Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    uzay teknolojisi sayesinde geçmişten günümüze kadar geliştirilen araçlar nedir

    1 ziyaretçi

    uzay teknolojisi sayesinde geçmişten günümüze kadar geliştirilen araçlar nedir bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Uzay Teknolojisi Sayesinde Geliştirilen Araçlar

    Günlük hayatta kullandığımız 10 NASA teknolojisi

    Günlük hayatta kullandığımız 10 NASA teknolojisi

    Uzayda tükenmez kalem yazmadığı için NASA'nın 12 milyon dolar bütçe harcayarak özel kalem yaptırdığına ve Rusların uyanıklık yaparak bu sorunu kurşun kalem kullanarak aştığına dair meşhur efsaneyi duymuşsunuzdur. Aslı böyle değil tabii ki. Bi defa 12 milyon değil, 2 milyon dolar harcanıyor 2 yıllık araştırma sürecinde. Bu kalemi geliştiren mucitin adı Paul Fisher. Mucidinin adını alan bu kalem uzayda yazmakla kalmıyor; su altında, -45 derece soğukta, 200 derece sıcaklıkta ve ıslak yüzeylerde çalışıyor. 100 yıl gibi bir raf ömrüne de sahip olan Fisher adlı kalem, yer çekiminden bağımsız veya dik olarak da kullanılabiliyor. Bu sayede astronotlar mekik içinde bu kalemi rahatlıkla kullanıyor.

    Teknik bilgiyi görmezden gelip meseleyi magazinleştirenler için "Ruslar kurşun kalemle çözmüş işi eheheh" diyenlerin, yer çekimsiz ortamda kurşun kalem tozunun ve kırılan ucunun etrafa dağılmasıyla cihazlar ve insanlar için tehdit oluşturabileceğini akıllarına getirmesi uzak ihtimal. Uzay koşulunda Ruslar gibi Amerikalılar ve diğer milletlerden araştırmacılar da kurşun kalem kullanmıştı. Fisher marka uzay kalemi ilk olarak 1967'de uzaya gönderilen Apollo 7 ile macerasına başladıktan sonra, Rus kozmonotlar tarafından MİR'de kullanıldı.

    Bu tarihsel bilgilendirmeden sonra gelelim asıl yazı konumuza. Uzay için geliştirilen kimi teknolojiler, uzun zamandır günlük hayatımızda kendilerine yer bulmuş durumda.

    Kalp kaslarını koşullandırma makinesi

    kalp kaslarını koşullandırma makinesi

    "Shuttle 200-1" isimli makine, sıfır yerçekimi ortamında oluşabilen kas erimesiyle mücadele etmek ve astronotlara etkili bir egzersiz sağlamak için geliştirilmiş. Aynı makine fizyoterapi ile yaşlılara egzersizde yardımcı olması için de kullanılıyor. Ticari kullanıma başlanma tarihi: 1991

    Yapay kalp pompası

    yapay kalp pompası

    Kalp nakli yapılmayı bekleyen hastalar, bir sol karıncık yardımcı aygıtı (LVAD) ile hayata tutunabiliyorlar. Diğer pompalara nazaran daha ufak olmakla beraber pille çalışan bu enstrüman, NASA’nın roket motorlarında kullanılan yakıt pompasından esinlenilerek geliştirilmiş. Ticari kullanıma başlanma tarihi: 1998

    Hafızalı sünger

    bellek süngeri

    Uzay mühendisi Charles Yost ile 1966’da çalışmaya başlayan NASA, uzay mekikleri için daha uygun koltuklar geliştirerek çarpmalara karşı daha iyi bir koruma sağlamayı amaçlıyordu. Bunun üzerine Yost, herhangi bir nesnenin şeklini alarak şiddetli çarpmaları yumuşatabilen ve yüksek konfor sunan hafızalı süngeri geliştirdi. Ticari kullanıma başlanma tarihi: 1969

    Çizilmeyen mercekler

    çizilmeyen merceklerUzay mekiklerinde su filtrelemeyi iyileştirmek için yürütülen deneyler sayesinde ortaya çıktı. Böylece, görüntüleme merceklerinin zedelenmesinin önüne neredeyse tamamen geçen bir kaplama keşfedildi. Ticari kullanıma başlama tarihi: 1983

    Ateşe dayanıklı boya

    ateşe dayanıklı boyaApollo uzak mekiğinin ısı kalkanları üzerinde bulunan kaplama, uçaklar için yangına dayanıklı boyalar olarak kullanılmaya başlandı. Boya ayrıca, binalardaki çelik yapıları güçlendirmek için de tercih ediliyor. Ticari kullanıma başlama tarihi: 1974

    Uzay battaniyesi

    Uzay battaniyesi Hubble teleskopu ve Mars Rover keşif araçları gibi uzaydaki araçları aşırı sıcaklıklara karşı koruyan materyal, maraton sonunda atletleri sıcak tutmak için de kullanılıyor. İnce bir plastik levhayı alüminyum ile kaplayarak oluşturulan bu hafif materyal ile ısı izole ediliyor. Ticari kullanıma başlanma tarihi: 1980

    Akıllı giysi

    akıllı giysi

    NASA, sıcaklığa göre sıvı ile gaz halleri arasında değişen bir kimyasalla dolu mikroskobik kapsüller barındırarak faz değiştirebilen kumaştan üretilen akıllı giysileri astronot eldivenlerinin astarı olarak kullanıyor ve artık yataklarda, giysilerde veya çoraplarda bulunabiliyor. Ticari kullanıma başlanma tarihi: 1997

    Kızılötesi termometresi

    kızıl ötesi termometre Astronomlar milyonlarca yıl uzaktaki gezegenlerin ısılarını salınan termal radyasyonu ölçerek buluyorlar. Radyasyonu algılamak için geliştirilen bu teknoloji, kulak zarınızdan salınan ısıyı kontrol ederek vücut ısınızı ölçen kızılötesi termometrelere güç veriyor. Ticari kullanıma başlanma tarihi: 1991

    Anti-buhar kaplama

    anti buhar kaplama

    Koruma gözlüğü takan pek çok kayakçı, camlarının buharlaşmasını engelleyen bu teknolojiye minnet duyuyor olmalı. Bu teknoloji, NASA’nın Gemini uzay mekiğindeki plastik ya da cam yüzeyler üzerinde yoğunlaşan buğuyu önlemek için geliştirilen kaplamayı esas alıyor. Ticari kullanıma başlanma tarihi: 1967

    Maksimum emici giysi

    maksimum emici giysi

    "Uzay lazımlığı" olarak da bilinen maksimum emici giysi, uzun uzay yürüyüşlerine çıkan astronotların rahatlığı düşünülerek tasarlanmış. Yaklaşık iki litrelik sıvı emebilmesi için geliştirilmiş olan bu giysi, enkontinans mağduru insanlara da derman olabiliyor. Ticari kullanıma başlanma tarihi: 2009

    Yazı kaynağı : webrazzi.com

    Geçmişten Günümüze Uzay Görevleri

    Sizlere amerikan uzay tarihini ve bugün fırlatılacak olan SpaceX’in tarihi mürettebat görevini bahsedeceğiz.

    Öncelikle uzay tarihi için zamanda biraz geriye gidelim ve insanlığın en büyük merakına olan yaklaşımına bir göz atalım.

    Gökyüzü, insanlık tarihinin başlangıcından bu yana çok büyük bir merak konusu olmuştur. Bu merakı kovalayan kimi insanlar televizyonların veya radyoların olmadığı dönemlerde gece gökyüzüne bakarak yıldızları hayal güçlerinde gruplamış; grupladıkları bu yıldızları, bir hayvana, mitolojik bir karaktere veya bir nesneye benzetmiş ve böylelikle takımyıldızlarını oluşturmuş, kimileri ise daha ötesini görebilmek için teleskoplar yapmış ve muhteşem keşiflere imza atmıştır.

    İşte bu meraka sahip olan iki kardeş – Orville ve Wilbur Wright, ya da bilinen isimleriyle Wright kardeşler - haftalarca hatta aylarca özel bir proje için gecelerini gündüzlerine katarak çalışmış, sayısız hatalar yapıp onlardan ders çıkarmış ve sonunda ladin ağacından bir gövdeye sahip olan ve sadece 12 beygirlik bir motorun uçurduğu ilk uçağı yapmışlardır. Wright kardeşlerin 1903 yılında gerçekleştirdikleri bu başarı, havacılık ve uzay tarihini çok güçlü bir şekilde etkileyecek ve uçağın icadından sadece 66 yıl sonra 111 metrelik devasa bir roket ile insanoğlu Ay’a gidecek ve Ay’a ayak basacaktır. Ay ile ilgili kısma gelmeden önce o 66 yıl içerisinde insanlar neler öğrenmiş gelin birlikte inceleyelim.

    Uçağın icat edildiği sıralarda Rusya’da yayınlanan bir dergide, 46 yaşında bir Matematik öğretmeninin oluşturduğu denklem, bambaşka bir çağın habercisi olmuştur. Konstantin Tsiolkovski isimli bu öğretmen, yazdığı roket denkleminde sadece roketin hızı ve kütlesi arasındaki ilişkiyi değil, roketin motorundan itiş için ne kadar gaz çıkması gerektiğini dahi hesaplamıştır. Roket benzeri nesnelerin icadı her ne kadar milattan önce 300’lü yıllara dayansa da bildiğimiz anlamıyla yapılan ve sıvı yakıtla çalışan aynı zamanda günümüz roketlerine ilham veren ilk roket, 1926 yılında Robert Goddard isimli bir mühendis tarafından inşa edilmiştir. Takımıyla birlikte 1941 yılına kadar 34 farklı roket fırlatan Goddard, saatte 885 km hız yapabilen bir roketi, yerden 2.6 km yükseğe kadar çıkarmayı başarmıştır.

    1940’lı yılların başında, teknolojisi ve sanayisiyle bir anda gelişen Almanya, alışılagelmiş tasarımdan çok farklı olan ve kule yapısını andıran V2 isimli devasa roketler tasarlamaya başlamıştır. 90 km yükseğe çıkabilen bu roketlerin tasarımına katkıda bulunan ve o dönem genç bir roket mühendisi olan Dr. Werner Von Braun ikinci dünya savaşı sonrası Amerika’ya göç edecek, insanları Ay’a taşıyan roketi tasarlayacak ve Huntsville Alabama’da Uzay Kampını kuracaktır.

    Savaşlardan sonraki Dünya’da artık en önemli konu teknolojidir. Çok hızlı ilerleyen bu teknoloji sayesinde artık insanoğlu o hep merak ettiği gök yüzüne dahi ulaşabilecektir. Bu doğrultuda çalışan Amerika, 1958 yılında Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi olarak adlandırılan ve bizlerin NASA olarak bildiği kurumu hayata geçirir. NASA’da çalışan mühendisler ve bilim insanları, uzaya insan göndermek için kolları sıvarlar. İnsanlı uzay uçuşları için bir proje başlatan NASA bu projeye MERKÜR adını verir. Böylece Amerika’nın ilk insanlı uzay uçuşu programı, Merkür programı olur. 1961 yılına gelindiğinde NASA, Alan Shepard isimli astronotu uzaya göndermeye hazırdır. Planlanan fırlatmaya yaklaşık bir ay kala, bugün Rusya olarak adlandırdığımız Sovyetler Birliğinden gelen bir haber NASA’da bir şok etkisi yaratır. 12 Nisan 1961 günü Yuri Alekseyeviç Gagarin isimli kozmonot, uzaya gönderilen ve Dünya yörüngesinde dolanan ilk insan olmuştur. Bu haber her ne kadar NASA’daki bilim insanlarını üzse de hedeflerinden vazgeçmezler ve Alan Shepard, uzaya giden ilk Amerikalı astronot unvanını alır. Merkür programı dahilinde her defasında sadece 1 kişinin sığabildiği kapsül kullanılarak 5 görev daha yapılmış ve toplamda 6 astronot uzaya gitmiştir.

    1961 yılında başlayan ve yeni tasarımlar gerektiren ikinci programın adı GEMİNİ olarak seçilir. Gemini, ikizler takımyıldızının adıdır. Programa bu ismin verilmesinin sebebi ise artık kapsülün iki kişilik olmasıdır. Bu program dahilinde gelecek uzay görevlerini etkileyecek 2 önemli olay yaşanır. Bunlardan ilki, astronotların kapsül dışına çıkarak bir uzay yürüyüşü gerçekleştirmesi, ikincisi ise astronotların neredeyse 14 günü bulan süreler ile uzay ortamında kalmasıdır. 1965 ve 1966 yılları arasında yapılan 10 Gemini göreviyle toplamda 20 astronot uzaya fırlatılmıştır.

    Gemini programının başlamasından 1 yıl sonra 1962 yılında dönemin amerikan başkanının “ Ay’a gitmeyi kolay olduğu için değil zor olduğu için seçiyoruz” cümlesiyle bir anda çalışmaları başlatılan Ay görevlerinin artık zamanı gelmiştir. Amerika’nın üçüncü insanlı uzay programı olan ve Apollo programı olarak adlandırılan program dahilinde 20 Temmuz 1969 günü "Ay’a ilk insanlı iniş" gerçekleşmiş ve NASA astronotu Neil Armstrong Ay yüzeyinde yürüyen ilk insan olmuştur. Ay görevlerini anlatan bir videoyu daha önce sizlerle paylaşmıştık. Henüz izlemediyseniz bu videodan sonra "Ay’ı nasıl keşfettik?" isimli videomuzu izleyebilir ve keşfin detaylarını öğrenebilirsiniz.

    Gökyüzü ile ilgili duyulan minicik bir merak, insanlığı Dünya dışı bir cismin üzerine ayak basmaya kadar işte böyle götürmüştür.

    Peki sonrasında neler yaşandı?

    Tabiki bu merak asla bitmedi. NASA 1981 yılında yepyeni bir projeye imza atarak Dünya’nın belkide en kompleks uçağını tasarladı ve uzay mekiği programlarını başlattı. 2011 yılında yapılan son uzay mekiği fırlatımından sonra Uluslararası Uzay İstasyonu’na astronot göndermek isteyen NASA, günümüze kadar Rusya’dan fırlatılan soyuz roketlerini kullandı. Bu yüzden 2011 yılından bu videonun çekldiği 2020 yılına kadar Amerikan topraklarından uzaya hiç insan gönderilemedi.

    Fakat  30 Mayıs 2020 Cumartesi günü bu durum değişmek üzere. NASA ile ticari programlar kapsamında ortaklığını yürüten ve önceki videolarımızda bahsettiğimiz SpaceX şirketi, ürettiği Falcon 9 roketinin üzerine yine kendi üretimi olan Dragon isimli uzay aracını yerleştirecek ve NASA’nın kendi evinden Uluslararası Uzay istasyonu’na yeniden astronot göndermesini sağlayacak. Demo-2 olarak adlandırılan görevde uzaya gidecek olan Bob Behnken ve Doug Hurley, hem 9 yıl sonra Amerika’dan yola çıkan hemde özel bir şirketin taşıdığı ilk astronotlar olacaklar. 30 Mayıs Cumartesi Türkiye saatiyle 23:33’de yapılması planlanan fırlatma, internet üzerinden de canlı olarak yayınlandı.

    Uzayın keşfinde tabiri caizse çığır açan bu programların Uzay Kampı Türkiye’de de detaylıca işlendiğini ve hatta eğitim merkezimizde, bu programlarda kullanılan simülatörlerin benzerlerinin olduğunu biliyor muydunuz? Kampımıza katılanlarınızın “Evet!” dediğini ve 1/6 yerçekimi koltuğu, MAT ve 5 Derece Hareket Serbestliği simülatörlerini andığını duyar gibiyim. Eğer o anda neler hissettiğinizi hala hatırlıyorsanız yorumlar kısmına en çok hangi simülatörü beğendiğinizi ve simülatörü kullanırken neler hissettiğinizi yazabilir ve bizlerle paylaşabilirsiniz.

    Bildiğiniz üzere ülkemizin de artık bir uzay ajansı var. Belki de gelecek yıllarda bu günün gençleri Türk Uzay Ajansı’nın gelecekteki astronotları olacak ve Uluslararası Uzay İstasyonu’nu ziyaret edecekler. 

    Aşağıdaki linklerden bu yazıyı paylaşabilir, arkadaşlarınızı da eğitim videolarımızla ilgili olarak bilgilendirerek bu harika bilgilerin daha çok kişiye ulaşmasını sağlayabilirsiniz! Ayrıca henüz izlemediyseniz, "Starlink, SpaceX ve Elon Musk!" videomuza göz atabilirsiniz.

    Yazı kaynağı : www.spacecampturkey.com

    Hayatımıza Uzay Yolculukları Sayesinde Girmiş Olan 14 Önemli Buluş

    Uzay teknolojisi sayesinde geçmişten günümüze kadar geliştirilen araçlar nelerdir?

    Uzay teknolojisi sayesinde geçmişten günümüze kadar geliştirilen araçlar nelerdir?

    Cevap:

    1.) ic organlarini gormemizi saglayan ve tipta siklikla kullanilan mri teknolojisi uzay arastirmalari sirasinda ortaya cikan bir teknolojidir. bu teknoloji nasa tarafindan bulunmadiysa da nasa'yla ortak is yapan ozel bir girisim tarafindan ortaya cikartilmisti.

    2.) yeni dogmus bebeklerin vucut isisini almak icin kullanilan kulak termometreleri uzay arastirmalari sirasinda ortaya cikmisti ve ilk olarak nasa tarafindan kullanilmisti.

    3.) bugun kullandigimiz cep telefonu teknolojisi buyuk olcude uzay arastirmalari ve dunya'nin yorungesine yollanan onlarca uydu sayesinde ortaya cikti. aynisini televizyon icin de soyleyebiliriz.

    4.) bugun yolcu ucaklarinda cokca kullanilan ust kanat teknolojisi nasa tarafindan dizayn edilen teknolojiler arasinda yer aliyor. bu teknoloji sayesinde ucaklar daha az yakitla daha cok mesafe katedebiliyorlar. bu da ucaklarin cevreye verdigi zarari ve bunun ekonomik etkilerini buyuk olcude azaltiyor.

    5.) nasa'nin uydu teknolojisi sayesinde afrika basta olmak uzere yillardir kuraklik ceken bir cok bolgede yeralti sulari kesfedildi ve milyonlarca insanin susuz kalmasinin onune gecilmis oldu. ozellikle 2013 yilinda kenya'da yeryuzunun epeyce altinda bulunan su kutlesi sayesinde ulkedeki susuzluk sorunu buyuk olcude cozulmus oldu ve bitme noktasina gelen tarim yeniden hayata döndü.

    6.) bugun bir cok ulkede asker ve polislerin giydigi kursun gecirmez celik yelekler ilk olarak uzay arastirmalari sonucu ortaya cikti. bugun patenti dupont'ta olan "kevlar" maddesi hala kullanimdadir.

    7.) google haritalari ve uydu goruntulerinde nasa'nin oynadigi rolu soylemeye herhalde gerek yok. zaten uzay arastirmalari olmasaydi uydu teknolojisi de olmayacakti

    Açıklama:

    senin için birkaç örnek yazdım

    Yazı kaynağı : eodev.com

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap