değiştir]

    İkincil kabuk, mantodaki silikat malzemelerin kısmi erimesi ile oluşur ve genellikle bileşimde bazaltiktir.[10]

    Bu, Güneş Sistemindeki en yaygın kabuk türüdür. Merkür, Venüs, Dünya ve Mars'ın yüzeylerinin çoğu, Ay'ın bazaltik ovaları gibi ikincil kabuklardan oluşur. Yeryüzünde, öncelikle manto adyabatik yükselişinin kısmi erimeye neden olduğu okyanus ortası yayılma merkezlerinde ikincil kabuk oluştuğunu görüyoruz .

    Üçüncül kabuk[değiştir | kaynağı değiştir]

    Üçüncül kabuk, birincil veya ikincil kabuğa kıyasla kimyasal olarak daha çok düzenlenmiştir. Birkaç şekilde oluşabilir:

    Üçüncül kabuğun bilinen tek örneği Dünya'nın kıtasal kabuğudur. Diğer karasal gezegenlerin üçüncül kabuğa sahip oldukları söylenip söylenemeyeceği bilinmemekle birlikte, şimdiye kadar elde edilen kanıtlar olmadığını göstermektedir. Bunun nedeni, üçüncül kabuk oluşturmak için plaka tektoniğine ihtiyaç duyulmasıdır ve Dünya, Güneş Sistemimizde plaka tektoniği olan tek gezegendir.

    Ay'ın kabuğu[değiştir | kaynağı değiştir]

    " Theia " adlı teorik bir gezegenin, çarparak Dünya'yı oluşturması ve bu çarpışmayla uzaya fırlatılan malzemelerle Ay'ın oluşturduğu düşünülmektedir. Ay oluşurken, dış kısmının " ay magma okyanusu " olarak erimiş olduğu düşünülmektedir. Plajiyoklaz feldspat, bu magma okyanusunu büyük miktarlarda kristalleştirmiş ve yüzeye doğru yüzdürmüştür. Kabuğun üst kısmı muhtemelen ortalama %88 plajiyoklaz içermektedir. Kabuğun alt kısmı ise piroksen ve olivin gibi daha yüksek bir ferromagnez mineral yüzdesi içerebilmektedir ancak bu alt kısım muhtemelen ortalama %78 plajiyoklaz içermektedir.[18]

    Kabuğun kalınlığı yaklaşık 20 ila 120 km arasında değişmektedir. Ay'ın uzak tarafındaki kabuk, yakın taraftakinden yaklaşık 12 km daha kalındır. Ortalama kalınlık tahminleri yaklaşık 50 ila 60 km arasındadır. Plajiyoklaz bakımından zengin bu kabuğun çoğu, ayın oluşumundan kısa bir süre sonra, yaklaşık 4.5 ila 4.3 milyar yıl önce oluşmuştur. Kabuğun belki% 10'u veya daha azı, başlangıç ​​plajiyoklaz bakımından zengin materyalin oluşumundan sonra eklenen magmatik kayadan oluşur. Daha sonraki eklemelerin en iyi karakterize edilen ve en hacimli olanı, yaklaşık 3.9 ila 3.2 milyar yıl önce oluşan mare bazaltlardır. Küçük volkanizma 3.2 milyar yıl sonra, belki de 1 milyar yıl kadar önceye kadar devam etti. Levha tektoniğinin kanıtı yoktur.

    Ay'ın çalışması, Dünya'dan önemli ölçüde daha küçük kayalık bir gezegenin gövdesinde bir kabuğun oluşabileceğini göstermiştir. Ay'ın yarıçapı Dünya'nın sadece dörtte biri olmasına rağmen, ay kabuğunun ortalama kalınlığı daha fazladır. Bu kalın kabuk, Ay'ın oluşumundan hemen sonra oluşmuştur. Magmatizma, yaklaşık 3.9 milyar yıl önce sona eren yoğun meteorit etkileri döneminden sonra da devam etti, ancak 3.9 milyar yıldan küçük magmatik kayaçlar kabuğun sadece küçük bir bölümünü oluşturuyor.[19]

    Dünya'nın yer kabuğunun oluşumu ve evrimi[değiştir | kaynağı değiştir]

    Dünya yaklaşık 4.6 milyar yıl önce Güneş'in etrafında dönen bir toz ve gaz diskiydi. Gezegenlerin ve diğer küçük kayalık cisimlerin çarpıştığı ve sıkıştığı, yavaş yavaş bir gezegene dönüşen toplanma yoluyla oluştu. Bu süreç, erken Dünya'nın tamamen erimesine neden olan muazzam miktarda ısı üretti. Gezegensel toplanma yavaşladıkça, Dünya soğumaya başladı ve birincil veya ilkel kabuk olarak adlandırılan ilk kabuk oluştu.[20] Bu kabuk muhtemelen büyük etkilerle defalarca kez yok edilmiş, maruz kaldığı etkilerle magma okyanusları oluşmuş ve yeniden düzenlenmiştir. Dünya'nın birincil kabuğunun hiçbiri günümüze ulaşamamıştır; bunların hepsi son birkaç milyar yıl boyunca erozyon, etkiler ve levha tektoniği ile yok edilmiştir.

    O zamandan beri, dünya ikincil ve üçüncül kabuk oluşturmaya devam ediyor. Altta yatan mantonun kısmi erimesiyle bazaltik magmalar ve yeni okyanus formlarını verdiği okyanus yayılma sırtında ikincil kabuk oluşmaya devam etmektedir. Bu uzaklaşan levhaların itici gücüdür ve sürekli yeni okyanus kabuğu oluşturur. Bu, eski kabuğun bir yerde imha edilmesi gerektiği anlamına gelir, bu nedenle, bir yayılma merkezinin karşısında genelde bir batma bölgesi vardır. Yeni okyanus kabuğu yaratma ve eski okyanus kabuğunu yok etmenin bu sürekli süreci, bugün dünyadaki en eski okyanus kabuğunun yaklaşık 200 milyon yaşında olduğu anlamına gelir.

    Buna karşılık, kıtasal kabuğun büyük kısmı çok daha eskidir. Dünya üzerindeki en eski kıtasal kabuk kayaların yaşları 4,28 milyar ile 3,7 milyar yıl arasındadır [21][22]. Batı Avusturalya'da Narryer Granit Dağlık Bölge içerisinde bulunmuştur. Kuzeybatı toprakları üzerindeki Kanada kalkanı ve Baltık kalkanı gibi kratonik bölgelerde acasta gnayslar bulunmuştur.

    Mevcut Dünya'nın kıtasal kabuğunun ortalama yaşının yaklaşık 2,0 milyar yıl olduğu tahmin edilmektedir.[23] 2,5 milyar yıl önce oluşan kabuklu kayaların çoğu kratonlarda bulunur. Bu tür eski kıtasal kabuk ve altta yatan astenosfer Dünya'nın başka yerlerinde daha az yoğundur ve bu nedenle batma ile kolayca yok edilemez. Yeni kıtasal kabuğun oluşumu yoğun orojenik dönemlerle bağlıdır. Bu dönemler Rodinia, Pangea ve Gondwana gibi süper kıtaların oluşumlarıyla çakışır. Kabuk kısmen ada yaylarının toplanmasıyla ve metamorfik kıvrım kemerlerinin toplanmasıyla oluşur. Altta yatan mantonun litosferik manto oluşturmak üzere tükenmesiyle korunur.

    Yüzey şekilleri - Yer kabuğu etkinlikleri[değiştir | kaynağı değiştir]

    Yerkürenin iç ısı kaynağı ve mantonun konveksiyon hareketleri, yer kabuğunun günümüzdeki fiziksel özellikleri (kalınlık, bileşim, esneklik ve kırılganlık), atmosfer ve gezegenin su kütlesi uygun bir birleşim ve karşılıklı etkileşme ile, Yer'in Güneş Sistemi içinde benzerine rastlanmayan bir jeolojik etkinliğe sahip olmasını sağlar. Birlikte evrimleşme ile ortaya çıkmış ve yaşamın yeryüzünde varlığını sürdürebilmesi için vazgeçilmez olan bu sistem, gezegen tarihi boyunca belli sınırlar içinde sabit kalabilmiştir.

    Yer kabuğunda kayaların yüzey kısmında yoğunlukları ve bunların yayılış alanları biliniyor ve kabuğu oluşturan farklı parçalar, yani kıtaların yüzey kısımlarının yoğunluklarını hesap etmek mümkün oluyor. Erinç, Washington'a dayanarak 2000'e yakın kabuğun farklı büyük parçaları için aşağıdaki tabloyu oluşturmuş ve şu sonuçlar ortaya çıkmıştır:


    Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

    Ayrıca bakınız[değiştir | kaynağı değiştir]

    Dış bağlantılar[değiştir | kaynağı değiştir]

    Yazı kaynağı : tr.wikipedia.org

    Yer kabuğu nedir? Yer kabuğu kırılması nedir?

    Yer kabuğu nedir? Yer kabuğu kırılması nedir?

    Elazığ'da meydana gelen 6.8 büyüklüğündeki depremden sonra uzmanlardan yorumlar gedi. Prof. Şükrü Ersoy, 'Bu deprem önemli. Yer kabuğunu kırmış olabilir. Bu anlamda da büyük bir enerji boşalmıştır' ifadelerini kullanırken, Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süleyman Pampal ise ' Osmaniye'den bile hissedildi. Arada çok büyük uzaklık var. Yakında bilgiler gelmeye başlar. Ama maalesef karamsar bir tablo görünüyor' dedi. Prof Dr. Naci Görür ise "Umarım yanılıyorum ama can kaybının olabileceğini düşünüyorum" dedi. Açıklamalar sonrası Yer kabuğu nedir? Yer kabuğu kırılması nedir sorularının yanıtları arandı.

    YER KABUĞU NEDİR?

    Yer kabuğu, taş küre veya litosfer, Yerküre'nin en dış kısmında bulunan yapıdır.

    Karalarda daha kalın (35–40 km), Tibet Platosunda ise 70 km, deniz ve okyanus tabanlarında ise daha ince (8–12 km) olan yer kabuğunun ortalama kalınlığı 33 km kadardır. Kimyasal bileşimi ve yoğunluğu birbirinden farklı iki kısımdan meydana gelir. Bunlardan biri granit bileşimindeki kayaçlardan oluşan granitik yer kabuğu; diğeri ise bazalt bileşimindeki kayaçlardan oluşan bazaltik yer kabuğudur.

    Granitik yer kabuğunda silisyum ve alüminyum elementleri hakimdir. Bu nedenle daha hafiftir; yoğunluğu 2,7-2,8 g/cm3 arasında bulunur. Yer kabuğunun üst kısmını teşkil eder. Bazaltik yer kabuğunda ise silisyum ve magnezyumlu unsurlar hakimdir. Dolayısıyla granitik kabuktan daha ağırdır; yoğunluğu 3-3,5 g/cm3 arasında değişir. Granitik yer kabuğunun altında ve okyanus tabanlarında yer alır. Bu nedenle bazaltik yer kabuğuna "okyanussal kabuk" adı da verilir.

    Bu iki kısım bütün kıtaların altında bulunmaktadır. Buna karşılık okyanusların altında durum farklıdır. Burada bazaltik kabuk birkaç kilometre kalınlıkta ince bir tabaka halinde uzanır. Buna karşılık granitik kabuk ya hiç yoktur (örneğin Büyük Okyanus ) ya da çok incedir (Atlas ve Hint Okyanusları).

    Kabuk ile manto arasındaki sınıra Mohorovicic Süreksizliği (Moho) denilir. Bu kesimde yoğunluğa bağlı olarak sismik P dalgalarının hızı litosferde 7,2 km/s iken, mantonun üst kısmında 8,1 km/s'ye çıkar.

    Yüzey şekilleri - Yer kabuğu etkinlikleri

    Yerküre'nin iç ısı kaynağı ve mantonun konveksiyon hareketleri, yer kabuğunun günümüzdeki fiziksel özellikleri (kalınlık, bileşim, esneklik ve kırılganlık), atmosfer ve gezegenin su kütlesi uygun bir birleşim ve karşılıklı etkileşme ile, Yer'in Güneş Sistemi içinde benzerine rastlanmayan bir jeolojik etkinliğe sahip olmasını sağlar. Birlikte evrimleşme ile ortaya çıkmış ve yaşamın yeryüzünde varlığını sürdürebilmesi için vazgeçilmez olan bu sistem, gezegen tarihi boyunca belli sınırlar içinde sabit kalabilmiştir.

    FAY HATTI NEDİR FAY KIRIĞI NEDİR?

    Fay ya da kırık, iki kıta sahanlığının birbirlerine sürtünerek zıt yönlerde hareketleri sonucu oluşan kırığa verilen isimdir. Kırıkların uzunlukları boyunca jeolojik tabakalar iki ayrı blok halinde yer değiştirir. Bir kırığın fay olabilmesi için fay aynası, tavan ve taban blokları ve atım'a gerek vardır.

    Çatlaklarda ise kırılma yüzeyleri boyunca bir yer değiştirme, bir kayma olmaz.

    Kırıklarda kayma hareketi bir düzlem boyunca oluşmaktadır. Bu düzleme kırık düzlemi (= kırık aynası) adı verilir. Bu düzlem üzerinde sürtünme sebebiyle kayma çizikleri (kırık çizikleri) bulunur. Bu kırık çizikleri bize kaymanın doğrultusunu bulmamıza yardımcı olur.

    Kırıklar da tabakalar gibi birer düzlemsel yapı elemanıdırlar. Dolayısıyla kırıkların da doğrultuları ve eğimleri vardır. Kırık düzlemleri iki bloğu birbirinden ayırır. Bu iki blok, kırık düzlemi üzerinde birbirine nazaran hareket ederler. Bu bloklardan kırık düzleminin üzerinde bulunan bloğa tavan bloğu, kırık düzleminin altında bulunan bloğa ise taban bloğu adı verilir.

    FAY TİPLERİ

    Fay terimi kayaçlarda gözle görülecek kadar kayma hareketi gösteren kırıklara verilen genel bir isimdir. Kayaçlar bu kırıkllar boyunca koparak birbirinden ayrılırlar. Genel bir tanımlama ile kayaçların bir düzlem boyunca gözle görülecek derecede kayma göstermesi olayına faylanma, bu olay sonucu meydana gelen şekile Fay denir.Faylanma olayı sonucu çoğunlukla birbirine paralel bir veya birkaç kayma düzlemi meydana gelebilir veya fay zonlarındaki kayaçlar kırılıp parçalanabilir. Faylar ve çatlaklar mekanik bakımdan birbirlerine benzerlerse de çatlaklarda genellikle kırılma düzlemleri boyunca yanlara doğru bir açılma olmasına karşılık Faylarda ise kırılma düzlemine paralel olarak ve değişik yönlere doğru bir kayma hareketi söz konusu olmaktadır.

    NORMAL FAYLAR

    Bu faylarda tavan bloğu fay düzlemi üzerinde tabana nazaran eğim aşağıya doğru hareket eder bu suretle ilk blok birbirlerinden uzaklaşırlar. Blokların fay düzlemi üzerinde yapmış olduğu bu hareketler oransal hareketlerdir. Blokların hangisinin hareket ettiğini saptamak imkansızdır. Bu nedenle de bu tür faylarda sadece blokların bir birine nazaran yaptıkları kaymalar göz önüne alınır. bu fayların uzunlukları çok küçük ölçeklerden kilometrelerce mesafelere kadar ulaşabilir. Bu tür faylanmalar da fay düzleminin eğim miktarı değişken olup, yatay ile düşey arasında herhangi bir derecede bulunabilir. Büyük çoğunlukta 45 dereceden daha büyük eğim miktarına sahip olurlar

    TERS FAYLAR

    Bu tür faylarda tavan bloğu taban bloğuna nazaran fay düzlemi üzerinde eğim yukarıya doğru hareket etmiş veya taban bloğu tavan bloğuna nazaran fay düzlemi üzerinde eğim aşağıya doğru hareket etmiştir. Bu suretle iki blok birbirine yaklaşır veya biri diğerinin üzerine abanır. Eğim atımlı ters fayların uzunlukları küçük ölçeklerden kilometrelerce mesafelere kadar ulaşabilir tipıi normal faylarda olduğu gibi fay düzlemlerinin eğimde yatay ile düşey arasında herhangi bir değerde olabilir. Ters faylarda eğim dereceleri genellikle 35 derece ile 75 derece arasında değişir bazı hallerde ise ters faylarda eğim dercesi 0 derece ile 35 derece arasında da bulunabilir ve bu takdirde bindirme fayları veya şaryajlar söz konu su olmaktadır. Şaryaj veya bindirme terimleri gerek saha çalışmalarında ve gerekse jeolojik harita yapımlarında sıklıkla karşılaşılan büyük jeolojik yapı çeşitleridir. Şaryaj ve bindirmelerle büyük kayaç kütleleri uzun mesafeler boyunca yer değiştirirler. Bu tür faylardan eğim dereceleri 0 ile 10 derece olan bindirme faylarına Nap fayı veya Örtü fayı adı verilmektedir.

    Doğrultu atımlı faylar

    Doğrultu atımlı faylarda her iki blok yatay istikamette birbirinden uzaklaşarak ayrılır. Bunların sağ yönlü mü yoksa sola yönlü mü olduğunu anlamak blokların hareket yönlerine bakmamız gerekir. Doğrultu atımlı faylar, sıkışmalı kıvrılmalı ve bindirmeli bölgelerin tipik yapılarındandır. Bunlar çoğunlukla büyük basınç kuvvetlerine uğrayan bölgelerin en son dönemlerinde ortaya çıkarlar ve dolayısı ile büyük dağ oluşum olayları ile yakın ilişkilidir.

    Oblik Atımlı Faylar

    Doğada, oluşan gerilmelerin yönü, kayaçlarda oluşan kırılmaların doğrultusu ile aynı olmadğından, bu gerilme sonucu gelişen faylar da genellikle tek bir yöne atım göstermezler. Bu durum fayların hemen tamamında değişik miktarlarda gözlenen ikinci nitelikli ve farklı yönlerde gelişen atımların oluşmasını sağlar. Ana hareket yönüne ek olarak bir ikincil harekete sahip olan bu tür faylara Oblik Atımlı Faylar denir.

    Yazı kaynağı : www.haberler.com

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap