Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    terviye günü yapılacak ibadetler ismailağa

    1 ziyaretçi

    terviye günü yapılacak ibadetler ismailağa bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Terviye Gününün Ehemmiyet ve Fazîleti

    Terviye Gününün Ehemmiyet ve Fazîleti

    Zilhicce ayının 8. Günü olan Terviye günü, Hac menâsikinin îfâ edilmeye başlandığı gün olduğundan dînî açıdan büyük önem taşıyan, sayısız fazîleti hâvî mübârek bir gündür. Terviye kelimesi lügatte, ‘düşünmek, akıl yormak; sulamak, suya kazandırmak’ mânâlarına gelir. Bu günün neden ‘terviye’ olarak adlandırıldığı konusunda, lügatteki mânâlarının her biriyle ilgili çeşitli görüşler öne sürülmüştür, en doğrusunu Allah Te‘âlâ bilir.

    Hac farîzasını îfâ etmek üzere mukaddes topraklarda bulunanlar, terviye gününde ilgili vazifeleri yerine getirmekle muhtelif fazîlet ve müjdelere nâil olacaklardır inşallah. Bizler gibi, Hac menâsikinin îfâ edilebileceği yegâne toprakların dışında bulunan kimselerin de bu günü ihyâ adına yapabileceği ameller mevcuttur. Bu amellerin başında da şüphesiz, Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)in beyân ettiği oruç ibâdeti gelmektedir.

    İbnü Abbas (Radıyallâhu Anhumâ)dan rivâyet edilen bir hadîs-i şerîfte Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: “Terviye (Zilhiccenin sekizinci) gününün orucu, bir seneye, Arefe gününün orucu ise, iki seneye keffârettir.”[1]

    Hazreti Âişe (Radıyallâhu Anhâ)dan gelen bir rivâyete göre, “Terviye günü orucuna karşı, bin köle azadı, bin deve kurbanı ve Allâh yolunda cihada bin at bağışı sevabı vardır.”[2]

    Konuyla ilgili bir başka rivâyette ise, Terviye günü oruç tutana, Eyyûb (Aleyhisselâm)ın dûçâr olduğu hastalık ve sıkıntılara karşı gösterdiği sabra verilen sevap derecesinde bir mükâfatın verileceği yer almaktadır.

    Terviye Gecesini İhyâ Etmenin Fazîleti

    Bu mübarek gece, ibâdetle ihyâ edenlere cennetin vâcib olduğu beş geceden biridir. Nitekim Mu‛âz İbnü Cebel (Radıyallâhu Anh)dan rivâyet edilen bir hadîs-i şerifte Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: “Beş geceyi (ibâdetle geçirerek) ihyâ edene cennet vacip olur. (Bunlar da) Terviye (Zilhiccenin sekizinci) gecesi, Arefe (Zilhiccenin dokuzuncu) gecesi, Nahr (Zilhıccenin onuncu) gecesi (olan Kurban bayramı gecesi), Fıtr (ramazan bayramı) gecesi, bir de Şa‛banın yarı (Berâet) gecesidir.”[3]

    Terviye Gününde Namaz

    Zilhicce ayının sekizinci günü olan Terviye gününde; ilki dört, peşinden 2 rekât daha olmak üzere altı rekât namaz kılınması tavsiye edilmiştir. Nakledilen tarife göre; dört rekâtlık namazın birinci rekâtında Asr Sûresi, ikinci rekâtında Kureyş Sûresi, üçüncü rekâtında Nasr Sûresi ve dördüncü rekâtında ise üç kere İhlâs Sûresi okunur. Müteakiben kılınacak iki rekât namazın her rekâtında üç kere İhlâs Sûresi okunur. Bu namaz kılan kişinin, Terviye günü Mina’da bulunup da zikreden mü’minlerin eriştiği fazîlet ve ecre erişeceği ümit edilir.

    Nakletmiş olduğumuz husûsî fazîletlerle beraber, Zilhicce ayının ilk on gününde sadakayı artırmak, hasta ziyâretlerinde bulunmak, cenâzeye iştirak etmek, fakir giydirmek, yetime iyilik yapmak ve ilim meclisinde bulunmak, anlatageldiğimiz mübârek günlerden istifâde konusunda mühimdir. Terviye gününü takip eden Arefe günü ve Bayram günleri hakkında, Arefe günü sabah namazını müteakip başlayan Teşrik Tekbirleri konusunda detaylı malûmata Zilhicce Ayı arşivimizden ulaşabilirsiniz.

    Dipnotlar

    [1] Yûsuf en-Nebhânî, el-Fethu’l-Kebîr, No:7294, 2/24
    [2] Abdülkadir Geylânî, el-Ğunye, 2/39
    [3] el-İsbahânî, et-Terğîb, rakam:367, c. 1, s. 182; Ahmed İbnü Hicâzî, Tuhfetü’l-İhvân, s.42

    Yazı kaynağı : www.ismailaga.org.tr

    Terviye, Arefe ve Teşrik Tekbirleri

    Terviye, Arefe ve Teşrik Tekbirleri

    Zilhicce ayının 8. Günü olan Terviye günü, Hac menâsikinin îfâ edilmeye başlandığı gün olduğundan dînî açıdan büyük önem taşıyan, sayısız fazîleti hâvî mübârek bir gündür. Terviye kelimesi lügatte ‘düşünmek, akıl yormak; sulamak, suya kazandırmak’ mânâlarına gelir. Bu günün neden ‘terviye’ olarak adlandırıldığı konusunda, lügatteki mânâlarının her biriyle ilgili olarak çeşitli görüşler öne sürülmüştür, en doğrusunu Allah Te‘âlâ bilir.

    Hac farizasını îfâ etmek üzere mukaddes topraklarda bulunanlar, terviye gününde ilgili vazifeleri yerine getirmekle muhtelif fazîlet ve müjdelere nâil olacaklardır inşallah. Bizler gibi, Hac menâsikinin îfâ edilebileceği yegâne toprakların dışında bulunan kimselerin de bu günü ihyâ adına yapabilecekleri ameller mevcuttur. Bu amellerin başında da şüphesiz Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)in beyân ettiği orucu gelmektedir.

    İbnü Abbas (Radıyallâhu Anhumâ)dan rivâyet edilen bir hadîs-i şerîfte Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: “Terviye (Zilhiccenin sekizinci) gününün orucu, bir seneye, Arefe gününün orucu ise, iki seneye keffârettir.”[1]

    Hazreti Âişe (Radıyallâhu Anhâ)dan gelen bir rivayete göre: “Terviye günü orucuna karşı, bin köle azadı, bin deve kurbanı ve Allâh yolunda cihada bin at bağışı sevabı vardır.”[2]

    Arefe Gününün Fazîletleri ve Orucu

    Arefe günü, şeytanın sene içinde hiç olmadığı kadar zelil olduğu, ecir ve mükâfatların katbekat katlandığı, insanların kitleler hâlinde bağışlandıkları umumî affın söz konusu olduğu mübârek bir gündür. Bu günde hayır ve hasenâtta bulunmalı, tasadduk edilmelidir. Arefe günü oruç tutmak müstehâbdır. Arefe Gününün fazîletleri hakkında mâlumat edinmek için tıklayınız…

    Arefe Günü Oruç Tutmanın Fazîletiyle İlgili Hadîs-i Şerîflerden Birkaçı

    Ebû Katâde (Radıyallâhu Anh)dan rivayet edilen bir hadîs-i şerifte Rasûlullâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: ‘’Arefe günü orucu geçen sene(nin günahları) için de gelecek sene için de kefarettir.’’[3]

    İbnu Abbâs (Radiyallâhu Anhumâ)dan rivayet edilen edilen bir hadîs-i şerifte Rasûlullâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: ‘’(Zilhicce’nin)on gün(ün)den her birinin orucu bir senelik oruca denktir.’’ Arefe gününün orucu iki seneye, Aşurâ gününün orucu ise bir seneye denktir.’’[4]

    Arefe günü orucunun müstehab olduğunu beyan eden bu mealde birçok hadîs-i şerîf vârid olmuştur. Orucu müstehab olan birçok gün varsa da bugünün diğer günlerden üstünlüğü söz konusudur. Nitekim Âişe (Radıyallâhu Anhâ) şöyle demiştir: ‘’Sene içinde Arefe gününden ziyade oruçlu geçirmek istediğim hiçbir gün yoktur.’’[5]

    Teşrik Tekbirleri

    Bir Müslümân, Allah Te‘âlâ’yı namazlar başta olmak üzere, uyanık bulunduğu her an hatırlar ve zikreder. Öyle kimseler vardır ki, onlar uyurken dahi Allah Te‘âlâ’dan gafil değillerdir. Bunun yanında, Allah Te‘âlâ âzametinin mü’minler tarafından ifade edilmesini tıpkı namazda olduğu gibi, namaz dışında da belli vakitlerde emretmiştir. Tekbir getirmenin emredildiği bu vakitlerden biri de, Arefe günü sabah namazının farzını müteakip başlayarak (Hanefî ulularının mezhebine göre) Kurban bayramının 4. Günü ikindi namazının farzını müteakip tekrarlamak da dâhil olmak üzere, toplam 23 vakit farz namazların selâm ile tamamlanış vaktidir. Sol tarafa selâm verildikten sonra bir kez:

    “اَللّهُ اَكْبَرُ اَللّهُ اَكْبَرُ لاا اِلهَ اِلاَّ اللّه وَاللّهُ اَكْبَرُ اَللّهُ اَكْبَرُ وَلِلّهِ الْحَمْدُ” denilmesi (Hanefî Ulularının mezhebine göre) vâcibdir. Teşrik tekbirleri hakkında detaylı mâlumat için tıklayınız…

    Dipnotlar

    [1] Ebû’ş-Şeyh, İbn-i Neccar, Nebhanî, el-Fethu’l-Kebîr, No:7294, 2/24
    [2] Abdülkadir Geylânî, el-Ğunye 2/39
    [3] Müslim, Sıyâm: 36, no:2804, 3/167
    [4] İsbahânî, et-Terğîb ve’t-Terhîb, no:369, 1/246
    [5] İbnu Ebî Şeybe, el-Musannef, no:9809, 3/96

    Yazı kaynağı : www.ismailaga.org.tr

    Arefe Günü – İsmailağa Câmiası Resmî İnternet Sitesi

    Zilhicce Ayı – İsmailağa Câmiası Resmî İnternet Sitesi

    Zilhicce – İsmailağa Câmiası Resmî İnternet Sitesi

    terviye orucu – İsmailağa Câmiası Resmî İnternet Sitesi

    Zilhicce Ayının İlk On Gününde Yapılan Amellerin Üstünlüğü

    Zilhicce Ayının İlk On Gününde Yapılan Amellerin Üstünlüğü

    Abdullah ibni Abbâs (Radıyallâhu Anhümâ)dan rivâyet edildiğine göre; bir keresinde Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem): “Kendisinde amel-i sâlih işlenmesi (Zilhicce’nin ilk) on gün(ün)de Allâh Te‘âlâ’ya sevimli (O’nu hoşnut ve râzı edici) olduğu kadar, hiçbir günde olmamıştır.” buyurunca, Sahâbe-i Kirâm: “Allâh yolunda cihâd da mı (o günlerdeki amelden üstün olamaz)?” dediler. Bunun üzerine Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: “Allâh yolunda cihâd bile (bu günlerdeki amellerden fazîlet bakımından daha üstün) değildir. Ancak bir adam(ın cihâdı bu günlerdeki amelden üstün olabilir) ki, malıyla ve canıyla (cihâda) çıkmış ve bunlardan hiçbiriyle (cihâddan) geri dön(e)memiş(malını da canını da Allah için cihâd meydanlarında feda etmiş)tir.”[1]

    Ebû Hureyre (Radıyallâhu Anh)dan rivâyet edilen bir hadîs-i şerîfte Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: “Zilhicce’nin (ilk) onundan ziyâde, Allah Te‘âlâ hiçbir günde kendisine ibâdet olunmasını sevmez. Onlardan her bir günün orucu, bir senenin orucuna; her bir gecenin kıyâmı (ibâdetle ihyâsı) da, Kadir Gecesi’nin kıyâmına denktir.”[2]

    Bu hadîs-i şerîflerden kesin bir şekilde anlaşıldığı üzere; daha çok sevap kazanılması cihetinden Zilhicce’nin ilk on günündeki ameller, sene içerisindeki diğer bütün günlerden üstündür.

    Zilhicce’nin İlk On Gününü İbâdetle İhyâ Etmek

    Ebü’d-Derdâ (Radıyallâhu Anh) şöyle demiştir: “On günlerde oruca devam edin. Duâyı, istiğfâr ve sadakayı çok yapın, zira ben, Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)i: ‘On günlerin hayrından mahrum olanların vay hâline.’ buyururken işittim.”[3]

    Âişe (Radıyallâhu Anhâ)dan rivâyet edilen bir hadîs-i şerîfte Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: “Her kim Zilhicce’nin on gecelerinden birini (ibâdetle geçirerek) ihyâ ederse, bir sene boyunca hac ve umre yapanların ibâdeti kadar ibâdet etmiş gibi olur. O günlerde bir gün dahî oruç tutsa, geri kalan senenin tamamını Allah Te‘âlâ’ya ibâdetle geçirmiş gibi olur.”[4]

    Vehb (Radıyallâhu Anh) şöyle anlatmıştır: “Rabb Tebâreke ve Te‘âlâ, Mûsâ (Aleyhisselâm)a: ‘Kavmine emret de on günlerde, yani Zilhicce’nin onunda Bana yönelsinler ve Bana duâ etsinler, onuncu gün olduğu zaman Bana (ibâdet edecekleri musallâya) çıksınlar da onları affedeyim.’ buyurdu.”

    İşte, Yahudilerin (bağışlanmak için) arayıp da şaşırdıkları gün o (Kurban Bayramı günü)dür. (Gökteki ay hesabında) Arapların sayısından daha doğru bir adet yoktur. (Yahudilerin hesabı hilâle göreyse de onlar, güneş aylarına uysun diye her üç senede bir ay nesî -geciktirme- yaptıklarından onların hesabı isabetli değildir.)”[5]

    On Gecelerde İbâdete Devam Etmenin Fazîleti

    Ebû Osman en-Nehdî (Radıyallâhu Anh) da Zilhicce’nin ilk on günü hakkında şöyle demiştir: “Âlimler ve sâlihler, senedeki üç adet on günü diğer günlere göre çok üstün tutarlar. Bunlar da Zilhicce’nin ve Muharrem’in ilk on günü ile Ramazân’ın son on günüdür. Zilhicce’nin ilk on günü içerisinde Terviye, Arefe ve Kurban Bayramı günü vardır.”[6]

    Ebû Zübeyr (Rahimehullâh): “Dünyanın günlerinin en fazîletlisi on günlerdir.” demiştir.[7]

    Sa‘îd ibni Cübeyr (Radıyallâhu Anh): “Bu on gecelerde kandillerinizi söndürmeyin.” diyerek ibâdete devam etmenin önemine dikkat çekmiştir.[8]

    Allah Te‘âlâ beş peygamberden her birine on şey vermiştir ki bu nebîler; Âdem, İbrahim, Şu‘ayb, Mûsâ ve Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa (Salavâtullâhi ve Selâmuhû ‘alâ Nebiyyinâ ve aleyhim Ecma‘în)dir. Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)e verilen ise Zilhicce’nin onudur.

    Zilhicce Ayını İhyâ Edenlere Sunulacak On İkrâm

    Bu ümmetten bu on güne değer verene (namazlarını, oruçlarını ve zikirlerini îfâ edenlere) de on ikrâmda bulunulur. Bunlar da ömrüne bereket, malında ziyâdelik, ailesine koruma, günahlarına kefâret, sevaplarına katlama, ölüm anında kolaylık, kabir karanlıklarında nûr, mîzanda ağırlık, cehennem derekelerinden kurtuluş ve cennet derecelerine yükseliştir.[9]

    Zilhicce ayının fazîletleriyle ilgili geniş malûmata ve başta orucu olmak üzere fazîletli amelleriyle ilgili bilgilere Zilhicce ayı arşivimizden ulaşabilirsiniz.

    Dipnotlar

    [1] Tirmizî, Savm:52, No. 757; Ebû Dâvûd, Savm:62, No. 2440; İbn Mâce, Sıyâm:39, No. 1727, 1/550.
    [2] Tirmizî, Savm:52, No. 758, 3/131.
    [3] Ebü’l-Leys es-Semerkandî, Tenbîhü’l-Ğâfilîn, No. 470, s. 327.
    [4] Abdülkadir el-Geylânî, el-Ğunye, 2/240)
    [5] Ahmed ibni Hanbel, ez-Zühd, No. 351, s. 109; es-Süyûtî, ed-Dürru’l-Mensûr, 6/539.
    [6] İbnü’l-Cevzî, Müsîru’l-‘Azmi’s-Sâkin, 1/232.
    [7] İbnü’l-Cevzî, Müsîru’l-‘Azmi’s-Sâkin, 1/230; el-Fâkihî, Ahbâru Mekke, 3/8-9.
    [8] Abdülkadir el-Geylânî, el-Ğunye, 2/40.
    [9] Abdülkadir el-Geylânî, el-Ğunye, 2/40.

    Yazı kaynağı : www.ismailaga.org.tr

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap