Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    ural altay dillerinin ortak özellikleri

    1 ziyaretçi

    ural altay dillerinin ortak özellikleri bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Ural Dilleri Nelerdir? Ural Altay Dillerinin Benzerlikleri Ve Özellikleri

    Ural Dilleri Nelerdir? Ural Altay Dillerinin Benzerlikleri Ve Özellikleri

    Ural dilleri, otuz dokuz dilden oluşan ve elli milyon insan tarafından da konuşan bir dil ailesidir. En çok konuşan Ural dilleri Fince, Macarca, Marica, Estonca ve Udmurtça olarak bilinmektedir.

    Ural Dilleri Nelerdir?

    Ural dilleri içinde otuz dokuz tane dil vardır ve bu diller ortalama olarak elli milyon kişi tarafından konuşulmaktadır. Dünya üzerinde en fazla konuşulan Ural dilleri sırası ile beraber Macarca, Fince, Estonca, Marice ve son olarak Udmurtça olarak karşımıza çıkar. Bu dillerin konuşulduğu ülkeler ise Slovakya, Sırbistan, Rusya, Romanya, Macaristan, Finlandiya ve Estonya ülkeleridir. Bu dillerin doğduğu yer olarak düşünülen Ural dağından Ural ismi gelir.

    Ural Altay Dillerinin Benzerlikleri ve Özellikleri

    Yapısal olarak bakıldığından Ural dillerinin özellikleri şu şekildedir:

    Ekler ile aşırı büyüklükte sözcüklerin oluşturulması mümkündür.

    Farklı amaçlar ve durumlar için birçok ek vardır. Tüm ural dillerinde toplam olarak 13-14 tane durum eki olduğu bilinmektedir. (Erzya dilinde 12 ek, Estonca'da 14 ek, Fince'de 15 ek, Komice'de 27 ek ve Udmurtça dilinde de 16 ek vardır)

    Tüm ural dillerinde ortak ya da sistemli bir kuralı olan bazı durum ekleri vardır.

    İsimlerin yalın halleri için herhangi bir ek yoktur.

    Yükleme ve aynı zamanda da ilgi ekleri için -n, -m gibi harfler kullanılır.

    İsimlerin hal eklerinde farklı amaçlar ve özellikler vardır.

    Hiçbir dilde iyelik adılı yoktur fakat iyelik ekleri vardır.

    Fonetik olarak bakıldığında hiçbir diller arasında çelişmiş olan tonlama yoktur.

    Tüm Ural dillerinde baş kısma gelen ilgeçler azdır fakat sona gelen ilgeçlerin sayısı oldukça fazladır.

    Bir sayı tekil veya çoğul ise kendinden sonra gelmekte olan isim her zaman tektir.

    Ural ve Altay dilleri arasında bazı benzerlikler bulunmaktadır. Ural ve Altay dilleri arasında ünlü uyumu, cümledeki özne-nesne ve yüklem sıralaması, sondan eklemeli olması gibi benzerlikler vardır. Ayrıca dilin cinsiyetsiz olması da diller arasındaki benzerliklerden biridir. Bu benzerlikler yalnızca diller arasındaki yapısal benzerliklere bağlı olarak mevcuttur. Tarihsel olarak bakıldığında ya da dilbilim araştırmalar sonucunda ise Ural ve Altay dilleri arasında ortak herhangi bir kelime kökeni bulunmaz.

    Yazı kaynağı : www.milliyet.com.tr

    Ural - Altay Dil Ailesi, nedir, özellikleri, şeması, kolları | Çokbilgi.com - Türkçe ve Edebiyat Güncesi

    ural - altay dil ailesiUral-Altay Dilleri Ailesi / Teorisi ile ilgili çalışmalar ilk defa bir tesadüf eseri olarak İsveçli Johann Philipp Tabbert (von Strahlenberg) tararından yapılmıştır. Poltava savaşında Ruslara esir düşünce uzun bir süre Sibirya’da kalan bu İsveçli subay, buradaki yerli kavimlerin dil ve kültürlerine dair izlenimlerini kaleme alarak Ural-Altay Dilleri Teorisinin başlatıcısı olmuştur. Güney Sibirya’da Daniel Messerschmidt’in yanında araştırma yapmakla görevlendirilen Strahlenberg, Köktürk harfli Yenisey yazıtlarının bulunuşunda ve bilim dünyasına tanıtılışında da ilk önemli isimdir. Das Nord und Östlicher Theil von Europa und Asia, (Stockholm 1730) adlı eserinde yazar, bu yörede konuşulan dillere topluca “Tatar dilleri” adını vererek, altı grupla 32 dile yer vermiştir.

    1- Fin-Ugor dilleri: Macar, Fin, Vogal, Çeremis, Permyak, Votyak, Oıtyak
    2- Samoyed
    3- Türk-Tatar dilleri: Tatar, Yakut, Çuvaş
    4- Moğol -Mançu dilleri: Kalmuk, Mançu, Tangut
    5- Tunguz dilleri: Tunguz, Kamasin, Mançur, Tangut
    6- Karadeniz’le Hazar Denizi arasındaki halklar

    Strahlenberg’den sonra da bu diller konusunda çeşitli araştırmalar yapılmış ve Ural-Altay Dilleri teorisi Finlandiyalı Matias Aleksanteri Castren (1813-1852) tarafından belli bir disipline kavuşturulmuştur. M. A. Castren, Ural-Altay dillerini yerinde inceleyerek yaptığı mukayeseli araştırmalarla ‘”Ural-Altay Dilleri Teorisi”nin kurucusu unvanını kazanmıştır. Castren bu dilleri;

    1- Fin-Ugor Dilleri
    2- Samoyed Dilleri
    3- Tûrk-Tatar Dilleri
    4- Moğol Dilleri
    5- Tunguzca ve Şiveleri

    diye beş dala ayırarak, bunlara “Altay dilleri” adını vermiştir. Tasnifin önemli eksiği Ural dilleri ile Altay dillerinin ayırt edilmemiş olmasıdır. Ancak yazar Ural dilleri ile Altay dilleri arasındaki akrabalığa şüphe ile bakmıştır. Ural-Altay Dilleri Teorisi’ne göre, Ural-Altay dilleri iki büyük kola ayrılır. Bu büyük dil ailesine mensup sayılan diller daha sonra yapılan çalışmalarla şu şekli almıştır:

    A- Ural Dilleri                    B- Altay Dilleri

    1. Yukagir                                     1. Türkçe
    2. Samoyed                                  2. Moğolca
    3. Eskimo                                     3. Tunguzca
    4. Fin                                           4. Korece
    5. Ugor (Macar)                           5. Japonca

    Ural Altay Dil Ailesi, eskiden birtakım dilbilimcilerinin varlığını savunduğu; fakat üzerinde genel olarak anlaşmaya varılmamış olan kuramsal bir dil öbeğidir. Günümüzde Altay dilleri ve Ural dilleri olarak ele alınan bu dil aileleri, eskiden aralarında var olduğu düşünülen dilbilimsel genetikten dolayı “Ural-Altay” dil ailesi denmekteydi. Bu “ailenin” Altay kolu Türkçe, Moğolca, Mançuca ve Tunguzca’dır. Macarca, Fince ve Estonca ise bu ailenin Ural kolundandır. Bazı dilbilimciler Korece ile Japonca’yı da bu aileye katmış olsalar da bu yöndeki kanıtlar daha da zayıftır. Fakat son zamanlarda yapılan karşılaştırmalı çalışmalar Japonca ve Korece’nin bu gruba girdiğini göstermiştir.

    Günümüzde çoğu dilbilimci Ural ve Altay ailelerindeki benzerlikleri “tarihsel orijin” veya “yakınsama” ile sonuçlanmış karşılıklı etkileşim ile açıklamaktadır. Sondan ek alırlar. Ural ve Altay arasında ünlü uyumu, sondaneklemelilik, cümlede özne-nesne-yüklem sıralaması ve dillerin dilbilgisel olarak cinsiyetsiz olması gibi güçlü benzerlikler göstermişlerdir. Fakat bu tip benzerlikler yapısaldır. Tarihsel dilbilim araştırmasında ortak kelime kökleri önemli bir yer tutmaktadır. Günümüzde bu dil ailesinin varlığına dair bulunabilecek bilgilerin çoğu 1950 öncesi kaynaklara dayanmaktadır. Ural Dil Ailesi ile Altay Dil Ailesinin ayrı incelenmesi gerektiğini savunanlar da azımsanmayacak kadar çoktur ve birçok modern dilbilimci bu görüştedir.

    Bu teoriyle ilgili önemli bir çalışma da Estonyalı F. Wiedemann’ın 1838’te yayınladığı “Ural-Altay dillerini Hint-Avrupa dillerinden ayıran benzer yönleri“ni ihtiva eden çalışmadır. 14 madde altında toplanan bu benzerlikler şunlardır;

    1. Bütün Ural-Altay dillerinde ses uyumu ortak bir esastır.
    2. Ural-Altay dillerinn kelimelerinde gramatikal cinsiyet yoktur,
    3. Ural-Altay dillerinde artikel bulunmaz,
    4. Bu dillerde kelime çekimi eklerle yapılır.
    5. İsim çekimlerinde mülkiyet ekleri bulunur,
    6. Bütün Ural-Altay dilleri fiil şekilleri bakımından zengindir,
    7. Hint-Avrupa dillerindeki prepozisyon (ön ek) yerine, Ural-Altay dillerinde postpozisyon (son ek) bulunur.
    8. Ural-Altay dillerinde sıfatlar isimlerden önce gelir,
    9. Ural-Altay dillerinde sayı sözlerinden sonra gelen isimlere çokluk eki getirilmez.
    10. Bu dillerde mukayese, ablatif (-den hali) ile yapılır.
    11. Yardımcı fiil olarak “habere” ( malik olmak ) yerine, “esse” (olmak, imek) kullanılır.
    12. Ural-Altay dillerinin pek çoğunda menfi hareket için özel fiil şekli bulunur.
    13. Bu dillerde soru eki bulunur.
    14. Bağlar yerine genellikle fiil şekilleri kullanılır.

    Ural-Altay dillerinin mukayeseli araştırmaları Castren’i takip eden Alman W. Schott ile (1836) devam etmiştir. Scbott, Altay dillerinin en karakteristik fonetik kuralını bulmuş ve Çuvaşçanın Türk lehçelerinden biri olduğunu ve Altay dilleri içerisinde yer alması gerektiğini ilk defa tespit etmiştir. Türkçe ile Çuvaşça arasındaki bu denkliğin Türkçe ile Moğolca arasmda da bulunduğunu Guıtaf Jolm Ramstedt 1903’te yayımladığı “Über die Konjugation der Khalka-Mongolischen” adlı eserde ortaya koymuştur. Bu fonetik kural şöyledir:

    Türkçe: z = Moğolca: r
    Türkçe: ş = Moğolca: 1

    19. yüzyılın ilk yansında Alman bilgini Klaproth, Siebold ve 19. yüzyılın ortalarında W. Scbott, JL Hoffman Japoncayı da Ural-Altay grubu içerisine almışlardır.

    “Türk Dilleri Ailesi“ sayfasına dön! «|

    Yazı kaynağı : www.cokbilgi.com

    Ural-Altay dil ailesi

    Ural-Altay dil ailesi

    Ural Altay Dil Ailesi (Turanca[2] olarak da bilinir), 19. yüzyılda ve bazı ülkelerde 20. yy ortalarına kadar yaygın biçimde kabul edilen, Ural ve Altay dillerini bir arada toplayan hipotezdir.

    Zaman içerisinde teoriye olan destek azalmış ve Altay dillerinin birbirleriyle akraba olmadığı, Türkçe ve Moğolca gibi Altay dil ailesinde sınıflandırılmış dillerin arasındaki tipolojik benzerliklerin aynı atadan gelmelerinden değil, yoğun ödünçlemeler ve uzun temaslar sonucu oluştuğu dilbilimciler tarafından kabul edilen genel görüş olmuştur.[1][3][4][5] 1960'lı yıllardan bu yana Ural-Altay dil ailesine nazaran Ural dillerinin kendi başlarına ayrı bir dil ailesi olduğu, Altay dillerinin ise aralarında genetik bir ilişki bulunmadığı gerekçesiyle bir dil ailesi olamayacağı en yaygın görüş konumundadır.[6][7][8][9] Günümüzde çoğu dil bilimci Ural ve Altay ailelerindeki sondan eklemelilik, cümlede özne-nesne-yüklem sıralaması ve dillerin dilbilgisel olarak cinsiyetsiz olması gibi benzerlikleri "tarihsel orijin" veya "yakınsama" ile sonuçlanmış karşılıklı etkileşim ile açıklamaktadır.

    Güneş dil teorisi gibi günümüzde kabul görmeyen[10] teorileri de desteklemiş Türk dilbilimci Talat Tekin bu dil ailesinin Altay kolunun Azerice,Türkçe, Moğolca, Mançuca ve Tunguzca'dan, Ural kolunun ise Macarca, Fince ve Estonca'dan oluştuğunu savunmuş ve Korece ile Japonca'nın da Ural-Altay dil ailesine ait olduğunu iddia etmiştir.[11]

    Ural Kolu[değiştir | kaynağı değiştir]

    Ural Kolu dilleri üç ana gruba ayrılmaktadır. Bunlar, Fin/Ugor dilleri, Samoyed dilleri ve Yukagir dilleri. Ural dilleri günümüzde yaklaşık 50 milyon insan tarafından konuşulmaktadır.

    1. Fin/Ugor dilleri[değiştir | kaynağı değiştir]

    Fin/Ugor dilleri kendi arasında iki gruba ayrılır:

    a. Fin dilleri: Bu diller dört grupta incelenir. Yandaki alanda görülen haritada mavi alan bu grubun yayıldığı coğrafi alanı göstermektedir:

    b. Ugor dilleri: Macarca, Hantıca, Mansice Bu dillerin yayıldığı coğrafi alan yeşil ile gösterilmiştir.

    1. Samoyed Dilleri[değiştir | kaynağı değiştir]

    İki dilden oluşmaktadır: Kuzey Samoyedçe ve Güney Samoyedçe. Konuşulduğu alan yandaki haritada turuncu renkte gösterilmiştir.

    Kuzey Samoyedçenin lehçeleri; Enets, Nenets, Yurak, Nganasan, Tavgy/Tawgi, ve Yurats'tır. Güney Samoyedçe lehçeleri ise Kamasça/Kamas, Mator ve Selkup.

    2. Yukagir Dilleri[değiştir | kaynağı değiştir]

    İki lehçeden oluşmaktadır. Kuzey Yukaghir ve Güney Yukaghir. Konuşulduğu alan pembe renkte yandaki haritada gösterilmiştir.

    Altay dilleri[değiştir | kaynağı değiştir]

    Altay kolu dillerini konuşan insanların sayısı 700 milyonu bulur ve Ural dağlarının güneyinden Japon denizine kadarki bölgede konuşulur. Bu dil ailesi üç ana gruba ayrılır. Türk dilleri, Moğol dilleri ve Tunguz dilleri. Tartışmalı olmakla birlikte Japonca ve Korece de bu kola dahil edilir. Fakat son zamanlarda yapılan karşılaştırmalı çalışmalar, Japonca ve Korecenin bu gruba girdiğini göstermiş ve bu tartışmalı durum ortadan kalkmıştır.[12]

    1. Türk dilleri[değiştir | kaynağı değiştir]

    2. Moğol dilleri[değiştir | kaynağı değiştir]

    3. Tunguz dilleri[değiştir | kaynağı değiştir]

    Tartışmalı diller[değiştir | kaynağı değiştir]

    Japon dili ve Kore dilinin de Altay grubuna dahil olduğu da bilim çevrelerinde kabul görmektedir. Samuel Martin ve Miller'ın 1960'lardan sonraki çalışmaları sonucunda Japonca Altay dilleri arasında gösterilir.

    Benzerlikler[değiştir | kaynağı değiştir]

    Hint-Avrupa dil ailesinde güçlü bir şekilde görülen farklı dillerdeki rakamların sessel benzerliği, varsayımsal Altay dil ailesinde bulunmaz ve Ural dil ailesinde de zayıftır:[13]

    Bibliyografya[değiştir | kaynağı değiştir]

    Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

    Dış bağlantılar[değiştir | kaynağı değiştir]

    Yazı kaynağı : tr.wikipedia.org

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap