Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    sosyal devlet ve yoksulluk arasındaki ilişki

    1 ziyaretçi

    sosyal devlet ve yoksulluk arasındaki ilişki bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Siyaset, Ekonomi ve Yönetim Araştırmaları Dergisi

    K�RESELLE�ME S�REC�NDE ULUS-DEVLET�N �NEM� VE SOSYAL DEVLET�N GELECE��

               �ZET
               Halen k�reselle�en d�nyada ulus-devletin �nemini yitirip yitirmeyece�i konusunda de�i�ik g�r��ler bulunmaktad�r.

               Ayr�ca k�reselle�menin hedef ald��� sosyal devletin, k�reselle�me s�recindeki konumunun ne olaca�� konusu (�zellikle de g�n�m�zde t�m d�nyada ba� g�steren gelir da��l�m� bozuklu�u, i�sizlik ve yoksulluk manzaralar� dikkate al�nd���nda) olduk�a �nem ta��maktad�r.

               Makalede, k�reselle�me s�recinde ulus-devletin �nemine ve sosyal devletin gelece�ine ili�kin de�i�ik bir bak�� a��s� ortaya konmaya �al���lm��t�r.

             Anahtar Kelimeler: K�reselle�me, ulus-devlet, sosyal devlet.

               1. G�R��
               Politik k�reselle�menin son a�amas�, ulus-devletin yava� yava� otoritesinin azalmas� ve s�n�rlar� olmayan bir d�nyan�n kurulmas� olarak tan�mlanmaktad�r. Ancak, bu a�amaya ula��l�ncaya kadar ge�ecek s�re i�erisinde b�t�n �lkelerin (�zellikle de geli�mekte olan �lkelerin) yapmas� gereken, ekonomik ve sosyal geli�melerini en iyi �ekilde ger�ekle�tirmek ve b�ylece k�resel d�nyan�n geli�mi�ler taraf�ndaki e�it ortaklardan biri haline gelmektir.

               Bu bak�mdan, ya�ad���m�z s�re� i�erisinde ulus-devlet ve sosyal devletin hala yerine getirmeleri gereken �nemli g�revlerinin oldu�u s�ylenebilmektedir.

                Bu makalede, �ncelikle k�reselle�me ve ulus-devlet konusu �zerinde durulmakta ve ard�ndan, k�reselle�me ve sosyal devlet konusu ele al�nmaktad�r.

               2. K�RESELLE�ME VE ULUS-DEVLET
               Yads�namaz bir �a�da� ger�eklik olan k�reselle�me ile ulus-devlet aras�nda bir gerilim s�z konusudur. Bunun nedeni, her �lkenin d�nya ekonomisi ile b�t�nle�irken daha avantajl� bir konum yakalamak istemesinden ve bu e�ilimlerin esas olarak devlet politikas� bi�iminde yans�ma bulmas�ndan kaynaklanmaktad�r. Buna kar��l�k, k�reselle�me s�reci i�erisinde kimin nas�l b�t�nle�ece�i ve b�t�nle�medeki konumunun ne olaca�� kararlar� sermaye, �zellikle uluslararas�la�m�� mali sermaye taraf�ndan verilmek istenmektedir. Bu durumda, iki karar parametresi aras�nda gerilim ya da �at��ma ��kmas� ka��n�lmaz olabilmektedir.(1)

               A��r� k�reselle�mecilere g�re d�nya tek pazara do�ru gitmekte, ulusal ekonomilerin yerini uluslararas� �retim a�lar�ndan olu�an k�resel ekonomi almaktad�r. Bu g�r��� savunanlar, k�reselle�me s�recinde giderek ulus-devletin i�levlerini �stlenecek yeni toplumsal �rg�tlenme bi�imlerinin geli�ti�ini ileri s�rmektedirler. Bu bak�mdan k�reselle�meyi, ulus-devletin �l�m� olarak yorumlamaktad�rlar. K�reselle�me kar��tlar�na g�re ise, ulusal ekonomilerin ortadan kalkmakta oldu�u do�ru de�ildir. Yaln�zca ulusal ekonomiler aras�ndaki ba�lar ve ili�kiler artmaktad�r. Bu ko�ullarda, d�zenleyici ve y�nlendirici i�levleriyle ulus-devletin �nemi azalmakta de�il, artmaktad�r. D�n���m s�reci tezini savunan ���nc� e�ilim, ilk iki e�ilimden farkl� olarak kesin yarg�lara varmaktan ka��nmaktad�r. Buna g�re, k�reselle�menin �ok boyutlu bir d�n���m s�recinin bir boyutu oldu�u ve halen ya�anmakta olan bu karma��k s�recin nas�l sonu�lanaca��n� �imdiden kestirmenin m�mk�n olmad��� ifade edilmektedir. Bu g�r��e g�re, yeni d�nya d�zeninde ulusal s�n�rlara ba��ml� olmayan kurumlar, uluslar�st� �irketler, uluslararas� niteli�i bulunan toplumsal �rg�tler ve d�zenleyici kurumlar�n �nem kazanmas�, sistemi salt devlet odakl� olmaktan ��karmaktad�r. Buna kar��n, ulus-devletin �nemi azalm�� de�ildir. Ya�anan karma��k s�re�te ulusla strateji belirlemek ve k�resel d�zene uyum sa�lamak i�in ulus-devletin g�revleri daha da a��rla�maktad�r.(2)

               K�reselle�menin olmazsa olmaz ko�ulu, pazar�n �zg�rl���d�r. Ancak bu �zg�rl���n, genellikle geli�mekte olan �lkeleri devlet korumac�l���ndan yoksun b�rakmak i�in kullan�ld��� ileri s�r�lmektedir. Bu bak�mdan, ger�ekte korumac�l���n (ulusal ��karlar a��s�ndan ticaret ve sermaye ihrac�na devlet eliyle m�dahale) devam etti�i belirtilmektedir. Bu g�r��e g�re, en geli�mi� �lkeler dahi, gerek a��k gerekse dolayl� �ekilde korumac�l�k yapmaktad�rlar. �rne�in, Regan yeniden yap�lanma s�reci ile adeta sembolle�mi� bir devlet adam�d�r. Ama uygulamada durum olduk�a farkl� olmu�, Ba�kan Regan d�neminde serbest ticaretin �ampiyonlu�unu yapan Amerika, ulusal ��karlar� s�z konusu oldu�unda olduk�a korumac� bir d�� ticaret politikas� izlemi�tir. ABD taraf�ndan 1989 y�l�nda Japonya'ya uygulanan bask�, bu korumac� tutumun ilgin� bir �rne�ini olu�turmaktad�r. Bu nedenle, yoksul �lkelere kar�� yap�lan d�� ticaret �ampiyonlu�unun, ulusal ��karlar s�z konusu oldu�unda hemen arka plana at�ld��� ve kar�� tarafa a��r politik bask�lar uygulanabildi�i g�r�lmektedir.(3)

               �te yandan, �ok say�da �lke �zerinde yap�lan kar��la�t�rmal� say�sal ara�t�rmalar�n bulgular� g�stermektedir ki; k�reselle�me s�recine paralel olarak, azgeli�mi�lerin, geri kalm��lar�n geli�erek en �nde gidenleri yakalamas� yani "yeti�me, yakalama" kuram� ge�erli olmamaktad�r. "Yakalaman�n" ulus-devlet ba�lam�nda kendine �zg� ko�ullar� vard�r. �� piyasa ko�ullar�na, piyasan�n g�r�nmez eline b�rak�ld��� �l��de en geli�mi� �lkeleri yakalama �ans� neredeyse yoktur. Ayr�ca, pazar�n g�r�nmez eliyle ge�mi�te geli�mi�li�in kotar�ld��� hi�bir �rnek �lke bulunmamaktad�r. Bu nedenle, devletin �ok somut, �ok net politikalar geli�tirmesine gereksinim duyulmaktad�r. Teknolojik geli�menin eski yap�lar� alt-�st etti�i h�zl� de�i�im ortam�nda geli�mekte olan �lkelerin bunu ba�armas� gerekmektedir.(4)

               Bir s�re D�nya Bankas�'nda da �al��m�� olan Amerikal� iktisat�� John Weeks devlet m�dahalesi konusundaki g�r��lerini �u �ekilde a��klamaktad�r: "Do�rusu ben, hala bir�ok insan�n, �lkelerin ba�ar�s�n�n, s�z�mona piyasa dostu iktisat politikalar� sayesinde oldu�una inanmalar�na �a��yorum".(5) Bu bak�mdan, geli�mi� ve geli�mekte olan �lkelerin, Asya ba�ar�s�n�n kaynaklar�ndan �nemli dersler ��karabilecekleri vurgulanmaktad�r. Bu dersler cesaret verici olmayabilir, ancak ulusal ekonomik y�netimin ve dayan��mac� kamu politikalar�n�n uluslararas� rekabeti sa�lamak a��s�ndan ta��d�klar� de�eri kan�tlamak-tad�r.(6)

               Politik k�reselle�menin son a�amas�, ekonomik geli�melere ba�l� olarak ulus-devletin yava� yava� otoritesinin azalmas� ve s�n�rlar� olmayan bir d�nyan�n kurulmas� olarak tan�mlanmaktad�r. Ancak, halen k�reselle�en d�nyada �zellikle geli�mekte olan �lkelerde g��l� bir devlete gereksinim duyulmaktad�r. Bununla beraber, g�n�m�zde devletin giri�imcilerden tamamen ba��ms�z hareket etmesi beklenmemektedir.(7)

               Bilindi�i gibi, teknoloji yarat�ld��� anda �ok b�y�k bir rant yaratmakta, tekel yaratmakta ve �ok b�y�k bir getiri sa�lamaktad�r. Ancak, teknoloji rant�n�n geli�mi� ekonomilerde yo�unla�t��� g�r�lmektedir. Geli�mekte olan �lkelerde ulus-devletin g�revi, "Bu geli�mede etkin olarak nas�l yer alabilirim" sorusunu sormak ve ulusal d�zeyde, makro d�zeyde bunu ��zmeye u�ra�mak olmal�d�r.(8)

               �rne�in Japonlar, ekonomik yar��mada ileti�im ve bili�im teknolojilerinin belirleyici olaca��n� �ok �nceden g�rm��lerdir. Dolay�s�yla, ekonomik yar���n robotik, enformasyon teknolojileri ve bilgisayar uygulamas� alanlar�nda kazan�laca��n�n fark�na varm��lar ve s�z konusu alanlara b�y�k yat�r�mlar yapm��lard�r. Ayr�ca, ara�t�rma sonucu elde edilen yenilikleri h�zla �retime uygulam��lard�r. B�t�n bu i�ler etkin bir devlet katk�s� ile y�r�t�lm��t�r. ��nk� b�ylesine bir at�l�m t�m toplum ve ekonomi d�zeyinde �aba gerektirmektedir ve bu derece b�y�k �abalar� en rasyonel bir bi�imde sonu�land�racak, planlama ve koordinasyonu �stlenebilecek, devletin d���nda bir kurum bulunmamaktad�r.(9)

               K�reselle�en d�nyada bir yandan i�eriden ve d��ar�dan gelen bask�larla devletin otoritesi ve etkinli�i sars�l�rken �te yandan, hem bu riskler ile u�ra�mak hem de giri�imcilere ve firmalara k�resel pazar�n sundu�u olanaklardan yararlanmada destek olmak bak�m�ndan devletin g�revi daha da �nemli hale gelmektedir. Ayr�ca, k�resel ekonomide kabul g�rm�� ve uygulanan ahlaki, yasal ve ekonomik kurallara gereksinim vard�r. Halihaz�rda bunu sa�layacak kurumlar mevcut de�ildir. Bu durumda devletin egemenli�inin ve �neminin sona ermesi d���n�lemez. Devletin d�zenleyici rol�n�n �nemi de g�z ard� edilemez niteliktedir.(10)

               Ulus-devletin, eskiden oldu�u anlamda tek egemen g�� oldu�unu s�ylemek biraz zordur. Ulus-devletle ilgili de�i�ikliklerin oldu�u muhakkakt�r ve ulus-devletler, birka� �zel �rnek d���nda d�nyada eskisi kadar kendi i�ine kapal� de�illerdir. Dolay�s�yla, ulus-devlet, tan�m� gere�i kendi i�ine kapal� ve d�� d�nyayla ili�kisi olmayan bir siyasi birim de�ildir. Ulus-devleti d��a kapanma olarak g�renler, d�nya ile ekonomik b�t�nle�me art�nca, ulus-devlet ortadan kalk�yor yorumunu yapmaktad�rlar. Oysa bu do�ru de�ildir. ��nk�, b�y�k topluluklar a��s�ndan en az�ndan se�imle i�ba��na gelme y�n�nden bak�lacak olursa, tek me�ru g�� hala ulus-devlettir. Ayn� zamanda, y�netti�i insanlar�n dolayl�, dolays�z oluruna dayanan tek siyasal g�� hala ulus-devlettir. Yani, halk�n tek denetleyebildi�i g��, demokrasiler i�ledi�i s�rece ulus-devlet olmaktad�r. Ayr�ca, ulus-devletin bir y�netim i�levi vard�r. Bir�ok uluslararas� kurulu�tan s�z edilmektedir ancak, bunlar�n hi�birinin yapt�r�m g�c� yoktur. ��nk� hi�biri bu anlamda anayasal kurulu� de�ildir. Sonunda yasa yap�lacaksa, bunun klasik yasama i�levini de, y�r�tme i�levini de hala ulus-devlet yerine getirmektedir. Dolay�s�yla, d�nyada bunlar� yerine getirecek bir ba�ka g�� ne olmu�tur, ne de �ok yak�nda olacak gibi g�z�kmektedir.(11)

               �te yandan, ulus-devletin etkisinin azald��� bir ortamda etnik temele dayanan milliyet�ili�in, k�ktendinci ak�mlar�n, yabanc� d��manl���n�n g�� kazanmas� da s�z konusu olabilmektedir.(12)

               Ayr�ca, k�reselle�me i�inde "toplam�n ��kar� her tek �lkenin ya da firman�n ��kar� ile �zde�tir" ilkesinin ger�ekle pek uyu�mad��� g�r�lmektedir.(13) Bu bak�mdan, ekonomik k�reselle�me s�recinin gittik�e artan �ekilde ekonomik e�itsizlik yaratt���na dikkat �ekilmektedir.

               Bug�n�n d�nyas�nda k�reselle�menin yads�namaz bir ger�ek oldu�u, daha e�it ve adil d�zen �zlemlerinin ulusal devleti ve ulusal ideolojileri a�mas� gerekti�i s�ylenebilir. Nitekim, yeni d�nya d�zeninde b�t�n �lkelerin birbirlerine ba��ml�l���ndan s�z edilmektedir. Ancak, kar��l�kl� ba��ml�l���n mant�ksal olarak e�itlik d���ncesine dayanmas� zorunludur. Aksi takdirde, bu durum ideolojik bir aldatmacay� ifade edecektir. Bu nedenle, ulusal s�n�rlar� a�an ve b�t�n insanl��� birle�tirip, b�t�nle�tiren kar��l�kl� ba��ml�l���n d�zg�n i�leyebilmesi i�in e�itlik sorununun ��z�lmesi gerekmektedir. Oysa ki, bug�nk� hali ile yeni d�nya d�zeni ideolojisi ya da kar��l�kl� ba��ml�l�k ili�kisine bakt���m�zda, giderek b�y�yen bir e�itsizli�i �retti�i g�r�lmektedir. E�itlik ise bir anda sa�lanacak bir�ey de�ildir ve bir s�re� i�erisinde ger�ekle�ecektir.(14)

               K�reselle�me s�recinin, olumlu sonu�lar�n�n yan�nda mevcut haliyle g�vensizli�i, e�itsizli�i, toplumsal adaletsizli�i art�rd��� ve toplumsal dayan��may� zay�flatt��� ifade edilebilmektedir. Dolay�s�yla, s�recin bu haliyle devam etmesi olas� g�r�lmemektedir. Nitekim, g�n�m�zde adaletsiz k�reselle�meye kar�� k�resel tepkiler artmaya ba�lam��-t�r.(15)

               B�t�n bu nedenlerden, �n�m�zdeki d�nemde, artan tepkilerin de etkisiyle k�re-selle�meye insani y�z kazand�rma (ya da sosyal sorumlu k�reselle�me) �abalar�n�n h�z kazanaca�� �zerinde durulmakta ve sosyal sorumlu k�reselle�me s�recinde hala ulusal kurumlara �nemli bir i�lev d��ece�i belirtilmektedir.(16)

               Toplumsal adaletsizliklerin ve e�itsizliklerin giderildi�i k�resel bir uygarl�k kuruluncaya kadar, ya�an�lan s�re�te ulus-devletlerin yerine getirmeleri gereken �nemli i�levlerinin oldu�u g�r�lmektedir. Bu nedenle de, "ulus-devlet" k�reselle�me s�recinde �nemini koruyacak gibi g�z�kmektedir.

               3. K�RESELLE�ME VE SOSYAL DEVLET
               Bilindi�i gibi, k�reselle�menin hedef ald��� ba�l�ca kurumlardan biri "sosyal refah devleti"nin temelinde yatan sosyal g�venlik sistemidir. Prof. Dr. G�lten Kazgan'a g�re, k�reselle�menin refah� tabana yayan bu kurumlara sald�rma nedeni �e�itlidir: Bir kere, sosyal refah devleti halk�n g�venini, ba�l�l���n� g��lendirdi�i �l��de ulus-devlet bir g�� merkezi olacak, zay�flat�lmas� zorla�acakt�r. Bu da uluslararas� �irketlere kar�� en g��l� direnme kurumunun ayakta kalmas� demektir. �te yandan, sosyal g�venlik kurumlar�na i�verenin katk� pay�, adeta d�nyay� ele ge�irmek �zere hareket eden uluslararas� �irketlerin karlar�n�n t�rp�lenmesine yol a�acakt�r. Ayr�ca i��inin bu kurumlar (�zellikle i�sizlik sigortas�n�n da bulundu�u durumlarda) sayesinde i�veren kar��s�nda diren� g�c� artacak, �cret talepleri y�ksek olacakt�r. Bunlara bir de, uluslararas� sigorta �irketlerinin kendi-lerine yeni pazar yaratma bask�s� eklenmektedir. Nihayet ABD'nin Washington Konsen-s�s� gere�i d�nyay� kendine benzetme arzusu da etkili olmaktad�r.(17)

               E. Lee'nin de belirtti�i gibi, k�reselle�me beraberinde daha k���k bir h�k�met, daha az kamu harcamalar�, daha d���k vergiler, yeniden da��t�m �nlemlerine y�nelik daha zay�f bir siyasi destek, piyasalar�n daha geni� �apl� kurals�zla�t�r�lmas�n�, �zellikle emek piyasas�ndaki yeni yap�lanmalar� getirmektedir. Buna kar��l�k k�reselle�me, e�itsizli�in daha da b�y�mesine neden oldu�undan, "kaybedenlerin" daha fazla desteklenmesi gere�ini do�urmaktad�r.(18)

               Ulus �tesi sermayenin d�nyas� ile bir ulusal b�t�n�n d�nyas� ayn� de�ildir. Ulus �tesi sermayenin "�lkesi", her �lke n�fusunun al�m g�c�ne sahip % 20'sinden olu�an bir kesimi kapsamaktad�r. Onun i� stratejisi, bir �lkenin al�m g�c� olmayan % 80'ini ya da i� stratejisi d���nda kalan �retken g��leri yok saymaktad�r. Oysa ulusal b�t�nler, al�m g�c� olan ile olmayanlar�n birlikte olu�turduklar� % 100'l�k ulusal b�t�n ger�e�ini atlayamayacaklar�ndan, toplumsal e�itlik sorununu g�rmezden gelemeyeceklerdir.(19)

               Nitekim, Avrupa'da son se�imlerde sosyal demokrat partilerin iktidara geli�ini k�resel de�i�imlere ba�layan g�r��ler yayg�nd�r. Buna g�re, i�sizli�e, yoksullu�a, sosyal devletin k���lmesine yol a�an k�reselle�me r�zgarlar�na ve neo-liberal politikalara kar�� Avrupa'da ilk �nemli ba�kald�r� Fransa'da g�r�ld�. Frans�z halk�, bu politikalara kar�� ��karak son yap�lan se�imlerde sol ittifak� ezici bir �o�unlukla iktidara ta��d�. Benzer bir geli�me, yak�n tarihte �ngiltere'de ya�and�. �ngiliz halk� e�itim, sa�l�k, gelir da��l�m�ndaki adaletsizliklere tepki olarak muhafazakar partiyi iktidardan etti. 18 y�ll�k muhafazakar iktidar�n y�k�lmas�na yol a�an Tony Blair'in liderli�indeki �ngiliz ���i Partisi ise se�imin galibi oldu.(20)

               ABD'nin bireycili�i g��lendirmek, devleti piyasadan geri �ekmek, rekabet ko�ullar�n� pazar ekonomisi ko�ullar�nda tutmak i�in ba�latt��� harekete tepkisiz kal�nmamaktad�r. Hem siyasal alanda sosyalist-sosyal demokrat partilerin halk oyuyla iktidara ta��nmas�, hem grevler, hem de g�nl�k olaylar k�reselle�me ad�na sosyal refah devletinin yerini �zel kurumlara b�rakmas�n� ya da geli�mekte olan �lkelerde hedef olmaktan ��kmas�n� g��le�tirmektedir. Yoksulluk g�r�nt�leri, evsiz-barks�z insanlar, dilenciler azgeli�mi� �lkelere �zg� g�r�nt�ler olmaktan ��k�p, geli�mi� �lkelerin zengin toplumlar�nda da g�r�l�r olmu�tur.(21)

               Sosyal devletin y�k�lmas�na kar�� etkin diren� en fazla Bat� Avrupa'da g�r�lmektedir. ��nk�, d�nyada en geli�mi� bi�imiyle sosyal devlet bu b�lgede uygulanmaktad�r. Ayn� zamanda bu b�lgede y�ksek i�sizlik oran� da g�zlenmektedir. ABD'nin ve Avrupa'daki muhafazakar kesimin teoremi, bu ikisi aras�nda yak�n ili�ki oldu�u y�n�ndedir. Dolay�s�yla, sosyal refah devleti devreden ��karsa AB'de i��i maliyetinin d��ece�i ve i�sizli�in azalaca�� ileri s�r�lmektedir. �te yandan, ABD ve �ngiltere gibi �lkelerin y�ksek i�sizlik oran�nda bu sayede d���� sa�land��� belirtilmektedir. S�z konusu iki de�i�ken (sosyal refah devletinin getirdi�i y�ksek i��i maliyeti ve i�sizlik oran�) aras�nda yak�n ili�ki bulunmas� olas�d�r. Ancak, burada neden-sonu� ili�kisi oldu�u anlam� ��kar�lmamal�d�r. Ayr�ca bu, baz� �lkeler i�in ge�erli olsa da genel bir durum de�ildir. �rne�in, Almanya ��plak i��i �cretleri ve buna ek sosyal y�klerin d�nyada en y�ksek oldu�u �lkeler aras�nda yer almas�na kar��n, i�sizli�in AB'de en y�ksek oldu�u �lke �spanya'd�r. Dolay�s�yla, g�zlenen ili�kinin niteli�i o kadar da kesin de�ildir. ��nk� arada teknoloji d�zeyi ve verimlilik gibi ili�kiyi etkileyen ba�ka ��eler de bulunmaktad�r.(22)

               K�reselle�me s�recinde h�k�metlerin ekonomiye do�rudan m�dahale etme olanaklar�n�n azald��� g�r���ne kar��n, bir�ok �lkede h�k�met harcamalar�n�n azald���n� ileri s�rmek de yan�lt�c� olacakt�r. �rne�in, OECD �lkelerinde toplam ulusal �retim i�erisinde h�k�met harcamalar�n�n pay� halen % 40 dolay�ndad�r. Dolay�s�yla, h�k�metler ulusal gelirin �nemli bir b�l�m�n�n y�netiminde halen s�z sahibi bulunmaktad�rlar.(23)

               �te yandan, kendi ba��na kamu harcamalar�n�n b�y�meyi veya ekonomik performans� zay�flatt���n� g�steren a��k bir kan�t bulunmamaktad�r. Hirst ve Thompson'un belirtti�i �zere: "Slemrod, bir yandan vergilendirme ile devlet harcamalar�, �te yandan da gayri safi yurti�i has�la b�y�me oranlar� ile refah aras�ndaki ili�kileri inceleyen kapsaml� ara�t�rmas�nda (1995), y�ksek devlet harcamalar� ile zay�f ekonomik performans aras�nda sistematik veya kuvvetli bir ampirik ili�ki bulamam��t�r".(24) Taylor-Gooby'de, yap�lan ampirik �al��malarda refah devleti harcamalar�n�n ekonomik performans� art�rd��� veya azaltt��� y�n�nde kesin sonu�lara var�lamad���n� vurgulamaktad�r.(25) Bu durum, ekonomik geli�me s�recinin sosyal geli�me ile b�t�nl���n�n sa�lanmas� bak�m�ndan olduk�a �nem ta��maktad�r.(26)

               Ayn� �ekilde, devlet k���lmezse sermaye �lkeyi terk eder gibi bir genellemenin de do�ru olmad��� ileri s�r�lmektedir. Buna g�re, ulusal gelirinden b�t�e harcamalar�na ayr�lan pay�n en y�ksek oldu�u �lkelerden biri Danimarka'd�r ve s�z konusu pay % 60 dolay�ndad�r. Ancak, Danimarka'dan sermaye ka�mamaktad�r. Dolay�s�yla, sermayenin ka�mas�-ka�mamas� tart��malar�nda devleti yok etmek gibi bir mant���n hi� ge�erli olmad��� ya da b�yle bir kural�n bulunmad���n�n alt� �nemle �izilmektedir.(27)

               Ayr�ca, �n�m�zdeki d�nemde, yeni liberal, k�reselle�meci s�re�lerin yaratt��� ekonomik ve toplumsal sorunlara kar�� yeni dayan��ma formlar� aray��lar�n�n daha g��lenece�i ve bununla birlikte, kamu alan�na ve hizmetlerine duyulan ilginin de artaca�� belirtilmektedir.(28)

               Bununla beraber daha �imdiden, devletin, k�reselle�menin beraberinde getirdi�i gelir ve t�ketim dengesizliklerini ayarlayarak, gelir da��l�m�n� d�zeltmesi gereklili�i �zerinde durulmaktad�r.(29) Nitekim, DPT'nin Sekizinci Be� Y�ll�k Kalk�nma Plan� �er�evesinde haz�rlatt��� K�reselle�me �zel �htisas Komisyonu Raporu'nda da, k�reselle�me s�recinin dengesiz bir �ekilde geli�ti�i vurgulanmakta ve bunun �lkeler aras�nda oldu�u kadar �lkelerin i�indeki gelir da��l�m�n� da olumsuz y�nde etkiledi�i belirtilmektedir. Ayr�ca, son d�nem k�reselle�me s�recinde s�k s�k ortaya ��kan finansal krizlerin y�k�n�n de b�y�k �l��de d���k gelir gruplar�n�n �zerine y�klendi�i ifade edilmektedir. Dolay�s�yla, gerek k�reselle�menin olumsuz yanlar�n�n hafifletilebilmesi, gerek k�reselle�me s�recinin s�rd�r�lebilirli�i a��s�ndan devletin sosyal politikalar ve b�l���m alanlar�nda da aktif bir rol oynamaya devam etmesinin ka��n�lmazl��� �zerinde durulmaktad�r. Ayn� raporda, devletin kendi kaynaklar�n�n k�t oldu�u ve k�reselle�menin s�n�rlar getirdi�i g�z �n�ne al�nsa bile, en d���k gelir gruplar�n�n refahlar�n� art�rmaya y�nelik bir sosyal politika uygulamas�n�n �neminin yads�namayaca��na dikkat �ekilmektedir.(30)

               Prof. Dr. Nusret Ekin'de, "T�rkiye k�reselle�meye uyum sa�lamal�d�r", "k�reselle�meye uyum sa�lanmas� sosyal ama�lar�n reddi demek de�ildir" dedikten sonra, sosyal devletin yeniden tan�mlanmas�, verimlilik ve yat�r�mlar�n yeniden art�r�lmas�, toplumda �retim g�c�nden yoksun gruplara y�nelinmesi gereklili�ini vurgulamaktad�r.(31)

               AB'nin sosyal politika g�ndeminde de, t�m sosyal taraflar�n i�birli�i ve yard�mlar� ile �a��n de�i�en ko�ullar�na uygun yeni bi�imler al�nmas� gereklili�ine yer verilmektedir. Bu bak�mdan, �lkelerin rakipleriyle yar��abilmeleri ve d�nya ticaretindeki paylar�n� art�rabilmeleri i�in yap�lmas� gerekenin, vergi gelirlerinin milli gelir i�erisindeki pay�n� art�rmak oldu�u �zerinde durulmaktad�r. B�ylece e�itim, sa�l�k, g�venlik gibi toplumsal verimlili�i y�kseltici hizmetlerin geli�mesinin sa�lanaca�� belirtilmektedir. Bu hizmetlerin yetersiz oldu�u bir �lkede i�g�c�n�n verimlili�ini art�rma olana�� son derece s�n�rl� kalaca��ndan, �lkelerin rekabet �ans� ve olana��n�n da azalaca�� ifade edilmektedir.(32)

               Kuramsal olarak piyasan�n, salt ekonomik a��dan bile tek ve rakipsiz rasyonel kaynak kullan�m�n� sa�layan mekanizma oldu�u s�ylenememektedir. Bu bak�mdan sosyal devlet, �zellikle �al��an kesimler i�in refah ve g�vence sa�lay�c� fonksiyonlar� yerine getirmekte ve b�ylece kapitalizmin �aresiz b�rakt��� bireyi koruyucu �nlemleri ya�ama ge�irmektedir. Yani, kapitalist sistemin do�as� gere�i yol a�t��� bireyin sorunlar� ve riskler devlet taraf�ndan kar��lanmak suretiyle sistemin s�reklili�i sa�lanmaya �al���lmaktad�r. Bu nedenle sosyal devlet, hem uygulamada (yani toplumsal ger�eklik alan�nda) hem de moral de�erler bak�m�ndan ortadan kald�r�lmas� �ok zor hatta olanaks�z bir geli�me olarak de�erlendirilmektedir.(33) Ayr�ca, sosyal devlet politikalar� geni� bir demokratik kon-sensusa dayand���ndan, sosyal devletin ortadan kald�r�lmas�n�n sendikalar�n ve dolay�s�yla demokrasinin ortadan kald�r�lmas� ile ayn� anlama gelece�i ifade edilmektedir.(34)

               D�nyaya bakt���m�zda, sosyal devletin gelece�i i�in "ger�ek yap�lacak i�ler"in onun ortadan kalkmas� ile ilgili de�il de, daha �ok gelecekte tekrar yap�lanmas� ile ilgili oldu�u g�r�lmektedir.(35) Yani �nemli olan konu sosyal devletin olup olmamas� de�il, tersine, ne �e�it bir sosyal devletin olaca��d�r.(36) �o�u yorumcular, yeni uluslararas� ekonomik d�zen alt�nda, devletin m�dahaleci olaca�� konusunda �srarl� davranmaktad�rlar. Uluslararas� rekabete dayanan ko�ullar alt�nda bu tip m�dahalelerin art�r�labilece�i vurgulanmaktad�r. Ayn� zamanda, yeni ekonomik d�zende birden fazla �lkeyi ilgilendiren kurulu�lar�n y�kselmesinin sosyal devlet m�dahalelerini �o�altabilece�inden s�z edilmek-tedir. B�ylece, �rne�in, Avrupa Toplulu�u'nun her yerinde sosyal politikan�n uyum sa�lamas�, Avrupa Parlamentosu'nun h�k�mleri ve Avrupa sosyal y�netmelik kanunu, sosyal yard�mlar� art�rmak konusunda belirli �ye devletleri zorlayacakt�r denilmektedir.(37) Sosyal Demokrat Vak�flar�n ortakla�a d�zenledikleri bir konferansta (Nisan 1997) yap�lan konu�mada, Avrupa'n�n sosyal devletten asla vazge�emeyece�inin alt� �izilmekte ancak, sosyal g�venlik sisteminin finansman�na devlet katk�s�n�n azalt�l�p �al��anlar�n �dedikleri prim oran�nda bir sosyal g�venlik sisteminin ge�erli olabilece�i belirtilmektedir.(38) �te yandan, temel sosyal s�n�flardan ald�klar� sabit destek sayesinde, bir�ok Avrupa �lkesinde var olan sosyal devlet �eklini y�kman�n kolay olmad���na dikkat �ekilmektedir.(39)

               Sonu�ta, daha adil, e�itlik�i ve insani bir toplum i�in devletin ekonomik ya�amda rol almas� ile piyasa mekanizmas�n�n ba�da�t�r�lmas� gerekti�i savunulmaktad�r. Bu bak�mdan, 1980'li ve 1990'l� y�llar�n deneyi, en az�ndan, bu g�r���n tart��maya de�er oldu�unu ortaya ��karm�� bulunmaktad�r.(40)

               4. SONU�
               Bug�nk� hali ile k�reselle�menin bir y�z�nde az�nl��� olu�turan bir kesim i�in zenginlik ve refah art��� yer al�rken, �teki y�z�nde �o�unlu�u olu�turan kitleler i�in s�rekli artan i�sizlik, e�itsizlik ve yoksulluk yer almaktad�r.

               K�reselle�me kar��tlar�n�n son olarak Cenova'da yap�lan G-8'ler zirvesi s�ras�ndaki protesto g�sterileri ve ard�ndan bir g�stericinin �l�m�yle sonu�lanan olaylar d���nd�-r�c�d�r. T�m d�nyadan insanlar�n olu�turdu�u g�stericiler, k�reselle�menin neden oldu�u e�itsizlik ve yoksulluk art��� kar��s�nda k�reselle�meyi s�r�kleyen g��lere kar�� tepkilerini sert bir �ekilde ortaya koymu�lard�r.

               G�n�m�zde k�reselle�meye umut ba�layanlar dahi, k�reselle�meyle birlikte artan ekonomik e�itsizliklerin yaratabilece�i bu tip tepkilerden endi�e duymaya ba�lam��lard�r.

               K�reselle�meyi inkar etmek ne kadar imkans�zsa, hi�bir�ey yapmadan k�reselle�menin sa�layaca�� olanaklardan yararlanmay� beklemek de o kadar hayalpe-restlik olacakt�r. Bizim d���m�zda olu�mu� bir k�reselle�me ger�e�i varken, yap�lmas� gereken; k�reselle�menin zararlar�ndan korunmak i�in yar��� e�it �artlarda ger�ek-le�tirmeye �al��mak olmal�d�r. Ayr�ca, ekonomik geli�me s�recinin sosyal geli�me ile b�t�nl���n�n sa�lanmas� da ihmal edilemeyecek derecede �nem ta��maktad�r. ��nk� her�eyde oldu�u gibi, bu s�recin temelinde de insan unsuru yer almaktad�r.

               Bu �er�evede, ya�an�lan k�reselle�me s�recinde en az�ndan bir s�re daha ulus-devletin �nemini koruyaca��n� ve sosyal devletin sona ermeyip, belki yeniden yap�lan-d�r�labilece�ini s�ylemek m�mk�nd�r.

               KAYNAKLAR
               (1) Gencay �aylan, De�i�im, K�reselle�me ve Devletin Yeni ��levi, 1.b., �mge Kitabevi Yay�nlar�, No: 109, Ankara, 1995, s. 218.
               (2) Bkz. Osman Ulagay, K�reselle�me Korkusu, Tima� Yay�nlar�, No: 661, �stanbul, 2001, s. 61-63.
               (3) �aylan, a.g.e., s. 139-140.
               (4) Yakup Kepenek, "K�reselle�me ve Ulus Devlet", �ktisat Dergisi, Say� 358, A�ustos 1996, s. 21-22.
               (5) �ktisat Dergisi, K�reselle�me, 3. D�nya ve �ktisat Politikalar� ba�l��� alt�nda John Weeks ile yap�lan ve Sungur Savran taraf�ndan �evrilen ��yle�i, Say� 388, Nisan 1999, s. 79.
               (6) Paul Hirst ve Grahame Thompson, K�reselle�me Sorgulan�yor, (�ev. �a�la Erdem ve Elif Y�cel), 1.b., Dost Kitabevi Yay�nlar�, Ankara, 1998, s. 145.
               (7) Nil�fer Bozkurt, "Globalle�me ve Devlet", �ktisat Dergisi, Say� 382, Eyl�l 1998, s. 56.
               (8) Kepenek, a.g.m., s. 31.
               (9) �aylan, a.g.e., s. 187.
               (10) Bozkurt, a.g.m., s. 56.
               (11) Sencer Ayata, "Toplumbilim A��s�ndan K�reselle�me", Emperyalizmin Yeni Masal�: K�reselle�me, (Yay. Haz. I��k Kansu), 3.b., �mge Kitabevi, Ankara, 1997, s. 67-68.
               (12) Osman Ulagay, Quo Vadis?, K�reselle�menin �ki Y�z�, 2.b., Do�an Kitap��l�k A.�., �stanbul, 2000, s. 131.
               (13) �aylan, a.g.e., s. 140. K�resel gelir e�itsizlikleri ile ilgili rakamsal bilgi edinmek i�in bkz. Reyhan Leba, "K�reselle�menin �teki Y�z�: Yoksulluk", Mevzuat Dergisi, Y�l 4, Say� 43, Temmuz 2001.
               (14) �aylan, a.g.e., s. 219.
               (15) Veysel Bozkurt, "K�reselle�menin Toplumsal Sorunlar�", Prof. Dr. Nusret Ekin'e Arma�an, T�rk A��r Sanayii ve Hizmet Sekt�r� Kamu ��verenleri Sendikas� Yay�n�, No: 38, Ankara, 2000, s. 200.
               (16) A.g.m., s. 200.
               (17) G�lten Kazgan, Tanzimat'tan XXI. Y�zy�la T�rkiye Ekonomisi, 1. K�reselle�meden 2. K�reselle�meye, 1.b., Alt�n Kitaplar Yay�nevi ve Ticaret A.�., �stanbul, 1999, s. 382-383.
               (18) �stanbul Ticaret Odas�, K�resel Bilgi �a��nda E�itim-Verimlilik-�stihdam, (Haz. Nusret Ekin), �stanbul Ticaret Odas� Yay�n�, No: 1997-43, �stanbul, 1997, s. 198.
               (19) Birg�l Ayman G�ler, "Yap�sal Uyarlanma Reformlar� ve Devlet", T�rk-�� Y�ll��� 97, Cilt 2, T�rk-�� Ara�t�rma Merkezi, Ankara, s. 84.
               (20) �stanbul Ticaret Odas�, a.g.e., s. 43.
               (21) G�lten Kazgan, K�reselle�me ve Yeni Ekonomik D�zen, Ne Getiriyor? Ne G�t�r�yor? Nereye Gidiyor?, 1.b., Alt�n Kitaplar Yay�nevi, �stanbul, 1997, s. 186-187.
               (22) A.g.e., s. 186.
               (23) J. Evans, "Economic Globalization: The Need for a Social Dimension", www.ilo.org, International Institute for Labour Studies, Geneva, 13 July 1998, s. 11'den aktaran Selamo�lu, a.g.m., s. 65.
               (24) Hirst ve Thompson, a.g.e., s. 23, 21.
               (25) P. Taylor-Gooby, H. Dean, M. Munro ve G. Parker, "Risk and the Welfare State", The British Journal of Sociology, Volume 50, Number 2, 1999, s. 181.
               (26) Selamo�lu, a.g.m., s. 65.
               (27) Bkz. Kepenek, a.g.m., s. 21.
               (28) Ayata, a.g.m., s. 72. Ayr�ca bkz. Hirst ve Thompson, a.g.e., s. 233.
               (29) Bkz. �stanbul Ticaret Odas�, K�reselle�me ve G�mr�k Birli�i, �al��ma Ya�am�nda D�n���m: �eli�kiler ve F�rsatlar, (Haz. Nusret Ekin), �stanbul Ticaret Odas� Yay�n�, No: 1999-47, �stanbul, 1999, s. 347.
               (30) DPT, Sekizinci Be� Y�ll�k Kalk�nma Plan� K�reselle�me �zel �htisas Komisyonu Raporu, DPT Yay�n�, No: DPT: 2544-��K: 560, Ankara, 2000, s. 6.
               (31) Bkz. �stanbul Ticaret Odas�, K�reselle�me ve G�mr�k Birli�i, s. 397-398.
               (32) EC, Social Action Program, Luxembourg, 1998, s. 20, 2'den aktaran �stanbul Ticaret Odas�, K�reselle�me ve G�mr�k Birli�i, s. 346.
               (33) Bkz. �aylan, a.g.e., s. 92, 77.
               (34) Bk. Engin Y�ld�r�m, "K�reselle�me, Refah Devleti ve Risk Toplumu", K�reselle�menin �nsani Y�z�, (Der. Veysel Bozkurt), 1.b., Alfa Bas�m Yay�m Da��t�m Ltd. �ti., No: 836, �stanbul, 2000, s. 81-82.
               (35) Bkz. Christopher Pierson, Beyond the Welfare State?, The New Political Economy of Welfare, Polity Prees, Cambridge, 1995, s. 188.
               (36) John Myles and Robert J. Brym, "Markets and Welfare States: What East and West Can Learn from Each Other", Social Policy in a Changing Europe, (Ed.: Zsuzsa Ferge and Jon E. Kolberg), Frankfurt: Boulder, 1992, s. 32, 34.
               (37) Bkz. Pierson, a.g.e., s. 188.
               (38) �. O�uz, "Bizimkiler", Milliyet Gazetesi, 25 Eyl�l 1998, s. 7'den aktaran �stanbul Ticaret Odas�, K�reselle�me ve G�mr�k Birli�i, s. 67.
               (39) Bkz. Pekka Kosonen, "National Welfare State Models in the Face of European Integration", History of European Ideas, Volume 15, Number 1-3, August 1992, s. 53.
               (40) �aylan, a.g.e., s. 163.

    Yazı kaynağı : www.mevzuatdergisi.com

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap