Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    tek tanrılı dine inanan ilk topluluk

    1 ziyaretçi

    tek tanrılı dine inanan ilk topluluk bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Tek Tanrılı Dine İnanan İlk Topluluk

    Tek Tanrılı Dine İnanan İlk Topluluk

    Tek tanrılı dine inanan ilk topluluk kimdir ? sorusunun farklı kaynaklarda , birbirinden değişik cevaplar mevcuttur. Bu konuda bilgi kirliliği söz konusudur. Tek tanrılı dine inanmanın bir diğer adı monoteizm’dir. Tarihte tek tanrılı dine inanan ilk uygarlık ise ”İbraniler” dir. İbraniler’in dini ”Musevilik” dir. Hazreti Musa sayesinde bu din ile tanışmışlardır.

    Tarihteki önemli uygarlıklardan olan İbraniler kimdir ? sorusu için bir kaç madde de cevaplayalım.

    İbraniler kimdir?

    İbranilerin tek tanrılı inanışa geçtikten sonra Yahudi olmuşlardır ve kutsal kitabı Tevrat’tır. Yahudi ve Musevi aynı anlamı taşımaktadır.

    İbraniler Museviliği milli bir din olarak kabul ettiklerinden bu din diğer kavimler arasında fazla yayılmamıştır. Dinlerinin etrafında milli bir birlik oluşturduklarından dolayı dünyanın dört bir yanına dağılmış olmalarına rağmen birbirleriyle dayanışma içinde olmuşlardır.  II. Dünya Savaşı sonunda İngiltere ve Amerika’nın yardımıyla bugünkü Filistin’de İsrail devletini kurmuşlardır. En önemli eserleri Kudüs’teki MESCİD-İ AKSA (Süleyman Mabedi)’ dir.

    Hz. Musa döneminden sonraysa Filistin bölgesine hakim olan İbraniler, Hz. Davud zamanında da Kudüs‘e hakim olmuş bu dönemde düzenli orduya geçmişler ve düzenli devlet teşkilatlarını kurmuşlardır. Hz. Süleyman döneminde İbraniler en güçlü dönemlerini yaşamışlardır.

    Bu konu hakkında daha önce sınavlarda çıkmış bir soru da sizlerle paylaşalım :

    İlk Çağ uygarlıkları içerisinde ilk defa tek Tanrılı bir dine inanan topluluk, aşağıdakilerden hangisidir?

    Bu konu dünya tarihinde ki ilk tek tanrılı dini kabul gören uygarlık hakkındaydı. Peki Türk uygarlıklarında ilk tek tanrılı dine kim inanmıştır ? bunun cevabınıda kısa ve öz bir şekilde sizlerle paylaşıyoruz.

    Tek Tanrılı Dine İnanan İlk Topluluk

    Tek Tanrılı Dine İnanan İlk Türk Devleti

    Türkler eskide tek tanrılı bir din olan Gök Tanrı inancına inanıyorlardı. Daha sonrasında ise Gök Tarı inancından vazgeçip Müslüman olmuşlardır. Gök Tanrı inancına bakılırsa hükümdar Allah tarafınca gönderilmiş bir kişiydi. Ve mübarek sayılırdı. Yani kut anlayışı ve inanışına göre yaşarlardı.

    Tek tanrılı bir dini ilk karar veren Türkler hazarlar olmuştur. Hazarlar ilk olarak kabul ettikleri bu din İsrail oğullarının dini olan Yahudilik dinidir. Türklerin bu dini kabul etmeleri fazlaca kolay olmuştur. Bunun nedeni Türklerde var olan gök Allah inancından gelmektedir. Türkler ülkeyi yönetmek için onlara verilen gücün gök tanrı tarafınca krallarına bahsedildiğini düşünürlerdi. Bu durumu dikkate alacak olursak Türkler’in tek tanrılı dine inanması oldukça rahat fazlaca anlaşılır ve fazlaca kolay bir biçimde gerçekleşmiştir. Bunun sonucunda halkın birtakım kesimleri görüş ayrılığı yaşasa da halkın çoğunluğu Yahudiliği adım atmıştır. Fakat halkın geride kalan kısmı farklı inançlara ayrılmıştır.

    Yahudi olmak için anneden olmak şarttır. İsrailoğulları Hazarları, Yahudi olarak kabul etmezler; bu sebeple Yahudiler anneden gelmemiştir. Onun için Hazarlar Yahudiliği siyasal bir din olarak kullanmışlardır.

    Kut Anlayışı Nedir ? Gök Tanrı İnancı Nedir ?

    Eski Türk devletlerinin örf adet ve geleneklerine göre, devlet yöneticisi Tanrı tarafından görevlendirilmiş ve dünyaya devleti yönetmesi amacıyla gönderilmişti. Bu inanca kut anlayışı denmektedir. Bu kavram sayesinde, halk devlet yöneticisine direkt olarak tabi olmakta ve desteklemektedir. Gök tanrı inancı tek tanrılı bir inançtır. Bir diğer adı ise Tengri dinidir. İnsanlar hükümdarlarının yani kağanlarının Gök Tanrı tarafından gönderildiğine inanmaktadırlar. Ve bu kağanlar kendilerini Gök Tanrı tarafından görevlendirilip sanıp, dinlerine uygun yaşamak için oldukça çabalamaktadırlar.

    Bu konu hakkında sıvada çıkmış örnek soru paylaşalım.

    Eski Türklerde kağana Gök Tanrı tarafından verildiğine inanılan yönetme yetkisine ne ad verilirdi?

    a)Örs 

    b)Kut

    c)Toy

    d)Kurultay

    Bu konuda ve ya başka konuda sorularınız ve ya düşünceleriniz var ise lütfen yorumlara yazınız. Teşekkürler.

    Yazı kaynağı : nettekiblog.net

    Tarihte tek tanrılı dine inanan ilk uygarlık hangisidir?

    Monoteizm

    Monoteizm veya tek tanrıcılık, tek bir tanrının varlığına ya da Tanrı'nın birliğine duyulan inanç olarak tanımlanır.[1] Monoteizm sözcüğü, etimolojik açıdan Yunanca mono (tek) ve theoi (tanrı) sözcüklerinden türemiştir.

    Bahailik, Burhancılık, Çendoizm, Dürzîlik, Ekankar, Hinduizm'in Ravideşa ve Vaşnivizm gibi mezhepleri, İbrahimî dinler, Kaodaizm, Rastafaryanizm, Sekanova, Sihizm, Tengricilik, Tenrikyo ve Zerdüştlük monoteist dinler, deizm de tek tanrılı felsefedir.[2][3][4][5] Tek tanrıcılık öncesinde bu düşüncenin unsurları Atenizm, antik Çin dini ve Yahvizm gibi erken dinlerde bulunur.

    Tarihçe[değiştir | kaynağı değiştir]

    İnsanın düşünsel evriminde Tanrı inancı soyut düşüncenin gelişme süreciyle bağlantılanır. İlk tanrılar somut, kendilerinden bereket, korunma gibi belirli amaç ve umutlar beslenen, kişisel tapınmalarla ilgili olduğu iddia edilmektedir.

    Tektanrıcılığın 4000 yıl kadar önce eş zamanlı olarak Mısır, Babil ve Hint toplumlarında ortaya çıkmaya başladığı ifade edilmektedir. Çözülebilmiş en eski yazılı belgelere sahip çoktanrıcı putperest bir toplum olan Sumerlerde, çoktanrıcılığın tektanrıcılıktan sonra görüldüğünü yahut başka bir ifadeyle tektanrıcılığın çoktanrıcılıktan daha eski belgeleri bulunduğunu söyleyenler de olmuştur.[6] Orhan Gökdemir'e göre tek tanrılı dinlere gidiş bir dinde sadeleşme ve devrim hareketidir. Bu devrim eski dini anlayışları dümdüz ederek yıkar. Ancak başlangıçta görülen hızlı bir yıkım sonrasında devrim yavaşlar ve eski pagan inançlar yeni kimliklere bürünerek yeniden ortaya çıkarlar. Musevilik, İsevilik ve Müslümanlık kurucuları kadar bu karşılaşmanın da ürünü olan dinlerdir.[7] Tek tanrılı dinlerde eski ilahların bir kısmı melek, cin, şeytan, aziz ve peygamberlere dönüştürülmüşlerdir. Yeniden kurgulanan mitolojik anlatımlarda Sümerlilerin eski tanrılarının tek tanrılı dinlerde Hızır, İlyas gibi peygamberlere ya da azizlere, velilere ve hatta meleklere, cinlere dönüştüğü görülebilmektedir.[8] Allah'ın isimlerinden bir kısmı da Arap ve ortadoğu mitolojilerinde eski ilahlara verilen isimlerle ortak kök isimlerden oluşur.[9][10]

    Dinsel inancın başlangıcına dair tezler[değiştir | kaynağı değiştir]

    Çoktanrıcılık tezleri[değiştir | kaynağı değiştir]

    İskoç bilim insanı David Hume, “tarihin ne kadar gerisine gidersek gidelim, insanlığın çoktanrıcılığa o denli dalmış olduğunu görürüz” der. Ona göre, daha yetkin bir dinden ne bir iz ne de bir belirti vardır.[11]

    Antropoloji'nin kurucusu kabul edilen ve animizmin isim babası olan Edward Burnett Tylor; ruhi varlıklara inanış olarak tanımladığı animizmin, insanlığın ilk dini olduğunu varsayar. Ona göre bu inanış tüm ilkel ırklarda görülür.[11] Comte’un “fetişizm, politeizm ve monoteizm” diye sunduğu sınıflandırmayı o, “animizm A, animizm B ve monoteizm” diye sunar.

    Buna göre animizm, bir üst gelişim aşamasına ulaşıncaya kadar kendi içinde beş basamağa ayrılır. Bunlardan ilki, insandaki maddi olmayan yönün (ruh) varlığının keşfi; ikincisi, ruhun ölümden sonra da varlığını devam ettirdiğine olan inanç; üçüncüsü, ruhun rüya ya da trans halinde bedeni geçici olarak terk etme kabiliyetine sahip olduğunun keşfi; dördüncüsü, hayvanların ve hatta cansız varlıkların da ruha sahip olduklarına inanç; beşincisi de hayaletlere olan inançtır.

    İngiliz filozof ve sosyolog Herbert Spencer; Dinin kökeninin atalara tapınma ile başladığı fikrini ileri sürmektedir. Spencer, dinle ilgili görüşlerini First Principles (İlk İlkeler) (1862) ve The Principles of Sociology (Sosyolojinin İlkeleri) (1877 ve 1885) adlı eserinde dile getirmiştir.[11]

    İskoç etnolog John Ferguson Mc Lennan (1827–1881) ise; dinlerin ilk safhasının totemizm olduğunu iddia etmiştir. Ona göre, ilkel insan hayvanlara, bitkilere ve tabii nesnelere canlılık ve kişilik atfettikten sonra her kabile saygı objesi olarak bunlardan birisini seçmiştir.[11]

    Emile Durkheim ise, Robertson Smith’den aldığı dört önemli görüşten hareket etmektedir; İlkel din, kabile kültüdür ve bu kült totemiktir. Totem ve klan birbirinden ayrılmaz. Klanın tanrısı kutsallaşmış toplumun kendisidir. Totemizm en basit ve en ilkel din biçimidir. Bu görüşlerden yola çıkan Durkheim’e göre ilk din totemizmdir.[11]

    Dinin kökenini totemciliğe bağlayan bir başka ilim adamı da Sigmund Freud’dur. Dine psikoanalitik bir yöntemle yaklaşan Freud’e göre din, bir yanılsamadan ibarettir ve onu doğuran da sürekliliğini sağlayan da suçluluk duygusudur. Freud, bireyin küçük yaşlarda yaşadığı bazı travmaların, uzun bir uyuklama devresinden (latens devresi) sonra buluğ çağı ve ileriki yaşlarda, tekrar gün yüzüne nevrozlarla çıkmasına benzer bir sendromun soy yaşamında da olabileceğini belirtir. Buna göre mesela, geçmişte yaşanmış cinsel şiddetle de ilgili bir travmatik olay, ileride dini doğurmuş olabilir.[12]

    Max Müller'in savunduğu görüşe göre ise; tek bir başlangıçtan ziyade, farklı yollar ve görünümlerde ortaya çıkan hallerle evrimleşerek ilerleyen bir süreç olduğunu kabul eder. Bu sürecin doğayı tanıma maksadıyla farklı basamaklarla başladığını; insanın kendini aşan durumları ister ruh, ister doğa, ister atalara tapınma, isterse tabiat güçleri/tanrıları fikrinden gelerek kavramaya çalışsın, sonraki safhanın tabii gözlem yoluyla yüce tanrı fikrine ulaşılacağını iddia etmiştir[11].

    Müller tabii dini (naturalimzi) üç bölüme (Fiziki-Antropolojik-Psikolojik) ayırmış ve monoteizmi her bölümde olan bir safha olarak tanımlamıştır.

    Sosyolojinin kurucusu kabul edilen Auguste Comte insanın düşünsel evrimde 3 aşama geçirerek tek tanrıcılığa ulaştığını söyler. Ona göre:

    1. Basamak’ta, insan, çevresindeki eşyayı canlı, akıllı varlıklar olarak düşünmüştü; putçuluk (fetişizm dönemi),

    2. Basamak’ta, insan, çevresindeki olayların görünmez varlıklarca yöneltildiğine inandı; çoktanrıcılık (politeizm),

    3. Basamak’ta, insan, bu görünmez varlıkların tek ve büyük bir iradenin yönetimi altında bulunduğu inancına vardı; tektanrıcılık (monoteizm).[13]

    Politeizm dönemindeki tanrıların aşama aşama aile, kabile ve şehir ve ulus tanrılarına dönüştüğü düşünülmektedir[kaynak belirtilmeli]. Bir sonraki aşama ise tanrılara soyut sıfatlar verilmesi, panteonda yer alan diğer tanrıların isim, sıfat ve eylemlerinin baştanrılarda toplanmasıdır. Bazen de bu tanrılar bir sonraki kültürde baştanrının yardımcılarına, melek, cin, şeytan gibi varlıklara dönüşür. Bu gelişime en açık örneklerden birisini Marduk oluşturur. Sümerlerin 50 kadar tanrısının ismi sonraları Marduk'a verilmiş ve tektanrıcılık yönünde adımlar atılmıştır.[14] Ne var ki Buhtunnasr, Marduk'un tek tanrı olduğu inancını sadece kendi taşımış, ulusuna yaymak gücünü gösterememiştir. Bu tanrının birçok özelliklerinin Yahudi tanrısı Yahova'ya taşındığı, Hammurabi kanunlarının da Yahudi şeriatının temelini oluşturduğu ifade edilmiştir. Samuel Reinach, Orpheus adlı kitabında "Eğer Musevi kanunlarının Musa’ya Tanrı tarafından yazdırıldığı doğruysa, Tanrı, Hammurabi’nin yapıtını aşırmış demektir." ifadesini kullanmıştır.[15]

    Mısırlı IV. Amenotep'in tek tanrısı Aton (MÖ 14. yüzyıl)'dur.

    Günümüz tek tanrılı dinlerindeki birçok kavram ve uygulamanın kaynağı Sümer mitolojilerinde görülmektedir; tek tanrılı dinlerdeki kadınların başörtüsü adetinin İnanna için yapılan tapınaklardaki tapınak fahişelerinin takmasından gelmesi; Meryem’e Madonna, yani bizim büyük hanımefendimiz denmesinin kökeninde yine İnanna’ya sesleniş şeklinin olması; İsa’nın 25 Aralık’taki doğumu (bazı Hristiyanlarca kabul edilir); Sümerlilerin eski tanrılarının tek tanrılı dinlerde Hızır, İlyas gibi peygamberlere ya da azizlere, velilere ve hatta meleklere, cinlere dönüşmesi; Sümer’de tarlaya benzetilen kadınların Tevrat’ta ve Kur'an’da da aynı benzetmeyle tanımlanmaları, Sümerliler’in kırmızı rahiplerinin tapınağa gelen insanlara Hristiyanlıktakine benzer şekilde günah çıkarma seansları uygulamaları… vd.[8]

    Monoteizmin öncül olduğunu iddia eden antitez[değiştir | kaynağı değiştir]

    XIX. yüzyılda, diğer evrimci görüşlerin aksine dinin kökenin bir Yüce Varlık fikrinin olduğunu ileri süren, Andrew Lang’dır (1844–1912) Yazar ve Gazeteci olan Lang'ın bu iddiasını sistemli hale getiren kişi ise Wilhelm Schmidt olmuştur.

    İlkel tek tanrıcılık tanımını yaparak teorileştiren Wilhelm Schmidt, yaşadığı dönemde; natüralizm (Max Müller), fetişizm (Charles de Brosses, Auguste Comte, John Lubock), atalar kültü (Herbert Spencer), animizm (Edward B. Tylor), totemizm (W. Robertson Smith, Sigmund Freud, Emile Durkheim), büyücülük (J. G. Frazer, J. H. King) gibi din alanında hakim olan teorileri reddetmiş ve bunların dinin başlangıcını ve en eski dinî tecrübeyi yansıtmadığını savunmuştur.[16] Wilhelm Schmidt tek tanrıcı fikrin çok tanrıcılık öncesinde de mevcut bulunması gerektiğini belirtmiştir. 1912 tarihinde ilk kez yayımladığı "Tanrı Fikrinin Kaynağı" adlı eserinde; 'Yüce ve merhamet sahibi olan' kavramının, kimi ilkel toplumlarda görüldüğünü ve bu tek yüce ekolünün, çok tanrılı sistemlerden önce görülen 'Primitif Monoteizm' olarak tanımlamak gerektiğini iddia etmiştir. Dolayısıyla monoteizmin öncülü olarak iddia edilen, fetişizm veya animizm evrelerinden de önce primitif monoteizm'in olması gerektiğini belirmiştir.[17]

    Günümüz dinlerinin tanrı kavramı üzerine fikirleri; vahiy olmaksızın tanrı fikrine ulaşılamayacağını iddia eden ekollerden, Katolik öğretideki tanrı fikrine akıl ile ulaşılabileceğini iddia eden ekollere kadar değişkenlik göstermektedir. Dolayısıyla dinlerin (ilahiyatçı/vaiz/rahip/papaz/kelamcı ve benzerlerinin) tamamının ortak ve net bir görüşte olduğunu iddia etmek mümkün değildir.

    Ayrıntılı tanımlar[değiştir | kaynağı değiştir]

    Dinlerde tektanrıcılık[değiştir | kaynağı değiştir]

    İbrahimî dinler[değiştir | kaynağı değiştir]

    İbrahimî dinlerin kitaplarında de Tanrı kişileştirilmiş bir yaratıcıdır. Birincil kişi olarak konuşur ve gurur, öfke gibi duygular sergiler, bazen insanların karşısına "insan görüntüsü" ile çıkar.[18] İslam'da Allah Müntakim (intikam alan, intikamcı), Mütekebbir (ulu ve yüce), ve hileleri boşa çıkaran.[19] Sabur (çok sabırlı), celil (çok öfkeli), rahim (çok merhametli), halim (yumuşak huylu) gibi insani duygular ifade eden isimlerle de anılır.

    İbrahimî dinlerin tüm taraftarları kendilerini tektanrıcı olarak düşünseler de Yahudilerin arasında bazıları Hristiyanlığı tektanrıcılığın saf bir formu olarak dikkate almazlar, (Kutsal Üçleme/Teslis nedeniyle), onu Shituf[20][21] olarak sınıflandırırlar.

    Hristiyanlık inancına göre Tanrı vardır. Bazı mezheplere göre İsa onun oğlu, bazı mezheplere göre ise hem Tanrı'nın oğlu hem de Tanrı'nın bizzat kendisidir.

    İslam inancına göre Tanrı birdir ve tektir. Bu inanca tevhit inancı denir. Birden çok tanrıya tapınmak İslam'a göre şirk, yani Tanrı'ya ortaklar üretmektir.

    Ekankar[değiştir | kaynağı değiştir]

    Ekankar inancında Tanrı, Sugmad adıyla geçer ve tüm yaratımların sonsuz kaynağıdır, herhangi bir cinsiyeti yoktur, varlığı duyumsanabilir.

    Dipnotlar[değiştir | kaynağı değiştir]

    Yazı kaynağı : tr.wikipedia.org

    m.ö. 1766 yılında tanrıya inanan topluluk

    Tek tanrılı bir dini kabul eden ilk Türk topluluğu hangisidir?

    Tek tanrılı bir dini kabul eden ilk Türk topluluğu hangisidir?

    Tek Tanrılı bir dini kabul eden ilk Türk topluluğu hangisidir?

    Yazı kaynağı : sorhadi.net

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap