Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    sen yerde olanlara merhamet etki gökte olanlarda sana merhamet etsin

    1 ziyaretçi

    sen yerde olanlara merhamet etki gökte olanlarda sana merhamet etsin bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Bir hadiste, "Yeryüzündekilere merhamet edin ki, göktekiler de size merhamet etsin." denilmektedir. Bu ifade, Allah için bir mekân belirleme söz konusu olmaz mı?

    Bir hadiste,

    Değerli kardeşimiz,

    1. İlgili Hadis’in tamamı şöyledir:

    Hadis, merhametin ehemmiyetini anlatmak açısından çok önemlidir. Merhametli olanlar derken ifâdenin mutlak bırakılmış olması dikkat çekicidir. Yani "insanlara" veya "mü'minlere" veya "sâlihlere" veya "fakirlere" diye bir kayıt yoktur. Öyleyse bütün mahlûkâta karşı merhametli olmak söz konusudur.  Yani yeryüzünde bulunan sâlih-fâcir bütün insanlara, ehlî-vahşî bütün hayvanlara karşı gösterilecek merhamet, Rahmân'ı yâni rahmetine nihayet olmayan Allah'ı memnun edecek bir davranıştır.

    Allah'ın merhametli olanlara rahmet etmesi, onlara ihsanını bol kılması, ziyâde ikramda bulunmasıdır, mağfiret etmesidir.

    Ancak şunun bilinmesi lâzımdır. Rahmet, Kitap ve Sünnet'e uygun olmalıdır. Sünnete uymayan, Cenâb-ı Hakk'ın rızasına ters düşecek olan merhamet ve acımaklıklar, burada övülen, teşvik edilen merhamet değildir. Sözgelimi Allah'ın hududuna giren yasakları işleyenlere merhamet ederek cezalarını vermemek, Allah'ın istediği merhamet değildir.

    2. Hadiste yer alan “göktekiler de size merhamet etsin” cümlesindeki “göktekiler” den maksadın kimler olduğu hususunda iki görüş vardır:

    Birinci görüşe göre burada kastedilen Allah’tır. Hadisin başında yer alan “Merhamet edenlere Rahman da merhamet eder” ifadesi bu manayı desteklemektedir. Ehl-i  sünnet alimlerine göre, Allah mekân ve zamandan münezzehtir. Tabii ki, gökte olmaktan da münezzehtir. Bu gibi ifadeler insanın aklını, düşünce yapısını okşamaya yöneliktir. Çünkü, insanlar genel olarak yeryüzünü aşağıda, gökleri ise yukarıda tasavvur etmektedir. Yukarı taraf yüceliğe, büyüklüğe, azamete yakışır. Allah’ın manevî makamının haşmetini seslendirirken, gökleri nazara vermek arzu edilen maksadı daha iyi anlatacaktır. Nitekim, dua ederken de ellerimizi göğe doğru kaldırıyoruz. Namaz kılarken, Allah’a yönelmek için -zihinlerde haşmeti tahakkuk eden- kâbeye doğru yöneldiğimiz gibi, dua ederken, -buradaki hadiste geçtiği üzere- yüksek bir lütfü ifade eden Allah’ın merhametini tasavvur ederken- zihinlerde haşmeti ve yüksek mevkii tahakkuk eden göklere yönelmek, gökleri merkeze oturtmak -mecazî de olsa- insanın cüzi fikrini okşamak anlamına gelir. Evet rahmet, şefkat, merhamet, yardım -layık makamı itibariyle- yukarıdan iner. Nitekim bir hadiste “Yukarıdaki el, aşağıdaki elden üstündür” şeklinde ifade edilmiştir. Yukarıdaki elden maksat, merhamet edip yardım eden/veren el demektir. Aşağıdaki el ise, yardımı alan eldir.

    İkinci görüşe göre, hadiste yer alan “göktekiler” den maksat, göklerdeki meleklerdir. Nitekim bir rivayet “Yer halkına merhamet edin ki, gök halkı da size merhamet etsin.” şeklindedir. (bk. Tuhfetu’l-Ahvezî, ilgili hadisin şerhi). Bu rivayette açıkça meleklerden söz edilmiştir. Ayrıca;

    mealindeki ayette de meleklerin müminlere merhamet ettikleri, bağışlanmaları için dua ettiklerini görmekteyiz. Bu da bu ikinci görüşün de doğruluğunun bir kanıtıdır.

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet

    Yazı kaynağı : sorularlaislamiyet.com

    JavaScript is not available.

    We’ve detected that JavaScript is disabled in this browser. Please enable JavaScript or switch to a supported browser to continue using twitter.com. You can see a list of supported browsers in our Help Center.

    Help Center

    Terms of Service Privacy Policy Cookie Policy Imprint Ads info © 2022 Twitter, Inc.

    Yazı kaynağı : twitter.com

    Sen yerde olanlara merhamet et ki,gökte olanlr da sana merhamet e...

    Sen yerde olanlara merhamet etki gökte olanda sana merhamet etsin. Senden aşağı olana acı ki, senden üstün olan sana acısın - güzel sözler dini anlamlı sözler ayrılık aşk sevgi sözleri mesajları

    Gönülden Düşen Damlalar on Tumblr

    Gökteki merhamet edenler kimlerdir? - YENİ ASYA

    Gökteki merhamet edenler kimlerdir? - YENİ ASYA

    İmtihan Konumuz Merhamet

    Hadisin tamamı şöyledir: “Merhametli olanlara Rahman merhamet eder. Siz yeryüzündekilere merhamet edin ki gökyüzündekiler de size merhamet etsinler.” 1

    Hadiste merhamete vurgu vardır. Bizim yeryüzündeki canlılara merhametli olmamız, onlara kötülük yapmaktan ve onları incitmekten kaçınmamız, elimizin altında bulunanları aç susuz bırakmaktan, taciz etmekten sakınmamız emrediliyor. Merhametin bize de merhamet olarak döneceğine işaret ediliyor. Rabbimizin bizim merhametimize çok değer verdiği haber veriliyor. 

    Merhamet konusunun bizim için özel bir imtihan konusu olduğu beyan ediliyor. Bu sebeple yer yer merhametten imtihana tabi tutulacağımıza işaret ediliyor. Merhametsiz olduğumuzda Allah’ın merhametini celb edemeyeceğimiz anlatılıyor. Allah’ın rızasının merhamette, gazabının da merhametsizlikte ve zulümde bulunduğu ifade ediliyor. 

    Lügatimizin Kifayetsizliği

    Göktekilerden maksat öncelikli olarak tabi ki Yüce Allah’tır. Bu ifadede zahirde iki soru var: 

    1- Allah mekândan münezzeh iken neden gökte denmiştir? 2- Allah kendi zatını neden çoğul olarak ifade etmiştir?

    Birkaç yönden bakalım:

    1) Bizim kullandığımız lügat, Vacibü’l-Vücut olan bir Zat’ı ifade etmeye kifayet etmiyor. Mecazî ifade kalıplarına ihtiyaç duyuyor. “Gökteki” kelimesi Allah’ın makamının ulvî, yüce, yukarıda, âlâda bulunduğundan kinayedir. Mecazen yeryüzü aşağıda, gökyüzü de yukarıdadır. Nitekim biz ellerimizi gökyüzüne doğru açarak duâ ediyoruz. Ve biz Kâbe’ye doğru dönerek namaz kılıyoruz. Oysa Allah elbette yönden ve mekândan münezzehtir. 

    Rahmet, şefkat, merhamet, lütuf, ikram, ihsan, nimet aşağıdan istenir, yukarıdan aşağıya iner. Buradaki yön ve yer ifadeleri mecazîdir. Nasıl ki, “yedullah” 2 (Allah’ın eli), “yedeyy” 3 (Allah’ın iki eli), “vechehü” 4 (Allah’ın yüzü), “kademihi” 5 (Allah’ın ayağı) “a’yünina” 6 (Allah’ın gözleri) gibi Allah’ın mecazî sıfatlarının bulunduğu Kur’ân’da da bildirilmiştir. Bu sıfatları maddî şekle indirgemeden ve gerçek manasını Cenab-ı Allah’a bırakarak anlamamız gerekir. 

    Bediüzzaman yed sıfatını genelde kudretle birlikte, yani “yed-i kudret” olarak ve kudret mânâsında telâffuz etmiş, 7 bazen de “Dest-i Gaybî”, yani “Gaybî El” lâfızlarıyla ifâde etmiştir. 8 

    “Yed” sıfatının hakikî manada Cenab-ı Hak hakkında kullanılmasının yanlış olduğuna dikkat çeken Bedîüzzaman, bu sıfatın Cenab-ı Hak katındaki manasının bizce bilinmediğini, Cenab-ı Hakk’ın kendisine ait bir sıfatı bu tabirle zihne yaklaştırdığını, bu açıdan bu sıfatın bizce müteşâbihattan olduğunu ifade etmiştir. 9

    Esma ve Melekler

    2- “Göktekiler” kelimesinin çoğul oluşu da mecazîdir. Kur’ân’da Allah’ın tekil zatı bazen çoğul zamirlerle de zikredilmiştir. “Yessernâ” (kolaylaştırdık) 10, “fetehnâ” (Fethettik) 11 gibi. 

    Bu çoğul ifadeleri Allah’ın esmasıyla izah etmemiz de mümkündür. Göktekiler derken Rahman, Rahim, Lâtif, Müşfik, Rauf, Muîn, Ğafur gibi çeşitli yönleriyle merhameti işleyen isimler kast edilmiş olabilir. 

    Öte yandan “göktekiler” kelimesinden maksatın melekler olduğu da söylenmiştir. Melekler Allah’ın emriyle yeryüzü halkına merhamet ederler, duâ ederler, onları hayırla anarlar. Nitekim Cenab-ı Allah, “Kulum Beni bir topluluk içinde anarsa, Ben de onu daha hayırlı bir topluluk içinde anarım” 12 buyurulmuştur.

    Keza mü’minlere rahmet inmesini ve bağışlanmasını isteyen melekler de vardır. “Rabbimiz! Senin rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O halde tövbe edenlerin ve yoluna girenlerin günahlarını bağışla! Onları Cehennem azabından koru!” 13 Âmin.     

    Dipnotlar:

    1- Tirmizî, Birr, 16; Ebû Dâvûd, Edeb, 58. 2- Fetih Sûresi: 10. 3- Sad Sûresi: 75. 4- Kasas Sûresi: 88. 5- Buhari, Tefsir-ül Kur’ân: 282. 6- Kamer Sûresi: 14. 7- Sözler, s. 283; İşârât’ül-İ’câz, s. 137, 205, 209. 8- Şuâlar, s.521. 9- İşârât’ül-İ’câz, s. 22. 10- Kamer Sûresi: 17. 11- Fetih Sûresi: 1. 12- Buharî, Tevhid, 15; Müslim, Tövbe, 1. 13- Mü’min Sûresi: 7.

    Yazı kaynağı : www.yeniasya.com.tr

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap