Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    ttk ya göre bir anonim şirket payına en çok kaç oy hakkı tanınabilir

    1 ziyaretçi

    ttk ya göre bir anonim şirket payına en çok kaç oy hakkı tanınabilir bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Anonim Şirket Pay Sahiplerinin ‘Oy Hakkı’

    Anonim Şirket Pay Sahiplerinin ‘Oy Hakkı’

    1. Genel Olarak Anonim Şirketlerde ‘Pay Sahipliği Hakları’

    6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK), anonim şirket pay sahipliği hakları;

    biçiminde düzenlenmiş bulunmaktadır.

    2. Anonim Şirketlerde Oy Hakkı[1]

    TTK m.434 uyarınca, ilke olarak pay sahipleri, oy haklarını genel kurulda, paylarının toplam itibarî değeriyle[2]orantılı olarak kullanır. (TTK m.1527’nin beşinci fıkrası[3] hükmü saklıdır.) Her pay sahibi sadece bir paya sahip olsa da en az bir oy hakkını haizdir. Şu kadar ki, birden fazla paya sahip olanlara tanınacak oy sayısı esas sözleşmeyle sınırlandırılabilir. Şirketin finansal durumunun düzeltilmesi sırasında payların itibarî değerleri indirilmişse payların indiriminden önceki itibarî değeri üzerinden tanınan oy hakkı korunabilir. [Gümrük ve] Ticaret Bakanlığı halka açık olmayan anonim şirketlerde birikimli oyu[4] bir tebliğle düzenleyebilir.

    Oy hakkı, mülga 6762 sayılı TTK’dan değişik bir sisteme bağlanmıştır:

    Pay sahiplerinin, oy haklarını genel kurulda, paylarının toplam itibarî değeriyle orantılı olarak kullanmasına ilişkin hüküm, iki ilke içerir:

    Bunlardan ilki, pay sahiplerinin oy haklarını sadece genel kurulda kullanabilecekleri, ikincisi ise pay sahibinin paylarının toplam itibarî değerine göre oy hakkını haiz olabileceğidir, yani oyun pay sahibi temelinde “toplam itibarî değer”e bağlanmasıdır. Diğer yandan, oyun genel kurulda kullanılabileceği emredici bir kuraldır. Emredici kural uyarınca mektupla oy verilmesi mümkün değildir. Bu yolla kullanılan oylar geçersizdir. Buna karşılık, genel kurula elektronik ortamda katılmak ve elektronik ortamda oy vermek mümkündür. Söz konusu sistemde genel kurula ‑elektronik ortamda da - olsa ‘katılma’ olgusu gerçekleştiği için bu ortamda verilen oyun genel kurulda kullanıldığı düşünülebilir.

    İkinci ilke bir taraftan ‘oy’un düzenlenmesinde merkeze ‘pay’ı değil, ‘pay sahibi’ni oturtarak dogmatik düzeni oyda pay sahibine bağlamıştır. İkinci kuralın bir sonucu daha vardır. Oy hakkı payın itibarî değerine göre belirlenir. Oy hakkının tanınmasında pay ve dolayısıyla pay sayısı, şirketle iş yapma ve ikincil yüküm miktarı gibi ölçüler esas alınamaz.

    Her ‘pay sahibinin en az bir oyu vardır’ başka bir ifadeyle, ‘oysuz pay sahibi olmaz’ ilkesini koymaktadır. Bu ilkeye bağlı kalmak şartı ile oy hakkının pay sahibi temelinde sınırlandırılabilmesine izin verilmiştir. Payların çoğunluğuna sahip olmak, oyların çoğunluğunu haiz olmak sonucunu doğurmayabilir; esas sözleşme bu sonucu önleyebilir.

    TTK m.476/3[5] hükmü zora giren bir şirketin finansal durumunun düzeltilmesi amacıyla payların itibarî değerlerinin kanunda öngörülen asgarî değerin altına indirilmesine cevaz vermiştir. Bu hükme dayanılarak payın itibarî değeri indirilmiş olsa bile, indirimden önceki itibarî değerinden oy hakkı sağlar.

    Birikimli oyu sadece halka açık anonim şirketlere özgülemenin haklı bir sebebi olmadığı için TTK’da, halka açık olmayan anonim şirketler için de bu kuruma yer verilmiş ve düzenleme yetkisi Ticaret Bakanlığı’na bırakılmıştır.

    3. Oy Hakkının Doğumu

    Oy hakkı, payın, kanunen veya esas sözleşmeyle belirlenmiş bulunan en az miktarının ödenmesiyle doğar (TTK m.435). Oy hakkı payın taahhüt edilmesiyle değil, kanunda veya esas sözleşmede öngörülen tutarın ödenmesiyle doğar. Pay taahhüdünde bulunanlar ödeme yükümünü yerine getirmedikçe bu paylar için oy kullanamazlar.

    4. Oydan Yoksunluk[6]

    Pay sahibi kendisi, eşi, alt ve üstsoyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hâkimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin olan müzakerelerde oy kullanamaz. Şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz (TTK m.436).

    Oydan yoksunluğa sebebiyet veren hallerin içine, pay sahibinin, karı veya kocasının, alt ve üst soyunun ortağı oldukları şahıs şirketleriyle, hâkimiyetleri altındaki sermaye şirketleri de dâhil edilmiştir. ‘Hâkimiyet altında’ bulunma ise içtihat yolu açık olmak üzere TTK’nın ‘Hâkim ve bağlı şirket’ başlıklı 195’inci maddesinin kıyas yolu ile uygulanması suretiyle belirlenebilir. Hükümdeki ikinci yenilik ‘işlemlerin’ de kapsama alınmaları ve ‘dava’ sözcüğünün açıklığa kavuşturulmasıdır.

    5. Sonuç

    Anonim şirketlerde, pay sahiplerinin kişisel hakları arasında sayılan ‘oy hakkı’, şirketin en üst organı durumundaki genel kurulda uygulamasını bulmaktadır. Gerçek veya tüzel kişilerin şirkette pay sahipliği ile birlikte elde ettikleri oy hakkı, yönetim kurulunun belirlenmesi nedeniyle şirkette söz sahibi olunmasını sağlar. Ancak, anonim şirketin yapısı gereği pay sahipliğine istinaden oy hakkı, şirketi yönetme hakkından çok genel kurulda oy kullanarak şirket işleyişine etkide bulunulmasını kapsar.

    Anonim şirket genel kurulunda ağırlaştırılmış nisaplar dışında olağan kararlar, toplantıda bulunanların çoğunluğuyla alınır. Bu durumda çoğunluğun isteği doğrultusunda seçilen yönetim kurulu üyeleri ile şirket yönetimi şekillenir. Böylelikle, çoğunluğun dışında kalan kesim, şirket yönetimine etki edememekte ve doğal olarak şirket yönetiminden uzaklaşmaktadır. Ortaya çıkan azlık ve çokluk çatışmasını gidermek için geliştirilen yöntemlerden biri, daha önce yalnızca halka açık anonim şirketler için düzenlenen ancak, 6102 sayılı TTK ile birlikte artık halka açık olmayan anonim şirketler için de düzenlemesi bulunan birikimli oy kullanmadır.

    Bu çalışmada, ‘oy hakkı’ kavram, içerik ve esaslar bakımından tüm yönleri ile ele alınmıştır.

    Kaynakça

    Makaleler

    ÇEKER Mustafa, ‘Anonim Ortaklıklarda Pay Sahiplerinin Yönetime Katılması’, < https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/50155> erişim tarihi 20 Aralık 2020

    MORAY Serbay, ‘Türk Ticaret Kanunu’na Göre Anonim Şirketlerde Oy Hakkı’ (2013), E-Yaklaşım 251

    Mevzuat ve İnternet Siteleri

    Türk Ticaret Kanunu, Kanun Numarası: 6102, Kabul Tarihi: 13.01.2011, RG 14.02.2011/27846

    Türk Ticaret Kanunu, Madde Gerekçeleri, Kanun Numarası: 6102

    Türk Ticaret Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun, Kanun Numarası: 6103, Kabul Tarihi: 14.01.2011, RG 14.02.2011/27846

    Türk Ticaret Kanunu İle Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, Kanun Numarası: 6335, Kabul Tarihi: 26.06.2012, RG 30.06.2012/28339

    Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, Kanun Numarası: 6495, Kabul Tarihi: 12.07.2013, RG 02.08.2013/28726

    Anonim Şirketlerde Elektronik Ortamda Yapılacak Genel Kurullara İlişkin Yönetmelik, RG 28.08.20212/28395

    Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ile Bu Toplantılarda Bulunacak Bakanlık Temsilcileri Hakkında Yönetmelik[7], RG 28.11.2012/28481

    Halka Açık Olmayan Anonim Şirketlerin Genel Kurullarında Birikimli Oy Kullanılmasına İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ, RG 29.08.2012/28396

    Sermaye Piyasası Kanununa Tabi Anonim Ortaklıkların Genel Kurullarında Birikimli Oy Kullanımına İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ (Seri: IV, No:29 sayılı), RG 18.02.2003/25024

    Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlük, < https://sozluk.gov.tr/ > erişim tarihi 20 Aralık 2020

    Bu yazıda yer alan görüşler yazarına ait olup çalıştığı kurumu bağlamaz, yazarın çalıştığı kurum veya göreviyle ilişki kurulmak suretiyle kullanılamaz. Yazıdaki tüm hatalar, kusurlar, noksanlıklar ve eksiklikler yazarına aittir.

    Dipnotlar

    Yazı kaynağı : blog.lexpera.com.tr

    Yeni Türk Ticaret Kanunu’nda Oy Hakkına İlişkin Yenilikler

    Prof. Dr. H. Ercüment Erdem, Ağustos 2011

    Anonim şirketlerde oy hakkı, pay sahibinin yönetime katılmasını sağlaması bakımından büyük önem taşır. Pay sahibi, oy hakkını kullanarak organlara üye seçmek, bu üyeleri denetlemek, azlık haklarını kullanmak gibi olanaklardan faydalanarak, şirket faaliyetlerinde söz sahibi olur. Bilgi alma hakkı, genel kurulu toplantıya çağırma ve kararların iptalini isteme gibi imkânların tümü, temelde oy hakkının daha etkin bir şekilde kullanılmasını amaçlar. Yeni Türk Ticaret Kanunu (“Yeni TTK”) oy hakkına ilişkin konularda Türk Ticaret Kanunu’ndan (“TTK”) farklı ilkeler benimser. Söz konusu düzenlemelerde, İsviçre Borçlar Kanunu esas alındı. Oy hakkının doğumu, kullanılması ve oy hakkına ilişkin genel hususlarda, pay sahibi demokrasisini sağlayacak yeni düzenlemeler kabul edildi. Bu düzenlemelerle birlikte oy hakkına ilişkin hükümler, kurumsal yönetim ilkeleri ile uyumlu hale getirildi.

    Oy hakkının Genel Kurul’da kullanılması ve pay sahibine bağlanması

    Yeni TTK m. 434 uyarınca pay sahipleri, oy haklarını Genel Kurul’da (“GK”) kullanır. Bu madde, aynı ilkeyi içeren TTK m. 360 ile örtüşür. Ancak Yeni TTK m. 434/1’in son cümlesi, elektronik ortamda yapılacak GK toplantılarını saklı tutar. Yeni TTK m. 1527 uyarınca, GK toplantılarına elektronik ortamda katılmak mümkün olduğundan, oy hakkı da elektronik ortamda kullanılabilir. Söz konusu madde, 1527 nci maddenin beşinci fıkrası hükmü saklıdır.” ifadesiyle, bu düzenlemeye atıf yapar. Elektronik ortamda oy verme, GK’ya fiziki olarak katılıp oy vermeyle aynı sonuçları doğurur. Bu hükmün uygulanabilmesi için, şirketin esas sözleşmesinde GK’nın elektronik ortamda yapılabileceğine dair bir hüküm bulunması gerekir. Oy hakkının elektronik ortamda kullanılabilmesi, Yeni TTK’nın teknolojik gelişmelere ayak uydurma çabasına bir örnektir. Böylece, pay sahipleri fiziki olarak aynı ortamda bulunmayan şirketler, GK toplantılarını daha etkin bir şekilde düzenleyebilir.

    Yeni TTK, oyun pay sahibine bağlanması şeklinde bir tercih yaparak, TTK’daki ilkeden ayrılır. Oy hakkı konusunda TTK’nın kabul ettiği ilke, oy hakkının pay sahibine değil, paya bağlanmasıdır. TTK m. 373/1, her hisse senedinin en az bir oy hakkı verdiğini düzenler. Ayrıca, söz konusu hükümde yer alan “…hisse senetlerinin maliklerine vereceği rey hakkının sayısı esas mukavele ile tayin olunur” şeklindeki ifade de, oy hakkının paya bağlandığı yönündedir. TTK’nın aksine Yeni TTK, oy hakkının paya değil, pay sahibine bağlanması yönünde bir düzenleme getirir. Yeni TTK m. 434/2, Her pay sahibi sadece bir paya sahip olsa da en az bir oy hakkını haizdir” ifadesini içerir. Bu düzenleme ile oy hakkına ilişkin düzenlemelerin temeline pay sahibi konulur. Bu yeni kural payın anonim şirketlerdeki hakların temel taşını oluşturması kuralına önemli bir istisnadır.

    Oy hakkının payın itibari değeri ile orantılı olarak kullanılması

    TTK m. 373/1, “Her hisse senedi en az bir rey hakkı verir” hükmünü içerir. Bu hüküm, payların itibari değeri ne olursa olsun, eşit sayıdaki payın sahiplerine eşit oy hakkı verdiğinin savunulmasına yol açar. Ancak, payların farklı itibari değerlere sahip olması söz konusu olabileceğinden, öğretide oy hakkının payların itibari değeriyle orantılı olması gerektiği savunulur.

    Yeni TTK m. 434 ile pay sahiplerinin oy haklarını paylarının toplam itibarî değeriyle orantılı olarak kullanacakları düzenlenir. Bu hükümle TTK’ya hâkim olan pay sisteminden, pay sahibinin sahip olduğu payların toplam itibari değeri sistemine geçilir. Böylece, sermaye şirketi olan anonim şirketlerde, sermaye ile orantılı olarak yönetime katılma ilkesi pekiştirilir.

    Pay sahibine tanınacak oy hakkı ile ilgili ilkeler

    Yeni TTK m. 432/1 uyarınca, bir pay birden fazla kişinin ortak mülkiyetindeyse, oy hakları ancak ortak bir temsilci tarafından kullanılabilir. Bu hüküm TTK’ya paralel bir düzenleme öngörür. Yeni TTK m. 432/2 uyarınca, pay üzerinde intifa hakkı bulunuyorsa, aksi kararlaştırılmamışsa, oy hakkı intifa hakkı sahibi tarafından kullanılır. Ancak, intifa hakkı sahibi, pay sahibinin menfaatlerini hakkaniyete uygun bir şekilde göz önünde tutarak hareket etmelidir. Aksi halde pay sahibine karşı sorumlu olur. Bu hüküm de TTK m. 360/5 ile aynı doğrultudadır. Yeni TTK, TTK’dan farklı olarak, taraflar arasında yapılacak bir sözleşme ile oy hakkının malik tarafından kullanılmasına izin verir.

    Yeni TTK m. 434/2 ile her pay sahibinin sadece bir paya sahip olsa da en az bir oy hakkını haiz olduğu düzenlenir. Bu madde ile “oysuz pay sahibi olmaz” ilkesi, TTK’ya paralel olarak korunur. Ancak, Sermaye Piyasası Kanunu (“SPK”) m. 14/A’da düzenlenen oy hakkından yoksun paylar, bu kuralın istisnasını oluşturur. SPK uyarınca, anonim şirketler esas sözleşmelerinde hüküm bulunmak şartıyla, kâr payı imtiyazı sağlayarak, oy hakkından yoksun paylar ihraç edebilir ve bunları temsil eden hisse senetlerini halka arz edebilirler.

    Yeni TTK m. 434/2’nin ikinci cümlesi uyarınca birden fazla paya sahip olanlara tanınacak oy sayısı esas sözleşme ile sınırlandırılabilir. Böylece, TTK döneminde tartışmalı olan oy hakkının pay sahibi temelinde sınırlandırılıp sınırlandırılamayacağı konusu açıklığa kavuşturuldu. Bu düzenleme doğrultusunda, payların çoğunluğuna sahip olmak oyların çoğunluğuna sahip olmak anlamına gelmez; esas sözleşme ile bu duruma istisna getirilebilir.

    Oy hakkının doğumu

    Yeni TTK m. 435 uyarınca oy hakkı, payın kanunen veya esas sözleşmeyle belirlenmiş bulunan en az miktarının ödenmesiyle doğar. Bu hüküm TTK’da bulunmayan yeni bir düzenlemedir. Bu düzenlemeye göre pay sahibi, Yeni TTK m. 344/1 doğrultusunda, nakden taahhüt edilen payların yüzde yirmi beşini veya esas sözleşmede daha yüksek bir oran kararlaştırılmışsa bu bedeli ödeyerek oy hakkını kazanır. Esas sözleşmede daha yüksek bir bedelin kararlaştırılmamış olması durumunda, yüzde yirmi beş oranındaki ödeme oy hakkının doğması için yeterli olur.

    Oyda imtiyazlı paylara ilişkin düzenlemeler

    Yeni TTK’nın imtiyazlı payları düzenleyen m. 478/2 hükmünde oyda imtiyaz da pay sahiplerine tanınabilecek imtiyazlar arasında sayılır. Oyda imtiyazlı paylar, ayrıca m. 479’da özel olarak düzenlenir. Bu düzenlemeye göre oyda imtiyaz, eşit itibarî değerdeki paylara farklı sayıda oy hakkı verilerek tanınabilir. Böylece Yeni TTK döneminde, farklı itibari değerdeki paylara eşit oy hakkı verilerek imtiyaz tanınmasına izin verilmez.

    Yeni TTK ile oyda imtiyazlı paylara ilişkin getirilen bir diğer yenilik, bir paya tanınabilecek oy hakkının sınırlandırılmasıdır. TTK, bu konuda herhangi bir sınırlama öngörmez. Yeni TTK m. 479/2 uyarınca, bir paya en çok on beş oy hakkı tanınabilir.

    Öte yandan Yeni TTK, bir paya tanınabilecek azami oy hakkına ilişkin kuralın uygulanmayacağı bazı durumlar öngörür. Yeni TTK uyarınca söz konusu üst sınır, kurumlaşmanın gerektirmesi veya haklı bir sebebin ispatlanması durumunda uygulanmaz. Oyda imtiyaz bakımından öngörülen üst sınırın uygulanmamasına ilişkin talep, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi tarafından incelenip karar bağlanır. Mahkemenin bu yönde karar vermesi
    durumunda, bir paya tanınabilecek oy hakkına ilişkin üst sınır uygulanmaz. Yeni TTK uyarınca, kurumlaşmanın gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması veya haklı sebebin ortadan kalkması durumunda, sınırlamanın uygulanmaması yönündeki karar, mahkeme tarafından geri alınabilir.

    Yeni TTK m. 479/3 oyda imtiyazın etkili olmadığı kararları sayar. Esas sözleşme değişikliği, işlem denetçilerinin seçimi ve ibra ve sorumluluk davası açılması yönündeki kararlarda oyda imtiyaz etkisizdir. Söz konusu kararlar, içerikleri itibariyle şirket bakımından önem arz eden kararlardır. Ayrıca bu kararlar, şirketlerde hâkimiyet kurulması amacını elde etmeye yönelik olarak kullanılabilir. Yeni TTK’daki söz konusu düzenleme, oyda imtiyazların şirketlerde hâkimiyet kurulmasına yol açabilecek şekilde kullanılmasını engelleme amacını taşır.

    Sonuç

    Yeni TTK ile oy hakkına ilişkin köklü değişiklikler öngörülür. Oy hakkının GK’da kullanılması ilkesi pekiştirilerek, elektronik ortamda yapılan GK da bu kapsama alındı. Oy hakkı pay sahibine bağlandı ve her pay sahibine en az bir oy hakkı verilmesi zorunluluğu düzenlendi. Oy hakkının payın itibari değeri ile orantılı olarak kullanılacağı kuralı benimsendi. Oy hakkının doğumu, TTK’dan daha farklı kurallara bağlandı. Oyda imtiyazlı paylara ilişkin düzenlemeler, kurumsal yönetim ilkelerini hayata geçirecek şekilde yeniden düzenlendi.

    Yazı kaynağı : www.erdem-erdem.av.tr

    Yeni Türk Ticaret Kanunu’nda İmtiyazlı Paylara İlişkin Yenilikler

    Mayıs 2011

    İmtiyazlı paylar, adi paylara oranla daha geniş haklar sağlamaları bakımından büyük önem taşır ve özel hükümler çerçevesinde düzenlenir. Yeni Türk Ticaret Kanunu’nun (“Yeni TTK”) imtiyazlı paylara ilişkin hükümleri, bir yandan halen yürürlükte olan Türk Ticaret Kanunu’nun (“TTK”) uygulanması sırasında ortaya çıkan eksiklikleri giderme amacı taşır, diğer yandan kurumsal yönetim ilkesini güçlendiren düzenlemeler arasında yer alır.

    Genel Olarak

    Kural olarak anonim şirketlerde paylar sahiplerine eşit haklar tanır. Ancak bu kural aynı nitelikteki paylar için geçerlidir. Yoksa, paylar arasında mutlak bir eşitlik yoktur. Esas sözleşme ile pay sahipliği haklarının içerik itibariyle bazı pay veya pay grupları lehine farklılaştırılması mümkündür. Böyle bir farklılaştırma sonucu ortaya çıkan imtiyazlı paylar, imtiyazlı pay sahiplerine adi paylara oranla daha geniş haklar sağlar. İmtiyaz, kişilere değil, paylara tanınır. Kişilere tanınan üstün haklar ise, sözleşmesel bir nitelik taşır ve imtiyaz olarak nitelendirilmez.

    TTK, imtiyazlı payları düzenlemekle birlikte, imtiyazlı paylara ilişkin bir tanım vermez.  TTK m. 401 hükmü, “Esas sözleşme ile bazı nevi hisse senetlerine kar payı veya tasfiye halindeki şirket mevcudunun dağıtılması vesair hususlarda imtiyaz hakları tanınabilir.” ifadesini içerir. TTK’nın bu hükmünde, paylara tanınacak imtiyazlara örnekler verilmekle birlikte, herhangi bir tanım yer almaz.

    Yeni TTK m. 478/2’de imtiyaz kavramı, “kâr payı, tasfiye payı, rüçhan ve oy hakkı gibi haklarda, paya tanınan üstün bir hak veya kanunda öngörülmemiş yeni bir pay sahipliği hakkı” şeklinde tanımlanır. Böylece, imtiyaz kavramı için verilebilecek tanımların çerçevesi çizilir ve aynı terim için farklı tanımların kullanılması engellenir. İmtiyaz bir paya diğer paylara göre üstün hak verilmesi veya kanunda öngörülmeyen yeni bir pay sahipliği hakkı tanınmasıdır. Yeni TTK ile imtiyazlar bakımından sayılan örneklere, rüçhan hakkı ve oy hakkında imtiyaz da eklendi. TTK m. 401’de bu iki imtiyaz açıkça sayılmasa da, doktrin tarafından “vesair hususlar” kapsamında değerlendirilir.

    İmtiyazların Esas Sözleşmeyle Tanınması

    Yeni TTK uyarınca imtiyazlar, ilk esas sözleşmede öngörülebileceği gibi, esas sözleşme değişikliği yapılarak da tanınabilir. TTK m. 401 açısından, esas sözleşme değişikliği yoluyla imtiyazlı pay çıkarılıp çıkarılamayacağı, doktrinde tartışmalıdır. Yeni TTK, esas sözleşme değişikliği yoluyla da imtiyazlı pay çıkarılabileceğini açıkça belirtir. Öte yandan, Yeni TTK ile imtiyazlı payların ancak esas sözleşmede öngörülerek çıkarılabileceği ilkesi pekiştirilir.

    Yeni TTK m. 421/3, imtiyazlı pay çıkarılmasına ilişkin esas sözleşme değişikliğinde ağırlaştırılmış karar nisabı öngörür. İmtiyazlı pay oluşturulmasına ilişkin esas sözleşme değişikliği kararları, sermayenin en az yüzde yetmiş beşini oluşturan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin olumlu oylarıyla alınır. Söz konusu nisaba ilk toplantıda ulaşılamadığı takdirde, izleyen toplantılarda da aynı nisap aranır.  

    Oyda İmtiyazlı Paylara İlişkin Düzenlemeler

    Yeni TTK m. 479’da oyda imtiyazlı paylar ayrıca düzenlenir. Yeni TTK m. 479 uyarınca oyda imtiyaz, eşit itibarî değerdeki paylara farklı sayıda oy hakkı verilerek tanınabilir. Bu yolla imtiyaz tanınabileceği doktrinde tartışmasız kabul ediliyordu. Böylece doktrindeki görüş kanuna yansıtıldı. Oyda imtiyaz tanınmasının bir başka yolu da, farklı itibari değerdeki paylara eşit oy hakkı tanınmasıdır. Bu şekilde, daha düşük itibari değerde olan paylar bakımından bir imtiyaz oluşur. Ancak Yeni TTK’da, bu şekilde imtiyaz tanınmasına dair düzenleme yer almaz. Böylece Yeni TTK’nın bu yöntemle imtiyaz tanınmasını benimsemediği sonucuna varılır.

    TTK’da, bir paya tanınabilecek oy hakkı bakımından herhangi bir sınırlama yoktur. Yeni TTK ise oyda imtiyaz açısından bir sınır getirir. Yeni TTK m. 479/2 uyarınca, bir paya en çok on beş oy hakkı tanınabilir.

    Ancak bu sınırın da ayrık durumları vardır. Oyda imtiyaz bakımından öngörülen üst sınır, kurumlaşmanın gerektirmesi veya haklı bir sebebin ispatlanması durumunda uygulanmaz. Bu hükümle Yeni TTK’nın kurumlaşmaya verdiği önem öne çıkar. Böylece, profesyonel yöneticilere verilecek belki az sayıda ancak oyda imtiyazlı paylar aracılığıyla, özellikle aile şirketlerindeki oy gücünün dışına çıkılabilir ve profesyonelleşme sağlanabilir.

    Oyda imtiyaz bakımından öngörülen üst sınırın uygulanmamasına yönelik talep, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesine yöneltilir. Mahkemenin, kurumlaşma projesini veya haklı sebebi inceleyip, sınırlamanın uygulanmaması yönünde karar vermesi gerekir. Kurumlaşma projesi, ancak mahkeme kararıyla değiştirilebilir. Yeni TTK ayrıca, kurumlaşmanın gerçekleşmeyeceğinin anlaşıldığı veya haklı sebebin ortadan kalktığı hâllerde sınırlamanın uygulanmaması yönündeki kararın, mahkeme tarafından geri alınabileceğini öngörür.  Böylece, sayılan sebeplerin ortadan kalkmasına rağmen sınırın uygulanmaması yönündeki kötü niyetli uygulamalar önlenebilir.

    Yeni TTK m. 479/3’de oyda imtiyazın kullanılamayacağı kararlar sayılır. Bu kararlar; esas sözleşme değişikliği, işlem denetçilerinin seçimi ve ibra ve sorumluluk davası açılması yönündeki kararlardır. Bu kararlar, içerikleri gereği önem arz eden kararlar olmalarının yanı sıra, şirketlerde hâkimiyet kurulmasına yol açabilecek niteliktedir. Yeni TTK’daki bu düzenleme, oyda imtiyaz kavramının, şirketlerde hâkimiyet kurulmasına yol açabilecek şekilde kullanılmasını engelleme amacı taşır.

    Belirli Grupların Yönetim Kurulunda Temsil Edilmesi

    Yönetim Kuruluna (“YK”) aday gösterme hakkı, TTK m. 401’de açıkça öngörülmese dahi, doktrin tarafından “vesair hususlarda imtiyaz” kapsamında kabul edilirdi. Yeni TTK m. 360 uyarınca, esas sözleşmede öngörülmek şartı ile (a) belirli pay gruplarına; (b) özellik ve nitelikleriyle belirli bir grup oluşturan pay sahiplerine ve (c) azlığa yönetim kurulunda temsil edilme hakkı tanınabilir. Bu yeni düzenlemeyle YK’da temsil edilme hakkı gerçekte sadece paya tanınan bir imtiyaz olmanın ötesinde Yeni TTK m. 478’e ayrık bir düzenleme oluşturacak şekilde daha geniş bir çerçeveye oturtuldu. Zira bu hak hem pay sahibi gruplarına, hem azlığa, hem de pay gruplarına tanındı. Bu grupların belirlenebilir olması yeterlidir. Söz konusu hak, her paya değil, belirli pay sahipleri grupları, belirli pay grupları ve azlığa bir bütün olarak tanınır. TTK’da bu tür bir ayrık uygulama yer almaz. Ancak, Yargıtay’ın uzun süreden beri uygulanan yerleşik içtihadı, “grup imtiyazı”nın tanınması yönündedir.

    İmtiyazlı Pay Sahipleri Özel Kurulu

    Yeni TTK m. 454,  TTK’ya paralel olarak, genel kurulun (“GK”) imtiyazlı  pay sahiplerinin haklarını ihlal  edecek nitelikte bazı kararlarının pay sahiplerinin yapacakları özel bir toplantıda alacakları bir kararla onanmadıkça uygulanamayacağını düzenler. Bu kararlar, esas sözleşmenin değiştirilmesi kararı, YK’ya sermayenin arttırılması konusunda yetki verilmesine dair karar ve YK’nın sermayenin arttırılmasına ilişkin kararıdır. Söz konusu kararlar, imtiyazlı pay sahipleri özel kurulunda (“İPSÖK”) onaylanmadıkça uygulanamaz.

    Yeni TTK ile, TTK çerçevesinde ortaya çıkan birçok boşluk dolduruldu. Yeni TTK, İPSÖK toplantısına çağrının, YK tarafından yapılacağını açıklığa kavuşturdu. Öte yandan, YK’nın çağrı süresinin sona ermesine rağmen İPSÖK’nun toplantıya çağırılmaması tehlikesine karşı her imtiyazlı pay sahibine İPSÖK’yı toplantıya çağırmak üzere yetkili mahkemeden talepte bulunma hakkı verildi.

    Yeni TTK m. 454/3’te, İPSÖK’nın toplantı ve karar yeter sayıları düzenlendi. TTK’da, İPSÖK’nın toplantı ve karar yeter sayıları ayrıca belirtilmez ve esas sözleşme değişikliklerine ilişkin toplantı ve karar yeter sayılarını düzenleyen m. 388’e atıf yapılır. TTK m. 390’da esas sermayenin arttırılmasına ilişkin GK kararının onaylanması için toplanacak İPSÖK’nın toplantı ve karar yeter sayıları açısından TTK m. 388’e gönderme atıf yapılmaması, tartışmalara yol açmaktaydı. Yeni TTK ile tüm bu sorunlar açıklığa kavuşturuldu.

    Yeni TTK m. 454/4 uyarınca GK’da, imtiyazlı payların sahip veya temsilcileri, esas sözleşmenin değiştirilmesine, üçüncü fıkrada öngörülen toplantı ve karar nisabına uygun olarak olumlu oy vermişlerse ayrıca özel toplantı yapılmaz. TTK, bu konuda herhangi bir düzenleme içermediğinden konu doktrinde tartışmalıydı. Yeni TTK m. 454/4 hükmüyle bu tartışmalar da çözüme kavuşturuldu.

    Yeni TTK m. 454/7 ile İPSÖK kararları aleyhine iptal davası açılabileceği düzenlendi. TTK’da bu konuda herhangi bir hüküm yoktur, ancak doktrinde GK kararlarının iptaline ilişkin TTK m. 381 hükmünün kıyasen İPSÖK kararlarının iptaline de uygulanacağı kabul edilir. Yeni TTK m. 454/7 uyarınca YK, İPSÖK’nın onaylamama kararı aleyhine, karar tarihinden itibaren bir ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilir. Davada, GK kararının tescili de talep edilir. Bu düzenlemeyle imtiyazlı pay sahiplerinin kendilerine tanınan hakkı kötüye kullanmalarını engellemek amaçlanmıştır.

    Sonuç

    Yeni TTK ile imtiyazlı pay kavramı, paya tanınan üstün bir hak veya kanunda öngörülmeyen yeni bir pay sahipliği hakkı olarak tanımlandı. Oyda imtiyaz sınırlandırılarak, bu imtiyazın keyfi bir biçimde kullanılması önlendi. Ancak ayrık durumlar da belirtilerek özellikle kurumlaşma gereği ve mahkeme kararıyla sınırlamadan vazgeçilebileceği öngörüldü. Yönetim Kurulunda temsil edilme hakkı belirli pay gruplarına ve azlığa da tanınan bir imtiyaz olarak, ayrı bir maddede düzenlendi. Böylece doktrin ve Yargıtay tarafından benimsenen grup imtiyazı kavramı kanuna da taşındı. İmtiyazlı pay sahipleri özel kuruluna ilişkin hükümler geliştirilerek, tartışmalı konular açıklığa kavuşturuldu.

    Tüm bu yeni düzenlemelerle gerek pratik gerek teorik açıdan çok önemli olan imtiyazlı paylar daha ayrıntılı düzenlemelere kavuştu. Uygulamada görülen aksaklıklar giderilerek tartışmalı konulara yasal düzenlemeler getirildi.

    Yazı kaynağı : www.erdem-erdem.av.tr

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap