Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    sürekli deprem oluyor gibi hissetmek

    1 ziyaretçi

    sürekli deprem oluyor gibi hissetmek bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Vertigo (Baş Dönmesi)

    Vertigo (Baş Dönmesi)

    Vertigo Nedir

    Tıpta baş dönmesinin genel adı vertigo'dur. Vertigo, gerçekten dönme hissinden tutunda, tüm hareket halüsinasyonları vertigo olarak tarif edilir. Bunlar; etraftaki cisimler dönüyor olması, boşlukta kendini güvensizlik hissi, yerin ayağın altından kayıyormuş gibi olması hissi, bütün cisimler hareket ediyor, etrafında dönüyor hissi, deprem oluyor gibi hissetmek tanımlamaları vertigo için kullanılmaktadır.

    Vücut Dengesini Nasıl Sağlar?

    İnsanın dengesini sağlayan üç unsur vardır. Bu unsurlardan birisi ortadan kalkması ile denge bozulur baş dönmesi ortaya çıkabilir.

    vertigo

    1. İç kulak (aynı zamanda labirent adını da almaktadır) hareketin yönünü yani dönüp dönmediğini, ileri veya geri, bir yandan diğer yana  yukarı veya aşağıya doğru olduğunu belirler. Aynı bir su terazisi gibi çalışır.

    2. Gözler vücudun yaşam alanı içindeki yerini ve hareketin yönünü belirler.

    3. Beyin omurilik ve kas sistemi. Eklemlerde ve omurgada bulunan basınç reseptörleri vücudun hangi parçasının aşağıda olduğunu ve neresinin yere değdiğini belirler. Kaslardaki ve eklemlerdeki algılama reseptörleri vücudun hangi parçasının hareket ettiğini belirler. Merkezi sinir sistemi (beyin ve omurilik) ise diğer sistemlerden  gelen uyarıları işler ve sonuçta bu üç sistemin koordinasyonu sağlanarak bir algılama ortaya çıkar. Bu vücuttaki senkronize çalışma kişinin dengeli olmasını sağlar.

    Baş dönmesi şikayeti olan bir kişide bu 3 sistemin bir veya bir kaçında olan sıkıntı vertigo yani baş dönmesini oluşturur. Vertigonun çözümü sıkıntının nerede olduğunu bulmakla başlar. Tedavi aşaması ondan sonra başlar.

    Vertigo İle Gelen Hastanın Değerlendirilmesi

    Baş dönmesiyle gelen bir hastada tanıya giderken en önemli nokta ayrıntılı hastadan bilgi alama yani anemnezdir. Hasta çok dikkatli dinlenilmelidir. Bazen bir cümleyle bile tanı konabilir. Bazen de çok ileri testlere ihtiyaç duyulabilir. Hastalığın ne zaman başladığı, vertigonun ne kadar sürdüğü, beraberinde eşlik eden bulgular, bulantı, kusma, işitme kaybı, çınlama varlığı, tekrarlamaların varlığı, baş hareketiyle artıp artmadığı gibi sorular sorulmalı ve tek tek not edilmelidir.

    İlk değerlendirme sonrası hastanın genel KBB muayenesi yapılır, sinir yapılarının vücutta uyardığı bölgelerin muayenesi yapılır ve ardından basit denge testleri yapılır.

    Bu muayeneler sırasında göz hareketlerine bakılarak. NİSTAGMUS dediğimiz istemsiz göz hareketlerinin olup olmadığına bakılır. Nistagmus vertigonun ayırıcı tanısında çok önemlidir. Bazen de bazı vücut manevraları  yapılarak  nistagmusu ortaya çıkarmaya çalışırız. Nistagmusun süresi, yönü, fikse olması baş dönmesinin beyinle ilgilimi? Yoksa kulakla ilgilimi? Olduğu hakkında bilgi verir.

    Parmak burun testi, Romberg testi,Yürüme testi gibi testlerde muayeneye ilave edilebilir. Böylece patolojinin yeri hakkında bilgi sahibi olunmaya çalışılır. Ardından diğer laboratuvar testlerine geçilir. Odiometri(İşitme Testleri): Periferik vertigoda önemli ipuçları verir. Özellikle menier hastalığında tanıyı büyük oranda destekler.

