Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    temsil heyeti yurdun bütününü temsil eder

    1 ziyaretçi

    temsil heyeti yurdun bütününü temsil eder bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Heyet-i Temsiliye

    Heyet-i Temsiliye

    Heyet-i Temsiliye (Temsil Heyeti, Temsil Kurulu, Temsilciler Heyeti), Mondros Mütarekesi’nden sonra Anadolu topraklarının İtilaf Devletleri tarafından işgal edilmesi üzerine başlayan ulusal direniş sırasında, ulusal bir meclisin (TBMM) kuruluşuna dek Millî Mücadelenin yürütme organı olarak görev yapmış kuruldur.

    İlk olarak Erzurum Kongresi delegeleri arasından doğu illerini temsil etmek ve kongrenin kararlarını uygulamak üzere seçilen 9 kişilik kurula Sivas Kongresi’nden sonra tüm yurdu temsil etmek görevini verilmiş ve üye sayısı 16 kişiye çıkarılmıştır.

    İstanbul hükûmetine alternatif bir geçici hükûmet olarak çalışan Mustafa Kemal Paşa başkanlığındaki kurul, 27 Aralık 1919'dan itibaren faaliyetlerini Ankara'da sürdürmüş ve Millet Meclisi’nin kurulmasında aktif rol oynamıştır.

    Erzurum Kongresi Heyet-i Temsiliyesi[değiştir | kaynağı değiştir]

    23 Temmuz – 7 Ağustos tarihlerinde toplanan Erzurum Kongresi dağılmadan önce tüzüğü gereği 9 kişilik bir temsilci kurul seçti. Bu kurul “Şarkî Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti”'nin temsilcisi idi.

    Dernekler Kanunu uyarınca verilmesi gerekli dilekçe olarak, Erzurum valiliğine sunulan 24 Ağustos 1919 tarihli bildiride, Temsilci Kurul üyelerinin isim ve kimlikleri şöyle yazılmıştı:[1]

    Kongre başkanı Mustafa Kemal, temsil kurulunun da başkanı idi. Kurulun üyesi dokuz kişi hiçbir vakit bir araya gelip birlikte çalışmadı.[1] Rauf Bey ile Bekir Sami Bey Osmanlı Mebuslar Meclisi'ne katılmalarına kadar Mustafa Kemal ile birlikte bulundular.

    Mustafa Kemal ve beraberindeki Heyet-i Temsiliye üyeleri Sivas Kongresi’ne katılmak üzere 29 Ağustos 1919’da Erzurum’dan ayrıldı; 2 Eylül 1919’da Sivas’a ulaştı.[2]

    Sivas Kongresi Heyet-i Temsiliyesi[değiştir | kaynağı değiştir]

    Temsil Heyeti, Sivas’a geldiğinde Refet Bey onuncu kişi olarak diğer üyeler tarafından heyet üyeliğine kabul edildi. Sivas Kongresi, 4-11 Eylül 1919 tarihleri arasında gerçekleşti.

    Kongre’de Heyet-i Temsiliye, “Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti"'nin temsil kurulu haline geldi. 11 Eylül’deki oturumda Heyet-i Temsiliye seçimi yapıldı; Erzurum Kongresi’nde seçilen eski heyet üyeleri aynen korundu; temsilcileri bulunmayan yörelerden seçilen yeni üyelerle heyetin üye sayısı 15’e çıkarıldı. Başkanlık görevi Mustafa Kemal’e verildi. Heyete geçici hükûmet kurma görevi verildi.

    Sivas Kongresi ile Temsil Heyeti’ne katılan üyeler şunlardır:

    Heyet-i Temsiliye’nin üye sayısı 16 kişiye çıkmış olsa da toplantılar ve kararlar 5-6 en fazla 10 kişi ile gerçekleşmiştir.[3]

    Heyet, kongreden sonra 108 gün Sivas’ta kaldı. Ankara’da oluşturulacak millet meclisi için tüm yurtta seçimlerin yapılması ile ilgilendi. 20-22 Ekim tarihinde Ali Rıza Paşa hükûmeti ile Amasya’da görüşme yaptı; bazı isteklerini İstanbul hükûmetine kabul ettirdi; meclisin Ankara’da toplanmasını karara bağladı. 18 Aralık 1919’da Ankara’ya gitmek üzere Sivas’tan ayrıldı.

    Heyet-i Temsiliye’nin Ankara’ya gelişi[değiştir | kaynağı değiştir]

    Sivas’tan Ankara’ya 27 Aralık 1919’da varan Heyet-i Temsiliye kafilesi, beşi Heyeti-i Temsiliye üyesi (Mustafa Kemal Paşa, Hüseyin Rauf Bey, Mazhar Müfit Bey, Hakkı Behiç Bey, Şeyh Fevzi Efendi) olan 19 kişiden oluşuyordu.[2] Ankara’da kendilerine tahsis edilen Ziraat Mektebi’ne yerleştiler. Heyet-i Temsiliye’nin geçici merkezinin Ankara olduğunu duyuran bir bildiri yayımlandı.

    Keçiören tepesi yamacındaki Ziraat Mektebi, bir süre için Heyet-i Temsiliye’nin kararagahı oldu. Heyet, yeniden açılan Osmanlı Mebusan Meclisi’ne üye olarak İstanbul’a gidecek olan mebuslarla görüşmeler yaptı. Misak-ı Milli’yi hazırladı ve Mebusan Meclisi’nde kabul edilmesini sağladı.

    TBMM’nin açılmasından kısa süre önce Heyet-i Temsiliye, Ankara Garı’ndaki “Direksiyon binası” adlı yapıya taşındı. TBMM’nin açılması ile Heyet-i Temsiliye’nin görevi sona erdi.

    Mecliste Mustafa Kemal Ankara Milletvekili olurken meclis başkanı olamadı.Ayrıca isteği olan Müdafaa-i Hukuk Grubu yerine Felah-ı Vatan Grubu kuruldu. Diğer Heyeti Temsiliye üyelerinden Hüseyin Rauf Bey Sivas, Bekir Sami Bey Amasya, Refet Bey İzmir, Kara Vasıf Bey Sivas, Mazhar Müfit Bey Hakkâri, Ömer Mümtaz Bey Ankara, Hüsrev Sami Bey Eskişehir, Hakkı Behiç Bey Denizli, Ratipzade Mustafa Bey Niğde delegesi olarak mecliste yer aldı.

    Heyeti Temsiliye’nin Yayın Organları[değiştir | kaynağı değiştir]

    Heyeti-i Temsiliye’nin Sivas’ta çalışmalarını sürdürdüğü dönemde halkı ve dünyayı çıkmak üzere olan savaş hakkında bilgilendirmek üzere haftada iki gün İrâde-i Milliye adlı gazete çıkarılmıştır. Sivas Kongresi’nde basın konusunun tartışıldığı 11 Eylül 1919 günü alınan kararla kurulmasına karar verilen gazete, ilk sayısını 14 Eylül 1919’da yayımladı. 10 Ocak 1920’de Hakimiyet-i Milliye Gazetesi yayına başlayıncaya Milli Mücadelenin yayın organı olma vasfını yitiren gazete, yayın hayatını 1922 sonuna kadar devam ettirdi.[4]

    Heyet-i Temsiliye Ankara’ya taşındıktan sonra kurulun yayın organı olarak Hâkimiyet-i Milliye çıkarıldı. Haftada iki gün dört sayfa yayımlanan gazetenin ilk sayısı 10 Ocak 1920’de yayımlandı.

    Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

    Yazı kaynağı : tr.wikipedia.org

    �Temsil Kurulu, Do�u Anadolu�nun b�t�n�n� temsil eder� karar�, �Temsilciler Kurulu yurdun b�t�n�n� t

    Türk Yurdu Dergisi

    Türk Yurdu Dergisi

                        Birinci Dünya Savaşı’nın sonunda imzalanan Mondros Mütarekesi ile Türkiye’nin önünde yeni bir dönem açıldı. Savaş yıllarının biriktirdiği ölümler, acılar, felaketler toplum hayatını derinden sarsarken, siyasi, idari, iktisadi alanlarda değişiklikler meydana geldi. Dört yıllık savaşa girişte ve bunun inatla sürdürülmesinde baş sorumlu görülen ittihatçıların, yurt dışına kaçmaları siyasette önemli tesirler yaratırken mütarekenin işgaller biçiminde uygulanması karşısında, Türk Milleti iki alanda faaliyete koyuldu. Birincisi siyasi alanda müdafaa-ı hukuk hareketi, ikincisi de Kuvayımilliye’nin ortaya çıkışı oldu. Bu iki hareketin temellendirdiği Milli Mücadele başlatıldı. Mustafa Kemal Paşa, Anadolu’ya geçerken akıl süzgecinden geçirdiği, zihninde canlı tuttuğu mücadeleyi iki esasa bağlıyor ya da bunlar etrafında topluyordu: Ulusal egemenliğe dayanan, kayıtsız şartsız bağımsız olan yeni Türk Devleti kurmak. Hareketin bir yanı askeridir, diğer yanı anayasaldır. Bunu her anda ve yerde belli etmiş, halkı bunların etrafında toplamaya çalışmıştır. O, Samsun’a geldiği günlerde Türkiye’de anayasal düzen askıya alınmış, kapatılmasının üzerinden dört aydan fazla süre geçtiği halde seçimler yapılıp Mebuslar Meclisi toplanamamış, anayasa defalarca ihlale uğratılmıştı. Parlamento denetiminden uzak İstanbul hükümetleri bir yandan işgal güçlerinin baskılarını daha fazla hissederlerken, diğer yandan meşruiyet sorunu yaşıyorlardı. Sonuncusu o sıralarda fazla da önemsenmiyordu. Hâlbuki parlamento, bir hükümetin en büyük dayanağı, en önemli sığınağı idi. Parlamentosuz hükümetin, dalgalara açık gemiler gibi okyanusta yalpaladığı sonradan anlaşılacaktır. İşgallerin genişlemesi seçimlerin yapılmasındaki zorlukları ortaya çıkardı. Mustafa Kemal Paşa’nın kongreler yoluyla milletin sesini dünyaya duyurmak, millet iradesini egemen kılmak çabaları böyle bir ortamda kuvvet kazandı. Kongreler, tıpkı parlamento gibi toplanıyor, çalışıyor ve böyle bir görevi üstlenmiş görünüyordu. Ancak kongreleri sürekli açık tutmanın, tutabilmenin de olanaksızlığı ortadaydı. Hem kongre açık olmadığı zaman onun adına karar alabilecek hem de kongrelerden çıkacak kararları uygulamaya koyacak ondan farklı bir başka kurula, bir çeşit icra organına ihtiyaç duyuluyordu. İşte Hey’et-i Temsiliye (Temsil Kurulu) böyle bir ihtiyaçtan doğmuştur ya da problemin çözümü olarak görülmüştür.

             

            23 Temmuz 1919’da toplanan Erzurum Kongresi’nin ilk gününde Mebuslar Meclisi’ndeki çalışma yöntemi kabul edilmiş olduğundan yeteri sayıda komisyon kurulmuştu. Bunlardan biri olan Nizamname Encümeni (Tüzük Komisyonu ), yeni kurulacak cemiyetin tüzüğünü hazırlamakla yükümlü idi. Kongre iki ayrı cemiyet tarafından düzenlenmiş bulunduğundan bunların birleştirilmeleri ile önce cemiyetin unvanı belirlendi. Vilayat-ı Şarkiye Müdafaa-ı Hukuk-ı Milliye Cemiyeti ile Trabzon Muhafaza-ı Hukuk-ı Milliye Cemiyeti’nin yerini Şarki Anadolu Vilayâtı Müdafaa-ı Hukuk Cemiyeti aldı. Doğu vilayetleri ile Doğu Anadolu vilayetleri arasındaki en önemli fark, ikincinin birinciden daha geniş bir kapsama sahip olması idi. Nitekim Doğu vilayetlerinden maksat altı doğu vilayeti olup Erzurum, Sivas, Van, Bitlis, Elazığ ve Diyarbakır vilayetleri ile Erzincan bağımsız sancağı idi. Doğu Anadolu Vilayetleri ise söz konusu altı vilayetle birlikte Trabzon Vilayeti’ni ve tüzüğün yedinci maddesinin zeylinde[i] açıklandığı üzere bağımsız livalar meyanında Erzincan ve Canik Sancağı’nı da kapsıyordu.

             

                        Tüzüğe göre yeni cemiyetin kuruluşu, merkezi, Temsil Kurulu ile bu kurulun görev ve yetkileri şu şekilde belirleniyordu: a) Temsil Kurulu, Umumi Kongre tarafından, gereken özelliklere sahip kongre içinden veya dışından seçilecek en az dokuz, en çok 16 kişiden oluşacak, içlerinden biri başkan seçilecek, bir de yazı kurulu bulunacak, b) Temsil Kurulu’nun merkezi, duruma ve olayların gelişimine göre en uygun göreceği yer olacak, c) Temsil Kurulu, umumi kongreye karşı sorumlu olup, umumi kongre Temsil Kurulu’nu yerinde tutacak veya yeniden seçecek ve onun hesaplarını inceleyip kabul edecekti. Temsil Kurulu’nun üye sayısı vilayet ve bağımsız sancaklara göre belirlenmiş olup, en az sayı üzerinden dokuz üye vilayet ve sancaklardan birer temsilcinin, en çok sayı üzerinden 16 üye vilayetlerden ikişer, bağımsız sancaklardan birer temsilcinin seçilmesiyle gerçekleştirilmiş olacaktı. Temsil Kurulu’nun ne şekilde seçileceğine dair tüzüğün 7. maddesinin zeylinde açıklama getirilmiş bulunmaktaydı. Buna göre, Temsil Kurulu üyeleri, mensup bulundukları vilayet veya bağımsız sancaktan, kongrede hazır bulunan delegeleri tarafından belirlenen sayının iki katı olarak gösterilecek aday arasından Kongre Genel Kurulu’nca seçilecekti. Bu demektir ki vilayetlerin kongreye katılan delegeleri kendi vilayetleri adına dörder, bağımsız sancakların delegeleri ikişer aday belirleyip genel kurula sunacaklar, Temsil Kurulu üyelerinin seçimini genel kurul yapacaktı. Delegeleri kongreye yetişememiş olan vilayet ve sancaklar adına veyahut kongre toplanmamış olduğu bir zamanda her hangi bir sebepten dolayı boşalan üyeliğe seçilecek kişiler, Temsil Kurulu ile cemiyetin ilgili merkez heyetleri arasında haberleşme yapılarak kararlaştırılacaktı. Bu durumda yine merkez heyetleri, iki kat aday bildirecekler ve bunlar arasından seçimi, genel kurul toplantı halinde bulunmadığından, Temsil Kurulu yapacaktı. Temsil Kurulu da vilayetler adına duruma göre bir veya iki, bağımsız sancaklar adına bir kişiyi seçip Temsil Kurulu’na dâhil edeceklerdi.

             

                        İlk Temsil Kurulu, Erzurum Kongresi Genel Kurulu tarafından 7 Ağustos 1919’da dokuz kişi olarak seçildi ve tüzük gereğince bu seçim, 24 Ağustos 1919’da Erzurum Vilayeti Makamı’na bildirildi. İlk bakışta bundan, seçimin en az sayı üzerinden yapılmış olduğu anlamını çıkarmak kolay, fakat aynı zamanda yanıltıcıdır. Nutuk’ta ya da ona paralel yazılan hatıralarda dokuz kişilik liste verilirken bunların hangi vilayet ya da sancak adına seçilmiş oldukları belirtilmediğinden, sonraki çalışmalarda önemli yanılgıların ortaya çıktığı görülmektedir. Bu itibarla konuyu biraz daha irdeleyerek yanılgı sebeplerinin ortadan kaldırılması gerekmektedir.

             

             

             

            Temsil Kurulu’na Kimler Seçildi?

            

            Erzurum Kongresi Genel Kurulu, yeni bir cemiyetin tüzüğünü hazırlayıp kabul etmiş ve çalışmalarını nihai noktaya ulaştırmış bulunuyordu. Şimdi sırada son esaslı madde olarak Temsil Kurulu üyelerinin seçimi bulunuyordu. Bu arada Mustafa Kemal Paşa, en yakın beş arkadaşıyla, 5 Ağustos 1919’da gizli bir toplantı yaparak Temsil Kurulu’na girip girmemesi meselesini görüştü ve düşüncelerini yazılı olarak bildirmelerini istedi. Temsil Kurulu’na girmemesi yönündeki çoğunluk kararına rağmen o, sebeplerini de açıklayarak aksi doğrultuda hareket etti ve memleketin geleceği ile birinci derecede ilgili böyle bir kurulda bulunmayı gerekli gördü. Bununla birlikte son kararı verecek olan Kongre Genel Kurulu idi. Temsil Kurulu’na kimlerin seçildiği konusu ile ilgili olarak yapılan çalışmalar genellikle Nutuk’taki bilgilere ve 24 Ağustos 1919’da vilayet makamına verilen yeni cemiyetin beyannamesine dayanmaktadır. Söz konusu beyannamede Temsil Kurulu üyelerinin isimleri ve hüviyetleri şu şekilde belirtiliyordu:

             

            Mustafa Kemal Paşa   :Sabık Üçüncü Ordu Müfettişi, askerlikten müstafi.

            Rauf Bey                      :  Bahriye Nazırı Esbakı.

            İzzet Bey                      : Sabık Trabzon Mebusu.

            Raif Efendi                  : Sabık Erzurum Mebusu.

            Servet Bey                   : Sabık Trabzon Mebusu.

            Şeyh Fevzi Efendi       : Erzincan Nakşi Şeyhi.

            Bekir Sami Bey           : Beyrut Valii Esbakı.

            Sadullah Efendi          : Sabık Bitlis Mebusu.

            Hacı Musa Bey           : Mutki Aşireti Reisi.

            

            Bu listede yer alanlardan ilk üçü Erzurum, İzzet ve Servet Beyler Trabzon, Şeyh Fevzi Efendi de Erzincan delegesi olarak kongreye katılmışlardı. Diğer üç üye, yani Bekir Sami Bey, Sadullah Efendi ve Hacı Musa Bey, kongreye katılmamışlar, dolayısıyla Temsil Kurulu’na kongre içinden değil, kongre dışından seçilmişlerdi ki burada tüzüğe aykırılık söz konusu değildir[ii]. Böylece Erzurum’da seçilen ilk Temsil Kurulu’nun dokuz kişiden ibaret bulunduğu anlaşılmış olmaktadır.

             

             

            Temsil Kurulu Üyeleri Nasıl Seçildi?

            

            Temsil Kurulu üyelerinin nasıl ve ne şekilde seçilecekleri, tüzüğün 7. maddesinin zeylinde gösterilmiş bulunuyordu. Bununla birlikte Erzurum Vilayeti Makamı’na sunulan 24 Ağustos 1919 tarihli cemiyetin beyannamesinde, kimin hangi vilayet ve/veya bağımsız sancak adına seçilmiş olduğu belirtilmemiştir. Bu durum bazı hatıralarda ve araştırma eserlerde karışıklığa sebep olmuş görünmektedir. Mustafa Kemal Paşa Nutuk’ta Erzurum’dan Sivas’a gelişlerini anlatırken “Nihayet Hey’et-i Temsiliye azası olarak, Erzurum’dan üç kişi, Erzincan’dan bir kişi ve Sivas’ta bulduğumuz Bekir Sami Bey’le beş kişi olduk” demekte, Kâzım Karabekir Paşa da Temsil Kurulu üyelerini sayarken, Mustafa Kemal Paşa, Rauf Bey, Hoca Raif Efendi’den sonra parantez içinde Erzurum yazmaktadır. İlk bakışta bu ifadelerden Temsil Kurulu’na Erzurum’dan üç kişinin seçilmiş olduğu izlenimi edinilmektedir ki, söz konusu tüzük gereğince mümkün değildir. Çünkü vilayetler adına en çok iki kişinin seçilebileceği hususu kesinlik kazanmış bulunmaktadır. Erzurum Kongresi’nde Gümüşhane delegesi olarak bulunan Zeki (Kadirbeyoğlu) Bey’in hatıra notlarına dayanan Mahmut Goloğlu, Temsil Kurulu için Mustafa Kemal Paşa’nın hazırladığı listeden söz etmekte ve 7 Ağustos’ta oturum açılır açılmaz başkanlığa sunulan bir önerge ile dokuz delegenin aday gösterildiğini yazmaktadır. Esasen dokuz kişilik liste nizamnamenin seçimle ilgili 7. maddesinin zeyline aykırıdır. Her vilayet ayrı ayrı seçilecek üye sayısının iki katı, bağımsız sancaklar yine ayrı ayrı olmak üzere ikişer aday gösterebileceklerdi. Temsil Kurulu’nu seçmek için tek bir liste verilemezdi. Bu, kâğıt üzerinde böyle göründüğü gibi, tatbikatı da böyle olmuştur. Çünkü kongre zabıtları Temsil Kurulu üyelerinin seçiminin söz konusu nizamnameye uygun olarak yapılmış olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

             

            7 Ağustos 1919 Perşembe günü on üçüncü birleşimin birinci oturumunda başkan Mustafa Kemal Paşa Temsil Kurulu seçimine geçilmesini istediği zaman, Gümüşhane delegesi Zeki Bey, öncelikle üç kişilik tasnif kurulunun belirlenmesini önerdi ve bu önerge kabul edilerek Zeki (Gümüşhane), Rıfat (Tokat) ve Cevat (Hasankale) beyler söz konusu kurulun üyeliklerine getirildiler. Bundan sonra Temsil Kurulu’nun seçimine geçildi. Öyle anlaşılıyor ki Temsil Kurulu, her vilayetten ikişer üye hesabıyla en çok sayı üzerinden seçilecekti. Bunun için 7. maddenin zeyline göre hareket edildi ve her vilayetin delegeleri seçilecek üye sayısının iki katı yani dörder, Erzincan bağımsız sancağı iki adayı belirleyip ayrı ayrı mazbatalarla başkanlık divanına bildirdiler. Diyarbakır ve Elazığ vilayetleri ile Canik bağımsız sancağı kongreye delege göndermemiş olduklarından, Van delegeleri de Erzurum’dan seçildikleri ve temsil etmiş oldukları vilayetin durumuna hakkıyla vakıf bulunmadıkları gerekçesiyle kongrenin son günü istifa ettiklerinden dolayı üç vilayet ile bir bağımsız sancak adına Temsil Kurulu’na aday gösterilemedi. Geride kalan dört vilayet ile bir bağımsız sancak adına gösterilen adaylar şunlardı:

             

            Erzurum: 1.Mustafa Kemal Paşa

                             2.Hoca Raif Efendi

                             3. Hınıs Mümessili Celal Bey

                             4. Kiğı Mümessili Said Bey

             

            Trabzon:   1. İzzet Bey (Maçka)

                              2. Servet Bey (Merkez)

                              3. Hasan Efendi (Ordu)

                              4. Necati Efendi (Rize)

             

            Sivas     :   1. Bahriye Nazırı Esbakı Rauf Beyefendi

                              2. Beyrut Vali-i Esbakı Bekir Sami Bey

                              3. Karahisar Mebus-ı Sabıkı Mustafa Efendi

                              4. Suşehri Kazası Mümessili Hakkı Bey

             

            Bitlis    :     1. Mutki Aşireti Reisi Musa Bey

                               2. Bitlis Mebus-ı Sabıkı Sadullah Efendi

                               3. Muş Belediye Reis-i sabıkı Behlül Efendi

                               4. Siirtli Necmeddin Efendi

             

            Erzincan:    1. Erzincan Müftüsü Osman Fevzi Efendi

                               2. Mümessil Şeyh Hacı Ahmet Fevzi Efendi

             

            Oyların sayımı neticesinde,

             

            Erzurum adına Mustafa Kemal Paşa 46 rey ile

            Erzurum adına Hoca Raif Efendi 36 rey ile,

            Trabzon adına Servet Bey 42 rey ile

            Trabzon adına İzzet Bey 38 rey ile,

            Sivas adına Rauf Bey 46 rey ile

            Sivas adına Bekir Sami Bey 34 rey ile,

            Bitlis adına Sadullah Efendi 45 rey ile

            Bitlis adına Hacı Musa Bey 45 rey ile,

             

            Erzincan adına Hacı Fevzi Efendi 40 rey ile kongre genel kurulu tarafından Temsil Kurulu üyeliklerine seçildiler. Kurulun başkanlığına tüzüğün 7. maddesi uyarıca Mustafa Kemal Paşa getirildi. Vilayetlerden en çok sayı üzerinden seçilmiş olmalarına rağmen, en az sayı olan dokuzda kalan Temsil Kurulu üyeleri bir araya gelemediler. Mutki aşireti reisi Musa Bey, Mutki dağlarından çıkamamış, Sadullah Efendi ortalarda görünmemiş, Servet ve İzzet Beyler kongre biter bitmez birer mazeretle Trabzon’a dönmüşlerdi[iii]. Geride kalan beş kişi, - ki bunlardan bir olan Bekir Sami zaten o sırada Sivas’ta bulunuyordu- Şarki Anadolu adına Sivas Kongresi’nde bulunmak üzere Erzurum Kongresi’nce görevlendirildiler ve 29 Ağustos 1919’da Mustafa Kemal Paşa, Rauf Bey, Hoca Raif Efendi, Erzincan Şeyhi Fevzi Efendi kongreye katılmak üzere Sivas’a hareket ettiler. Bununla birlikte Erzurum’da seçilen dokuz kişilik Temsil Kurulu bütün hukuku ile varlığını sürdürdü.

             

            Temsil Kurulu’nun 2 Eylül 1919’da Sivas halkı ile ordu ve mülkiye mensupları tarafından pek gösterişli bir biçimde karşılandıklarını, Mekteb-i Sultani binasının ikametlerine tahsis edildiğini Erzurum’da yayımlanan Albayrak gazetesi okuyucularına duyurmakta idi. Mustafa Kemal Paşa da bu karşılamayı Nutuk’ta memnuniyetini belli edecek tarzda anlatmaktadır. Kurul onuruna verilen ziyafete Amerikalı muhabir Mr. Browne’ın da katıldığını belirten Albayrak, yazısını şöyle sürdürüyordu: “Şarkî Anadolu Hey’et-i Temsiliyesi namına Mustafa Kemal Paşa da kısa, fakat pek ruhlu bir nutuk ile cevap vererek, amal-i mukaddesat-ı milliyenin husûlü için bugün ordu ve taşra hükümetinin yek-vücud olduğunu söylemekte hiçbir beis görmediğini ilâve eyledi.” Erzurum, Sivas’taki kongreye genel bir kongre değil, Batı Anadolu vilayetleri kongresi olarak bakıyor ve Erzurum çevresini sözcülüğünü üstlenmiş görünen Albayrak gazetesi de bunu açıkça dile getiriyordu: ”Garbi Anadolu vilayetleri tarafından Sivas’ta akdi kararlaştırılan kongreye Şarkî Anadolu vilayetleri namına Hey’et-i Temsiliye’den müntehab bir hey’etin iştirak etmesi ve bu hey’etin Erzurum Kongresi mukarreratını teklif ve müdafaa ile mükellef bulunması kongrece takarrür etmişti. Bu kere Hey’et-i Temsiliye namına Sivas’a hareket eylemiş olan Mustafa Kemal Paşa ve Raif beyefendiler büyük bir ihtifal ile karşılanmışlar ve bu istikbal merasimi milli bir bayram mahiyetini iktisab eylemiştir.” Gazetenin haberine göre, Temsil Kurulu ya da bu kuruldan seçilen bazı üyeler, Erzurum Kongresi’nin kararlarını Sivas Kongresi’ne önerecekler ve bu kararların aynen benimsenmesini savunacaklardı. Fakat burada sadece Erzurum’u temsil eden iki isimden söz edilmesi dikkat çekicidir. Bir sonraki nüshasında Albayrak, “Sivas Kongresi’nin Şarkî Anadolu Erzurum Kongresi’nce takarrür eden esasları kabul edeceği şüphesiz görünüyor.” demek suretiyle, Temsil Kurulu’nun kongre üzerinde oluşturacağı etkiyi vurguluyordu[iv].

             

            Temsil Kurulu’nun Erzurum’da seçimini müteakip göreve başladığı, Müdafaa-ı Hukuk Erzurum Merkez Heyeti’ne gönderdiği 18 Ağustos 1919 ve 21 Ağustos 1919 tarihli iki ayrı yazısından anlaşılmaktadır[v]. Her iki yazının altında Şarkı Anadolu Müdafaa-ı Hukuk Cemiyeti Hey’et-i Temsiliyesi unvanının üzeri mühürlenmiş ve Mustafa Kemal Paşa tarafından imzalanmıştır. Daha sonra kurul üyelerinden İzzet ve Servet Beyler Trabzon’a gittiklerinden, Bekir Sami, Sadullah ve Hacı Musa Beyler Erzurum’a hiç gelmemiş olduklarından geride sadece dört kişi kalmış bulunuyordu. Bununla birlikte seçildiği andan itibaren halkın ve resmi idare yetkililerinin başvuru yerinin Temsil Kurulu olduğu bildirilmiş, adı geçen kurulun halk ve yönetimler üzerinde etkisi her geçen gün daha da artmış ve bu olay yeni bir dönemin başlangıcını teşkil etmiştir. Erzurum Hey’et-i Temsiliyesi döneminde kurul başkanı Mustafa Kemal Paşa yazışmalarında, kurul adıyla değil, önceki resmi göreviyle yani Üçüncü Ordu Müfettişliğinden Müstafi M. Kemal ya da sadece M. Kemal imzasını kullanmıştır. Toplantı yapılamaması ve karar alınamamasını çoğunluğun bulunmayışına bağlayan görüş, cemiyetin tüzüğü ve dernekler yasası göz önünde bulundurulduğunda haklı sayılsa da Sivas’ta Bekir Sami Bey’in katılımı ile salt çoğunluk temin edildiği ve Refet Paşa’nın dâhil edilmesiyle sayı arttığı halde toplantı yapılamaması ve karar alınamamasının başka bir açıklaması olması gerekir. Yayımlanmış kararlarının başlangıcı 8 Eylül 1919 tarihini taşımakta olduğundan, Sivas Kongresi çalışmalarının Temsil Kurulu toplantılarını aksatmadığı da ortadadır. Bununla birlikte Hey’et-i Temsiliye Namına M. Kemal imzalı yazışmalar başlangıçta yok denilecek kadar azdır. Muhtemelen ilk toplantı 9 Ağustos 1919 tarihli olup, Kâzım Karabekir Paşa’nın Temsil Kurulu’na istişari üye alınması ile ilgilidir ki burada Mustafa Kemal Paşa “Hey’et-i Temsiliyeden M. Kemal” imzasını kullanmıştır[vi].

             

            Dokuz kişilik Temsil Kurulu’nun üye sayısını on altıya yükseltme çalışmaları Sivas’ta başlatıldı. Canik Sancağı adına bir üyenin seçimi ile ilgili olmak üzere Canik Müdafaa-ı Hukuk-ı Milliye Cemiyeti Hey’et-i Merkeziyesi ile haberleşmek suretiyle Temsil Kurulu’na iki aday gösterilmesi sağlandı. Sivas Kongresi toplantı halinde olmadığından Erzurum Kongresi’nde kabul edilen cemiyet tüzüğü gereğince, adaylardan Refet Bey[vii], Temsil Kurulu’na onuncu üye olarak yine Temsil Kurulu tarafından seçildi[viii]. Kongre toplandıktan sonra Erzurum’da kabul edilen tüzüğün veya yeni tüzük tasarısının Hey’et-i Temsiliye başlığını taşıyan yedinci maddesi, 7 Eylül 1919’da görüşülmeye başlandı. Erzurum Kongresi’nde kabul edilen tüzüğe göre, Temsil Kurulu Doğu Anadolu’nun bütününü temsil ediyordu. Sivas’ta daha işin başında Temsil Kurulu’nun nereleri temsil edeceği ve kaç kişiden ibaret bulunacağı gündeme getirilince, tartışmalar başladı. Bazıları on kişilik Temsil Kurulu’na vilayetlerden ikişer, bağımsız sancaklardan birer üye seçilmesini çok buluyorlar, on altı kişinin yeterli olacağını, dolayısıyla altı üyenin seçilmesiyle en azından bu senelik yetinilmesini savunuyorlardı. Nüfusun çoğunluğunu oluşturması bakımından Batı Anadolu için altı üyenin az olacağını düşünenler olduğu gibi, arada doğu ya da batı temsilciliği şeklinde ikilik bulunmadığı ısrarla dile getirildiğinden oturumu yönetmekte olan Reis Paşa, altı kişinin ilavesiyle Şarki ve Garbi Anadolu ve Rumeli Hey’et-i Temsiliyesi teşkilinin kabulünü oya sundu ve bu cihet ekseriyetle kabul olundu[ix]. Ayrıca söz konusu altı yeni üyenin Kongre heyeti tarafından seçilmesi de kararlaştırıldı. 11 Eylül’de on altı imza ile isimleri belirtilen altı adayın Temsil Kurulu’na üye seçilmesiyle ilgili bir önerge kongre başkanlığına sunuldu. Yapılan açık oylama sonucunda, Miralay Vasıf Bey (Karahisar-ı Sahip), Husrev Sami (Eskişehir), Hakkı Behiç (Bursa), Ömer Mümtaz (Ankara), Mazhar Müfit (Denizli ve Aydın) beylerle, Ratipzade Mustafa Efendi (Niğde) oy çokluğu ile Temsil Kurulu’na seçildiler[x]. Bu seçimde Erzurum Kongresi’ndekinden farklı olan husus, vilayetler ve bağımsız sancaklar adına sayının iki katı aday gösterilmemiş olmasından ibarettir. Bu suretle Temsil Kurulu ideal ya da en yüksek üye sayısına ulaştırılmış oldu.

             

            Temsil Kurulu’nun sayısındaki artışa ve Batı Anadolu’dan seçilen üyelerin katılımına bağlı olarak yedinci maddenin zeylinde kaçınılmaz değişikliğe gidildi. Erzurum’da kabul edilen tüzükte “Hey’et-i Temsiliye Şarki Anadolu’nun hey’et-i umumiyesini temsil eder.” denildiği halde, Sivas’ta “Hey’et-i Temsiliye vatanın hey’et-i umumiyesini temsil eder.” şeklinde düzeltme yapılmıştır[xi]

             

            Temsil Kurulu’nun yeni yapısı ve yetkileri konusunda, Erzurum’da seçilmiş ve Sivas Kongresi’ne iştirak etmemiş bazı üyeleri tarafından tüzük ve hukuk üzerinden yapılan eleştirileri, başka bir makalenin konusunu teşkil edecek mahiyet arz ettiğinden ve özellikle faaliyetlerinin çok kapsamlı olmasından, sadece yapılanma süreci ile yetinilmiş daha doğrusu bu hususta bir başlangıç girişiminde bulunulmuştur. Temsil Kurulu dönemi ve olaylarının yeni Türk Devleti’nin kuruluşunun nasıl gerçekleştirildiğini anlatması bakımından önemi çok büyüktür ve bu gün karşılaşılan bazı problemlerin benzerleriyle aynı günlerde karşılaşıldığı da bir gerçektir. Tarihte determinizm olmadığını unutmadan, o zamanki hatt-ı hareketin günümüzdeki problemin çözümünde üçüncü bir yol olarak denenmesi de düşünülmelidir.

             

             

             

    Yazı kaynağı : www.turkyurdu.com.tr

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap