Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    saat on ikiyi beş geçiyordu sözleri

    1 ziyaretçi

    saat on ikiyi beş geçiyordu sözleri bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Saat On İkiyi Beş Geçiyordu

    Zaman, can çekişirken,
    Akrep yelkovan, arasında;
    Bir adım öteye gidemezken geceden,
    Ay, ışığını çekerken sinesine,
    Yıldızlar çekilirken kuytu karanlıklara,
    Hüzün, bakır bir çaydanlıkta demleniyordu,
    Ve ben, son sigaramdaki dumanları da hapsediyordum içime,
    Saat on ikiyi beş geçiyordu.

    Ekmek bıçağında dilimleniyordu ömrüm;
    Masum, yalınayak çocukluğum;
    Umudun kıyısından geçmeyen gençliğim,
    Ulu orta seriliyordu, harami sofrasına,
    Düş bahçelerim yağmalanıyordu,
    Herkes payına düşeni alıp giderken.
    Bütün kimsesizliğimle,
    Bütün çaresizliğimle,
    Bütün çıplaklığımla, kalıyordum karanlığın koynunda;
    Üşüyordum,
    Tepeden tırnağa buz kesiyordu yalnızlık.
    Saat on ikiyi beş geçiyordu.

    Dişlerimle, şafağı sökmek isterken karanlığın göğsünden;
    Gün ağarıyordu saçlarıma,
    Tel tel,
    Raylarımdan çıkıyordum,
    Vagonlarım kopuyordu bir biri ardına,
    Savruluyordum,
    Bir cinayete kurban gidiyordum,
    Kaza süsü verilmiş,
    Faili meçhul bir ölüm biçiyordu terzi masasında,
    Bir tabuta çivileniyordum.
    Saat on ikiyi beş geçiyordu.

    S.U.

    05.10.2009

    Yazı kaynağı : www.antoloji.com

    Saat on ikiyi be� ge�iyordu �iiri - Serkan U�ar - Edebiyatdefter ...

    Yazı kaynağı : www.edebiyatdefteri.com

    Saat 12'yi 5 geçiyordu - Magazin Haberleri

    Saat 12'yi 5 geçiyordu - Magazin Haberleri

    Kara haberin geldiği saat; akıllara usta oyuncunun seslendirdiği, ölüm temalı bir Serkan Uçar şiirini getirdi.

    KURTİZ'İN SESİNDEN "SAAT 12'Yİ 5 GEÇİYORDU" ŞİİRİ / HÜRRİYET TV

    İşte "Saat On İkiyi Beş Geçiyordu" adlı o şiirin sözleri:

    Zaman, can çekişirken,
    Akrep yelkovan, arasında;
    Bir adım öteye gidemezken geceden,
    Ay, ışığını çekerken sinesine,
    Yıldızlar çekilirken kuytu karanlıklara,
    Hüzün, Bakır bir çaydanlıkta demleniyordu,
    Ve ben, son sigaramdaki dumanları da hapsediyordum içime,
    Saat on ikiyi beş geçiyordu.

    Ekmek bıçağında dilimleniyordu ömrüm;
    Masum, yalınayak çocukluğum;
    Umudun kıyısından geçmeyen gençliğim,
    Ulu orta seriliyordu, harami sofrasına,
    Düş bahçelerim yağmalanıyordu,
    Her kes payına düşeni alıp giderken.
    Bütün kimsesizliğimle,
    Bütün çaresizliğimle,
    Bütün çıplaklığımla, kalıyordum karanlığın koynunda;
    Üşüyordum,
    Tepeden tırnağa buz kesiyordu yalnızlık.
    Saat on ikiyi beş geçiyordu.

    Dişlerimle, şafağı sökmek isterken karanlığın göğsünden;
    Gün ağarıyordu saçlarıma,
    Tel tel,
    Raylarımdan çıkıyordum,
    Vagonlarım kopuyordu bir biri ardına,
    Savruluyordum,
    Bir cinayete kurban gidiyordum,
    Kaza süsü verilmiş,
    Faili meçhul bir ölüm biçiyordu terzi masasında,
    Bir tabuta çivileniyordum.
    Saat on ikiyi beş geçiyordu.

    Yazı kaynağı : www.hurriyet.com.tr

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap