Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    uzay kirliliği olmaması için neler yapmalıyız

    1 ziyaretçi

    uzay kirliliği olmaması için neler yapmalıyız bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Uzay Kirliliği Nedir, Neden Olur? Uzay Kirliliği Nasıl Engellenebilir?

    Uzay kirliliği nedir ve nasıl ortaya çıkmıştır? Uzay kirliliği nedenleri ve nasıl önlenir çözüm yolları

    Uzay kirliliği nedir ve nasıl ortaya çıkmıştır? Uzay kirliliği nedenleri ve nasıl önlenir çözüm yolları

    İlk uzay aracının 1957’de de uzaya gönderilmesiyle, uzay kirliliğinin ilk adımı atılmış oldu. Günümüzde birçok dünya devletinin uzayda farklı amaçlarla kullandığı birçok cisim bulunuyor. Bunların yarısından fazlası ömrünü ve işlevini tamamlamış olanlardır. Gereksiz yere dünyanın yörüngesinde dönüyorlar. Gerekli önlemler alınmazsa, bir nevi uzay çöplüğü durumuna dönüşeceklerdir.

     Uzay Kirliliği Nedir?

     Dünyanın etrafında, değişik yörüngelerde başıboş bir şekilde dönen ve herhangi bir işlevi olmayan, insan yapımı cisimlerin oluşturduğu kirliliğe uzay kirliliği deniliyor. Devletler, uzayı gözlemlemek, ülkelerinin teknolojik faaliyetlerini sürdürmek için uzaya uydu adı altında cisimler gönderiyorlar.

     Uzaya gönderilen cisimlerin belirli bir ömrü bulunuyor. Bu ömür sonunda, işlevlerini yitirip, kaderlerine terk ediliyorlar. Belirli bir yörüngede bulunan bu cisimler, herhangi bir gök cismi veya başka cisim çarpana kadar uzayda duruyorlar. Her devletin birden fazla cismi uzaya gönderdiği düşünülecek olursa, uzayda da bir cisim kirliliği oluştuğu görülecektir.

     Uzay Kirliliği Nasıl Ortaya Çıkmıştır?

     1957 yılında Sputnik1 uzay aracının uzaya gönderilmesiyle uzay macerası başlamış oldu. İnsanlık ve gelecek için başarılı bu görevden sonra, başta, Amerika olmak üzere Çin, Rusya, Japonya gibi ülkeler uzaya cisim göndermeye başladılar.

     ABD 1327 uydusuyla uzayda en çok uydusu bulunan devlettir. Çin 363, Rusya 169 uyduyla takip ediyorlar. Diğer devletlerin de toplamda 807 uydusu bulunuyor. Dünya Bilim İnsanları Birliğinin uydu veri tabanına göre aktif olarak 2.666 uydu bulunuyor.

     1957’den itibaren farklı amaçlarla dünya yörüngesine binlerce uydu yerleştirildi. Uzay araçları gönderildi. Bunların çoğu dünyanın farklı yerlerine düştüler. Bu cisimlerin dünyaya düşmeleri ayrı bir tehlike, uzayda bulunmaları ayrı bir tehlike oluşturuyor. Her ne kadar dünyaya düşseler de uzayda bulundukları süre boyunca hızlı kirlenmeyi oluşturuyorlar.

     Dünya yörüngesine oturtulmuş eski uydular, roket artıkları ve parçaları, eski uzay üsleri, dağılma ve çarpışmalar sonucu oluşan parçaların birikmesi uzay kirliliğini ortaya çıkarmıştır. Bu kirliliği oluşturan parçaların 500 binden fazla olduğu tahmin ediliyor.

     Kontrolsüz şekilde uzayda hareket eden bu parçalar büyük tehlike oluşturuyorlar. Faaliyette bulunan uydu ve uzay araçlarına çarparak zarar verebiliyorlar. Durum böyle olunca da uzay kirliliği gün geçtikçe artmaya devam ediyor.

     Uzay Kirliliği Nedenleri

     1-İşlevini tamamlayan uyduların, uzay istasyonlarının kendi başlarına uzayda bırakılmaları,

     2-Uzay araçlarının uzayda atıklar bırakması,

     3-Uzay istasyonlarına bırakılan çöpler,

     4-Uzay araçlarının meteorlarla, diğer uydularla çarpışarak parçalara bölünmeleri uzay kirliliğinin başlıca nedenleridir.

     Uzay Kirliliği Nasıl Önlenir, Çözüm Yolları Nelerdir?

     Uzayda farklı görevlerde bulunan uydu ve araçların bir kullanım ömrü bulunuyor. Bu ömür bittikten sonra ya dünyaya düşüyor ya da uzay boşluğuna gönderiliyor. Bu durum uzay kirliliğinin ana temelini oluşturuyor. Uzaydaki bu kirliliğin artmasını önlemek adına bundan sonraki projeler için gönderilecek uydu ve araçları görev süreleri dolduktan sonra yok edilebilir yapmaktır. Hiç olmazsa güneşin ısı etkisiyle tamamen buharlaşabilir şekilde yapılabilir.

     Japonya ve Amerika, uzaydaki çöpleri toplamak adına özel araçlar gönderiyorlar. Uzaydaki kirliliği bitirmek adına, uzaya araç gönderen her ülkenin, hiç olmazsa ömrünü tamamlamış araçlarını kaldırmaları en doğrusudur.

     Uzaydaki kirlilik bir nevi temizlendikten sonra, yeni araçların yenilenebilir enerjiye sahip olmaları çok önemlidir. Bu araçların kullanım ömrü çok uzun olacağından bu sürede başka araç göndermeye gerek olmayacaktır. Akıllı programlama sayesinde görev süresi bittiğinde dünya atmosferine girmeleri ayarlanabilir.

    Yazı kaynağı : www.hurriyet.com.tr

    Uzay kirliliğinin olmaması için neler yapılabileceği ile ilgili önerileriniz ve çözüm yollarını nedir

    Uzay Kirliliği Azaltmak İçin Neler Yapılabilir?

    Uzay Kirliliği Azaltmak İçin Neler Yapılabilir?

    Facebook'ta Paylaş

    Twitter'da Paylaş

    Linkedin'de Paylaş

    Yazı kaynağı : www.forumsinif.com

    Uzay Kirliliği Nedir, Nedenleri Nelerdir, Nasıl Önlenir?

    Uzay Kirliliği Nedir, Nedenleri Nelerdir, Nasıl Önlenir?

    Daha önceki yazılarımızda içinde yaşadığımız gezegenin pek çok farklı nedene bağlı olarak kirlendiğinden ve bir noktada yaşanamaz hale geleceğinden söz etmiştik. Burada yaşayamazsak uzaya gideriz diye düşünüyorsanız maalesef artık uzay da kirli. 20. yüzyılın ikinci yarısında başlayan uzay çalışmaları kapsamında atmosfer dışına gönderdiğimiz pek çok uzay aracı ve bunlara ait parçalar orada öylece duruyor.

    Öylece duruyorlar demek yanlış olur çünkü uzay kirliliğini oluşturan bu parçalar oldukça hızlı bir şekilde dönerek hem birbirlerine hem de yeni gönderilen uydu ve roketlere çarpıyorlar. Bu durum elbette hem bugün uydu kaynaklı kullandığımız iletişim sistemlerini hem de gelecekte yapılacak uzay görevlerini etkiliyor. Gelin uzay kirliliği nedir, sebepleri nelerdir ve önlemek için neler yapılabilir gibi merak edilen sorulara gelin yakından bakalım. 

    Uzay kirliliği nedir, sebepleri nelerdir, nasıl önlenir?

    Uzay kirliliği nedir?

    1957 yılından bugüne, Dünya dışına gönderdiğimiz sayısız roket, uzay aracı ve uydunun artık kullanılmaması ya da parçalanması sonrası yörüngede öylece kalmaları nedeniyle oluşan dağınıklık uzay kirliliği olarak adlandırılıyor. Uzay kirliliğini oluşturan enkaz parçalarının bazıları oldukça küçükken bazıları bir araba kadar olabiliyor.

    Kuzey Amerika Havacılık ve Uzay Savunma Komutanlığı NORAD, 1957 yılında ilk uzay çalışmaları başladıktan sonra uzaya gönderilen ve artık kullanılmadığı için atık ya da enkaz olarak kabul edilen bu parçaların kaydını tutmaya başladı. Oluşturulan veri tabanına eklenen ilk enkaz, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği tarafından 1967 yılında uzaya gönderilen Sputnik uydusu oldu.

    Aradan geçen uzun yıllarda uzay iyice karıştı. Avrupa Uzay Ajansı ESA tarafından paylaşılan uzay kirliliği verilerine göre boyutları 1 - 10 cm arasında değişen 900 bin ve boyutları 10 cm’den büyük olan 34 bin nesne şu an Dünya yörüngesinde dolanıyor. Ancak aheste aheste dolanmıyorlar. Uzay kirliliğini oluşturan bu nesneler saatte 28 bin km hıza sahip. Çarpışmaların ne kadar korkunç bir etkisi olacağını tahmin etmek güç değil.

    Uzay kirliliğini oluşturan nesneler:

    Avrupa Uzay Ajansı tarafından paylaşılan uzay kirliliği verilerine göre uzay kirliliğini oluşturan enkaz ve atıklar arasında şu üçü dikkat çekiyor;

    Avrupa Uzay Ajansı, uzay kirliliğini oluşturan bu tür nesneleri bir de boyutlarına göre sınıflandırarak çok daha detaylı bir analiz yapıyor. Uzay enkazlarının temel boyutları şu şekilde;

    Uzay kirliliğinin sebepleri nelerdir?

    Artık kullanılmayan uydular:

    Uzun yıllardır iletişim teknolojilerinde kullanmak için uzaya uydu gönderip duruyoruz. Bu uyduların belirli bir kullanım ömrü var. Pilleri bitiyor ya da eskiyorlar. Eskiden bu uyduların zaman içinde Dünya’ya döneceği ve atmosferde parçalanarak yok olacakları düşünülüyordu. Ancak bugün biliyoruz ki o uydular hala yörüngede dolanmaya devam ediyorlar.

    Düşürülen nesneler:

    Komik gibi görünebilir ama evet, uzaya çıkan astronotlar da pek çok eşya düşürüyorlar. Örneğin 2008 yılında astronot Heidemarie Stefanyshyn-Piper, alet edevat dolu koca bir çantayı düşürüverdi. Bu çanta Dünya yörüngesinde 4 binden fazla kez döndükten sonra atmosfere girerek parçalandı. Ancak yıllardır neler neler düşürüldüğünü düşünürsek bunlarında hepsinin aynı kaderi yaşadığına ihtimal vermek zor.

    Uzay görevlerinde kullanılan roketler ve parçaları:

    Roket fırlatma videolarını izlediyseniz tek bir roket gönderilirken bile yol boyunca birkaç parça bırakarak yoluna devam ettiğini görmüşsünüzdür. Çoğu yakıt kapsülü olan bu parçaların bazıları henüz Dünya sınırlarındayken kopuyor ve okyanusa düşüyor. Ancak bazıları atmosfer dışına çıktıktan sonra düştükleri için uzay kirliliğinin en büyük nesnelerinden biri haline geliyorlar. Parçalanan ve milyonlarca minik parça olarak dağılan kapsül ve roketler de var.

    Uzay silahları:

    Hayır, Star Trek’te gördüğümüz türden silahlar değil. 1960’lı ve 1970’li yıllarda ABD ile SSCB arasında yaşanan uzay rekabeti sırasında pek çok uydu karşıtı silah test edildi. Hatta ABD, 1985 yılında bunlardan bir tanesini kullanarak bir tonluk Solwind uydusunu paramparça etti. Çin ve Hindistan da uzay çalışmalarıyla birlikte uzay silahları geliştirmeye başladılar. Tüm bunlar uzay kirliliğinin bir parçası olarak yörüngede dolanıyorlar.

    Uzay kirliliğinin sonuçları neler?

    Avrupa Uzay Ajansı tarafından paylaşılan uzay kirliliği verilerine göre 1957 yılında başlayan uzay çalışmalarındaki ilk kazalar 1961 yılında başladı. Yakıt patlamaları nedeniyle 560’tan fazla parçalanma olayı yaşandı. Uzay kirliliğini oluşturan nesneler kaynaklı kazaların sayısı ise şu an için yedi. Ancak bunlar oldukça tehlikeli olabilir. Örneğin Kosmos 2551 isimli etkin olmayan bir uydu, İridium 33 isimli uyduya çarparak onu tamamen yok etti.

    Uzay kirliliğinin yarattığı en büyük tehlike ise küçük parçalar kaynaklı. Boya pulları, donmuş yakıt kalıntıları ve katılaşan antifriz damlacıkları kullanılmakta olan uyduların güneş panellerine hasar verebilir. Üstelik bunlar patladığı zaman yanıcı oldukları için atmosfere de zarar verebilirler.

    Bir de işin nükleer yönü var. Artık kullanılmayan bazı Rus uydularında enerji kaynağı olarak yoğun radyoaktif içeren nükleer piller kullanıldığı biliniyor. Yani bu piller çarpışma durumunda nükleer patlama etkisi yaratabilir. Dünya atmosferinden geçerken yok olmayacak kadar büyük parçaların yüzeye ulaştığı ve önemli hasarlar verdiği bile görüldü.

    Uzay kirliliği nasıl önlenir?

    Dünya kirliliğini önlemek için hepimizin alabileceği sayısız önlem olsa da uzay kirliliğini önleyecek olanlar uzay çalışmaları yapan devletler ve özel şirketlerdir. Uzay çalışmaları yapan kurum ve şirketlerin alabileceği bazı önlemler şu şekilde;

    Kullanmakta olduğumuz iletişim teknolojilerini ve ileride gerçekleşecek uzay çalışmalarını etkileyen uzay kirliliği nedir, sebepleri nelerdir, nasıl önlenir gibi merak edilen soruları yanıtladık ve konu hakkında bilmeniz gereken detaylardan bahsettik. Uzay çalışmaları ve uzay kirliliği hakkındaki düşüncelerinizi yorumlarda paylaşabilirsiniz. 

    Yazı kaynağı : www.webtekno.com

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap