Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    uçma çalışması yapan bilim insanları

    1 ziyaretçi

    uçma çalışması yapan bilim insanları bilgi90'dan bulabilirsiniz

    İlk Uçan İnsan - Hezârfen Ahmed Çelebi

    İlk Uçan İnsan - Hezârfen Ahmed Çelebi

    Padişah IV. Murad döneminde yaşamış olan Hezarfen Ahmed Çelebi 1609 senesinde İstanbul’da doğmuştur. Hayatıyla ilgili çok fazla bilgi mevcut değildir. Deney yapmayı seven yapısı ve sahip olduğu engin bilgisi sebebiyle “bin fenli” manasındaki Hezarfen ismi verildiği bilinmektedir.   

    Hezarfen Ahmed Çelebi insanın uçabilmesinin mümkün olduğunu kanıtlamayı amaçlıyordu. Aynı amaçla yola çıkan ama denemeleri ölümle sonuçlanan Türk bilgini İsmail Cevheri’yi örnek aldı. Eksiklerin ve hataların neler olabileceği üzerine çalışmalar yaptı. Ayrıca kuşlarla ilgili bilimsel incelemelerde bulundu. Galata Kulesi’nin tepesini kendisine başlangıç noktası olarak seçti.  Kulenin tepesinden kuş misali kanatlarını hareket ettirerek süzülmeye başladı ve son durağı Üsküdar’da Doğancılar semtine inmeyi başardı. IV. Murad tarafından önce kese altınla ödüllendirilse de daha sonra kendisinden korkularak Cezayir’e sürgün edildi. İki yıl sonra (31 yaşında) ölüm haberi geldi. Bu konuyla ilgili bilgilere Evliya Çelebi’nin Seyahatname isimli eserinde rastlanmaktadır.

    Hezarfen Ahmed Çelebi’nin boğazı uçarak geçmesi, sadece kuşları taklit etmiş olmasıyla gerçekleşmemiştir. Aerodinamik bilimi ışığında incelendiğinde uçuşun, hava akımından faydalanarak gerçekleştiği söylenebilir. Hezarfen Ahmed Çelebi’nin lodoslu bir günü seçmiş olması tesadüf değildir.  Rüzgarın kuvvetli olduğu zamanlarda, ‘kartal kanatları’ diye adlandırılan aletle defalarca uçmuş, rüzgara karşı uçmanın kaldırma kuvvetini temin edeceğine kanaat getirmiştir. Bu uçuş tarihin önemli planör tecrübelerinden sayılmaktadır. Yüksek uçak mühendisi Yavuz Kansu da bunu aerodinamik formüllerle karşılaştırmalı olarak açıklamıştır. Günümüzde tatil yörelerinde kullanılan planörle Hezarfen Ahmed Çelebi’nin kullandığı yöntem birbiriyle örtüşmektedir.

    Hezarfen Ahmed Çelebi’nin hayatını konu alan filmler ve müzikaller yapılmıştır. Bunlar arasında en çok bilineni Mustafa Altıokların yönettiği ve Ege Aydan’ın Hezarfen Ahmed Çelebi’yi oynadığı ‘İstanbul Kanatlarımın Altında’ filmidir. IV. Murad’ın yasakları altında kendini uçmaya adamış Hezarfen Ahmed Çelebi ve Lagari Hasan Çelebi, insan sınırlarını zorlayan iki mucittir. Osmanlı İmparatorluğu ve İtalyanlar arasındaki deniz savaşında, Akdeniz’de ele geçirilen gemi İstanbul’a getirilir. Geminin kaptanı öldürülmüştür ve yaralı olan kızı, lal İtalyan güzel Franceska, Ahmed Çelebi’nin kölesi olarak hayatına girer. Daha sonra aralarında bir aşk doğar ve Ahmed Çelebi’ye uçması konusunda destek verir. Franceska, esir düşmeden önce Roma’da Leonardo Da Vinci’nin eserleri üzerinde çalışmış ve edindiği bilgileri Hezarfen Ahmed Çelebi ile paylaşmıştır. Filmin senaryosundaki bu bilgilerin doğruluğu tam olarak bilinmemektedir ama ‘Leonardo: Evrensel Deha’ isimli sergide Hezarfen Ahmed Çelebi’nin kullandığı kanatlara rastlanmıştır. Leonardo Da Vinci’ninde bu çalışmalarında İsmail Cevheri’den etkilendiği söylenmektedir.

    Bestesi Fazıl Say’a ait olan Hezarfen Ney Konçertosu 4 bölümden oluşmaktadır.

    Popüler kültürdeki yeri bu kadarla sınırlı değildir. ‘Küçük Hezarfen’ isimli çizgi filmde, çocukluğu ve bilime olan tutkusu konu edilmiştir. Muhteşem Yüzyıl Kösem dizisinde de kendisine yer verilmiştir. 2010 yılında üç boyutlu bir animasyon film yapılmıştır. Tolga Arı’ya ait olan animasyon filminin Japonya, Yunanistan ve Belçika’da da ilgi görmesi Türk Mucit Hezarfen’e olan ilgi ve merakın artmasını sağlamıştır. Ptt idaresinin 1950’de Milletlerarası Sivil Havacılık Kongresi için bastırdığı zeytuni yeşil-mavi renkli 20 kuruşluk hatıra pulunda, Hezarfen Ahmed Çelebi’nin Galata Kulesi’nden Üsküdar’a uçuşu tasvir edilmiştir. Arnavutköy’deki Hezarfen Havaalanı,  Rock’n coke ve daha birçok aktivitenin burada düzenlenmesinden dolayı ‘Hezarfen Hobbyland’ olarak da anılmaktadır.

    Yazı kaynağı : biletbayisi.com

    Uçan İlk İnsanlar

    Uçan İlk İnsanlar

    Uçan İlk İnsanlar

    Bu yazımızda tarihe yaptıkları uçuş denemeleriyle adlarını yazdıran altı bilim insanından kısaca bahsettik. İlk uçma makineleri ve uçuş denemeleri Müslüman bilim adamları tarafından yapılmış, Avrupalı bilim adamları tarafından da günümüzde kullanılan uçuş araçlarının temeli atılmıştır.

    Bu denemelerin ilki Endülüslü bilimci İbn Firnas ile 9.yy da başlamıştır. İki kanatlı bir uçuş aracı geliştiren İbn Firnas, Kurtuba yakınında bir tepeden uçmayı başarmıştır. Fakat, aracında kuyruk olmadığından dolayı yere çakılmış ve yara alarak kurtulmuştur.

    image00224

    Ondan 2 yüz yıl sonrasında ise İsmâil b. Hammâd CEVHERÎ yaptığı bir uçuş makinesi ile Nişabur eski camiisinin minaresinden atlayarak uçuş denemesi gerçekleştirse de bir süre süzüldükten sonra yere çakılmıştır ve maalesef yaşamını yitirmiştir. Onun hakkında ilk uçan Türk desek yanılmayız sanırım. Hezarfen Ahmed Çelebi’ye de esin kaynağı olmuştur.

    hezarfen2

    17. yyın başlarına yani 4.Murat dönemine geldiğimizde ise karşımıza ünlü mekanikçi Hezarfen Ahmed Çelebi gelmektedir. El-Cevheri ve İbn Firnas’ın aksine geçmişteki deneyimleri ve verileri ve hayvanları incelemiş, testler yaparak tasarladığı kanatlarına son şeklini vermiştir. Şartların uyduğu bir zamanda Galata Kulesi’nden Doğanlara (bugün Üsküdar’da bir semt) yaklaşık 3358 m yol alarak başarılı bir iniş gerçekleştirmiştir.

    4. Murat döneminde yaşamış olan Lagari Hasan Çelebi ise bir başka farklı uçuş denemesi yapmıştır. Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesinde yer alan bilgilere göre 4. Murat’ın kızının doğumu sebebiyle yapılan şenliklerde padişahın yanına gelerek “Padişahım, seni Allah’a ısmarladım. Ben İsa Peygamberle konuşmaya gidiyorum” diyerek icat ettiği 65 kilo kadar barut macunu ile doldurduğu 7 kollu fişeği ateşlettirdi. Yükselişi durunca icat ettiği kartal kanatlarını açarak Sinan Paşa Köşkü önünde denize indi. Padişaha gelerek “Padişahım, İsa peygamber sana selam etti.” Diyerek şaka yaptı.

    lagari

    Tüm bu denemeler ve çabalar sonrasında Avrupalılar tarafından devam ettirilmiştir. 4 Haziran 1783’de Montgolfier Kardeşler geliştirdikleri balon ile başarılı bir uçuş yaptıktan sonra iniş yapmışlardır. 450 m yükselerek 10 dakikada 2 km nin üzerinde bir yol kat etmişlerdir.

    montgolfierkardesler

    Ve nihayet 17 Aralık 1903’te Wright Kardeşlerin ilk havadan ağır motorlu uçuşu yapmasıyla İnsanoğlunun yüz yıllardır amaç edindikleri hayal ve özlem giderilmişdir. O gün ki ilk denemede 12 saniye havada kalıp 37 m yol alan araç, son denemesinde süreyi 59 sn, mesafeyi ise 260 m ye çıkarmıştır.

    Kaynaklar

    Yazı kaynağı : teknolojiprojeleri.com

    Tarihe İlk Uçan İnsan Olarak Geçen İbn-i Firnas Kimdir?

    Tarihe İlk Uçan İnsan Olarak Geçen İbn-i Firnas Kimdir?

    17. yüzyılın ilk yarısında yaşamış olan Hazerfan Ahmed Çelebi, ilk uçan ya da bunu deneyen insan olarak kabul edilir. Ancak birkaç yüz yıl geriye gittiğimiz zaman karşımıza başka bir isim çıkıyor, İbn-i Firnas. Maalesef kendi imzasını taşıyan hiçbir yazmanın günümüze kalmadığı İbn-i Firnas’ın, 9. yüzyılda uçmayı denediğini ve hatta gerçekten uzunca bir süre havada kaldığınız batılı kaynaklardan öğreniyoruz.

    Batılılar tarafından Armen Firman olarak anılan İbn-i Firnas, döneminin en büyük alimlerinden biri, hatta bugünkü bakış açısıyla gerçek bir bilim insanıdır. Bir akrobatı gördükten sonra düşünmeye başladığı uçma eylemini, ölümünden kısa bir süre önce gerçekleştirmiş ve Wright kardeşler uçağı icat etmeden yüzlerce yıl önce uçmayı başarmıştır. İbn-i Firnas kimdir gelin biraz daha yakından tanıyalım.

    İbn-i Firnas kimdir?

    Doğum tarihi tam olarak bilinmese de 810 yılında doğduğu düşünülen İbn-i Firnas, tam adıyla Abban bin Firnas Ebü'l-Abbas, Endülüs Emevî Devleti döneminde Rodan şehrinde dünyaya gelmiştir. Kurtuba şehrinde bilim dersleri almış ve daha sonra kendini bilim çalışmalarına adamış Müslüman bir alimdir. Yüzlerce bilimsel çalışması olduğu ve şiirler yazdığı farklı kaynaklardan biliniyor ancak kendisinin hiçbir yazması günümüze ulaşmamıştır.

    İbn-i Firnas, kumdan cam yapma tekniğini geliştirerek döneminin sanayisi için devrim niteliğinde bir çalışma yapmıştır. Hatta bu camı işleyerek gözlük yaptığı bile söylenir. Pek çok kimyasal madde üzerinde çalışmış, astronomi haritaları yapmış, şiirler yazmış ve bu yazımızın konusu olan uçma denemelerini gerçekleştirmiştir. Evet, İbn-i Firnas gerçekten kısa süre de olsa uçmuştur.

    Uçmak mümkün diye düşündü ama nasıl?

    İbn-i Firnas, ilk kez insanların uçabileceğine dair düşünceye bir akrobat sayesinde kapılmıştır. Bir ip üzerinde sopalar ve kumaşlar kullanarak uçarcasına hareketler yapan akrobatı gören İbn-i Firnas, insanların benzer aparatlar kullanarak gerçekten uçabileceğinin mümkün olduğunu düşünmeye ve elbette hemen kuşları incelemeye başlamıştır.

    İlk uçuş denemesini 852 yılında Kurtuba Camii'nde yapmıştır. Yaptığı ilkel uçuş sistemi maalesef düşündüğü gibi uçmasını sağlayamamıştır ancak düşüş hızını o kadar azaltmıştır ki kendisi bu atlamadan ufak yaralarla kurtulmuştur. Bu açıdan bakarsak İbn-i Firnas aynı zamanda dünyanın paraşütle atlamasını gerçekleştiren ilk insandır. 

    Uçmamızı sağlayacak bir makine:

    Doğa bilimlerinde gerçek bir usta olan İbn-i Firnas, yaptığı deneme sonuçlarını inceledi ve insanların uçmasını için basit bir kumaş parçasından çok daha fazlasına ihtiyacı olduğunu ortaya çıkardı. İşte o zaman bir makine icat etmesi gerektiğini anladı. Bu makine, bildiğimiz kanatlara benziyordu ve ipek kumaşlar ile kartal tüylerinden yapılmıştı.

    İbn-i Firnas bu sefer hazırdı. Uçuş haberi tüm şehre ilan edildi. Bu sefer yükselme mesafesini ayarlayabileceği Cebel-i Arus tepesi, uçma mekanı olarak seçildi. Son hazırlıklar yapıldı, kalabalık toplandı. İbn-i Firnas, gerçek kuşlara benzediği makinesiyle ikinci uçuş denemesine başladı.

    İbn-i Firnas uçuyor, peki ya inmesi?

    İkinci deneme son derece başarılı başladı. İbn-i Firnas gerçekten havalandı ve uçmaya başladı. O dönem yazılan el yazması kaynaklara göre İbn-i Firnas yaklaşık on dakika boyunca havada kaldı. Başarılı bir uçuşun ardından yere inmek isteyen İbn-i Firnas, maalesef omurgasını kıran bir düşüş yaşadı.

    Kuşlar gibi havalanmış, kuşlar gibi uçmuştu; peki, neden kuşlar gibi inememişti? Bu sorunun yanıtını İbn-i Firnas kendisi verdi, kuyruk. Kuşlar direkt olarak ayaklarının üzerine değil, kuyruklarının üzerine inerek ayaklarına üzerinde dururlar. Yani İbn-i Firnas’ın makinesinin kanatlarına bir de kuyruk gerekiyordu. Uçakların inişini izlerseniz önce arka tekerlerinin üzerine indiklerini görürsünüz. 

    Maalesef İbn-i Firnas, tam olarak bilinmese de tahmini 887 yılında hayatını kaybetmiş ve makinesine kuyruk takarak bir deneme daha yapamıştır. Ancak Wright kardeşlerin uçağı icat etmesinden yüzlerce yıl önce ilkel de olsa uçan bir makine yapmayı başararak adını tarihe uçan ilk insan olarak yazdırmayı başarmıştır. Kuyruk keşfinin ise bugünün havacılık dünyasını şekillendirdiği aşikar.

    İbn-i Firnas neden bilinmiyor?

    Aslında konu ile ilgili bilim insanları ve mühendisler İbn-i Firnas adını çok iyi biliyorlar. Pek çok Arap Müslüman ülkenin havacılık ile ilgili bina isimlerinde İbn-i Firnas’ı görmek mümkün. Hatta Ay’da keşfedilen bir kratere NASA tarafından İbn-i Firnas adının verildiği de biliniyor. Yani bilen biliyor diyebiliriz.

    Halk arasında bilinmiyor olmasının en önemli nedeni ise kendinin hiçbir çalışmasının orijinal kopyasının günümüze kalmamış olmasıdır. Kendisi hakkındaki bilgilerimizin tamamını o dönem yazılmış farklı kaynaklardan öğreniyoruz. Maalesef o kaynaklarda da yalnızca birkaç cümle ile anlatılıyor. Halbuki bugün hayranlıkla baktığımız Leonardo Da Vinci çalışmalarının temellerini bile İbn-i Firnas atmıştır.

    Adını tarihe uçan ilk insan olarak yazdırmayı başarmış Müslüman alim İbn-i Firnas kimdir sorusunu yanıtlayarak uçuş hikayesinden ve yaptığı çalışmalardan bahsettik. Kim bilir İbn-i Firnas gibi çalışmalarının keşfedilmesini bekleyen kaç tane daha alim isim gizlidir. 

    Yazı kaynağı : www.webtekno.com

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap