Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    recep ayı orucu sorularla islamiyet

    1 ziyaretçi

    recep ayı orucu sorularla islamiyet bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Recep Ayı

    Recep Ayı

    Receb, tazim ve saygı anlamına gelir. İslâm öncesi Araplar Receb ayına ayrı bir ehemmiyet verirler, saygı gösterir ve şanını yüceltirlerdi. Receb ayı gelince kılıçlar kınına sokulur, oklar torbalarına yerleştirilir, derin ve kanlı husumetlerin üzerine geçici de olsa bir sükûnet örtüsü çekilirdi. Artık o gürültülü ve korkunç çöller tatlı bir huzurun baharına dalar, her taraf bir güven ve selâmet sahasına dönerdi. Öyle ki, bu ayda bir kimse babasının katiline rastlasa bile, başını kaldırıp kaşına bakmazdı. Bu aya "sağır ay" denilmesi de sükûnet mevsimi olmasındandır.

    Receb ayına sağır denmesinin bir başka anlamı da şöyle ifade edilir:

    Bu ayın bereketi hürmetine, bu ayda işlenen günah ve hataları manen bu ay duymamakta, mü'minlerin sadece ibadet ve sevaplarına şahitlik etmektedir. Böylece Cenab-ı Hak mü'min kullarının bu ayda işlemiş oldukları günahları bağışlamaktadır.

    İslâmiyet gelince de Receb ayına mahsus olan saygı devam ettirildi. Bilhassa Regaib ve Mi'rac gibi tecellilerle şereflendirildi. 
    Resul-i Ekrem Efendimiz (asm) dualarında,

    Receb'e, "recm ayı" da denir. Buna göre, mü'minlerin eziyet ve zahmet vermemesi için şeytanlar bu ayda taşlanır, kovulup uzaklaştırılır. Receb kelimesindeki "R" Allah'ın rahmetine, "C" Allah'ın cömertliğine ve yardımına, "B" ise Allah'ın birrine (iyilik ve ihsanına) işaret eder.

    Receb ayına "mutahhar" denmesinin sebebi, bu ayı oruçlu geçirenlerin günah ve hatalarından temizlenip paklanmasıdır. Receb ayının Peygamberler tarihinde ayrı bir yeri vardır. Meselâ, Nuh Aleyhisselâm ve kavmi Receb ayında gemiye binmiş ve tufandan kurtulmuşlardır.

    Receb ayı Hicrî ayların yedincisi ve Ramazan'dan iki ay öncesidir. Fazileti bakımından ayrı bir yeri vardır. Regaib ve Mi'rac gibi mübarek geceleri içinde bulundurması, faziletini daha da arttırmaktadır. Ayrıca, Kur'ân'da haram ayları olarak geçen dört aydan birisi olması, Müslüman kalblerdeki yerini bir kat daha daha artırmıştır.

    Receb ayı, "üç aylar" olarak bilinen mübarek bir mevsimin ilk ayıdır. Bu aylara "çok sevaplı ibadet ayları" diyen Bediüzzaman, onların kazandırdıkları sevap ve mükâfatlar bakımından, mü'minlerin önünde nasıl bir kademeli yükseliş vesilesi olduklarına şöyle işaret eder:

    Buna göre Receb ayında işlenen ibadet, edilen iyilik, yapılan hizmetlerin manevî ecri ve sevabı bire yüz verilmektedir. Bunun için mü'minler bu aydaki nasiplerini arttırmak maksadıyla daha çok gayret sarf ederler. Hayır ve hasenata biraz daha ağırlık verirler.

    Bazı hikmet ehli âlimler Receb ayı hakkında şu yorumları getirmişlerdir:

    - Receb eza ve cefâyı terk içindir, Şaban amel ve vefa içindir, Ramazan sıdk ve safa içindir.

    - Receb tövbe ve pişmanlık ayıdır, Şaban muhabbet ayıdır, Ramazan kurbet (Allah'a yakınlık) ayıdır.

    - Receb hürmet ayıdır, Şaban hizmet ayıdır, Ramazan nimet ayıdır.

    - Receb ibadet ayıdır, Şaban dünyanın safasını terk etme ayıdır, Ramazan ibadetlerin mükafatını artıran aydır.

    Büyük tasavvuf ehli Zünnün Mısrî der ki:

    "Receb ekme ayıdır, Şaban sulama ayıdır, Ramazan derleyip toplama ayıdır. Herkes ne ekerse onu biçer, ne yaparsa cezasını çeker. Bir kimse ekimi bırakırsa, hasat zamanı ekmediğine pişman olur. Kıyamet gününde ise çok kötü duruma düşer." (Abdürkadir Geylani, Üç aylar ve Faziletleri)

    Receb ayının diğer aylardan farklı bir ibadeti de oruçtur. Mümkün mertebe bu ayda daha fazla oruç tutulmaya çalışılır. Ebû Davudta, hiç ara vermeden devamlı surette oruç tutan bir zâta Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselamın bazı tavsiyelerden sonra şöyle buyurduğu rivayet edilir:

    Hadisin devamında ravî olan Sahabı şöyle demektedir:

    "Resulullah 'tut' dedikçe, üç parmağını yumdu, 'bırak' deyince de üç parmağını bıraktı." Böylece Peygamberimizin o zata, "Üç gün tut, üç gün ara ver" dediği anlaşılıyordu.

    Bilindiği gibi haram ayları, "Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Receb" aylarıdır.

    Receb ayında devamlı olarak bir ay boyu oruç tutmanın uygun görülmeyişinin sebebi, Receb ve Şaban aylarının Ramazan ayına benzemesinden kaçınılmasıdır. Çünkü hiç kesintisiz bir ay boyunca oruç tutmak sadece Ramazan ayına mahsustur. Hattâ Receb ayında bir ay süresince oruç tutmanın mendup bile olmadığını söyleyen İmam Gazâlî ve İbni Kayyim el-Cevzî gibi müçtehidler, Ramazan ayına benzememesi için diğer aylardan farklı olarak Receb ayında devamlı bir ay boyu oruç tutmayı mekruh görürler. (İhya, 1/237; Zadu'l-mead, 2764)

    Diğer aylarda nasılsa, Receb ayında da ayın ortasında veya belli günlerinde, yahut üçer gün ara vermek suretiyle oruç tutulması tavsiye edilmektedir.

    Görüldüğü gibi Receb ayında tamamen oruçlu geçirme hususunda bir hadis ve rivayet yoktur. Üç ayları hiç ara vermeden tutmak sünnet ve müstehap da değildir, sadece sâlih zatların güzel bir âdetidir. Receb ayını tam olarak tutanlara "Tutma!.." denilmez, ama fıkhı olarak da hükmünü belirtmek gerekir.

    Bu arada Ramazan ayında bozmuş olduğu bir oruçtan dolayı, kefaret orucu tutmak isteyenler için Receb ve Şaban ayı iyi bir fırsattır. Receb ayının birinci gününden itibaren hiç ara vermeden Şaban ayı da dahil olmak üzere iki ay üst üste oruç tutarsa, tam bir kefaret borcunu ödemiş olur. Peşinden Ramazan ayının orucu da geleceğinden böylece üç ay boyu, bir gün dahi yemeden oruç tutmuş olur. Bu durumda oruç borcunu öderken aynı zamanda sevap hazinesini de doldurmuş ve geliştirmiş sayılır.

    Madem Receb ayı günahların affedildiği aydır. Bağışlanmanın yolunu ve istiğfarın nasıl yapıldığını bilmek gerekiyor. Rivayete göre şu istiğfar duasını Receb ayında yedi kere okuyan kimsenin günahları affolunmaktadır.

    Üç aylar birer dua ve niyaz mevsimidir. En güzel duaları başta sahabiler olmak üzere İslâm büyüklerinden öğreniyoruz. Hz. Ali'nin Receb ayında şu şekilde dua ettiği rivayet edillir:

    Bazı Selef büyükleri de Receb ayı gecelerinde şöyle dua etmişler: 

    "Allah'ım, sana mahzun gönlümle, isteklerini kabul buyurduğun dostlarının duası ile niyaz ediyorum. Zatına eriştirdiğin ve senin rızanı isteyenlerin dili ile senden talep ediyorum. Umarım senin ululuğundan, seni bileyim ve kulluk edeyim."

    "Yâ Rab, bu gecenin rahmet ve bereketinden sevap ve mükâfatından beni nasiptar et."

    "Allah'ım, kullarından istediğine, istediğini verirsin, kim seni onlara ikram etmekten alıkoyabilir? Ben fakir ve âciz bir kulum. Fazl ve kereminden nimetlerini ümit ediyorum. Sana sığınırım ve ancak Senden yardım dilerim." 

    "Yüce Mevlam, bu gece kullarına çok rahmet ve bereketini döker, saçarsın. Allah'ım, sana yalvaran dilleri, sana kalkan elleri boş çevirme. İyilik ve yardımınla faydalandır bizi. Nimetlerinle donat hepimizi." 

    "Allah'ım, salât eyle Muhammed ve evladına, eşlerine ve dostlarına, bitip tükenmeyen rahmet ve bereketinle. Yâ Rabbe'l-Âlemin!"

    Yazı kaynağı : sorularlaislamiyet.com

    Recep ayında nasıl (kaza veya nafile niyetiyle) oruç tutmak gerekir?

    Recep ayında nasıl (kaza veya nafile niyetiyle) oruç tutmak gerekir?

    Değerli kardeşimiz,

    Cevap 1:

    Kaza orucu olan kişi, önce kaza orucunu tutar, daha sonra da nafile oruç tutmak isterse onları tutabilir. Önce kaza oruçlarını tutması daha doğru olur.

    Böyle bir orucu tutacak kimsenin durumu ve niyeti de önemlidir. Örneğin orucunu bilerek tutmayan ve kazaya bırakan kimse ile hastalık, âdet hali veya yolculuk gibi bir nededen dolayı orucunu kazaya bırakan bir kimsenin durumu bir değildir. Bu açıdan değerlendirirsek, kişi durmuna ve niyetine göre karar verebilir.

    Bu bir niyet ve yorum meselesidir.

    Tıpkı yolun kenarına uzaklardan bir taşı yuvarlayarak güç bela getirip yerleştiren adamla, bu taşı oradan aynı güçlükle uzaklaştıran bir başka adamın niyeti ve yorumu gibi.
    Biri düşünmüş ki:

    - Bu çölün ortasında yaşlı bir adam yolda giderken bineğine binmek istese, üzerine çıkıp da hayvana binebileceği yüksek bir yer yoktur. Öyle ise şu taşı yuvarlayıp yolun kenarına getireyim de yolda gitmekte olan yaşlı ve çocuklar, hayvanlarına binmek istediklerinde taşın üstüne çıkıp bineklerinin üzerine kolayca atlasınlar, sevabı da bana olsun. Adamın bu hâlis niyetine bakan Rabbimiz ondan razı olmuş, istediği sevabı ihsan eylemiş.

    Böyle güzel niyetle getirilen taşı oradan öfke ile yuvarlayıp uzaklaştıran adam ise şöyle düşünmüş:

    - Bu taşı buraya getiren kimse ne kadar da yanlış bir iş yapmış. Hiç düşünmemiş ki, gözleri görmeyenler, karanlıkta fark edemeyenler taşa takılıp yere düşerler. Şu taşı buradan uzaklaştırayım da kimse takılıp yere düşmesin, sevabı da bana olsun...

    İşte bu adam da taşı buradan uzaklaştırdığından dolayı Allah rızasını kazanmış, ümit ettiği sevaba nail olmuş... Her ikisinde de niyet hâlis, yorum makul...

    Biz de sâfi bir niyetle nafile oruçları kaza oruçlarımız niyetiyle tutarsak, belki Rabbimiz bu niyetimize, bu bağlılığımıza bütün seneyi oruçlu geçirmiş gibi sevaplar ihsan edebilir, hatalarımızı affedebilir... Rabbimizin hudutsuz rahmetine kimse sınır çizemez. Kimse kendi cimriliğini ona da şâmil kılamaz.

    Cevap 2:

    Recep ayının gün içindeki en sevaplı ibadeti, oruçtur. Bu oruç nafile oruçtur. Yani tutulursa sevabı vardır, tutulmazsa bir sakıncası ve günahı yoktur.

    İşin aslına bakılırsa, hadislerde Peygamberimiz (asm)'in Ramazan ayı dışındaki oruçları anlatılırken, onun Hicri ayların 13, 14 ve 15'inde oruç tuttuğu belirtilir. Bu günlere de "beyaz günler" anlamında "eyyam-ı bıyd" denir. Yani ayın en parlak olduğu dolunay günleridir. Hatta öyle ki, Peygamberimizin (asm) bu oruçları hiç ihmal etmediği, her ay tuttuğu anlatılır. Çünkü bugünlerde insan bedeninde birtakım psikolojik değişimler olduğu için, bugünlerin oruçla geçirilmesi tavsiye edilmiştir. Peygamberimizin her hafta nafile olarak tuttuğu bir diğer oruç da pazartesi ve perşembe günleri oruçlarıdır.

    Bu günlerde oruç tutmasının hikmetini de Peygamberimiz (asm) şu sözleriyle ifade eder:

    Recep ayı öteden beri halk arasında üç ayların ilk ayı olarak bilinir ve oruç ayları olarak tanınır, diğer aylara nazaran bu aylarda daha çok oruç tutulur. Zaten üçüncü ay olan Ramazan'da oruç tutmak farzdır. Bir yerde Recep ve Şaban ayında tutulan oruçlar Ramazan'a bir hazırlık ve alışma dönemidir.

    Bazı kitaplarda Recep ayı orucu ile ilgili değişik hadisler rivayet edilir. Fakat hadis alimleri bu hadislerin rivayet zinciri ve gelişi hakkında sağlıklı bilgi olmadığını söyleyerek dikkatli olunmasını tavsiye ederler.

    Ancak sahih hadis kaynaklarında Recep ayı orucu hakkında şu iki hadis kaydedilir. Abdullah bin Abbas, Peygamberimizin Recep ayı orucunu anlatırken şu rivayeti zikreder:

    Bu hadiste hem bir teşvik var; Recep ayında oruç tutmanın önemi dile getiriliyor. Öbür yandan da bu ayda Ramazan ayı gibi kesintisiz, hiç ara vermeden oruç tutulmaması tavsiye ediliyor. Peygamberimiz (asm) her iki şekli de uygulamıştır ki, Müslümanlar iki tercih arasında serbest bırakılmış. İsteyen ara ara tutar, isteyen daha sık oruç tutar.

    Aşağıda yer alan hadis ise Recep ayı orucunun nasıl tutulmasını net bir biçimde açıklıyor.

    Kur'ân'da geçen harem / hürmetli / saygın aylardan birisi de Recep ayıdır, bu aylara haram ayları denir. Peygamberimiz (asm) bu aylarda oruç tutmayı şu sözleriyle anlatıyor:

    Böylece Peygamberimiz (asm)'in "Üç gün tut, üç gün ara ver" dediği anlaşılıyor. Recep ayında devamlı olarak aralıksız oruç tutanlar, bu oruçların sevabını alırlarsa da pek tavsiye edilmiyor. Sebebi ise Recep ayının Ramazan ayına benzetilmemesidir.

    Ancak kefaret orucu tutmak isteyenler için, Recep ayının ilk gününden itibaren Şaban ayı ile birlikte iki ay aralıksız tutulur, buna Ramazan orucu da katılarak üç aylık bir oruç ibadeti yapılmış olur.

    İlave bilgi için tıklayınız:

    Recep ayında tutulan oruçların önemiyle ilgili hadis sahih midir ...

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet

    Yazı kaynağı : sorularlaislamiyet.com

    Recep ayında tutulan oruçların önemiyle ilgili hadis sahih midir?

    Recep ayında tutulan oruçların önemiyle ilgili hadis sahih midir?

    Değerli kardeşimiz,

    Bu anlamda bir rivayete, Ebu Muhammed el-Hallal, “Fadailu Şehri Receb” adlı eserinde yer vermiştir. (bk.el-Hallal, Fadailu Şehri Receb-Daru İbn Hazm, 1416/1996-/ s.62; Kenzu’l-Ummal, h. no: 24261)

    Bu gibi kaynaklarda sahih yanında zayıf hadisler de yer alır. Bu hadis rivayeti için “sahih veya zayıf” diyen bir kaynağa rastlayamadık.

    İlave bilgi için tıklayınız:

    Okunan dualara, yapılan ibadetlere verilen sevaplarla ilgili rivayetler var. İbadetlere vadedilen netice ve sevaplara kavuşmanın şartları nelerdir? O duayı her okuyan ve o ibadeti yapan herkes o sevabı ve mükafatı alabilir mi?

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet

    Yazı kaynağı : sorularlaislamiyet.com

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap