Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    sormaz ki bilsin sorsa bilirdi bilmez ki sorsun bilse sorardı

    1 ziyaretçi

    sormaz ki bilsin sorsa bilirdi bilmez ki sorsun bilse sorardıi bilgi90'dan bulabilirsiniz

    sormaz ki bilsin sorsa bilir

    Sormaz ki bilsin sorsa bilirdi bilmez ki sorsun bilse sorardı TARAKLI AJANS

    Sormaz ki bilsin sorsa bilirdi bilmez ki sorsun bilse sorardı TARAKLI AJANS

    Sormaz ki bilsin, sorsa bilirdi; bilmez ki sorsun, bilse sorardı.

    Tüfek icat oldu mertlik bozuldu diye bir atasözümüz vardır.

    İnternet denen icat çıktı,

    Bozulan şeyleri yazsak sayfalara sığdıramayız belki.

    Ama hiç mi faydası yok bu icadın?

    Olmaz mı..

    Neredeyse imkansız diyebileceğimiz hızda

    Ulaşamayacağınız bilgi,yer,kişi,görüntü say sayabilirsen yok yok...

    Bir tek ortam "sanal"

    İşte bu ortamda Sadi Şirazi denen İranlı alim ve şairin sözünü buldum.

    Ben de birazı gazete sayfasında,birazı da sanal ortamda paylaşmak istedim.

    Zira söz kısa ama belki hakkında bir cilt kitap yazılır.

    İşte şair olabilmek demek ki böyle bir şey.

    ***

    Kendi eğitimini aldığımız şeyleri bile tam bilmeden,

    Neredeyse her şeye ahkam kesmemiz,

    Sormanın sanılandan daha enteresan olduğunun realitesi,

    Bilsinler diye,

    Eğitim adı altında çocuklarımıza öğrettiklerimiz,

    Çocuklarımızdan beklentilerimizin dünyeviliği,

    Din eğitimimiz, inanç durumumuz ışığında cemaatler,

    Karı koca arasındaki evlilik akitlerimize rağmen aile içi şiddet,

    Kadın erkek eşitliğindeki gerçekler,

    Dünya ve ahiret beklentilerimizin sebepleri,

    Bir tek Allah'a kulluk etmemiz gerekirken,kul olduklarımız..

    Sorunca " bunların cevabı nerede " diye...

    Cevabını bulabileceğimiz bir kaynağın olup olmadığı..

    Bir sürü soru geldi aklıma.

    Geçtiğimiz hafta bir sürü zamanımı aldı bu konu.

    ***

    Şair cümlenin sonunda da atışı,yani öldürücü vuruşu tam yapmış.

    Demiş ki: "Bilse sorardı."

    Demek ki sorabilmek için bile bilmek lazımmış.

    ***

    Azıcık da olsa bir yerlere kadar geldim sayılır ama,

    Benim kafam çok takıldı.

    Hatta gece uykuda bile kafamdan çıkmamış.

    Sabah uyandığımda hatırladım ve takıntım daha da arttı.

    Başkalarını da işin içine katarsam belki rahatlarım diye düşündüm.

    Okuyucularla paylaşayım dedim

    O yüzden bu haftaki yazım bu.

    Adapostası'nın internet sayfasındaki web sitesinden

    Ayrıca Taraklı Ajans internet sayfasından

    Okurlarımın Şirazi'nin bu sözlerine yorumlarını bekliyorum.

    Tabii bu sözleri günümüze uyarlayıp,

    Benim gibi kafasına takılanların...

    Takmayanlar takmamaya devam edebilir kesinlikle küsmem.

    Yazı kaynağı : m.tarakliajans.com

    Yeni Asya Gazetesi

    Atalar�m�z, �bilmemek ay�p de�il, ��renmemek ay�p� demi�ler. ��renmenin ise ba�l�ca yollar�, okumak, dinlemek ve sormakt�r. Sorgulamak ve sormak, belki de en �nemli ��renme y�ntemidir. �nsan okurken de, dinlerken de, devaml� sormak ihtiyac� hisseder. Kafas�ndaki engelleri sual merdiveni ile a�ar. �nsan ayn� zamanda �ok merakl� bir varl�kt�r. Her �eyi merak eder. Merak�n� gidermek i�in sorular sorar, cevaplar arar. Ald��� her do�ru cevap, hem bir merak�n� giderir, hem de yeni bir �ey ��renmesine vesile olur.

    Bilirsiniz, k���k �ocuklar �ok merakl� olurlar. ��nk� onlar�n �ok �ey ��renmeye ihtiya�lar� vard�r. Onun i�in konu�maya yeni ba�layan bir �ocuk, durmadan sorular sorar. �Bunun ad� ne? Bu niye b�yle? �u neden ��yle?� gibi suallerle b�y�klerini soru ya�muruna tutarlar. �evrede g�rd�klerini tan�maya ve ��renmeye �al���rlar. �ocuklar�n sualleri tamamen f�tr� ve ��renme ama�l�d�r.

    Asl�nda b�y�klerin de en az �ocuklar kadar ��renmeye ihtiya�lar� vard�r. �nsan bilgi sahibi olduk�a, bilmedi�i ne �ok �ey oldu�unu daha iyi anlar. �mam-� A�z�m Hazretlerine, �Ne �ok �ey biliyorsunuz?� dediklerinde, �u cevab� verir: �Bilmediklerimi aya��m�n alt�na alsayd�m, ba��m g��e ererdi.�

    �mam-� Azam��n talebelerinden olan �mam-� Ebu Yusuf, Abbasi Halifesi Harun Re�it taraf�ndan Kad�u�l-Kudat (kad�lar kad�s�, ba�kad�) olarak tayin edilir. Bir g�n Ebu Yusuf�a bir su�l sorarlar. �Bilmiyorum� cevab�n� verir. �Bilmiyorsun da devlet hazinesinden bu kadar maa�� niye al�yorsun?� dediklerinde �u cevab� verir: �Ben bu maa�� bildiklerimin kar��l��� olarak al�yorum. Bilmediklerimin kar��l���nda maa� alacak olsayd�m, devletin hazinesi buna yetmezdi.�

    �nsan ��renmeye bu kadar muhta� ve bilgi de insan i�in bu kadar �nemli oldu�una g�re, bilgi hazinesinin anahtar�n� elde etmek insan�n en b�y�k vazifelerinden birisi olmal�d�r. Bu hazinenin anahtar� ise, su�l sormakt�r. Bilgiye ula�mak i�in sorman�n ne kadar �nemli oldu�unu, �Bostan ve G�listan� yazar� Sadi-i �iraz�, �u g�zel beyiti ile dile getiriyor: �Sormaz ki bilsin sorsa bilirdi, bilmez ki sorsun bilse sorard�.� Demek ki sormayan ��renemez, soru sorman�n �nemini bilmeyen de sorma ihtiyac� duymaz.

    Su�l, bilgi kap�lar�n� a�an bir anahtard�r. Ama, her anahtar her kap�y� a�maz. Do�ru anahtar� do�ru kilitlere takmak gerekir. Yani su�l sorarken, amac� do�ru tesbit etmeli, muhatab�, do�ru se�meli, su�li do�ru ki�iye sormal� ki, do�ru cevap al�nabilsin.

    Sual sormak, rahmetin celbine de bir vesiledir. Hazret-i Ali (ra) Resul-� Ekrem Aleyhisselat� Vessel�m��n ��yle buyurduklar�n� rivayet etmi�tir: ��lim hazineler �eklindedir, anahtar� ise su�l sormakt�r. Sual sorun ki Allah size merhamet etsin. ��nk� su�l sormakla d�rt ki�i m�k�fat al�r. Soran, cevap veren, dinleyen ve bunlar� seven�. (Ebu Nuaym��n Hilye�sinden)

    Sual sormak ayn� zamanda bir san'att�r. Asgar� bir bilgi, zek� ve k�lt�r gerektirir. Tamamen cahil bir insan, soru sormas�n� bile beceremez. Bir de neyi bilmedi�ini bilmeyenler ne soracaklar�n� da bilemezler. �nsan eksi�ini bilmeli, bilmedi�inin fark�nda olmal� ki, ��renmek i�in bir bilene sorabilsin. Bir de bildi�i halde soranlar vard�r ki, bunlar da iki k�s�md�r. Bir k�sm� bildi�ini teyit etmek i�in iyi niyetle sorar, bir k�sm� ise kar��s�ndakini imtihan edercesine sorular y�neltir. B�yleleri soru sormak adab�ndan mahrum olanlard�r.

    Bilgiye ula�madaki en b�y�k engellerden birisi, sual sormaktan korkmakt�r. Onun i�in su�l sormak, meden� cesaretin bir �l��s� say�l�r. Meden� cesaret ve azam� nezaketle sorulan sorular, soran� bilgi sahibi yapar. Ona ilmin kap�lar�n� a�ar.

    Bir de insan�n kendi kendine sormas� ve ak�l feneri ile cevap aramas� gereken su�ller vard�r ki, Bedi�zzaman Hazretleri bunlara �m�thi� su�ller� diyor. Bunlar, �Necisin, nereden geliyorsun, nereye gidiyorsun� �eklindeki su�llerdir. Bu suallerin cevab�, k�inat�n t�ls�m�n� a�ar, insana kim oldu�unu, bu d�nyaya ni�in geldi�ini ve bundan sonra nereye gidece�ini ��retir. Zaten insan�n da merak�n� tahrik eden, akl�n� me�gul eden en m�him meseleler bunlar de�il midir? Bu suallerin do�ru cevab�n� bulan ki�i, Marifetullaha ermi�tir. B�ylece en �nemli bilgileri elde etmi�, en b�y�k ilim hazinesinin kap�s�n� a�m��t�r.

    21.06.2010

    E-Posta: [email protected]

    Yazı kaynağı : www.yeniasya.com.tr

    Sormaz Ki Bilsin Sorsa Bilirdi. Bilmez Ki Sorsun Bilse Sorardı. -Sadi-i Şirazi | Şiir, Güzel söz

    HUZUR KOKULU BLOG

    HUZUR KOKULU BLOG

    Sormaz ki bilsin: sorsa bilirdi;

    Bilmez ki sorsun: bilse sorardı.

    Şeyh Sâdi Şîrâzî

    Yazı kaynağı : huzurkokansiirler.tumblr.com

    Sormaz ki bilsin, sorsa bilirdi... - Can Adalı

    Sormaz ki bilsin, sorsa bilirdi... - Can Adalı


    "Sormaz ki bilsin, sorsa bilirdi...
    bilmez ki sorsun, bilse sorardı."

    Sadi-i Şirazi*

    BİLGİ

    Bilgi, en kısa yorumuyla iletişim demektir. Doğayı, eşyayı, objeyi, nesneyi ve insanı tanımak için onlarla iletişimde olmak gereklidir.


    Edip Cansever; asansörün başında konuşturur kişileri, hatta aynı odada dikiş dikerler… sonra konuşa konuşa tek kişiye dönüştürür onları. Asfalt bir yolun gidişi gelişi gibidirler…

    Berabere kalan ileti yoktur. Tek yönlü iletişim olmaz bu nedenle.

    Anlamak, iletişim sonucundaki kazancımızdır.

    Karanlığı anlayabildiğimiz kadar ışığı algılayabiliriz. Behçet Necatigil, Sait Faik için yazdığı şiire ad olarak verir.

    kompozisyon yazıyordu sınıf
    başlık: anlamak.
    anlamak uzakken yakın
    kurumuş topraklara, anlamak,
    boşalışı sağanağın.
    …

    Kolay değildir kendimizle kavgalarımız. Dışarıya uzattığımız tedirginliklerimiz karşırefleksle geri döner. Rahatını kaçırdığımız her şey bize de rahatsızlık vermeye başlar. Çok zaman iki arada bir derede kalmamız ve açmazlarımızla yaşamayı seçmemiz de bu nedenledir.

    Kızılderililer birini yargılamadan önce onun ayakkabılarıyla dolaşmanızı önerirken, Reha Ünlüel bir şiirinde ayna ile insana yer değiştirir.

    Duvarları aşma arzusu bilmek içindir… ufuklara dokunma isteği ise anlamak… boyumuzun ölçüsü için de gereklidir ayrıca…

    Yarın, gözümüze kaçan kum olmasın.

    * Sadi Şirazi (1213 – 1291) Şiraz/İran. Klasik İran edebiyatının en önemli şairlerinden biri. Adalet, özgürlük, alçakgönüllülük, kanaatkarlık gibi erdemleri öven meseller yazmıştır. /Anabritannica/1986-1994/ Cilt 27 Sh 30

    Yazı kaynağı : www.dengegazetesi.com.tr

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Ali 10 Ay önce
    0

    bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yorum yap