    Gerekli görüldüğünde testere denge tetkikleri ilave edilebilir Bunlar; VNG(videonistagmografi)ile göz hareketleri bilgisayar ile değerlendirilir ve kaydedilir, ayrıcı tanıda yol göstericidir. Kalorik test ile iç kulak fonksiyonları ölçülür. Yine ayrıca tanıda  Elektrokohleografi,Elektromyografi gibi testlere gerektiği zamanlar başvururuz.

    Radyolojik Tetkikler: Özellikle beyinle ilgili  vertigo da tanı koymak için zaman zaman Bilgisayarlı tomografi, Manyetik rezonans, Bunlar yapıldıktan sonra hasta tekrar değerlendirilir ve tanıya gidilir.

    Tedavi:

    Vertigoda (Baş dönmesinde) önemli olan gerçek tanıyı koymaktır. Yani patolojinin nerden kaynaklandığını bulmaktır devamında tedavisi gelecektir. Çünkü tedavi hastalığa göre değişebilir. Tanı ve tedavi mutlaka uzman bir hekim tarafından konulmalıdır. Baş dönmeleri aynı zamanda ciddi hastalıkların habercisi olabilir. Böyle bir şikayetiniz varsa kısa sürede tıbbi birimlere baş vurmalısınız.

    tedavi

    Vertigonun Belli Başlı Nedenleri;

    Menier Hastalığı

    Kulak kaynaklı baş dönmesinin en önemli sebeplerinden biri menier hastalığıdır. Kulakta basınç dolgunluk hissi, tekrarlayan baş dönmesi, kulak çınlaması üçlüsüyle başvuran her hastada menier öncelikli olarak düşünülmelidir. Menier bir iç kulak hastalığıdır. Genelde evhamlı, stresli insanların hastalığıdır. Sebep bağışıklık sistemi, viral hastalıklar, travma öyküsü veya allerjik durum bile olabilir. En önemli gösterge baş dönmesinin ataklar halinde gelmesidir. İlk atak çoğunlukla daha uzun sürmekte ise de baş dönmesi 20 dakika ile 24 saat arasındadır. Baş dönmesiyle beraber hasta kulakta uğultu basınç hissi çınlama vardır. Bunlara bulantı kusma eşlik eder ki bu şikayetlerle hasta acil servise dahi başvurabilir. Hastalığın uzun dönemde en korkulan tek tarafı kalıcı işitme kaybı yaratmasıdır. İşitme kaybı başlangıçta atak sırasındadır ki bu dönemde yapılan işitme testi çok değerlidir, fakat yıllar içinde kayıp kalıcı hale gelebilir.

    menier-hastalıgı

    Benign Pozisyonel Vertigo

    Baş hareketiyle gelen baş dönmeleri vardır. Tanısı çok basit bir manevrayla (başa yapılan birtakım hareketler) konur ve tedavisinde yine çok basit manevralarla yapılır(manevralar iç kulakta hasta olan yarım daire kanalına göre değişir). Bu manevralara ilaveten, bir takım ilaçlarla hasta şikayetlerinden tamamen kurtulabilir.

    Vestibüler Nörinit

    Çoğunlukla geçirilen üst solunum yolu enfeksiyonu sonrası iç kulaktaki denge sinirinin iltihabı sonrası oluşan baş dönmesidir. İşitme normal sınırlarda olup, baş dönmesi 3 haftaya kadar olabilir.

    Labirentit (İç Kulak İltihabı)

    Yine mikroplara bağlı iç kulağın tamamını tutan iltihaptır ki baş dönmesinin yanında işitme kaybı da vardır.

    İç Kulak Fistüli (İç Kulaktan Dışarı Açıklık)

    Çoğunlukla travma hikayesi vardır. Basınç artıran hareketler (öksürme, ıkınma, ağır kaldırma) sonrası şiddetli baş dönmesi, bulantı kusma ve işitme kaybı vardır. Kalıcı işitme kaybı riski vardır ki hızlı hareket edilmeli ve tanı kesinleştikten sonra cerrahi olarak fistül yeri kapatılmalıdır.

    Yukardaki hastalıklar KBB açısından en çok karşılaştığımız baş  dönmesi yapan hastalıklardır. KBB dışında Nöroloji Kliniği, Göz Kliniği, FTR Kliniği, Psikiyatri Kliniği de vertigo hastasını değerlendirmek zorunda kalabilir. Tanı ve tedavi mutlaka uzman bir hekim tarafından konulmalıdır. Baş dönmeleri aynı zamanda ciddi hastalıkların habercisi olabilir. Böyle bir şikayetiniz varsa kısa sürede tıbbi birimlere başvurmalısınız.

    Yazı kaynağı : www.ahmetsirin.com

    sürekli deprem oluyormuş gibi hissetmek

    deprem oluyor hissi

    Vertigo

    Vertigo

    Tıp dünyasında baş dönmesi genel olarak “vertigo” diye adlandırılır. Vertigonun belirtileri arasında; gerçekten dönme hissi, etraftaki cisimlerin dönmesi, boşlukta kendini güvensiz hissetme, yerin ayağın altından kayıyormuş gibi olması, deprem oluyor hissi söylenebilir. Hastanın şikayetleri arasında bulantı, kusma, işitme kaybı, çınlama, tekrarlama olabilir.

    Bu tür baş dönmesi, bazı epilepsi (sara hastalığı) türlerinde ender de olsa görülür. Beynin “cerebellum” denen kısmının hasarlarında; baş dönmesi görülür. Nörolojik kökenli baş dönmelerinde, baş dönmesine eşlik eden başka semptomlar da vardır.

    Tekrarlayan baş dönmesi atakları, kulak çınlaması ve zaman içerisinde, tekrarlayan ataklarla yerleşen sağırlık vardır. Tipik bir atakta; ani başlayan birkaç dakika ile saatler arasında süren baş dönmesi ve değişen şiddette kusma bulunur. Atak sıklığı hastadan hastaya farklılık gösterir.

    Başın ani pozisyon değiştirmesine gövde uyum sağlayamaz ve yataktan kalkma, başın çevrilmesi vb. nedenlerle baş dönmesi atakları ortaya çıkar. Ataklar, genelde bir dakikadan az sürer. İşitme ve çınlama baş dönmesine eşlik etmez. Bazen yaşlılarda bu tür baş dönmesi, birkaç saniye sürer ve yıllarca devam eder.

    Sıklıkla tek bir baş dönmesi atağı ile beliren selim bir tablodur. Bu türde de, çınlama ve sağırlık yoktur. Hastalar, genelde genç-orta yaş erişkinlerdir. Hastaların hemen hemen hepsi, birkaç hafta önce geçirilmiş üst solunum yolu (grip vs.) enfeksiyonu bilgisini verirler. Bu baş dönmesinin nedeni, tam ispatlanmamış olsa da virüs denen bir mikrop türü sorumlu tutulmaktadır. Vertigo atağı ve kusma günler içinde şiddetini azaltarak geçer. Ani hareketle başlayan fenalık hissi ise, haftalarca kalabilir.

    Tanı ve Tedavi:

    Vertigonun çözümü; sıkıntının nerede olduğunu bulmakla başlar, tedavi aşaması daha sonra gelir. Vertigo artık teknolojinin bize sunduğu ileri düzey aletlerle tespit ve tedavi edilmektedir. Günümüzde kullanılan, en son teknoloji “vhit” ve “vemp”  cihazları ile; denge sistemlerindeki patolojilerin türü ve sebepleri saptanmaktadır.

    Baş dönmesi ile başvuran hastayı, hekim iyice dinlemeli, detaylı bir muayene ile düşündüğü baş dönmesi türünü, hastaya yaptırdığı tetkiklerle doğrulamalıdır. Gerekli beyin ve sinir testlerinin yanında laboratuvar test yapılır.  Son yıllarda “vhit” ve “vemp” testleri ile baş dönmesinin, kulak kökenli mi yoksa beyin kökenli mi olduğu tespit edilmekte, buna göre yapılacak diğer testlere ışık tutmakta ve tedavisi aletler sayesinde yapılmaktadır.

    Serdar Dağ

    Yazı kaynağı : www.serdardag.com.tr

    ‘Psikolojik’ sallanıyoruz

    ‘Psikolojik’ sallanıyoruz

    İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) uzman klinik psikoloğu Merve Minkari Tunçay, yüzlerce kişiyi evsiz bırakan İzmir depreminin, kalıcı psikolojik travma ve ruhsal bozukluklara yol açmasını önleyecek önerilerde bulundu. Depremi yaşayan kişilerin; sık sık sarsıntı oluyormuş gibi hissetmek, ufak bir tıkırtıda bile irkilmek, yalnız kalamamak, kabus görmek, yemek yiyememek ve öfkelenmek gibi durumlarla karşı karşıya kalabileceğini, bu durumun belli bir süreye kadar normal olarak algılanabileceğini belirten Tunçay, “Deprem, sarsıcı ve travmatik bir deneyim. Ancak bu durum, kalıcı depresyon ve stres bozukluğuna dönüşmemeli. Her şeyden önce kişinin güvende olduğunu bilmesi, bunu hissetmesi çok önemli. Ayrıca, depremi yaşayan kişiler, sosyal etkileşimi sürdürmeye ve depreme ilişkin görüntü, videolara sürekli maruz kalmamaya özen göstermeli” dedi.   

    Merkez üssü İzmir olan ve çevredeki birçok şehirde de hissedilen 6.6 büyüklüğündeki deprem, Türkiye’yi üzüntüye boğdu. Depremde yaşamını yitirenlerin anıları, hayat hikayaleri ve fotoğrafları yürekleri dağlarken; evleri yıkılan ya da hasar alan kişiler de geceyi çadırda ya da arabada geçirmeye başladı. Artçı sarsıntıların da etkisiyle birçok vatandaş, korku ve paniği üzerinden atamadı. İEÜ Psikolojik Gelişim ve Danışma Merkezi’nin uzman klinik psikoloğu Merve Minkari Tunçay, depremin travmatik bir deneyim olduğunu belirterek kişilerin sadece dıştan değil, içsel bir sarsıntı da geçirdiğini söyledi.

    SARSICI, TRAVMATİK BİR DENEYİM

    Tunçay, “Şiddetli bir deprem; ani, bilinmedik ve oldukça sarsıcı, travmatik bir deneyimdir. Böylesi hayati bir tehdit ile karşılaştığımızda korkar ve içgüdüsel olarak üç şekilde tepki verebiliriz: Kaçar, donar veya savaşırız. Deprem sırasında çevremizden, ‘Direkt dışarı koştum’, ‘Hemen konsolun yanına çöktüm’ veya ‘Öylece koltukta kalakaldım, bacaklarım tir tir titredi’ gibi birbirinden farklı davranışlar duymuşuzdur. Bu tepkiler, hayatta kalmak için verilen içgüdüsel tepkiler olarak düşünülebilir. Yine de deprem konusunda bilinçlenmek ve alınacak önlemler konusunda bilgi sahibi olmak, ilk tepkilerimizde daha koruyucu olan seçeneğe yönelme olasılığımızı artırır. Deprem gibi travmatik bir deneyim sonrasında kişiler, dıştan sarsıldığı gibi içten de sarsılır. Güvenli bilinen alanlar, evler ve iş yerleri bir tehdide dönüşmüş olabilir. Dıştan, evler yıkılıp sevilen kişiler kaybedilirken; içimizde de güvende hissettiren alanların, kişilerin yası tutulmaya çalışılır. Kimileri için hayat ve çevredeki diğer insanlar daha tekinsiz deneyimlenir” dedi.

    HERKES FARKLI ETKİLENEBİLİR

    Tunçay, sözlerini şöyle sürdürdü: “Elbette, insan hayatını direkt etkileyen böylesine önemli bir durum karşısında her kişi, farklı bir psikolojik reaksiyon gösterebilir. Herkesin travmatize olduğunu söylemek doğru olmaz ancak psikolojinin etkilenmesi de normal, gerçekçi bir durum. Bu tepkiler, aynı zamanda kişinin süreçle mücadele ettiğini gösterir. Depremin ardından içe kapanmak veya tekrar tekrar olayı anlatmak, endişe ve öfke gibi duygular hissetmek, yalnız kalamamak, yaşananları inkar etmek yani olmamış gibi davranmak, uyuyamamak, aşırı yemek  ya da iştah kesilmesi, ufak bir tıkırtıda bile irkilmek, sık sık deprem oluyor gibi hissetmek, rüya ve kabuslar görmek, deprem anına dair anı, ses, görüntü, kokuların akla gelmesi normal sayılır. Ancak bu tepkilerin ne kadar sürdüğü önemli. Eğer tehlike geçmesine rağmen şikayetler azalmıyorsa, kişi günlük hayatına devam etmekte zorlanıyorsa, uzman tarafından destek alması gerekir. İlkin normal olan bu tepkilerin zaman içinde depresyon, stres bozukluğu gibi çeşitli kaygı bozukluklarına dönüşme olasılığı var. Bu nedenle psikolojik destek çok önemli.”

    KENDİMİZİ DİNLEMELİYİZ

    Depremin etkilerini yaşarken pandemiyle de mücadele edildğini hatırlatan Tunçay, “Depremi yaşamamış bir kişinin yalnızca medyada maruz kaldığı haberler, görseller üzerinden olumsuz etkilenmesi de olası. Deprem alanı saha çalışanları da olumsuz etkilenme riski taşımakta. Burada kişilerin kendi beden, duygu ve davranışlarını gözlemeleri gerekir. Travma sonrası verilen tepkilerde artış görüldüğünde kişi kendini dinlemeli ve kendine o an iyi gelecek davranışlara yönelmelidir. Örneğin, sosyal medya hesabına bakmaya mola verip yürüyüşe çıkmak, saha çalışanı ise yorgunluğunu (bedensel ve ruhsal) fark edip iş arkadaşı ile mesai değişimi yapmak, sosyal destek almak, hislerini paylaşmak gibi. Henüz pandeminin etkileri ve kaybettirdikleri ile baş etmeye çalışırken büyük kayıplar verdiğimiz bir afetin yaşanması birçok kişiyi sarstı” diye konuştu.

    UMUT AŞILAYIN AMA TUTAMAYACAĞINIZ SÖZLER VERMEYİN

    Ruhsal olarak kişinin kendisini ve çevresindekileri koruyabilmesi adına bazı önerilerde de bulunan Tunçay, “Sosyal destek oldukça koruyucu. Aile, çocuk ve yakınlar ile temas halinde olunması ve iletişimin korunması, güvende ve bağların devam ettiğini hissettirir. Eğer kişi travma öyküsünü tekrar tekrar anlatıyor ise, sadece onun anlattığı kadarını, şefkat ve anlayışla dinlenmek yararlı olur. Günlük rutinler belirlemek ve bunlara uymak, geleceğin bilinmezliğine karşı iyi hissetmemizi sağlar. Çevrenize umut aşılayın ama dürüst olun, tutamayacağınız sözler vermeyin. ‘Her şey güzel olacak’ demek yerine, ‘Burada sana yardımcı olmak isteyen şu kişi yada kurumlar var’ demek daha uygun olur. Olumsuz haber ya da videolara çok sık maruz kalmak, kişinin ruh sağlığını olumsuz etkileyebilir. Güvenli kaynaklardan yeterli miktarda bilgi almaya çalışılmalı. Sivil toplum örgütlerine destek vermek veya gönüllü olmak, stresle baş etmeye yardımcı olabilir. Herkesin süreci ve ihtiyaçları değişkenlik gösterecektir; kişinin çabasını takdir edin ve onu cesaretlendirin” diye konuştu.

    Yazı kaynağı : www.ieu.edu.tr

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap