Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    uzay teknoloji sayesinde geçmişten günümüze kadar geliştirilen araçlar nelerdir

    1 ziyaretçi

    uzay teknoloji sayesinde geçmişten günümüze kadar geliştirilen araçlar nelerdir bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Uzay Teknolojisi Sayesinde Geliştirilen Araçlar

    Geçmişten Günümüze Uzay Görevleri

    Sizlere amerikan uzay tarihini ve bugün fırlatılacak olan SpaceX’in tarihi mürettebat görevini bahsedeceğiz.

    Öncelikle uzay tarihi için zamanda biraz geriye gidelim ve insanlığın en büyük merakına olan yaklaşımına bir göz atalım.

    Gökyüzü, insanlık tarihinin başlangıcından bu yana çok büyük bir merak konusu olmuştur. Bu merakı kovalayan kimi insanlar televizyonların veya radyoların olmadığı dönemlerde gece gökyüzüne bakarak yıldızları hayal güçlerinde gruplamış; grupladıkları bu yıldızları, bir hayvana, mitolojik bir karaktere veya bir nesneye benzetmiş ve böylelikle takımyıldızlarını oluşturmuş, kimileri ise daha ötesini görebilmek için teleskoplar yapmış ve muhteşem keşiflere imza atmıştır.

    İşte bu meraka sahip olan iki kardeş – Orville ve Wilbur Wright, ya da bilinen isimleriyle Wright kardeşler - haftalarca hatta aylarca özel bir proje için gecelerini gündüzlerine katarak çalışmış, sayısız hatalar yapıp onlardan ders çıkarmış ve sonunda ladin ağacından bir gövdeye sahip olan ve sadece 12 beygirlik bir motorun uçurduğu ilk uçağı yapmışlardır. Wright kardeşlerin 1903 yılında gerçekleştirdikleri bu başarı, havacılık ve uzay tarihini çok güçlü bir şekilde etkileyecek ve uçağın icadından sadece 66 yıl sonra 111 metrelik devasa bir roket ile insanoğlu Ay’a gidecek ve Ay’a ayak basacaktır. Ay ile ilgili kısma gelmeden önce o 66 yıl içerisinde insanlar neler öğrenmiş gelin birlikte inceleyelim.

    Uçağın icat edildiği sıralarda Rusya’da yayınlanan bir dergide, 46 yaşında bir Matematik öğretmeninin oluşturduğu denklem, bambaşka bir çağın habercisi olmuştur. Konstantin Tsiolkovski isimli bu öğretmen, yazdığı roket denkleminde sadece roketin hızı ve kütlesi arasındaki ilişkiyi değil, roketin motorundan itiş için ne kadar gaz çıkması gerektiğini dahi hesaplamıştır. Roket benzeri nesnelerin icadı her ne kadar milattan önce 300’lü yıllara dayansa da bildiğimiz anlamıyla yapılan ve sıvı yakıtla çalışan aynı zamanda günümüz roketlerine ilham veren ilk roket, 1926 yılında Robert Goddard isimli bir mühendis tarafından inşa edilmiştir. Takımıyla birlikte 1941 yılına kadar 34 farklı roket fırlatan Goddard, saatte 885 km hız yapabilen bir roketi, yerden 2.6 km yükseğe kadar çıkarmayı başarmıştır.

    1940’lı yılların başında, teknolojisi ve sanayisiyle bir anda gelişen Almanya, alışılagelmiş tasarımdan çok farklı olan ve kule yapısını andıran V2 isimli devasa roketler tasarlamaya başlamıştır. 90 km yükseğe çıkabilen bu roketlerin tasarımına katkıda bulunan ve o dönem genç bir roket mühendisi olan Dr. Werner Von Braun ikinci dünya savaşı sonrası Amerika’ya göç edecek, insanları Ay’a taşıyan roketi tasarlayacak ve Huntsville Alabama’da Uzay Kampını kuracaktır.

    Savaşlardan sonraki Dünya’da artık en önemli konu teknolojidir. Çok hızlı ilerleyen bu teknoloji sayesinde artık insanoğlu o hep merak ettiği gök yüzüne dahi ulaşabilecektir. Bu doğrultuda çalışan Amerika, 1958 yılında Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi olarak adlandırılan ve bizlerin NASA olarak bildiği kurumu hayata geçirir. NASA’da çalışan mühendisler ve bilim insanları, uzaya insan göndermek için kolları sıvarlar. İnsanlı uzay uçuşları için bir proje başlatan NASA bu projeye MERKÜR adını verir. Böylece Amerika’nın ilk insanlı uzay uçuşu programı, Merkür programı olur. 1961 yılına gelindiğinde NASA, Alan Shepard isimli astronotu uzaya göndermeye hazırdır. Planlanan fırlatmaya yaklaşık bir ay kala, bugün Rusya olarak adlandırdığımız Sovyetler Birliğinden gelen bir haber NASA’da bir şok etkisi yaratır. 12 Nisan 1961 günü Yuri Alekseyeviç Gagarin isimli kozmonot, uzaya gönderilen ve Dünya yörüngesinde dolanan ilk insan olmuştur. Bu haber her ne kadar NASA’daki bilim insanlarını üzse de hedeflerinden vazgeçmezler ve Alan Shepard, uzaya giden ilk Amerikalı astronot unvanını alır. Merkür programı dahilinde her defasında sadece 1 kişinin sığabildiği kapsül kullanılarak 5 görev daha yapılmış ve toplamda 6 astronot uzaya gitmiştir.

    1961 yılında başlayan ve yeni tasarımlar gerektiren ikinci programın adı GEMİNİ olarak seçilir. Gemini, ikizler takımyıldızının adıdır. Programa bu ismin verilmesinin sebebi ise artık kapsülün iki kişilik olmasıdır. Bu program dahilinde gelecek uzay görevlerini etkileyecek 2 önemli olay yaşanır. Bunlardan ilki, astronotların kapsül dışına çıkarak bir uzay yürüyüşü gerçekleştirmesi, ikincisi ise astronotların neredeyse 14 günü bulan süreler ile uzay ortamında kalmasıdır. 1965 ve 1966 yılları arasında yapılan 10 Gemini göreviyle toplamda 20 astronot uzaya fırlatılmıştır.

    Gemini programının başlamasından 1 yıl sonra 1962 yılında dönemin amerikan başkanının “ Ay’a gitmeyi kolay olduğu için değil zor olduğu için seçiyoruz” cümlesiyle bir anda çalışmaları başlatılan Ay görevlerinin artık zamanı gelmiştir. Amerika’nın üçüncü insanlı uzay programı olan ve Apollo programı olarak adlandırılan program dahilinde 20 Temmuz 1969 günü "Ay’a ilk insanlı iniş" gerçekleşmiş ve NASA astronotu Neil Armstrong Ay yüzeyinde yürüyen ilk insan olmuştur. Ay görevlerini anlatan bir videoyu daha önce sizlerle paylaşmıştık. Henüz izlemediyseniz bu videodan sonra "Ay’ı nasıl keşfettik?" isimli videomuzu izleyebilir ve keşfin detaylarını öğrenebilirsiniz.

    Gökyüzü ile ilgili duyulan minicik bir merak, insanlığı Dünya dışı bir cismin üzerine ayak basmaya kadar işte böyle götürmüştür.

    Peki sonrasında neler yaşandı?

    Tabiki bu merak asla bitmedi. NASA 1981 yılında yepyeni bir projeye imza atarak Dünya’nın belkide en kompleks uçağını tasarladı ve uzay mekiği programlarını başlattı. 2011 yılında yapılan son uzay mekiği fırlatımından sonra Uluslararası Uzay İstasyonu’na astronot göndermek isteyen NASA, günümüze kadar Rusya’dan fırlatılan soyuz roketlerini kullandı. Bu yüzden 2011 yılından bu videonun çekldiği 2020 yılına kadar Amerikan topraklarından uzaya hiç insan gönderilemedi.

    Fakat  30 Mayıs 2020 Cumartesi günü bu durum değişmek üzere. NASA ile ticari programlar kapsamında ortaklığını yürüten ve önceki videolarımızda bahsettiğimiz SpaceX şirketi, ürettiği Falcon 9 roketinin üzerine yine kendi üretimi olan Dragon isimli uzay aracını yerleştirecek ve NASA’nın kendi evinden Uluslararası Uzay istasyonu’na yeniden astronot göndermesini sağlayacak. Demo-2 olarak adlandırılan görevde uzaya gidecek olan Bob Behnken ve Doug Hurley, hem 9 yıl sonra Amerika’dan yola çıkan hemde özel bir şirketin taşıdığı ilk astronotlar olacaklar. 30 Mayıs Cumartesi Türkiye saatiyle 23:33’de yapılması planlanan fırlatma, internet üzerinden de canlı olarak yayınlandı.

    Uzayın keşfinde tabiri caizse çığır açan bu programların Uzay Kampı Türkiye’de de detaylıca işlendiğini ve hatta eğitim merkezimizde, bu programlarda kullanılan simülatörlerin benzerlerinin olduğunu biliyor muydunuz? Kampımıza katılanlarınızın “Evet!” dediğini ve 1/6 yerçekimi koltuğu, MAT ve 5 Derece Hareket Serbestliği simülatörlerini andığını duyar gibiyim. Eğer o anda neler hissettiğinizi hala hatırlıyorsanız yorumlar kısmına en çok hangi simülatörü beğendiğinizi ve simülatörü kullanırken neler hissettiğinizi yazabilir ve bizlerle paylaşabilirsiniz.

    Bildiğiniz üzere ülkemizin de artık bir uzay ajansı var. Belki de gelecek yıllarda bu günün gençleri Türk Uzay Ajansı’nın gelecekteki astronotları olacak ve Uluslararası Uzay İstasyonu’nu ziyaret edecekler. 

    Aşağıdaki linklerden bu yazıyı paylaşabilir, arkadaşlarınızı da eğitim videolarımızla ilgili olarak bilgilendirerek bu harika bilgilerin daha çok kişiye ulaşmasını sağlayabilirsiniz! Ayrıca henüz izlemediyseniz, "Starlink, SpaceX ve Elon Musk!" videomuza göz atabilirsiniz.

    Yazı kaynağı : www.spacecampturkey.com

    Günlük hayatta kullandığımız 10 NASA teknolojisi

    Günlük hayatta kullandığımız 10 NASA teknolojisi

    Uzayda tükenmez kalem yazmadığı için NASA'nın 12 milyon dolar bütçe harcayarak özel kalem yaptırdığına ve Rusların uyanıklık yaparak bu sorunu kurşun kalem kullanarak aştığına dair meşhur efsaneyi duymuşsunuzdur. Aslı böyle değil tabii ki. Bi defa 12 milyon değil, 2 milyon dolar harcanıyor 2 yıllık araştırma sürecinde. Bu kalemi geliştiren mucitin adı Paul Fisher. Mucidinin adını alan bu kalem uzayda yazmakla kalmıyor; su altında, -45 derece soğukta, 200 derece sıcaklıkta ve ıslak yüzeylerde çalışıyor. 100 yıl gibi bir raf ömrüne de sahip olan Fisher adlı kalem, yer çekiminden bağımsız veya dik olarak da kullanılabiliyor. Bu sayede astronotlar mekik içinde bu kalemi rahatlıkla kullanıyor.

    Teknik bilgiyi görmezden gelip meseleyi magazinleştirenler için "Ruslar kurşun kalemle çözmüş işi eheheh" diyenlerin, yer çekimsiz ortamda kurşun kalem tozunun ve kırılan ucunun etrafa dağılmasıyla cihazlar ve insanlar için tehdit oluşturabileceğini akıllarına getirmesi uzak ihtimal. Uzay koşulunda Ruslar gibi Amerikalılar ve diğer milletlerden araştırmacılar da kurşun kalem kullanmıştı. Fisher marka uzay kalemi ilk olarak 1967'de uzaya gönderilen Apollo 7 ile macerasına başladıktan sonra, Rus kozmonotlar tarafından MİR'de kullanıldı.

    Bu tarihsel bilgilendirmeden sonra gelelim asıl yazı konumuza. Uzay için geliştirilen kimi teknolojiler, uzun zamandır günlük hayatımızda kendilerine yer bulmuş durumda.

    Kalp kaslarını koşullandırma makinesi

    kalp kaslarını koşullandırma makinesi

    "Shuttle 200-1" isimli makine, sıfır yerçekimi ortamında oluşabilen kas erimesiyle mücadele etmek ve astronotlara etkili bir egzersiz sağlamak için geliştirilmiş. Aynı makine fizyoterapi ile yaşlılara egzersizde yardımcı olması için de kullanılıyor. Ticari kullanıma başlanma tarihi: 1991

    Yapay kalp pompası

    yapay kalp pompası

    Kalp nakli yapılmayı bekleyen hastalar, bir sol karıncık yardımcı aygıtı (LVAD) ile hayata tutunabiliyorlar. Diğer pompalara nazaran daha ufak olmakla beraber pille çalışan bu enstrüman, NASA’nın roket motorlarında kullanılan yakıt pompasından esinlenilerek geliştirilmiş. Ticari kullanıma başlanma tarihi: 1998

    Hafızalı sünger

    bellek süngeri

    Uzay mühendisi Charles Yost ile 1966’da çalışmaya başlayan NASA, uzay mekikleri için daha uygun koltuklar geliştirerek çarpmalara karşı daha iyi bir koruma sağlamayı amaçlıyordu. Bunun üzerine Yost, herhangi bir nesnenin şeklini alarak şiddetli çarpmaları yumuşatabilen ve yüksek konfor sunan hafızalı süngeri geliştirdi. Ticari kullanıma başlanma tarihi: 1969

    Çizilmeyen mercekler

    çizilmeyen merceklerUzay mekiklerinde su filtrelemeyi iyileştirmek için yürütülen deneyler sayesinde ortaya çıktı. Böylece, görüntüleme merceklerinin zedelenmesinin önüne neredeyse tamamen geçen bir kaplama keşfedildi. Ticari kullanıma başlama tarihi: 1983

    Ateşe dayanıklı boya

    ateşe dayanıklı boyaApollo uzak mekiğinin ısı kalkanları üzerinde bulunan kaplama, uçaklar için yangına dayanıklı boyalar olarak kullanılmaya başlandı. Boya ayrıca, binalardaki çelik yapıları güçlendirmek için de tercih ediliyor. Ticari kullanıma başlama tarihi: 1974

    Uzay battaniyesi

    Uzay battaniyesi Hubble teleskopu ve Mars Rover keşif araçları gibi uzaydaki araçları aşırı sıcaklıklara karşı koruyan materyal, maraton sonunda atletleri sıcak tutmak için de kullanılıyor. İnce bir plastik levhayı alüminyum ile kaplayarak oluşturulan bu hafif materyal ile ısı izole ediliyor. Ticari kullanıma başlanma tarihi: 1980

    Akıllı giysi

    akıllı giysi

    NASA, sıcaklığa göre sıvı ile gaz halleri arasında değişen bir kimyasalla dolu mikroskobik kapsüller barındırarak faz değiştirebilen kumaştan üretilen akıllı giysileri astronot eldivenlerinin astarı olarak kullanıyor ve artık yataklarda, giysilerde veya çoraplarda bulunabiliyor. Ticari kullanıma başlanma tarihi: 1997

    Kızılötesi termometresi

    kızıl ötesi termometre Astronomlar milyonlarca yıl uzaktaki gezegenlerin ısılarını salınan termal radyasyonu ölçerek buluyorlar. Radyasyonu algılamak için geliştirilen bu teknoloji, kulak zarınızdan salınan ısıyı kontrol ederek vücut ısınızı ölçen kızılötesi termometrelere güç veriyor. Ticari kullanıma başlanma tarihi: 1991

    Anti-buhar kaplama

    anti buhar kaplama

    Koruma gözlüğü takan pek çok kayakçı, camlarının buharlaşmasını engelleyen bu teknolojiye minnet duyuyor olmalı. Bu teknoloji, NASA’nın Gemini uzay mekiğindeki plastik ya da cam yüzeyler üzerinde yoğunlaşan buğuyu önlemek için geliştirilen kaplamayı esas alıyor. Ticari kullanıma başlanma tarihi: 1967

    Maksimum emici giysi

    maksimum emici giysi

    "Uzay lazımlığı" olarak da bilinen maksimum emici giysi, uzun uzay yürüyüşlerine çıkan astronotların rahatlığı düşünülerek tasarlanmış. Yaklaşık iki litrelik sıvı emebilmesi için geliştirilmiş olan bu giysi, enkontinans mağduru insanlara da derman olabiliyor. Ticari kullanıma başlanma tarihi: 2009

    Yazı kaynağı : webrazzi.com

    Uzay teknolojisi

    Uzay teknolojisi; uzay bilimi araştırmalaları veya havacılık endüstrisi tarafından uzay uçuşları, uydular, ve uzayın keşfi konularında kullanılmak üzere geliştirilen teknolojiler. Uzay teknolojisi kavramının içine uzay aracı, yapay uydular, uzay istasyonları, ve destek altyapısı, ekipman ve prosedürler ile uzay savaşı konuları girmektedir. Uzayda çalışma yapmak; yeni aletler ve teknikler, kısacası yeni teknolojiler gerektirmektedir. Hava tahmini, uzaktan algılama, GPS sistemleri, dijital uydu ve bazı uzak-mesafe iletişim sistemleri gibi günlük olarak kullanılan hizmetler uzay teknolojisi altyapısına bağımlıdırlar. Bilimler arasında özellikle astronomi ve yer bilimleri uzay teknolojilerinden faydalanmaktadır.[1] Uzay ile ilgili girişimler tarafından üretilen ya da daha da geliştirilen yeni teknolojileri genellikle kısa sürede diğer ekonomik aktiviteler tarafından tüketilmeye başlar.

    Dünya, neredeyse küre şeklinde olan bir gezegendir ve orta büyüklükte bir yıldız olan Güneş'in etrafında, yörüngede hareket etmektedir.[2]

    Uzay teknolojisinin tarihçesi[değiştir | kaynağı değiştir]

    Dünyada, insan yapımı bir teknolojiyi ilk kez uzaya çıkaran ilk ülke Sovyetler Birliği olmuştur. Sputnik 1 isimli ilk yapay uydu 4 Ekim 1957 tarihinde fırlatıldı ve alçak yörüngeye girdi. SSCB, uydunun başarılı olarak addedilmesi için hedefler belirlemişti.[3]

    Uzayı araştırıp bilgi toplamayı denemek üzere yakın geçmişte çeşitli teknolojiler üretilmiştir. İlk yapay uydu olan Sputnik, Sovyetler tarafından 1957 yılında fırlatılmıştır. İki ay sonra, uzaya ilk gönderilen canlı olan Layka adındaki köpek, Sputnik 2 ile fırlatılmıştır. Amerikalılar ise bu gelişmeleri takip ederek 1958 yılında Explorer 1 isimli ilk yapay uydularını fırlatmışlardır.

    NASA, 1958 yılının Ekim ayında faaliyete geçmiş ve Alan Shepherd isimli astronotu 1961 Mayıs başlarında yörüngede kısa bir uçuşa yollayarak ilk kez bir Amerikalıyı uzaya fırlatmıştır. Bugüne kadar, NASA dünya çapında önde gelen uzay programlarından birisi olagelmiştir. SSCB, NASA'dan bir ay önce kozmonot Yuri Gagarin'i yörüngeye yollamıştır.

    1961 yılına gelindiğinde Sovyetler; ilk yapay uydu, ilk canlı ve ilk insanı uzaya göndermiş olmanın yanı sıra aya ilk defa insan yapımı bir nesne göndermiş, ayrıca uzayda ilk kez tam bir gün kalan astronot ve ilk kadını göndermiştir. NASA ise günümüzde Apollo 11 görevi ile ilk insanı Ay yüzeyine indirmiş, Neil Armstrong ise 1969 yılında Ay'da yürüyen ilk insan olmuştur. NASA takip eden yıllarda Mars, Venüs ve Merkür gezegenlerini incelemek üzere uzay sondaları göndermiştir. Yakın zamanda, Güneş sisteminin çeşitli yerlerine sondalar gönderilmiştir. Bunlardan bazıları Jüpiter ve Satürn'ün uydularını keşfetmektedirler.

    ABD ve Rusya arasında gerçekleşmiş olan uzay teknolojilerinde ilerleme savaşı, 20. yüzyıldaki Soğuk Savaş'ın da bir parçasıdır. İki ülke de uzayın araştırımasının çeşitli kısımlarında ilk kez kendi teknolojilerinin kullanılması için savaş vermişlerdir. Günümüzde, diğer ülkeler de uzayın modern teknolojilerle araştırılması çalışmalarına katılmışlardır.

    NASA'nın 1977 yılında ürettiği, Voyager 1 isimli uzay aracı hâlâ, günümüze kadar üretilen en kayda değer uzay teknolojilerinden biridir. Şu anda dünyadan en uzakta bulunan insan yapımı nesnedir. 2018 Mart ayı itibarıyla, 13 milyar mil uzaklığa ulaşmıştır. Kozmik radyasyon, yıldızlar ve başka pek çok konuda bilgi toplamıştır.

    Bu zaman dek uzay araçlarının karıştığı çeşitli felaketler yaşanmıştır. NASA, 1986 başlarında meydana gelen Challenger felaketinden sorumludur. Fırlatılıştan saniyeler sonra, bir bozukluk yüzünden çıkan yangın uzay gemisini parçalara ayırmış, gemide bulunan herkesin ölümüne yol açmıştır. Bir başka büyük felaket ise 2003 yılında gerçekleşmiştir. NASA'nın uzay mekiği Columbia kalkış sırasında bir aksaklık yaşamıştır ancak o sırada bunun çok önemli bir sorun teşkil etmediğine kanaat getirilmiştir. Mekiğin atmosfere tekrar girişi sırasında, en başta yaşanan aksaklıktan dolayı meydana gelen bir gaz sızıntısı; mekiğin patlayarak yok olmasına yol açmış, gemideki 7 astronotun da ölümüne sebep olmuştur. Yaşanan diğer olaylar arasında, paraşüt arızası yüzünden Sovyet kozmonot Vladimir Komarov'un hayatını kaybetmesi ve tehlikeli gaz sızıntılarının yaşanması gibi olaylar bulunmaktadır.

    Ayrıca bakınız[değiştir | kaynağı değiştir]

    Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

    Yazı kaynağı : tr.wikipedia.org

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap