Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    türkiye cumhuriyeti devlet demiryolları inşaatının ilk müteahhitlerinden dir

    1 ziyaretçi

    türkiye cumhuriyeti devlet demiryolları inşaatının ilk müteahhitlerinden dir bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Nuri Demirağ Kimdir?

    Nuri Demirağ Kimdir?

    Nuri Demirağ kimdir : Nuri Demirağ, Türkiye’ye birçok ilkleri getiren işadamı olarak bilinir. Nuri Demirağ’a soyadı Atatürk tarafında verilmiştir. Peki Nuri Demirağ kimdir? Nuri Demirağ, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları inşaatının ilk müteahhitlerindendir. Türkiye’nin 10 bin km’lik demiryolu ağının 1250 km’lik bölümünün inşasını gerçekleştirmiş ve Nuri Demirağ’a bu nedenle kendisine Mustafa Kemal Atatürk tarafından “Demirağ” soyadı verilmiştir. Cumhuriyet döneminin sayılı zenginleri arasına girmiş ve hayırseverliği ile tanınmış bir iş adamıdır.

    Nuri Demirağ, Türkiye’de ilk uçak fabrikasının kuruluşu, ilk sigara kağıdı üretimi, ilk yerli paraşüt üretimi gibi ilkleri gerçekleştiren, İstanbul Boğazı üzerine köprü yapılması, Keban’a büyük bir baraj yapılması düşüncelerini ilk kez gündeme getiren kişidir. Özellikle havacılık sanayisinde başarıları ile anılır. Aynı zamanda Nuri Demirağ, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk muhalafet partisi olan Milli Kalkınma Partisi’nin kurucusudur.

    Nuri Demirağ, 1886 yılında, Sivas’ın Divriği ilçesinde dünyaya geldi. Babası Mühürzade Ömer Bey, annesi Ayşe Hanım’dır. Üç yaşında iken babasını kaybetti, annesi tarafından büyütüldü.

    Nuri Demirağ, ortaöğrenimini Divriği Rüştiye Mektebi’nde tamamladıktan sonra okuldaki başarısı nedeniyle öğretmen yardımcısı olarak bir süre kendi okulunda görev yaptı. 1903’de Ziraat Bankası’nın açtığı memurluk sınavını kazanarak Kangal kazasındaki şubeye, bir yıl sonra ise Koçgiri Şubesi’ne atandı. 1906-1909 arasında Erzurum vilayetinde kıtlık yaşanmıştı. Nuri Bey, 1909′da, depolarda bırakılan buğday ve tahılları kişisel inisiyatifini kullanarak halka uygun bedelle sattı. Bu yüzden hakkında soruşturma açıldı ve aklandı.

    Nuri Demirağ, 1910’da Maliye Bakanlığı’nın sınavını kazandı ve maliye memuru oldu. Beyoğlu Gelirler Müdürlüğü’nde memur olarak İstanbul’a atanmıştı. Kısa süre sonra Hasköy Mal Müdürü oldu. Maliyenin her kademesinde çalıştı. Bir yandan da Maliye Mekteb-i Alisi’nde gece derslerine katılarak yüksek öğrenimini yaptı. 1918’de maliye müfettişi oldu. Beyoğlu ve Galata dolaylarında görev yaparken I. Dünya Savaşı’ndan yenik çıkmış bir devletin memuru olarak bazı hakaretlere maruz kalmıştı. Bu hakaretleri sindiremediği için istifa etti.

    Mesude Hanım ile evlenen Mehmet Nuri Bey’in bu evlilikten Galip ve Kayı Alp adlı iki oğlu, Mefkure, Şukufe, Süveyda, Süheyla, Gülbahar ve Turan Melek adlarında kızları dünyaya geldi. Karikatürist Salih Memecan’ın eşi AK Parti milletvekili Nursuna Memecan torunudur.

    İlk Türk Sigara Kağıdı

    Maliye müfettişliğini bıraktıktan sonra ticaret yapmanın yollarını arayan Nuri Bey, 1918′de, yabancıların tekelinde olan sigara kağıdı işine girdi. Eminönü’de küçük bir dükkânda ilk Türk sigara kağıdı yapımını başlattı. Ürettiği sigara kağıdına “Türk Zaferi” adını verdi. Türk Zaferi sigara kâğıtları Kurtuluş Savaşı vermekte olan Türk halkı tarafından büyük ilgi gördü. Nuri Bey, bu ilk girişiminden büyük kazanç elde etti.

    Milli Mücadele Yılları

    Mehmet Nuri Bey, milli mücadele döneminde İstanbul’da sigara üretimi ve ticaretle uğraşırken bir yandan da Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin Maçka Şubesi’nin yönetti.

    Demiryolu İnşaatı

    Kurtuluş Savaşı’ndan bağımsız bir devlet olarak çıkan Türkiye Cumhuriyeti, ülkenin ulaşım sorununa demiryolları ile el atmıştı; amaç, en kısa sürede demiryolu ağını genişletmekti. 1926’da Samsun-Sivas demiryolu yapımını üstlenen Fransız şirketi işi bırakınca ilk etapta yapılacak yedi kilometrelik kısım için açılan ihaleye giren Mehmet Nuri Bey, çok düşük bir fiyat vererek ihaleyi aldı. İşin geri kalan kısmı da denemek üzere kendisine verildi. Tapu dairesinde mühendis olan kardeşi Abdurrahman Naci Bey’i de memuriyetinden istifa ettirip kendisine ortak yapan Mehmet Nuri Bey artık Türkiye Cumhuriyetinin ilk demiryolu müteahhidi olmuştu. Kardeşi ile birlikte çalışarak Samsun-Erzurum, Sivas-Erzurum ve Afyon-Dinar hattını 1012 kilometrelik demiryolunu bir yıl gibi kısa bir sürede tamamladı. Çok dağlık ve kayalık arazide balyozlarla dağları delerek tünel açmak zorunda kalmalarına rağmen işlerini zamanında tamamladılar. Başarılarından ötürü 1934 yılında Atatürk kendisine ve kardeşi Abdurrahman Naci Bey’e Demirağ soyadı verdi.

    İnşaat İşleri

    Nuri Bey, demiryolu yapımı sürerken çeşitli büyük inşaat projelerine de başladı. Karabük Demir Çelik, İzmit Selüloz, Sivas Çimento ve Bursa Merinos tesislerini, Eceabat Havalimanı’nı, Haliç kenarında İstanbul Hal Binası’nı inşa etti.

    Boğaz Köprüsü Projesi

    1931 yılında İstanbul Boğazı’na köprü inşası projesini başlattı. Yurtdışından uzmanlar getirerek incelemeler yaptırdı; San Francisco’daki Golden Gate Köprüsü ile aynı sistemde bir köprü inşa etmeleri için Golden Gate’i inşa eden firmayla anlaştı. Tüm hazırlıkları bitmiş olan projeyi 1934’te cumhurbaşkanı Atatürk’e sundu. Cumhurbaşkanı tarafından beğenilse de proje hükümetten onay alamadı ve proje gerçekleşmedi. Bu, Nuri Demirağ’da çok büyük bir hayalkırıklığı yarattı.

    Siyaset Yaşamı

    Nuri Demirağ, THK aleyhine açtığı davasını kaybettikten sonra, Türkiye’de adalet kavramının gelişmesi için tek-partili yönetim anlayışının değiştirilerek çok-partili demokratik düzenin getirilmesi gerektiğine inanmıştı. Bu düşünceyle siyasete atıldı. 1945 yılında Türkiye’nin ilk muhalafet partisi olan Milli Kalkınma Partisi’ni kurdu. Parti, 1946 ve 1950 seçimlerinde meclise giremedi. 1954 seçimlerinde Demokrat Parti’den adaylığını koydu, Sivas milletvekili oldu. Çölleşme, tarım ve hayvancılıkta gerileme, enerji, barajlar, köprüler, limanlar hakkında çalışmalar yaptı.

    13 Kasım 1957’de İstanbul’da şeker hastalığı nedenile hayatını kaybetti. Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedildi.

    Uçak fabrikası ve gök okulu

    “Avrupa’dan, Amerika’dan lisanslar alıp uçak yapmak kopyacılıktan ibarettir. Demode tipler için lisans verilmektedir. Yeni icat edilenler ise bir sır gibi, büyük bir kıskançlıkla saklanmaktadır. Binaenaleyh kopyacılıkla devam edilirse, demode şeylerle beyhude yere vakit geçirilecektir. Şu halde Avrupa’dan ve Amerika’nın son sistem tayyarelerine mukabil, yepyeni bir Türk tipi vücuda getirilmelidir.”

    Devrin en zengin iş adamı olan Nuri Demirağ, 1936 yılında devletin ilk uçak fabrikasına kurma girişimine başladı. O yıllarda ordunun uçak ihtiyacı halktan ve zengin işadamlarından toplanan bağışlarla karşılanmaktaydı. Kendisinden uçak satın almak için başlatılan bir bağış kampanyasına katılması istendiğinde “Benden bu millet için bir șey istiyorsanız, en mükemmelini istemelisiniz. Mademki bir millet tayyaresiz yaşayamaz, öyleyse bu yaşama vasıtasını başkalarının lütfundan beklememeliyiz. Ben bu uçakların fabrikasını yapmaya talibim.” sözleriyle karşılık vermişti.

    Nuri Demirağ, fabrikayı memleketi Divriği’de kurmayı planlamıştı. Ancak öncelikle İstanbul’da bir deneme atölyesi kurulacaktı. Bu amaçla Çekoslovak bir şirketle anlaştı. İstanbul’da Barbaros Hayrettin Paşa İskelesi’nin yanında atölye binası inşa edildi (Deniz Müzesi’nin solunda bulunan büyük sarı bina). Deneme uçuşlarını yapabilmek için Yeşilköy’deki Elmaspaşa Çiftliği’ni satın aldı ve üzerinde büyük bir uçuş sahası, hangarlar ve uçak tamir atöleysi yaptırdı. Uçuş sahası, Avrupa’nın en büyük havalimanı olan Amsterdam Havalimanı büyüklüğünde idi. Bu alan, günümüzde Uluslararası İstanbul Atatürk Havalimanı olarak kullanılır.

    Uçakları kullanacak Türk pilotların yetişmesi için bir havacılık okulu kurmak gerekiyordu. Pistin bulunduğu arazide Gök Okulu kuruldu. Okul, 1943 yılında kadar 290 pilot yetiştirdi. Yeşilköy’deki Gök Okulu’ndan önce Divriği’de de bir Gök Ortaokulu açtı. Sivas’ın hiçbir ilçesinde ortaokul yokken açılmış bu okulda öğrencilerin tüm masrafları karşılanıyor; öğrenciler havacılığa özenmeleri için İstanbul’a getirtilip uçuş dersleri veriliyordu.

    Beşiktaş’taki uçak fabrikasında üretilecek uçak ve planörlerin planını Türkiye’nin ilk uçak mühendislerinden Selahattin Reşit Alan çizdi. 1936’da ilk tek motorlu uçak üretildi ve Nu.D-36 adı verildi. 1938’de Nu.D-38 adlı çift motorlu 6 kişilik yolcu uçağı yapıldı. NuD-38, 1944 yılında dünya havacılığı yolcu uçakları A sınıfına alındı. İlk uçak siparişini 1938 yılında Türk Hava Kurumu (THK) verdi.

    Nuri Demirağ, havacılık alanında çalışmalarına 1939’da Türkiye’nin ilk yerli paraşüt üretimini gerçekleştirerek devam etti. 1941’de tamamen Türk yapımı ilk uçak İstanbul’dan Divriği’ye uçtu. Nuri Demirağ’ın oğlu ve Gök Okulu’nun ilk mezunlarından olan Galip Demirağ, bu uçuşta pilot idi.

    THK tarafından sipariş edilen 65 planör kısa sürede teslim edildikten sonra; NuD-36 adlı 24 eğitim uçağı tamamlanmış, deneme uçuşları İstanbul’da gerçekleşmişti.

    Uçak fabrikasının kapanması

    THK’nın siparişi olan ve son olarak İstanbul’dan Eskişehir’e uçan uçakların teslimi için Eskişehir’de bir kez daha test uçuşu yapılması talep edilmiştir. Selahatin Reşit Alan, 1938′de Nu.D-36 uçağıyla iniş yaparken, çevredeki hayvanlar hava alanına girmesin diye pistte açılan hendeği görmez ve hendeğe düşer. Reşit Alan bu kazada vefat eder. Bu kazadan sonra THK siparişi iptal etti. Nuri Demirağ, mahkemeye verdiği THK ile yıllar süren bir mahkeme sürecine girdi. Mahkeme THK lehine sonuçlandı. Ayrıca uçakların yurt dışına satılamaması için bir de kanun çıkartılır. Bu yüzden sipariş alamayan fabrika 1950′li yıllarda kapanır. Beşiktaş’ta üretilen uçakların uçuş deneme testleri ve gök okulu için yapılan pistler, hangarlar, üzerlerindeki bütün yapılı binalar o yıllarda dünyanın en büyük havalimanı Amsterdam Havalimanı büyüklüğündeki bütün kurulu tesisler istimlak edildi. Bu havalimanı günümüzdeki Atatürk Havalimanı’dır.

    İspanya, İran ve Irak’tan alınan siparişler engellendi; elde kalan uçaklar hurdacıya satıldı. Nuri Demirağ’ın davayı kaybettikten sonra hükümet üyeleri ve cumhurbaşkanına mektuplar yazarak yanlışlığın düzeltilmesi için yaptığı girişimler başarısız oldu; fabrika tekrar açılamadı.

    Yazı kaynağı : rayhaber.com

    Türkiye Cumhuriyeti Demiryolları İnşaatının İlk Müteahhitlerinden Nuri Demirağ Belgeseli

    Türkiye Cumhuriyeti Demiryolları İnşaatının İlk Müteahhitlerinden Nuri Demirağ Belgeseli

    Türkiye Cumhuriyeti demiryolları inşaatının ilk müteahhitlerinden ve cumhuriyet devrinin ilk sayılı milyonerlerinden, kardeşi Abdurrahman Naci Demirağ ile birlikte servetlerini Türkiye’nin sanayi kalkınmasında büyük işlere yatırmış ve iş hayatının yanında geniş ölçüde hayırsever insan olarak tanınmış bir kişidir. Türkiye Cumhuriyeti demiryolları inşaatının ilk müteahhitlerinden ve cumhuriyet devrinin ilk sayılı milyonerlerinden, kardeşi Abdurrahman Naci Demirağ ile birlikte servetlerini Türkiye’nin sanayi kalkınmasında büyük işlere yatırmış ve iş hayatının yanında geniş ölçüde hayırsever insan olarak tanınmış bir kişi.

    1886 yılında Sivas’ın Divriği kasabasında doğdu. Bu kasabanın eşrafından Mühürdarzade Ömer Bey’in oğludur, annesinin adı Ayşe Hanımdır. Babasını henüz üç yaşında iken kaybetmiş, annesinin himaye ve teşvik kanadı altında otodidakt olarak yetişmiştir. Rüşdiye tahsilini memleketinde yapmış ve aynı rüşdiyeye muallim tayin edilmiş, Ziraat Bankasının açtığı bir müsabaka imtihanını kazanarak, bu bankanın önce Kangal, sonra Koçkiri şubelerinde çalışmıştır. Maliye Bakanlığının açtığı bir imtihanı da kazanarak, bankacılıktan maliye hizmetine geçmiş, İstanbul’a gelerek Maliye’nin her kademesinde seçkin bir memur olarak çalışmış ve 1918-1919 arasında 32-33 yaşlarında iken Maliye Müfettişi olmuştur. Divriği ile alakasını kesmeyerek, İstanbul’da Beşiktaş’a yerleşmiştir.

    Kendi kaydına göre 56 altın (252 kağıt lira) birikmiş parası ile sigara kagıtçılığına başlamış ve “Türk Zaferi” adını verdiği bir sigara kağıdı çıkarmıştır. O acı ve karanlık günlerde ” Türk Zaferi Sigara Kağıdı” fevkalade rağbet görmüş, o zamanki soyadı ile Mühürdarzade Nuri Bey’e hayli para kazandırmış, 252 lirasi üç sene içinde 84 000 lira olmuştur. Daha sonra, Cumhuriyet hükümeti’nin Türkiye Demiryolları ve şoseleri ile başladığı büyük imar işini benimseyerek, devlete en uygun tekliflerle müteahhitlik hayatına atılmıştır.

    “İlk Türk Demiryolu Müteahhidi, ilk kazmayı vurduğu yerden itibaren azminin ve imanın bütün kuvvetiyle ilerlemeye ve bütün geçtiği yerleri, demir ağlarla örmeye başladı.” Fakat Nuri Bey’in muvaffakiyeti, Samsun’dan Erzurum’a kadar geçtiği yerleri demir ağlarla örmekten ibaret kalmadı. O büyük iddiasının tahakkukuna calıştı. Samsun’dan başlayan ilk tahakkukuna müteaakip (Fevzipaşa-Diyarbakır) (Afyon-Antalya) (Sivas-Erzurum) (Irmak-Filyos) hatlarında 1012 kilometrelik demiryolu yaparken, diğer büyük inşaat işlerine de atıldı. Bursa’da Sümerbank’in Merinos, Karabük’te Demir ve Çelik, Izmit’te Selüloz, Sivas’ta Çimento fabrikalarıyla, Istanbul’da Hal binasını ve Eceabad – Hava soşesini de yapti. Şunu da ilave etmek lazımdır ki Nuri Bey, bütün bu büyük eserlerinin önünde ve muhitlerinde, hayrat ceşmeler yapmayı unutmamıştı, nitekim bu ceşmelerin adeti kırk sekizi aşmıştır”.

    Nuri Demirağ, 1936 yılında havacılık sanayiinin ilk temellerini atmaya başladı. İlk iş olarak 10 yıllık devreyi kapsayan bir plan – program hazırlattı. Bu program gereği, Beşiktaş Barbaros Hayrettin İskelesinin yanında Tayyare Etüd Atölyesini kurdu. Bu tayyare atölyesi kısa bir sürede dev bir fabrika haline geldi. Yeşilköy’de Elmas Paşa çiftliğini tayyare meydanı yapmak için satın aldı. 1000 X 1300 metre boyutlarında düz bir tayyare alanı yaptırdı. Bunun bir örneği de o sıralar Avrupa’nın en modern havaalanı olan Amsterdam’da vardı. 1937-1938 yılı içinde Türk Hava Kurumu 10 okul uçaği ve 65 planör siparişinde bulundu. İstanbul fabrikalarında yapılan ilk yerli Türk uçağı, 1941 yılı ağustosunda Nuri Bey’in doğduğu yer olan Divriği’ye uçarak gidip gelmişti. Halkı da heyecanlandıran bu tür gösterilerin yararlı olduğunu düşünen Nuri Bey, Eylül ayında 12 uçaklık bir filoyu, Bursa, Kütahya, Eskişehir, Ankara, Konya, Adana, Elazığ ve Malatya rotasında uçurarak halka kendi tayyarelerimizle göklerimizi kendimizin koruyabileceğini göstermek ve onlara inanç vermek istemiştir. Nu.D.38 tipi yolcu uçağı, tamamen Türk mühendis ve işçilerinin ortaya çıkardıkları Türk tipi bir uçaktır. 6 kişilik yolcu uçağının çift pilot kumandası bulunmaktadır. Saatte 325 kilometre hız yapabilmekte ve 1000 KM uçabilmektedir. Türk Hava Kurumu, Nuri Demirağ’ın fabrikalarına sipariş vermiş olduğu bu uçakları almaktan vazgeçmiştir.

    “Nuri Demirağ, Cumhuriyet Tarihinde üçüncü kez çok partili hayata geçişte (1945) ilk muhalefet partisi olan Milli Kalkınma Partisi’nin kurucuları arasında yer aldı ve genel başkanlığını üstlendi” Partinin resmi muamelesi 26/8/1945’te ikmal edilmiş olmakla birlikte, Nuri Demirağ ‘artık yeter’ sloganı ile 6/7/1945’te ortaya atılmış ve bir siyasi parti kurma teşebbüsüne fiilen o tarihte geçilmiştir. “Böylece Nuri Demirağ sadece memleketin iktisadi kalkınmasında değil, siyasi hayatta tek partili rejimi yıkım işinde de öncü ve liderdir” 1946 seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi ile Demokrat Parti’nin çetin seçim mücadelesinde Nuri Demirağ’ın Partisi seçimde kazanamadı ve Milli Kalkınma Partisi günden güne eriyerek siyasi sahadan tamamen silindi ; fakat 1954 seçimlerinde Nuri Demirağ Demokrat Parti’den Sivas’ta müstakil aday gösterildi ve Nuri Demirağ bu suretle Sivas Mensubu olarak Büyük Millet Meclisine girdi. Meclisteki hayatı uzun sürmedi, 13 kasım 1957’de vefat etti ve Istanbul’da Zincirlikuyu Mezarlığında defnedildi. Mesude Demirağ’la evli bulunan Nuri Demirağ’in Galip ve Kayı Alp adli iki oğlu, Mefkure, Şukufe, Süveyda, Suheyla, Gülbahar ve Turan Melek adlarında kızları bulunmaktaydı.

    Yazı kaynağı : rayhaber.com

    Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları

    Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları

    Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD), Türkiye'deki demiryolu taşımacılığını düzenleyen, işleten ve kontrol eden resmî kurumdur.

    Osmanlı İmparatorluğu döneminde daha çok yap-işlet modeli ile sermaye sahiplerince inşa edilen ve işletilen demiryolları, Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra, 24 Mayıs 1924 tarihinde yayımlanan 506 sayılı Kanun ile devletleştirilmeye başlanmış ve Chemins de fer d'Anatolie Baghdad / Anadolu - Bağdat Demiryolları (CFAB) Şirketi adı ile bir devlet şirketi olarak yapılandırılmıştır. Daha sonra demiryollarının yapımı ve işletilmesinin bir arada yürütülmesi ve daha geniş çalışma imkânları verilmesini sağlamak amacıyla 31 Mayıs 1927 tarihinde yayımlanan 1042 sayılı Kanun ile CFAB Şirketi, Havâlî-yi Şarkiye Demiryolları ve Demiryolu Yapım ve Yönetim İdaresi birleştirilerek bir devlet kurumu olan Devlet Demiryolları ve Limanları İdare-i Umumiyesi kurulmuştur. 30 Ocak 1929 tarihinde yayımlanan 1483 sayılı Kanun ile ise bu kurumun yerini Devlet Demiryolları Umum Müdürlüğü almıştır. 1953 yılına kadar katma bütçeli bir devlet idaresi şeklinde yönetilen bu kurum, 29 Temmuz 1953 tarihinde yayımlanan 6186 sayılı Kanun ile Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD) İşletmesi adı altında İktisadî Devlet Teşekkülü (İDT) haline getirilmiştir. Son olarak uygulamaya konulan 233 sayılı KHK ile ise kurum Kamu İktisadî Kuruluşu (KİK) kimliğini kazanmıştır.[3]

    Avrupa Birliği müktesebatına uyum çalışmaları kapsamında, Türkiye'deki demiryollarının yeniden yapılandırılması ve demiryolu taşımacılık sektöründe rekabetin artırılması ve serbestleşmenin sağlanması amacıyla 1 Mayıs 2013 tarihinde yayımlanan 6461 sayılı Türkiye Demiryolu Ulaştırmasının Serbestleştirilmesi Hakkında Kanun gereğince 14 Haziran 2016 tarihinde TCDD'nin bağlı ortaklığı olarak TCDD Taşımacılık A.Ş. kurulmuştur. Bu yapılanma gereğince, TCDD, Türkiye'deki demiryolu altyapısını Demiryolu Altyapı İşletmecisi olarak yönetmeye devam etmekte; TCDD Taşımacılık ise Demiryolu Tren İşletmecisi olarak demiryollarında yolcu ve yük taşımacılığı yapmaktadır.[4]

    Tarihçe[değiştir | kaynağı değiştir]

    Osmanlı Dönemi (1856 - 1922)[değiştir | kaynağı değiştir]

    İlk kez 1825'te İngiltere’de başlayan ve 25 yıl içinde tüm Avrupa’da yayılan demiryolu ulaşımının, toprakları 3 kıtaya yayılan Osmanlı İmparatorluğu'na girişi diğer birçok teknolojik yeniliğe göre çok daha erken olmuştur. Osmanlı İmparatorluğu'nda demiryolu serüveni ilk olarak Mısır Hidivliği'nde 1851 - 1856 yılları arasında inşa edilen Kahire - İskenderiye demiryolu hattı ile başlamıştır.[6] Anadolu'daki demiryolunun tarihi ise 22 Eylül 1856'da -ilk demiryolu hattı olan- İzmir-Alsancak - Aydın demiryolu hattının inşası için İngiliz Ottoman Railway Company / Osmanlı Demiryolu Şirketi (ORC)'nin ilk kazmayı vurmasıyla başlamıştır. Bu hat 10 yıl süren bir çalışmanın ardından 1 Temmuz 1866'da Sultan Abdülaziz döneminde hizmete girmiştir. 1863'te İngiliz The Smyrna Cassaba Railway / İzmir - Kasaba Demiryolu (SCR) Şirketi'ne verilen bir başka imtiyazla inşasına başlanan İzmir-Basmane - Kasaba (Turgutlu) demiryolu hattı ise 10 Ocak 1866'da hizmete girmiştir.[7] Osmanlı Hükûmeti, İstanbul’dan Bağdat’a bir demiryolu hattı inşa ederek Hindistan ile Avrupa'yı birleştirecek demiryolu hattının İstanbul’dan geçirilmesi düşüncesiyle 1871'de bir ferman çıkarmış ve Nafia Nezareti tarafından 1872'de inşa edilmeye başlanan İstanbul - Ankara demiryolu hattının İstanbul-Haydarpaşa - İzmit kısmı Ağustos 1873'te hizmete girmiştir. 8 Ekim 1888'de çıkarılan yeni bir fermanla, bu hattın İzmit'ten Ankara'ya uzatılması için Alman Chemins de Fer Ottomans d'Anatolie / Osmanlı Anadolu Demiryolları (CFOA) Şirketi'ne imtiyaz verilmiştir. 1889'da demiryolu hattının İzmit - Eskişehir - Ankara kısmının inşasına başlanmış ve hat 31 Aralık 1892'de hizmete girmiştir. Yine CFOA şirketine verilen yeni bir imtiyazla 31 Ağustos 1893'te Eskişehir - Konya demiryolu hattının inşasına başlanmış ve bu hat da 29 Temmuz 1896'da hizmete girmiştir.

    Bağdat Demiryolu olarak adlandırılan hattın Konya - Bağdat kısmının inşa edilmesi için 1903 yılında Chemins du Fer Impérial Ottomans de Bagdad / Osmanlı İmparatorluk Bağdat Demiryolu (CIOB) Şirketi'ne verilen imtiyazla inşasına başlayan hattın inşası ise, I. Dünya Savaşı'nın araya girmesi ve eski Osmanlı coğrafyasında da birçok yeni devletin kurulmasıyla yıllar sürmüş ve ancak 1940'lı yıllarda tamamlanabilmiştir. Hattın şu an Türkiye sınırlarında kalan kısmı olan Konya - Nusaybin arası henüz I. Dünya Savaşı sürerken 1917'de hizmete girmiştir. 1896 yılında inşa ve işletme imtiyazı Baron Maurice de Hirsch’e verilen 2.383 km (1.480,7 mi) uzunluğundaki Rumeli Demiryolu'nun 1888’de tamamlanarak hizmet girmesiyle de İstanbul'un Avrupa ile demiryolu bağlantısı sağlanmıştır. Bu demiryolu hattının milli sınırlar içinde kalan İstanbul - Alpullu - Demirköprü ve Alpullu - Kırklareli kısımları ile Karaağaç eksklavı 336 km. uzunluğundadır.

    1896 yılında yapım ve işletme imtiyazı Baron Maurice de Hirsch’e verilen 2383 km. uzunluğundaki Rumeli Demiryolu'nun 1888’de tamamlanarak hizmet girmesiyle de İstanbul'un Avrupa ile demiryolu bağlantısı sağlanmıştır. Bu demiryolu hattının milli sınırlar içinde kalan İstanbul - Alpullu - Demirköprü ve Alpullu - Kırklareli kısımları ile Karaağaç eksklavı 336 km. uzunluğundadır.

    Osmanlı döneminde yapılıp işletmeye açılan demiryollarının toplam uzunluğu 8.619 km.dir.[8] Ancak bu hatların 4559 km.lik kısmı yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti sınırlarında kalmıştır. Bu hatlardan 2.282 km.lik standart hat ve ~41,800 km.lik dar hat olan kısmı yabancı sermayeli şirketlere, 2.207 km.lik standart hat ve ~80 km.lik dar hat olan kısmı ise Devlet sermayeli şirketlere aittir.[7]

    Kurtuluş Savaşı Dönemi (1919 - 1923)[değiştir | kaynağı değiştir]

    Kurtuluş Savaşı'nda cepheye asker, silah ve erzak taşımada, cephelerden de geriye gazilerin taşınmasında, yani savaşın lojistiğinde sağladığı başarılarla, demiryolları Kurtuluş Savaşı'nın kazanılmasında önemli rol oynamıştır. Bu dönemde, daha sonradan Anadolu - Bağdat Demiryolları Müdüriyet-i Umumiyesi Müdürü olan, Behiç Erkin demiryollarının kusursuz işlemesindeki başarısından dolayı hem TBMM Takdirnamesi hem de İstiklâl Madalyası ile onurlandırılmıştır.

    Cumhuriyet Dönemi[değiştir | kaynağı değiştir]

    Bu dönemde mevcut demiryolu hatlarının yabancı şirketlere ait olan kısımları devletleştirilmiş ve yeni demiryolu hatları inşa edilerek demiryolu altyapısı geliştirilmiştir. Bu amaçla 24 Mayıs 1924 tarihinde demiryollarının devletleşmesi için bir devlet şirketi olarak Chemins de fer d'Anatolie Baghdad / Anadolu - Bağdat Demiryolları (CFAB) Şirketi kurulmuştur.[9]

    31 Mayıs 1927 tarihinde ise -CFAB şirketini de kapsayan- bir devlet kurumu olan Devlet Demiryolları Limanları İdaresi (DDYL) kurulmuştur. DDYL'nin kurulmasıyla birlikte demiryollarının inşası ve işletilmesi bir arada yürütülmeye başlanmıştır. Anadolu topraklarında 1923 yılı itibarıyla 4559 km. olan demiryolu hattı uzunluğu, 1940 yılına kadar gerçekleştirilen çalışmalarla 8637 km.ye ulaşmıştır.[7]

    1932 ve 1936 yıllarında hazırlanan 1. ve 2. Beş Yıllık Sanayileşme Planları'nda, demir-çelik, kömür ve makine gibi temel sanayilere öncelik verilmiştir. Bu tür kitlesel yüklerin en ucuz ve güvenli biçimde taşınabilmesi açısından demiryolu yatırımları önem arz etmekteydi. Bu planlarda demiryollarının şu hedefleri gerçekleştirmesi amaçlanmıştır:

    Ergani'ye ulaşan demiryolu hattı bakır, Karadeniz Ereğli'ye ulaşan kömür, Adana'ya ulaşan pamuk ve Çetinkaya'ya ulaşan demir olarak adlandırılmaktadır.

    Samsun - Kalın demiryolu ve Irmak - Zonguldak demiryolu hatları ile demiryoluna ulaşan limanlar 6'dan 8'e yükseltilmiştir. Samsun ve Zonguldak hatları ile İç ve Doğu Anadolu'nun deniz bağlantısı pekiştirilmiştir.

    1927'de Kayseri, 1930'da Sivas, 1931'de Malatya, 1933'te Niğde, 1934 Elâzığ, 1935 Diyarbakır, 1939'da Erzurum demiryolu ağına bağlanmıştır.[7]

    1940 - 1960 yılları arası demiryolları açısından "Durgunluk Dönemi"dir. Gerçekten de İsmet İnönü dönemindeki ekonomik kıtlığa, imkânsızlıklara rağmen, demiryolu yapımı II. Dünya Savaşı'na kadar sürdürülmüştür. 1940'tan sonra ise savaş nedeniyle yavaşlamıştır. 1923 - 1960 yılları arasında yapılan 3.578 km. uzunluğundaki demiryolu hatlarının 3.208 km.lik kısmı, 1940 yılına kadar tamamlanmış olanlardır. Bu dönemde kurum Ulaştırma Bakanlığı'na bağlanarak 29 Temmuz 1953 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD) İşletmesi adını almıştır. Kurumun statüsü ise İktisadî Devlet Teşekkülü haline getirilmiştir. 1955 yılında ise ülkedeki ilk elektrikli tren hattı olan B1 (Sirkeci - Halkalı) Banliyö Treni hattı açılmıştır.

    Kurtuluş Savaşı’ndan sonra tüm olanaksızlıklar içinde yılda ortalama 240 km. uzunluğunda demiryolu hattı inşa edilirken, 1960 yılından sonra gelişen teknoloji ve maddi olanaklara rağmen yılda sadece ortalama 39 km. uzunluğunda demiryolu inşa edilebilmiştir. Bu tarihlerde demiryollarının geri plana atılmasının temel sebebi devletin ulaşım politikasının değişmiş olmasıdır.[10] Eski Başbakan ve Cumhurbaşkanı Turgut Özal da demiryolları ile ilgili "modası geçmiş bir ulaşım yöntemi" ve "Demiryolu komünist ülkelerin tercihidir, çünkü ulaşımı merkezi denetim amaçlıdır" demiştir.

    Sonuç olarak, 1960 - 1997 yılları arasında ülkedeki demiryolu hattı uzunluğu sadece %11 artmıştır. Ulaştırma sektörleri içindeki yatırım paylarından 1960'lı yıllarda karayolları %50, demiryolları %30 pay alırken, 1985'ten bu yana demiryolunun payı %10'un altında kalmıştır. Türkiye'de karayolu yolcu taşıma payı %96, demiryolu yolcu taşıma payı ise sadece %2'dir. Demiryollarının, mevcut altyapı ve işletme koşullarının iyileştirilmemesi ve yeni koridorlar açılamaması nedeniyle yolcu taşımacılığındaki payı bu yıllarda %38 oranında gerilemiştir.

    2002 yılında yaklaşık 14 milyon ton yük taşımacılığı gerçekleştirilmiş bulunmaktadır. Yük taşımacılığı sadece yurt içinde taşınan malları değil yurt dışından gelip başka ülkelere giden malları da kapsamaktadır.

    Türkiye ulaşım sistemi içerisinde karayolu - demiryolu yük taşıma paylarına bakıldığında, karayolu yük taşıma oranı %94, demiryolu yük taşıma payı ise %4'tür.[7]

    TCDD hem varolan hatların yenilenmesi hem de yeni hatlar eklenmesi için sürekli devam eden bir çalışma içindedir. Özellikle 2003 yılından bu yana varolan eski ray teknolojisini yenileyip yeni ve daha güncel bir sistem olan hızlı tren sistemine geçiş yapmaya çalışmaktadır. Bu çalışmalar kapsamında inşa edilen Ankara - İstanbul yüksek hızlı demiryolu hattının Ankara - Eskişehir etabı 2009 yılında, Eskişehir - Pendik etabı 2014 yılında ve Pendik - Halkalı etabı 2019 yılında, Polatlı - Konya yüksek hızlı demiryolu hattı ise 2011 yılında hizmete girmiştir.[11]

    Şebeke bilgileri[değiştir | kaynağı değiştir]

    Konvansiyonel yollar:

    594 km.lik hızlı tren ana hattının tamamı çift hat, elektrikli ve sinyalli olarak inşa edilmiştir. Bu şekilde hızlı tren hattının toplam uzunluğu 1.184 km. etmektedir. (10 km. müselles yolu)

    Organizasyon[değiştir | kaynağı değiştir]

    TCDD'nin hükûmet düzeyindeki denetimi, gözetimi, koordinasyonu ve ilişkileri Türkiye Cumhuriyeti Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı'nca yürütülmektedir. Merkezi Yönetim 18 ihtisas Daire Başkanlığı ile, Hukuk, Savunma ve Basın Halkla İlişkiler birimlerinden oluşmakta; demiryolu taşımacılığı ile ilgili hizmetler 7 Bölge Müdürlüğünce yürütülmektedir. Ayrıca 7 limanıyla verdiği hizmetlerin sorumluluğu Genel Müdürlüktedir. 2018 yılı itibarıyla 624 memur, 13736 sözleşmeli personel olmak üzere toplam personeli 14.360 çalışandır. TCDD'ye ait ortaklıklar, kuruluşlarla beraber bu sayı toplamı 27.540 kişiden oluşmaktadır.[14]

    Bağlı ortaklıklar[değiştir | kaynağı değiştir]

    TCDD'nin demiryolu endüstrisinde faaliyet gösteren dört bağlı ortaklığı bulunmaktadır:[3]

    TCDD yükümlü bulunduğu hizmetleri yürütmek için demiryolu şebekesini toplam 8 bölgeye ayırmıştır. Her bölge ayrı bir bölge müdürlüğünce idare edilmektedir. Bölge müdürlükleri ve merkezleri şu şekildedir:

    TCDD kendisine ait bağlı ortaklıkların yanında demiryolu alanında çeşitli iştiraklere de ortaktır.

    Görevleri ve verdiği hizmetler[değiştir | kaynağı değiştir]

    TCDD kuruluşundan beri yolcu taşımacılığı, yük taşımacılığı ve liman hizmetleri vermektedir.

    Kuruluşun yasa ile belirlenmiş temel görevleri aşağıdaki gibidir:

    Liman işletmeciliği[değiştir | kaynağı değiştir]

    TCDD işletmelerine bağlı olan ve işletmesi TCDD tarafından yapılan limanların listesi:

    Bu limanlardan Samsun, İskenderun, Bandırma ve Mersin limanları işletme hakkının uzun dönemli devredilmesi yoluyla özelleştirilmiştir.[18] Derince'nin de aynı yöntemle özelleştirilmesi için iki kez ihale açılmış, ancak ikisi de iptal edilmiştir.[19]

    Yolcu ve yük taşımacılığı[değiştir | kaynağı değiştir]

    TCDD, 1 Mayıs 2013 tarihinde yayımlanan 6461 sayılı Türkiye Demiryolu Ulaştırmasının Serbestleştirilmesi Hakkında Kanun gereğince Türkiye'deki demiryolu altyapısını Demiryolu Altyapı İşletmecisi olarak yönetmektedir. TCDD'nin bağlı ortaklığı TCDD Taşımacılık ise Demiryolu Tren İşletmecisi olarak bu demiryolları üzerinde yolcu ve yük taşımacılığı yapmaktadır.[4] TCDD Taşımacılık tarafından verilen hizmetler şunlardır:

    TCDD'ye ait demiryolu hatları üzerinde TCDD Taşımacılık tarafından yürütülen Yük Taşımacılığı Hizmeti'dir. TCDD Taşımacılık'ın araç stoğundaki çeşitli yük vagonlarıyla hammaddeden mamul maddeye, yedek parçadan otomobile, gıdadan beyaz eşyaya, kadar hemen hemen her türlü yük yurt içinde ya da yurt dışında taşınabilmektedir.[20][21]

    Ayrıca TCDD tarafından demiryollarının yük taşımacılığındaki payını arttırmak amacıyla 18 bölgede lojistik köyler inşa etmektedir.

    Satış ve Pazarlama[değiştir | kaynağı değiştir]

    TCDD Taşımacılık tarafından işletilen yolcu trenlerinin biletleri Gar Müdürlüklerinden, yetkili acentelerden, TCDD Taşımacılık internet sitesi ya da akıllı telefon uygulaması üzerinden satın alınabilmektedir.

    Yüksek Hızlı ve Yüksek Standartlı Demiryolu Projeleri[değiştir | kaynağı değiştir]

    TCDD 2003 yılında hızlı tren hatları projelerine başladı. İlk hat, toplam uzunluğunun 533 km. olması öngörülen İstanbul – Eskişehir - Ankara hattıdır. Yüksek Hızlı Tren'in şu anda Ankara - Polatlı - Pendik - Halkalı ve Polatlı - Konya kısımları işletimdedir. Bu yollarda Ankara - Konya, Ankara - Halkalı ve Halkalı - Konya arasında düzenli yolcu taşımacılığına başlanmıştır.

    Ankara - İstanbul YHD Hattı[değiştir | kaynağı değiştir]

    Ankara - İstanbul arasındaki mevcut hattın toplamı 576 km. olup, tümü sinyalli ve elektriklidir. Mevcut hattan bağımsız, 250 km/saat operasyonel hıza uygun, çift hatlı, elektrikli ve sinyalli, olarak inşa edilen Hızlı Tren hattının Ankara – Eskişehir etabı 15 Mart 2009, Eskişehir - İstanbul etabıysa 25 Temmuz 2014'te tam faaliyete başlamış, Ankara – Eskişehir – İstanbul arasındaki demiryolu mesafesi 523 km.ye yolculuk süresi ise 3,5 saate inmiştir.[22]

    Polatlı – Konya YHD Hattı[değiştir | kaynağı değiştir]

    Polatlı - Konya YHD, Ankara - İstanbul YHD hattından Polatlı'da ayrılarak güneye doğru inen çift hatlı, elektrikli, sinyalli yüksek hızlı demiryoludur.

    Polatlı'dan Konya'ya uzanan hattın uzunluğu 212 km.dir. Hattın yapımı ise Ağustos 2006'da başlamış ve hattın tamamı 23 Ağustos 2011 tarihinde hizmete açılmıştır. Bu hat ile, eskiden (arada doğrudan bir hat olmaması dolayısıyla) 10 saat 30 dakika olan Ankara - Konya tren yolculuk süresi 70 dakikaya düşmüştür.[23] Proje kapsamında 7 köprü, 27 üst geçit, 83 altgeçit, 143 menfez, 2030 metre uzunluğunda bir tünel yapılmıştır.[23]

    Ankara - Sivas - Kars YHD Projesi[değiştir | kaynağı değiştir]

    Doğu Anadolu ve Sivas'ın Türkiye'nin büyük kentlerine (İstanbul, Ankara, İzmir) daha kısa sürede ulaşımını sağlamak ve hızlı demiryolu ile bağlantısını gerçekleştirmek amacı ile Ankara - Sivas - Kars arasında bir yüksek hızlı demiryolu yapılması planlanmıştır.[24]

    442 km.lik Ankara - Yozgat - Sivas hattının 293 km.lik Yerköy - Sivas etabının yapımına Şubat 2009'da başlanmış ve fiziki altyapılar %80 oranında tamamlanmıştır. 174 km.lik Ankara - Yerköy hattı projesi minimum hızın saatte 250 km. olması için hâlen planlama aşamasındadır.

    Hattın Sivas - Erzincan - Erzurum - Kars etabının yapımı henüz plan aşamasındadır.

    Polatlı - İzmir YSD Projesi[değiştir | kaynağı değiştir]

    Hattın Ankara'dan başlayarak sırasıyla Afyonkarahisar - Uşak - Manisa şehirlerinden geçerek İzmir'e ulaşması planlanmaktadır Polatlı'yı geçtikten sonra Ankara - Konya YHT'nin 120. km.sinde yer alan Kocahacılı mevkisinde çatallanarak Afyonkarahisar istikametine ilerleyecektir.[25]

    Toplam uzunluğunun 624 kilometre ve toplam yapım maliyetinin 4 milyar TL olması beklenen projenin, birinci etabını Ankara - Afyonkarahisar, ikinci etabını Afyonkarahisar - Uşak - Eşme ve üçüncü etabını ise Eşme - Manisa - İzmir arası oluşturmaktadır. Hat tamamlandığında, Ankara - İzmir arasındaki seyahat süresi 3,5 saat, Ankara - Afyonkarahisar ise 1,5 saat olacaktır.[25]

    Hattın 287 kilometrelik Ankara - Afyonkarahisar etabının altyapı yapım sözleşmesi 11 Haziran 2012'de Sigma-Burkay-Makimsan-YDA iş ortaklığı ile imzalanmıştır. 167 km. uzunluğunda olan etabın 3 yıl içerisinde bitirilmesi hedeflenmektedir. İkinci etap olan Afyonkarahisar – Uşak – Eşme'nin yapım ihalesine bu yıl sonuna kadar çıkılması planlanmaktadır. Eşme – Manisa – İzmir etabının ise uygulama projelerine ait revizyon çalışmaları devam etmektedir.[25]

    2013 sonu itibarıyla 130 milyon TL harcanan, gerçekleşme oranı %6'da olan projenin 2017 yılında tamamlanması planlanıyor.[26]

    Bandırma - Bursa - Osmaneli YSD Projesi[değiştir | kaynağı değiştir]

    Bursa'nın diğer büyük şehirlere ve Anadolu'ya demiryoluyla bağlanmasını sağlamanın amaçlandığı, ticarette demiryolu vasıtasıyla Gemlik limanını da kullanarak İstanbul'un yükünün azaltılmasının planlandığı projedir. Bandırma'dan başlayarak, Bursa ve Yenişehir'den geçerek, Osmaneli'nde mevcut İstanbul – Ankara hızlı tren hattına bağlanması planlanan Bursa hızlı tren projesinin 2018 yılında aktif hale gelmesi beklenmektedir.

    Projenin Bursa - Yenişehir arasındaki 75 kilometrelik bölümünün altyapısını, 393 milyon lira bedelle, YSE Yapı-Tepe İnşaat iş ortaklığı 2015 yılı içerisinde gerçekleştirmiştir. Şu anda bu bölümdeki çalışmalar Çelikler Holding tarafından yapılmaktadır. Hat tamamlandığında İstanbul - Eskişehir - Ankara hızlı tren hattı ile entegre olacak ve Ankara - Bursa ve İstanbul - Bursa arası seyahat süreleri 2,5 saate düşecektir.

    İstasyonlar[değiştir | kaynağı değiştir]

    2011 yılı verilerine göre demiryolları üzerinde 62 adet müdürlük ve 76 adet şeflik statüsünde gar ve 279 adet şeflik statüsünde istasyon vardır. Ayrıca 8 adet memurlu ve 296 adet memursuz durak ve 98 adet sayding vardır.[27]

    Tarihi ve mimarı özellikleri bakımından ön plâna çıkan bazı TCDD gar ve istasyonların şunlardır:

    Ankara Tren Garı, TCDD'nin Ankara'daki ana tren istasyonudur. İlk binası Osmanlı Anadolu Demiryolları'nın bir istasyonu olarak 1892 yılında yapılmıştır. Mevcut ana gar binası inşaasına 4 Mart 1935 tarihinde başlanmış ve 30 Ekim 1937 tarihinde tamamlanmıştır.

    Galeri[değiştir | kaynağı değiştir]

    Araç stoğu[değiştir | kaynağı değiştir]

    TCDD Taşımacılık araç stoğu listesi, 1970 – 2016 yılları arasında TCDD, 2016 yılı ile günümüz arasında ise TCDD Taşımacılık tarafından kullanılan araç stoğu (elektrikli ve dizel lokomotifler, vagonlar, Elektrikli çoklu birim (EMU) vb.) listesidir.

    Kültürel etkinlikler[değiştir | kaynağı değiştir]

    150. yıl kutlamaları[değiştir | kaynağı değiştir]

    TCDD, kuruluş yılı olarak İzmir-Aydın Demiryolu'nun inşaasının başladığı tarih olan 1856 yılını kabul etmektedir ve bu nedenle 2006 yılında 150. yaşını kutlamak amacıyla çok çeşitli kutlamalar düzenlemiştir. TCDD Ankara Garı'nda düzenlenen kutlamalarda dönemin Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım ve Kültür Bakanı Atilla Koç açılış konuşmalarını yapmıştır. Açılış konuşmalarının ardından, restorasyon çalışmaları tamamlanan ve Türk Demiryollarının ilk istasyonu Kemer'de yapılan temsilî temel atma törenine Bakan Binali Yıldırım start vermiştir. İlk rayın döşenmesi tele-konferans bağlantısı ile Ankara Garı'ndan izlenmiştir.

    Sanatsal etkinlikler[değiştir | kaynağı değiştir]

    1990'da Demiryolarını Sevenler Derneği bünyesinde Metin Taşdemir ve Yusuf Aksongür tarafından kurulan Demiryolu Sanat Tiyatrosu perdelerini açmıştır. Oynadıkları ilk oyun Hidayet Sayın'ın "Köklerdeki Kurtlar" oyunudur. Oyunun yönetmenliğini Yusuf Aksongür yapmıştır. Tiyatro Topluluğu süreç içinde; Köklerdeki Kurtlar, Makine, Karımla Evleniyorum, Ağaçlar Ayakta Ölür, Hadi Öldürsene Canikom, İki Sıkılgan, Midirfillik, Ah Şu Gençler, Boyacı, Pembe Treni Kim Durduracak ve Trenli Masallar adlı oyunları sahnelemiştir. Ayrıca Demiryolu Sanat Tiyatrosu'nda her yıl Kasım-Mayıs ayları arasında düzenlenen ücretsiz tiyatro kursları verilmektedir.

    TCDD Müzeleri[değiştir | kaynağı değiştir]

    24 Aralık 1964 tarihinde ziyarete açılmış olan müzenin bulunduğu bina, 1892 yılında Bağdat Demiryolu'nun yapımı esnasında yapılmış ve eski adı "Direksiyon Binası"dır. Ankara Garı kompleksi içinde yer almaktadır. 27 Aralık 1919 tarihinde Atatürk'ün Ankara'ya gelmesiyle Başkomutanlık karargahı ve konutu olarak kullanımına tahsis edilmiştir. Bu bina içinde Atatürk ve ekibi çok önemli kararlar almıştır. Bunlardan birkaçı; 1 Ekim 1921 tarihinde, Fransızlarla yapılan anlaşmanın görüşmeleri ve imza töreni bu binada gerçekleşmiş, 23 Nisan 1920 tarihinde TBMM'nin oluşturulması ile bugünün her yıl 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olarak kutlanmasının kararları bu binada alınmıştır.[30]

    1990 yılında demiryolları mimarları tarafından restore edilerek ziyarete açılmış olan müzenin binası, demiryolları mimarlarından Kemal Suha Esen tarafından "Ankara Oteli" olarak projelendirilmiş. Ancak, bina hiçbir zaman bu amaçla kullanılmamıştır. Bina müze olarak kullanıma açılmadan önce sırasıyla İşletme Müdürlüğü, Muhasebe Müdürlüğü, Yükseköğrenim Öğrenci Yurdu, Kısım Şefliği, Eğitim ve Öğretim Dairesi amacıyla kullanmıştır.[31]

    Atatürk'ün yurt gezilerinde, 1935 ile 1938 yılları arasında kullandığı Beyaz Tren'in özgün tek örneği olan vagon; Ankara Garında 1964 yılından beri sergilenmektedir. Kültür Bakanlığı Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğünce 1991 yılında "Atatürk'e ait korunması gerekli kültür varlığı" olarak tescil edilmiştir.

    Vagonun teknik özellikleri:

    Atatürk'ün yurt gezilerinde kullanılan vagon, onun naaşının İzmit'ten Ankara'ya taşınmasında da kullanılmıştır.[32]

    Celâl Bayar Bulvarı Ankara Gar Sahası üzerinde bulunan müze bir açık hava müzesidir. Müzenin içinde TCDD tarafından kullanılmış ve gerek yaş nedeniyle gerekse teknoloji nedeniyle emekliye ayrılmış çeşitli buharlı lokomotifler yer almaktadır.[33] Yüksek Hızlı Tren ve Başkentray projesi kapsamında yapılacak olan gar inşaatı nedeniyle bulunduğu yerden başka bir yere taşınmıştır.

    Müze 1890 yılında hizmete girmiş ve Alman mimar ve mühendis A. Jasmund tarafından tasarlanmış olan Sirkeci Garı içinde 23 Eylül 2005 tarihinde ziyarete açılmıştır. Müzede yaklaşık 300 kültür varlığı sergilenmektedir.[34]

    Müzeye ev sahipliği yapan bina, 19. yüzyılda Alsancak'ta yaşayan İngiliz tüccarlar tarafından emtia deposu olarak yaptırılmıştır. Binanın yapım tarihi İzmir-Aydın Demiryolu'nun yapımına başlanılan tarih olan 1856 yılından bile eskidir. Bina 1860'larda İzmir-Aydın Osmanlı Demiryolu Şirketi yöneticisinin lojmanı olarak kullanılmıştır. Demiryollarının kamulaştırılmasını takiben de binanın hemen komşuluğunda yer alan ve aynı mimari özellikleri taşıyan büyüklü küçüklü toplam 5 yapıyla birlikte lojman olarak kullanılmıştır.Bina 1990 yılında Müze ve Sanat Galerisi olarak düzenlenmiş ve ziyarete açılmıştır.[35]

    Eskişehir Garı'nda yer alan müze, TÜLOMSAŞ Genel Müdürlüğü'nden ve Eskişehir'deki iş yerlerinden temin edilen malzemelerin sergilenmesi amacıyla 1997 yılında ziyarete açılmıştır.[36]

    Komşu ülkelere bağlantılar[değiştir | kaynağı değiştir]

    TCDD Genel Müdürleri[değiştir | kaynağı değiştir]

    Ayrıca bakınız[değiştir | kaynağı değiştir]

    Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

    Ayrıca bakınız[değiştir | kaynağı değiştir]

    Dış bağlantılar[değiştir | kaynağı değiştir]

    Yazı kaynağı : tr.wikipedia.org

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap