Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    türk edebiyatı yazar ve şairleri üzerinde etkisi olan edebi akımlar hangileridir

    1 ziyaretçi

    türk edebiyatı yazar ve şairleri üzerinde etkisi olan edebi akımlar hangileridir bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Türk edebiyatı yazar ve şairleri üzerinde etkisi olan edebi akımlar hangileridir? ​

    Türk edebiyatı yazar ve şairleri üzerinde etkisi olan edebi akımlar hangileridir? ​

    Edebî akımlar, aynı görüşte olan sanatçıların bir araya gelerek, belirledikleri ilkeler doğrultusunda yapıt ortaya koymalarıyla ortaya çıkmış edebi anlayışlardır.akımlar şunlardır:

    Hümanizm (İnsancılık)

    Klasisizm (Kuralcılık)

    Romantizm (Coşumculuk)

    Realizm (Gerçekçilik)

    Natüralizm (Doğalcılık)

    Parnasizm (Şiirde Gerçekçilik)

    Sembolizm (Simgecilik)

    Empresyonizm (İzlenimcilik)

    Fütürizm (Gelecekçilik)

    Dadaizm (Kurasızlık)

    Sürrealizm (Gerçeküstücülük)

    Ekspresyonizm (Dışavurumculuk)

    Egzistansiyalizm (Varoluşçuluk)

    Yazı kaynağı : eodev.com

    Edebi Akımlar, Edebiyat Akımları, Özellikleri, Temsilcileri

    Edebi Akımlar / Edebiyat Akımları, Özellikleri, Temsilcileri

    Edebî Akım/ Edebiyat Akımı Nedir?

    Edebî akımlar, aynı görüşte olan sanatçıların bir araya gelerek, belirledikleri ilkeler doğrultusunda yapıt ortaya koymalarıyla ortaya çıkmış edebi anlayışlardır.

    Bir başka tanım: Öncü bir edebiyatçının ya da bir edebiyatçılar topluluğunun oluşturup geliştirdiği, biçim ve içerik yönünden birtakım yenilikler getiren sanat ve edebiyat anlayışı. Edebi okullar, edebi mektepler, edebî ekoller, yazın akımları da aynı anlamda kullanılmaktadır.

    Edebiyat akımlarının oluşmasında toplumsal değişmeler ve gelişmeler, bilimsel ve teknolojik yenilikler, bireysel özelliklerdeki farklılaşmalar etkili olmuştur. Genellikle birbirlerine tepki olarak ortaya çıkan edebiyat akımlarının temsilcileri, akımlarının ilkelerini kendileri belirlemiştir. Avrupa’da edebi akımlar başlamadan önce, iki önemli düşünce ve sanat anlayışı vardı: Hümanizm ve Rönesansçılık.

    HÜMANİZM

    Hümanizm Özellikleri, Temsilcileri

    RÖNESANSÇILIK

    Rönesansçılar Özellikleri, Temsilcileri

    KLASİSİZM

    Klasisizm Akımı Özellikleri, Temsilcileri

    ROMANTİZM

    Romantizm Akımı Özellikleri, Temsilcileri

    REALİZM

    Realizm Akımı Özellikleri, Temsilcileri

    NATÜRALİZM

    Natüralizm Akımı Özellikleri, Temsilcileri

    PARNASİZM

    Parnasizm Akımı Özellikleri, Temsilcileri

    SEMBOLİZM

    Sembolizm Akımı Özellikleri, Temsilcileri

    SÜRREALİZM (GERÇEK ÜSTÜCÜLÜK)

    Sürrealizm Akımı Özellikleri, Temsilcileri

    Realizm, natüralizm ve parnasizm akımlarına tepki olarak doğmuştur. Freud’un “psikanaliz kuramı’nın edebiyata uyarlanmış biçimidir. Akımın bilgi ve esin kaynağı olan Freud’a göre, insanoğlunun dış dünyadan edindiği alışkanlıklar, istekler bilinçaltında toplanır. Bu istekler düş, rüya, yarı rüya durumunda çözülerek ortaya çıkar. Akımın kurucusu olan Andre Breton bu akımı şöyle tanımlamıştır: “Gerçeküstücülük, ister söz, ister yazı ile ya da başka bir yolla, düşüncenin gerçek işleyişini ortaya çıkarmak için başvurulan, içinden geldiği gibi yazma yöntemidir. Bu, aklın denetimi olmaksızın (rüyada olduğu gibi) her türlü estetik ve ahlak kaygısı dışında düşüncenin yazılışıdır.”

    EMPRESYONİZM (İZLENİMCİLİK)

    Empresyonizm Akımı Özellikleri, Temsilcileri

    19. yüzyılın sonlarında ortaya çıkmış, Fransa’da gelişmiş; daha çok; edebiyatta, resimde, müzikte etkisini göstermiştir. Empresyonistler, varlığın gerçek ve nesnel yanını değil, sanatçıda uyandırdığı izlenimleri anlatma amacını gütmüşlerdir. Bu izlenim, sanatçıdan sanatçıya değiştiği için, ortaya konan sanat yapıtı, onu ortaya koyanın kişiliğini yansıtır. Yapıtlarında kendi iç dünyalarını dile getirdikleri için, çevreyi saran evrene ve dış dünyaya karşı ilgisizdirler.

    EKSPRESYONİZM (DIŞAVURUMCULUK)

    Ekspresyonizm Akımı Özellikleri, Temsilcileri

    Birinci dünya savaşından sonra, empresyonizme tepki olarak doğmuş, Alman sinemasında uygulanmıştır. Çevremizi saran evrene ve dünyaya karşı ilgisiz görünen bu akım, insanın iç dünyasını ve bütün duygularını en gizli ve çıplak yönleriyle, olduğu gibi anlatır. Gerçekler her insana göre değişik olduğu için önemli olanı sanatçının kişiliğini ve gerçekleri kendine göre dile getirmesidir.

    KÜBİZM

    Kübizm Akımı Özellikleri, Temsilcileri

    20. yüzyılın başında empresyonizme tepki olarak ortaya çıkmış ve daha çok, resimde kendini göstermiştir. Yazın alanın da, özellikle şairler, ressam Picasso’nun da etkisiyle bir anlayış geliştirmişlerdir. Buna göre şairler, dış dünyayı izleyip olup bitenleri iyi saptamak zorundadır. Onlara göre dünyadaki küçük olayları ve anlamları yakalamak gerekir “Söylenmemiş olanı”, “görülmemiş olanı” gün ışığına çıkarmak, aklın değil düş gücünün yapacağı iştir.

    FÜTÜRİZM (GELECEKÇİLİK)

    Fütürizm Akımı Özellikleri, Temsilcileri

    20. yüzyılda ortaya çıkmış, makineyi ve hızı edebiyata taşıyan edebiyat akımıdır. I. Dünya Savaşı başlamadan ortaya çıkan bu akım, “geçmişten kopuşu, yenilik ve değişikliğe yönelişi” ilke edinmiştir.

    EGZİSTANSİYALİZM (VAR OLUŞÇULUK)

    Egzistansiyalizm Akımı Özellikleri, Temsilcileri

    Egzistansiyalizm, kökü İlkçağ Yunan felsefesine kadar uzanan bir felsefe sistemidir. İkinci Dünya Savaşı’nın son yıllarında bağımsız bir felsefe olarak ortaya çıkmıştır. Felsefe ve edebiyat alanında en önemli temsilcisi ve kurucusu Jean Paul Sartre’dır. Bu akıma göre, insan kendi özünü kendisi seçer. Bu görüş şöyle özetlenebilir: “Var” olma “öz”den önce gelir; yani, insan önce dünyaya gelir, var olur, ondan sonra olmak istediği gibi olur. Egzistansiyalizmin bu anlayışı, Nietzsche’nin, “Her insan, tarihte eşi bir daha tekrarlanmayacak biricik harikadır.” sözünde, özlü ifadesini bulur.

    DADAİZM

    Dadaizm Akımı Özellikleri, Temsilcileri

    20. yüzyılın ilk çeyreğinde Tristan Tzara adlı gencin etrafında toplanan bir grup şair; “dada” sözcüğünü, kurmak istedikleri akıma ad olarak seçmiş ve dadaizmi kurmuşlardır. Fransızca bir sözcük olan dada, çocukların binerek oynadıkları “ağaç parçası, tahta at” anlamına gelir. Düzensiz sözcük ve imgelerin kullanıldığı bu akım, Birinci Dünya Savaşı’nın getirdiği yıkıcı ortamda düş kırıklığına uğrayan aydın ve sanatçıların bir başkaldırısı olarak doğmuştur. Bir başka deyişle iki dünya savaşı arasında varlık gösteren ve toplumu uyuşukluktan kurtarma çabası güden bir harekettir.

    Yazı kaynağı : www.turkedebiyati.org

    T�rk Edebiyat�nda Ak�mlar �zellikleri Temsilcileri

    T�rk yaz�n�ndaki belliba�l� ak�mlar�, bu ak�mlar�n yaz�n �r�nlerine yans�y��lar�n� incelemeden �nce bir bak�� a��s� ve buna dayal� bir y�ntem saptamak gerekli. Sorun, yaz�n (edebiyat) ak�mlar� konusunda bilinenleri s�ralamak, bilgi aktarmak de�il ��nk�. Bilgiyi, �ok boyutlu, kendi geli�im s�recinde ayr�mlar g�steren bir yaz�n tarihine uygulamak... T�rk yaz�n tarihini hem yaz�n ak�mlar�n�n evrensel boyutlar�, hem de kendi i�indeki ayr�mlar�, kendine �zg�l��� i�inde de�erlendirmek... Ba�ka deyi�le evrenselin ulusala yans�y���n� g�zden ge�irirken, var�lan bile�imlerin yan� s�ra, ulusal niteli�i a��r basan aray��lar� da g�stermek...

    Somut �rnekler �zerinde durarak ��yle a��klayabiliriz bunu:
    Yaz�n ak�mlar�n�n geli�imine bak�ld���nda, bu ak�mlar�n salt yaz�na �zg� olmad��� genel, bir sanat ak�m� olarak ba�lay�p geli�tikleri g�r�l�r. �stelik hemen hepsi, genelde do�duklar� �a��n toplumsal yap�s�n�n, bu yap�ya ba�l� d���n�� bi�iminin, ideolojinin �r�n�d�rler. �a��n felsefesinin sanat �zerindeki etkisi ak�m olarak ortaya ��kar ve b�t�n sanat t�rlerinde ortak �zellikler �evresinde geli�ir. Rauf Mutluay'�n �u tan�m� bu a��dan do�ruluk ta��r: "... Toplumsal d�zenin ve onun de�i�iminin bir gere�i olarak, d�nya g�r��� ve sanat anlay��� bak�m�ndan birle�en ki�ilerin, eserleriyle ortaya koyduklar� ve s�rd�rd�kleri ilkelerin toplam�ndan do�an tutarl�l��a bir edebiyat ak�m� denir." �rneklemek gerekirse klasisizm (soyyap�t��l�k, classicisme), romantizm (co�umculuk, romantisme), ger�ek�ilik (realisme), toplumcu ger�ek�ilik, (realisme social), simgecilik (symbolisme), gelecek�ilik (futurisme), dadac�l�k, (dadaisme), ger�ek�st�c�l�k (surrealisme) bat�da do�up geli�en ak�mlardan birka��d�r.

    T�rk Yaz�n Ak�m�n�n Geli�imindeki �zg�n E�ilimler

    Ama burada, yine ak�m s�zc���yle nitelenen ve daha �ok bir ulusun sanat��lar�n�n de�i�ik aray��lar�n�n yol a�t��� k�melenmeler bi�iminde ortaya ��kan e�ilimleri, say�lan ak�mlarla e�de�er tutmamak gerekmektedir. Bunlar, genel olarak say�lan ak�mlar i�inde yer alan, �zel olarak da her ulusun kendine �zg� ko�ullar� i�inde ayr�nt�lar� de�i�en, o ulusun k�lt�r�yle bi�imlenen sanat tutumlar� olarak g�r�lmelidir. Ayr�ca, �zellikle �iirde, kimi zaman k�sa s�reli, ayn� sanat ak�m�na ba�l� de�i�ik k�melenmeler bile g�r�lmektedir.

    B�t�n yaz�n t�rlerinde de benzeri olu�umlara rastlanabilir. S�zgelimi Milli Edebiyat ak�m�n� genelde ger�ek�ilik i�inde ele almak gerekir, ama �zelde T�rk��l�k ak�m�ndan ayr� d���n�lemez. Yine ayn� ak�m i�indeki Refik Halit Karay'� ise T�rk��l�k ak�m�na ba�lamak olanaks�zd�r. Sonra, Fecr-i Ati ak�m� g�r�n�rde Edebiyat-� Cedide'ye tepkidir, ama onu a�amad��� gibi k�sa s�rede onun i�inde erimekten de kurtulamaz. Buradan ��yle bir sonuca varabiliriz: Edebiyat-� Cedide, Milli Edebiyat, Garip, �kinci Yeni gibi, T�rk yaz�n�n�n belliba�l� ak�mlar� sayd���m�z devinimler, hem evrensel yaz�n ak�mlar�n�n etkileri, hem de T�rk toplumunun tarihsel geli�im s�recinde toplumsal de�i�melerin, d���nce ak�mlar�n�n T�rk yaz�n�na yans�mas� a��s�ndan de�erlendirilmelidir. Bu olu�um altyap�-�styap� ili�kilerinin, k�lt�rel geli�melerin b�t�n karma��kl���n� ta��r. Bu nedenle konuya, salt evrensel yaz�n ak�mlar� a��s�ndan de�il, T�rk yaz�n�n�n geli�im s�recinde bir kendine �zg�l�k ta��yan e�ilimler a��s�ndan yakla�may� deneyece�im.

    I.

    Divan yaz�n�nda, g�n�m�zdeki anlam�yla, ak�mlar�n varl���ndan s�z edilemez. Daha do�rusu divan yaz�n�n�n kendisi, dayand��� dinsel nitelikli d�nya g�r���, kurallara ba�lanm�� bi�emi, yinelenen mazmunlar�yla ba�l� ba��na tek bir ak�md�r. Alt� y�z y�l� a�k�n geli�im s�recinde, bi�im yetkinli�ine, s�yleyi� ustal���na ula�m�� ozanlar�n �evresinde ya da izinde k�melenmeler g�r�l�r yaln�zca. Nazirecilik bunun en somut g�r�n�m�d�r. Yaz�n tarihlerinde rastlanan Baki okulu, Nedim okulu gibi nitelemeler bu a��dan de�erlendirilmelidir. Toplum yap�s�n� alt�st edecek d�n���mlerin ger�ekle�meyi�i ve dine dayal� d�nya g�r���n�n egemenli�i sanatta, gerek �z gerekse bi�im a��s�ndan yeni olu�umlar� �nler. Yeni gibi g�r�nen aray��lar, e�ilim d�zeyini a�amadan, divan yaz�n�n�n ilkeleri, ba�ka deyi�le kal�plar� i�inde d�nenir durur.

    Divan Edebiyat�ndaki Durum

    Bu e�ilimlerden �zellikle ikisi �zerinde durmak gerekmektedir: Sebk-i Hindi ve yerlile�me e�ilimi.

    Sebk-i Hindi

    Hint tarz�, Hint bi�emi demektir. Hindistan'da, Baburlu Hint-T�rk h�k�mdarlar�n�n saraylar�nda Fars�a yazan ozanlarca geli�tirilmi�, XVII. y�zy�l divan sanat��lar�ndan Nef'i, Naili, Ne�ati, Nabi gibi ozanlar, b�t�n�yle bu ak�m i�inde yer almamakla birlikte ondan etkilenmi�lerdir. B�ylece, Sebk-i Hindi'nin, "Bilmeceyi and�ran karma��k mazmun ve anlat�mlar, hayal oyunlar�, g��l�kle anla��l�r, beklenmedik ve al���lmam�� benzetmeler, sentetik bir �iir dili" (Fahiz �z) olarak s�ralanabilecek �zellikleri, divan �iirinin kal�plar�n� k�rmak yerine bu kal�plarla oynamak ustal���na yol a�m��t�r denilebilir. Bir bak�ma bu, �iiri b�t�n�yle zihinsel �al��man�n �r�n� yap�yor, �evreden, ya�amdan kopararak d���nceyle s�n�rl�yordu. �iirde bilgece tutumun, atas�zlerini kullanman�n, �zdeyi� niteli�i ta��yan dizeler d�zmenin yayg�nla�mas� da bunun sonucudur.

    Yerlile�me (Mahallile�me)

    Yerlile�me e�ilimini ise bi�im ve �z a��s�ndan iki ayr� d�zeyde ele almak gerekmektedir. Bi�imde yerlilik, dilde, s�yleyi�te yabanc� s�zc�klerden ka��nmak, T�rk�eye y�nelmek olarak �zetlenebilir. T�rki-i Basit (Basit T�rk�e) ad� verilen bu ak�m�n temsilcileri 16. y�zy�l ozanlar�ndan Tatavlal� Mahremi ile Edirneli Nazmi'dir.

    Nazmi'nin Basit T�rk�e �iirleri 45.000 beyti a�an divan�na serpi�tirilmi�tir. Fuat K�pr�l�, Nazmi'nin bu yoldaki �iirlerini se�ip divan bi�iminde yeniden d�zenleyerek "Divan-� T�rki-i Basit" ad�yla yay�mlam��t�r (1928). 285 manzumeyle 56 m�fretten olu�an yap�ttaki �iirlerin sanatsal de�er ta��d���n� s�ylemek g��t�r. Konular divan �iirinin konular�d�r, �l�� olarak da aruz kullan�l��t�r. Ama gerek s�zc�k da�arc���, gerekse ad ve eylem bildiren s�zc�klerin �ekimleri bak�m�ndan bu �iirlerin de�eri yads�namayaca�� gibi Arap-Fars etkisindeki divan �iirine bir tepki oldu�u da g�zden uzak tutulamaz. Ayr�ca T�rk�eye y�neli�, Nazmi'yi, halk �iirlerinde �ok�a g�r�len cinas �rneklerine itmekle kalmam��, benzetmelerde ya�ad��� �evreden, ya�amdan yararlanmas�na da yol a�m��t�r. Yine de,

    benzeri, yabanc� s�zc�kler kullanmadan, salt T�rk�e �iirler yaz�labilece�ini de kan�tlamay� ama�layan bu e�ilim yayg�nl�k kazanamaz. Bunun nedeni, yaln�z an�lan ozanlar�n g��s�zl���nde de�il, yeti�tikleri �evrede, i�inde bulunduklar� yaz�n ortam�nda, divan �iirinin d�nyas�ndan kopamay��lar�nda da aranmal�d�r.

    18. y�zy�l�n sonunda Nedim'le belirginlik kazanan yerlile�me e�ilimi ise �ze ili�kindir. Nedim'in divan �iirine yenilik getirdi�ini s�yleyenler, kal�plar� k�rd���n�, bilinen mazmunlarla yetinmedi�ini, ya�am� yans�tt���n�, yal�n, ak�c� bir s�yleyi�i oldu�unu; �iirlerinde ne�e ve alay�n, ten zevkinin dile getirildi�ini s�ylerler. Ama ondan �nceki divan �iirine bak�ld���nda, bu say�lanlar�n hi� de yeni olmad��� g�r�l�r. Dahas� Nedim'deki ne�eyi ve alayc�l��� Baki'de bile bulabiliriz. Hele Rumelili ozanlarda yerlilik, neredeyse genellenebilecek bir �zelliktir. K�sacas� Nedim'i gelenekten koparmak olas� de�ildir. Ama onun �iirini, divan gelene�i i�ine oturttuktan sonra "kendi i�inde ele alacak olursak, onda kendisinden �nce gelenlerden, hatta �a�da�lar�ndan ayr�lan, realite ile hepsinden ba�ka ve �ok daha s�cak bir �ekilde kayna�m�� bir taraf�n da bulundu�u g�r�l�r" (A.H. Tanp�nar). Ba�ka bir s�yleyi�le Nedim, d�� d�nyadan ald�klar�n� duydu�u gibi verir. �zlenimlerini ve g�zlemlerini soyutla�t�rarak bir s�s bi�iminde kullanmaz. Minyat�rle resim aras�ndaki ayr�m neyse, kendinden �ncekilerle Nedim aras�ndaki ayr�m da odur. Yeni mazmunlar�, yeni benzetme ve bulu�lar� bir yana, divan yaz�n�n�n �l� sevgilisini canland�r�r. Onunla kendisi aras�nda �yle bir ili�ki kurar ki, d�nya d��� varl���n k�p�rdad���, soluk ald��� g�r�l�r. As�l yeni olan da budur. Nesnelerle, genel anlamda d�nyayla kurulan ba�, ya�ama kar�� tak�n�lan tutum onu yeni yapar. Nedim'in �ark� bi�imini yeniden canland�rmas�, bu bi�imin en g�zel �rneklerini vermesi de bu tutuma ba�lanmal�d�r. Yans�tt��� d�nya ne �l��de ger�ekse, ger�ekli�e yakla��rsa; duygular� ne �l��de i�ten ve y�rekten geliyorsa, dili de o �l��de ger�e�e yakla��r. �stanbul T�rk�esi'nin en g�zel �rnekleri say�labilecek,

    benzeri y�zlerce dize buna �rnek g�sterilebilir. Ayr�ca divan�nda rastlanan heceyle yaz�lm�� bir t�rk�, tek �rnek olsa da, kimi denemelere giri�ti�ini g�stermesi a��s�ndan ilgin�tir. Ama Nedim'in a�t��� bu ����r da yayg�nl�k kazanamaz. Gelene�in d���na ��kamaz ��nk�. Ard�nda onu haz�rlayan ya da dayanabilece�i yeni bir d���nce devinimi, k�lt�rel bir birikim yoktur. Lale d�neminin (1718-1730) ozan�d�r ve d�nemin Patrona Ayaklanmas�yla kapanmas� onun da sonu olur. Bir ba�ka b�y�k ozan�n, �eyh Galip'in (1757-1799) Nedim �ncesi �iirle ba�lant� kurmas� ve Sebk-i Hindi'den etkilenmesi, onun �iirinin yanl�� yorumlanmas�na, salt u�ar� �z�yle ve d�� g�r�n���yle al�nmas�na yol a�ar.

    II.

    Halk Yaz�n Ak�m� - Yunus Emre

    Divan yaz�n�, halk yaz�n� bi�iminde iki k�mede inceledi�imiz eski T�rk yaz�n�nda tasavvufla (gizemcilikle) beslenen bir yaz�n ak�m�na �zel yer ay�rmak gerekmektedir. Yunus Emre'ye ba�lanan gizemci halk yaz�n�d�r bu. Bir d���nce ak�m�na dayanmas�, ortak temler �evresinde ortak s�yleyi�lerle birbirine ba�lanarak geli�mesi ve belli bir inanca ba�l� olanlarca benimsenip s�rd�r�lmesiyle halk yaz�n� i�inde ayr� bir yer tutmakla kalmaz, bir ak�m, bir ����r niteli�ini de kazan�r. "Bu edebiyat�n �r�nlerinden bir b�l��� uyar�c� ve ��reticidir. Bir b�l��� ise, tasavvuf ne�vesi i�inde ilahi bir inanc�n heyecan�yla yaz�lm��, �zelli�i ve i�tenli�i b�t�n halk�n zevkini ok�ayagelmi� tekke �iirleridir" (A.S. Levend). Denilebilir ki, bir din felsefesi sayabilece�imiz tasavvuf, divan yaz�n�nda oldu�u gibi, halk yaz�n�n� yaln�z etkilemekle kalmam��, halk yaz�n� i�inde geli�en bir ak�m�n temelini olu�turmu�tur.

    T�rk yaz�n tarihine ili�kin �al��malarda bu konu gere�ince de�erlendirilmemi�, t�rsel nitelikleri a��s�ndan yaz�n �r�nlerini s�n�flamakla yetinilmi�tir. Oysa gizemci halk yaz�n� i�inde de�erlendirdi�imiz �r�nleri verenlerin toplumsal konumlar�n�, ki�iliklerini g�z ard� etmemek gerekir. Bu ozanlar bir tarikata ba�l�d�rlar, �eyh ya da dervi�tirler. A��k tarz�n� benimseyenlerin bile bir e�itimden ge�tikleri bellidir. �stelik �iiri inan�lar�n�, inand�klar� do�rular� yaymada bir ara� olarak kullanmaktad�rlar. Halk yaz�n�n�, se�melerinin nedeni de budur. Ba�ka deyi�le, halk yaz�n� i�inde yeti�memi�ler, ama�lar� gere�i halk yaz�n�na yerle�mi�lerdir. Anadolu gezimci halk yaz�n�n�n babas� sayd���m�z Yunus Emre'nin yeti�ti�i d�nemi, 13. y�zy�l Anadolu'sunun toplumsal g�r�n�m�n� an�msamak bunu yeterince kan�tlar.

    Beyliklere b�l�nm��, Mo�ol yay�lmas� sonucu karga�a i�indeki Anadolu'da dervi�lerin ba�ar�ya ula�malar�, gezemcilik d���ncesini yaymalar� ve halk� tarikatlar �evresinde toplamalar� onun dilini, onun yaz�n�n� kullanmakla olsayd�. Nitekim ya�am� bilinmemekle birlikte, �iirlerinin d���nsel yap�s�ndan, Yunus Emre'nin de halk ozan� tipine sokulamayaca�� kolayca anla��lmaktad�r. Dili, s�yleyi�iyle halk ozan� olan Yunus, �z�yle s�zc���n ger�ek anlam�nda bir d���n�rd�r. Ak�m�n ba�l�ca ozanlar� A��k Pa�a, E�refo�lu, Nizamo�lu Seyyid Seyfullah, Himmet (Bolulu) de medrese ��renimi g�rm��, divan yaz�n�n�, Arap�a ve Fars�a'y� bilen ayd�n ki�ilerdir. Hepsi de �eyhlik kat�na y�kselmi�lerdir.

    Yunus Emre'ye ba�lanan gizemci halk yaz�n�n�n, ayr�ca tarikatlar �evresinde, ba�l�ca iki kolda geli�ti�i g�r�l�r: Melami-Hamzavi halk yaz�n�, Alevi-Bekta�i halk yaz�n�. Bunlardan birincisi, ak�m niteli�ini korurken, melamilik ve hamzavili�in ilkeleriyle s�n�rlanarak bir z�mre yaz�n� bi�iminde geli�ir. "Tek s�zle s�ylenmesi gerekirse bu edebiyat, a�ka ve cezbeye, fakat ak�ll�ca cezbeye ve bilgiye dayanan a��rba�l�, biraz da Arap�a ve Fars�a kelime ve terkiplerle kar���k bir edebiyatt�r" (Abd�lbaki G�lp�narl�). Hac� Bayram-� Veli, Dukakinzade Ahmet, Ahmet Sarban, Kaygusuz Vizeli Alaeddin, �dris-i Muhtefi, Emir Osman Ha�imi, Muhyi, O�lanlar �eyh �brahim, Gaybi Sunullah bu yolda �r�n veren ozanlar�n ba�l�calar�d�r.

    Alevi-Bekta�� Yaz�n�

    Alevi-Bekta�i halk yaz�n� ise daha de�i�ik bir nitelik ta��r. Alevili�e ve Bekta�ili�e �zg� terim ve deyimlerin kullan�lmas�, tarikat ilkelerinin dile getirilmesi, �iirlere �ii-bat�ni inan�lar�n egemen olmas� gibi �zellikleriyle tasavvufi halk yaz�n� i�inde �zel bir yer tutarken; ya�ama sevincini, do�a segisini, d�nyaya ba�l�l��� dile getiren �r�nleriyle de din d��� halk yaz�n�na ba�lan�r. Bunun nedeni, Alevilik ve Bekta�ili�in tarikat olarak daha �ok k�rsal kesimlerde yayg�nl�k kazanmas�d�r. Tarikat�n bu �zelli�i Alevi-Bekta�i ozanlar�n �r�nlerine de yans�r. Eyti�imsel bir geli�im sonucu dinselle din d��� olan bir noktada kesi�ir. Ozanlar�n k�rsal kesimden olu�u, halk yaz�n� gelene�i i�inde yeti�meleri de bu durumu besler. B�ylece Alevi-Bekta�i �iirleri ikili bir g�r�n�m kazan�r. S�zgelimi Pir Sultan Abdal,

    "Pir Sultan�m aydur d�nya fanidir
    K�rklar�n sohbeti a�k mekan�d�r
    Kusura kalmayan kerem kan�d�r
    G�nl�nde karas� olan gelmesin"

    derken bir Alevi-Bekta�i ozan�d�r; ama,

    "Da�dan k�t�r k�t�r hezen indirir
    �ndirir de ate�lere yand�r�r
    Her evin devli�in �k�z d�nd�r�r
    �ren�berler ho��a tutun �k�z�"

    diyerek topra�a, do�aya ba�l� bir halk ozan� oluverir. Bir ak�m g�r�n�m�ndeki tekke �iirinin, halk yaz�n� i�inde ele al�nan �r�nlerinin �o�unun Alevi-Bekta�i k�kenli olmas� da buna ba�lanmal�d�r.

    III.

    Tanzimat: Do�unun Yerine Bat�

    Bilindi�ince, XIX. y�zy�lda Bat�l�la�ma ak�m�na ko�ut olarak geli�en T�rk yaz�n�, roman, �yk�, tiyatro gibi yeni t�rlerin denenmesiyle �a�da� bir �izgiye girmi�; T�rk yaz�n�n�n y�n� Bat� d���ncesinin temel al�nmas� sonucu de�i�mi�tir. Bat�yla ili�kiler, ayd�nlar�n bir bat� dilini ��renmeleri, bat� yaz�n�ndan yap�lan �eviriler, bat�daki siyasal e�ilimlerle, ideolojilerle tan��ma bir uygarl�k de�i�imini de gerektirmi�tir. Ba�ka deyi�le do�unun yerini bat� alm��t�r.

    Bat�l�la�ma ve buna ba�l� olarak yeni bir k�lt�re a��l�nmas� ba�lang��ta T�rk yaz�n�n� da bat� yaz�n�n�n g�d�m�ne sokmu�tur. Ahmet Hamdi Tanp�nar bu konuda �unlar� s�yler: "S�rf edebi cereyanlar y�n�nden bak�l�rsa, bu y�z sene i�inde T�rk edebiyat�n�n Garp edebiyatlar�nda ve bilhassa Frans�z edebiyat�nda mevcut b�t�n cereyanlar� uzak ve yak�n fas�lalarla, muntazam surette takip etti�i g�r�l�r."

    Bile�imin ger�ekle�tirilemedi�i Tanzimat d�neminde iyice belirgindir bu. �zellikle de �yk� ve romanlarda. ��nk� �iir, en az�ndan bi�im olarak bir gelene�e yaslanmaktad�r. Oysa, bir d�zyaz� gelene�i olmakla birlikte, �yk� de, roman da t�r olarak yenidir. Tanzimat sanat��s� i�in. "Yeni T�rk edebiyat�n� kurmak i�in gayret eden ilk iki neslin (1825 ve 1840 s�ralar�nda do�anlar: �inasi, Ziya Pa�a, Nam�k Kemal) zevk ve gayretleri hemen hemen ayn�d�r. Bu iki neslin ikisi de XVII. as�r Frans�z klasikleriyle beraber XVIII. as�r Frans�z filozoflar�n� ve gene Frans�z romantiklerini okumu�lard�r" (Tanp�nar). verdikleri �r�nlerde de co�umcular� izlerler. Ama Tanzimat��lar�n co�umculu�u, bat�daki �rneklerde oldu�u gibi, bu ak�m� besleyen toplumsal ve d���nsel �zden yoksundur.

    Ger�i Tanzimat roman� belli toplumsal ko�ullar�n sonucudur. Ama bu toplumsal ko�ullar, bat�da oldu�unca yap�sal bir de�i�imin sonucu de�illerdir. Daha do�rusu, �retim ara�lar�n�n el de�i�tirmesi sonucu �retim ili�kilerinin de�i�mesi s�z konusu de�ildir. Diyelim, bat�da da roman salt ekonomik ve toplumsal olan�n �nceli�iyle a��klanamaz. Ama kentsoylulu�un geli�imiyle sanat da yeni �zlere, yeni bi�imlere a��lm��t�r. Bir bak�ma kentsoylular�n Frans�z devrimiyle tam olarak egemenliklerini kurmalar�, bilim ve sanat gibi �styap� kurumlar�n�n yard�m�yla ger�ekle�ir, �nc� g�revini bunlar y�klenir, kentsoylular�n egemenli�inin peki�tirilmesini sa�larlar. Victor Hugo'nun, co�umculu�u, "edebiyat olan Frans�z devrimi" bi�iminde tan�mlamas� bu do�ruyu vurgular. ��nk� devrimden �nce siyasal g��, kentsoylular�n derebeyleri y�kmak i�in ge�ici bir i�birli�ine girdikleri prenslerin, soylular�n elindedir. Temel ilkeleri us, ger�ek ve do�a olan klasisizm bu s�n�f�n �evresinde geli�ir. Co�umculuk ise usun yerine duyguyu koyar. Klasisizmin ger�e�i belli bir g�zellik anlay���yla s�n�rl�d�r, �l��l� bi�ilidir. Co�umculuk b�t�n s�n�rlar� y�kar, onun ger�e�i ya�amd�r. Klasisizm geneli anlat�r, tiptir onun i�in �nemli olan. Co�umculuk ise, �zeli yakalamaya �al���r, tiplerle de�il, ki�iliklerle u�ra��r. Bu nedenle de bireycidir, bireycili�in utkusudur.

    ��te bu nedenle, kendilerini kurtar�c� olarak g�rd�kleri i�in co�umculu�un d���� yan� Tanzimat��lar� etkilemi�ti denilebilir. Do�u d���ncesi insan� siler ��nk�. Birey olarak yoktur insan. Tanr� vard�r yaln�zca ve insan onun suretidir. Oysa Tanzimat��lar�n kar��la�t�klar� bat�l� insan, e�itilmi�, bilgili, toplumu ileriye g�t�ren yarat�c� insand�r. Onlar da hemen, bu insan�n olu�umu �zerine d���neceklerine, o insan gibi olmaya �al��m��lard�r. B�ylesi bir �aban�n inanm��, duygulu, co�kulu bir ayd�n tipi yarataca�� a��kt�r. K�sacas� bat� co�umculu�u, Tanzimat��lar�n ruhsal durumuna uygun d��mektedir.

    Ayr�ca, co�umculu�un s�radan yap�tlarda c�v�kla�an duyguculu�u sanat��lar�m�z� yeninin ta kendisi olarak �ekecek, bu duygusall�k Tanzimat��larda bir a�lama duvar� oluverecektir. Sonu�ta, bat� co�umculu�u nas�l yozla�arak kurtulu�u ka���ta ve ger�ekle ba�da�mayan bir d��te bulmu�sa, Tanzimat co�umculu�u da bu d��� sanat��larda yarat�c� bir imgelem olmad���ndan - �l�m k�l���na sokarak, insanlar�n kurtulu�unu onlar� �teki d�nyaya g�ndermekte bulmu�tur.

    Co�umculu�un belliba�l� niteliklerini basitle�tirmekte ve her romanda kullan�labilecek re�eteler bi�imine getirmekte ustad�r. Tanzimat sanat��lar�. Bu re�eteleri ilkel olarak ortaya koyan Ahmet Mithat, en iyi bi�ime sokan ise Nam�k Kemal'dir. �stelik ekonomik ve toplumsal ko�ullar�n ezdi�i, �slam gizemcili�inin etkisiyle kendisini edilgen bir d�nya g�r���yle ko�ullam�� T�rk insan�n�n g�nl�k ya�am�nda, y�zeysel olarak al�n�nca hemen a�lamakl� bir co�umculu�a konu olabilecek tablolar �oktur.

    S�zgelimi k�le k�z ya da k�le erkek b�t�n Tanzimat roman�nda boy g�sterir. Ama k�le insandan yola ��karak k�lelik kurumuna, giderek toplumsal d�zenin bozuklu�una b��ak atabilmek olas�yken, i�in duygusal yan�na ka��lm��t�r hep. Buysa do�al bir sonu�tur. Co�umculu�un etkisi, bilin�sizlik ve deneysizlikle birle�ince, Tanzimat sanat��s�n�n bir a�ama yapmas� olanaks�zd�. Yaln�z Samipa�azade Sezai'nin Serg�ze�t'inde bu �yk�n�n kimi ger�ek�i �izgiler ta��d��� g�r�l�r. Daha do�rusu g�zlem girer �yk�ye. Ama bu g�zlem, esir pazar�n�n anlat�lmas� ya da esir ya�am�ndan bir iki tablo �izilmesidir, o kadar. Yoksa, Serg�ze�t'te Tanzimat co�umculu�unun b�t�n �zelliklerini ta��r.

    IV.

    Oysa Tanzimat��lar�n �r�n verdikleri y�llarda, bat�da co�umculuk �oktan a��lm��, ger�ek�i anlat�m y�ntemleri alabildi�ine geli�tirilmi�ti. Co�umcu d�nem i�inde ele al�nmakla birlikte ger�ekli�in as�l �nc�leri say�lan Balzac'la Stendhal'in yap�tlar� yay�mlanal� y�llar olmu�tu. Ama Tanzimat��lar ger�ekli�in ad�n� etmekle yetindiler. G�zlem �r�n� bir iki betimlemeyi ger�ek�ilik sand�lar. Bu konuda benzeri yan�lg�lar g�n�m�zde de s�rmekte, T�rk yaz�n tarihi �al��malar�nda yanl�� de�erlendirmelere gidilmektedir. ��nk� ger�ek�ilik, temelde bir anlat�m y�ntemidir. Yaz�nda ger�ek�i y�neli�ler olguculu�un (positivisme) geli�imine ko�ut olarak ortaya ��km��, bilimin geli�mesi, gerekirci (deterministe) g�r��ler ger�ek�ili�i haz�rlam��; deney, g�zlem, nesnelik gibi y�ntemsel ilkeler ger�eklerin de ana ilkeleri olmu�tur. Nitekim, "XIX. y�zy�l�n ilk ger�ek�ilerinin �zerinde az �ok birle�tikleri bir ger�eklik kavram� vard�. Bu romanc�lar ger�ek�i bir roman yazmadan ve bu t�r romanlar� savunmay� �zerlerine almadan �nce, insan�n d���nda, ondan ayr� ve ba��ms�z bir ger�ekli�in varl���n� kabul etmi�lerdi. Bilimdeki bulgular tarihte ilk kez ancak g�r�nen varl�klar�n ger�ek oldu�u, g�r�nmeyenlerin ger�ek olmad��� inanc�n� uyand�rm��t�. Buna bir de XIX. y�zy�l�n sonunda ruhbilimde yeralan ilkelerle insan�n i� ger�ekli�inin de yine bilimin yard�m�yla ayd�nlanaca�� inanc� ekleniyordu. Ger�ek�i roman yazar� insan hakk�ndaki ger�ekli�in t�m�n�n insan�n i� ve d�� d�nyalar�ndaki olgular�n g�zlenmesi ile saptanabilece�ine g�veniyordu. Ger�ek�i roman�n i�i bu olgular� yans�tmakt�. �nsan ya�ant�s�n�n ger�ekli�ine ancak bu ger�ekli�in bilinebilece�i tek yoldan, bilimsel yoldan ���k tutulabilirdi" (Necla Ayt�r).

    Ger�ek�ilik

    Buradan yola ��karak varaca��m�z sonu�lar �unlard�r: T�rk yaz�n�nda bir anlat�m y�ntemi olarak ger�ek�ilik 19. y�zy�l�n sonlar�nda g�r�l�r. Daha �nceki �rnekler, �teki uluslar�n yaz�nlar�nda da oldu�u gibi, d�� ger�ekli�in g�r�ld��� bi�imiyle yans�t�lmas�ndan �teye ge�mez. Bu yap�tlar i�in ger�ek�i s�zc���n� s�fat olarak kullanabiliriz yaln�zca. S�z konusu olan, ya�anan�n, g�r�lenin betimlenmesidir ��nk�. �rne�in gerek destanlarda, gerekse bunlar�n s�re�i sayabilece�imiz Dede Korkut �yk�lerinde ya da s�zl� gelenekte do�up yaz�ya ge�mi� halk �yk�leri benzeri destans� anlat�larda eski T�rk topluluklar�n�n g�nl�k ya�ay���ndan g�r�nt�ler bulmak olas�d�r. Giderek bu t�r �r�nlerden yola ��k�p g��ebe ya�ay�� bi�iminin �zellikleri bile saptanabilir. Ama bu, o yap�tlar�n ger�ek�i kavram�yla nitelenmesi i�in yetmez. Homeros'un yap�tlar�nda da eski Yunan sitelerinin ya�am�n� buluruz, ama onlar� ger�ek�i olarak nitelemeyi d���nmeyiz. Bu nedenle 19. y�zy�l �ncesi T�rk yaz�n�n� ger�ek�ilik a��s�ndan de�erlendirirken ger�ek�ili�in bir y�ntem oldu�unu unutmamak gerekmektedir.

    Divan yaz�n�nda, �zellikle mesnevilerde, �ehrengizlerde rastlanan ger�ek�i betimlemeler de bu a��dan ele al�nmal�d�r. Bu yap�tlarda, "�a��n g�nl�k ya�am�, yeme, i�me, giyinme, gezme, e�lenme bi�imleri, toplum ya�am�n�n mesire, meyhane, kahvehane gibi yerlerdeki g�r�nt�leri yans�t�l�r. Yayg�n tipler canland�r�l�r. Zul�m, haks�zl�k, r��vet, halk� s�k�nt� i�inde k�vrand�ran pahal�l�k gibi sorunlar �zerinde durulur" (Konur Ertop). Bu, yaln�zca ger�ek�i bir tutumdur. Ger�ek�i bir bak�� a��s�n� ve bak�� a��s�na ba�l� bir anlat�m bi�imi i�ermez. S�zgelimi divan sanat��s� y�neticilerin ahlaks�zl���ndan, y�netimin bozuklu�undan yak�n�rken, bu ger�e�in toplum yap�s�ndan gelen nedenlerini g�rmez. �yilik, k�t�l�k gibi soyut, g�rece kavramlara s���n�r. Somutu soyutla a��klar. Oysa biliyoruz ki, bat�daki ilk ger�ek�iler bile ger�e�i somut bir olgu olarak ele al�yor, bilimin verileriyle kavray�p yans�tmay� ama�l�yorlard�.

    Ger�ek�ilik a��s�ndan T�rk yaz�n�n� de�erlendirirken unutulmamas� gereken en �nemli nokta ise, ger�ek�ili�in temelde roman t�r�ne �zg� bir anlat�m y�ntemi oldu�udur. �stelik bat� toplumlar�n�n kapitalistle�me s�recinde do�up geli�mi�tir. Ger�ek�i y�neli�lerin 19. y�zy�lda g�r�lmesi bu nedenle rastlant� say�lamaz. Ernst Fischer'in �u saptamas� do�rudur: "Kimsesiz ben'in romantik ba�kald�r���ndan, burjuva de�erlerine kar�� soylular�n ve halk�n tepkilerinin garip kar���m�ndan ele�tirel ger�ek�ilik ortaya ��kt�. Burjuva topluma romantik�e kar�� ��k��, zamanla,kar�� ��kan ben'in niteli�ini yitirmeden, o toplumun bir ele�tirisine d�n��t�. Romantizmle ger�ek�ilik do�rudan do�ruya birbirine ayk�r� olan g�r��ler de�ildir; romantizm, daha �ok, ele�tirel ger�ek�ili�in ilk evrelerinden biridir. Tutum t�m�yle de�i�memi�, sadece y�ntem daha so�ukkanl�, daha nesnel, daha uzaktan bakan bir y�ntem olmu�tur." Ama Tanzimat��lar bu inceli�in ayr�m�na varamazlard�. Ger�ek�ili�i kavrayamamalar� bir yana tam anlam�yla co�umcu da olamad�lar. �rne�in, divan yaz�n�n� "hakikat ve tabiat alemlerinden hari� bir cihan-� evhamdan iktibas olunmu� birtak�m na-merbut tasavvurlardan ibaret" (Celalettin-i Harzem�ah �ns�z�) oldu�u i�in ele�tiren Nam�k Kemal, d��s� bir tutuma kap�lmaktan, ger�ekd���l�ktan kurtulamaz. Bir yap�t� "M��ahedat" (G�zlemler) ad�n� ta��yan Ahmet Mithat da Frans�z ger�ek�ilerinin toplumun, insanlar�n hep k�t� yanlar�n� konu almalar�n� ele�tirir.

    Ayr�ca Tanzimat sanat��lar� ger�ek�ilikle do�alc�l��� (naturalisme) bir tutmu�lard�r. Nitekim hakikiyyun terimi hem ger�ek�iler, hem de do�alc�lar kar��l��� kullan�lm��t�r. �lk ger�ek�i �r�nlerden say�lan, Nabizade Naz�m'�n Karabibik'i (1890) de bu yolda yaz�lm��t�r. Nabizade yap�t�n �ns�z�nde, ger�ek�i romana bir �rnek vermek istedi�ini s�yler ve Emile Zola ile Alphonse Daudet'in adlar�n� anar, yani do�alc�lar�n. Zehra'da (1896) ise b�t�n�yle do�alc�l���n ilkelerine dayan�r. D�nemin kuramc�s� Be�ir Fuat da do�alc�l���n savunucusudur.

    Edebiyat-� Cedide: Ger�ek�ilik-Do�alc�l�k Ayr�m�

    �ki ak�m aras�ndaki ayr�m� ancak Edebiyat-� Cedideciler yapar. "Hakiyye" terimini yaln�z ger�ek�ilik kar��l��� kullan�r, do�alc�l�k i�in do�ru olarak tabiiyye terimini �ne s�rerler. Bu nedenle T�rk yaz�n�nda, ger�ek�ili�in bilin� olarak Halit Ziya U�akl�gil'le ba�lad���n� s�ylemek yanl�� olmaz. Karabibik de, Zehra da yaln�zca birer denemedirler.

    Nitekim U�akl�gil, en �nemli romanlar� Mai ve Siyah ile A�k-� Memnu yay�mlanmadan �nce yazd��� Hikaye (1891) adl� incelemesinde �a�da� roman�n �lkemizde tan�nmad���ndan yak�n�r ve bat�l�larca yaz�n de�eri verilmeyen �r�nlerin T�rk�e'ye �evrildi�ini s�yler. Yine ona g�re, "Bir g��l� yazar yeti�ip de T�rkler'de, ba�ka uygar uluslar�n bundan y�zy�l �nce be�enilen roman bi�imini de�i�tirmeye" (aktaran Baha D�rder) �al��mamaktad�r.

    U�akl�gil'in anlam� iki roman� da kurulu�lar� bak�m�ndan bir yetkinli�i simgelerler. On yedi ya��nda iken Balzac, Stendhal, Flaubert ile ba�layarak Zola, Daudet ve Goncourtlar'� okudu�unu s�yleyen romanc�, bellidir ki bat�daki ger�ek�i yaz�n�n a�amalar�n� �z�mlemi�, bir bile�ime varm��t�r. Bu romanlarla kendi bireysel ya�am�n� s�rd�ren insanlar girer T�rk yaz�n�na. D�� ve ger�ek �at��mas�n�n temel al�nd��� Mai ve Siyah, A�k-� Memnu'ya oranla co�umculu�un etkisinden kurtulamazsa da, gerek bir roman dilinin ger�ekle�tirilebilmi� olmas�, gerekse d�nemin ayd�nlar�n�n ruh durumunu yans�tmas� a��s�ndan, yine de ger�ek�i �izgide yer al�r.

    Edebiyat-� Cedidecilerden H�seyin Cahit Yal��n'la Mehmet Rauf da gre�ek�ili�i benimserler. H.Cahit Yal��n'�n bir �yk� kitab�n�n ad� Hayat-� Hakikiyye Sahneleri (1910) ad�n� ta��r. Ama her ikisi de U�akl�gil'i a�abilmi� de�illerdir. Yaln�z, Mehmet Rauf Eyl�l'de (1900) ruh ��z�mlemesine y�klenerek psikolojik roman�n �nc�lerinden Paul Bourget'yi izler.

    Ger�ek�ili�i benimsemelerine kar��n, sanat anlay��lar� nedeniyle b�t�n�yle ya�ama a��lamayan, ki�ilerini ayd�nlar, soylular, varl�klar, genel bir deyimle se�kinler aras�ndan se�en Edebiyat-� Cedidecilerin yan� s�ra, toplumun her s�n�f�ndan insanlar�, g�zleme dayal� konular�yla H�seyin Rahmi G�rp�nar'a ger�ek�i ak�m i�inde �zel bir yer ay�rmak gerekmektedir. Ahmet Mithat gelene�ini s�rd�ren G�rp�nar, halk i�in yazma ve halk� e�itme ama�lar� d���nda ustas�ndan ayr�l�r. Roman anlay���, ger�ek�ilikle do�alc�l���n kar���m�d�r. Ba�l�ca �zelli�i olan g�lmecesi, alay ve yergiden g�� al�r. Buysa ele�tirel bir tutum tak�nmas�n�n sonucudur. Romanlar�ndaki olaylar, ki�iler ya�amdan al�nm��lard�r, g�zlem �r�n�d�rler. �stelik bu tutumunu hi� de�i�tirmez G�rp�nar. Yaz�n topluluklar�n�n d���nda, tek olarak kal�r.

    V.

    Tanzimat ve Edebiyat-� Cedide d�nemlerinde �iir de benzeri a�amalardan ge�er. Nam�k Kemal, ozan olarak da co�umcudur. Ama �iiri, toplumsal ve siyasal d���ncelerinin ta��y�c�s� olarak g�rmesi, co�umculu�un co�ku �izgisinde kalmas�na yol a�ar. Bu �iirde birey de�il, toplumu kurtarmaya sounmu� bir d���nce sava���s� vard�r yaln�zca. �iirde Tanzimat co�umculu�unun babas� Abd�lhak Hamit'tir. Onu duyuculu�a (sentimentalisme) kayan co�umculu�uyla Recaizade Ekrem izler. Edebiyat-� Cedideciler Hamit'e, Ekrem'e ba�lan�rlar, ama ger�ek�ili�e de a��kt�rlar. Daha do�rusu ger�ek�ilikleri, bat�y� yak�ndan izlemelerinin sonucudur.

    Nitekim bat�da "co�umculu�a tepki olarak do�an, ger�ek�ili�in �iire uygulan��� diye nitelenen parnassizm 19. y�zy�ll�n g�ze �arpan e�ilimlerinden biridir. Servet'i-F�nun d�neminde, �zellikle Tevfik Fikret'in bir�ok eserinde izlerini g�r�r�z bu tutumun: Ayr�nt�l� g�zlemlerin a��k bir anlat�mla ve nesnelikle iletimi; karamsar bir bak��la sanat��n�n ki�ili�ini gizleni�i, kusursuz bile�imlere ula�ma �abas�" (Rauf Mutluay). Ama Edebiyat-� Cedide �iirini tek bir ak�ma ba�lamak g��t�r. ��nk�, Edebiyat-� Cedide terimini bir yana b�rak�rsak, bu yeni yaz�n i�inde Servet'i-F�nun'un kendisi ba�l�ba��na bir ak�md�r.

    Bir kez, ayn� sanat anlay���n� payla�anlar Servet'i-F�nun dergisi �evresinde toplanarak (1896) ortak �zelliklere, ilkelere dayanan bir �iiri geli�tirmi�lerdir. Yaln�z eskiye, divan �iirine de�il,Nam�k Kemal ku�a��n�n �iirine de tepkidir Servet'i-F�nun �iiri. �stelik salt bir ozan toplulu�u de�ildir bu. Romanc�lar� (U�akl�gil, Mehmet Rauf), ele�tirmenleri, savunucular� (Ahmet �uay�p, H.C. Yal��n) vard�r. Yeni bir duyarl���, yeni bir �iir dilini geli�tirirken bat�y� hemen hemen g�n� g�n�ne izlerler. Ama bir aray�� d�neminin b�t�n kar���k etkilerini i�erir �iirleri. Duygcu, co�umcu, parnas��, simgecidirler. Do�aya y�nelirler. Ama bir resimdir do�a onlar i�in. D��le ger�ek �at��mas�, karamsarl�k, ka��� egemendir �iirlerine. Hem benimsedikleri sanat anlay���, hem de d�nemin siyasal ko�ullar� i�ine kapan�k, bireyci bir �iire y�nelmelerine yol a�m��t�r. ��z�m, toplulu�un 1900'lerde da��lmas� olur. Yaz�l�p �izilemeyen 1901-1908 y�llar�nda yaln�z biri ayakta kal�r: Tevfik Fikret. Bi�im tutsakl���ndan s�yr�l�p �z� �ne ald���, karamsarl��� bireysellikten soyup toplumsalla �zde�le�tirdi�i i�in ba�ar�l� olur o da.

    Fecr-i Ati: Arkada� Toplulu�u

    Burada zaman s�ras�n� bozarak Me�rutiyet y�llar�nda ortaya ��kan bir topluluktan, Fecr-i Aticilerden s�z etmek gerekiyor. ��nk� Fecr-i Ati, g�r�n�rse, Edebiyat-� Cedide'ye tepki olarak do�an bir ak�m oldu�unu savlam��, bat�daki benzerlerinde oldu�u gibi belli ilkeler �evresinde birle�en bir yaz�n toplulu�u bi�iminde ortaya ��km��t�r.

    24 �ubat 1909'da sanat anlay��lar�n�, ama� ve ilkelerini bir bildiriyle a��klayan topluluk �u adlardan olu�mu�tur: Ahmet Samim, Ahmet Ha�im, Emin B�lent Serdaro�lu, Emin Lami, Tahsin Nahit, Celal Sahir, Cemil S�leyman, Hamdullah Suphi Tanr��ver, Refik Halit Karay, �ahabettin S�leyman, Abd�lhak Hayri, �zzet Melih Devrim, Ali Canip Y�ntem, Ali S�ha Delilba��, Faik Ali Ozansoy, Faz�l Ahmet Ayka�, Mehmet Beh�et Yazar, Mehmet R��t�, Fuat K�pr�l�, M�fit Ratip, Yakup Kadri Karaosmano�lu, �brahim Alaettin G�vsa. Bu �yelerden kimileri anla�mazl�k ya da ba�ka nedenlerle topluluktan ayr�lm��lard�r. 1912 sonlar�nda da��lan toplulu�a �nce simgesel olarak Faik Ali, sonra s�ras�yla, Faz�l Ahmet, Hamdullah Suphi ve Celal Sahir ba�kanl�k etmi�lerdir.

    Bab�ali'deki Hilal bas�mevinin bir odas�nda ilk toplant�s�n� yapan ve Faik Ali'nin buldu�u Fecr-i Ati ad�n� benimseyen toplulu�un sanat anlay���, yay�mlad�klar� bildiride yer alan �u d���ncede odakla��r: "Sanat �ahsi ve muhteremdir." �rnek olarak da �iirde simgeciler, �yk� ve romanda Maupassant, tiyatroda �bsen al�n�r. Ama Fecr-i Aticiler, kurumla�mak isterken g�zettikleri, yaz�n�n ve topumsal bilimlerin ilerlemesine �al��mak, sanat��lar aras�nda birlik ve dayan��may� sa�lamak gibi ama�lar� ya�ama ge�iremediler. Edebiyat-� Cedide'ye kar�� olmakla birlikte ne tepkilerini a��k se�ik ortaya koyabildiler, ne de �zellikle dil a��s�ndan ondan kopabildiler. �stelik her f�rsatta tersini belirtmelerine kar��n Edebiyat-� Cedide'nin s�re�i say�ld�lar. Bir dergi ��karamamalar� ve ba�lang��ta Servet'i-F�nun dergisi �evresinde toplanmalar� da buna yol a�t�. Me�rutiyet'le gelen g�rece �zg�rl�k ortam�ndan yararlanarak ��kar�lm�� de�i�ik e�ilimlerdeki dergilerde yazmalar� ise da��n�kl�k getirdi. Ayr�ca, "sanat �ahsi ve muhteremdir" ilkesini, herkesin ayr� ayr� g�r��lere sahip olmas�, sanat� de�i�ik bi�imlerde anlamas� olarak yorumlamalar� bu da��n�kl��� �abukla�t�rd�. Belli bir sanat anlay���nda, belli de�er �l��lerinde birle�meyi de�il, bireysel �zg�rl��� ve bunun sonucu olarak da �e�itlili�i savunuyorlard�. Her biri yaln�z kendi duyu�una, kendi be�enisine g�re bir g�zellik yaratma �abas� i�indeydi.

    Bu durum, Fecr-i Ati'nin bir yaz�n ak�m� de�il, birbirlerine arkada�l�k duygular�yla ba�l� gen� sanat��lar�n olu�turdu�u bir topluluk oldu�unu g�sterir. Nitekim her biri sanat�n� bir ba�ka yolda geli�tirecek, de�i�en toplum ko�ullar�nda de�i�ik sanat anlay��lar�na varacakt�r.

    VI.

    Gen� Kalemler ve T�rk��l�k

    19. y�zy�l�n sonlar�nda, yaz�n� da etkileyen, daha do�rusu besleyen �� d���nce ak�m�yla kar��la��lmaktad�r. Bat�c�l�k, T�rk��l�k, �slamc�l�k't�r bu �� d���nce ak�m�. Genellersek Edebiyat-� Cedideciler bat�c�, eskiyi savunanlar �slamc� ve Osmanl�c�d�r. "T�rk�e �iirler" (1899) adl� kitab�yla Mehmet Emin Yurdakul da T�rk��l��e ba�lan�r. Bu �� ak�m, Cumhuriyet'e dek T�rk yaz�n�ndaki ak�mlar� belirleyecek, Cumhuriyet'ten sonra da siyasal k�melenmelere ba�l� olarak etkinli�ini s�rd�recektir. Ama g�n�m�ze ula�an T�rk yaz�n�, �zellikle 1930'dan sonra ba�ka bir �izgide geli�ir.

    �imdi k�saca 20. y�zy�ldaki geli�imi izleyelim.
    Mehmet Emin Yurdakul'un ��k���, ancak Me�rutiyet'te bilin�li bir �izgiye oturtulur ve bir ak�m niteli�i kazan�r. Milli Edebiyat ad�yla an�lan bu ak�m� ba�latanlarsa, Selanik'te ��kard�klar� Gen� Kalemler dergisiyle �mer Seyfettin, Ali Canip Y�ntem ve Ziya G�kalp'tir.

    Nisan 1911'de yay�mlanan Gen� Kalemler, daha �nce ��kar�lan H�sn ve �iir adl� derginin s�re�idir. Ad de�i�ikli�inin gerek�esi ilk say�da ��yle a��klan�r: "Evet, gazetenin heyet-i tahririyesi (yaz� kurulu) sizin evvelce tan�d���n�z gen�lerdir. Onlar d���n�yorlard� ki H�sn ve �iir nam� yaln�z ihtisasata m�teallik mevada (duygulara ili�kin konulara) taalluk ediyor. Halbuki maksatlar� yaln�z bu de�ildir. H�sn ve �iir'in �umul-i manas�ndan maada (anlam�n�n kapsam� d���nda) mahsulat-� fikriyye (d���nce �r�nleri) de gazetelerinde geni� bir mevki haizdir. Binaenaleyh risalenin ismini de�i�tirdiler, ona Gen� Kalemler dediler."

    Gen� Kalemler'in ilk say�s�nda yer alan "Yeni Lisan" ba�l�kl� imzas�z yaz� �mer Seyfettin'ce yaz�lm��t�r. Dilde �zle�menin savunuldu�u yaz�da, ulusal bir yaz�n olu�turabilmek i�in �nce ulusal bir dilin gereklili�i �zerinde durulur. Derginin sonraki say�lar�nda da "Yeni Lisan" genel ba�l�kl� yaz�lar s�rer. Be�inci say�dan ba�layarak yaz�lar�n alt�ndaki soru imi yerine "Gen� Kalemler Tahrir Heyeti" imzas� konulur.

    Ba�lang��ta �mer Seyfettin ve Ali Canip Y�ntem'in �abalar�yla ��kar�lan derginin etkinli�i Ziya G�kalp'�n da kat�lmas�ndan sonra artar. "Milliyet, kavmiyyet kavramlar�na dayal� T�rk��l�k d���ncesinin geli�tirildi�i g�r�l�r. Me�rutiyet'in ertesinde �stanbul'da kurulan T�rk Derne�i, T�rk Oca�� gibi kurulu�larca da bu d���nsel temel beslenir. T�rk yaz�n tarihinde "Gen� Kalemler" ya da "Yeni Lisan Hareketi" adlar�yla an�lan bu giri�im Milli Edebiyat ak�m�n� haz�rlam��, konu�ulan �stanbul T�rk�esi'nin kullan�ld���, ulusal kaynaklara y�nelik yeni bir edebiyat anlay���n�n ba�lang�c� olmu�tur.

    Milli Edebiyat yolundaki ilk �rnekler, ku�kusuz ak�m� ba�latanlarca verilir. �lkeler bellidir: Dilde yal�nl�k, halk yaz�n� �iir bi�imlerinden yararlanma ve hece �l��s�, konu se�iminde yerlilik. �ok �nemli bir yenilik de, daha y�zy�l�n ba��nda Mehmet Emin Yudakul'un ger�ekle�tirdi�i �iirin �stanbul d���na ��kmas�, Anadolu'ya a��lmas� olgusudur. Nabizade Naz�m, bunu ger�ek�i bir �r�n ortaya koyabilmek amac�yla Karabibik'te yapm��, ama bu deneme orada kalm��t�r. T�rk��lerdeyse bu se�i�, bilin�li bir tutumun �r�n�d�r.

    Benzeri bilin�, konu olarak T�rk tarihinin se�ilmesinde de g�r�l�r. Siyasal durum, dolay�s�yla ba�lan�lan ideoloji, T�rk��leri Osmanl� tarihini atlay�p uzak ge�mi�e, Anadolu �ncesine gtimeye iter. Siyasal Osmanc�l��a tepkidir bu. �iirde Ziya G�kalp, �yk� ve romanda Ahmet Hikmet M�ft�o�lu bu se�i�in en belirgin �rneklerini verirler. O y�llarda T�rk Oca��'n�n �al��malar�na kat�lan Halide Edip Ad�var da bu e�ilime kap�l�r. Ama T�rk��l�k ak�m� etkisindeki roman� Yeni Turan (1912) yap�tlar� aras�nda bu yolda yaz�lm�� tek �rnek olarak kalacakt�r.

    Milli Edebiyat Ak�m�

    Milli Edebiyat ak�m�n�n geli�mesinde bir nokta ilgin�tir. Ba�lang��ta Gen� Kalemler'in g�r��lerine kar�� ��kan kimi Fecr-i Aticiler �ok ge�meden bu ak�m� benimsemekle kalmazlar, olumlu bile�imlere var�lmas�n� da sa�larlar. �ki �nemli konuda birle�mektedirler ��nk�: Dil tutumu ve konu se�imi.

    Yakup Kadri Karaosmano�lu Gen� Kalemler'in Fecr-i Ati'cilere kar�� genel bir sald�r�y� ba�latt�klar�na de�indikten sonra bu konuda �unlar� s�yler:

    Bu benze�mede en �nemli etken ad� ge�en sanat��lar�n ger�ek�ilik anlay���nda birle�mi� olmalar�d�r. S�zgelimi �mer Seyfettin de, Yakup Kadri de Maupassant'dan etkilenmi�lerdir. Ayr�ca sava� y�llar�, �nce Balkan, ard�ndan I. D�nya Sava�lar�n�n yaratt��� ko�ullar siyasal ��z�m aray��lar�yla birle�erek yaz�n� da ulusalla�maya itmi�tir. 1920'lere gelirken, Milli Edebiyat ak�m�, �iirden �yk� ve romana, kuramsal yaz�lardan yaz�n ara�t�rmalar�na, b�t�n�yle egemen bir ak�m g�r�n�m�ndedir. Ama art�k, ba�lang��taki ideolojik i�eri�inden, Turanc�l�k �lk�s�nden soyulmu� olarak. Yal�n bir dille yazma, konular�n� ya�amdan, �lke ger�eklerinden se�me ve ulusal kaynaklara y�nelme ilkelerinde birle�ilmi�tir.

    �yle bir b�t�nle�medir ki bu, an�lan ak�m i�inde �slamc�, Osmanl�c� ve gelenek�i e�ilimlerden bireysel e�ilimlere dek �e�itli g�r��lerde sanat��lara rastlamak olas�d�r. �rne�in, Mehmet Akif de, Yahya Kemal de, yaz�n tarihi ara�t�rmalar�nda ayn� ba�lamda ele al�nmaktad�rlar bug�n. Belli bir ak�m�n belli bir d�neme damgas�n� vurmas�n�n sonucudur bu. Art�k s�z konusu olan Milli Edebiyat ak�m� kavram� de�il, Milli Edebiyat d�nemidir. Oysa konuya yaz�n ak�mlar� a��s�ndan bak�ld���nda Milli Edebiyat kavram� alt�nda toplad���m�z sanat��lar� de�i�ik k�melere ay�rmak gerekmektedir. Bu ay�rmada �l��, ba�lan�lan d�nya g�r���d�r.

    �slamc� Mehmet Akif Ersoy, anla��l�r bir dille yazmay� benimsemesine, aruzla yazd��� �iirlerinde g�nl�k konu�ma dilini ba�ar�yla kullanmas�na ve ger�ek�i bir tutumla ya�ama a��lmas�na kar��n, hem bat�c�lara, hem de T�rk��lere b�t�n�yle kar��d�r. Me�rutiyet d�neminde bat�c�l���n en g��l� temsilcisi Tevfik Fikret'in us�uluk (rationalisme) ve gerekircilikle (determinisme) beslenen, bir yan�yla Tanr�tan�mazl��a atheisme) ula�an d���ncelerini ele�tirir. Bir �slam d�zeltimcisi oldu�u i�in de T�rk��lerle �at���r. "Kavim fikri"dir kar�� oldu�u. Milli Edebiyat ak�m�n�n belirleyici kavramlar� olan ulus, ulusall�k s�zc�kleri yoktur onda. Belerleyici kavram� �mmettir.

    Yahya Kemal ise bir ba�ka bile�imin ard�ndad�r. Temelde Osmanl�ca ve gelenek�idir. Tanp�nar'�n deyi�iyle, "Ona g�re T�rk��l�k davas�, T�rkiye meselesidir. 1071'deki malazgirt zaferiyle yeni bir vatanda, yeni bir millet do�mu�tur. Bu milletin dil ve k�lt�r� bu yeni vatan�n mal�d�r." B�ylece, tarih anlay��� onu Osmanc�l�kla T�rk��l���n bile�imine g�t�r�r. Mallarme, Valery gibi Frans�z ozanlar�na ba�layabilece�imiz sanat anlay��� bu g�r��leriyle birle�erek neo klasik bir �iiri geli�tirmesine yol a�ar.

    ���nc� belirgin �izgi R�za Tevfik B�l�kba��'n�n giri�imlerine ba�lanabilir. Ulusal kaynaklara d�n���, halk yaz�n�n�, �zellikle tarikatlar ve tekkeler �evresinde geli�en yaz�n� �rnek almak bi�iminde yorumlar R�za Tevfik. Daha �nce Mehmet Emin Yurdakul'u kulland���, T�rk��lerin elinde basit bir "parmak hesab�" olan hece �l��s� onun giri�imiyle de�i�ik bir boyut kazan�r. Gerek halk yaz�n�nda derledi�i, gerekse yazd��� ko�ma ve nefeslerle hece �l��s�n�n de�i�ik kullan�m bi�imlerinin �rneklerini verir.

    Bu �e�itli aray��lar�n, �z ve bi�imde ayr� e�ilimler ta��makla birlikte, daha �nce s�z�n� eti�im ana ilkeler �evresinde birle�ip Milli Edebiyat kavram� alt�nda toplanmalar� 1917'yi izleyen y�llarda ger�ekle�mi�tir. Ziya G�kalp'�n 1917'de ��kard��� Yeni Mecmua dergisiyle sa�lan�r bu b�t�nle�me. �ttihat ve Terakkice desteklenen dergide d�nemin hemen b�t�n belliba�l� sanat��lar� g�r�n�rler. �ttihat ve Terakki'ye kar�� oldu�u i�in s�rg�nde bulunan Refik Halit Karay, Ziya G�kalp'�n giri�imiyle ba���lanarak �stanbul'a getirtilir ve dergide yazmas� sa�lan�r. Milli Edebiyat ak�m�n� ba�latanlar�n egemen ideolojisi T�rk��l�k a��lm��t�r art�k. Yine Ziya G�kalp, bir yap�t�n�n ad�yla var�lan bile�imi �u sav s�zle �zetler: T�rkle�mek �slamla�mak Muas�rla�mak. G�n�m�zde yap�lacak bir de�erlendirmede, 1908-1923 y�llar� aras�nda geli�en ve Cumhuriyet sonras�na da sarkan Milli Edebiyat ak�m�n�n genel bir kavrama d�n��erek bir d�nemde b�t�n T�rk yaz�n�n� kapsamas�, ideolojik alandaki bu ge�i�e ba�lanmal�d�r. Birbirine kar��t, giderek tepki olarak do�mu� ideolojilerin birle�tirilmesi, yaz�nda da de�i�ik e�ilimlerin ana ilkelerde birle�mesini do�urmu�tur.

    Hecenin Be� �airi

    Bu d�nemde, egemen ideolojilerin d���nda kalarak izlenimci, simgeci bir anlay��la "saf �iir"i geli�tirmeye �al��an Ahmet Ha�im, Milli Edebiyat kapsam�na al�namayacak tek ozand�r denilebilir. �lk �rneklerini Cenap �ehabettin'de g�rd���m�z simgeci �iir onunla en usta, en ba�ar�l� temsilcisini bulmu�tur. Bireyselli�i, �iirde anlam kapal�l���n� ve m�ziksele yak�n uyumu savunan Ha�im'in simgecili�inin yan� s�ra, anlat�mc�l���n ve d��avurumculu�un (expressionisme) etkisinde kald��� da belirtilmelidir. Onun 1920'den sonra daha yal�n bir dile y�nelmesi de do�rudan Milli Edebiyat ak�m�n�n etkisine ba�lanamaz. Tanzimat d�neminde �inasi'nin ortaya att��� anla��l�r bir dille yazmak d���ncesinin ger�ekle�mesi, T�rk�e'nin utkusunun sonucudur bu. Do�al bir geli�imin d���nda kalamazd� Ha�im.

    �iirde Mehmet Emin Yurdakul'a ba�lanan Milli Edebiyat ak�m�n�n en tipik s�rd�r�c�leri, Hececiler ya da Hecenin Be� �airi adlar�yla an�lan Faruk Nafiz �aml�bel, Yusuf Ziya Orta�, Orhan Seyfi Orhon, Halit Fahri Ozansoy ve Enis Behi� Kory�rek'tir.

    Orta�, Bilgi Derne�i'ne ilk gidi�ini ve Milli Edebiyat ak�m�n� benimseyi�ini ��yle anlat�r:

    Ziya G�kalp'�n "Sanat" (Yeni Hayat, 1917) �iirinde �zetledi�i �u ilkeler,

    Hececilerin sanat anlay���n� belirler. Ama G�kalp'�n �iirinde g�rd���m�z, ��reticili�in getirdi�i kuruluk yoktur onlarda. Bunda, �iire Fecr-i Ati duyarl���yla ba�lam� olmalar�n�n etkisi b�y�kt�r. Bir de �nlerinde, yeterli say�lmasa da, yararlanabilecekleri �rnekler vard�. Halk yaz�n�ndan yap�lan derlemeler, bu yoldaki ara�t�rmalar ozanlarca de�erlendirilmeyi bekliyordu. Onlar da bunu yapt�lar. Ama toplumsal bilin� eksikli�i hemen hepsini co�umculu�a s�r�kledi. Ger�ek�i olmak isterken, sava��n da etkisiyle ulusal duyarl�klar ad�na ger�ek�ili�i yitirdiler. Do�aya, y�neli�i, yurt g�zelliklerinin, Anadolu'nun basmakal�p s�yle�ilerle g�r�nt�lenmesi olarak ald�lar. Yurtseverlik, kahramanl�k temlerinin egemen oldu�u �iirleriyle topluma g�� a��lamakt� ama�lar�. Sonu�ta s�� bir "memleket�i edebiyat"� geli�tirdiler.

    VII.

    Memleket�i Edebiyat

    Anadolucu yaz�n da diyebilece�imiz bu "memleket�i edebiyat" Cumhuriyet'in ilk y�llar�nda da s�rm��t�r. Ayr�ca d�nemin b�y�k ozanlar� Yahya Kemal, Ahmet Ha�im aruzla yazmakta direnseler de utku hecenindir.

    Ali M�mtaz Arolat, Necmettin Halil Onan, �mer Bedrettin U�akl�, Ahmet Hamdi Tanp�nar, Necip Faz�l K�sak�rek, Cahit S�tk� Taranc�, Ahmet Muhip D�ranas gibi ozanlar, de�i�ik �iir anlay��lar�na ba�lanmakla birlikte heceyi s�rd�r�rler. Bu ozanlardan yaln�z Arolat'a, Onan'�, U�akl�'y� Hececilerle birlikte "memleket�i edebiyat"�n s�re�i sayabiliriz. Kemalettin Kamu da bu ak�m i�inde ele al�nabilir. Ama Tanp�nar, D�ranas, K�sak�rek, Taranc� gibi ozanlar bir ak�m i�inde de�il tek tek de�erlendirilmelidirler. Necip Faz�l gizemcili�in, Tanp�nar Yahya Kemal'in, D�ranas ile Taranc� Baudelaire'in ve simgecilerin etkisindedirler, ama kendilerine �zg� bir �iiri geli�tirirler.

    1930'lara gelirken yeni bir yaz�n ����r� a�mak giri�imiyle kar��la��l�r. Milli Edebiyat��lar�n s��l�klar�na, ger�ek�ilikten uzak memleket�iliklerine bir tepkidir bu.

    Yaz�n tarihimize Yedi Me�aleciler ad�yla ge�en topluluk �u adlardan olu�maktad�r: Sabri Esat Siyavu�gil, Ziya Osman Saba, Ya�ar Nabi Nay�r, Muammer L�tfi, Vasfi Mahir Kocat�rk, Cevdet Kudret, Kenan Hulusi Koray.

    Ortak bir kitap ��kararak (Yedi Me�ale, 1928) Hececilerin elinde t�kanan T�rk �iirini yeni ufuklara a�makt�r ama�lar�:

    Ama t�pk�, Edebiyat-� Cedide'ye kar�� ��k�p Edebiyat-� Cedide'nin kanatlar� alt�na s���nan Fecr-i Aticiler gibi, Yedi Me�aleciler de Yusuf Ziya Orta�'�n Me�ale dergisine s���n�rlar. "Canl�l�k, samimiyet ve daima yenilik" s�zc�kleriyle �zetledikleri giri�imleri, temelde bu �� ilkeden de yoksundur. Bir kez, bi�imde bir yenilik getirmez, hese �l��s�nden yola ��karlar. �zde ise Verlaine, Mallarme, �zellikle de Baudelaire gibi Frans�z ozanlar�n� �rnek al�rlar. Yeni bir d�nya g�r���ne dayand�klar�n� s�ylemek de olanaks�zd�r. Kendi ku�a��n� "m�stakbel abidenin malzemesini haz�rlam�� ren�berler" olarak g�ren ve gen�lerin "ellerindeki haz�r malzeme ile yeni �aheserler yaratacaklar�na" inanan Yusuf Ziya Orta� da onlardan umudu kesip Me�ale dergisi kapan�nca (1 Temmuz 1928 - 15 Ekim 1928) topluluk da��l�r. Kenan Hulusi Koray zaten "men�ure"cidir, Muammer L�tfi yaz�ndan uzakla��r, �tekilerse de�i�ik yaz�n alanlar�na kayarlar. Yaln�z Ziya Osman Saba �iirde direnir. Yedi Me�aleci olarak de�il, ku�kusuz.

    N�z�m Hikmet: Toplumcu-Ger�ek�i �izgi

    Cumhuriyet sonras� T�rk �iirinde as�l yenilik Naz�m Hikmet'le gelir. Sa�l�kl�, bi�im ve �zde devrim yapan bir yeniliktir bu. �l��y� atan Naz�m Hikmet'tir, �z� bi�imin ba�lar�ndan kurtaran da. �lk iki kitab�yla (835 Sat�r, Jakond ile Si-Ya-U, 1929) "�airane"ye kar�� ��km��, dizeci anlay��� y�km��t�r. Ama gelenekten de kopmaz. ��nk� ona g�re as�l �nemli olan �z'd�r. Bi�im �ze uydurulmal�, �z� bir kat daha belirgin k�lmal�d�r. �stelik onun �iiriyle gelen �z bir ideolojiye dayanmakta, siyasal bir tutumu i�ermektedir. Toplumcu ger�ek�i (realisme social) sanat anlay���n� bilin�li olarak benimsemekle kalmam��, bu alanda en yetkin �rnekleri vererek hem kendisinden sonra gelen ku�a��, hem de 1960 sonras� T�rk �iirini etkilemi�tir. T�rk yaz�n� onunla toplumcu ger�ek�i �izgiye girmi�tir.

    Bi�im a��s�ndan bak�ld���nda, serbest naz�m, serbest �iir, �zg�r ko�uk adlar�yla nitelenen ve �iirden �l��, uyak gibi ba�lar� atan bir ak�m�n ba�lat�c�s�d�r Naz�m Hikmet. Ondan �nce de bu yolda denemeler yap�lm��, �zellikle Tevfik Fikret serbest m�stezad� alabildi�ine geli�tirerek �iiri d�zyaz�ya yakla�t�rm��, Ahmet Ha�im dizeyi k�rarak serbest s�yleyi�e ula�mak istemi�tir, ama b�ylesi denemeler aruz kal�plar�yla oynayarak ger�ekle�tirilmi�tir. Ba�lang��ta Milli Edebiyat ak�m� etkisinde heceyle �iirler yazan Naz�m Hikmet ise Anadolu'ya gidi�iyle (1921) ba�layan ve Moskova'daki ��renim y�llar�nda ilkeleri belirginle�en yeni bir �iir anlay���yla, �l��s�zl��� (vezinsizli�i) d���nemeyen T�rk �iirini k�kten de�i�tirir. Moskova'dayken tan�d��� gelecek�ilik (futurisme), kuruculuk (constructivisme) ak�mlar�ndan etkilenerek yazd��� �iirlerinde �l��y� atmakla birlikte uya�� bo�lamaz. Ama bu, al���lm���n d���nda, gelene�in, divan �iirinin birikimlerinden yararlanan yeni bir uyak anlay���d�r. T�rkiye'ye d�n���nde Ayd�nl�k dergisinde yay�mlad��� (1923-1925) yeni �iirleri, bu nedenle en �ok yap�lar� a��s�ndan yank� uyand�r�r.

    Do�ald�r bu. ��nk� "sanat toplum i�indir" tezini savunan Tanzimat ozanlar�ndan sonra T�rk �iirinin ana sorunsal� hep bi�im d�zeyinde ��z�lmeye �al���lm��t�r. Yenilik olarak hep yeni s�yleyi�ler ard�nda ko�ulmu�, yeni bi�imler aranm��t�r. Ku�kusuz bunda en b�y�k etken, Cumhuriyet'e dek dil sorununun g�ndemde olmas�d�r. Nitekim yukarda �zetlendi�i gibi, Milli Edebiyat ak�m� da dil konusunun yeni bir yakla��mla ele al�nmas� giri�imiyle ba�lat�lm��t�r. Naz�m Hikmet'in �iirleri yay�mland���nda dil sorunu ��z�mlenmi�, Milli Edebiyat ak�m� d���ndaki ozanlar da yal�n bir dil kullanma gere�ini duyar olmu�lard�r; ama bu soruna ba�l� olarak geli�en aruz-hece tart��mas�, Hececilerin utkusuyla sonu�lanm�� g�r�nse de, birinden birinin kesin yengisiyle ��z�mlenebilmi� de�ildir. Daha do�rusu, gizli bir uzla�ma, ideolojik uzla�man�n yaz�na yans�mas� s�z konusudur. ��te Naz�m Hikmet'in her iki �l��y� de atan �iirleri b�ylesi bir ortamdan yay�mlan�nca bi�imde devrim olarak g�r�l�r. Oysa as�l devrim �zdedir.

    Bu konuda �unlar� s�yler Naz�m Hikmet: "�iir kafiyeli de kafiyesiz de, vezinli de vezinsiz de, bol resimli, hi� resimsiz de, ba��rarak da f�s�ldayarak da yaz�labilir, yeter ki yaz�lacak �ey olsun ve bu yaz�lacak �ey en uygun �eklini - bazan belirli bir tarihi merhaleye g�re en uygun �eklini - en ustaca bulmu� olsun. �ahsen kendimse, �ekli �ylesine �ze uydurmak istiyorum ki, �ekil, �z� bir kat daha belirtsin, ama kendisi, yani �ekil belli olmas�n." (Ekber Babayef'le konu�mas�ndan)

    Nitekim �iirsel eyleminde bi�imle ilgili tart��malara girmez Naz�m Hikmet. �ze uygun bi�imi bulmakt�r amac�. Bunun i�in yaln�z T�rk yaz�n�n�n de�il, tan�d��� b�t�n yaz�nlar�n geleneklerine a��kt�r. Hepsinden yararlanabilir. ��nk� ona g�re, "Her sanatkar �mr�n�n sonuna kadar arayacakt�r. Bu arama seyrinde her konkre �ze en uygun �ekli bulmaya, kendi kendini tekrarlamamaya, �ahsiyetini muhafaza etmekle beraber taklit etmemeye �al��acakt�r. Hi�bir de�i�mez, mutlak sanat kaidesi tan�mayacakt�r." (Babayef'le konu�ma). Bu ise bi�imin �ze ba�l� olarak s�rekli de�i�mesi, bir de�i�kenlik i�inde olmas�d�r. De�i�meyen sanata y�kledi�i i�levdir. ��levi belirleyen de toplumcu d�nya g�r��t�.

    Naz�m Hikmet'in toplumcu yaz�n�n geli�mesi yolundaki eylemi, as�l 1929'da, Resimli Ay'da �al��t��� y�llarda yo�unla�acak, egemen sanat anlay��lar�na kar�� ger�ek kavga, yaln�z �iirde de�il, b�t�n yaz�n dallar�nda bu d�nemde ba�lat�lacakt�r. As�m Bezirci bu geli�imi ��yle �zetler:

    1928'de Takrir-i S�kun Kanunu y�r�rl�kten kalk�nca, bask� da hafiflemeye ba�lar. Bundan yararlanarak, toplumcu yazarlar Sabiha Zekeriya'n�n 1 �ubat 1924'ten beri ��karmakta oldu�u Resimli Ay dergisi �evresinde toplanmaya �al���rlar. 1928'den sonra Vala Nurettin, Suat Dervi�, Sadri Ertem Resimli Ay'da yazarlar. Almanya'dan gelen Sabahattin Ali ile Rusya'dan d�nen Naz�m Hikmet de onlara kat�l�rlar. Resimli Ay, 15 Ocak 1931 tarihinde kapan�ncaya de�in toplumcu bir edebiyat�n kurulup yay�lmas�na hizmet eder.

    1940 Ku�a�� Ozanlar�

    "��phesiz, bu hizmetin aslan pay� Naz�m Hikmet'indir. ��nk�, yaln�zca �iirleriyle de�il, hikayeleri, oyunlar� ve ele�tirileriyle de toplumcu edebiyat�n yerle�mesi i�in en b�y�k �abay� o g�stermi�tir. Bir yandan eserleriyle yeni edebiyat�n temellerini atarken, �b�r yandan ele�tirileriyle eski edebiyat�n y�k�lmas�na �al��m��t�r. Resimli Ay'da hem devrimci (inkilap��) �iirler yay�mlam��, hem toplumcu yazarlar� (�rne�in Barbusse'�, Mayakovski'yi, Gorki'yi, �lhami Bekir'i, Sabahattin Ali'yi) tan�tm��, hem de "Putlar� Y�k�yoruz" ba�l��� alt�nda burjuva �airlerini (�rne�in Abd�lhak Hamit'i, Mehmet Emin'i) k�yas�ya ele�tirmi�, bu y�zden Yakup Kadri, Hamdullah Suphi, Peyami Safa, Yusuf Ziya gibi eskicilerle tart��mak zorunda kalm��t�r."

    Naz�m Hikmet �iiri 1930'lu y�llarda bir�ok gen� ozan� etkisine al�r. Ama g�n�m�zde, i�lerinde yaln�zca �lhami Bekir Tez'le Hasan �zzettin Dinamo'nun kald��� bu gen� ozanlar toplumcu �izgide kendilerine �zg� bir �iiri geli�tiremezler. As�l ba�lant� 1940'larda kurulur. Yanl�� bir deyimlemeyle "1940 Ku�a��" ad�yla an�lan ozanlar,

    gibi adlar toplumcu �iiri geli�tirirler. Ama burada do�rudan toplumcu ak�ma ba�lanmamakla birlikte, Faz�l H�sn� Da�larca, Ceyhun Atuf Kansu gibi ozanlar� da toplumcu �iir �izgisinde d���nmek gerekmektedir.

    Ayr�ca bir seferberlik olarak, �iirleri Naz�m Hikmet'le hemen ayn� y�llarda yay�mlanan Erc�ment Behzat Lav'�n serbest �iire katk�s� �zerinde de durulmal�d�r. �lk �iiri Serveti f�nun-Uyan��'ta yay�mlanan (1926) Erc�ment Behzat, do�rudan serbest �iirle ba�lam��t�r. Gelecek�ilikle (futurisme) ba�lay�p dadac�l�ktan ge�erek ger�ek�st�c�l��e ula�an yeni ak�mlar�n etkisindedir �iiri. Belli bir ideolojiye dayanmad��� i�in Naz�m Hikmet'in �iiriyle �ak��maz. Kimi �iirlerindeki toplumsal �z, toplumcu d�nya g�r���nden de�il ba�kald�r�s�ndan, yerle�ik de�erleri hi�lemesinden kaynaklan�r. Bu nedenle, Naz�m Hikmet �iirinin yan�nda serbest �iiri geli�tirir, yeni olanaklara a�ar, ama izleyici bulamaz. Ayn� d�nemde, dadac� oldu�unu s�yleyen M�mtaz Zeki Ta�k�n ise hi� iz b�rakmaz.

    1940'lara gelindi�inde, bi�im a��s�ndan serbest �iirin utkusu tamd�r. Heceyi, hemen hemen yaln�zca Beh�et Kemal �a�lar s�rd�rmekte; Ahmet Kutsi Tecer, �lk� dergisi �evresinde halk �iiri gelene�inin yayg�nla�mas�na �al��maktad�r. Ahmet Muhip D�ranas, Cahit S�tk� Taranc�, Cahit K�lebi gibi de�i�ik �izgilerdeki ozanlar da serbest �iirler yazmaktad�rlar. Naz�m Hikmet ise hapistedir, susturulmu�tur (1938). Sonradan Birinci Yeni olarak adland�r�lacak Garip devinimi bu ortamda do�ar.

    Eskiye Tepki: Garip �iir Ak�m�

    Yaln�z eski �iire de�il, Naz�m Hikmet �iirine de tepki olan Garip ak�m� �� ozan�n ad�na ba�lan�r: Orhan Veli Kan�k, Oktay Rifat, Melih Cevdet Anday. �� arkada� Varl�k dergisinde �l��s�z, uyaks�z, �airanelikten uzak yeni bir �iir ak�m� ba�lat�r (1936), bu yoldaki �iirlerini Garip adl� bir kitapta toplarlar (1911). Garip�iler ad�yla an�lmalar�n�n nedeni de budur. Yeni ak�m� �zellikle Nurullah Ata� destekler. arip devinimi bir�ok gen� izleyici buldu�u gibi, d�nemin �nl� ozanlar�n� da etkiler. Orhan Veli'nin yazd��� "Garip" �ns�z� bir bak�ma bu yeni �iir deviniminin bildirisidir. Ama �� ozan�n birlikteli�i uzun s�rmez. Kitab�n ikinci bas�m� yaln�z Orhan Veli'nin �iirleriyle yay�mlan�r (1945). Ayr�ca Orhan Veli, kitab�na "Garip ��in" ba�l�kl� ikinci bir �ns�z eklemek gere�ini duyar. Nitekim Garip devinimi sonralar�, gerek bu nedenle, ama as�l Melih Cevdet ve Oktay Rifat'� �iiri ayr� bir �izgide s�rd�rmeleri sonucu Orhan veli'nin ad�na ba�lanm��t�r.

    Garip�ilerin dayand�klar� ilkeler k�saca ��yle �zetlenebilir: "Konu�ma dilinin do�all��� i�inde �iirsel deyi�leri bulmak, g�ndelik ya�am�n sorunlar�na ve k���k adamlara e�ilmek, s�ylev havas�ndan kurtulmak, s�slerle s�z oyunlar�ndan yard�m beklememek, �l��-uyak-bi�im tutsakl���nda naz�m kolayl���na d��memek, d�nya g�r��lerine ba�l� kalarak ya�amak ve �zg�rce yazmak." (Rauf Mutluay). Ama Orhan Veli'nin kendisi de kitab�n�n ikinci bas�m�nda sanat anlay���n� g�zden ge�irmek gere�ini duyacakt�r. �zellikle �iirsel gelenek, bi�im konular�nda daha esnek bir tutuma girmi�tir. Nitekim ikinci kitab� Vazge�emedi�im'den (1945) ba�layarak �iirini de�i�tirdi�i g�r�l�r. "Kimi �iirlerde ak�l �izgisinden duygu �izgisine kay�l�r, mizah ve �a��rtma b�rak�l�r, yer yer uya�a ve s�fata ba�vurulur, s�zc�k tekrarlar�ndan, m�zikten yararlan�l�r. Hepsinden �nemlisi, halk �iirinin dil ve deyi�ine �zenilir" (As�m Bezirci). En ilgin� geli�me ise �zdedir: Toplumcu �iire yakla��r Orhan Veli de.

    Garip devinimi, gerek ilk y�llar�nda, gerekse sonralar�, de�i�ik sanat anlay��lar�na ba�l� olanlarca de�i�ik bi�imlerde de�erlendirilmi�tir. Gelene�e ba�l� olanlar, Orhan Veli ve arkada�lar�n� �iiri aya�a d���rmekle su�larken; toplumcular, Garip�ileri, toplumcu �iiri engelleyen, yozla�t�rmay� ama�layan ve k���k burjuva duyarl���n� geli�tirmeye �al��an bir devinimin ba�lat�c�s� olarak g�rd�ler. Yaz�n tarih�ileri ise, Garip devinimini genellikle yeni �iirin ba�lang�c� sayd�lar.

    Bug�n de bu tutumlar�n pek de�i�ti�i s�ylenemez. Ama nesnel bir de�erlendirmeyle, Garip deviniminin T�rk �iirinin geli�im s�recinde �nemlice bir yeri oldu�unu s�ylemek gerekmektedir. Do�rudur; toplumcu �iirin yasaklanmaya �al���ld���, toplumcu ozanlar�n kovu�turuldu�u ve Naz�m Hikmet'in susturuldu�u bir d�nemde Garip'in ye�ermesi rastlant� say�lamaz. Orhan Veli ve arkada�lar�n�n "serbest naz�m" anlay���yla �iirler yazmalar�, bu alanda en �ok Nurullah Ata�'tan destek g�rmeleri sanat�n siyasal d��� tutulmas� e�iliminin iktidarca da desteklenmesi sonucudur. Ama bu, konunun olumsuz g�r�nen bir y�z�d�r. �teki y�zde ise, T�rk �iirinin yeni bi�im ve s�yleyi� olanaklar�yla zenginle�tirilmesi, sokaktaki insan�n duyarl���na a��lmas�, g�ndelikle�tirilmesi vard�r. Garip'in Birinci Yeni olarak adland�r�lmas�d�r. T�rk �iirinin Tanzimat d�neminde ba�layan yenile�me s�recinde, Garip be�inci, alt�nc� yeniliktir. Cumhuriyet sonras� al�nd���nda da yeni T�rk �iirinin kurucusu Naz�m Hikmet'tir. Garip ise bu yenile�me s�recinde bir ayr�nt�d�r. Ama b�t�n�n onsuz olamayaca�� bir ayr�nt�.

    VIII.

    Yarat�ms�z D�nem ve �kinci Yeni

    1950'lerde toplumsal yap�da kimi de�i�imlerin belirginle�ti�i g�r�l�r. II. D�nya Sava��, tek parti y�netiminin bask�s�, toplumsal geli�imindeki dengesizlik s�n�fsal �at��may� k�r�klemi�, �ok partili d�neme ge�i� iktidar de�i�imiyle sonu�lanm��t�r. Oysa g�r�n�rde halk�n oyuyla de�i�en iktidar, asl�nda sava� s�ras�nda g��lenen ticaret kesimindeki kentsoylular s�n�f�yla b�y�k toprak sahiplerini temsil edenlerin eline ge�mi�tir. Nitekim 1950'den ba�layarak ekonomik alanda devletin geriye �ekildi�i, �zel giri�ime destek oldu�u g�r�l�r. Ayr�ca d�� krediye dayal� bir kalk�nma bi�imi ger�ekle�tirilmek istenir. Bu, bir yandan k�sa s�rede, �zellikle tar�msal �retimin ve ulusal gelirin artmas�na yol a�arken, bir yandan da anamalc� (kapitalist) ili�kilerin geli�mesine, d�� bor�lar�n birikmesine neden olur. D�� ba�la�malar�n ve sa�l�ks�z toplumsal geli�imin, iktidar�, siyasal, d���nsel, k�lt�rel alanlarda �zg�rl�klerin k�s�lmas�na, bask�ya g�t�rmesi ise do�ald�r. Demokrasi yanl�s� g��lerin, ayd�nlar�n deste�iyle iktidar olan Demokrat Parti de, daha iktidar�n�n ilk y�llar�nda yaln�z toplumculara de�il, b�t�n ilerici g��lere kar�� bir tutum tak�n�r. K�y Enstit�lerini kapat�r. Ard�ndan, Kore Sava��'n�n yaratt��� ortamdan yararlanarak toplumcular� ezer. CHP'de kurtulamaz bu sindirme eyleminden. Gidi�, "dikensiz g�l bah�esi"nedir.

    D�nemin �iir ortam�n� ise Mehmet Do�an ��yle betimler:

    ��te Muzaffer Erdost'un "�kinci Yeni" ak�m� ad�n� takt��� �iir ak�m� bu ortamda, Garip'e tepki olarak belirir. �lk �r�nler Yeditepe dergisinde (1954-1955), Pazar Postas�'nda (1956) yay�mlan�r. Cemal S�reya, �lhan Berk, Edip Cansever, Turgut Uyar, Sezai Karako�, Ece Ayhan, Tevfik Akda�, �lk� Tamer ak�m�n belliba�l� adlar�d�r. Oktay Rifat da Per�emli Sokak'� (1956) ��kararak yeni aray��lara kat�l�r. Ayn� y�llarda, �zellikle Pazar Postas�'nda yeni �iir anlay���n� savunan yaz�lar g�r�l�r. Ozanlar d���nda, Muzaffer Erdost ak�m�n kuramc�s� g�r�n�m�ndedir.

    K�saca �zetlemek gerekirse, �kinci Yeni, Garip'in tam tersi bir noktadan yola ��kar. S�yleyi�teki rahatl���n yerine �iir dilini zorlamay�, anla��l�rl�k yerine anlamca kapal�l���, somuta kar��l�k soyutlamay� getirir. Halk �iirine s�rt �evrilir. �teyandan dize anlay���na, s�zc�klerle oynamaya y�nelinerek eski �iirle zay�f da olsa ba�lant� kurulur. �kinci Yeniciler i�in �nce bi�im gelir. Cemal S�reya bunu ��yle belirtir: 2Biz �iir salt bi�imdir, demiyoruz, belki en �ok bi�imdir diyoruz. Bunu belirtebilmek i�in de soyut bir metodla di�er her �ey ayn� kald��� takdirde bi�imin beklenebilir de�i�melerini ar�yoruz. Bi�imi �nemsiyoruz. Bunu da gerekli buluyoruz." (Pazar Postas�, s. 41, 1958).

    �kinci Yeni'nin ��k���nda ger�ek�st�c�l���n etkin oldu�u biliniyor. Andre Breton'un ger�ek�st�c�l�k tan�m�n� an�msayal�m: "S�rrealizm: S�zle, yaz�yla, ya da ba�ka bir bi�imle d���ncenin ger�ek i�leyi�ini ortaya koymak i�in yararlan�lan katk�s�z bir ruhsal otomatizm. Akl�n ve her t�rl� ahlaksal ve estetik kayg�n�n denetimi d���nda, d���ncenin belirlenmesi... S�rrealizm, d���ncenin ��kar g�zetmez oyununa, r�yan�n s�n�rs�z g�c�ne ve bug�ne de�in �nemsenmemi� bulunan belli �a�r���m bi�imlerinin �st�n bir ger�ekli�i oldu�una inan�r."

    Usu bo�layan, daha do�rusu usun mant�ksal i�leyi�ine s�rt �eviren bu anlay�� �kinci Yeni'nin belirgin �zelliklerindendir. Ba�lang��ta Garip�ilerin ��k��� da ger�ek�st�c�l���n izlerini ta��r; ama �kinci Yeniciler ger�ek�st�c�l��� daha bilin�li benimserler. Ger�ek�st�c�lerin bilin� d���na y�neli�lerini, �a�r���mlarla zenginle�en imgeciliklerini, d��, fantezi ve alay ��elerinden yararlan��lar�n� ustaca de�erlendirirler. Harf�ili�in (lettrisme) etkisini ta��yan �rnekleri ise bi�imsel aray��lar�n �r�n� saymak gerekir.

    �kinci Yeni bir ka��� �iiri midir? Siyasal ortam d���n�ld���nde, evet. Ama ya�an�lan toplumsal durum g�z �n�ne al�nd���nda, bireyin toplumla �at��mas�n�n, yabanc�la�man�n; yerle�ik de�erlerin bireyi bunaltmas�n�n ve d�� d�nyayla, insanlarla kurulan ili�kilerin yozla�mas�n�n �kinci Yeni'yi besledi�i s�ylenemez mi? �a�da� d���nce ak�mlar�yla (varolu��uluk gibi) beslenen �kinci Yeni deviniminin siyasal eylemi d��lamas�, gerici bir sanat ak�m� olarak damgalanmas� i�in yeterli midir? Kald� ki, her ak�m�n ��k���nda ve geli�im s�recinde rastlanan a��r� �rnekler, �yk�nmecilerin, yenilik i�in yenilik ard�nda ko�anlar�n yoz �r�nleri de o ak�m� olumsuzla�man�n nedeni olmaz.

    Nitekim 1960'tan sonra �kinci Yeni ak�m� da, kendi i�inde bi�imsel a��r�l�klardan ar�narak, yeni imgelere, dize i��ili�ine dayanan ve �iirsel bir yap� kurmay� ama�layan aray��larla geli�imini s�rd�rd�. �kinci Yenicilerin uzak �a�r���mlar yaratmaya y�nelik, �iire �zg� bir dil olu�turma �abalar� genelde T�rk �iirini de etkiledi. Anlams�zl�k de�il, yeni anlamlar yakalamakt� art�k ama�.

    1965'lere gelinirken, Y�n dergisinde Naz�m Hikmet'in �iirlerinin ��kmas�, 1936'dan beri bas�lmalar� yasaklanm�� kitaplar�n�n birbiri ard�na yay�mlanmaya ba�lamas�. �kinci Yeni ak�m�n�n sonu oldu. Ak�m�n belliba�l� adlar� toplumsal �zlere a��larak yeni bile�imler ard�ndayd�lar zaten. Yeniden g�ndeme gelen toplumcu �iir, ge�irilen b�t�n deneyleri �z�mseyerek, kald��� yerden de�il, gelinen yerden yeni bir geli�im s�recine girdi.

    IX.

    Edebiyat�m�z�n Zenginle�me S�reci

    �yk� ve roman�n geli�iminde ise, yaz�n ak�mlar� a��s�ndan benzeri karma��kl�k g�r�lmez. Belki �iirin, �yk� ve romana oranla daha bir s�z sanat� olmas�ndand�r bu. Bireysel ya da toplumsal, bir ger�ekli�i anlat�r �yk� de, roman da. Bir anlat�d�r temelde. Bu nedenle ger�ek�ili�in yorumlar�na ba�l� olarak tek, ama kal�n bir �izgide geli�ir. Yan �izgilerle dallan�p budaklanan, �e�itli aray��larla zenginle�en bir s�re�tir bu.

    �nce de belirtti�im gibi, gerek �mer Seyfettin gibi do�rudan Milli Edebiyat ak�m�na ba�layabilece�imiz sanat��lar, gerekse sonradan bu ak�m i�inde yer alan, Yakup Kadri Karaosmano�lu, Halide Edip Ad�var, Refik Halit Karay gibi adlar ger�ek�ili�i benimsemi�lerdir. Ayr�m ger�ekli�e bak�� a��lar�nda, ger�ekli�i kavray��lar�ndad�r. Konu se�imlernii, anlat�m bi�imlerini bak�� a��lar� belirler. Buradan ��karak, de�i�ik ger�ek�ilik anlay��lar�na ba�lanan k�melerden, birbirine zincirlenerek geli�en ko�ut �izgilerden s�z edebiliriz.

    Zamansal s�ralanmay� g�z �n�nde tutarak bu geli�imi k�saca �zetleyelim:
    Nabizade Naz�m'la ba�layan ve H�seyin Rahmi G�rp�nar'�n kimi yap�tlar�nda g�r�len do�alc�l�k, Bekir Fahri, Selahattin Enis gibi romanc�larla s�rer. Mehmet Rauf'ta ilk �rne�ini g�rd���m�z psikolojik roman�n izleyicileri ise Cemil S�leyman, Peyami Safa, Samet A�ao�lu gibi sanat��lard�r. Ama burada, ruh ��z�mlemesinin, ruhbilimin geli�mesi sonucu ger�ek�ili�in belliba�l� y�ntemlerinden biri oldu�u da belirtilmelidir. Nitekim Halit Ziya U�akl�gil'den ba�layarak Halide Edip Ad�var'�n ilk romanlar�nda (Seviye Talip, Handan gibi), Yakup Kadri'de, giderek Cumhuriyet d�nemi ger�ek�ilerinde de ruh ��z�mlemeleri �nemli bir yer tutar. Bat�l� �rnekleri izleyen �yk� ve roman�n, ger�ek�ili�in bat�daki geli�imine ko�ut bir �izgiyi s�rd�rmesi do�ald�r.

    Bir bak�ma, roman�n, �stanbul d���na ��kmas�, Anadolu'ya a��lmas� da bu etkiye ba�lanabilir. Bu yolda ilk �r�n� veren Nabizade Naz�m, ger�ek�i yaz�na �rnek vermek istedi�ini saklamaz zaten. Ama benzeri bir �r�n�n, Ebubekir Haz�m Tepeyran'�n K���k Pa�a's�n�n (1910) gelmesi i�in yirmi y�l beklemek gerekecektir. Ger�i "K���k Pa�a" do�alc� bir roman de�ildir, ama Karabibik'ten sonra k�y� konu alan ikinci romand�r. Bir iki �yk� bir yana, bu yolda ���nc� basamak Refik Halit Karay'�n Memleket Hikayeleri'dir (1917). Zincir, Yaban (1932), toplumcu ger�ek�iler ve K�y Enstit�l� yazarlarla s�rer. Bu arada, memleket�i, Anadolucu yaz�n�n y�zeysel, duygusal bir ger�ek�ilikle s�� �rnekler verdi�i g�r�l�r.

    Milli Edebiyat ak�m�n�n �yk� ve romana yans�yan bu olumsuz g�r�n�m�n�n alt�nda siyasal olu�umlar�n belirleyicili�ini aramak gerekir. �iirde oldu�u gibi, �yk� ve romanda da, yenilgilerin do�urdu�u karamsarl�k ulusal duygulara, yurtseverli�e sar�lman�n kurtulu� olarak g�r�lmesine yol a�m��, bu tutum d�nemin y�neticilerinde de desteklenmi�tir. ��gal y�llar� �stanbul'unun yozla�m��, i�birlik�i ortam�na kar��l�k, ba�kald�r�n�n Anadolu'da filizlenmesi ise bu duygusall��� iyice beslemi�tir (Yaban'�n, yay�mland��� y�llarda kimi �evrelerde b�y�k tepkiye yol a�mas� bu d���n bo�lu�unu, ger�ekle uyu�mazl���n� ac�mas�zca sergilemesindendir.). Cumhuriyet ve Cumhuriyet sonras� da, yenibir T�rkiye'nin kurulu�u co�kusuyla an�lan duyarl��� peki�tirir.

    �zetlenirse, Sanat��n�n devlet taraf�ndan korunmas� gelene�inin hala s�rd��� bu devirle, Cumhuriyet devrinin ilk d�neminde sanat��lar, h�k�metin ho�una gitmeyecek ger�eklere de�inmekten ka��nm��lar, bir �e�it tatl� su ger�ek�ili�i ile yetinmi�lerdir." (Cevdet Kudret).

    Cumhuriyet d�neminin ba�lar�nda bu ger�ek�ilik bir noktada a��l�r. Yak�n ge�mi�in, Me�rutiyet d�nemi Osmanl� toplumunun ve ger�eklerinin konu al�nd��� yap�tlard�r bunlar. Yakup Kadri'nin H�k�m Gecesi ile "Sodom ve Gomore'si, Re�at Nuri G�ntekin'in Ye�il Gece'si, Halide Edip Ad�var'�n Sinekli Bakkal'� bu yolda verilmi� �r�nlerdir.

    K�ye Y�neli� D�nemi

    �iirde oldu�u gibi �yk� ve romanda da as�l d�n�m noktas� 1930'lardad�r. Sadri Ertem Resimli Ay'da yay�mlanan (1928) �yk�lerine Vakit gazetesinin ekinde yenilerini ekleyerek (1930-31) toplumcu ger�ek�ili�e y�nelen yaz�n�n ilk �rneklerini verirken, Almanya'dan d�nen Sabahattin Ali de yine Resimli Ay'da bu yoldaki ilk �yk�lerini yay�mlar.

    Ama bu d�nemde, ne Vakit gazetesinde Sadri Ertem'in �evresinde toplanan Bekir S�tk� Kunt, Re�at Enis Aygen gibi gen�lerin, ne de Sabahattin Ali'nin toplumcu ger�ek�ili�i ba�ar�yla uygulad�klar� s�ylenebilir. Birinciler ele�tirel bir tutumu ger�ekle�tirseler de g�zlemcili�i a�amazlar. Sabahattin Ali'nin ger�ek�ili�i ise co�umculu�un izlerini ta��r.

    G�zlemci tutumu, yal�n anlat�m�yla Memduh �evket Esendal her iki �izgiye de ba�lanmaz. Ama �yk�lerini yay�mlad��� 1925'ten sonra 1942'ye kadar siyasal konumu nedeniyle susmak zorunda kal��� yaz�ndaki geli�melerin d���na iter onu. Bu susu�, "edebiyat yapmak"tan ka��nan dil tutumu, olaydan �ok bir durumu sergilemeyi ama�layan �yk� anlay��� ve anlatt��� ki�ilere sevgi dolu yakla��m� g�z �n�nde tutulursa, ger�ek�ilik �izgisindeki �yk�c�l���m�z ad�na bir kay�pt�r. CHP Genel Sekreterli�inden ayr�ld�ktan (1942) sonra yeniden �yk� yazar� olarak g�r�n�rse de a��lm��t�r art�k. Sabahattin Ali, toplumcu ger�ek�i �izgiyi geli�tirmi�, toplumsal sorunlardan �ok ayd�n bireyin, k���k adam�n d�nyas�na y�nelen duyarl���yla Sait Faik yeni bir �yk� anlay��� getirmi�tir.

    II. D�nya Sava�� y�llar�nda Re�at Enis, Samim Kocag�z, Kemal Bilba�ar, Cevdet Kudret ger�ek�i �izgide �r�n verirlerken, Abd�lhak �inasi Hisar, ge�mi� �zlemiyle y�kl�, bireyci yap�tlar�yla belirir. Ama toplumsal kar��tl�klar�n su y�z�ne ��kt���, toprak reformu tart��malar�n�n tek parti y�netiminde b�l�nmelere yol a�t��� bir ge�i� d�nemidir ya�anan. Yaz�n da toplumsal, siyasal olu�umlar�n d���nda kalamaz do�al olarak. �stelik yeni yeti�en ku�ak, iktidarla devleti �zde� g�rmemekte, iktidara kar�� ��kabilmektedir art�k. Bu kar�� ��k��, k�y ve k�yl�den ba�layarak d�nemin T�rkiyesi'nin hemen b�t�n toplumsal sorunlar�n�n g�ndeme getirilmesine yol a�ar. �ok partili d�neme ge�i�i izleyen y�llarda ve 1950'lerde ise k�ye y�neli� egemen bir tutum olarak g�r�n�r.

    Temelde bir ak�m sayamayaca��m�z, ama toplumcu ger�ek�i �izgide bir ����r g�r�n�m�n� alan bu y�neli�, K�y Enstit�l� sanat��larla, k�y k�kenli ya da k�y� yak�ndan tan�yan yazarlar�n birbiri ard�na �r�n vermeleriyle yayg�nla�m��t�r. Mahmut Makal'�n k�y notlar�n� toplad��� Bizim K�y'� (1950), ��renim y�llar�nda hemen hepsi �iirle yaz�na giren K�y Enstit�l� yazarlar� benzeri �rnekler �retmeye iter. Bunu 1954-1955 y�llar�nda Orhan Kemal (Bereketli Yapraklar �zerinde), Ya�ar Kemal (�nce Memed, Teneke) ve Kemal Tahir'in (Sa��rdere) k�ye toplumcu bir bak�� a��s�yla yakla�an yap�tlar� izler. 1960'a gelirken, Re�at Enis, Kemal Bilba�ar, Samim Kocag�z, �lhan Tarus, Orhan Han�erlio�lu, Talip Apayd�n, Sunullah Ar�soy, Necati Cumal�, Fakir Baykurt gibi sanat��lar�n �yk� ve romanlar�yla k�y� konu alan zengin bir yaz�n olu�mu�tur.

    Yanl�� bir deyimlemeyle k�y roman� olarak an�lan bu d�nem yap�tlar�nda, en �ok kal�pla�m�� bir tiplemeye gidilmesi ele�tirilmi�, kimi �yk� ve romanlarda b�lgesel konu�ma �zelliklerine, a��za yer verilmesi anlat�m dili olarak yanl�� bulunmu�tur. Ger�ekten, bu yap�tlarda basmakal�p tipler yinelenmi�, k�y�n ve k�yl�n�n sorunlar�na, bir bak�ma bilimsellikten uzak co�umcu ��z�mler getirildi�i ya da ger�ekli�in yanl�� kavrand��� olmu�tur. Ama ne k�t� �rnekler, ne de bak�� a��s�n�n geli�mememi�li�inden do�an yetersizlikler, k�y konu edinen yaz�n� olumsuzlamaya yetmez. Bu yap�tlarla, en az�ndan k�y ve k�yl� ger�ek boyutlar�yla yaz�n�m�za girmekle kalmam��, toplumcu ger�ek�i �izgide de bir a�ama ge�ilmi�tir. Nitekim 1960'tan sonra d���nsel ortam�n geli�imine ba�l� olarak yaz�n�n da toplumsal ger�ekli�i daha bilin�li bir bak�� a��s�yla kavramaya �al��t���, yaz�nsal birikimi de�erlendirerek kendini a�t��� g�r�l�r.

    Ger�ek�ilik: Soyut Bir Ba�kald�r�

    Burada s�z� ba�lamadan, 1950-1960 aras� yazmaya ba�lam�� bir ku�a��n verdi�i �r�nlerden de s�z etmek gerekmektedir.

    gibi sanat��lar�n ba�� �ekti�i; varolu��uluk, ger�ek�st�c�l�k benzeri �a�da� ak�mlarla, Frans�z Yeni Roman�n�n, bilin� ak�m� tekni�inin etkilerini ta��yan bu yeni aray��, yukarda �zetledi�im ger�ek�i yaz�na tepki olarak do�mu�tur. Ama ama�lanan, ger�ek�ili�in yads�nmas�, ger�ek�ilik d���nda bir sanat anlay���n�n yerle�tirilmesi de�il, ger�ek�ili�e yeni bir yorumun getirilmesi gerekti�idir.

    Adnan �zyal��ner bunu ��yle �zetler:

    Ama, �iirdeki �kinci Yeni ak�m�na ko�ut olarak geli�en bu giri�im, "ki�iyi yeniden ele al�p yeni ba�tan yaratmak" �abas�, �zel'in s�n�rlar� a��lamad���, ki�inin sorunlar�na hep bir ben'in �evresinde yakla��ld��� i�in ba�ar�ya ula�amaz. Ger�eklik yine tek yanl�, tek par�al� bir b�t�n olarak �izilmektedir ��nk�. Bu ise yazar� duyarl���n�n tutsa�� durumuna getirir, i�e kapanmas�na yol a�ar. Ya�anan�n sa�mal���, i�g�d�lerin d�� ko�ullarca s�n�rlanmas� sonucu d���len mutsuzluk duygusu, kendini tarihi olan bir nesne gibi kavrayamay���n do�urdu�u umutsuzluk, davran��lar�n k�s�tlanmamas�na, se�me olana��n�n tan�nmas�na ba�lanan bir �zg�rl�k anlay���, b�t�n bunlar�n sonucu olarak da soyut bir ba�kald�r�... Var�lan nokta budur i�te.

    Yine de her yeni aray��� de�erlendirirken s�yledi�im gibi, bu da bir a�amad�r. E�er bug�n, ger�ek�ili�i, insan� hem birey olarak kendi ger�ekli�i, hem de toplumsal varl�k olarak ya��m�n ger�ekli�i i�ine oturtmak, onun d���ndaki nesneler ve insanlarla t�m ili�kilerinin b�t�n� olarak kavramak, bi�iminde anl�yorsak s�z konusu a�amalar�n sonucudur bu.

    Kaynak�a: Atilla �zk�r�ml�/ T�rk Edebiyat� Tarihi

    Yazı kaynağı : www.turkedebiyati.org

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap