Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    türk sinema tarihinde ilk uluslararası ödül alan film hangisidir

    1 ziyaretçi

    türk sinema tarihinde ilk uluslararası ödül alan film hangisidiri bilgi90'dan bulabilirsiniz

    ULUSLARARASI ÖDÜL ALAN TÜRK FİLMLERİ - Kültür Sanat - Mono – Ortadoğu Holding Kurumsal İletişim Mecrası

    ULUSLARARASI ÖDÜL ALAN TÜRK FİLMLERİ - Kültür Sanat - Mono – Ortadoğu Holding Kurumsal İletişim MecrasıYOL

    YAPIM: 1981
    TÜR: DRAM , ROMANTIK

    Türk sineması, son 50 yılda güçlü hikâyeleri ve nitelikli oyuncularıyla bir ekol oluşturma yolunda ilerliyor. Ancak zaman zaman yaşanan politik sorunlar, Türk sinemasını geriye düşürdü. Askerî darbelerin yaşanması ve sonrasında sosyal dokunun bozulması, sinemamızın hikâyelerini rahatça anlatamamasına ve oyuncuların ideolojik sebeplerle sinemaya katkı sunamamalarına neden olmuştur. Tüm bunlara rağmen Türk sineması, uluslararası platformda her zaman olmaya devam etmiştir. Bunların başında gösterilen “Yol” filminin Cannes Film Festivali’nde aldığı ödül bir başlangıçtı. Açık cezaevinden bayram için memleketine dönen beş mahkûmun hikâyesini anlatan film, toplumsal motiflerin fonunda insan hikâyelerini gözler önüne sermektedir. Bu film özelinde Türk sinemasının usta isimlerini de anmadan geçmemek lazım. Yılmaz Güney ve Şerif Gören’in yönetmenliğinde Tarık Akan ve Şerif Sezer’in oyunculukları hâlâ hatırlardadır.

    ULUSLARARASI ÖDÜL ALAN TÜRK FİLMLERİ - Kültür Sanat - Mono – Ortadoğu Holding Kurumsal İletişim MecrasıSUSUZ YAZ

    YAPIM: 1964
    TÜR: DRAM

    Türk sinemasının bir başka mihenk taşı da Hülya Koçyiğit ve Erol Taş’ın efsane oyunculuklarıyla Berlin Film Festivali’nden ödülle dönen “Susuz Yaz” filmidir. Metin Erksan’ın yönetmenliğinde 1964 yılında gösterime giren film, kuraklık altındaki bölgede yaşanan insan hikâyelerini anlatıyor. Toplumsal olaylara da değinen film, o dönemde çok ses getirmişti.

    ULUSLARARASI ÖDÜL ALAN TÜRK FİLMLERİ - Kültür Sanat - Mono – Ortadoğu Holding Kurumsal İletişim MecrasıUZAK

    YAPIM: 2005
    TÜR: DRAM

    1980 sonrası yaşanan askeri darbenin etkisi geçtikçe sinemamız atağa yeniden geçti. 1990’larda önce ulusal anlamda üretilen filmlerimiz, 2000’lerle uluslararası platformda yeniden ses getirmeye başladı. Nuri Bilge Ceylan yönetmenliğinde 2003 yılında “Uzak” filmiyle Cannes Film Festivalinde ödül alarak ülkemizin sinemasının sesini bir kez daha dünyaya duyurdu

    ULUSLARARASI ÖDÜL ALAN TÜRK FİLMLERİ - Kültür Sanat - Mono – Ortadoğu Holding Kurumsal İletişim Mecrası1960’lı yıllarda yaşanan Kore Savaşı’nda, Koreli bir kız çocuğu ile onu savaş meydanında bulan Türk askerinin hikâyesinin ele alındığı “Ayla” filmi, Cape Town Uluslararası Film Festivali’nde En İyi Kurgu Yönetmeni Ödülü’nün, Uluslararası Asya Film Festivali’nde ise İzleyici Oylarıyla En İyi Film Ödülü’nün sahibi oldu. Yönetmenliğini Can Ulkay’ın yaptığı filmde İsmail Hacıoğlu başrolde yer aldı. Bu film hem hikâyesi hem sinematografisi noktasında üst düzey bir şekilde ele alındı.

    Yazı kaynağı : www.ortadogumono.com.tr

    İlk Kez Uluslararası Bir Ödül Alan ve Scorsese'nin de Koruma Altına Aldığı Türk Filmi: Susuz Yaz

    İlk Kez Uluslararası Bir Ödül Alan ve Scorsese'nin de Koruma Altına Aldığı Türk Filmi: Susuz Yaz

    hak arayan masum insanların, adil olmayan düzende kriminalize edilişi de var bu filmde

    doğada toprak ve su bir bütündür, birbirinden ayrı düşünülemez. hatta filmde de bununla ilgili güzel bir benzetme var, "su, toprağın kanıdır!" diye. ama mülkiyet hırsına yenik düştüğümüzden beri, şahsi çıkarlarımıza göre alan parselleyip sınır dışı bıraktığımız toprakların yaşam kaynağını keserek, adeta bir uzvu sıkıca bağlar gibi kangren olmaya mahkum ediyoruz. sonuç? hem toprak ve dolayısıyla dengesini bozduğumuz tabiat; hem de yaşamlarını idame ettirmek için toprağa bağımlı köylüler mağdur...

    üstünlüğünü topraklarındaki sudan alan osman’a karşı köylüleri esas çaresiz kılan, dönemin, doğaya ve vicdana aykırı tutumdan yana tavır sergileyen hukuk düzeni. ama adaletin bittiği yerde anarşi başlar demişler. haliyle ekmek kavgası ve yaşam mücadelesi içindeki köylüler de çaresizlikten adım adım terörize ediliyorlar. ilk eylemlerinde gözdağı vermek için bir köpeği öldürerek masumiyetlerini yitiriyorlar. ardından pusu kurup saldırı düzenleyerek haklıyken haksız duruma düşüyorlar. ve son olarak kapağı dinamitle patlattıklarında, öldürülen köylü, ateş edende 3'te 2 ceza indirimine neden olacak kadar kanun önünde "suçlu" duruma düşüyor.


    ilginçtir ki evren, adaleti, kendi yasalarıyla birtakım kişi ve olaylar üzerinden her daim gerçekleştirir; hem de acımasızca. osman, uğruna cana kıydığı suda, hakkını gasp ettiği ve karısına göz koyduğu kardeşi elinden boğularak öldürülüyor. bu trajedi önlenemez miydi diye sorgulayınca kırılma noktasına ulaşıyorum: osman'ın, "şeriatın kestiği parmak acımaz" dedikten sonra karara ettiği itirazın sonucu.

    hasan'ın olan bitene karşı tutumu, onu dilsiz şeytan yapmasa da köylülerin umutlarını suya düşürecek kadar pasifti. üstelik çıkışları, kendini otorite gören osman'ı ürküttüğü halde, sesi yeterince gür çıkmadığından ona bir yaptırım uygulayamadı. ama hikayedeki hasan, ağabeyi karşısında ezilmeyen, bencil bir karakter olarak yazılsaydı da olaylar çok farklı gelişmezdi. aşikar olduğu üzere hakkaniyet, birilerinin insafına bırakılmayacak kadar kritik bir mesele.

    hikayeye temel oluşturan kanunda son durum nedir, bilmiyorum. ama yanlış olanı seçmeye zorlanan hatta başka seçenek bırakılmayan nice hayat, terazisinin hassasiyetine aykırı hukuki politikalarla ziyan oldu. filmle şunu fark ettim ki adaletin bir fonksiyonu da hak arayışındaki insanları suç işlemekten korumakmış.

    Yazı kaynağı : seyler.eksisozluk.com

    Türk sineması

    Türk sineması

    Türk sineması veya Türkiye sineması (Yeşilçam olarak da bilinir), Türkiye'deki film endüstrisine dair faaliyetleri ve sinema kültürünü kapsamaktadır. Türkiye'de sinemanın geçmişi Osmanlı İmparatorluğu dönemlerine kadar uzanmaktadır. Başlangıç tarihi tam olarak bilinmese de Anadolu'ya sinemanın gelişinin II. Abdülhamit döneminde gerçekleştiği varsayılmaktadır.[4] İlk toplu film gösterimi ise 1896 - 1897 yılları arasında Sigmund Weinberg tarafından İstanbul'da gerçekleştirilmiştir. İlk toplu gösterilen film ise Lumière Kardeşler yapımı Bir Trenin La Ciotat Garı'na Gelişi (L'Arrivée d'un train en gare de La Ciotat) filmi olmuştur.[4] Bu tarihten, 14 Kasım 1914 yılına kadar da özellikle Lumière Kardeşler'in yaptığı filmler başta olmak üzere yabancı yapım filmler gösterilmiştir.[5]

    1914 yılına gelindiğinde İstanbul'da bugünkü Yeşilköy yakınlarında bulunan Ayastefanos Rus Abidesi'nin yıkılması kararlaştırılmış ve bunu da bir filme çekme fikri ortaya çıkmıştır. Bu fikir ile birlikte Avusturya'dan bir film ekibi davet edilmiş daha sonra ise bu filmi bir Türk'ün çekmesi şartı ortaya atılmıştır. Bu iş için de o sıralarda Osmanlı ordusunda görevli olan Fuat Uzkınay uygun görülmüş ve Avusturyalı film ekibi tarafından Fuat Uzkınay'a filmi nasıl çekmesi gerektiği öğretilmiştir. Kısa bir eğitimin ardından, 4 Kasım 1914 günü Fuat Uzkınay tarafından çekilen Ayastefanos'taki Rus Abidesinin Yıkılışı filmi, bir Türk'ün çektiği ilk film olmuştur.[5] Bu gelişme sonrası Enver Paşa'nın direktifleri doğrultusunda Almanya'daki "Ordu Sinema Kolu"ndan esinlenilerek 1915 yılında Merkez Ordu Sinema Dairesi kurulmuş ve bu kurum, Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye sinema tarihinin ilk resmî sinema kurumu olmuştur.[4][5]

    1922 yılına gelindiğinde ise Türkiye'nin ilk özel film şirketi olan Kemal Film, Kemal Seden tarafından İstanbul'da kurulmuştur.[6]

    Günümüzde ise Türkiye sineması, ulusal ve uluslararası birçok yapım şirketinin yer aldığı, yılda ortalama 100 filmin üretildiği[2][7] bir sinema pazarı hâline gelmiştir.[7] Türkiye, 2016 verilerine göre Avrupa ülkeleri arasında yerli yapım film üretiminde sekizinci sırada yer almaktadır.[7] Yine aynı verilere göre de seyirci sayısı bakımından yedinci, hasılat bakımından sekizinci sırada yer almaktadır.[7] Ayrıca Türkiye sineması Avrupa genelinde en çok sinema salonu ve perdesi barındıran yedinci ülke konumundadır.[7]

    Türk sinemasının dönemleri[değiştir | kaynağı değiştir]

    1896-1913[değiştir | kaynağı değiştir]

    Osmanlının sinemayla tanışması ilk kez 1895 yılında gerçekleşmiştir. Lumière Kardeşler'in L'Arrivée d'un train en gare de La Ciotat (Bir Trenin La Ciotat Garı'na Varışı) filminin, 29 Aralık 1895'te, Paris'teki ilk gösteriminden yaklaşık bir yıl sonra, bir Alman Yahudisi olan Sigmund Weinberg tarafından, İstanbul Galatasaray'daki bir birahanede gösterilmesiyle Türk toplumu sinemayla tanışmıştır.

    1910-1930[değiştir | kaynağı değiştir]

    Türkiye'de halka açık ilk sinema 19 Mart 1910’da, İstanbul Şehzadebaşı’nda "Millî Sinema" adı altında faaliyete geçmiştir.[kaynak belirtilmeli] O zaman İstanbul Sultanisi’nde gösterimler düzenleyen ekip maddi imkân bularak ikinci Türk sineması Ali Efendi Sinemaları’nı açmıştır. Türkiye’de sinemanın kurumlaşması ise I. Dünya Savaşı döneminde gerçekleşmiştir. Alman ordularının, filmleri bir propaganda unsuru olarak ve askerlerin eğitimi için kullandığını gören, dönemin Osmanlı İmparatorluğu Başkumandan Vekili ve Harbiye Nazırı görevlerini sürdüren Enver Paşa, sinema olgusunun önemi fark etmiş ve 1915’te Merkez Ordu Sinema Dairesi (MOSD)’ni kurarak, Türk sinemasının kurumlaşmasının temellerini atmıştır. MOSD’nin kurulması ve takip eden dönemde yapılan hikâyeli filmler sinema tarihi için o yılların en önemli gelişmelerindendir.[8] Aynı dönemde Fuat Uzkınay'ın çektiği "Ayastefanos'taki Rus Abidesinin Yıkılışı" adlı belgesel Türk sinemasının ilk eseri olarak 14 Kasım 1914 tarihinde gösterime girmiştir. 150 metrelik bir belgesel olarak çekilen filmin günümüze hiçbir kopyası ulaşmamıştır.[9]

    1916 yılında Müdafaa-i Milliye Cemiyeti de aldığı bir kararla sinema çalışmalarına başlamış, Almanya’dan getirttiği aletlerle film çekimlerine başlayan cemiyet, savaştan görüntülerin de yer aldığı haber filmi niteliğinde filmler hazırlamıştır.[8]

    İlk konulu Türk filminin ise, her ikisi de 1917'de Müdafaa-i Milliye Cemiyeti tarafından çekilen,[8] Pençe veya Casus adlı filmler olduğu konusunda tartışmalar bulunmaktadır. Aslında Türk sinemasında ilk konulu film denemesi Leblebici Horhor Ağa olmasına rağmen film oyunculardan birisinin ölmesi üzerine tamamlanamamıştır. İkinci film ise Himmet Ağa'nın İzdivacı olmasına rağmen, filmin oyuncuları Çanakkale Savaşı'na katıldıklarından dolayı çekimler ancak 1918 yılında tamamlanmıştır.[10]

    1919 yapımı ve yönetmenliğini Ahmet Fehim'in yaptığı Mürebbiye isimli film sansüre uğrayan ilk Türk filmidir. Türk sinemasında ilk komedi filmi serisine ise 1917 yılında başlanmıştır. Yönetmenliğini Hüseyin Şadi Karagözoğlu'nun yaptığı Bican Efendi Vekilharç isimli 1917 yapımı Türk komedi filmi büyük ilgi görünce, 1921 yılında Bican Efendi Mektep Hocası ve aynı yıl içerisinde Bican Efendinin Rüyası isimli Türk komedi filmleri çekilerek gösterime girmiştir.[10]

    1931-1960[değiştir | kaynağı değiştir]

    Bu dönemde Türk Sinemaları'nın ilk sesli ve Türk-Mısır-Yunan ortak yapımı olan İstanbul Sokakları'nda çekilmiştir. Ayrıca ilk kısa metraj filmler ve dönem filmleri bu dönemde çekilmiştir. 1931-1950 yılları arasındaki en önemli gelişme Türk Sineması Cemiyeti tarafından düzenlenen yarışma olmuştur. Yarışmada Şakir Sırmalı'nın filmi Unutulan Sır "en güzel film" seçilmiştir. 1949 yılında çekilen Çığlık, ilk Türk korku filmi, 1953 yapımı Halıcı Kız filmi ise çekilen ilk renkli Türk filmi olmuştur.[10]

    1961-1970[değiştir | kaynağı değiştir]

    Sinema tarihindeki 2. yarışma bu dönemde İstanbul Yerli Film Yarışması adı altında yapılmıştır. Ayrıca kapalı sinemaların hayata geçirilme fikri bu yıllarda iyice ağırlık kazanmıştır ve renkli film uygulamasına hız verilerek Türk sinema tarihindeki en büyük aşamalardan biri kaydedilmiştir. Üretilen film sayısının 789'a ulaştığı bu yıllarda, yaşanan tüm bu gelişmelerin ışığında, 1963 yapımı Susuz Yaz uluslararası alanda yapılan sinema festivallerinde ödül alan ilk Türk filmi olmuştur.[10]

    1971-1980[değiştir | kaynağı değiştir]

    Bu dönemde sayısal verilere bakıldığında, Siyah-beyaz filmler renkli filmlerin gerisinde kalmıştır. Ayrıca bu yıllarda çizgi filmler ile ilgili çalışmalar yapılmış ve yarışmalar düzenlenmiş, yabancı film festivallerinde başarılar ve uluslararası alanda ödüller elde edilmiştir.

    1981-1990[değiştir | kaynağı değiştir]

    Bu dönemde siyah-beyaz filmler tarihe karışmıştır. Yabancı romanlar ve yapıtlar Türkçeye çevrilerek filme dönüştürülmüştür. Ayrıca Toronto Sinema Vakfı ve Ottawa Elçiliği'nin desteğiyle Türkiye'de ilk toplu film gösterisi düzenlenmiş ve böylece Türk sineması küreselleşme konusunda ilk adımını atmıştır.

    Film festivalleri[değiştir | kaynağı değiştir]

    Ayrıca bakınız[değiştir | kaynağı değiştir]

    Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

    Dış bağlantılar[değiştir | kaynağı değiştir]

    Yazı kaynağı : tr.wikipedia.org

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Ali 10 Ay önce
    0

    bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yorum yap