Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    türkiye ekonomisinde dışa açılma ve ihracata dayalı sanayileşme dönemi

    1 ziyaretçi

    türkiye ekonomisinde dışa açılma ve ihracata dayalı sanayileşme dönemi bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Türkiye Ekonomisi 1980-2010 : Dışa Açılma, Dış Ticaret, Büyüme, İşsizlik

    T�RK�YE EKONOM�S�NDE 1980 SONRASI YA�ANAN YAPISAL D�N���MLER�N GSMH, DI� T�CARET VE DI� BOR�LAR BA�LAMINDA TEOR�K B�R DE�ERLEND�RMES�

    T�RK�YE EKONOM�S�NDE 1980 SONRASI YA�ANAN YAPISAL D�N���MLER�N GSMH, DI� T�CARET VE DI� BOR�LAR BA�LAMINDA TEOR�K B�R DE�ERLEND�RMES�

    �ZET

    Bu �al��mada, T�rkiye ekonomisinin 1980 sonras� uygulanan liberal politikalarla nas�l bir yap�sal d�n���m ger�ekle�tirdi�ine yer verilmi�tir. Ayr�ca ya�anan d�n���m�n daha iyi anla��lmas� i�in 1980 �ncesi T�rkiye ekonomisine k�saca de�inilmi�tir. Ekonomideki bu yap�sal de�i�im; GSMH, D�� Ticaret ve D�� Bor�lar a��s�ndan ele al�nm��t�r. �te yandan mevcut s�re�te uygulama alan� bulan 24 Ocak ve 5 Nisan ekonomik kararlar�na dikkat �ekilmi�tir. Ya�anan geli�melere bak�ld���nda T�rkiye ekonomisinde 1980�den sonra liberal nitelikteki politikalarla yeni bir s�recin in�as�na ba�land���n� ve bu s�recin �zellikle k�reselle�me olgusuyla daha da h�z kazand���n� s�ylemek m�mk�nd�r.

    Anahtar Kelimeler: GSMH, D�� Ticaret, D�� Bor�, 24 Ocak Kararlar� ve 5 Nisan Kararlar�

    ABSTRACT

    In this study, what kind of  constructional conversion Turkey had with liberal politics that have been applied after 1980 is accomadated. Although we accomadate turkey economy be fore 1980 for we understand the conversion that has lived. This constructional conversion on economy is discussed with GNP, foreign trade and foreign debts. On the other hand 24th january and 5th april economic decisions that find a application area in this time are focussed. When we lokked the progresses, after 1980 in turkey economy we can say a new process was built up with liberal politics and this process had a fast accelaration  especially with globalisation..

    Key words: GNP, Foreign Trade, Foreign debts, 24th january decisions and 5th �april decisions.

    �I.� G�R��

    1980 y�l� gerek T�rkiye gerekse d�nya a��s�ndan �nemli yap�sal d�n���mlerin ya�and��� bir y�l olmu�tur. S�z konusu d�nemden itibaren t�m d�nyada etkisini hissettiren k�reselle�me olgusu t�m �lke ekonomilerini derinden etkilemi�tir. K�reselle�menin ivme kazand��� bu s�re�te �lke ekonomileri s�n�rlar�n� sermayeye a�ma y�n�nde bir tak�m liberal politikalar� hayata ge�irmi�lerdir. Hatta denilebilir ki 1980 sonras�ndaki ekonomiler, d��a d�n�k sanayile�me ve liberalle�me politikalar�yla y�nlendirilmeye ba�lanm��t�r. 24 Ocak kararlar�yla ba�layan d��a a��lma s�recinden beklenen �ey, �lkenin geli�mi�lik d�zeyi a��s�ndan daha ileri a�amalara h�zl� bir �ekilde ge�mesini sa�layabilmekti. B�yle bir sanayile�me stratejisi sayesinde, �lkenin ihracat gelirleri artacak ve bu art�� sayesinde elde edilen gelirler, �lkenin sanayile�mesini dolay�s�yla geli�mi� �lkelerin ekonomik geli�mi�lik d�zeylerine ula�may� sa�layacakt�.

    �te yandan, 1980�lerde ba�layan d��a d�n�k sanayile�meye ve ekonomide liberalle�meye dayal� ekonomi politikalar�, g�n�m�ze kadar devam etmi�tir. Bu s�re� i�erisinde, hemen hemen b�t�n h�k�metler, benzer politikalar� benimsemi�ler ve birbirlerine yak�n politika ara�lar� kullanm��lard�r. T�rk liras�n�n konvertibilitesinden IMF�nin istikrar programlar�na, ihracat� te�vik politikalar�ndan K�T�lerin �zelle�tirilmesine kadar bir�ok uygulama, ekonomiyi liberalle�tirerek ve ayn� zamanda d�� d�nyaya a�arak daha h�zl� kalk�nmay� sa�lamak amac�yla ortaya konmu�tur. Bu uygulamalar sonucunda beklenen sonu�lar; istikrarl� ve h�zl� bir ekonomik b�y�menin sa�lanmas�, enflasyonun d���r�lmesi, i�sizli�in azalt�lmas�, y�ksek bir milli gelir d�zeyine ula��lmas�, e�itim ve kentle�me ile ilgili sorunlar�n ��z�lerek, geli�mi� �lkelerin ula�t��� d�zeyi bir an �nce yakalayabilmekti. Peki, sonu� ne olmu�tur?

    Bug�n halen tart���lmakta olan bu konu �zerinde, g�r�� ayr�l�klar� bulunmaktad�r. Kimilerine g�re, 1980 sonras�nda T�rkiye ekonomisi b�y�k bir at�l�m ger�ekle�tirmi� ve liberalle�menin sa�lad��� avantajlarla neredeyse �a� atlam��t�r. Kimilerine g�re ise, T�rkiye ekonomisi 1980 sonras�nda uygulanan ekonomi politikalar� nedeniyle ray�ndan ��km��t�r ve ekonominin yap�s�nda, d�zeltilmesi g�� bozukluklar meydana gelmi�tir. Ama uygulanan politikalar�n mant���na bakt���m�zda T�rkiye ekonomisinin 1980 sonras�nda piyasa ekonomisine ge�ti�ini ve k�reselle�meden k�smen de olsa etkilendi�ini g�rebiliriz. Bu etkilenmenin sonucunu ��renmek i�in �zellikle ekonomideki makro de�i�kenlerde ya�anan birtak�m d�n���mlere bak�lmas�nda fayda vard�r. Bu ama�la haz�rlanan �al��mada �ncelikle 1980 �ncesi ekonomik duruma k�saca bir g�z at�larak sonras�ndaki 24 Ocak ve 5 Nisan Kararlar�na yer verilmi�tir. �al��man�n temel amac� olarak bu s�re�te makro ekonomideki yap�sal d�n���mlere y�nelik ��z�mleyici bir �er�eve olu�turmakt�r. S�z konusu s�re�te hayli �nem arzeden ve� K�T�ler ba�lam�nda tart���lan �zelle�tirme pratiklerine, ama�lanan �er�evenin d���na ��kt��� i�in �zellikle de�inilmemi�tir.

    II.                      1980 �NCES� T�RK�YE EKONOM�S�NE KISA B�R BAKI�

    Liberal d�� ticaret ve sanayile�me stratejisi uygulayan T�rkiye, 1953 y�l�nda ortaya ��kan d�viz darbo�az� sonucunda, ithal ikamesinin ara�lar� olan kotalar�, ithal yasaklar�n� ve y�ksek g�mr�k duvarlar�n� uygulamaya ba�lam��t�r. Enflasyonist politikalar ve a��r� de�erlenmi� kur politikas� da �iddeti giderek artt�r�larak, 1958 operasyonuna kadar s�rd�r�lm��t�r. (Boratav, 1988:61) Planl� d�nemin ba��nda g�da ve tekstil gibi dayan�ks�z t�ketim mallar�n�n ithalat�, yerli �retimle ikame edilmi�, ba�ka bir deyi�le ithal ikamesinin ilk a�amas� tamamlanm��t�r. Ancak, 1963-80 d�nemini kapsayan ithal ikamesine dayal� sanayile�me d�neminde, ikinci a�ama olan ara ve yat�r�m mallar� �retimine ge�ilememi�tir. (�zbey, 2000:76)

    Bence, T�rkiye�nin iktisat siyasas�n�n g�n�m�ze (1974) kadar uzay�p gelen temel niteli�i budur: Bir yanda, k�sa zaman i�inde somut i�ler yapmak tutkusu, �te yanda iktisadi �rg�t ve piyasa kurumlar�na kar��, bunlar�n toplumdaki i�levini iyi anlamamaktan da do�an bir g�vensizlik! Piyasadan ��kacak sonu�lara g�venilmemesi, kararlar�n merkezde toplanmas�na g�t�r�yor; ki�isel giri�ime g�vensizlik, y�neticilerde devlet-baba sendromu do�uyor; yabanc�lara g�vensizlik, kendi kendine yeterlilik saplant�s�n� besliyor. (Yenal, 1999:156) 1974�ten sonra ya�anan geli�meler �zellikle� d�� kaynakl� olmakla birlikte s�re� i�inde ekonomimizde �nemli etkiler b�rakm��t�r.

    1973-1974 d�neminde ya�anan petrol �oklar� ve bat�da beliren y�ksek enflasyon, d�� ticaret hadlerinin bozulmas�na ve cari i�lemler dengesi a��klar�n�n artmas�na yol a�m��t�r. Uygulanan kur politikalar� ile TL�nin a��r� de�erlenmesinin �n�ne ge�ilememi�tir. Dengelerin sa�lanmas�na y�nelik olarak ithalat gerekli ara�larla bask� alt�na al�nm��, d�viz kontrolleri artt�r�lm��t�.� 1980 y�l�na kadar, g�reli olarak d��a kapal� bir ekonomik model uygulanm��, ancak yinede d�� konjonkt�r�n yaratt��� krizlerden yada durgunluktan uzak kal�namam��t�r.

    1970�lerde petrol fiyat�n�n artmas� akabinde ortaya ��kan bor� patlamas� ve bunu takip eden bor� krizleri politik mant���n iflas�n� sergiledi. (Keyder, 1993:17) Petrol �oku ya�anmasayd� bile, ithal ikameci sanayile�meden kaynaklanan �demeler dengesi sorunlar� iktisat politikas�nda �nemli bir de�i�iklik getirecekti. 1974�ten sonra ise ulusal kalk�nmac�l���n sonuna gelindi�i iyice belirginle�ti. (Keyder, 1993:35)

    1980 �ncesi T�rkiye�sinde d�� ticaret, finansal piyasalar ve baz� mal pazarlar� kontroll�yd�. Finansal sekt�r bankalar�n egemenli�indeydi. Finansal liberalizasyonun bir hedefi de, daha �nceleri kontrol edilen nominal faizlerin enflasyonun alt�nda kalmas� nedeniyle ekside (-) olan reel faizlerin art�ya (+) �ekilmesiydi (Ercan, 2000:43).

    Bu nedenle Avrupa Toplulu�u ile entegrasyonu gerektiren g�mr�k indirimleri ve mevzuat uyumlar� gecikmi�, �o�u zaman d�viz darbo�az� y�z�nden ara ve yat�r�m mallar� ithalat� sekteye u�ram��,�retim d��m�� ve bunun sonucunda i�sizlik artm��t�r. T�m bu olumsuz geli�melerin yo�unla�t��� 70�li y�llar� takiben , 24 Ocak 1980 tarihinde �24 Ocak Kararlar�� olarak T�rk ekonomisinin tarihine ge�en ve liberalle�me ekseninde birtak�m yap�sal d�n���mler i�eren bir program uygulamaya konulmu�tur.

    24 Ocak 1980 kararlar� ve onlar� izleyenler, ekonominin d��a a��lmas� i�in sadece d�� bask�lardan kaynaklanmad�; d��a a��lma i�in i� bask�lar da �ok yo�undu ve d�� bask�larla kesi�iyordu. �te yandan ekonominin 1987 ve� 1979 y�llar�nda -OECD kredilerinin iyice gecikmesi, bor� kredinin art�k bulunamamas� dolay�s�yla- i�ine d��t��� d�viz darbo�az�, T�rkiye�de baz� �eylerin de�i�mesi gerekti�ini g�stermekteydi (Kazgan, 1988:340). �te yandan �a�lar Keyder�in dedi�i gibi 1980�lerde korumac�l�k ve ulusal ekonomi in�a etme ama�lar� ancak d�nyada olup bitenin d���nda kalmak pahas�na s�rd�r�lebilirdi. (Keyder, 1993:16)

    T�rkiye 1970�lerin sonunda i�e d�n�k sanayile�me modelinin t�kenmesi ile iktisadi, toplumsal ve ideolojik bir bo�lu�a d��m��t�r. K�sa vadeli kayg�lar devletin varolu� sebebini kaybetmesine yol a�m��t�r (Y�ld�r�m, 2002:265)

    1.                      ��24 OCAK� 1980 EKONOM�K KARARLARI

    ������ ����1. 1.� 24 Ocak Kararlar�n�n Genel Ama�lar�

    24 Ocak �stikrar Program�n�n temel felsefesi ekonomide devlet m�dahalesini en aza indirerek piyasa ekonomisine i�levlik kazand�rmas� idi. Devletin yerini �zel kesimin almas�, ekonomide makro ve mikro dengelerin belirlenmesinde idari kararlar�n yerine, fiyat mekanizmas�n�n ge�erli olmas� ama�lanm��t�. Bu temel amac�n ger�ekle�mesi i�in mal ve fakt�r piyasa fiyatlar�na m�dahalelerin kald�r�lmas� gerekiyordu. 24 Ocak 1980 Program� ve devam�nda al�nan kararlarla bu y�nde mesafe al�nd��� s�ylenebilir.

    ���� Ekonominin i�leyi�inde idari kararlar de�il, serbest piyasa g��leri etkili olacakt�. K�T dahil t�m kamu kesimi daralt�lacak ve �zel giri�im te�vik edilecekti. �thalatta serbesti sa�lanacak ve yabanc� sermaye te�vik edilerek, fiyat rekabeti tesis edilecekti.

    ���������� 1. 2. K�sa D�nemdeki Ba�ar�lar (1980-1983)

    T�rkiye ekonomisinde daha �nce uygulanan ekonomik istikrar programlar�na bakt���m�zda k�sa vadeli hedeflerin g�z �n�ne al�nd���n� ve liberal nitelikler ta��mad���n� g�rmekteyiz. Ama 24 Ocak kararlar�na bak�ld���nda k�smen k�sa vadeli ama�lar belirlemekle birlikte �zellikle uzun vadeli hedeflere y�nelme olmu�tur. T�rkiye ekonomisinde bu ekonomik kararlar d�rd�nc� plan d�neminde al�nm��t�r. D�rd�nc� plan d�neminde bir �ok �nlem� al�nm��t�r.

    �zellikle 1980-1983 y�llar� aras�nda y�r�rl��e konan ve IMF ile imzalanan �stand-by� anla�mas� �er�evesinde belirlenen �nlemlerin ba�l�calar� ��yleydi (Tokg�z, 2001:192-193):

                          Para arz�n�n k�s�lmas� ve �serbest fazi�e ge�ilmesi,

               T�rk Liras�n�n y�ksek oranda deval�e edilmesi,

               Kamu harcamalar�n�n k�s�lmas�, b�t�e a����n�n k���lt�lmesi,

               K�T �r�nlerine a��klar�n� kapatmalar� i�in zam yapma yetkisinin verilmesi,

               S�bvansiyonlar�n asgariye indirilmesi ve fiyat kontrollerinin azalt�lmas�,

               Esnek kur,g�nl�k d�viz kuru uygulamas�na� ge�ilmesi,

               Yabanc� sermaye giri�ini h�zland�racak �nlemlerin al�nmas�,

               �hracata dayal� sanayile�meyi �zendirirken, ihracata (vergi, ucuz kredi ve d�viz kullan�m kolayl�klar�) s�rekli destek verilmesi

    Yukar�da da belirtti�imiz gibi anti-enflasyonist ve d��a a��lmay� �zendiren bu �nlemler, 1981 y�l�n�n ba��ndan itibaren olumlu sonu�lar vermi�tir. Ayr�ca 1981 y�l�nda �zel sekt�r�n bekledi�i iki yeni uygulama ba�lam��t�. Merkez Bankas� 30 Nisan�dan itibaren �g�nl�k d�viz kuru� �ilan�na ba�lad�. 30 Temmuzda da Sermaye Piyasas� Yasas� y�r�rl��e girdi (Tokg�z, 2001:193).

    24 Ocak �stikrar program�nda hedeflendi�i gibi para arz� art�� oran� ilk �� y�lda giderek azalt�lm��t�r. Bunda Merkez Bankas� kredilerinin �nceki y�llara oranla daha az kullan�lmas� etkili olmu�tur. Bankalar sistemi arac�l��� ile kaynak yarat�lmaya ba�lanmas�yla kamu kesimi yerini �zel sekt�re b�rakmaya ba�lam��t�r. (DTM, 2005) Kararlar�n uygulanmas� sonucunda enflasyon oran�nda nisbi� bir gerileme g�zl�yoruz. 1980�de %107.2 olan enflasyon oran� 1981�de %362ya, 1982�de %25.2�ye d��m��t�r. �lk iki y�l enflasyon oran� �zerinde etkili oldu�u s�ylenebilir. (Avc�, 1988:54)

    ������ 1.3. 24 Ocak Kararlar�n�n Uygulanmas� ve Sonu�lar�

    24 Ocak kararlar�n�n al�nmas�ndan hemen ard�ndan deval�asyon yap�lm��t�r. Yabanc� sermaye yat�r�m ile i�tirak miktarlar�na konulan s�n�rlar kald�r�lm�� ve yabanc� sermayenin i�tirak edebilece�i yat�r�m sahalar� geni�letilmi�tir. (Avc�, 1988:54) Ayr�ca 1980 y�l�nda ilk ad�m olarak ithalat �zerindeki damga resmi y�zde 252ten y�zde 1�e d���r�lm�� ve ithalat y�netmeli�i basitle�tirilmi�tir. 1981 y�l�nda Kota listesi y�r�rl�kten kald�r�lm�� ve 2 numaral� Liberasyon listesindeki pek �ok kalem daha az k�s�tlay�c� olan 1 numaral� Liberasyon listesine kayd�r�lm��t�r. (TCMB, 2002:9)

    T�rkiye (ortodoks ve orta vadeli) istikrar ve finansal liberalizasyon politikalar�n� e� zamanl� uygulad�. Faizler serbest b�rak�ld�, yani bunlar� birka� b�y�k banka belirler oldu. S�k� para politikalar� ve bankerlerden gelen rekabet k���k bankalar�n faiz yar���na girmesine neden oldu. Bu grup, b�y�k bankalar�n bask�s�na u�rad�. Nihayet 1982�de T�rkiye liberalizasyon sonras� ilk finansal krizini ya�ad�, �o�u banker ve birka� k���k banka batt�. Krizden sonra da finansal liberalizasyon faizlerin belirlenmesi konusunda dalgal� bir seyir izledi, top bankalar ve MB aras�nda birka� kez gitti geldi (Ercan, 2000:43).

    1980�de al�nan tedbirler ve ekonomi politikas� d�zeltmeleri ��ylece �zetlenebilir:

                        Para �nemli �l��de deval�e edilmi�tir. Bir y�l i�inde iki kat�na ��kar�lan dolar fiyat� 24 Ocak 1980�de tekrar art�r�larak 47 TL�den 70 liraya ��kar�lm�� olup, bunu izleyen y�llarda dolar�n de�eri s�k s�k ayarlanarak 1987 y�l� sonunda 1000 TL dolaylar�na getirilmi�tir. T�rkiye�deki ve yabanc� �lkelerdeki fiyat art��lar� ile 1981 May�s�� 1987 sonu aras�nda dolar ve mark de�erleri g�z �n�ne al�narak yap�lan hesaplara g�re tart�l� efektif d�viz kuru 100�den� 63,27�ye inmi�ti. 1979�da 100 olan dolar�n ger�ek de�eri 1987 sonunda yakla��k 200 olmu�tur.

                        1980�lere kadar her �e�it� fiyatlar �zerinde devlet kontrolleri varken bunlar b�y�k �l��de gev�etilip, kald�r�larak Pazar fiyat mekanizmas�n�n i�lemesine olanak verilmi�tir.

                        �Kamu iktisadi te�ebb�slerinin �retti�i mallar�n fiyatlanmas� �zerindeki bask� b�y�k �l��de gev�etilmi�, bunlar�n �zellikle fiyat y�netimindeki �zg�rl��� art�r�lm�� ve s�z konusu mallara gerekli zamlar yap�lm��t�r.

                        1980�lere kadar devaml� bask� alt�nda tutulan finans pazarlar� �zellikle banka faaliyeti bir �l��de serbest b�rak�lm�� ve 1970�lerdeki enflasyon d�nemlerinde eksi ger�ek faizlerle al�n�p sat�lan fonlar�n enflasyonun �st�ndeki faizlerle al�n�p sat�lmas�na olanak verilmi�tir. Bankalar�n yan�nda di�er finans kurulu�lar�n�n geli�mesine �aba harcanm��t�r.

                        1970�lerde son derece kudretli ve militan hale gelen i��i kurulu�lar�n�n faaliyeti s�n�rland�r�lm��, toplu pazarl�k y�ntemleri g�zden ge�irilmi� ve i��i �cretlerinin y�kselmesine engel olunmu�tur.

                        1980�lerden �nce gerek uygulanan kalk�nma stratejisi, gerek �e�itli ideolojik nedenlerle s�n�rl� kalan yabanc� yat�r�mlar te�vik edilmi�tir.

                        S�k� bir para politikas���� uygulamas� ba�lam�� ve para emisyonlar�n�n kontrol edilmesi y�n�nde az da olsa baz� �abalar sarf edilmi�tir.

                        ��hracat�n te�viki amac� ile �e�itli �nlemler al�nm��, hat�r� say�l�r vergi iadeleri, s�bvansiyonlar, kredi kolayl�klar�, ucuz faiz uygulamalar� yayg�nla�t�r�lm��t�r. Bu te�vik tedbirlerinin toplam ihracat de�erinin %18-%25 aras�nda bulundu�u hesaplanm��t�r.�

    Genel hatlar�yla bak�ld���nda �u ��z�mlemelerde bulunabiliriz: 24 Ocak 1980 kararlar�, enflasyonu kontrol alt�na almak, yabanc� finansman a����n� kapatmak, daha d��a d�n�k ve piyasa odakl� bir ekonomik sisteme ula�mak amac�yla ilan edilmi�tir. Bu kararlar �er�evesinde, ihracata dayal� b�y�menin te�vik edilmesi ve T�rkiye�nin ihracatta rekabet g�c�n� artt�rabilmek amac�yla ihracat s�bvansiyonlar� sa�lanm�� ve T�rk Liras�n�n reel olarak de�er yitirmesine izin verilmi�tir. 1980 y�l�nda ba�lat�lan ekonomik program ihracat s�bvansiyonlar�, y�ksek oranda deval�asyon ve Kamu �ktisadi Te�ebb�sleri taraf�ndan �retilen mal ve hizmetlerin fiyatlar�nda art�� yap�lmas�n� �ng�rm��t�r. Ba�lang��ta, d�viz kurlar�nda, faiz oranlar�nda ve h�k�met�e belirlenen kamu �r�nleri fiyatlar�nda g�r�len y�ksek art��lara, h�zla uygulamaya konulan ihracat�� te�vik ama�l� politi,kalar e�lik etmi�tir. Bor� rahatlatma operasyonuyla birlikte, IMF� stand-by ve D�nya Bankas� uyum kredileri h�zla takvime ba�lanm�� ve �demeleri ger�ekle�tirilmi�tir (TCMB, 2002:5-6)

    24 Ocak� kararlar�n�n bir �zelli�inin alt� �izilmelidir: 24 Ocak�tan sonra ithalat k�s�tlamalar� b�y�k �l��de azalt�lm�� olmakla beraber g�mr�k vergilerinde hissedilir azalt�lmalar olmam��t�r. Bu olay kullan�lan girdiler nedeniyle ihra� fiyatlar�n� ku�kusuz art�rmaktayd�. ��te �e�itli ihracat s�bvansiyonlar� bunu telafi amac�yla konulmaktayd�. 24 Ocak kararlar� ve d��a d�nme stratejisinin uygulanmas� ne gibi sonu�lar ortaya ��kard�? �nce olumlu sonu�lardan s�z etmek gerekirse:� En olumlu sonu� ku�kusuz ihracatta meydana gelen art��t�. 1979�da ulusal gelirin %3,4��ne inen ihracat 1980�lerde devaml� olarak y�kselmi� ve 1987�de bu oran % 16 olmu�tu. 1979�da 2,2 milyar dolar olan ihracat 1987�de 10 milyar dolar dolay�ndayd�. Yani 4 kat�n� a�an bir art�� g�stermi�ti. Bu ihracat art���nda �zellikle Irak ve �ran olmak �zere Arap �lkelerinin �nemli bir pay� var ise de, b�y�k art�� OECD �lkelerinden gelmekteydi, �lkenin d�� itibar� y�ksekti ve b�y�k krediler alabiliyordu.

    1981�de Sermaye Piyasas� kuruldu. Borsa 1986�da a��ld�.1982�de ise yerle�ik d�viz hesab� a��lmas�na izin verildi.1983/84�te d�� ticaret b�y�k �l��de serbestle�ti.1984�te d�viz i�lemleri k�smen serbestle�tirildi.1989�da sermaye hareketleri serbestle�ti. T�rkler yabanc� de�erli ka��tlar�, yabanc�lar da yerli ka��tlar� alabilir oldular(Ercan, 2000:43).

    T�rkiye somut olarak 1989 y�l�nda ald��� me�hur 32 Say�l� Karar ile kambiyo rejimini� tamamen serbestle�tirmi� ve �demeler dengesinin sermaye hareketleri kalemlerini do�rudan do�ruya uluslar aras� finans sermayesinin spek�latif hareketlerine a�m��t�r (Yeldan, 2003:2)

    1985�te MB kamu ka��tlar� ihalelerine ba�lad�. 1986�da MB �nterbank para piyasas�n� a�t�. Hedeflenen, bankac�l�k sisteminin k�sa vadeli likitide gereksinimini kar��lamak, MB kaynaklar�na olan talebi azaltmakt� (Ersel,1993:36). MB 1987�de a��k piyasa i�lemlerine ba�larken d�viz pazar�n� da 1988�de a�t�.

    1981-1988 aras�na T�rkiye�nin liberalizason program�n�n ilk a�amas� olarak bak�labilir. �kinci a�ama 1989�da d�� sermaye giri�lerinin serbestle�tirilmesiyle ba�layacakt�r. Bu ilk d�nemde ihracat� te�vik politikalar� �n plandad�r. Bu politikalar, hem d�viz hem de do�rudan ihracat s�bvansiyonlar� ara�lar�n� kullanm��t�r (Ercan,2000:44).

    T�rkiye ekonomisinde temel yap�sal de�i�iklikler yaratan 24 Ocak 1980 ekonomik kararlar�ndan sonra;

                          �zellikle 1990 y�l�ndan itibaren kamu kesimi a��klar�n�n h�zla artmas�,

               Vergi gelirlerinin i� bor� servisine bile yetmemesi,

               Devletin nakit a����n� i� bor�lanma ile finanse eder duruma d��mesi, bu a���� kapatmak i�in d�� yeni bir istikrar program�n�n (5 Nisan Ekonomik Kararlar�) y�r�rl��e konmas�n� zorunlu k�lm��t�r.

    Zira 1990�larda giderek artan kamu a��klar�n�n finansman� a��rl�kl� olarak yurti�i mali piyasalara bor�lanma yoluyla yap�lmaya ba�lanm�� ve mali disiplini sa�lama �abalar�na ba�l� olarak Merkez Bankas�ndan k�sa vadeli bor�lanma oran� azalt�lm��t�r. (TCMB, 2002:31) �te yandan i� bor� faiz �demelerinin GSMH�ye oran� 1980�lerde y�zde 1.1 iken bu oran 1990�larda �nemli bir art�� g�stererek y�zde 6.3�e ula�m��t�r. Buna ek olarak i� bor�lar �o�unlukla k�sa vadeli olmu�tur. Ayn� d�nemde Kamu Kesimi Bor�lanma Gere�i�nin (KKBG) GSMH�ye oran� y�zde 6�dan y�zde 9.4�e ��km��t�r. (TCMB, 2002:32)

    5 Nisan Kararlar� �er�evesinde al�nan �nlemler genel hatlar�yla ��yle �zetlenebilir: TL %39 oran�nda� deval�e edilmi�tir. Hazine bonosu, tahvil ve repo gelirlerinden al�nan %5�lik vergi oran� kald�r�lm��t�r. D�viz kurlar� serbest b�rak�lm�� ve kurlar 10 bankan�n verilerine g�re belirlenmeye ba�lanm��t�r. K�T ve TEKEL �r�nlerine b�y�k oranlarda zam yap�lm�� ve bir defal�k ek vergiler getirilmi�tir. Akaryak�ta ili�kin kesintiler %10�dan %25�e y�kseltilmi�tir. Ayr�ca kamu kurulu�lar�n�n paralar�n�n MB�ye veya Ziraat Bankas� d���nda tutulmamas� kararla�t�r�lm��t�r.

    Neyse ki 1995 y�l�na girerken vatanda�� iyimser d���nmeye iten iki b�y�k beklenti vard�: Birincisi art�k �zelle�tirme yasam�z var, �zelle�tirme h�zlanacak K�T�lerin�� y�k� azalmaya, dolay�s�yla kamunun bor�lanma gere�i d��ecek. �kincisi �G�mr�k Birli�i� ger�ekle�ecek, ekonomi, yeni bir ivme kazanacak. Bu yap�sal de�i�iklikler yan�nda T�rkiye�de zihniyet de�i�ikli�ine de ihtiya� vard�. �al��madan kazanan, kazand��� halde vergi vermeyen, �retmedi�i halde t�keten bu toplumsal yap�y� ve zihniyeti de de�i�tirmemiz gerekiyordu (Tokg�z, 2001:252) Burada �nemle belirtilmelidir ki 1995 y�l�nda uygulanan ekonomik program bir ge�i� program� niteli�indedir.

    1995 y�l� Ge�i� Program�n�n makro ekonomik hedefleri belirlenirken �u ana ilkelerden hareket edilmi�tir: kamu finansman a����n�n k���lt�lmesi, t�ketimin kontrol alt�nda artt�r�lmas�, sabit sermaye yat�r�mlar�n�n yeniden canland�r�lmas� ve ihracattaki at�l�m�n s�rekli hale getirilmesi... (Tokg�z, 2001:254)

    Kas�m 1999 ba��nda T�rk ekonomisinin� sa�l��� hakk�nda k�t�mser d���ncelere kap�lmam�za yol a�an, TCMB�nin bir karar� a��kland�: ilk �On Milyon T�rk Liras�� piyasaya ��km��t�. 17 A�ustosta Marmara b�lgesinde ve 12 Kas�m�da Bolu-D�zce�de meydana gelen g�y�k depremin yol a�t��� �ekonomik kay�plar� kar��lamak y�n�nde 26 Kas�m 199 tarihinde (4481 Say�l�) �Deprem Vergisi� ��kar�ld� (Tokg�z,2001:269-270). T�rkiye ekonomisinde 2000�li y�llara gelindi�inde� ise enflasyonla m�cadele temelinde yeni bir program geli�tirildi.

    Aral�k 1999 Niyet Mektubu ile somutlanan 2000-Eflasyonu D���rme Program� 2002 y�l� sonuna kadarki 3 y�ll�k bir evreyi kapsamaktad�r. Bu d�nem boyunca somut olarak para program�, d�viz kuru ve kamu maliyesi politikalar�, performans kriterleri ve stratejik hedefler olarak belli bir takvime ba�lanm��, ayr�ca da planlanan yap�sal reformlar ile desteklenmi�tir. Program�n genelde 3 ana ba�l�k �zerine in�a edildi�i g�r�lmektedir: (i) kamu kesimi (maliye) reformu; (ii) d�viz kuru nominal ��pas�na dayal� para program� ve (iii) sosyal g�venlik, �zelle�tirme ve tar�m kesimine y�nelik yap�sal nitelikli d�n���mler (Yeldan, 2004:161)

    �te yandan IMF�ye verilen �Niyet Mektubu�nda enflasyon oran� (TEFE) 2000 y�l�nda %20, 2001 y�l� sonunda %10 ve� 2002 y�l�nda yani �� y�ll�k program�n sonunda , oran%5�e d��m�� olacakt� (Tokg�z, 2001:270).

    ��stikrar Program��n�n 2000 y�l�n�n ilk yar�s�nda ortaya koydu�u olumlu geli�melerin etkisinde kalan DPT uzmanlar� ve H�k�met 2001-2003 d�nemi i�in iyimser bir tahminle y�ll�k b�y�me h�z�n� ortalama %7 olarak �ng�rd�. Siyasi istikrar� sa�lamay� ba�aran geni� tabanl� koalisyon H�k�meti, bu uzun vadeli hedefe ve stratejiye uygun olarak 201-2005 y�llar�n� kapsayan Sekizinci Be� Y�ll�k Kalk�nma Plan��n� 1 Ocak 2001 y�l�nda y�r�rl��e koydu. Ancak 8. Plan�n temel hedefleriyle ilgili politikalar ve ara�lar, y�r�rl��e girmeden Kas�m 2000 Krizi ile g�ndemden d��t�ler. ��nk� H�k�met ve ekonomi y�netimi �g�n� kurtarma� u�ra�� i�ine girdi (Tokg�z, 2001:280-281) Kas�m Krizinden hemen sonra T�rk Ekonomisi �ubat 2001 Kriziyle kar�� kar��ya kald�. Ekonomik krizlerin geni� �er�eveden ele al�nmas� bu �al��man�n ana amac� d���nda oldu�u i�in s�z konusu krizlere k�saca de�inilmi�tir.

    � Buraya kadar yap�lan teorik de�erlendirmelerle T�rkiye ekonomisine y�nelik her ne kadar genel bir foto�raf ��kar�lm��sa da piyasa ekonomisinin etkilerini ve sonu�lar�n� makro de�i�kenler ba�lam�nda ele almak s�recin do�ru tan�mlanmas� a��s�ndan olduk�a �nemlidir. Bu ama� do�rultusunda, �al��man�n bundan sonraki k�sm�nda ekonomideki temel makro de�i�kenlerde g�r�len geli�me veya de�i�melere yer verilecektir.

    III. TEMEL MAKRO EKONOM�K G�STERGELER

    1.          ��Gayri Safi Milli Has�la

    T�rkiye�nin GSMH�s�, �zellikle 1980�den sonra istikrars�z bir seyir izlemeye ba�lam��t�r. Parasal de�er olarak, s�rekli bir art�� meydana gelmektedir fakat burada �nemli olan nokta, bir �nceki y�la g�re GSMH�da nas�l bir geli�me oldu�udur. Tablo 1�i inceledi�imizde GSMH�n�n y�llar itibariyle artm�� oldu�unu g�r�yoruz. 1980 y�l�nda %�2.8� olan GSMH b�y�me h�z�, 1995 y�l�na gelindi�inde %8.1 olmu�tur. �lk bak��ta olumlu gibi g�r�nen bu geli�me, b�y�me h�z�na a��s�ndan bak�ld���nda de�i�ik bir g�r�n�m arz etmektedir. ��nk�, bir ekonominin �retim de�eri olarak b�y�mesinin yan�nda, istikrarl� bir seyir izlemesi de �nemlidir. Fakat Tablo 1�e bakt���m�zda, T�rkiye ekonomisinin son derece istikrars�z bir b�y�me e�ilimine sahip oldu�unu g�r�r�z.������� �������������������������������

    Tablo 1: �GSMH'n�n Y�llar �tibariyle Geli�imi(1980-1995)

    ������������ ���������������������Kaynak: D�E, T�rkiye �statistik Y�ll���, Ankara, �e�itli say�lar.

    1980�de negatif bir b�y�me h�z�na sahip olan ekonomi, 1990�da % 9.4�l�k gibi son derece y�ksek bir b�y�me h�z�na eri�mi�tir. Fakat hemen arkas�ndan 1991 y�l�nda, b�y�me h�z� neredeyse s�f�ra inmi�tir. 1993 y�l�nda yine y�ksek bir b�y�me h�z�na ula�an ekonomi, 5 Nisan kararlar�n�n al�nd��� 1994 y�l�nda b�y�k bir ��k��e ge�mi�tir. 1995 y�l�nda ger�ekle�en % 8.1�lik b�y�me h�z� da s�rd�r�lebilir nitelikte bir b�y�me de�ildir. ��nk� bu b�y�menin �retimle ili�kisi son derece zay�ft�r. Y�ksek b�y�me h�z�, b�y�k oranda % 8.7 b�y�yen ticaret sekt�r�ne ba�l�d�r. Bu da b�y�me h�z�n�n, t�pk� 1992 ve 1993 y�llar�nda oldu�u gibi �retim a��rl�kl� ve kal�c� olmad���na i�aret etmektedir. Bu sonu�lar da bize, T�rkiye ekonomisinin 1980 sonras�nda sa�l�kl� bir b�y�me g�stermedi�ini ve neredeyse her be� y�lda bir b�y�me s�n�rlar�n� zorlayarak bir kriz d�nemine girdi�ini g�stermektedir.Tablo 2�de de bunu a��k�a g�rmek m�mk�nd�r.

    Tablo 2: Milli Gelirin Seyri (1980-2004), Sabit Fiyatlarla

    ������� Kaynak: D�E�nin ilgili sayfalar�ndan derlenmi�tir

    2001 y�l�nda sabit fiyatlarla GSMH y�zde 9.5, GSY�H ise y�zde 7.5 oran�nda k���lm��; 2002 y�l�nda sabit fiyatlarla GSMH y�zde 7.8, GSY�H b�y�m��t�r. (Y�nter, 2005:19) 2001 Krizinin ard�ndan uygulamaya konulan G��l� Ekonomiye Ge�i� Program� sonras�nda ; 2002,2003 ve 2004 y�llar�nda �st �ste �� y�l �nemli b�y�me kaydeden T�rkiye ekonomisi, 2004 y�l�nda %9.9 b�y�me h�z�n� yakalayarak, d�nyan�n en h�zl� b�y�yen �lkesi konumuna y�kseldi (G�nal, 2005:12) Korkut Boratav da son b�y�me� rakamlar�na ili�kin olarak 2002-2004 y�llar�ndaki birikimli y�kseli�in %48�inin tek ba��na stok art��lar�ndan kaynakland���n� s�ylemektedir (Boratav, 2005)

    �zetlemek gerekirse;y�ksek oranda ger�ekle�ti�i a��klanan b�y�me, b�y�k �l��de ithalata dayal� olup, d�� ticaret a���� ve cari i�lemler a����na yol a�maktad�r. K�sacas� bu kadar y�ksek bir b�y�me oran�n�n alt�nda yatan neden D�E�nin ilk �� �eyrek b�y�me oranlar�n� revize ederek artt�rm�� olmas� ve son �eyre�i de bu revizyona g�re hesaplam�� olmas�d�r. Bu de�i�ikli�in sonucu hem d�rd�nc� �eyrek, hem de y�l ortalamas� a��s�ndan b�y�me rakamlar� beklenenden y�ksek gelmi�tir (G�nal, 2005:13)

    ������� 2.� Deval�asyonlar Ba�lam�nda Artan D�� Ticaret

    1980�li y�llarda ithal ikameci sanayile�me stratejisi yerine, ihracata dayal� sanayile�me stratejisine ge�ilirken, yeni stratejinin bir gere�i olarak, ekonominin rekabet g�c� art�r�lmaya �al���lm��t�r. Bu do�rultuda s�rekli reel deval�asyonlara ve yo�un ihracat te�viklerine ba�vurulmu�tur. Dolay�s�yla, baz� sekt�rlerin uluslararas� arenadaki rekabet� g�c� art�� g�sterdi�inden, ihracat miktar� s�rekli y�kselen bir s�rece girmi�tir.(Kazgan, 1999:305)

    Bu ba�lamda T�rkiye ekonomisi, 1980 sonras�nda d�� ticaret a��s�ndan �nemli say�labilecek geli�meler kat etmi�tir. �zellikle ihracat alan�nda sa�lanan bu geli�meler, belki de 1980 sonras� uygulanan ekonomi politikalar�n�n en olumlu sonucudur. E�er ihracat� te�vik mekanizmas�ndaki aksakl�klar y�z�nden ortaya ��kan hayali ihracat olgusunu saymazsak, ihracat sekt�r�nde ya�anan geli�meler umut verici olmu�tur. �hracat�n ithal�t� kar��lama oran� da, yeterli olmasa da genelde istikrarl� bir bi�imde artmaktad�r. 1980 y�l�nda % 36.8 olan bu oran, 1995 y�l�nda % 61�ler civar�nda ger�ekle�mi�tir. D�� ticaretin �zellikle �hracat aya�� i�in 1980 sonras� ya�anan en �nemli geli�me ku�kusuz T�rk Eximbank�n kurulmu� olmas�d�r.

    T�rkiye�de ihracat�n kurumsalla�m�� tek asli te�vik unsuru olan T�rk Eximbank, bu amaca y�nelik olarak ihracat��lar�, ihracata y�nelik �retim yapan imalat��lar� ve yurt d���nda faaliyet g�steren m�teahhit ve giri�imcileri k�sa, orta ve uzun vadeli nakdi ve gayri nakdi kredi, sigorta ve garanti programlar� ile desteklemektedir. (Keyder, 2002:165) 1980 y�l�nda ihracat�� firma say�s� yakla��k 3-4 bin iken, 2003 y�l�na gelindi�inde bu rakam 20 bine ula�m��t�r. (Kayalar, 2005)

    Tablo 3: D�� Ticaretin Genel Durumu (1980-2005*)

    ������������ �Kaynak: DTM ve D�E�nin ilgili sayfalar�ndan derlenmi�tir. * Ocak-Haziran

    �hracat alan�nda ya�anan geli�melerin bir ba�ka olumlu yan� daha bulunmaktad�r. O da ihracat�n yap�s�nda meydana gelen de�i�melerdir. T�rkiye�nin 1980 y�l�ndaki ihracat�n�n %60�dan fazla olan k�sm�n� tar�m ve madencilik �r�nleri olu�tururken kalan k�sm�n� ise sanayi �r�nleri olu�turmaktayd�. Fakat 1995�e gelindi�inde T�rkiye�nin ihracat yap�s� sanayi lehine de�i�mi� ve sanayinin pay� yakla��k %90�a yakla�m��t�r. Bu de�i�im sanayi toplumu olma ad�na olduk�a olumlu bir geli�medir. Dolay�s�yla bu de�i�imden hareketle T�rkiye ekonomisinin tar�m temelli bir yap�ya ba�l� olmaktan kurtuldu�unu s�ylemek m�mk�nd�r.

    Fakat b�t�n bu geli�melere ra�men, T�rkiye�nin ihra� etti�i sanayi �r�nlerinin �e�idini de g�zden ka��rmamak gerekir. ��nk� T�rkiye�nin ihracat�n�n % 50-60�l�k bir b�l�m�n� t�ketim mallar� olu�turmaktad�r. T�ketim mallar� i�inde de tekstil �r�nleri �zel bir yer tutmaktad�r. Dolay�s�yla, ihracat�n yap�s�ndaki geli�meler tek ba��na yeterli olmamakta, bu de�i�imin i�eri�i de �nemli olmaktad�r. Bilindi�i gibi, ihracatta �r�n bak�m�ndan yo�unla�ma her zaman i�in olumsuz sonu�lar do�urabilecek bir dezavantajd�r. Bu nedenle, ihracatta �e�itlenmeye gidilmesi, �lke ihracat�n�n gelece�i a��s�ndan �ok �nemlidir.

    1980 T�rkiye�sinde yat�r�ms�z, sanayi politikas�z bir d��a a��lma s�recine gidilmi�, bu da� 1990�lara gelindi�inde ihracat�n t�kanmas� ve �konsantrasyonu� (tekstil gibi belli d���k katma de�erli sekt�rlerin etraf�nda yo�unla�mas�na) buna kar��l�k ithalat�n patlamas� ile sonu�lanm��t�r (Y�lek, 1998:47) Bu durumu Tablo 3�ten de rahatl�kla anlayabiliyoruz.

    1989 kararlar�n�n ard�ndan finansal hareketlerin serbestle�mesi sonucu spek�latif sermaye giri�i yerli paran�n yabanc� paralar kar��s�nda de�er kazanmas�na, dolay�s�yla ihracat �r�nlerinin d�� fiyatlar�n�n artmas�na ve ithalat�n ucuzlamas�na neden oldu (Yent�rk, 2001)

    Ger�i 2001 ekonomik kriziyle ciddi bir d�����n ya�and��� ithalatta, krizden sonraki y�llarda �nemli �l��de art��lar meydana gelmi�tir. D�����n sebebi olarak �zellikle yerli paran�n deval�e edilmesi ve b�ylece a��r� de�erlenmi� kurun, ithalat� d���r�p ihracat� artt�rmas� g�sterilebilir. ��nk� tablodan da g�r�ld��� gibi ithalat 2001 y�l�nda %-24 iken, bir y�l sonra yani 2002�de %24,5 olarak ger�ekle�mi�tir.�� Buna kar��l�k ayn� d�nemde yani 2001�de ihracat %12,8�den,� %15,1�e y�kselmi�tir. Bu art��ta a��r� de�erlenmi� kurlar�n pay� g�z ard� edilmemelidir.

    Zaten ihracat�� a��s�ndan kurlardaki iyile�me 6-12 ay i�inde etkili olmaktad�r. Uzun vadede istikrarl� bir ekonomik ortam ve stabil bir kur kriz ortam�nda yap�lan deval�asyonlardan� �ok daha �nemlidir. (Erzan, 2001:83) �hracata deval�asyonun katk�s� a��s�ndan bakt���m�zda; 1980 sonras�, sonuncusu hari� iki b�y�k deval�asyon g�r�yoruz. 24 Ocak Kararlar��yla ihracata dayal� b�y�me stratejisine ge�ilmesi ve deval�asyon ile 1981�de ihracat y�zde 61 artt�. 1994�teki deval�asyon ve 5 Nisan Kararlar� sonras� ise ihracat ancak y�zde 18 artt�. (Erzan, 2001:82) �Deval�asyonun fiyatlar �zerindeki etkisi, genellikle ihracat� art�r�c�, ithalat� ise k�s�c� y�ndedir. Ancak ithalat ile ihracat aras�ndaki fark�n azalmas� i�in ya ekonomideki toplam �retimin artmas� yada toplam harcaman�n azalmas� gerekir. (Yenal, 1999:125) Deval�asyonun ithalat �zerindeki en �nemli etkisi ise t�ketim mal� ithalat�nda oluyor. Bu d�nemlerde t�ketim mal� ithalat� h�zla d���yor. (Erzan, 2001:83) B�t�n bu geli�melere ra�men d�� ticaretimizde� 2000�li y�llardaki e�ilim ithalat lehine olmu�tur.

    2004 y�l�nda ihracat %33.4 oran�nda artarak 63 milyar dolara, ithalat ise % 40.4 oran�nda artarak 97.3 milyar dolara ��km��,b�ylece ayn� d�nemde d�� ticaret a���� 34.3 milyar dolara y�kselmi�tir (G�nal, 2005:13) 2004 y�l�n�n Temmuz ay�na g�re ihracat� % 4 oran�nda azalm��, ithalat ise % 8,7 artm��t�r. Ge�ici verilere g�re 2005 y�l� Temmuz ay�nda 5.405 Milyon Dolar ihracat, 9.491 Milyon Dolar ithalat yap�lm��t�r. (D�E:2005)

    Sonu� olarak denilebilir ki, 1980 sonras� uygulanan ihracata dayal� sanayile�me stratejisi de, ithal ikameci stratejide oldu�u gibi t�kanm�� ve d�� k�r�kl��� ya�atm��t�r. Her iki stratejinin ba�lang�� noktas� olan �demeler dengesi sorunlar� kararl� bir �ekilde ��z�mlememi�; ithalata olan ba��ml�l�k devam etmi�tir. Ba�ka bir deyi�le her iki strateji de ekonomide yaratt��� olumlu geli�meler yan�nda, olumsuz sonu�lar� ile sanayile�meyi ve buna ba�l� istikrarl� b�y�meyi sa�lamada yeterli olmam��t�r. (�ar�k��, 1983:98)

    3. Artan D�� Bor� Sorunu

    Bor� stoku, bir �lkenin, bir kesimin, bir �irketin ya da bir ki�inin o g�ne kadar ald��� ve hen�z geri �demedi�i bor�lar�n anaparas� ile o g�n itibar�yla tahakkuk etmi� faizlerinin toplam�n� g�steren bir �l��d�r. (E�ilmez, 2005)

    1980�den sonraki d�neme bakt���m�zda �zellikle ihracat alan�nda �nemli �l��de d�viz kazanc�m�z�n oldu�unu s�ylemek m�mk�nd�r. Ama bu olumlu geli�meye kar��l�k s�z konusu d�nemde ya�anan olumsuz geli�me d�� bor�lar konusunda olmu�tur. 1980�den sonra T�rkiye ekonomisi d�� bor�lanma y�z�nden hem b�y�k miktarlarda d�viz kaybetmi� hem de d��a ba��ml� bir ekonomi olmu�tur. Bu a��dan bak�ld���nda d�� bor�lar�n� maalesef her ge�en y�l katlanarak artt���n� s�yleyebiliriz.

    Tablo 4: D�� Bor� Stoku ,Milyar$ (1984-1995)

    ����� Kaynak: D�E, T�rkiye �statistik Y�ll���, Ankara, �e�itli say�lar

    Tablo 4�� inceledi�imizde, T�rkiye�nin toplam d�� bor� sto�unun �n�ne ge�ilemeyecek bir h�zla ilerledi�ini g�r�yoruz. 1984�te 20.65 milyar dolar, 1990�da yakla��k 50 milyar dolar ve 1995�te 73.27 milyar dolarl�k d�� bor�, gelece�e fazla iyimser bakmam�z� engellemektedir. D�� ticaret a����n� bor�lanma yoluyla kapatan ve her y�l art�rarak milyarlarca dolar bor�lanan bir ekonominin istikrar i�inde kalk�nmas� elbette �ok zor olacakt�r.� D�� bor�larla ilgili bir ba�ka olumsuz geli�me de, vadelerin k�salmakta olu�udur. K�sa vadeli bor�lar�n toplam d�� bor� i�indeki pay� 1984 y�l�nda % 15.39 iken, bu oran 1995 y�l�nda % 21.6�ya ��km��t�r. Bu demektir ki T�rkiye ekonomisi i�in �ember gittik�e daralmaktad�r. Cari i�lem a��klar�n�n geri �demeleri d�� bor�la finanse edilmekte, d�� bor�lar katlanarak artmakta ve bu bor�lar�n vadeleri de gittik�e k�salmaktad�r.

    OECD �lkelerinden sa�lanan resmi kaynakl� kredilerin, di�er kredilerle kar��la�t�r�ld���nda daha ucuz maliyetli ve uzun vadeli olduklar� hesaba dahil edildi�inde, T�rkiye'nin giderek daha pahal� ve k�sa vadeli kaynaklara y�neldi�i g�r�lmektedir. (K�l��bay, 1984:153) T�rkiye'nin bu s�re�te hem daha pahal� hem de daha k�sa vadeli kaynaklara y�nelmesi, bir tercih sorunu de�il, �lkenin geli�mi�lik d�zeyine paralel olarak d�� kayna�a duyulan ihtiyac�n artmas� ve d�nyadaki konjokt�rel dalgalanmalar sonucu meydana gelmi�tir. Neyse ki 2000�den sonra d�� bor� profilinde uzun vadenin �n plana ��kt��� g�r�lmektedir. D�� bor� stokunda 2001 krizinden sonra �nemli �l��de art�� ya�and���n� Tablo 5�ten kolayl�kla g�rebiliriz.

    Tablo 5: D�� Bor� Stokunun Profili, Milyar $, (2000-2005)

    ���� Kaynak : HM, http://www.hazine.gov.tr/stat/ti87.htm

    �� * Hazine M�ste�arl��� d�� bor� stokunun yeniden d�zenlenmesi projesi �er�evesinde d����� bor� verilerini 1998 y�l� Nisan ay�nda eski ve yeni seriler olarak a��klam��t�r.

    T�rkiye�nin d�� bor� stoku, bir kriz y�l� olan 2001 sonunda 113.6 milyar dolar tutar�nda idi. Bu rakam�n 2004 sonunda 161.8 milyar dolara ula�t��� g�r�lmektedir. Yani T�rkiye ekonomisi son �� sene i�erisinde d�� bor� stokunu net olarak� 48.1 milyar dolar daha artt�rm��t�r. D�� bor� stokundaki� s�z konusu 48 milyar dolarl�k art���n 30.1 milyar dolar�n�n kamu sekt�r�n�n bor�lanmas�ndan kaynakland��� anla��lmaktad�r. (Yeldan, 2005:36) Yine Yeldan�a g�re T�rkiye 2001 sonras� d�nemde h�zland�rm�� oldu�u d�� bor�lanma temposunu ve derinle�en k�r�lganl�k g�stergelerini bertaraf edebilmek i�in, uluslar aras� finans piyasalar�nda s�rekli olarak y�ksek faiz �deyici konumda olmaya ko�ulland�r�lmaktad�r.

    Ger�ekte, son on y�lda uygulanan politikalar rant�� enflasyonunun daha geli�mi� oyunlar�n� sahneledi. Devlet , y�ksek faiz; sabit d�viz kuru; �retime y�nelik yat�r�mlar�n, finans sekt�r�nde y�ksek karl�l�k sa�lanarak desteklenmemesi gibi politikalarla, kamu borcu rantiyelerinin zenginliklerine, TL�yi yapay bir �ekilde y�ksek seviyede koruyarak, zenginlik katt�. K�sa vadeli d�� sermaye giri�lerinin �zendirilmesine dayal� �b�y�me� modeli asl�nda bankac�l�k kesiminin rahatl�kla bor�lanabilmesini ama�lad�. B�ylece, bankac�l�k sistemine �ucuz d�vizi T�rkiye�ye getirip i�eride Hazine bonolar�nda ve t�ketici kredilerinde sorgusuz-sualsiz, her t�rl� finansal denetimden uzak bir �ekilde de�erlendirilmesi sonucu� (Yeldan, 2001) yeni rant sa�land� (Y�ld�r�m, 2002:267).

    Bununla da kal�nmad�; bankalar�n bu kolay ve ucuz d�viz politikalar� sayesinde a��r� bor�lanarak kredi tabiri alt�nda �iyi m��terilerine� geri �deyemeyecekleri para transferleri yapmas�na da g�z yumuldu. Bu program�n do�al sonucu olarak, �bankac�l�k kesiminin yurt d���ndan alm�� oldu�u kredi hacminin ba� d�nd�r�c� bir boyuta� ula�mas�yla d�� bor�lanman�n birden bire patlamas� ve de�erli TL politikas�n�n sonucu olan ithalat�n atmas� ile yine bir d�� ticaret ve cari i�lemler krizine davetiye ��kar�ld� (Yeldan, 2001). Zira 2000 y�l�nda �lke ekonomisinde tarihinin en b�y�k �d�� ticaret� ve �cari i�lemler� a���� ortaya ��km��� ve �lke daha �ok d�� bor� almak zorunda kalm��t�r (Tokg�z,2001:278). D�� Bor� stokunun, i�inde bulundu�umuz 2005 y�l�na ili�kin durumu ise ekonominin iki �nemli cephesinden gelen a��klamalarla a��k�a dile getirilmi�tir:

    Ekonomiden sorumlu Devlet Bakan� Ali Babacan, 2005 Ocak sonu itibariyle ge�ici konsolide b�t�e i� bor� stokunun 228.8 katrilyon lira (228.8 milyar YTL) konsolide b�t�e d�� bor� stokunun ise 90.7 katrilyon lira (90.7 milyar YTL) oldu�unu bildirdi. (Babacan, 2005) Toplam d�� bor� stoku, 2005 Mart sonu itibariyle 159.9 milyar ABD Dolar� olarak ger�ekle�mi�tir. K�sa vadeli bor�lar�n toplam d�� bor� stoku i�indeki pay� y�zde 20.2 ve Orta-Uzun Vadeli D�� Bor�lar�n pay� ise y�zde 79.8�dir. (H.M�ste�arl���, 2005)

    IV.� SONU� VE DE�ERLEND�RMELER

    1980 y�l� T�rkiye ekonomisi a��s�ndan hayli �nemli yap�sal d�n���mlerin ya�and��� bir y�l olmu�tur. Bu ba�lamda 24 Ocak Ekonomik Kararlar�yla art�k piyasa ekonomisinin mant���na g�re �ekillenen bir ekonomik yap� ortaya ��km��t�r. �te yandan �zellikle 1990�dan sonra ekonomi Kamu kesiminin gerek i�erden gerekse d��ardan b�y�k oranlarda bor�lanmas� ve bunun sonucunda d�viz rezervlerinin h�zla erimesi yeni bir ekonomik istikrar program�n� g�ndeme getirmi�tir. Bu ama�la 5 Nisan Kararlar� olarak ekonomi tarihimizde yer bulan ekonomik istikrar kararlar� al�nm��t�r. S�z� edilen 5 Nisan Kararlar� k�smen hedeflerine ula�m��, fakat ama�lar�n� tam olarak ger�ekle�tirememi�tir. Bu geli�meler T�rkiye ekonomisinde piyasa ekonomisinin teorik uygulamalar�n�n birer sonu� yans�mas�d�r.

    Dolay�s�yla s�recin daha iyi de�erlendirilmesi i�in uygulanan liberal temelli ekonomi politikalar�n�n �zellikle temel makro ekonomik g�stergeler a��s�ndan de�erlendirilmesinde fayda vard�r.� Temel Makro ekonomik g�stergelerin ba��nda gelen GSMH�ya bakt���m�zda olduk�a istikrars�z bir yap� g�rmekteyiz. Baz� y�llarda GSMH�de h�zl� bir y�kseli� ya�anmakta ard�ndan da ani d����ler g�zlenmektedir. Bu istikrars�z yap� ya�anan ekonomik krizlere adata davetiye ��kar�r niteliktedir. Sonu� olarak 1980�den beri T�rkiye ekonomisinin �retim de�eri olarak �nemli art��lar kaydetmesine ra�men istikrarl� bir ekonomik b�y�me yakalayamad���n� s�yleyebiliriz. �te yandan GSMH�nin sekt�rel analizine bak�ld���nda ileri derecede sanayile�mi� �lke ekonomilerinin �ok gerisinde bir ekonomik yap� sergiledi�imiz g�r�lmektedir. Her ne kadar 1980-1995 T�rkiye�sinin �retim yap�s� tar�m sekt�r� aleyhinde de�i�mi�se de yinede bu alanda geli�mi� �lkelerin �ok gerisindeyiz.

    �T�rkiye ekonomisine y�nelik bu olumsuz geli�melerin yan�nda �zellikle d�� ticarette �nemli ad�mlar at�lm��t�r. Hatta 1980 sonras�nda ya�anan en olumlu geli�menin, ihracat miktar�n�n artmas� ve ihracat�n yap�s�nda sanayi �r�nleri lehine bir de�i�menin ya�anmas�d�r. �zellikle 1980�den sonra ihracat bir fiyat sorunu olarak ele al�nm�� ve 80�den bu yana� bu amaca y�nelik olarak paran�n d�� de�eri reel olarak yar�ya indirilmi�tir. Ayr�ca 1984 y�l�nda uygulamaya konan ithalat rejimi sayesinde ithalat� engelleyen bir �ok mal �zerindeki g�mr�k ve t�ketim vergileri azalt�lm��t�r.� D�� ticaretteki bu olumlu geli�melere kar��l�k �zellikle 1990�lara gelindi�inde ihracat�n sadece tekstil gibi d���k katma de�erli alanlarda yo�unla�mas� sonucu ithalat oranlar� h�zla artm��t�r. �rne�in 2000 y�l�nda ihracat oran� %4.5 iken ithalat oran� %34 olarak ger�ekle�mi�tir.

    T�rkiye ekonomisinde 80 sonras� ya�anan en b�y�k� s�k�nt� �zellikle d�� bor�lanma konusunda ya�anm��t�r. Bu s�k�nt�lar�n ba��nda bor�lanma vadelerinin k�sa olu�u gelmektedir. 1980 y�l�nda 20 milyar dolar olan d�� bor� stokumuz 2000 y�l�na gelindi�inde 115 milyar dolara ��km��t�r. 2004 y�l�ndaki d�� bor� stoku ise 161 milyar dolar� ge�mi�tir.

    Bu sonu�lardan hareketle, T�rkiye ekonomisinin 1980 sonras�nda d��a a��lmay� k�smen ba�ard���n� fakat temel makro ekonomik g�stergeler a��s�ndan olduk�a k�t� bir s�re�ten ge�ti�ini s�ylemek m�mk�nd�r. Ekonomide istikrar�n sa�lanmas�na y�nelik olarak haz�rlanan istikrar programlar� hedeflenen ama�lara ula�amam��t�r. Dolay�s�yla 1980�den beri uygulanan istikrar politikalar�, bir sekt�rden di�erine, bir kesimden di�erine zenginlik transferleri yapmay� ama�layan para ve kredi politikalar�ndan ba�ka bir �ey olmad�klar� i�in, bu g�ne kadar ba�ka bir ba�ar� g�steremediler. Toplum i�in bir proje i�ermeyen ve tamamen serbest piyasa temelli olan bu politikalar, hem toplumda, hem de ekonomide b�y�k s�k�nt�lar�n ya�anmas�na yol a�m��t�r. Tamamen devleti k���ltme amac�na y�nelik olarak haz�rlanan bu liberal politikalar kamunun �retimdeki pay�n� daraltm��, fakat y�kseltti�i kamu borcundan dolay� ekonomide kamunun gereklili�ini de bir kez daha ortaya koymu�tur.

    Sonu� itibariyle bakt���m�zda E.Yeldan��n deyimiyle T�rkiye ekonomisinde 80�den sonra finansal serbestle�me ile birlikte rant ekonomisinin y�kseldi�ini g�rmekteyiz. Bu tespit, olduk�a �nemli olmakla birlikte asl�nda ya�anan ekonomik krizlerin, ekonomik k�s�r d�ng�lerin� ve b�y�me rakamlar�na y�nelik tart��malar�n da temel ��k�� noktas�d�r.

    Son verirken �serbest piyasa sisteminin akl�n�n da baz� durumlarda aksad��� ve bunun sonucu merkezci bir yetki gere�inin ortaya ��kt��� ortamlar d���n�lebilir.� (Yenal, 1999:164)

    Yazı kaynağı : www.mevzuatdergisi.com

    AKADEM<�>KT�SAT

    AKADEM<�>KT�SAT

    T�RK�YE EKONOM�S�NDE 1980-2005 D�NEM�NDE YA�ANAN YAPISAL DE����M�N DI� T�CARET VE DI� BOR� BA�LAMINDA TEOR�K B�R DE�ERLEND�RMES�

    ���NDEK�LER:

    1. G�R��

    2. DI� T�CARET�N YAPISAL DE����M� VE GEL���M�

    3. DI� BOR� DURUMU VEYA ARTAN DI� BOR� SORUNU

    4. SONU� VE DE�ERLEND�RME

    1. G�R��

    ����������� 1980 y�l� gerek T�rkiye gerekse d�nya a��s�ndan �nemli yap�sal d�n���mlerin ya�and��� bir y�l olmu�tur. S�z konusu d�nemden itibaren t�m d�nyada etkisini hissettiren k�reselle�me olgusu t�m �lke ekonomilerini derinden etkilemi�tir. K�reselle�menin ivme kazand��� bu s�re�te �lke ekonomileri s�n�rlar�n� sermayeye a�ma y�n�nde birtak�m liberal politikalar� hayata ge�irmi�lerdir. Hatta denilebilir ki 1980 sonras�ndaki ekonomiler, d��a d�n�k sanayile�me ve liberalle�me politikalar�yla y�nlendirilmeye ba�lanm��t�r. 24 Ocak kararlar�yla ba�layan d��a a��lma s�recinden beklenen �ey, �lkenin geli�mi�lik d�zeyi a��s�ndan daha ileri a�amalara h�zl� bir �ekilde ge�mesini sa�layabilmekti. B�yle bir sanayile�me stratejisi sayesinde, �lkenin ihracat gelirleri artacak ve bu art�� sayesinde elde edilen gelirler, �lkenin sanayile�mesini dolay�s�yla geli�mi� �lkelerin ekonomik geli�mi�lik d�zeylerine ula�may� sa�layacakt�.

    ����������� �te yandan, 1980�lerde ba�layan d��a d�n�k sanayile�meye ve ekonomide liberalle�meye dayal� ekonomi politikalar�, g�n�m�ze kadar devam etmi�tir. Bu s�re� i�erisinde, hemen hemen b�t�n h�k�metler, benzer politikalar� benimsemi�ler ve birbirlerine yak�n politika ara�lar� kullanm��lard�r. T�rk liras�n�n konvertibilitesinden IMF�nin istikrar programlar�na, ihracat� te�vik politikalar�ndan K�T�lerin �zelle�tirilmesine kadar bir�ok uygulama, ekonomiyi liberalle�tirerek ve ayn� zamanda d�� d�nyaya a�arak daha h�zl� kalk�nmay� sa�lamak amac�yla ortaya konmu�tur. Bu uygulamalar sonucunda beklenen sonu�lar; istikrarl� ve h�zl� bir ekonomik b�y�menin sa�lanmas�, enflasyonun d���r�lmesi, i�sizli�in azalt�lmas�, y�ksek bir milli gelir d�zeyine ula��lmas�, e�itim ve kentle�me ile ilgili sorunlar�n ��z�lerek, geli�mi� �lkelerin ula�t��� d�zeyi bir an �nce yakalayabilmekti. Peki, sonu� ne olmu�tur?

    ����������� Bug�n halen tart���lmakta olan bu konu �zerinde, g�r�� ayr�l�klar� bulunmaktad�r. Kimilerine g�re, 1980 sonras�nda T�rkiye ekonomisi b�y�k bir at�l�m ger�ekle�tirmi� ve liberalle�menin sa�lad��� avantajlarla neredeyse �a� atlam��t�r. Kimilerine g�re ise, T�rkiye ekonomisi 1980 sonras�nda uygulanan ekonomi politikalar� nedeniyle ray�ndan ��km��t�r ve ekonominin yap�s�nda, d�zeltilmesi g�� bozukluklar meydana gelmi�tir. Ama uygulanan politikalar�n mant���na bakt���m�zda T�rkiye ekonomisinin 1980 sonras�nda piyasa ekonomisine ge�ti�ini ve k�reselle�meden k�smen de olsa etkilendi�ini g�rebiliriz. Bu etkilenmenin sonucunu ��renmek i�in �zellikle ekonomideki baz� makro de�i�kenlerde ya�anan birtak�m d�n���mlere bak�lmas�nda fayda vard�r. S�z konusu yap�sal de�i�imin yans�malar� bu �al��mada d�� ticaret ve d�� bor� ba�lam�nda ele al�nm��t�r.

    2. DI� T�CARET�N YAPISAL DE����M� VE GEL���M�

    ����������� 1980�li y�llarda ithal ikameci sanayile�me stratejisi yerine, ihracata dayal� sanayile�me stratejisine ge�ilirken, yeni stratejinin bir gere�i olarak, ekonominin rekabet g�c� art�r�lmaya �al���lm��t�r. Bu do�rultuda s�rekli reel deval�asyonlara ve yo�un ihracat te�viklerine ba�vurulmu�tur. Dolay�s�yla, baz� sekt�rlerin uluslararas� arenadaki rekabet g�c� art�� g�sterdi�inden, ihracat miktar� s�rekli y�kselen bir s�rece girmi�tir. [1]

    ����������� Bu ba�lamda T�rkiye ekonomisi, 1980 sonras�nda d�� ticaret a��s�ndan �nemli say�labilecek geli�meler kat etmi�tir. �zellikle ihracat alan�nda sa�lanan bu geli�meler, belki de 1980 sonras� uygulanan ekonomi politikalar�n�n en olumlu sonucudur. E�er ihracat� te�vik mekanizmas�ndaki aksakl�klar y�z�nden ortaya ��kan hayali ihracat olgusunu saymazsak, ihracat sekt�r�nde ya�anan geli�meler umut verici olmu�tur. �hracat�n ithal�t� kar��lama oran� da, yeterli olmasa da, genelde istikrarl� bir bi�imde artmaktad�r. 1980 y�l�nda % 36.8 olan bu oran, 1995 y�l�nda % 61�ler civar�nda ger�ekle�mi�tir. D�� ticaretin �zellikle ihracat aya�� i�in 1980 sonras� ya�anan en �nemli geli�me ku�kusuz T�rk Eximbank��n kurulmu� olmas�d�r.

    T�rkiye�de ihracat�n kurumsalla�m�� tek asli te�vik unsuru olan T�rk Eximbank, bu amaca y�nelik olarak ihracat��lar�, ihracata y�nelik �retim yapan imalat��lar� ve yurt d���nda faaliyet g�steren m�teahhit ve giri�imcileri k�sa, orta ve uzun vadeli nakdi ve gayri nakdi kredi, sigorta ve garanti programlar� ile desteklemektedir. [2] 1980 y�l�nda ihracat�� firma say�s� yakla��k 3-4 bin iken, 2003 y�l�na gelindi�inde bu rakam 20 bine ula�m��t�r. [3]

    Tablo 1: D�� Ticaretin Genel Durumu (1980-2005*)

    Kaynak: DTM ve D�E�nin ilgili sayfalar�ndan derlenmi�tir.

    * Ocak-Haziran

    ����������� �hracat alan�nda ya�anan geli�melerin bir ba�ka olumlu yan� daha bulunmaktad�r. O da ihracat�n yap�s�nda meydana gelen de�i�melerdir. T�rkiye�nin 1980 y�l�ndaki ihracat�n�n %60�dan fazla olan k�sm�n� tar�m ve madencilik �r�nleri olu�tururken kalan k�sm�n� ise sanayi �r�nleri olu�turmaktayd�. Fakat 1995�e gelindi�inde T�rkiye�nin ihracat yap�s� sanayi lehine de�i�mi� ve sanayinin pay� yakla��k %90�a yakla�m��t�r. Bu de�i�im sanayi toplumu olma ad�na olduk�a olumlu bir geli�medir. Dolay�s�yla bu de�i�imden hareketle T�rkiye ekonomisinin tar�m temelli bir yap�ya ba�l� olmaktan kurtuldu�unu s�ylemek m�mk�nd�r.

    ����������� Fakat b�t�n bu geli�melere ra�men, T�rkiye�nin ihra� etti�i sanayi �r�nlerinin �e�idini de g�zden ka��rmamak gerekir. ��nk� T�rkiye�nin ihracat�n�n % 50-60�l�k bir b�l�m�n� t�ketim mallar� olu�turmaktad�r. T�ketim mallar� i�inde de tekstil �r�nleri �zel bir yer tutmaktad�r. Dolay�s�yla, ihracat�n yap�s�ndaki geli�meler tek ba��na yeterli olmamakta, bu de�i�imin i�eri�i de �nemli olmaktad�r. Bilindi�i gibi, ihracatta �r�n bak�m�ndan yo�unla�ma her zaman i�in olumsuz sonu�lar do�urabilecek bir dezavantajd�r. Bu nedenle, ihracatta �e�itlenmeye gidilmesi, �lke ihracat�n�n gelece�i a��s�ndan �ok �nemlidir.

    ����������� 1980 T�rkiye�sinde yat�r�ms�z, sanayi politikas�z bir d��a a��lma s�recine gidilmi�, bu da 1990�lara gelindi�inde ihracat�n t�kanmas� ve �konsantrasyonu� (tekstil gibi belli d���k katma de�erli sekt�rlerin etraf�nda yo�unla�mas�na) buna kar��l�k ithal�t�n patlamas� ile sonu�lanm��t�r. [4]

    ����������� 1989 kararlar�n�n ard�ndan finansal hareketlerin serbestle�mesi sonucu spek�latif sermaye giri�i yerli paran�n yabanc� paralar kar��s�nda de�er kazanmas�na, dolay�s�yla ihracat �r�nlerinin d�� fiyatlar�n�n artmas�na ve ithal�t�n ucuzlamas�na neden oldu. [5]

    ����������� Ger�i 2001 ekonomik kriziyle ciddi bir d�����n ya�and��� ithal�tta, krizden sonraki y�llarda �nemli �l��de art��lar meydana gelmi�tir. D�����n sebebi olarak �zellikle yerli paran�n deval�e edilmesi ve b�ylece a��r� de�erlenmi� kurun, ithal�t� d���r�p ihracat� artt�rmas� g�sterilebilir. ��nk� tablodan da g�r�ld��� gibi ithal�t 2001 y�l�nda %-24 iken, bir y�l sonra yani 2002�de %24,5 olarak ger�ekle�mi�tir. Buna kar��l�k ayn� d�nemde yani 2001�de ihracat %12,8�den, %15,1�e y�kselmi�tir. Bu art��ta a��r� de�erlenmi� kurlar�n pay� g�z ard� edilmemelidir.

    ����������� Zaten ihracat�� a��s�ndan kurlardaki iyile�me 6-12 ay i�inde etkili olmaktad�r. Uzun vadede istikrarl� bir ekonomik ortam ve stabil bir kur kriz ortam�nda yap�lan deval�asyonlardan �ok daha �nemlidir. [6] �hracata deval�asyonun katk�s� a��s�ndan bakt���m�zda; 1980 sonras�, sonuncusu hari� iki b�y�k deval�asyon g�r�yoruz. 24 Ocak Kararlar��yla ihracata dayal� b�y�me stratejisine ge�ilmesi ve deval�asyon ile 1981�de ihracat y�zde 61 artt�. 1994�teki deval�asyon ve 5 Nisan Kararlar� sonras� ise ihracat ancak y�zde 18 artt�. [7] Deval�asyonun fiyatlar �zerindeki etkisi, genellikle ihracat� art�r�c�, ithal�t� ise k�s�c� y�ndedir. Ancak ithal�t ile ihracat aras�ndaki fark�n azalmas� i�in ya ekonomideki toplam �retimin artmas� yada toplam harcaman�n azalmas� gerekir. [8] Deval�asyonun ithal�t �zerindeki en �nemli etkisi ise t�ketim mal� ithal�t�nda oluyor. Bu d�nemlerde t�ketim mal� ithal�t� h�zla d���yor. [9] B�t�n bu geli�melere ra�men d�� ticaretimizde 2000�li y�llardaki e�ilim ithal�t lehine olmu�tur.

    ����������� 2004 y�l�nda ihracat %33.4 oran�nda artarak 63 milyar dolara, ithal�t ise % 40.4 oran�nda artarak 97.3 milyar dolara ��km��,b�ylece ayn� d�nemde d�� ticaret a���� 34.3 milyar dolara y�kselmi�tir [10] 2004 y�l�n�n Temmuz ay�na g�re ihracat % 4 oran�nda azalm��, ithal�t ise % 8,7 artm��t�r. Ge�ici verilere g�re 2005 y�l� Temmuz ay�nda 5.405 Milyon Dolar ihracat, 9.491 Milyon Dolar ithal�t yap�lm��t�r. [11]

    ����������� Sonu� olarak denilebilir ki, 1980 sonras� uygulanan ihracata dayal� sanayile�me stratejisi de, ithal ikameci stratejide oldu�u gibi t�kanm�� ve d�� k�r�kl��� ya�atm��t�r. Her iki stratejinin ba�lang�� noktas� olan �demeler dengesi sorunlar� kararl� bir �ekilde ��z�mlememi�; ithal�ta olan ba��ml�l�k devam etmi�tir. Ba�ka bir deyi�le her iki strateji de ekonomide olu�turdu�u olumlu geli�meler yan�nda, olumsuz sonu�lar� ile sanayile�meyi ve buna ba�l� istikrarl� b�y�meyi sa�lamada yeterli olmam��t�r. [12]

    3. DI� BOR� DURUMU VEYA ARTAN DI� BOR� SORUNU

    ����������� Bor� stoku, bir �lkenin, bir kesimin, bir �irketin ya da bir ki�inin o g�ne kadar ald��� ve hen�z geri �demedi�i bor�lar�n anaparas� ile o g�n itibar�yla tahakkuk etmi� faizlerinin toplam�n� g�steren bir �l��d�r. [13]

    ����������� 1980�den sonraki d�neme bakt���m�zda �zellikle ihracat alan�nda �nemli �l��de d�viz kazanc�m�z�n oldu�unu s�ylemek m�mk�nd�r. Ama bu olumlu geli�meye kar��l�k s�z konusu d�nemde ya�anan olumsuz geli�me d�� bor�lar konusunda olmu�tur. 1980�den sonra T�rkiye ekonomisi d�� bor�lanma y�z�nden hem b�y�k miktarlarda d�viz kaybetmi� hem de d��a ba��ml� bir ekonomi olmu�tur. Bu a��dan bak�ld���nda d�� bor�lar�n maalesef her ge�en y�l katlanarak artt���n� s�yleyebiliriz.

    Tablo 2: D�� Bor� Stoku, Milyar$ (1984-1995)

    Kaynak: D�E, T�rkiye �statistik Y�ll���, Ankara, �e�itli say�lar.

    ����������� Tablo 2�yi inceledi�imizde, T�rkiye�nin toplam d�� bor� stokunun �n�ne ge�ilemeyecek bir h�zla ilerledi�ini g�r�yoruz. 1984�te 20.65 milyar dolar, 1990�da yakla��k 50 milyar dolar ve 1995�te 73.27 milyar dolarl�k d�� bor�, gelece�e fazla iyimser bakmam�z� engellemektedir. D�� ticaret a����n� bor�lanma yoluyla kapatan ve her y�l art�rarak milyarlarca dolar bor�lanan bir ekonominin istikrar i�inde kalk�nmas� elbette �ok zor olacakt�r. D�� bor�larla ilgili bir ba�ka olumsuz geli�me de, vadelerin k�salmakta olu�udur. K�sa vadeli bor�lar�n toplam d�� bor� i�indeki pay� 1984 y�l�nda % 15.39 iken, bu oran 1995 y�l�nda % 21.6�ya ��km��t�r. Bu demektir ki T�rkiye ekonomisi i�in �ember gittik�e daralmaktad�r. Cari i�lem a��klar�n�n geri �demeleri d�� bor�la finanse edilmekte, d�� bor�lar katlanarak artmakta ve bu bor�lar�n vadeleri de gittik�e k�salmaktad�r.

    ����������� OECD �lkelerinden sa�lanan resmi kaynakl� kredilerin, di�er kredilerle kar��la�t�r�ld���nda daha ucuz maliyetli ve uzun vadeli olduklar� hesaba dahil edildi�inde, T�rkiye'nin giderek daha pahal� ve k�sa vadeli kaynaklara y�neldi�i g�r�lmektedir. [14] T�rkiye'nin bu s�re�te hem daha pahal� hem de daha k�sa vadeli kaynaklara y�nelmesi, bir tercih sorunu de�il, �lkenin geli�mi�lik d�zeyine paralel olarak d�� kayna�a duyulan ihtiyac�n artmas� ve d�nyadaki konjonkt�rel dalgalanmalar sonucu meydana gelmi�tir. Neyse ki 2000�den sonra d�� bor� profilinde uzun vadenin �n plana ��kt��� g�r�lmektedir. D�� bor� stokunda 2001 krizinden sonra �nemli �l��de art�� ya�and���n� Tablo 3�ten kolayl�kla g�rebiliriz.

    Tablo 3: D�� Bor� Stokunun Profili, Milyar $, (2000-2005)

    Kaynak : HM, http://www.hazine.gov.tr/stat/ti87.htm

    * Hazine M�ste�arl��� d�� bor� stokunun yeniden d�zenlenmesi projesi �er�evesinde d�� bor� verilerini 1998 y�l� Nisan ay�nda eski ve yeni seriler olarak a��klam��t�r.

    ����������� T�rkiye�nin d�� bor� stoku, bir kriz y�l� olan 2001 sonunda 113.6 milyar dolar tutar�nda idi. Bu rakam�n 2004 sonunda 161.8 milyar dolara ula�t��� g�r�lmektedir. Yani T�rkiye ekonomisi son �� sene i�erisinde d�� bor� stokunu net olarak 48.1 milyar dolar daha artt�rm��t�r. D�� bor� stokundaki s�z konusu 48 milyar dolarl�k art���n 30.1 milyar dolar�n�n kamu sekt�r�n�n bor�lanmas�ndan kaynakland��� anla��lmaktad�r. [15] Yine Yeldan�a g�re T�rkiye 2001 sonras� d�nemde h�zland�rm�� oldu�u d�� bor�lanma temposunu ve derinle�en k�r�lganl�k g�stergelerini bertaraf edebilmek i�in, uluslar aras� finans piyasalar�nda s�rekli olarak y�ksek faiz �deyici konumda olmaya ko�ulland�r�lmaktad�r.

    ����������� Ger�ekte, son on y�lda uygulanan politikalar rant�� enflasyonunun daha geli�mi� oyunlar�n� sahneledi. Devlet, y�ksek faiz; sabit d�viz kuru; �retime y�nelik yat�r�mlar�n, finans sekt�r�nde y�ksek k�rl�l�k sa�lanarak desteklenmemesi gibi politikalarla, kamu borcu rantiyelerinin zenginliklerine, TL�yi yapay bir �ekilde y�ksek seviyede koruyarak, zenginlik katt�. K�sa vadeli d�� sermaye giri�lerinin �zendirilmesine dayal� �b�y�me� modeli asl�nda bankac�l�k kesiminin rahatl�kla bor�lanabilmesini ama�lad�. B�ylece, bankac�l�k sistemine �ucuz d�vizi T�rkiye�ye getirip i�eride Hazine bonolar�nda ve t�ketici kredilerinde sorgusuz-sualsiz, her t�rl� finansal denetimden uzak bir �ekilde de�erlendirilmesi sonucu� [16] yeni rant sa�land�. [17]

    ����������� Bununla da kal�nmad�; bankalar�n bu kolay ve ucuz d�viz politikalar� sayesinde a��r� bor�lanarak kredi tabiri alt�nda �iyi m��terilerine� geri �deyemeyecekleri para transferleri yapmas�na da g�z yumuldu. Bu program�n do�al sonucu olarak, �bankac�l�k kesiminin yurt d���ndan alm�� oldu�u kredi hacminin ba� d�nd�r�c� bir boyuta� ula�mas�yla d�� bor�lanman�n birden bire patlamas� ve de�erli TL politikas�n�n sonucu olan ithal�t�n atmas� ile yine bir d�� ticaret ve cari i�lemler krizine davetiye ��kar�ld� [18] Zira 2000 y�l�nda �lke ekonomisinde tarihinin en b�y�k �d�� ticaret� ve �cari i�lemler� a���� ortaya ��km�� ve �lke daha �ok d�� bor� almak zorunda kalm��t�r. [19] D�� Bor� stokunun, i�inde bulundu�umuz 2005 y�l�na ili�kin durumu ise ekonominin iki �nemli cephesinden gelen a��klamalarla a��k�a dile getirilmi�tir:

    ����������� Ekonomiden sorumlu Devlet Bakan� Ali Babacan, 2005 Ocak sonu itibariyle ge�ici konsolide b�t�e i� bor� stokunun 228.8 katrilyon lira (228.8 milyar YTL) konsolide b�t�e d�� bor� stokunun ise 90.7 katrilyon lira (90.7 milyar YTL) oldu�unu bildirmi�tir. [20] Toplam d�� bor� stoku, 2005 Mart sonu itibariyle 159.9 milyar ABD Dolar� olarak ger�ekle�mi�tir. K�sa vadeli bor�lar�n toplam d�� bor� stoku i�indeki pay� y�zde 20.2 ve Orta-Uzun Vadeli D�� Bor�lar�n pay� ise y�zde 79.8�dir. [21]

    4. SONU� VE DE�ERLEND�RME

    ����������� 1980 y�l� T�rkiye ekonomisi a��s�ndan hayli �nemli yap�sal d�n���mlerin ya�and��� bir y�l olmu�tur. Bu ba�lamda 24 Ocak Ekonomik Kararlar�yla art�k piyasa ekonomisinin mant���na g�re �ekillenen bir ekonomik yap� ortaya ��km��t�r. �te yandan �zellikle 1990�dan sonra ekonomi Kamu kesiminin gerek i�erden gerekse d��ardan b�y�k oranlarda bor�lanmas� ve bunun sonucunda d�viz rezervlerinin h�zla erimesi yeni bir ekonomik istikrar program�n� g�ndeme getirmi�tir. Bu ama�la 5 Nisan Kararlar� olarak ekonomi tarihimizde yer bulan ekonomik istikrar kararlar� al�nm��t�r. S�z� edilen 5 Nisan Kararlar� k�smen hedeflerine ula�m��, fakat ama�lar�n� tam olarak ger�ekle�tirememi�tir. Bu geli�meler T�rkiye ekonomisinde piyasa ekonomisinin teorik uygulamalar�n�n birer sonu� yans�mas�d�r.

    ����������� Bu ba�lamda T�rkiye ekonomisinde �zellikle d�� ticarette �nemli ad�mlar at�lm��t�r. Hatta 1980 sonras�nda ya�anan en olumlu geli�menin, ihracat miktar�n�n artmas� ve ihracat�n yap�s�nda sanayi �r�nleri lehine bir de�i�menin ya�anmas�d�r. �zellikle 1980�den sonra ihracat bir fiyat sorunu olarak ele al�nm�� ve 80�den bu yana bu amaca y�nelik olarak paran�n d�� de�eri reel olarak yar�ya indirilmi�tir. Ayr�ca 1984 y�l�nda uygulamaya konan ithal�t rejimi sayesinde ithal�t� engelleyen bir�ok mal �zerindeki g�mr�k ve t�ketim vergileri azalt�lm��t�r. D�� ticaretteki bu olumlu geli�melere kar��l�k �zellikle 1990�lara gelindi�inde ihracat�n sadece tekstil gibi d���k katma de�erli alanlarda yo�unla�mas� sonucu ithal�t oranlar� h�zla artm��t�r. �rne�in 2000 y�l�nda ihracat oran� %4.5 iken ithal�t oran� %34 olarak ger�ekle�mi�tir.

    ����������� T�rkiye ekonomisinde 80 sonras� ya�anan en b�y�k s�k�nt� �zellikle d�� bor�lanma konusunda ya�anm��t�r. Bu s�k�nt�lar�n ba��nda bor�lanma vadelerinin k�sa olu�u gelmektedir. 1980 y�l�nda 20 milyar dolar olan d�� bor� stokumuz 2000 y�l�na gelindi�inde 115 milyar dolara ��km��t�r. 2004 y�l�ndaki d�� bor� stoku ise 161 milyar dolar� ge�mi�tir.

    ����������� Bu sonu�lardan hareketle, T�rkiye ekonomisinin 1980 sonras�nda d��a a��lmay� k�smen ba�ard���n� fakat temel makro ekonomik g�stergeler a��s�ndan olduk�a k�t� bir s�re�ten ge�ti�ini s�ylemek m�mk�nd�r. Ekonomide istikrar�n sa�lanmas�na y�nelik olarak haz�rlanan istikrar programlar� hedeflenen ama�lara ula�amam��t�r. Dolay�s�yla 1980�den beri uygulanan istikrar politikalar�, bir sekt�rden di�erine, bir kesimden di�erine zenginlik transferleri yapmay� ama�layan para ve kredi politikalar�ndan ba�ka bir �ey olmad�klar� i�in, bu g�ne kadar ba�ka bir ba�ar� g�steremediler. Toplum i�in bir proje i�ermeyen ve tamamen serbest piyasa temelli olan bu politikalar, hem toplumda, hem de ekonomide b�y�k s�k�nt�lar�n ya�anmas�na yol a�m��t�r. Tamamen devleti k���ltme amac�na y�nelik olarak haz�rlanan bu liberal politikalar kamunun �retimdeki pay�n� daraltm��, fakat y�kseltti�i kamu borcundan dolay� ekonomide kamunun gereklili�ini de bir kez daha ortaya koymu�tur.

    ����������� Sonu� itibariyle bakt���m�zda E.Yeldan��n deyimiyle T�rkiye ekonomisinde 80�den sonra finansal serbestle�me ile birlikte rant ekonomisinin y�kseldi�ini g�rmekteyiz. Bu tespit, olduk�a �nemli olmakla birlikte asl�nda ya�anan ekonomik krizlerin, ekonomik k�s�r d�ng�lerin ve b�y�me rakamlar�na y�nelik tart��malar�n da temel ��k�� noktas�d�r.

    ����������� Son verirken bir �neri niteli�inde �serbest piyasa sisteminin akl�n�n da baz� durumlarda aksad��� ve bunun sonucu merkezci bir yetki gere�inin ortaya ��kt��� ortamlar d���n�lebilir.� [22]

    Deniz �zyak���r,

    Kafkas, �ktisat, Y�ksek Lisans Program�

    [email protected]

    http://www.akademiktisat.net

    D�PNOT - REFERANS

    [1]������� Kazgan, G�lten; Tanzimat�tan XXI. Y�zy�la T�rkiye Ekonomisi, Alt�n Kitaplar Yay�nevi, �stanbul, 1999, s.305.

    [2]������� Keyder, Nur; PARA; Teori-politika-uygulama, Se�kin Yay�nc�l�k, 8.Bask�, Ankara 2002, s.165.

    [3]������� Kayalar, Tuncer; �Cumhuriyetin 80. Y�l�nda �hracat�m�zda Son Geli�meler�, DTM, http://www.dtm.gov.tr/ead/DTDERGI/ozelsayiekim/mustesar.htm 13/09/2005.

    ����������� ------------------ DTM, 2005; �1923'den G�n�m�ze T�rkiye Ekonomisi �, Ba�bakanl�k D�� Ticaret M�ste�arl���, http://www.dtm.gov.tr/Ekonomi/Trkekon.htm 22/08/2005.

    [4]������� Y�lek, Murat; Asya Kaplanlar�;Sanayi Politikalar� ve Kalk�nma, Alfa Yay�nlar�, �stanbul, Kas�m 1998, s.47.

    [5]������� Yent�rk, Nurhan; �T�rkiye Ekonomisinin son 20 y�l�:yang�n s�nd�, arsay� kurtard�k�, 2001 http://www.ba�imsizsosyalbilimciler.org 15/06/2005.

    [6]������� Erzan, Refik; ��hracat�n Anahtar� Katma De�er?�, PLAT�N Ayl�k Ekonomi ve Akt�el Dergisi, Y�l:4, Say�:2001/04 s.82-83.

    [7]������� Erzan, a.g.m, s.82.

    [8]������� Yenal, Oktay; �D�� Ticaret ve �demeler�, �ktisat Siyasas� �zerinde �ncelemeler, T�rkiye �� Bankas� K�lt�r Yay�nlar�, Ekonomi Dizisi:29, Ankara, Eyl�l 1999, s.125.

    [9]������� Erzan, a.g.m, s.83.

    [10]����� G�nal, Mehmet; ��statistiklerin A�z� Var Dili Yok! B�y�me Ger�ek mi, Hormonlu mu? Ekonomi D�zeldi mi?�, 2023 Dergisi, AY Grup Yay�n�, Say�: 49, s.12-14, Ankara, 2005 s.13.

    [11] D�E, D�� Ticaret �statistikleri Temmuz/2005, Haber B�lteni, Say�:136, 31 A�ustos 2005 http://www.die.gov.tr/TURKISH/SONIST/DISTICIST/disticist.html 15/09/2005.

    ����������� -----------------D�E, �statistikler /G�stergeler, http://www.die.gov.tr/gostergeler.htm 08/09/2005.

    ����������� -----------------D�E, T�rkiye �statistik Y�ll���, http://www.die.gov.tr/yillik/yillik_2004.pdf 05/09/2005.

    [12]����� �ar�k��, Emin; Yar� Geli�mi� �lkelerde ve T�rkiye�de Sanayile�me Politikalar�, Turhan Kitabevi, Ankara, 1983, s.98.

    [13]����� E�ilmez, Mahfi; �T�rkiye'nin bor� stokunu bilmiyoruz�, Radikal Gazetesi �nternet Bask�s�, 30 A�ustos 2005, http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=162845 10/09/2005

    [14]����� K�l��bay, Ahmet; T�rk Ekonomisi (Modeller-Politikalar-Stratejiler), T�rkiye �� Bankas� K�lt�r Yay�nlar�: 263, Ekonomi Dizisi: 19. Ankara, 1984, s.153.

    [15]����� Yeldan, Erin�; �T�rkiye Ekonomisine Genel Bak���, 2023 Dergisi, AY Grup Yay�n�, Say�: 49, ss.33-36, Ankara, 2005, s.36.

    [16]����� Yeldan, Erin�; �K�reselle�menin Neresindeyiz? T�rkiye Ekonomisinde Bor� Sorunu ve IMF Politikalar��, 2003 http://www.stradigma.com/turkce/kasim2003/makale_06.html 26/06/2005.

    [17]����� Y�ld�r�m, Zeynep; �T�rk Liras� �ld� m�?� DO�U BATI, �� ayl�k d���nce dergisi, FSK Yay�nlar�, Y�l 5, Say�: 18, ss.253-270 Ankara, 2002, s.267.

    [18]����� Yeldan a.g.m., 26.06.2005.

    [19]����� Tokg�z, Erdin�; T�rkiye�nin �ktisadi Geli�me Tarihi, �maj Yay�nevi, 6. Bask�, Ankara, 2001, s.278.

    [20]����� Babacan, Ali; �Toplam bor� stoku 319.5 milyar YTL�, Sabah Gazetesi Ekonomi Servisi, 4 Nisan 2005, http://www.sabah.com.tr/2005/04/04/eko117.html 10/09/2005.

    [21]����� HM; �31.03.2005 �tibariyle D�� Bor� Stoku�, Bas�n Duyurusu, Say�:2005/82 30 Haziran 2005 http://www.hazine.gov.tr/GuncelDuyuru/KAF_20050630_disborcstoku.pdf12-09-2005 13/09/2005.

    [22]����� Yenal, Oktay; ��ktisat Siyasas� ve Plan�, �ktisat Siyasas� �zerinde �ncelemeler, T�rkiye �� Bankas� K�lt�r Yay�nlar�, Ekonomi Dizisi:29, s.159-172.Ankara, Eyl�l 1999, s.164.

    Sayfa Ba��

    Yazı kaynağı : www.akademiktisat.net

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap