Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    suriyelilere 40 milyar dolar harcadık yine harcarız

    1 ziyaretçi

    suriyelilere 40 milyar dolar harcadık yine harcarız bilgi90'dan bulabilirsiniz

    JavaScript is not available.

    We’ve detected that JavaScript is disabled in this browser. Please enable JavaScript or switch to a supported browser to continue using twitter.com. You can see a list of supported browsers in our Help Center.

    Help Center

    Terms of Service Privacy Policy Cookie Policy Imprint Ads info © 2021 Twitter, Inc.

    Yazı kaynağı : twitter.com

    Erdoğan: Suriyelilere 40 milyar dolar harcadık, evelallah bir 40 daha harcarız!

    Erdoğan: Suriyelilere 40 milyar dolar harcadık, evelallah bir 40 daha harcarız!

    Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu.


    Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları şöyle:

    ”Terörle mücadelede verdiğimiz binlerce şehidimize Suriye’de yenileri ekleniyor. Son olarak İdlib’de rejimin saldırısında hayatını kaybeden 36 askerimizin de aralarında olduğu nice canlarımızı toprağa verdik. Bin yıldır olduğu gibi bugün de hiçbir gazimizin, şehidimizin tek damla kanı boşa gitmiyor.

    Şehitler Tepesi boş kalmayacak” sözünü anlamak için de imanın yanında, bağrından çıktığınız toplumun kültürünü bilmeniz gerekir. Hâlâ ısrarla “şehitler tepesi boş kalacak” diyen kişi bu ülkeyi düşmana teslim etme peşinde demektir. Tabi 15 Temmuz’da milletimiz sokaklarda şehit olurken mücadeleden kaçan, tankların arasından sıyırıp ondan sonra belediye başkanının konutunda veya bir başka evde kahvesini yudumlayanlardan bu millet de şehadet yolunda gitmek gibi bir şey olmaz.

    5. KOL FAALİYETİ

    Bu tipler bize dönüp “Türkiye’nin Suriye’de ne işi var” derken, mesela Amerika’ya, Rusya’ya Avrupa ülkelerine asla böyle bir soru yöneltmiyor. Çünkü bunların gözünde ülkemizin yürüttüğü mücadelenin zerre kadar dertleri yoktur. Suriye tartışması ülkemizdeki beşinci kol faaliyetlerinin nerelere kadar uzandığının en somut göstergesidir. Bunlara en güzel cevabı aslında şehitlerimiz, gazilerimiz, şehit yakınlarımız ve milletimiz veriyor.

    CONCONLARI CENAZEME SOKMAYIN

    Bir şehidimiz, “Sizden ricam sakın Suriye’de ne işimiz var diyenlerden olmayın. Gittim, gördüm. Tam da olmamız gereken yerdeyiz” mesajını verirken karşımızdaki zihniyetin sefaletini tasvir ediyorum.

    Bir şehidimizin babası bakın ne diyor: “Soğan patates dediler, ekonomimize saldırdılar. Biz o soğanı yemeden yaşarız ama vatansız yaşayamayız” diyordu. İdlib şehitlerimizden birinin ağabeyi cenaze merasiminde “Canımız feda olsun yeter ki vatan millet sağ olsun. Ezanımız dinmesin bayrağımız inmesin. Başka bir derdimiz yok bizim” diyerek metanet gösteriyordu.

    Bölgede görev yapan kahramanımız, devre arkadaşına “ Sen demiyor muydun? Köpek gibi yaşamaktansa aslan gibi ölmek evladır diye. Bu iş şu aşamada bitirilmezse oyun büyük. Sana vasiyetimdir olur da görüşmemiz mahşere kalırsa bizi bahane edip kaos çıkarmaya çalışan o conconları cenazeme sokarsan hakkımı helal etmem” mesajını gönderiyor.

    ‘YERİ ESED’İN YANI’

    Ben “Şehitler tepesi boş kalmayacak” dedim, diyorum, diyeceğim. Tabii bunlar onurlu tavırlar. Fakat hayatta “Hiçbir laftan tiksinmedim şehitler ölmez vatan bölünmezden tiksindiğim kadar” diyenlere bir şey ifade etmiyor. Çünkü bu zihniyet “bugün Suriye’ye savaş açsak banko Esad’ı tutarım” diyerek karşımıza sürekli terör örgütlerinin tezleriyle çıkarak yerini yıllar önce zaten belli etmiştir. Kimin nerede olduğunu çok dikkatle takip etmemiz lazım. Bay Kemal’in yeri bellidir. Bay Kemal’in yeri ne vatandır, ne millettir. Onun yeri Esed’in yanıdır. Bir de onu tavsiye ediyor ya buyur sen git. Zaten yanında da bay monşerler var. Güzel bir yolculuğu gerçekleştirirsin.

    CHP genel başkanının hezeyanlarına cevap vermek gerçekten ağrıma gidiyor. Bir yere kadar siyasetin cilvesi kadar tahammül etmek mümkündür. Ama artık mesele doğrudan istikbalimize saldırı noktasına gelmiştir. Kendisi bizi tahrik ettiğini sanarken aslında ülkemize olan kinini kusuyor.

    KILIÇDAROĞLU’NU KİMLER KEYİFLE DİNLİYOR?

    Zaman zaman Kılıçdaroğlu’nun ülkemizin Suriye meselesinden Akdeniz’deki politikalarına kadar hayati politikalarının söz konusu olduğunda söylediği sözleri acaba kimler keyifle dinliyordur diye merak ediyorum. Önümüzdeki fotoğrafa baktığımızda cevap hemen karşımıza çıkıyor. Mesela Esed, tarifsiz bir şekilde takip ediyordur. Hafter, alkışlayarak dinliyordur. PKK’sından FETÖ’süne kadar tüm terör örgütleri Kılıçdaroğlu’nu şükranla izliyordur. Amerika’daki Avrupa’daki Rusya’daki İran’daki bazı çevreler takdirle takip ediyordur. Bu zatın ağzından ülkemizin ve milletimizin menfaatlerini savunma anlamında tek kelime çıkmazken her sözü ve tutumuyla karşımızdakilere destek veriyor.

    O GECE NEREDEYDİM?

    Bu zat, dün de çıkmış kürsüne o gece neredeydiniz diye soruyor. Madem merak ediyor söyleyeyim. O gece bu ülkenin cumhurbaşkanı sabaha kadar görevinin başındaydı. Ertesi gün erken saatlerden itibaren de hiç ara vermeden cumhuriyet tarihinin liderler düzeyindeki telefon diplomasisini yürüterek görevine devam ediyor. O gece bu ülkenin Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı Yardımcısı, Milli Savunma Bakanı, diğer bakanlarımız, MİT Başkanımız ve diğer tüm sorumlular görevlerinin başındaydı. Genelkurmay başkanı, Kara Hava Kuvvetleri komutanı, diğer tüm komutanlar görevinin başındaydı. TSK’nın tüm mensupları görevinin başındaydı. Sağlık kurumlarından güvenlik birimlerimize kadar herkes görevinin başındaydı.

    Kılıçdaroğlu CHP Genel Merkezi’nde kahve içip televizyon seyrederken, ülkeyi yönetenler şehitlerimizin kanını yerde bırakmamak için canla başla çalışıyordu. Benden telefon bekliyormuş. Eğer çok merak ediyorsan nasıl ki sayın Bahçeli ile telefon diplomasimizi yürüttük. Nasıl ki Meral hanımla bunu görüştük. Karamollaoğlu ile görüştük sen de arardın gerekli bilgiyi verirdik. Cumhurbaşkanlığı makamı seni arayacak bilgi verecek, bu bir defa protokol anlayışına da sığmaz. Sen ara, niye aramıyorsun?”

    KILIÇDAROĞLU SALDIRIYOR

    Ülkemizin haklarını savunmak için dünyanın dört bir yanını nasıl hallaç pamuğu gibi attıysak bugün de her yere gitmekten imtina etmeyiz. Türkiye dün Çanakkale’de de emperyalistlere karşı mücadele ediyordu, bugün Suriye sınırında da emperyalistlere karşı mücadele ediyor. Kılıçdaroğlu, Gazi Mustafa Kemal’in vatan toprağı olan Çanakkale’yi savunduğu dönemde İdlib’in de vatan toprağı olduğunu bilmiyor. Yolu Çanakkale’ye düşerse İdlib doğumlu şehitleri belki utanır da yüzü kızarır. Türkiye bir asır önceki o destanları sadece cephede düşmana karşı savaşarak değil, aynı zamanda bu destekçileri hüsrana uğratarak da kazanmıştır. Atatürk, nutkunda cepheleri görünüşteki cephe ve iç cephe olarak ikiye ayırıyor. Asıl cepheyi bütün ülkenin aynı fikir ve kanaat de kurduğu iç cephe olarak gören Atatürk, görünüşteki cepheyi de ordumuzun düşman karşısında sergilediği gücü olarak görüyor. Gazi Mustafa Kemal’e göre iç cephe çözülmediği sürece, hiçbir güç ülkeyi ve milleti mahvedemez. Yine gazinin ifadesiyle, “Düşmanlarımız bizi içten yıkmaya çalışıyor. İçimize kadar sokulabilen bozguncu mikropların ajanların varlığını iddia etmek yerindedir” Kılıçdaroğlu ve ekibi, ülkemizin iç cephesine, doğrudan kardeşliğine saldırıyor. Bunu da tamamen kasıtlı bir şekilde yapıyorlar. Dün olduğu gibi bugün de verdiğimiz mücadelede hem sahada zafere yürüyeceğiz ülkemizi hedeflerine ulaştıracağız. Esasen bu zatın gönlünün başka yerlerde olduğunu biliyoruz. Mevcut tutumuyla, Esed’in Suriye’de İsrail’in Filistin’de yapmaya çalıştığı insansızlaştırma politikasına destek veren bir yerde durmakta.

    ‘BU İŞ BİRİLERİNİ ÖNE SÜRÜP ARKADAN KIS KIS GÜLMEK OLMAZ’

    Türkiye’nin bu tarihi mücadelesini sürekli fitneyle iftirayla lekelemeye çalışan her kim olursa olsun haysiyetsizdir, onursuzdur, şerefsizdir, alçaktır, haindir. Bir insanın kendi ülkesine ve milletine böylesine derin bir kin beslemesi için ya geçmişte ağır bir travma yaşaması ya da daha başka bir çıkar hesabının pençesine düşmüş olması lazım. Sanıyorum karşımızdaki zatta her iki durum birden söz konusudur. Sürekli kendini bu ülkenin cumhurbaşkanı yerine koyarak ahkamlar kesiyor. Kılıçdaroğlu bu ülkenin yönetiminde sorumluluk istiyorsa kendisine bunu hemen göstereyim. Bu iş birilerini öne sürüp arkadan kıs kıs gülmek olmaz. 2023 yılında bu ülkede bir cumhurbaşkanlığı seçimi var. Yüreğin yetiyorsa çıkarsın meydana ‘ben ülkeyi yönetmeye talibim’ dersin. Milletten yetkiyi alabilirsen de söylediklerini yaparsın. Olay bu kadar basit. Ama o güne kadar bu zata düşen görev, sorumluluk sahiplerine destek vermektir. Bunu yapamıyorsa sükut etmesine razıyız. Yeter ki milletimizin acılı yüreğini karartmasın, sinirlerini germesin, tepesini attırmasın.

    İSTANBUL’UN SAVUNMASI LİBYA’DAN BAŞLAR

    Suriye’deki durum yeni acılar, yeni trajedilerle giderek daha kötüleşiyor. Bugüne kadar rejim 3 bin 200’ün unsurunu, 160’a yakın tankını, çok namlulu roketatarlarını kaybetmiştir. Bizim savaşmayı bilmeyen değil, savaşmak istemeyen bir ülke olduğumuzu bir kez daha herkese ispatladığımıza inanıyorum.

    Bu defa başaramayacak. Türkiye hem kendi güvenliği ve huzuru, hem de Suriyeli masumların hayatlarını kurtarmak için bilfiil sahaya çıkmıştır. Bu durum şayet İdlib’den ve diğer güvenli yerlerden çekilirsek teröristlerin doğrudan ülkemiz topraklarını hedef alacağının en somut ifadesidir. İstanbul’un Ankara’nın İzmir’in Antalya’nın Trabzon’un savunmasının Afrin’de İdlib’de Resulayn’da Kuzey Irak’ta hatta Libya’da başladığını hamd olsun milletimiz biliyor ve verilen mücadeleye sahip çıkıyor. Ne ülkemizi terör örgütlerinin eli kanlı rejimin ve onları destekleyenlerin insafına terk edeceğiz ne de mazlum Suriye halkını kendi başına bırakacağız. Sahada da diplomasi masasında da mücadelemizi sürdürerek Türkiye’nin sokulmaya çalışıldığı cendereden kurtaracağız. İşte o zaman önümüze yepyeni bir dönemin açıldığını göreceğiz. Türkiye’yi hedeflerine ulaştırana kadar bize durmak, dinlenmek haramdır. Mücadele zamanlarında 83 milyon biz biriz, beraberiz ve birlikte Türkiye’yiz ve biz birlikte güçlüyüz.

    Futbol sahalarında bile milletimizin ülkesine, ordusuna, askerine verdiği destek bunun en güzel örneklerinden biridir. Bay Kemal farklı bir şeyler bekliyordu. Ama futbol sahalarının tribünlerinden ona farklı cevaplar geldi.

    Anadolu toprakları sadece bugün değil, tarih boyunca her kökenden inançtan insana kucak açmış ve yurt olmuştur. 93 harbinden Balkan savaşlarına, oradan birinci dünya savaşı ve istiklal harbinden sonraki mübadelelere kadar son 1,5 asırdaki gelişmelerin ardından bu topraklara göç edenlerden oluşuyor. Son 30-40 yılda Bulgaristan’dan Kafkasya’ya kadar bölgemizde maruz kalınan zulümler ardından sayıları milyonu bulan kardeşlerimiz ülkemize gelmedi mi? Terör örgütlerinin ve zalim rejimin önünden kaçan 4 milyona yakın Suriyeli de aynı şekilde ülkemize sığınmadı mı? Bu ülkede hiç kimsenin evini yurdunu terk ettiği için topraklarımıza sığınanlara tahkim ve taciz etmeye hakkı yoktur. Bize düşen bu insanların yeniden evlerine dönerek huzur ve güven içinde yaşayabilecek iklimi oluşturabilmenin mücadelesini vermektir.

    Sivilleri öldürerek, halksız bir devlet peşinde koşan rejimin katliamından kaçanlar Türkiye’ye yöneliyorsa bunun nedeni bizim vicdanımız, ahlakımızdır. 36 şehit verdiğimiz saldırının ardından Avrupa’ya gitmek isteyen mültecilere sınırlarımızı açma kararı almıştık. BM tarafından kabul edilen insan hakları evrensel beyannamesinin 14’üncü maddesi şöyle diyor. “Başka memleketlere iltica etmek ve bu memleketler tarafından mülteci muamelesi görmek hakkına haizdir” Bugün sınırları kapatan, bindikleri botu batırarak, vurarak geri göndermeye çalışan her ülke bunu çiğnemektedir. İşte Yunanlıların yaptığı. Botları şişleyerek batırıyor ve o botların içindeki yavruları anneleriyle beraber ölüme terk ediyor. Halbuki Yunanistan ikinci dünya savaşı yıllarında bugün kapılarını kapattığı coğrafyada sürgünde kurduğu hükümetle varlığını devam ettirmeye çalışıyordu.

    BELKİ MİÇOTAKİS’İN BÜYÜKBABASIDIR

    1942 tarihli gazetede Nazi saldırılarından kaçarak Suriye’ye sığınan Yunanlılara yapılan yardımı gösteren şu fotoğrafı özellikle hatırlatmak istiyorum. Bu fotoğrafta yemek ve kıyafet dağıtılan çocuklardan birisi de belki Miçotakis’in büyükbabası ya da büyükannesidir. Türkiye Yunanistan’ın işgalle boğuştuğu bu dönemde kendisi de sıkıntı içinde olmasına rağmen gemiler dolusu gıda yardımıyla komşusuna destek vermiştir. Hatta aynı dönemde pek çok Yunanlı ülkemize de gelerek savaş bitene kadar huzur ve güven içinde yaşamışlardır.

    Mültecileri denizde boğmaktan, kurşunla öldürmeye kadar her türlü yolu deneyen Yunanlı bir gün bu merhamete kendilerinin de ihtiyacı olabileceğini unutmamalıdır. Topraklarına gelen mültecilere saygılı davranmaya davet ediyorum. Hemen şurada mültecilerin akınında AB kalkıyor 350 + 350 milyon avro olmak üzere para yardımı, işte bunun yanında bot silah asker göndermeye hazırız diyor. Peki 10 yıldır 4 milyon mülteciyi topraklarında barındıran Türkiye’ye böyle bir destek verdiniz mi? Bunun kararını alabiliyorsunuz. Bugün bendeler, geliyorlar. Konuşacağız. Vermiyorlar, vermediler. Çünkü ikircikli davranıyorlar. Bunların tek yüzü yok, maalesef birkaç yüzü var. dürüst davranın ya. Verecekseniz verirsiniz, vermeyecekseniz vermezsiniz. Ama bizi aldatmaya kalkmayın. 40 milyar doları bu işte harcayan Türkiye evelallah bir 40 daha harcar.”

    Yazı kaynağı : www.veryansintv.com

    Suriyelilere 40 milyar dolar harcandı mı?

    Suriyelilere 40 milyar dolar harcandı mı?

    Ekim ayı başında Türkiye’nin ABD ile tartışmalı bir konsensüs içinde Suriye sınırını geçerek başlattığı askeri harekâtın gerekçelerinden biri, “Türkiye’deki 3,7 milyon sığınmacının önemli bir kısmına, oluşturulacak güvenlikli bölgede yerleşim yeri açmak” idi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan sık sık sığınmacılar için Türkiye’nin bugüne kadar 40 milyar dolar harcadığını, Batı’nın ise neredeyse hiç katkıda bulunmadığını ifade ediyor. Gerçekten 40 milyar dolar harcandı mı? Sığınmacılar bu gelirle mi ayakta duruyorlar yoksa çok zor koşullarda Türkiye’de çalışarak mı hayatlarını idame ettiriyorlar? İddia edilen 40 milyar dolar kayıtlarda net görünmüyor. Sadece resmen açıklanan yıllara yayılmış bazı harcamalar var ama toplamı 40 milyar doların çok altında. Bu muğlaklık, anayasal denetim kuruluşu Sayıştay raporlarına da yansımış durumda. 

    Suriye’de 2011’de başlayan iç savaşta yaklaşık nüfusun dörtte biri, 5 milyon Suriyeli, kurtuluşu komşu ülkelere sığınmakta buldu. Türkiye, Suriye krizi mağdurları için “açık kapı politikası” uyguladı, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) koordinasyonunda savaştan kaçan Suriyeli sığınmacılara “geçici koruma” statüsü sağladı, çeşitli yardımlarla destek verdi, uluslararası yardımları koordine etti.

    İçişleri Bakanlığı’nın Eylül 2019 açıklamasına göre geçici koruma altında kayıtlı bulunan Suriyeli sayısı 3 milyon 667 bin, ülkesine geri dönen Suriyelilerin sayısı ise 360 bin dolayında. 

    Suriyeli sığınmacılar konusunda Erdoğan, 19 Şubat 2019’da Budapeşte Süreci 6. Bakanlar Konferansı açılış yemeğindeki konuşmasında “Sığınmacılar için kendi milli imkânlarımızla harcadığımız rakam, BM kriterlerine göre şu an itibarıyla 37 milyar doları aştı” diyordu. “Barış Pınarı” operasyonundan sonra ise bu tutar artık 40 milyar dolar olarak ifade ediliyor. Erdoğan 10 Ekim’de bir toplantıda özellikle Avrupa Birliği’ni eleştirerek şöyle konuştu: "Ey Avrupa Birliği, bizim ordumuzu işgalci olarak nitelerseniz kapıları açarız 3.6 milyon mülteciyi size yollarız. Şimdi kalkmış para hesabı yapıyorlar. Siz daha önce söz verdiğiniz parayı verdiniz mi ki? Bugüne kadar 40 milyar dolar harcadık yine harcarız ama kapıları da açarız."

    Erdoğan’ın telaffuz ettiği 40 milyar dolarlık harcama hesabının nasıl yapıldığı bilinmiyor. Başta bütçe ve yıllık programlarda bu tutara yaklaşan bir veriye rastlanmıyor. Muhalefet partileri, Suriyeli sığınmacılar için yapıldığı ifade edilen yardımların abartılı olduğunu, sığınmacıların önemli bir kısmının yaşamını ucuz işgücü olarak kendilerinin kazandığını ifade ediyorlar. Örneğin iki yıl önce harcamalar 30 milyar dolar olarak ifade edildiğinde, ana muhalefet partisi CHP’nin lideri Kemal Kılıçdaroğlu şöyle konuşmuştu: “Bu para nereye harcandı şu ana kadar öğrenmiş değiliz. Bakkal bile defter tutarken gelirini giderini yazar. Kimse bilmiyor, adım gibi biliyorum Erdoğan da Yıldırım da bilmiyor.”

    Suriyeliler için yapıldığı söylenen harcamalarda kayıt sorunu olduğu, kamu kuruluşlarının hesaplarını denetleyen anayasal kuruluş Sayıştay’ın raporlarına da yansıdı. O dönemde Başbakanlığa bağlı olan AFAD’ın 2016 yılı hesaplarını denetleyen Sayıştay, “Ulusal ve uluslararası insani yardımlar kapsamında başlatılan kampanyalar ile toplanan nakdi bağışların harcamalarının muhasebeleştirilmediğini” belirtti. Hazırlanan raporda, “Ulusal ve uluslararası insani yardım harcamalarına ilişkin yönetim ve denetim yetkilileriyle kamuoyuna gerekli bilgilerin sağlanması amacıyla muhasebe sisteminin kurulması gerektiği değerlendirilmektedir” önerisinde bulunuldu. 

    Suriyeli sığınmacılara harcanan meblağ, hamasi konuşmalarda yer alanların dışında resmi belgelerde var mı, ne kadar? Cumhurbaşkanlığı 2019 Yılı Programı’nda şu bilgiler var: “Türkiye’nin 2016 yılında 5,9 milyar ABD Doları olarak gerçekleşen RKY (Resmi Kalkınma Yardımı M.S.) niteliğindeki insani yardım tutarı 2017 yılında 7,3 milyar ABD Doları seviyesine ulaşmıştır. 2017 yılında ülkemizdeki Suriyelilere yönelik olarak gerçekleştirilen toplam insani yardım tutarı ise 7,2 milyar ABD Dolarıdır.”

    Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı’nın (TİKA) Türkiye Kalkınma Programı Yardımları 2017 raporundaki verilere göre ise 2013-2017 arasında Suriye ağırlıklı olarak gerçekleştirilen RKY tutarı 21 milyar dolara yaklaşmış görünüyor. 

    Bu beş yılda 21 milyar dolar olarak açıklanan yardımın yüzde 80’i Suriyeliler için yapılmış olsa, yaklaşık 17 milyar dolar ve her yıl başına 3,4 milyar dolar ediyor. 2018 ve 2019 yılları için aynı miktar harcama yapıldığı kabul edilip toplama eklense, 2013-2019 toplamı 24 milyar doların biraz altında kalıyor. Bu tahmini tutar, 40 milyar dolar harcama iddiasından 16 milyar dolar eksik.

    Öte yandan sığınmacı Suriyeliler için 2016 ve 2017 dönemi için insani yardım, eğitim, sağlık ve işgücü piyasası alanlarında Avrupa Birliği 3 milyar Avro destek sağlamayı taahhüt etmişti. Bu bağlamda 3 milyar Avro 72 proje kapsamında sözleşmeye bağlanmış, bunun 1,94 milyar Avrosu uygulayıcı kurumların hesaplarına aktarılmıştı. Söz konusu anlaşmanın ikinci fazı için öngörülen 2018-2019 yılları için beş proje sözleşmeye bağlanarak 450 milyon Avro taahhüt altına alınmıştı.

    Son verilere göre sayıları 3,7 milyona yaklaşan Suriyeli sığınmacılardan sadece 145 bin kadarı 25 “barınma merkezinde” yaşarken neredeyse 3,5 milyonu Türkiye’nin değişik il merkezlerinde yaşamlarını kazanarak tutunmaya çalışıyorlar. 

    Aldıkları yardımlardan çok, Suriyeliler iş kurarak, işgücü satarak hayatlarını idame ettirmeye çalışıyorlar. Bu konuda Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu'nun yazılı soru önergesini yanıtlarken önemli bilgiler ortaya çıktı. Bakan Pekcan, 26 Şubat 2019 tarihi itibarıyla en az bir ortağı Suriye uyruklu olan şirket sayısının 15 bin 159 olduğunu söyledi. Bakan Pekcan söz konusu şirketlerin en fazla İstanbul, Gaziantep, Mersin, Hatay ve Bursa'da, toptan ve perakende ticaret alanında faaliyet gösterdiğini bildirdi. 

    ​Bakan Pekcan, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın verilerine göre ise Suriye uyruklu firmalarda 10 bin 46 Suriyeli işçinin istihdam edildiğini belirtti. Pekcan, "Ayrıca 31 Mart 2019 tarihi itibarıyla ülkemizde geçerli çalışma izni bulunan yabancı sayısı 96 bin 972 olup, bunlardan 31 bin 185'i Suriye uyrukludur” dedi.

    Bakanın belirttiği 31 bin dolayında çalışma izni olan Suriyeli işçiler, kayıt dışı çalışanların yanında çok küçük bir sayı. Kayıt dışı istihdamla çok düşük ücretlerle hayatlarını kazanmaya çalışan Suriyeli çalışan sayısının yüz binlerle ifade edilebileceği öne sürülmektedir.

    Yazı kaynağı : www.al-monitor.com

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap