Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    süleymancılar neden hacca gitmez

    1 ziyaretçi

    süleymancılar neden hacca gitmez bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Kırk yıllık Süleymancı sırlarını anlatıyor

    Adı, Zekayi Işın…

    56 yaşında, Eskişehir Narlı Köyü'nden.

    İlkokuldan sonra Mihalıççık ilçesinde Süleymancıların Kur'an Kursu'nda yatılı okudu. Atatürk posterini yırtıp camdan dışarı fırlatacak, Atatürk heykellerini kırıp Almanya'ya kaçma planı yapacak bir eğitim aldı…

    1977'de ailesiyle Almanya'ya gitti. Münih'te Süleymancılar ile tekrar irtibat kurdu. Cami kuruculuğu, para toplama gibi görevler aldı.

    Cemaat evliliği ile Meryem Hanım ile evlendi. Çocuklarına; (Cemaatin kurucusunun ismi) Süleyman, Hilmi, Tunahan ve Hafıza adını verdi!

    İki çocuğu da Süleymancıların yurdunda dört sene yatılı okudu.

    Kendisi 17 hocayla çalıştı; kimilerine sağladığı pasaportlar yüzünden yargılandı.

    Cemaat lideri Kemal Kaçar ve Ahmet Denizolgun ile tanıştı, hizmetlerinde bulundu. Bunların “Yörük” gıda şirketinde helal-haram denetimi bölümünde çalışırken, domuz etinden sucuk yapılıp Müslümanlara satıldığını görünce kafasında ilk kuşkular belirdi!

    “Bunlarla hayatım boyu mücadele etmeye karar verdim. Hakkımda konuşma yasağı çıkardıkları sekiz madde haricinde dilimin döndüğü, gücümün yettiği sürece bu cemaatin gerçek yüzünü millete anlatmaya karar verdim. Rabbime hamdolsun 53 yaşıma kadar kullanmadığım aklımı, çok şükür kullanma yetisine kavuştum…”

    Yıl 2019. “Süleymancılık, Cemaate Adanmış 40 Yıllık Hüsran” kitabını yayınladı. Bana da postayla gönderdi. Aradan çekilip sözü kırk yıllık Süleymancı Zekayi Işın'a bırakayım:

    MÜSLÜMAN HİTLER

    -“Süleymancılar, dünyevi işleri kolay yapabilmek için sakal bırakmaz; cübbe, şalvar türü kıyafetler giymez. Görevlileri kravatsız dışarıya adım atmaz. Pahalı takım elbiseler giyerler…

    -Genellikle mavi elbise tercih ederler. Aynı şekilde namaz kılarken yanlarında mavi namaz takkeleri eksik olmaz…

    Dua ederken elleri bitişik olur. Kadınların hacca gitmesi yasaktır. Ne Süleyman Efendi ne de Kemal Kaçar hacca gitti…

    -Binalarında Atatürk köşesi görürsünüz. Oysa Atatürk onlara göre deccal…

    -Süleymancılar, Hitler'in Müslüman olduğuna inanır. Müslüman Hitler, İkinci Dünya Savaşı'nda Türkiye'ye müdahale edecek ve inançsız İnönü Hükümeti'ni düşürecekti. Ardından Türkiye'de İslam devleti kuracak ve başına da Süleyman Hilmi Tunahan'ı geçirecekti…

    -Süleymancılar Almanya'nın en büyük dini cemaati, 300'ü aşan şubesi var. Almanlar Süleymancıları korur. Emir komuta zinciri içinde hareket eden böyle dini yapı her zaman kullanılmaya müsaittir…

    -Teşkilata her zaman para lazımdır, camilerden her cuma ve bayramlarda para toplanır. Ben 300 bin Euro toplamışımdır. Bina satın alıp bağışlanmasını isterler. Ben iki bina satın alıp bunlara verdim…

    -Her yerde ‘siyasetle ilgimiz yok' derler; Süleyman Efendi'nin damadı/vekili Kemal Kaçar üç dönem, üç ayrı partiden milletvekili oldu. Oğlu Ahmet Arif Denizolgun da milletvekilliği-bakanlık yaptı! (Denizolgun'un özel hayatına, ticari ilişkilerine, at yetiştiriciliğine dair verdiği bilgileri yazmayayım. sy)

    33 SAYISININ SIRRI

    -Dediklerine göre Allah Resulü'nden sonra varisi olan 33 Resul gelecekmiş. 33 Resul halkanın sorumluluğu Süleyman Efendi'ye verilmiş; o vazifelendirilmiş. Bu inanış, ölümlü Süleyman Efendi'ye Rablik/Allah'ın sıfatı payesi vermekten başka bir şey değil. 33 sayısı hep kafamı kurcaladı, cevabını bir türlü bulamadım. En makul cevap 33. dereceden masonluk meselesi…

    -Bu dini yapılarda rıza yoktur. Sizi köle gibi kullanırlar. Son nefesinize kadar birileri size bol bol emirler yağdırır. ‘Bunlar çok şey biliyordur' deyip her sözlerini emir bilip uygulamaya çalışırsınız. Şu sözleri kulağımda çınlıyor: ‘Sizin başınıza çöp dahi koysak ona itaat edeceksiniz…'

    -Paranı, aileni, çocuğunu, iş hayatını, yaşama biçimini, tatil planlarını her şeyini bağlı olduğun hocaya danışmak zorundasın…

    Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ilgili o kadar çok dedikodu yaptılar ki. Mesela, askerlerce asılacağına dair iddiaları tamamen boş çıktı. Neden asılacağı gerekçesi de Erdoğan abileri dinlememesiydi…

    -Müslüman olarak bu olayları yaşadım, gördüm. Keşke böyle olmasaydı diyorum. Maalesef bunları yaşadım ve bu kitabı yazmak zorunda kaldım. Birçok insan gibi umursamayıp, tembelliğe kaçarak, ‘Allah'tan bulsunlar' diyebilirdim. Vicdanen birilerinin bunları bilme hakkının olduğunu düşündüm…”

    YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ.

    Odatv.com

    Yazı kaynağı : www.odatv4.com

    Süleyman Hilmi Tunahan (K.S) Hacca Gitmiş midir ?

    Süleyman Hilmi Tunahan (K.S) Hacca Gitmiş midir ?

    Bir çok insanın bilgisiz ve delilsiz bir şekilde Süleyman Hilmi Tunahan (K.S) üstazımız ile anlatılan ve uydurulan dilden dile aksettirilen yalanlardan bir tanesi de Süleyman Hilmi Tunahan (K.S) nin Hacca gitmesi konusudur.

    Bu yazımızda bu konuya ait kısa da olsa bir bilgilendirme yapılmasının uygun olduğunu düşündüğümüzden böyle bir başlık açtık.

    Sosyal medyada gerek , Süleyman Hilmi Tunahan(K.S) severlerine kızıp karşı çıkanlar, gerekse yurtlarda ve süleymanlılar da yetişmiş olanların ikili ihtirasları neticesinde suistimal edilen bir konu olarak karşımıza çıkan bu meseleye bir izah getirilmesi gerektiği kanısına vardık.

    Sosyal medyada Süleyman Efendi Hac etmiş midir ? diye anket yaptığımızda Yurtlarda yetişen , hoca veya talebe olan büyük bir kesim yapmıştır diye oy verdiğini daha sonrada bu oylamada yaptığına dair bir rivayet kaynak var mıdır diye sorduğumuzda klasik cevaplar hocamız böyle anlatmıştı , diye cümleler söylenmekte.

    Şunu kesinlikle beyan etmek gerekirse Süleyman Hilmi Tunahan (K.S) üstazımızın hac yaptığına dair ne bir kayıt , ne bir rivayet , nede üstazın böyle bir beyanı vardır.

    Hacı Süleyman Hilmi Tunahan (K.S) ifadesini sıkça duyulmasından olsa gerek kavramların karıştırıldığı ve bu kavram karışıklığından dolayı hataların olduğunu düşünmekteyiz.

    Biraz ilginç bir yazı olacak belki ama saptamalarımız bizi farklı kılmaya mecbur bırakıyor.

    Hacı, Arapça dilinden Türkçe’mize geçmiştir. TDK’ye göre hacı kelimesi ise şu anlama gelmektedir:

    – Din buyruklarını yerine getirmek için hacca gitmiş Müslüman

    -Hacı diye kime denir?

    Hac yolculuğuna çıkan, hac yapan kişilere hacı denir.

    Peki sohbet esnasında bazen hacı Süleyman Hilmi Tunahan (K.S) ifadelerini kullananlar olduğuna şaiht olabiliyoruz.

    Süleyman Hilmi Tunahan (K.S) üstazımız hac ibadetini yapmadığı halde bu ifadelerin nispet edilmesi uygun değildir.

    Yine bir günümüzde bir takım kötü zihniyetli insanlar bu kelimeleri alay manasına getirecek şekilde argo kullandığı gibi bizler de bu kelimeleri kullanırken yerli yerinde kullanmalı ve birilerine fırsat vermemeliyiz.

    Her fırsatta söylediğimiz gibi bunları yazarken kendi içimizdeki insanların direk eleştirileri ve direk savunma mekanizmalarını harekete geçirip delilsiz savunmaları da son derece yersizdir.

    Sizlere bir yerde böyle bir konu açılırsa şöyle sözleri duyabilirsiniz : Süleyman Hilmi Tunahan (K.S) manen hacca gitmiştir, sen anlamazsın bu işlerden, o yüzden bilmediğin şeyler hakkında konuşma tarzında söylemler olabilir.

    Bunları burada yazıyoruz ki hem birileri bu söylemleri söylemekten vazgeçsinler hem de , sizin şeyhiniz hacı Süleyman Hilmi Tunahan (K.S) hacca gitmediği halde hacı diyorsunuz hac yaptı diye insanları kandırıyorsunuz tarzında dalga geçer tarzda muameleye son verilmesi iki taraf içinde uygun olacaktır.

    Her zaman dediğimiz gibi malesef bir çok hata kendi ellerimizden dolayı olmakta. Süleyman Hilmi Tunahan (K.S) halk ile iç içe bir alimdir.

    Ama ne zaman üstazımız vefat etti , mevcut durum değişip tersine dönmeye içe kapanık , belirsiz söylemler ve dine uygun olmayan bazı şeylerden dolayı Süleyman Hilmi Tunahan (K.S) üstazın bizlere bıraktığı diğer islama hizmet edenlerin de bıraktığı tevhid , şuuru farklı bir hale büründü.

    Öncelikle yukarıda Süleyman Hilmi Tunahan (K.S) manen hac etmiştir , sen anlamazsın diyenlere cevap olarak : Hac ibadetin manevisi (manen yapılmayacağı) olmadığını ve gerekli şartları taşıdığında bu ibadetin yerine getirilmesi için Allah’ın ayetlerle bildirdiği ve Resulullah bizzat uygulaması olduğunu kısaca hatırlatmalıyız. Hac ibadeti ile ilgili bazı ayeti kerimleri kısada olsa yazımızda belirtmek isteriz.

    یَسْـَٔلُونَکَ عَنِ الْاَهِلَّةِؕ قُلْ هِیَ مَوَاقٖیتُ لِلنَّاس وَالْحَجِّؕ وَلَیْسَ الْبرُّ باَنْ تَأْتُوا الْبُیُوتَ مِنْ ظُهُورِهَا وَلٰکِنَّ الْبرَّ مَنِ اتَّقٰیۚ وَأْتُوا الْبُیُوتَ مِنْ اَبْوَابهَاࣕ وَاتَّقُوا اللّٰهَ لَعَلَّکُمْ تُفْلِحُونَ

    Sana hilâllerden soruyorlar. De ki: Onlar insanlar için de, hac için de vakit ölçüleridir. Bununla beraber iyilik, evlere arkalarından gelmeniz değildir. Fakat iyiliğe eren, kötülükten korunan kimsedir. Evlere kapılarından gelin, Allah’tan korkun ki, kurtuluşa eresiniz. (Bakara Suresi 189)

    وَاَتِمُّوا الْحَجَّ وَالْعُمْرَةَ لِلّٰهِؕ فَاِنْ اُحْصِرْتُمْ فَمَا اسْتَیْسَرَ مِنَ الْهَدْیِۚ وَلَا تَحْلِقُوا رُؤُ۫سَکُمْ حَتّٰی یَبْلُغَ الْهَدْیُ مَحِلَّهُؕ فَمَنْ کَانَ مِنْکُمْ مَرٖیضاً اَوْ بهٖٓ اَذًی مِنْ رَأْسهٖ فَفِدْیَةٌ مِنْ صِیَامٍ اَوْ صَدَقَةٍ اَوْ نُسُکٍۚ فَاِذَٓا اَمِنْتُمْࣞ فَمَنْ تَمَتَّعَ بالْعُمْرَةِ اِلَی الْحَجِّ فَمَا اسْتَیْسَرَ مِنَ الْهَدْیِۚ فَمَنْ لَمْ یَجِدْ فَصِیَامُ ثَلٰثَةِ اَیَّامٍ فِی الْحَجِّ وَسَبْعَةٍ اِذَا رَجَعْتُمْؕ تِلْکَ عَشَرَةٌ کَامِلَةٌؕ ذٰلِکَ لِمَنْ لَمْ یَکُنْ اَهْلُهُ حَاضِرِی الْمَسْجِد الْحَرَامِؕ وَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ شَدٖیدُ الْعِقَابࣖ

    Hac ve umreyi de Allah için tamam yapın. Eğer bunlardan alıkonursanız, o zaman kolayınıza gelen bir kurban gönderin. Bununla beraber bu kurban, kesileceği yere varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. İçinizden hasta olana veya başından bir rahatsızlığı bulunana tıraş için oruç veya sadaka yahut da kurbandan ibaret bir fidye gerekir. Engellemeden kurtulduğunuz zaman da her kim hacca kadar umre ile sevab kazanmak isterse, ona da kolayına gelen bir kurban gerekir. Bunu bulamayana ise üç gün hacda, yedi de döndüğünüzde ki tam on gün oruç tutması lazım gelir. Bu hüküm, ailesi Mescidi Haram civarında oturmayanlar içindir. Allah’tan korkun ve bilin ki Allah’ın azabı gerçekten çok şiddetlidir. (Bakara 196)

    اَلْحَجُّ اَشْهُرٌ مَعْلُومَاتٌۚ فَمَنْ فَرَضَ فٖیهِنَّ الْحَجَّ فَلَا رَفَثَ وَلَا فُسُوقَ وَلَا جِدَالَ فِی الْحَجِّؕ وَمَا تَفْعَلُوا مِنْ خَیْرٍ یَعْلَمْهُ اللّٰهُؕ وَتَزَوَّدُوا فَاِنَّ خَیْرَ الزَّاد التَّقْوٰیؗ وَاتَّقُونِ یَٓا اُو۬لِی الْاَلْبَاب

    Hac, bilinen aylardadır. Her kim o aylarda hacca başlayıp kendisine farz ederse; artık hacda kadına yaklaşmak, günah işlemek ve kavga etmek yoktur. Siz hayırdan ne işlerseniz, Allah onu bilir. Kendinize azık edinin. Şüphesiz ki azıkların en hayırlısı Allah korkusudur. Ey akıl sahipleri! Benden korkun! (Bakara 197)

    لَیْسَ عَلَیْکُمْ جُنَاحٌ اَنْ تَبْتَغُوا فَضْلاً مِنْ رَبِّکُمْؕ فَاِذَٓا اَفَضْتُمْ مِنْ عَرَفَاتٍ فَاذْکُرُوا اللّٰهَ عِنْدَ الْمَشْعَرِ الْحَرَامِࣕ وَاذْکُرُوهُ کَمَا هَدٰیکُمْۚ وَاِنْ کُنْتُمْ مِنْ قَبْلِهٖ لَمِنَ الضَّٓالّٖینَ

    Rabbinizin lütfunu istemenizde size bir günah yoktur. Arafat’tan indiğiniz zaman Meş’ari Haram yanında (Müzdelife’de) Allah’ı zikredin. O’nu, size gösterdiği şekilde zikredin. Doğrusu siz, bundan önce gerçekten sapmışlardandınız. (Bakara 198)

    ثُمَّ اَفٖیضُوا مِنْ حَیْثُ اَفَاضَ النَّاسُ وَاسْتَغْفِرُوا اللّٰهَؕ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَحٖیمٌ 

    Sonra insanların akıp geldiği yerden siz de akıp gelin. Allah’tan bağışlanmanızı isteyin. Çünkü Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. (Bakara 199)

    فَاِذَا قَضَیْتُمْ مَنَاسکَکُمْ فَاذْکُرُوا اللّٰهَ کَذکْرِکُمْ اٰبَٓاءَکُمْ اَوْ اَشَدَّ ذکْراًؕ فَمِنَ النَّاس مَنْ یَقُولُ رَبَّنَٓا اٰتِنَا فِی الدُّنْیَا وَمَا لَهُ فِی الْاٰخِرَةِ مِنْ خَلَاقٍ

    Nihayet hac ibadetlerinizi bitirdiğiniz zaman, önceleri babalarınızı andığınız gibi, hatta daha kuvvetli bir anışla Allah’ı anın. İnsanlardan kimisi: “Ey Rabbimiz! Bize dünyada ver!” der. Onun için ahirette hiçbir kısmet yoktur. (Bakara 200)

    فٖیهِ اٰیَاتٌ بَیِّنَاتٌ مَقَامُ اِبْرٰهٖیمَۚ وَمَنْ دَخَلَهُ کَانَ اٰمِناًؕ وَلِلّٰهِ عَلَی النَّاس حِجُّ الْبَیْتِ مَنِ اسْتَطَاعَ اِلَیْهِ سَبٖیلاًؕ وَمَنْ کَفَرَ فَاِنَّ اللّٰهَ غَنِیٌّ عَنِ الْعَالَمٖینَ

    Onda apaçık deliller, İbrahim’in makamı vardır. Oraya giren güvene erer. Ona bir yol bulabilenlerin Beyt’i haccetmesi Allah’ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkâr ederse, şüphesiz Allah bütün âlemlerden müstağni (kimseye muhtaç değil, her şey ona muhtaç)dir. (Haccın Farziyetini Bildiren Âl-i İmrân Suresi 97. Ayet)

    جَعَلَ اللّٰهُ الْکَعْبَةَ الْبَیْتَ الْحَرَامَ قِیَاماً لِلنَّاس وَالشَّهْرَ الْحَرَامَ وَالْهَدْیَ وَالْقَلَٓائِدَؕ ذٰلِکَ لِتَعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ یَعْلَمُ مَا فِی السَّمٰوَاتِ وَمَا فِی الْاَرْضِ وَاَنَّ اللّٰهَ بکُلِّ شَیْءٍ عَلٖیمٌ

    Allah, Kâbe’yi, o Beyti haram’ı, haram ayı, kurbanı ve (kurbanlardaki) gerdanlıkları insanlar için bir nizam kıldı. Bu, Allah’ın göklerde ve yerde olan herşeyi bildiğini ve Allah’ın herşeyi hakkıyla bilici olduğunu sizin de bilmeniz içindir. (Maide Suresi 97)

    اِنَّ الَّذٖینَ کَفَرُوا وَیَصُدُّونَ عَنْ سَبٖیلِ اللّٰهِ وَالْمَسْجِد الْحَرَامِ الَّذٖی جَعَلْنَاهُ لِلنَّاس سَوَٓاءًۨ الْعَاکِفُ فٖیهِ وَالْبَادؕ وَمَنْ یُرِدْ فٖیهِ باِلْحَادٍ بظُـلْمٍ نُذقْهُ مِنْ عَذَابٍ اَلٖیمٍࣖ

    وَاِذْ بَوَّأْنَا لِاِبْرٰهٖیمَ مَکَانَ الْبَیْتِ اَنْ لَا تُشْرِکْ بٖی شَیْـٔاً وَطَهِّرْ بَیْتِیَ لِلطَّٓائِفٖینَ وَالْقَٓائِمٖینَ وَالرُّکَّعِ السُّجُود

    وَاَذِّنْ فِی النَّاس بالْحَجِّ یَأْتُوکَ رِجَالاً وَعَلٰی کُلِّ ضَامِرٍ یَأْتٖینَ مِنْ کُلِّ فَجٍّ عَمٖیقٍۙ

    لِیَشْهَدُوا مَنَافِـعَ لَهُمْ وَیَذْکُرُوا اسْمَ اللّٰهِ فٖٓی اَیَّامٍ مَعْلُومَاتٍ عَلٰی مَا رَزَقَهُمْ مِنْ بَهٖیمَةِ الْاَنْعَامِۚ فَکُلُوا مِنْهَا وَاَطْعِمُوا الْـبَٓائِسَ الْفَقٖیرَؗ

    ثُمَّ لْیَقْضُوا تَفَثَهُمْ وَلْیُوفُوا نُذُورَهُمْ وَلْیَطَّوَّفُوا بالْبَیْتِ الْعَتٖیقِ

    ذٰلِکَࣗ وَمَنْ یُعَظِّمْ حُرُمَاتِ اللّٰهِ فَهُوَ خَیْرٌ لَهُ عِنْدَ رَبِّهٖؕ وَاُحِلَّتْ لَکُمُ الْاَنْعَامُ اِلَّا مَا یُتْلٰی عَلَیْکُمْ فَاجْتَنِبُوا الرِّجْسَ مِنَ الْاَوْثَانِ وَاجْتَنِبُوا قَوْلَ الزُّورِۙ

    حُنَفَٓاءَ لِلّٰهِ غَیْرَ مُشْرِکٖینَ بهٖؕ وَمَنْ یُشْرِکْ باللّٰهِ فَکَاَنَّمَا خَرَّ مِنَ السَّمَٓاءِ فَتَخْطَفُهُ الطَّیْرُ اَوْ تَهْوٖی بهِ الرّٖیحُ فٖی مَکَانٍ سَحٖیقٍ

    ذٰلِکَࣗ وَمَنْ یُعَظِّمْ شَعَٓائِرَ اللّٰهِ فَاِنَّهَا مِنْ تَقْوَی الْقُلُوب

    لَکُمْ فٖیهَا مَنَافِـعُ اِلٰٓی اَجَلٍ مُسَمًّی ثُمَّ مَحِلُّـهَٓا اِلَی الْبَیْتِ الْعَتٖیقِࣖ

    وَلِکُلِّ اُمَّةٍ جَعَلْنَا مَنْسَکاً لِیَذْکُرُوا اسْمَ اللّٰهِ عَلٰی مَا رَزَقَهُمْ مِنْ بَهٖیمَةِ الْاَنْعَامِؕ فَاِلٰهُکُمْ اِلٰهٌ وَاحِدٌ فَلَـهُٓ اَسْلِمُواؕ وَبَشِّرِ الْمُخْبتٖینَۙ

    اَلَّذٖینَ اِذَا ذُکِرَ اللّٰهُ وَجِلَتْ قُلُوبُهُمْ وَالصَّابرٖینَ عَلٰی مَٓا اَصَابَهُمْ وَالْمُقٖیمِی الصَّلٰوةِۙ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ یُنْفِقُونَ

    وَالْبُدْنَ جَعَلْنَاهَا لَکُمْ مِنْ شَعَٓائِرِ اللّٰهِ لَکُمْ فٖیهَا خَیْرٌࣗ فَاذْکُرُوا اسْمَ اللّٰهِ عَلَیْهَا صَوَٓافَّۚ فَاِذَا وَجَبَتْ جُنُوبُهَا فَکُلُوا مِنْهَا وَاَطْعِمُوا الْقَانِـعَ وَالْمُعْتَرَّؕ کَذٰلِکَ سَخَّرْنَاهَا لَکُمْ لَعَلَّکُمْ تَشْکُرُونَ

    لَنْ یَنَالَ اللّٰهَ لُحُومُهَا وَلَا دمَٓاؤُ۬هَا وَلٰکِنْ یَنَالُهُ التَّقْوٰی مِنْکُمْؕ کَذٰلِکَ سَخَّرَهَا لَکُمْ لِتُکَبِّرُوا اللّٰهَ عَلٰی مَا هَدٰیکُمْؕ وَبَشِّرِ الْمُحْسنٖینَ

    İnkâr edenlere, insanları Allah yolundan ve -yerli olsun dışarıdan gelmiş olsun bütün insanlar için (ibadet yeri) yaptığımız- Mescid-i Harâm’dan alıkoyanlara ve her kim orada zulmederek haktan saparsa ona elem veren bir azap tattırırız.﴾25﴿

    İbrâhim’i Beytullah’ın bulunduğu yere yerleştirdiğimizde de şöyle demiştik: “Bana hiçbir şeyi ortak koşma; tavaf edenler, kıyamda duranlar, rükûa ve secdeye varanlar için evimi tertemiz tut.﴾26﴿

    İnsanlara hac ibadetini duyur; gerek yaya olarak gerekse yorgun argın develer üzerinde uzak yollardan gelerek sana ulaşsınlar.﴾27﴿

    Böylece kendileri için faydalı olan şeyleri açık seçik görsünler ve Allah’ın onlara rızık olarak verdiği, belirlenen günlerde kesecekleri kurbanlık hayvanlar üzerine O’nun adını ansınlar. Artık onlardan hem kendiniz yiyin hem sıkıntı içindeki yoksulları doyurun.﴾28﴿

    Sonra kalan hac fiillerini tamamlayıp temizlensinler, adaklarını yerine getirsinler ve o kadîm evi (Kâbe) tavaf etsinler.” (29)

    Yapılması gereken işte budur. Kim Allah’ın koyduğu yasaklara saygı gösterirse bu, rabbi katında kendisi için çok hayırlı olur. Size vahiy ile (haramlığı) bildirilenlerin dışındaki hayvanları yemeniz helâl kılınmıştır. Öyleyse pislikten yani putlardan uzak durun ve asılsız sözden de kaçının. (30)

    Bunları, Allah’ın birliğine -şirke sapmadan- iman etmiş olarak yapın. Allah’a ortak koşan kişi, gökten düşüp parçalanan ve kuşların kapıştığı yahut rüzgârın ücra bir yere sürüklediği nesnelerden farksızdır. (31)

    Evet, bu böyledir. Kim Allah’a ait nişânelere saygılı davranırsa, bu kalplerin takvâlı olmasındandır. (32)

    Onlarda sizin için belirli süreye kadar yararlar da vardır. Nihayet varacakları yer o kadîm evdir. (33)

    Biz her ümmete kurban kesmeyi meşrû kıldık ki kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanlar üzerine Allah’ın adını ansınlar. Sonuç itibariyle hepinizin mâbudu tek bir tanrıdır. Şu halde yalnız O’na teslimiyet gösterin. Sen de Allah’ın buyruklarına içtenlikle teslimiyet gösteren kimseleri müjdele! (34)

    Onlar öyle kimselerdir ki, Allah anıldığında kalpleri titrer, başlarına gelen musibetlere sabrederler, namazlarını özenle kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan Allah yolunda harcarlar.(35)

    Biz o büyükbaş hayvanları da Allah’ın size nişânelerinden kıldık; sizin için onlarda nice yararlar vardır. Onlar (kesim için) sıraya dizildiklerinde üzerlerine Allah’ın adını anın , cansız halde yere serildiklerinde ise onlardan hem kendiniz yiyin hem de ihtiyacını gizleyen ve gizlemeyen yoksulları doyurun. İşte onları şükredesiniz diye sizin istifadenize verdik. (36)

    Onların ne etleri Allah’a ulaşır ne de kanları; O’na ulaşacak olan sadece sizin takvânızdır. İşte Allah onları sizin istifadenize verdi ki size doğru yolu göstermesinden ötürü O’nu tâzimle anasınız. İyilik yolunu tutanları müjdele! (37)

    Hac Suresinin ilgili pasajını 25-ila 37 ayetleri ile birlikte sitemizde peygamber efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v) ın hac konusunda bin bir zorlukla haç yaptığını Hz.Muhammed (s.a.v) bölümünden okuyabilirsiniz.

    Peygamberimizle ilgili konuyu da burada yazmaya kalktığımızda epey uzun ve yorucu olup asıl konudan şaşmamak adına konumuz olan Süleyman Hilmi Tunahan (K.S)’nin hacca gitmesi meselesidir.

    Evet Süleyman Hilmi Tunahan (K.S) hacca gitmemiştir. Mana aleminde haç yapmıştır diyen insanlara ne Allah Resülü’nün hayatında ne de bir başka yerde böyle bir söylem dahi yoktur.

    Tasavvuf içerisinde bu şekilde yapılan nitelendirmelerden delil getirmek için Kuran ve Sünnete uymayan şeyler kesinlikle kabul edilmediği gibi bu konuda mana alemi ile yapılan yorum ve rivayetler uydurma ve asla sahih değildir.

    Ayet ve peygamberimizin yaşantısı yani Kuran Sünnet bize en güzel örnekliktir. Kuran ve Sünnet dışında bir Süleyman Hilmi Tunahan söylemi içinde olanların bizimle bir alakası olamaz.

    Hacca gitmiştir gibi basit bir söylem bugün bazılarına ne var canım günümüzde her yere gitmek çok kolay Süleyman Efendi tabideki gitmiştir diye lanse etmeleri son derece hatalıdır.

    Bu hatalı söylemi bilerek veya bilmeyerek söyleyenlerin bu yazımızdan sonra bir daha bu şekilde şeyler söylememesi ve Süleyman Hilmi Tunahan (K.S) üstazımıza laf  getirmemeleri ve başkalarına olumsuz manada malzememe vermemeleri gerekmektedir.

    SÜleymanli Haber olarak ayetler ve peygamberimizin örnek yaşantısı ile ele aldığımız haç konusunda Süleyman Hilmi Tunahan (K.S) üstazımızı hedef alan ve kitaplarında bu konuyu olumsuz bir şekilde  dile getirenlerinde, cahilce ve bilinçsizce söylenmiş olan sözde rivayetleri delil alıp Süleyman Hilmi Tunahan (K.S) üstazımıza yakışıksız ithamlarda bulunmalarını asla kabul edemeyiz.

    Yazı kaynağı : suleymanlihaber.com

    Bilinmeyen gerçekleriyle Süleymancılık nedir?

    Bilinmeyen gerçekleriyle Süleymancılık nedir?

    Bilinmeyen gerçekleriyle Süleymancılık nedir?

    Adana'nın Aladağ ilçesinde 10 öğrenci ve 1 çocuk ile 1 güvenlik görevlisini hayatını kaybetmesiyle gerçekleşen faciada yangının çıktığı yurdun Süleymancılar Tarikatı'na ait olduğu gündeme geldi. Türkiye'nin çeşitli yerlerinde örgütlü olan Süleymancılar'a gözler çevrilirken, tarikata dair 2002 yılında Genelkurmay Başkanlığı'nın çalışmasında bu tarikata dair geniş yer aldığı ortaya çıktı.

    Genelkurmay'ın "İrticai Örgütlerin Tehdit Değerlendirmesi" başlıklı raporunda, Süleymancılık, Nakşibendi Tarikatı ve Kadiri Tarikatı ile ilgili çarpıcı bölümler şu şekilde:

    SÜLEYMANCILIK

    1.Genel

    a. Tarihi Gelişimi:

    (1) Süleyman Hilmi Tunahan tarafından esasları ortaya konulan bir radikal grup olan Süleymancılar, şer'i esasları benimsemiş olmasına rağmen milli görüşçülerin fikirlerini kabul etmemektedirler.

    (2) Süleyman Hilmi Tunahan, 1930-1936 yılları arasında İstanbul'da çeşitli camilerde resmi vaiz olarak görev yapmıştır. Daha sonra Süleymancıların başına geçecek olan Kemal Kaçar ile de bu dönemde tanışmıştır. Bilahare Kemal Kaçar, S. Hilmi Tunahan'ın kızı ile evlenmiştir.

    (3) Bugünkü Süleymancılığın temelini, 1930'lu yıllarda "Ehl-i Maneviyat Meclisi" adı altında düzenlenen toplantılar oluşturmuştur. Süleyman Hilmi Tunahan, 1943 yılında vaizlik belgesinin iptal edilmesi üzerine Kur'an Kurslarını faaliyete geçirmiştir. 1949 yılında ilk kez Kur'an kurslarının kanunla açılmasına müsaade edilmesi üzerine de tarikat kısa sürede Kur'an kurslan vasıtasıyla yurdun her tarafına yayılmıştır.

    (4) Bilahare Süleyman Hilmi Tunahan, kendisinin üç ay gibi kısa bir zamanda din görevlisi yetiştirebileceği iddiasıyla faaliyete geçirdiği Kur'an kurslarını, gönderdiği talebeleri ile yurtdışında da yayma imkânı bulmuştur.

    (5) 1965 yılında yürürlüğe giren 633 sayılı "Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Yönetmeliği Hakkındaki Kanun" ile getirilen hüküm gereği, Kur'an kursundan mezun olanların Diyanet İşleri teşkilatında görev almalarının önlenmesiyle, 1966 yılı Ocak ayında, İstanbul'da üç kurucu derneğin bir araya gelmesiyle "Kurs ve Okul Talebelerine Yardım Dernekleri Federasyonu" hayata geçirilmiştir. Kur'an kursu açma yetkisinin Diyanet'te olduğundan bahisle devamlı takibata uğrayan teşkilat mensupları, 1971 yılına kadar tartışmalı bir şekilde faaliyetlerine devam etmişlerse de bu tarihten itibaren faaliyetlerini "Kurs ve Okul Talebelerine Yardım Derneği" adı altındaki dernekler vasıtasıyla sürdürmüşlerdir.

    b. Amacı:

    Cumhuriyet'in ilanından sonra ortaya çıkan ve tarikat tanımlaması içerisinde mütalaa edilen İslamcı cemaatierden olan Süleymancıların da nihai hedefi kendi görüşleri ile şekillenmiş İslam devletidir.

    c. Stratejisi:

    (1) Süleymancı kesim, dernekler yasasından istifadeyle yurt çapında geniş bir organizasyon kumıak suretiyle halkla bütünleşerek gerçek manada Diyanet hizmetinin ancak kendi mensupları vasıtasıyla verilebileceği telkinine dayalı bir hareket tarzı benimsemiştir. u
    (2) Anılan kesimin Diyanet İşleri Başkanlığı kadrolarını ele geçimıeyi hedef alan bir çalışması, 1965 yılında yürürlüğe konan 633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) kanunu ile engellenmiştir.
    (3) Süleymancı kesim bu tarihten itibaren nihai hedef doğrultusunda;

    (a) Yurt çapında kurulmuş cami ve Kuran kursu derneklerini ele geçirme,
    (b) Uygun ortam buldukları her beldede statüleri aynı olan, yurt ve okul talebelerine yardım demeği (KOTYD) ve tahsil çağındaki talebelere yardım dernekleri (TÇTYD) adı altında dernekler açma,

    (c) Kurulan bu dernekleri bir çatı altında toplama,
    (d) Her fırsatta DİB'in çalışmalarını kötüleme ve bu kuruluşu halkın gözünde küçük düşürme,
    (e) İmam Hatip Liseleri İlahiyat Fakülteleri ve Yüksek İslam Enstitüleri açılması yönündeki çalışmaları sabote etme ve engelleme,
    (f) DİB'deki görevlerinden uzaklaştırılan cemaat mensuplarını yurt dışına göndermek suretiyle buralarda organize olma bazında bir hareket tarzını geliştirmiş ve uygulamıştır.

    2. Teşkilatı:

    a. Kuruluşu:

    Süleymancıların teşkilat yapısı EK-L'dedir.

    b. Lider Kadrosu:

    Cemaat, kurucusu Süleyman Hilmi Tunahan'ın 1959 yılında vefat etmesi üzerine, Kemal Kaçar'ın önderliğinde faaliyetlerine devam etmiştir. Kemal Kaçar'ın 17 Haziran 2000 tarihinde vefat etmesi üzerine ise yerine Arif Ahmet Denizolgun adlı şahıs cemaatin başına getirilmiştir.
    Tarikatın tüm faaliyetleri Arif Ahmet Denizolgun'un talimatlan doğrultusunda tek merkezden yürütülmektedir.

    Ahmet Arif Denizolgun’un ölümünden sonra ‘Süleymancı Cemaati’nin lideri, 34 yaşındaki Alihan Kuriş oldu. Denizolgun’un ablasının oğlu olan Kuriş, yüksek mimar olarak görev yapıyor.


    c. Yurtiçi - Yurtdışı Yapılanması:

    Halen Arif Ahmet Denizolgun'un mutlak yönetimi altında bulunan Süleymancılar, Türkiye genelinde yaklaşık 800 dernek, bu derneklerce faaliyete geçirilen 1200 yurt ve pansiyon ile 16 vakıf ve 28 şirketle yurt içinde ve yurt dışında organize olmuşlardır.
    Süleymancı kesimin yurtiçi organizasyonu, lider Arif Ahmet Denizolgun'a bağlı bölge ve bunlara bağlı il sorumlulan şeklindedir. Teşkilat içerisinde en yetkili kurul, İstanbul Ümraniye'de kurulu bulunan "Kurs ve Okul Talebelerine Yardım Dernekleri Federasyonu"dur.
    Teşkilatın, kurs ve okul talebelerine yardım dernekleri bünyesinde 100.000 civarında öğrencisi olduğu değerlendirilmektedir.
    Yurtdışında ise ilk defa 1974 yılında Almanya'nın çeşitli şehirlerinde kurduğu camiler ile yurt dışı faaliyetlerine başlayan Süleymancılar, 1975 yılında Almanya Köln şehrinde İslam Kültür Merkezleri Birliği (İKMB)'ni kurarak, bütün dernekleri tek çatı altında toplamışlardır. Halihazırda Süleymancılara ait Avrupa çapında 400 civarında derneğin bulunduğu tahmin edilmektedir.
    Bunun dışında Süleymancıların son dönemde, Avrupa alanı dışında ABD ve Asya ülkelerindeki faaliyetlerine ağırlık verdikleri gözlenmektedir.

    3. Yan Kuruluşları ve Destekleyen Sivil Toplum Örgütleri:

    İllegal örgütlenmesine rastlanılmayan Süleymancıların legal düzeyde;

    a. Kurs ve Okul Talebelerine Yardım Derneği (yurtiçi),
    b. İslam Kültür Merkezleri Birliği (yurtdışı) adında örgütienmeleri mevcuttur.

    Bunun yanı sıra anılan cemaate ait;

    - Kur'an Kursları ve Milli Kültüre Hizmet Vakfı (Aydın)
    - İKAV/Kültür Araştırmaları Vakfı (Bolu)
    - Kur'an İlimlerine ve Milli Kültüre Hizmet Vakfı (İzmir)
    - Ali Hancıoğlu Vakfı (Manisa)
    - Fatih Vakfı (Trabzon)
    - Aziz Mahmut Hüdai Vakfı
    - Eğitim ve Milli Kültüre Hizmet Vakfı (İstanbul)
    - Fatih Eğitim ve Kültür Vakfı
    - Halil Dağlı Vakfı (Edirne)
    - İlim Yayma Vakfı
    - İstanbul Kültür Araştırmalar Vakfı (İKAV)
    - Mimar Sinan Vakfı
    - Pir Seyyid Hasan Hüsameddin Uşşak-i Vakfı
    - Tokat İli ve Çevresi Eğitim ve Kültür Vakfı (Tokat)

    4. Destekleyen Basın Yayın Organları:

    a. Anılan cemaate ait:

    - Genç Akademi Dergisi
    - Tepe Edebiyat Dergisi
    - Genç Atılım Dergisi
    - Gökkuşağı Dergisi
    - Milli Kültür Dergisi
    - Ufuk Dergisi bulunmaktadır.

    b. Ayrıca Süleyman Hilmi Tunahan tarafından yazılan "Küçük İlmihal" isimli kitabı da mevcuttur.

    5. Mali Kaynakları:

    Süleymancıların finans kaynağını büyük ölçüde;

    - Cemaat içi ve dışından yapılan ve toplanan yardımlar,
    - Ticari işletmelerden elde edilen gelirler,
    - Kurban derilerinden elde edilen gelirler oluşturmaktadır.

    6. Ele geçirilen mühimmat, silah, araç gereç: Bu konuda herhangi bir bilgiye ulaşılamamıştır.
    7. Yabancı Ülkelerdeki Faaliyetleri ve Ülkelerin Örgüte Verdiği Destek:

    a. Süleymancılar 1975 yılından itibaren Amerika'ya yönelik faaliyetlere girişerek, 1979 yılından itibaren bu ülkede kurumlaşmaya
    başlamışlardır.

    b. Halen New York'ta bulunan Fatih Cami ve Külliyesi ana karargÂh olarak kullanılmakta, bütün kararlar burada alınarak titizlikle izlenmekte
    ve alt hizmet birimleri oluşturma çabalan sürdürülmektedir.

    c. Genel başkanlığını Burhan Satar'ın yaptığı Fatih Camii ve Külliyesi, Amerika Müslümanlar Birliği'nin merkezi konumundadır. Bu merkeze bağlı olarak 5 cami, 11 adet vakıf ve şirket, 6 adet şube, 2 adet temsilcilik faaliyetlerini sürdürmektedir.

    d. Süleymancılar, Almanya'da "Kamusal kurum olarak tanınmaları dolayısıyla resmi makamlara başvuruda bulunmuşlar ve bu hususta bazı Hıristiyan demokrat politikacılarla Almanya Büyük Mason Locası'ndan da destek görmüşlerdir.

    8. Son Dönem Faaliyetleri:

    Ahmet Arif Denizolgun'un göreve gelmesiyle birlikte, Süleymancı cemaat yönetiminde yaşanan değişikliklerin uygulamalara da yansıdığı, nitekim anılan şahıs döneminde yurtiçi yanı sıra yurtdışı faaliyetlere de ağırlık verildiği gözlenmektedir.

    Cemaatin yurtiçi faaliyetleri kapsamında Ahmet Arif Denizolgun tarafından,
    Daha önce öğrencilere öncelikle dini nosyon kazandırılması uygulamasının ikinci plana alınarak, 2001-2002 eğitim yılından başlamak üzere din ve okul eğitiminin birlikte verilmek suretiyle gelecekte cemaat yönetimini üstlenecek öğrencilerin pozitif ilimlere hâkim olarak yetiştirilmeleri talimatı verildiği ve halen cemaat yurtlarında kalan öğrencilerin okul başarı oranının %80'in üzerinde olması yönünde bir hedefin belirlendiği ifade edilmektedir.

    Bunun yanı sıra Süleymancıların;

    - Üniversite giriş sınavında başarılı olan öğrencilerin halkla temasının daha çok olması nedeniyle tıp alanında eğitim görmeye teşvik ettikleri,
    - Mevcut öğrenci yurtlanılın ilgili kamu kuruluşlarınca kontrolünü engellemek amacıyla cemaat mensubu şahıslara satılmasının gündeme getirildiği,
    - İstanbul'da cemaate ait bir vakıf arsası üzerine hastane yapma arayışı içerisinde oldukları ve Erzurum'da granit işine girmek üzere hazırlık yaptıkları belirlenmiştir.

    Ayrıca her yıl kurban bayramında büyük oranda deri ve et toplayan Süleymancıların bu yıl gerek yurtiçi gerekse yurtdışında vekalet yoluyla kurban kesme şeklinde bir hareket tarzı belirlemiş olmalarına rağmen bu yıl birçok Avrupa ülkesinin kurban kesimine müsaade etmemesi sonucunda, 2002 kurban gelirinin 2001 yılının gerisinde kaldığı öğrenilmiştir.

    Bu arada Ahmet Arif Denizolgun tarafından Avrupa'da faaliyet gösteren Süleymancı unsurlara gönderilen bir talimatla, Türkiye'deki üniversitelerde eğitim gören öğrencilerin yatay geçiş yaparak Avrupa ülkelerinde eğitimlerine devam etmeleri imkânlarının araştırılmasının, öğrencilerin barınma, yemek gibi temel ihtiyaçlarının o ülkedeki cemaatin katkılarıyla karşılanması için gerekli hazırlıkların yapılmasının istendiği belirlenmiştir.
    Cemaatin yurtdışı faaliyetleri kapsamında ise,
    Son dönemde Süleymancıların Avrupa'ya göre yeni sayılabilecek diğer yurtdışı açılımlarda önemli mesafeler aldıkları gözlenmektedir.

    Bu bağlamda cemaatin;

    - Finlandiya ve Brunei Sultanlığında faaliyet yürütmeye başladığı,
    - Fas'ta açtığı kuran kursu kanalıyla Afrika'ya, ilk açılımını gerçekleştirdiği,
    - Ukrayna'da faaliyetlerinin geliştirilebilmesi için Kiev'de bulunan Müslüman toplumun temsilcileriyle ilişkilerin geliştirilmesine çalışıldığı,
    - Ganalı Devlet yöneticileri tarafından cemaate ülkede dini eğitim vermeleri yönünde teklif sunulduğu,
    - Bulgaristan Kırcali müftüsünün cemaatten bölgede yurt açmalarını talep ettiği, cemaatin Balkanlardaki faaliyetlerinin "Balkanlar Eğitim ve Kültür Derneği" tarafından yürütüldüğü, böylece bu ülkedeki Bektaşileri kendi lehinde etkilemeye çalıştığı,

    - Cemaatin Ramazan ayı boyunca Almanya ve cemaatin faaliyetlerini yürüttüğü diğer ülkelere 20.000 din görevlisi gönderildiği,
    - Cemaatin Almanya'da kesilen kurban etleri üzerine "İslami usullere göre kesilmiştir" mührünün patentini alarak, Almanya'da kurban kesme konusunda tekelleşmeye çalıştığı,
    - Bosna-Hersek ve Arnavutluk'ta dağıtılmak üzere içinde dini ibarelere yer verilen 10.000 takvim hazırlandığı,

    - Gürcistan'daki faaliyetlerinin karşılanması için Gürcü asıllı cemaat mensuplarından bağış topladığı tespit edilmiştir. 9. Değerlendirme: Süleymancıların yurtiçinde;
    - İrtica ile mücadele uygulamaları çerçevesinde hükümetin, ilköğretim öğrencilerinin özel yurtlarda barınmayacağı ve kuran kurslarının denetim altına alınması kararları nedeniyle, yasal boşlukları değerlendirerek taban genişletme faaliyetlerini sürdüreceği,
    - Cemaat potansiyelini ticari alanda değerlendirme amaçlı bir uygulamayı hayata geçirmeye çalışacağı, Yurtdışında ise;
    - Almanya'da IGMG başta olmak üzere mevcut pek çok kuruluşun yasaklanması ihtimaline karşın İslam dinini temsil eden kuruluş statüsü almak üzere çalışmalarda bulunacağı,
    - Süleymancı anlayışın, balkanlarda özellikle Bektaşiler içerisinde taban bulması için çaba sarf edeceği,
    - Fethullah Gülen Nurcu grubu örneğinde olduğu gibi yurtdışında eğitim ve sermaye alanlarındaki faaliyetlerini arttırarak sürdüreceği değerlendirilmektedir.
    Ayrıca cemaatin yabancı ülkelerle artan ilişkilerinde cemaate ait kuran kurslarında eğitilen yabancı öğrencilerin oluşturduğu kadroların etkin olduğu kıymetlendirilmektedir.

    Yazı kaynağı : www.birgun.net

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap