Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    sözlü anlatım sırasında konu ile bağlantılı eğlenceli veya düşündürücü ifadelere yer vermek güzel ve etkili konuşmanın hangi ilkesidir

    1 ziyaretçi

    sözlü anlatım sırasında konu ile bağlantılı eğlenceli veya düşündürücü ifadelere yer vermek güzel ve etkili konuşmanın hangi ilkesidir bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Konuşma İle İlgili Temel Kavramlar

    Konuşma (=Sözlü Anlatım) Nedir?

    İnsanın karşısındakine dileklerini, duygularını sözlü olarak anlatması eylemine sözlü anlatım denir.

    Sözlü anlatımın temeli, yazılı anlatımda olduğu gibi dildir. Sözlü anlatımla bağlantılı olarak kuşkusuz konuşma dili, yazı dilinden daha eskidir. Ana dilinde sözlü anlatımın anlama boyutunu dinleme, anlatma boyutunu ise konuşma oluşturur.

    KONUŞMA İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR

    Sözlü anlatımda düşüncelerin ve duyguların karşımızdakine doğru, etkili ve yeterli bir biçimde aktarımı önemlidir, insan için temel gereksinim olan konuşma, kişinin toplumsal ilişkilerinde de başat değişkenlerdendir. Konuşmanın, başka deyişle sözün etkisini Yunus Emre yüzyıllar öncesinden şöyle dile getirmektedir:

    Öncelikli olarak sözlü aktarımın temel öğesi olan konuşmanın ve konuşma ile ilgili temel kavramların açıklanmasında yarar görülmektedir. Aşağıda konuşma ve güzel konuşma ile ilgili temel kavramlar ele alınmaktadır.

    Konuşma

    Konuşma, insanın duygularını, düşüncelerini sese dayalı bir dizge halinde sunması, başka bir deyişle anlamlı parçalara dönüştürülmüş seslerden yararlanarak düşüncelerini ifade etmesidir. Kulağa hitap eden konuşma; verilmek istenen mesajın niteliğine uygun tonlama, vurgu gibi sese dayalı unsurlarla olduğu gibi jest ve mimik gibi bedene dayalı destekleyici unsurlarla birlikte bütünlenir.

    İnsan konuşan varlıktır. Bu hüküm, çıkardığı anlamlı ses dizgelerinin yapısı bakımından insanı diğer varlıklardan ayırırken; diğer taraftan insanlar arasında ortak, birleştirici bir özelliğe işaret etmektedir. İnsanın sahip olduğu bu olağanüstü özellik, aynı zamanda, insana dair temel bir gereksinime, duygularını ve düşüncelerini konuşma araçlarının yardımıyla mesaja dönüştürme gereksinimine de işaret etmektedir.

    Düşüncenin; resim, heykel, müzik gibi ifade araçları bir kenara bırakılırsa dil olmadan gerçekleşemeyeceği yargısı, dil bilimi çevrelerinde hâkimdir. Öyleyse düşüncelerin düzenlenmesi ve iletilmek istenen mesajın en doğru ve etkin biçimde ortaya konulabilmesi için konuşmanın niteliği çok önemlidir. Düşünme ve konuşma arasındaki bu sıkı ilişkide, diğer taraftan, doğru, yerinde ve başarılı bir konuşmanın da insanın düşünme süreçlerine etkide bulunduğu söylenebilir.

    İnsan için konuşma, temel gereksinim oluşunun yanı sıra yine insanın çevresiyle ilişkilerini kolaylaştıran veya zorlaştıran bir araçtır. Konuşmada kullanılan dilin bir toplumsal bir de bireysel yönü vardır. Aynı dili kullanan şairlerin, hikayecilerin, gazete yazarlarının, televizyon yorumcularının okuyucu veya dinleyici üzerinde oluşturdukları etkinin birbirinden farklı olması da dil ve söz arasındaki bu ayrım ile ilişkilidir. İnsanların konuşmalarında tercih ettikleri sözcükler ve bu sözcükler aracılığıyla oluşturdukları ifadelerin ardında şüphesiz birey olarak yetişme ortamları, aldıkları eğitim, sosyolojik ve psikolojik koşulları belirleyicidir.

    Ses

    Konuşma sesleri, akciğerlerden başlayıp ağız ve burunda sona eren solunum yollarında sıralanmış organlara çarpıp veya sürtünüp seda haline geldikten sonra en son olarak bir kalıptan, engelden geçip ağızdan çıkan titreşimlerdir. İlk olarak gırtlakta oluşan ham sesin, sahip olduğu belirli bir renk ile başkaları tarafından duyulan son biçimini alması; boğaz, ağız ve burun boşluklarında gerçekleşir. Beyin tarafından yönetilen konuşma süreçlerinde, insan ses aygıtlarının 60 kadar farklı sesi çıkarmaya ve işitildiğinde bunları ayırt etmeye uygun olduğu görülmektedir.

    Harfler ve sesler sıklıkla birbirine karıştırılır. Harfler, seslerin yazıda gösterilme biçimleri, sembolleri, işaretleridir.

    Ciğerlerden gönderilen havanın ağız ve burun yolundaki ses aygıtlarının yardımıyla ağızdan çıkarken konuşma sesi biçimlerini almasıdır. Seslerin doğru biçimde boğumlanması (sesletilmesi) etkili konuşmanın temel koşullarından biridir.

    Sıklık / Frekans

    Titreşen her nesnenin 1 saniyedeki yalın titreşimleridir. Ölçü birimi Hertz’dir. insanlar 20 ile 20 000 Hertz arasındaki ses dalgalarını algılayabilirler. Sıklıkta meydana gelen değişiklikler, kulaktaki seslerin tonunun alçak ve yüksek olarak algılanmasına neden olur.

    Ton / Tonlama

    Titreşen, ses veren varlığın titreşim sayısının az ya da çok oluşuna tonlama denir. Tonlama, iletilmek istenen mesajın, duygunun doğru şekilde dinleyiciye ulaşmasına, dinleyici üzerindeki etkisinin artmasına yardımcı olur. Tonlama aracılığıyla, konuşmanın içeriğine uygun coşkun, güçlü, kesin, yumuşak, hassas duygular dinleyiciye iletilir.

    Tonlamanın işlevleri arasında heceler arasındaki vurgu farklarına işaret etmek, dinleyenlere, yeni ve farklı olanı kavrama, konuşmanın akışını kestirme vb. bakımlardan ipuçları vermek, konuşmanın dil bilgisini ve söz dizimsel yapısını bu yolla daha yetkin biçimde algılayabilmek yer almaktadır. Ayrıca kesin yargılı bildirim cümlelerinin alçalan tonda olduğu, cümle içerisinde ara sözlerin düz bir tonda belirtildiği, soru cümlelerinde yükselen, cevaplarda alçalan tonlama olduğu, bağlama ve anlama göre kayıtsız, alaycı, sinirli vb. tonların bulunduğu görülmektedir.

    Ezgi

    Sözcük içerisinde hecelerin sesletiminde alçalan veya yükselen tona karşılık, cümle düzeyinde sözcüklerin, sözcük gruplarının da alçalan veya yükselen tonda sesletildiği görülür. İletilmek istenen mesaja, oluşturulmak istenen duygu değerine bağlı olarak konuşmacının cümle düzeyinde yaptığı tonlamalara ezgi denir.

    Türkçede normal koşullarda cümle vurgusu yüklem üzerindedir. Ancak cümledeki yeni bilginin odağı olan sözcükler yükselen tonda seslendirilerek, yüklemin önünde kullanılarak soru eki, de bağlacı, yalnız edatı gibi dil bilgisel unsurlardan yararlanarak vurgulanabilir.

    Yüklemden uzak kalan özneler cümle vurgusu alır. Örneğin; Sait Faik, Hallaç adlı öyküsünde, ilk kitabının yayınlanmasından duyduğu sevinci anlatır.

    Durak / Duraklama

    Özellikle vurgulanan bir yargının, mesajın, yüksek tonlu ifadenin veya bir sorunun ardından gelen kısa süreli sessizliktir. Cümlenin anlamı, mesajın değeri, konuşmada durağın yerini ve süresini belirler. Duraklamalar; vurgulama tekniklerini çeşitlendirerek ifadeyi tekdüzelikten kurtarma olanağı sağladığı gibi, bazı durumlarda diğer vurgulama tekniklerinden çok daha etkili ve kalıcı olabilir.

    Tını / Renk

    Bir sesi başka seslerden ayırmamızı sağlayan fiziksel niteliğe tını ya da renk denir.

    Bir sesin tınısı, sadece o sesi diğer seslerden ayırma noktasında değil, aynı zamanda kişinin sesine kattığı tını sayesinde konuşmanın içeriğine göre güzel, etkili, kalıcı izler bırakmasını da sağlar.

    Pes ve Tiz Ses

    Seslerin, kulağa kalın veya ince, yavaş veya hızlı, alçak veya yüksek ulaşmasını ifade etmek için pes ve tiz terimleri kullanılır. Buna göre

    Bu ayrım seslerin oluşturduğu titreşimlerin sıklığına göre belirlenir. Titreşimlerin sıklığı azaldıkça sesler pesleşir, sıklığı arttıkça da sesler tizleşir.

    Doğru, güzel, iyi bir sesin sahip olması gereken temel fiziksel özellikler şöyle sıralanabilir:

    İşitilebilirlik; Konuşmanın sıklığı, tonu, yeğinliği ve tınısı dinleyicinin rahatça işitebileceği nitelikte olmalıdır. Konuşmacıyı sağlıklı bir şekilde işitemeyen dinleyici, dikkatini konuşmanın içeriğine yoğunlaştıramayabilir, sinirlenebilir; dolayısıyla iletişim sorunları yaşanabilir.

    • Esneklik: Esneklik, ses hacminin değişikliğe bağlı olan ses tonunu ya da perde değişikliğini ifade eder. Konuşmayı aynı tonda, tekdüze olmaktan çıkaran unsurlardan biri, ses hacminin ve perdelerinin karışık olarak kullanılmasıdır. Konuşma sırasında kişi, ses aralığını bilmeli ve sesinin pesliğini, tizliğini, tonunu bu ses aralığına göre ayarlamalıdır.

    Akıcılık: Konuşma sırasında sesin boğumlanarak sözcüklere dönüştürülmesi ve boğumlanma hızı, iletilmek istenen mesajın hedefe en doğru şekilde ulaşması için iyi ayarlanmalıdır. Konuşmada akıcılığın sağlanması, ayrıca sözcüklerin art arda sesletim hızı ve uyumlu bir şekilde bir araya getirilmesine özen gösterilmesi ile mümkündür.

    Hoşagiderlik: Kişi doğru, güzel ve etkili iletişim kurabilmek için ses aralığını, perde genişliğini, tonlamayla sesine katabileceği tınıları, ifadesine katabileceği ezgiyi, sözcükleri söyleyiş hızını öncelikle tanımalı ardından da doğru şekillerde bunlardan yararlanmalıdır.

    Doğru ve güzel konuşmada sesin oluşma ve sözcüklere dönüşme sürecinde dikkate alınması gereken fizyolojik özellikleri nelerdir?

    İlginçlik

    Konuşmanın konusu her zaman ilgi çekici olmayabilir. Bu durumda dinleyicinin ilgisini konuşma üzerine çekebilmek için konuşmacı; içeriği ve mesajı dinleyiciye ulaştırmak, bunların konuşma sırasında takip edilmesini kolaylaştırmak, nihayetinde bunların akılda kalmasını sağlayarak dinleyici üzerinde etkili olmak için bu türden tekniklere, araçlara, bilgilere gereksinim duyabilir. Sözlü anlatım sırasında konuyla bağlantılı bir hikayeyi, anekdotu anlatmak, bu hikaye veya anekdotlara göndermeler yapmak; eğlenceli veya düşündürücü ifadelere yer vermek; grafik, resim, ses kaydı, video kullanmak; vurgu ve tonlamalardan, jestler ve mimiklerden hatta sessizlikten doğru yerlerde yararlanmak konuşmayı ilgi çekici hale getirebilir.

    Konuşmacının Bilgi ve Donanımı

    Konuşmacının genellikle ilk ve temel amacı dinleyiciye mesaj, bilgi iletmektir. Bu mesaj ve içeriğindeki bilginin aktarımında konuşmacının sahip olması gereken en önemli özelliklerden biri kültürel ve bilgisel donanımıdır. Konuşmanın yapıldığı koşullara göre, konuyla ilgili yeterli temel veya akademik birikime sahip olmayan kişilerin sözlü iletişimlerinde başarılı olması söz konusu değildir. Başarılı bir konuşmacı; içeriğe uygun temel veya akademik bilgileri, belirli bir düzen ve sentez ile doğru sözcüklerle, daha da önemlisi zengin söz dağarcığı ile sunmaya çalışmalıdır. Bu noktada sözcüklerin çok anlamlılığı, eş ve zıt anlamlılığı, sanatlı kullanımı gibi özelliklerini bilmek ayrıca önemlidir.

    Ön Çalışma

    Başarılı bir konuşmacı dinleyici karşısında konuşmadan önce belirli hazırlık süreçlerini geçirmelidir. Bu süreç günlük, hazırlıksız konuşmalarda düşüncelerini zihninde tasarlayarak, sentezleyerek kısacası mesajını, konuşma içeriğini akıl ve gönül süzgecinden geçirerek ortaya koymak suretiyle yapılmalıdır.

    Yöntem ve Plan

    Konuşmanın yöntemi ve planı, konuşmanın nasıl yapıldığı ile ilgilidir. Sesleri doğru çıkaran, boğumlayan, konuyu belirlemiş olan, konuyla ilgili gerekli temel bilgilere ve söz dağarcığına sahip olan bir kişi eğer konuşma yöntem ve planını amaca ve içeriğe uygun belirleyip uygulamazsa başarılı olamaz. Hazırlıklı konuşmalarda hedef kitlenin niteliklerine, süreye, konuşmada yararlanılacak araçlara göre içerik, mantıksal bir düzende hazırlanmalı, örnekler konuşmayı etkili kılacak teknikler sunumda doğru yerlerde kullanılmak üzere belirlenmelidir. İyi planlanmış bir konuşma ile kişi, karşılaşabileceği sorunlara önceden önlemler alabilir, süreyi etkin bir şekilde kullanabilir, sözlü iletişimi oluşturan bütünü en doğru biçimde sağlayabilir.

    Konuşmayı Destekleyen Yardımcı Unsurlar

    Özellikle hazırlıklı konuşmalarda, ele alınan konuyu etkili ve kalıcı bir şekilde dinleyiciye aktarmaya yardım eden sözlü sunum araçları kullanılabilir. Bilgisayar aracılığıyla projeksiyon cihazı ve powerpoint kullanmak, belirli bir nesne üzerine çizimler yapmak, el notları (handout) dağıtmak sözlü sunumlarda sıkça karşılaşılan konuşmanın yardımcı unsurlarındandır. Bu unsurların, hazırlık sürecinde belirli bir plan çerçevesinde konuşmanın uygun kısımlarında kullanılması sözlü sunumu daha etkili kılar. Bu yardımcı araçların sözlü sunumun içerisindeki oranını iyi ayarlamak gerekir. Bu unsurların amaç değil araç olduğunu bilerek, bu unsurların sunumun içeriğinin önüne geçmesine olanak vermemek gerekir.

    Üslup

    Gerek doğu edebiyatlarında belagat kitaplarında gerekse batı edebiyatlarındaki retorik kitaplarında belirtildiği şekliyle dilde ve onun kullanıma çıkma şekli olan üslupta esas belirleyici, ifadenin konuya ve amaca uygun düzenlenmesidir. Kişinin konuya ve amaca göre seçeceği üslup çeşitlerini Cosson şu şekilde sıralar;

    • Üslubu belirlemede etkili olan fikirlerin, hazırlığın hatta planın ve daha pek çok şeyin konuşmanın akışına feda edildiği çenebaz üslup.

    • Konuşmacının sıklıkla duraklaması, boğazının gıcıklanması, her cümlesinin adeta koşudaki bir engel gibi önünde durması şeklinde kendisini gösteren çekingen üslup.

    • Başkaları üzerinde bıraktığı etki tartışılamayacak, bu şekilde konuşanları içerisinde bulundukları grupların başına getiren, kişinin kendisine duyduğu güvenin ve kendisine dair övgülerin dinleyicinin hürmetini kazanmaya engel oluşturmaması gereken övünme üslubu.

    • Sesin niteliği ve niceliği bakımından kuvvetsiz konuşmanın sonucu ortaya çıkan, bazen konuşmacının mizacının etkisiyle kendisini gösteren monoton üslup.

    • Cümlelerin genellikle uzun ve bazı belirli maddelere ayrılarak ortaya konulduğu, içeriğinde hiç eğlendirici unsur bulunmayan, ağır ve âlimane konuşmaya dayalı ağır üslup.

    • Daha çok avukatların, siyasîlerin, amele rehberlerinin kullandığı, makul, mantıkî, kuvvetli, mücadeleye hazır ve itham edici konuşmaya dayalı delil üslubu.

    • Bir yerden bir yere atlayan, çok defa mantıksız ve sıkıcı olan, genellikle sinirli, çekingen insanların doğal konuşmalarına dayalı çözük, ayrık üslup.

    • Vaizlerin şarkı söylüyor gibi uzata uzata bir makam tutturarak kullandıktan, buna uygun ortamlar dışında yadırganabilecek vaiz üslubu.

    • Ağırlıkla duygulara yer veren hissî üslup.

    • Kitle toplantılarında halkı galeyana getirmek isteyenlerin, halk katiplerinin, inkılapçıların tercih ettiği, bazen çekingen ve azametli bazen birden bire patlayan, bağırtan ama genelde ardında coşkunluk saklayan keskin üslup.

    • Ağır başlı, azametli, keskin, hiddetli, ne çok ciddi ne çok gergin olmayan, meclislerde kendiliğinden oluşan, konuşmada eğlenceli, nazik ve orijinal özellikler taşımaya dayalı ziyafet üslubu.

    Kaynak: Yrd. Doç. Dr. Mustafa Durmuş, Türk Dili, Anadolu Üniv.

    Yazı kaynağı : www.turkedebiyati.org

    Anlat�m �e�itleri: S�zl�-Yaz�l� Anlat�m ve �zellikleri

    G�R��

    Dileklerin, duygular�n, d���ncelerin s�zl� ya da yaz�l� olarak belirtilmesi anlat�m olarak ifade edilebilir. Anlat�m; bir kimseye bir �ey hakk�nda bir �ey s�yleme, bir �ey anlatma i�idir. Bir d���nceyi a��klama, bir duyguyu aktarma, bir iste�i dile getirme eylemi olarak anlatma, a��k ya da �rt�l� bir ama� do�rultusunda s�zl� ya da yaz�l� olarak ger�ekle�tirilebilir.

    Yaz�l� ve s�zl� anlat�m�n temeli ise dildir. Dil insanlar aras�nda ileti�im kurmak i�in en yayg�n kullamlan ara�t�r. Dil; duygu, d���nce ve isteklerin, bir toplumda ses ve anlam y�n�nden ortak olan ��eler ve kurallardan yararlamlarak, ba�kalar�na aktar�lmas�n� sa�layan, �ok y�nl�, �ok geli�mi� bir ara�t�r (Aksan, 1977). �nsan�n d�� d�nya ve bireylerle ili�kilerini yans�tan, bi�imlendiren, d���nceyle birlikte t�m ruhsal ve toplumsal ki�ili�ini olu�turan dil, ger�eklik ya da nesneler �st�nde etki arac� oldu�u gibi, kimi y�nleriyle de ba�kalar�n� etkileme, y�nlendirme ve y�neltme arac�d�r. Dil, nesnel ger�ekli�in �znel bi�imde alg�lam�� ve anlat�l���n� sa�layan bir �er�eve, bir t�r d���nsel yap� sundu�u gibi yans�t�c�l�k ve yarat�c�l�k �zelliklerini de ta��maktad�r (Demirel, 2002).

    �nsanlar�n anla�ma arac� olarak kulland�klar� dil, g�revlerini s�zl� ve yaz�l� anlat�mla ger�ekle�tirir. Ku�kusuz konu�ma dili, yaz� dilinden daha eskidir. Yaz�l� anlat�m ancak belli bir uygarl��a eri�en insan topluluklar�n�n sahip oldu�u bir anla�ma arac�d�r. Ayr�ca yaz�l� anlat�m, �zel ya�am�n ve toplum ya�am�n vazge�ilmez gereksinimlerinden biridir. Bireyler dili, amaca uygun olarak farkl� bi�imlerde kullanabilirler.

    Dil e�itiminin temel ama�lar�ndan biri, ��renenlerin dinlediklerini ve okuduklar�n� do�ru anlamalar� olarak ifade edilir ise, bir di�eri de duygu ve d���ncelerini do�ru, yeterli ve etkili bi�imde anlatmalar�d�r. Dinleme ve okuma anadilinde anlamaya dayal�, bir �l��de pasif eylemler olarak ifade edilirse; konu�ma ve yazma ifade etmeye dayal� etkin eylemlerdir. Bireyler ama�lar�n� s�z ya da yaz� ile anlatmak i�in, zihinlerinde d���ncelerini d�zenler; s�zc�kleri se�er, c�mleler kurar, etkili ifade yollar� belirler. Bir dili edinme, o dilde duygu ve d���ncelerin s�zl� ve yaz�l� olarak ifadesini gerektirir (G�lensoy ve di�erleri, 2003). Etkili bir s�zl� ve yaz�l� anlat�m "d���nme, dili kullanma ve yeniden �retme" gibi �a�da� e�itim sistemlerinin temel kavramlar� ve ilkeleri �zerine kurulmu�tur. Bu ba�lamda, anlat�m becerilerinin kazand�r�lmas� T�rk�e ��retim programlar�nda olduk�a �nemli bir yer tutmaktad�r.

    Bu �nite kapsam�nda, s�zl� ve yaz�l� anlat�m�n kapsam� belirlenerek, anlat�m�n �zellikleri ve anlat�m bi�imleri a��klanm��t�r.

    ANLATIMLA �LG�L� TEMEL KAVRAMLAR

    Falih R�fk� Atay'a g�re "D���nd���n� ve duydu�unu kar��s�ndakine derli toplu anlatabilmek, ne bir meslek ne de bir sanatt�r..." Ba�ka bir deyi�le kendini kar��dakine do�ru bi�imde anlatmak g�nl�k ya�amda gereksinim duyulan temel becerilerden biridir. Bu do�rultuda kendini ifade yolu olan anlat�m, s�zl� ya da yaz�l� olarak ama�l� bir bi�imde ger�ekle�tirilir. Anlat�mda ama� ve konunun yan� s�ra amac�n ve konunun kesi�ti�i uygun bir anlat�m t�r� ve anlat�m bi�imi kullanmak, mesajm daha anla��l�r olmas�n� sa�layacak temel �gelerdir. Bu �gelere ek olarak anlat�mla ilgili bir�ok �ge ve kavram bulunmaktad�r.

    Anlat�m; s�zc�kleri se�me, s�zc�kleri birbirine ba�layarak c�mle kurma ve c�mleler ile paragraflar olu�turma bi�iminde ger�ekle�tirilir. Anlat�mdaki ba�ar�, bu anlat�m birilerinin (s�zc�k, c�mle, paragraf) do�ru kullamlmas�na ba�l�d�r. Anlat�m bir�n�lerinin farkl� bi�imlerde kullan�lmas�yla ger�ekle�tirilen anlat�ma ili�kin kimi kavramlar�n a��klamlmas�nda yarar g�r�lmektedir. Anlat�mla ilgili temel kavramlar a�a��daki bi�imde tam�nlanabilir (http://tr.wikipedia.org/, 2007):

    Dolayl� anlat�m: Yazm t�rlerinin kimilerinde, olaylar�n bir anlat�c�n�n a�zmdan anlat�lmas� dolayl� anlat�md�r. Ayr�ca s�zc�k ve kavram se�iminde de dolayl� anlat�m se�ilebilir. Bir s�zc���, s�zl�k anlam�n�n d��mda kullanmak da dolayl� anlat�md�r. �stiarelere (e�retileme), dolaylamalara yer vermek de dolayl� anlat�md�r.

    "bayra��m�z"yerine "hil�l", "l�leta��"yerine "beyaz alt�n", "asker�n�iz"yerine "Mehmet�ik" denmesi.

    Dolays�z anlat�m: Yazm t�rlerinin kimilerinde olaylar�n kahramam�n a�zmdan anlat�lmas�d�r.

    Nesnel anlat�m: Akla ve mant��a dayal� anlat�md�r. Bilimsel verilere ve g�zleme dayal�, �l��lebilir ve kan�tlanabilir niteliktedir. �letilen yarg�, ki�iden ki�iye de�i�mez. Ki�isel duygulara ve kamlara yer verilmez.

    �znel anlat�m: Ki�isel duygulara ve kamlara dayal� bir anlat�md�r. Nesnel anlat�m yarg�lar ki�iden ki�iye de�i�ir niteliktedir. Kan�tlanabilir �zellikler ta��maz, Nesnelerin ger�e�i de�il ki�ilerin be�enisi bu anlat�m�n belirleyici �zelli�idir.

    Anlat�m�n �zellikleri

    Anlat�mda ama�, konu hakkmda duygu ve d���nceleri okuyucuya en etkili bi�imde aktar�nak ve bireyin anlat�mdan zevk almas�n� sa�lamakt�r. Bunun i�in anlat�m�n kimi niteliklere sahip olmas� gerekir. Bu �zellikler ��yle s�ralanabilir (Y�r�k, 1997):

    Ayr�ca bak�n�z-> Anlat�m�n �zellikleri

    Yaz�da a��kl��� sa�lamak i�in:


    Yal�nl�k: S�s ve �zentiye ba�vurmadan, edebi bir metin olu�turma kayg�s� duymadan do�al ve i�ten c�mleler olu�turmad�r.

    Ak�c�l�k: Anlamca a��k, p�r�zs�z, s�zc�klerde ses �ak��mas� olmayan, bir engele tak�lmadan ak�p giden c�mleler kurulmas�d�r.

    �zg�nl�k: Geni� bir s�zc�k da�arc���na sahip atas�z�, deyimlere egemen yaz�lar; kendilerine �zg� bir anlat�m bi�imine sahip olurlar. Yazar�n birikimlerini, yetilerini ortaya koyan k�saca kimli�i yans�tan yaz�lar �retilmesi �zg�nl�kt�r.

    Do�all�k: Ger�ekli�in d��ma ��k�lmadan bir duygunun, bir d���ncenin i�ten geldi�i gibi anlat�lmas�d�r. Anlat�mda inand�r�c�l�k do�al anlat�mla sa�lan�r. Yapay (do�al olmayan) anlat�m; inand�r�c� olmad��� gibi yad�rgamr. Ayn� zamanda bu t�rl� bir anlat�m�n zorlay�c�, s�k�c� y�n� vard�r. S�cak i�ten olan bir anlat�m ise insan� hemen etkisi altma al�r. Do�al anlat�mda s�radanl��a, yavanl��a da d��memek gerekir.

    ANLATIM T�RLER�

    Duygular, d���nceler ya da istekler s�zl� ya da yaz�l� olarak anlat�l�r. Konu�ma, kar��l�kl� duygu ve g�r�� al�� veri�ini ve g�nl�k ya�amda ki�ilerin birbirine hitap etmesini sa�layan bir anlat�m yoludur. Yaz� ise s�z�n res�n�le�tirilmi� bi�imidir. �nsanlar�n birbiriyle ileti�im kurmak i�in kulland�klar� dil denen sistemi, belli i�aretlerle belirleyen ikinci sistem de yaz�d�r. Yaz�ya dayal� olarak ger�ekle�tirilen yaz�l� anlat�m ise g�nl�k ya�ant�da s�zl� anlat�mdan sonra en �ok kullan�lan anlat�m t�r�d�r. S�zl� ve yaz�l� anlat�m�n �zellikleri a�a��da k�saca a��klanm��t�r,

    S�ZL� ANLATIM (Konu�ma)

    S�zl� anlat�m bir ba�ka ifade ile konu�ma, d���ncelerin ve duygular�n ba�kalar�na s�zl� olarak bildirilmesi ya da duygu, d���nce, istek, bilgi ve tasar�n�lar�n s�zle aktar�lmas� olarak tam�nlanabilir (Sever, 2000). Konu�ma eylemi; dil, d���nce, duygu, ses ve konu�ma organlar� gibi ��elerle do�rudan ilgilidir. Bunlardan birinin eksikli�i ya da yetersizli�i konu�may� kusurlu yapar. Ba�ka bir anlat�mla dilin kurallar�n�n ve s�yleni�inin yan� s�ra, s�zel olmayan davram��lar�n da ��renilmesini gerektiren konu�mam�n; fiziksel, fizyolojik, psikolojik ve toplumsal niteli�i vard�r. (Demirel ve fiahinel, 2006):

    Konu�man�n fiziksel niteli�i: Ses dalgalar�n�n bo�lukta yay�lmas� ile ger�ekle�en bir s�re�tir.

    Konu�man�n fizyolojik niteli�i: �nsan bedeninde varolan beyin, sinir sistemi, akci�erler, ses telleri, k���k dil, b�y�k dil, dudak ve di�ler gibi organlar�n dengeli bir uyum i�inde i� birli�iyle �al��malar�na ba�l� olarak olu�an bir s�re�tir.

    Konu�man�n psikolojik niteli�i: Anlam bilimle ilgili olarak, kavramlar�n kendileri �zerinde de�il kavramlara ili�kin deneyimler �zerinde konu�ulur.

    Konu�man�n toplumsal niteli�i: Toplumsal ya�am�n bir �r�n� olan konu�ma, dili kullanarak ileti�im kurma yoludur. Zihinde olu�an bir iletinin konu�ma organlar�ndan yararlamlarak dinleyiciye ses titre�imleri ile iletilmesi olarak da ifade edilen konu�mam�n bireyin ya�am�ndaki �nemi k�saca ��yle a��klanabilir:

    Bireyin ya�am�nda olduk�a �nemli bir yer olu�turan konu�ma en eski ileti�im ara�lar�ndan biridir ve dinleme ile yak�ndan ili�kilidir. �ocuklar konu�may� �evrelerindekileri dinleyerek ��renmeye ba�larlar. Bu ba�lamda konu�ma eylemi dinleyici ile birlikte kar��l�kl� yap�lan bir etkinliktir. Ki�i duygu ve d���ncelerini dinleyiciye iletir, di�er bir deyi�le uyar�r; dinleyici de konu�mac�dan ald��� iletiye tepki verir. �evreyle girilen etkile�imle ba�layan konu�man�n i�levlerini tam olarak yerine getirebilmesine y�nelik olarak okul �ncesinden ba�layarak y�ksek��retime kadar geli�tirilmesi nitelikli bir konu�ma e�itimi yoluyla olacakt�r. Bu ba�lamda konu�ma e�itiminin ama�lar� �e�itli beceriler y�n�nden ��yle belirlenmi�tir (Y�ld�z, 2003):

    Bildirme y�n�nden: �ste�ini, d���nd���n�, duydu�unu, ��rendi�ini ba�kas�na s�zle anlatabilmek; sorulara a��k, k�sa, do�ru kar��l�k verebilmek; s�zle do�ru bilgi verebilmek; s�zlerinde ama�, neden-sonu� ilgisi g�zetebilmek; konu�urken do�ru ve �abuk d���nebilme yetene�i edinmek; konu�urken konudan ayr�lmamaya �al��makt�r,

    Ki�ilik kazanma y�n�nden: D���nce ve duygular�n� anlat�rken inand�r�c�, canland�r�c� �rneklerden ve kendi ya�ant�lar�ndan yararlanabilmek; g�nl�k ya�amdaki konu�malar�nda kendine g�ven kazanabilmek; �evredekilerle s�yle�i yapabilmek; i�indeki becerisi, yeterli�i �zerinde konu�urken �evresine g�ven verebilmektir.

    Topluluk i�inde konu�abilme y�n�nden: Grup�a konu�malara kat�labilmek ve konu�mas�yla �evresine zevk verebilmek; bir tart��maya kat�l�p konunun ayd�nlanmas�na yararl� olabilmek; duygu ve d���ncelerini bir toplulu�a aktarabilmek; duyuru, tan�tma ve haber verme konu�malar�n� tan�y�p bu konu�malar� yapabilmektir.

    S�yleyi� y�n�nden: S�zc�kleri do�ru ve a��k s�yleyebilmek; vurgular� yerinde kullanabilmek; k�lt�r a�z�yla konu�ma al��kanl��� kazanabilmek ve konuya g�re konu�ma yetene�i kazanabilmektir. Konu�ma e�itiminin ama�lar� do�rultusunda konu�ma al��kanl���n�n kazand�r�lmas� s�reci a�a��daki bi�imde a��klanabilir (Demirel, 2002, ss.9596):

    Konu�ma �ncesi d�nem (01,5 ya� aras�): Bu d�nemde bebekle s�rekli konu�mak, onun ��kard��� sesler kar��s�nda memnuniyetini g�stermek, onu dinledi�ini g�stermek, �ocu�u s�rekli konu�ulan ortamlarda bulundurmak konu�ma becerisinin geli�imi i�in gereklidir.

    Konu�ma d�nemi: Bu d�nemde �ocuk s�ras�yla hecelerden, tek s�zc�klerden ba�layarak konu�ma s�recine girer. Konu�ma d�neminde �ocukla bebek gibi konu�ulmamal�d�r. E�yalar�n ki�ilerin is�n�leri do�ru ve net s�ylenmelidir. �ocu�a yanl���m do�rudan do�ruya s�ylemek yerine en uygun en yakm zamanda bu s�zc��� do�ru ve d�zg�n kullanarak duymas�n� sa�lamal�d�r. �ocu�un sorular�na uygun yamtlar verilmelidir. Onunla her f�rsatta konu�ulmal�d�r. Arkada� gruplar�na kat�lmas� sa�lanmal�d�r. �zellikle okul �ncesi e�itim kurumlar� bu t�r ortamlar�n olu�turulmas�na y�nelik uygun ortamlard�r. �ocuklar res�n�ler yapt�r�l�p hakkmda konu�turularak ve kitap okunup uygun sorular sorularak konu�maya te�vik edilmelidir.

    �lk��retim d�nemi: Yukar�daki a�amalar� do�ru bi�imde tamamlayarak ya da tamamlamadan ��renciler okula dillerini konu�arak gelirler. Ancak bu konu�ma kendi ya�lar�n�n ve �evrelerinin konu�mas�d�r. Bu konu�malarda; �ekingenlik, yerel a��zla konu�ma, sesi ayarlayamama, k�sa ve yersiz konu�ma, gereksiz �eyler s�yleme, da��n�k konu�ma, s�zc�k da�arc���n�n yetersizli�i, konu�urken gereksiz el kol hareketleri yapma gibi eksiklikler ve yetersizlikler olabilir. Buna kar�m ��retmenler konu�ma becerisini geli�tirmeye y�nelik T�rk�e derslerinin ��renme ��retme s�recinde s�n�f i�i etkile�ime ve ��rencilerin dili etkin bi�imde kullanmalar�na olanak sa�lamal�d�r,

    Konu�ma t�rleri: Konu�ma e�itimi s�recini do�ru bi�imde tamamlama bir�ok konu�ma t�r�n� kullanmada bireylerin yetkinle�mesini etkileyecektir. Farkl� d�zeylerde konu�ma e�itimi alan ki�iler, birbirleriyle selamla�ma, bilgi alma, haber verme, konferans tart��ma vb. bir�ok farkl� ama�la konu�ur. Bu ba�lamda daha sonraki b�l�mlerde ayr�nt�l� bi�imde a��klanacak olan konu�ma bi�imleri;

    Haz�rl�kl� ya da haz�rl�ks�z olarak ger�ekle�tirilen t�m konu�malarda, iyi bir konu�ma i�in d���ncenin a���a ��kar�lmas�, s�zlerin anlam de�erinin bilinmesi ve vurgu ile tonlamaya dikkat edilmesi gerekmektedir. Ba�ka bir deyi�le iyi bir konu�ma i�in konuya ili�kin d���ncelerin ifade edili� bi�imlerinin kolay anla��l�r olmas�n�n yan� s�ra s�z�n toplum �zerindeki etkisinin g�z �n�nde bulundurulmas� ve dilin kullan�l�� alan�na g�re �zellik kazanmas�n�n da �nemli oldu�u unutulmamal�d�r. Bu do�rultuda etkili bir konu�ma ger�ekle�tirebilmek i�in g�z �n�nde bulundurulmas� gereken ilkeler ��yle s�ralanabilir (Bayram��l�lar ve di�erleri, 1990; U�ur, 2002; G�lensoy ve di�erleri, 2003):

    B�t�n bunlara ek olarak kimi zamanlarda bir �n �al��ma gerektiren konu�mada, s�zc�klerin se�imi ve c�mlede kullam�nma y�nelik dil ve �slup becerisi de �nemlidir.

    YAZILI ANLATIM

    Dilbilime dayal� olarak, yazma becerisi dilin ifade edilme yollar�ndan biridir. Alanyazm incelendi�inde kaynaklar�n yazma becerisini tan�mlarken genellikle bireyin kendini yaz� arac�l���yla anlatabilme yetene�i �zerine yo�unla�maktad�r. Bu beceri yaz�l� anlat�m ter�n�iyle kar��lanmaktad�r (Karatay, 2011). Yazma, bireylerin konu�ma ve d���ncelerini yaz�l� olarak anlatmalar�d�r (�zdemir, 1987). Ba�ka bir deyi�le yazma, bilginin toplanmas�, bilginin edinilmesi ve bilginin ifade edilmesi ile ilgili s�re�lerin b�t�n�nden olu�ur (Carter ve di�erleri, 2002).

    Yazma temel dil becerisi, ilk��retimin ilk y�llar�ndan itibaren �ocuklara kazand�r�lmaya �al���lan temel okuryazarl�k becerilerinden biri olmakla birlikte, ��renim s�recinin her a�amas�nda etkili kullan�labilmesi i�in de yaz�l� anlat�m etkinlikleri yoluyla s�rekli olarak geli�tirilmeye �al���l�r. ��rencilerin kendilerini yaz�l� olarak anlatabilmeleri i�in bili�sel ve devini�sel olarak olgunla�malar� yeterli olmayabilir. Bu becerinin etkin kullan�labilmesi bireyin d�� d�nyay� g�zlemlemesine, s�rekli okumas�na, d���nmesine ve yazmas�na; k�saca hem anlama hem de anlatma becerilerinin yeteri kadar geli�mesine ba�l�d�r. Yazma becerisini geli�tirmenin en �nemli yolu, s�rekli yazma �al��malar�, deneyimleri yapt�rmakt�r (Karatay, 2011).

    Yazma da konu�ma gibi bir anlat�m yoludur. ��renenlerin bir konuda istenilene uygun bir bi�imde yazmas�, onlar�n konu�ma ve d���nme yetilerine ba�l�d�r, Bu y�nden yazma �al��malar�n� konu�malara ba�lama, yaz�l� anlat�m etkinliklerinin ��k�� noktas� olacakt�r. Ayr�ca d�rt temel dil becerisi zincirinin son halkas� olan yazma becerisini mekanik olarak de�il, ele�tirel bir d���nme s�reci olarak alg�lamak ve bilmek gerekir (Demirel ve fiahinel, 2006).

    Yaz�l� anlat�m; bir fikrin, duygunun, d���ncenin, g�r���n ya da olaym en anlaml� yanlar�n�n yaz� yoluyla ifade edilmesidir (B�lb�l, 2000). Bireysel ve toplumsal gereksinimler i�in kimi zaman yaz�l� anlat�ma ba�vurulur. ��renciler d�nyalar�n� ve kendi alg�lar�n� yazarak bi�imlendirirler. Yaz�l� anlat�m ��rencilerin ileti�im kurmaya y�nelik gereksinimlerini kar��lamas� yanmda ��renmelerine de yard�m eder. ��renciler yaz�l� anlat�m becerileri geli�tik�e, d���nme becerilerini kontrol eder, zihinlerini s�rekli kullamr ve ��renme s�recini daha etkili duruma getirirler (Raimes, 1983). E�itimin bir�ok amac�n�n ger�ekle�tirilmesine d�n�k bir ara� olan yaz�l� anlat�m yoluyla, ��rencilerin kendilerini ifade etmeleri sa�lamr ve ayn� zamanda onlar�n dil ve bili�sel geli�imlerine ili�kin �nemli katk�lar da getirilir.

    Yaz�l� anlat�mlar� yoluyla �ocuklar, var olan bilgi ve deneyimlerini kullanarak konu�tuklar� ya da yazd�klar� konuyu ifade etmede etkinle�ir. Yeni bilgi ve deneyimler edinir, olaylar�n nedenini bulur, sonu�lar�n� tahmin eder, kendi ya�ant�lar�ndan yola ��karak, bilgi ve deneyimlerini aktar�r. Yaz�l� anlat�m, her ��rencinin g�zlem g�c�n� mant��a uygunluk y�n�nden d���nme ile hayalinde canland�rma yetene�ini ve anadilini kullanabilme becerisini g�stermektedir. ��rencilerin yaz�l� anlat�mlar�n�n yeterli�i i�in ��retim, g�zlem yetene�i, tart��ma ve ele�tirme g�c� �nemlidir. Yaz�l� anlat�m becerisi hem kendi yap�s�ndan kaynaklanan "i�sel" karma��k bir s�re� olmas� hem de uygulama s�recinde de�erlendirme, d�n�t ve d�zeltme s�re�lerinin yeteri kadar izlenememesi, s�n��ar�n ��renci yo�unlu�u ya da ��retmenden kaynaklanan "d��sal" sorunlar nedeniyle di�er dil becerilerine g�re daha yava� geli�en ya da yeteri kadar geli�emeyen bir beceridir (Karatay, 2011).

    Yaz�l� anlat�ma dayal� bilgi, d���nce ve duygular�n� aktar�na i�lemi, haz�rl�k, planlama, s�n�rlama, s�ralama, ili�ki kurma, d�zenleme, d�zeltme ve sunma (yaz�l� metin) s�re�lerinden olu�ur. Bu s�re�ler, ay�n� zamanda anlatmaya dayal� yaz�l� ya da s�zl� anlam b�t�nl��� olan tutarl� metin olu�turma evreleridir. Yaz�l� anlat�mda kar�na��k gibi g�r�nen bu s�re�lerle ilgili ne yapaca��n�n farkmda olan ��renciler, yaz�l� anlat�m �al��malar�nda bunlar� daha etkili ve bilin�li isleteceklerinden ba�ar�l� bir yazma �al��mas�, �r�n� ortaya koyacaklard�r (Karatay, 2011).

    Ba�ar�l� bir yaz�l� anlat�m i�in; konuyu ve ana d���nceyi saptamak ve sm�rland�rmak, bak�� a��s�n� belirlemek, d���nceleri d�zenlemek (plan yapmak) ve anlat�m�n hangi anlat�m bi�imiyle ger�ekle�tirilece�ini belirlemek gerekir. Bunun yan� s�ra ba�ar�l� bir yaz�l� anlat�m ger�ekle�tirebilmek i�in (Temizkan, 2007):

    Ba�ar�l� bir yaz�l� anlat�m i�in yukar�da belirtilen konular�n yan� s�ra yazma s�recinin a�amalar�na uyarak yazma etkinlikleri ger�ekle�tirmek de �nemlidir. Bu ba�lamda yazma e�itimi s�reci; �n yazma, taslak olu�turma, g�zden ge�irme, d�zenleme ve yaymlama olmak �zere 5 a�amadan olu�maktad�r. �n yazma a�amasi; konuyla ilgili neler s�ylenece�inin planland��� a�amad�r. Bir t�r haz�rl�k a�amas� olarak de�erlendirilebilir. Taslak olu�turma a�amasi; amac�n belirlendi�i ve konunun temel hatlar�yla ortaya kondu�u a�amad�r. G�zden ge�irme a�amas� tasla�m elden ge�irildi�i a�amad�r. D�zenleme a�amas� yaz�n�n yaz�m kurallar� ve noktalama i�aretleri bak�m�ndan g�zden ge�irildi�i a�amad�r. Yaymlama a�amas� ise yaz�n�n dinleyenler ya da okurla payla��ld��� a�amad�r (Tompkins, 2004). S�n�f i�inde d�zenli olarak ger�ekle�tirilecek yazma etkinliklerinde yazma s�recinin nas�l uygulanaca��n�n ��rencilere ��retilmesi ve s�recinin uygulanmas�n�n sa�lanmas� ba�ar�l� yaz�l� anlat�m etkinliklerinin temelini olu�turacakt�r.

    Yaz�l� Anlat�m T�rleri:

    Yaz�l� anlat�m t�rleri d���nce niteli�i olanlar, sanatsal de�eri olanlar ve yaz��malar olmak �zere �� grupta toplanabilir.

    S�zl� ve Yaz�l� Anlat�m Aras�ndaki Farklar

    S�zl� anlat�m ku�kusuz kimi �zellikleriyle yaz�l� anlat�ma benzemektedir. Ancak benzer �zellikleri yan�nda iki anlat�m bi�imini farkl� k�lan �zellikler de vard�r. Bu �zellikler ��yle s�ralanabilir (U�ur, 2002):

    B�t�n bu benzerlik ve farkl�l�klar�na kar��n gerek s�zl� gerekse yaz�l� olarak ger�ekle�tirilen anlat�mda, anlat�lacak i�eri�in �zelli�ine ya da anlat�m amac�na g�re farkl� anlat�m bi�imlerinden biri ya da birka�� bir arada kullamlabilir.

    Yazı kaynağı : www.turkedebiyati.org

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap