Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    sabır kelimesinin çağrıştırdığı kelimeler

    1 ziyaretçi

    sabır kelimesinin çağrıştırdığı kelimeler bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Sabır Ne Demek? TDK’ya Göre Sabır Sözlük Anlamı Nedir?

    Sabır Ne Demek? TDK’ya Göre Sabır Sözlük Anlamı Nedir?

    Sabır, yaşantımızda sık kullanılan kelimelerden birisi olarak karşımıza çıkar. Hem sosyal medyada hem de gündelik yaşantıda kullanılan sabır kelimesi, uzun yıllardan beri dilimizdedir. Türk Dil Kurumu'na (TDK) göre farklı anlamları olan sabır kelimesi, Türkçe'de tek başına ya da çeşitli cümleler eşliğinde kullanılabilir. Sabır kelimesi ne demek, TDK'ya göre anlamı nedir sorularının cevabını arayanlar için sabah.com.tr doğru adres! Peki, sabır kelimesi ne demek, TDK'ye göre anlamı nedir? Sabır kelimesinin kökeni ne, sabır kelimesinin kaç anlamı var? İşte, TDK bilgileri ile merak edilenler…

    SABIR NE DEMEK, NEDİR? TDK'YE GÖRE ANLAMI

    Sabır kelimesi, dilimizde oldukça kullanılan kelimelerden birisidir.
    Sabır, Arapça dilinden Türkçe'mize geçmiştir.
    TDK'ye göre sabır kelimesi anlamı şu şekildedir:

    - Acı, yoksulluk, haksızlık vb. üzücü durumlar karşısında ses çıkarmadan onların geçmesini bekleme erdemi, dayanç
    - Olacak veya gelecek bir şeyi telaş göstermeden bekleme

    SABIR KELİMESİ CÜMLE İÇERİSİNDE DOĞRU KULLANIM ÖRNEKLERİ

    - Annem pek yorgun bir saatinde değilse bu tutturmalarıma sabır gösterirdi.

    SABIR KELİMESİ KULLANILAN ATASÖZÜ VE DEYİMLER

    - sabır acıdır, meyvesi tatlıdır
    - sabrı taşmak (veya tükenmek)

    SABIR KELİMESİNİ İÇEREN BİRLEŞİK KELİMELER

    sabır taşı, sarısabır, sabretmek, sabreylemek, karınca sabrı

    Yazı kaynağı : www.sabah.com.tr

    Sabır kelimesi size neleri çağrıştırıyor. Farklı şeyler olsun.... Idea question from @HySORU

    'sabır' kelimesinin cümle içinde kullanımı ve benzer cümleler | cumleicinde.com

    Sabır aslında ne demek: Hayatlarımızda ne için sabrediyoruz?

    Sabır aslında ne demek: Hayatlarımızda ne için sabrediyoruz?

    Sabır, hepimizin hayatının büyük parçası. Sabır demek inanç demek, sabır demek güven demek, sabır demek teslimiyet demek. 

    Hocam Ezgi Sorman‘ın bu konuyla ilgili sözleri ise şöyle: “Sabır, pasif gözükse de aktiftir aslında çünkü içinde umut vardır. Sabır aslında kendini sürece bırakabilmenin adıdır. Biliş halidir. Zihnin değil, ruhun bilmesidir. Aslında ruh biliyor ve sabret diyor. Bahsedilen sabır otur ve bekle anlamında değildir. Biz sınırlı zihinlerimizle göremesek de anlamasak da sınırsız ruhumuz her şeyi biliyor ve bildiğim bir şey var; her şey senin için en güzeli olacak bekle diyor. Sabır aslında olgun bir biliş halidir.”

    Bu bilgi bana çok iyi gelmişti ilk duyduğumda. Ara ara unutsam da bugün yine kendim için hatırlamak istedim galiba ve yazıya dökme sebebim de bu yüzdendir. Ben kendime tekrar hatırlatırken belki size de yeni bir pencere açar bu kelimeler, belki siz de bugün benim gibi tekrar hatırlatırsınız kendinize…

    Bazen ne zor değil mi sabretmek bizler için? O sabır bazen hastane kapısında, bazen sevgili ayrılığında, bazen iş görüşmesinde, bazen de bir resimde. Her yerde aslında, hayatımızın her noktasında. 

    Aceleciyiz. Çok aceleciyiz hepimiz. Her istediğimiz hemen olsun bitsin istiyoruz. Doyumsuzuz. Elde ettikten sonra da şükredip biraz oranın tadını çıkartmak yerine hooop hemen bambaşka istekler baş gösteriyor. Anlamıyoruz bile. Vermiyoruz hakkını ne sabretmenin, ne elde etmenin. 

    Şimdi sesli düşünüyorum da; sabır aslında fiziksel anlamda olmasa da “durmak” demek biraz. Sorunu budur dünya düzeninin de belki de; durmayı bilmiyoruz. Sürekli bir hareket, aksiyon halindeyiz. Düşmüşüz egolarımızın peşine. Ego “durursan ölürsün” dedikçe daha da hızlanıyoruz. Daha da kendimize boşluk yaratmamak adına her şeyi yapıyoruz. Bilmiyoruz, o boşlukta ne yapılır, nasıl yönetilir o boşluk hiç bir fikrimiz yok. Korkutuyor durmak. Hep bir şey yapmamız gerek gibi hissediyoruz. Çoğumuz farkında olmasak da aslında bazen hiçbir şey yapmamak çok şey yapmakla eş değer oluyor. Bir bilsek azıcık durmayı, kim bilir neler getirecek hayatımıza o boşluk… Meditasyonun da bana en büyük öğretilerinden bir tanesidir “durmak”. Bu dünya düzeninde bunu yapabildiğim için; çok şükür…

    İlginizi çekebilir: Anda kalalım, tamam ama neden ve nasıl?

    Sabrın kaynağı ne?

    Bu arada bu sabah sabrı başka bir yerden gördü gözüm. Sabredelim tamam ama peki ne için sabrediyoruz? O sabrın bazı ne kaynaklı? Korku mu yoksa sevgi mi? Kaybetme korkusuyla mı sabrediyoruz yoksa gerçekten inandığımızdan mı? Ben daha evvel fark etmemişim işin bu boyutunu. Düşünmemişim. Kendi hayatımdan baktım da bir… Doğrusu, yanlışı yok. Hiç oralara girmeyeceğim. Korkuyu, sevgiyi de seçmek sadece kendimizle alakalı. Herkesin hayattaki seçimleri sadece kendisini ilgilendirir. Şu an yapmak istediğim şey bir ışık yakmak galiba. Sadece belki minik bir soru işareti oluşturmak kafalarda. Farkındalıklara bir adım daha atmak. Görmek, göstermek; tabii kendimce. 

    Sanırım sabır gösterdiğimiz konulara oturup bir bakmak lazım bu yönden. Korku bazlı bir sabırsa eğer gösterilen, onun bizi büyütmeyeceği, genişletmeyeceği aşikar. İsteklerin için değil korkuların yüzünden sabrediyorsun demek oluyor bu. E peki bu ne demek? Aslında kendin olmamak değil mi? Gerçeğini yaşamamak değil mi? 

    Korku bizleri küçültüyor bu hayatta. Biz gücümüzü ona verip o büyüdükçe, daha da çıkıyor kafamıza. Sonunda bir bakmışız bir ömür geçmiş o korkularla. İşte ondan sonra çıkıyor 80 yaşındaki teyzelerden, amcalardan hayat dersleri, keşkeler, şöyle böyle yapardım tavsiyeleri. Korku yolunda kaç milyar hayat harcandı belki de bugüne kadar. Eğer biz şimdiden bu noktaları görüp fark edip sorgulayabiliyorsak şanslıyız! Görürsek, anlarsak değiştirebiliriz de. Daha “kendiniz” olduğunuz bir hayat geçirmek istemez misiniz siz de?

    Ben istiyorum. Ben yoruldum korkularıma verdiğim güçten. O güç bana lazım. Enerjimizi neye harcadığımız önemli ya hayatta; ben korkuya harcamak istemiyorum daha fazla. Çok yaptım. Ben o enerjiyi cesaretime, farkındalıklarıma, sevgiye, ışık olup ışık yaymaya, kendim olmaya kanalize etmek istiyorum. 

    Şu andan itibaren her sabır gösterdiğim durumun köküne inmeye çalışacağım. O sabır beni büyütmek için mi orada yoksa korkularla haşır neşir beni ufaltma amacına mı hizmet ediyor. Onu da ben seçiyorum. Her şey ama her şey bizim sorumluluğumuzda. İyi görmek lazım. Uyanık olmak lazım. 

    O zaman çıkaralım şapkalarımızı önümüze, “dürüstçe” şöyle bir bakalım nerelerdeyiz, ne yapıyoruz, nedenlerimiz ne diye… Sonra artık hangi yolda görmek istiyorsak kendimizi, buyuralım o zaman bari. Her yol bizim!

    Çok çok ve bol bol sevgiyle…

    İlginizi çekebilir: Amacımız hep mutlu olmak mı bu hayatta; öyle bir gerçeklik var mı? 

    Yazı kaynağı : www.uplifers.com

    Kelimeler ve çağrıştırdıkları

    Kelimeler ve çağrıştırdıkları

    İnsan bedeninin mekaniği gereği kendi kendisini kısıtlayabilen bir yapısı vardır. Bunlardan bir tanesi hatta belki de en önemlisi, herhangi bir düşünceye takılı kalmaktır. Belli bir düşünce ve onun bağlantılı olduğu duyguya takılı kaldığınızda akıl ve kalbinizi tam kapasite kullanamaz hale gelirsiniz.

    Örneğin, haksızlığa uğradığınıza dair bir düşünceye takıldınız diyelim. Haksızlığa uğrama düşüncesinin besini çaresizlik duygusudur. Çaresizlik duygunuz çok güçlü ise, sürekli haksızlığa uğradığınızı hissettiren bir şeyler olur ya da öyle olduğunu zannedersiniz. Çaresizlik duygusunun güçlü olduğu nereden anlaşılır?

    Haksızlığa uğradığınızı düşündüğünüz halde diğer insanlar sizinle aynı fikirde değillerse çaresizlik duygunuzun çok güçlü olduğundan emin olabilirsiniz. Böylesi güçlü bir düşüncenin ömür boyu sizinle kalma riski vardır. Peki, bu neden bu kadar çok önemlidir?

    Çünkü anılara verdiğimiz anlam nasıl bir insan olduğumuzu belirler. Bu anlam negatif enerjilerle besleniyorsa dünyaya ve insanlara karşı bakış açımız da negatif olacaktır.

    Mesela kızınız, oğlunuz ya da çok sevdiğiniz bir dostunuzla birlikteyken, zihin son derece sakindir. Yoldan çıkaran arzu ve istekler ortaya çıkmaz. Kötü alışkanlıklara ayıracak zaman bulamazsınız. Peki, o zaman ne yapacağız?

    Sevgiyi attıracağız. Böylesi önemli bir şeyin hayatınızdaki varlığı ya da yokluğu, sevginin çağrıştırdıklarıyla ilgilidir. Sevgi konusunda bir şeyler istediğiniz gibi gitmiyorsa cevap, sevginin sizin için çağrıştırdıklarında saklıdır. Zaten bu yüzden Buddha’sı, Yunus Emre’si, Mevlana’sı, sürekli ‘’sevin hep sevin’’ demişlerdir.

    Sevgi gibi başka bir önemli kelimeden daha bahsetmek istiyorum. Bu kelime, Affetmek. Diyelim ki, affetmenin çağrıştırdıkları size karşı yapılan haksızlıkları sineye çekmek olsun. Haksızlığa uğradığınıza inandığınız tek bir olayın yükünü hayatınız boyunca taşırsınız. Bu durumu değiştirmek isterseniz, affetme ve affetmemenin size çağrıştırdıkları üzerinde değişiklik yapmanız gerekir. Değişiklik yapmadığınız takdirde nelerin olacağı nettir. Kin, nefret, öfke. Bunlarla beslenerek aydınlanmayı başarmış birine rastlayamazsınız.

    Affetmek ve sevgi basit kelimeler gibi görünseler de çağrıştırdıkları, sizi daraltabilir de ferahlatabilir de. Meşhur karma lafı var mesela…

    Karma, basit anlamda, burada olma sebebinizdir. Burada olma sebebinizi nasıl değerlendireceğiniz tamamen sizin seçiminizdir. Haksızlık deneyimi üzerine hayatınızı yapılandırabilir ya da geçmişte olanları geride bırakabilirsiniz. Dışarıda bu seçimi yapmanızı engelleyecek dış güçler yoktur. Fakat iç güçler vardır.

    İç güçler, siz ölene kadar her gün, her anınızda sizinleler. İç güçlerden ne kadar fayda ya da zarar göreceğiniz sevgi, affetme gibi basit kelimelerin çağrıştırdıklarında gizlidir.

    Örneğin, diğerlerini sahip oldukları şeylerden dolayı kıskanmak yerine, diğerlerinin sahip oldukları şeyler için sevinmeyi tercih edebilirsiniz. Kıskançlığın hiçbir faydası yoktur. Kıskançlık, diğerlerinin sahip olduklarını size veremez. Fakat sevgi getirebilir.

    Her Daim Sevgi ve Işıkla

    Sibel Kavunoğlu

    Yazı kaynağı : www.milliyet.com.tr

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap