Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    psikolojik rahatsızlıklar

    1 ziyaretçi

    psikolojik rahatsızlıklar bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Psikolojik hastalıklar nelerdir?

    Psikolojik hastalıklar nelerdir?

    Ruh sağlığına ilişkin hastalıklar, bireylerin yaşamını derinden etkileyen ve mutlaka önemsenerek tedavi edilmesi gereken sağlık sorunlarıdır. Gerek ülkemizde gerekse dünya genelinde değişen yaşam koşulları ile birlikte görülme sıklığı artan psikolojik hastalıkların birçoğu aynı zamanda tedavi edilmediğinde ilerleyici özelliğe sahiptir. Hastanelerin psikiyatri kliniklerinde tanı, tedavi ve takibi yapılan psikolojik hastalıklarda psikiyatr ve psikologlar tedavi sürecinde birlikte rol oynar. Bilişsel-davranışçı tedavi ve ilaç tedavisi olmak üzere iki temel tedavi alanı olan psikiyatrik hastalıklarda tedavi planı belirlenirken hastalığın türü, hastanın sosyal ve fizyolojik durumu, yaşam tarzı gibi pek çok faktör bir arada değerlendirilir.

    En yaygın karşılaşılan psikolojik hastalıklar arasında şunlar yer alır:

    Depresyon

    Yaygın psikolojik hastalıkların başında gelen depresyon; bireylerin duygularını, düşüncelerini ve davranışlarını olumsuz etkileyen yaygın ve ciddi bir hastalıktır. Bunun yanında depresyonun yaygın olduğu kadar tedavi edilebilirliği de oldukça yüksektir. Depresyon, üzüntü duyulan olaylara veya zevk alınan etkinliklere karşı hissiyatsız kalma durumu olarak da tanımlanır. Çeşitli duygusal ve fiziksel sorunlara yol açma olasılığı yüksektir, ayrıca bireylerin işte veya evde çalışma yeteneklerini azaltabilir. En yaygın belirtileri üzgün hissetmek veya depresif bir ruh haline sahip olmak, olaylara karşı duygusuz kalmak, uyku sorunları, enerji kaybı veya halsizlik hissi hatta ilerleyen safhalarda intihar düşüncesidir. Depresyon tanısının konulabilmesi için bu belirtilerin aralıksız olarak en az iki hafta devam etmesi gerekir. Depresyon tedavisinde ilaçlar ve psikoterapi birlikte uygulanır ve tedavilerin başarılı olma ihtimali yüksektir.

    Obsesif-Kompulsif Bozukluk

    İnsanların bir aktiviteyi tekrar tekrar yapma ihtiyacı duyduğu, istenmeyen düşünceler, fikirler ve duyumlara (takıntılara) sahip oldukları anksiyete bozukluğuna obsesif kompulsif bozukluk denir. El yıkama, işleri kontrol etme ve temizlik gibi günlük basit işler bile bir kişinin sosyal hayatını olumsuz yönde etkiler, hatta insanların bu davranışları yaparken mutsuz hissetmelerine neden olur. OKB'si olan birçok insan, takıntılarının doğru olmadığını bilir veya şüphelenir; bir kısım OKB'li insan ise bu şüphelerin doğruluğuna inanır. Ancak bu takıntıların doğru olmadığını bilseler bile OKB'li insanlar odaklarını saplantılardan uzak tutmak veya zorlayıcı eylemleri durdurmak konusunda zorlanır. Hastalığın tedavisi için bilişsel ve davranışsal tedaviler ile ilaç tedavileri bir arada uygulanır. Hastalar, OKB'li olduklarını kabullenerek ve bununla baş etmeyi öğrenerek tedavilerin daha iyi seyretmesini sağlayabilir. 

    Sosyal Fobi

    Sosyal fobi, bireylerin günlük yaşamında diğer insanlar ile olan etkileşimini içine alan olaylarda kendini gösteren bir tür kaygı bozukluğudur. Rahatsızlığın başlıca kaynağı, bireylerin sosyal çevresindeki insanlar tarafından küçük görülme ve olumsuz karşılanacaklarını hissetmeleridir. Bu hastalığın bir diğer adı sosyal anksiyete bozukluğudur ve dünya toplumlarında oldukça yaygın olarak görülür. Sosyal fobi, bireylerin insanlarla olan ilişkilerini olumsuz olarak etkiler ve bireysel ilişkiler kurmalarında güçlükler çekmelerine neden olur. Genel olarak çocukluk veya ergenlik döneminde ortaya çıkar. En yaygın duygusal belirtileri korku, aşırı terleme, taşikardi, sinirlilik ve anksiyetedir. Tanısı sosyal fobi testleri ile kolayca konulabilir. Hastalığın tedavisi için ise psikoterapi ve çeşitli ilaçlar birlikte önerilir. 

    Travma Sonrası Stres Bozukluğu

    İnsan hayatını tehlikeye atan, güvenliğini tehdit eden korkunç ve tehlikeli durumlar travma olarak tanımlanır. Ağır trafik kazaları, doğal afetler, ölümcül hastalıklar, savaşlar travmatik olaylar olarak örneklendirilebilir. Travma sonrası stres bozukluğu ise böyle travmatik durumlardan sonra bireylerde meydana gelebilecek olan ruhsal bir hastalıktır. Kadınlar travmatik olaylara daha fazla maruz kaldıklarından kadınlarda çok daha sık travma sonrası stres bozukluğu görülür. Sürekli olarak travmatik olayın yeniden yaşanabileceği hissi ve tehdit altında bulunma hissi en yaygın belirtileridir. Travma sonrası stres bozukluğunun tedavisi çoğunlukla psikoterapi ile başarılı bir şekilde yapılır. Psikoterapi devam ederken hastalara çeşitli antidepresan ilaçlar da verilir. Psikoterapi ile birlikte uygulanan ilaç tedavisinin başarı oranı oldukça yüksektir. 

    Panik Bozukluğu

    Nedensiz yere aniden ortaya çıkan dehşet, korku, panik ve telaş hisleri ile nöbet şeklinde yoğun bir sıkıntıya neden olan psikiyatrik hastalıktır. Ülkemizde ve dünyada oldukça yaygın görülen panik atak, değişken aralıklarla tekrarlayarak günlük yaşamı önemli ölçüde olumsuz etkiler. Ataklar genellikle yarım saatten kısa olmakla birlikte bazı kişilerde 1 saate kadar uzayabilir. Atakların sıklığı, süresi ve şiddeti kişiden kişiye farklılık gösterir. Terleme, çarpıntı, göğüs ağrısı, nefes darlığı, ölüm korkusu gibi belirtiler içeren panik bozukluğun tedavisinde ilaç tedavisi ile bilişsel davranışçı tedavilerden herhangi biri veya iki tedavinin kombinasyonu tercih edilebilir. 

    Bipolar Bozukluk

    İki uçlu duygudurum bozukluğu olarak da bilinen bipolar bozukluk, bireyin kendisini çok iyi hissettiği bir zaman diliminden sonra bir anda olumsuz düşüncelere kapılma ve içine kapanma şeklinde bir ruh haline bürünmesi ile karakterizedir. Bir diğer tanımla hastalık, bireyin ruh halinin iki farklı uç nokta arasında gidip gelmesidir. Hastalığın doğru şekilde teşhis edilebilmesi için psikiyatr tarafından hasta titizlikle değerlendirilmelidir. Bipolar bozukluk tablosu en üst seviyede iken hastada hiperaktif, heyecanlı ve mutlu bir ruh hali söz konusudur. Diğer uç olan depresyon evresinde ise hasta kendini dış dünyadan uzaklaştırır ve kendi içine kapanır. Bu evrede intihar eğilimi ve normal dışı davranış eğilimleri görülebilir. Tedavide antipsikotik ve antidepresan ilaçlardan yararlanılır.

    Erişkin Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu

    Genellikle çocukluk döneminde başlayan ve yaşam boyu etkileri görülen erişkin dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu; odaklanma güçlüğü, unutkanlık, işleri aksatma, organizasyon yapmakta güçlük çekme, verilen görevi devam ettirmekte zorlanma gibi belli başlı sorunları içerir. Hastalar çoğunlukla zihinlerinde gelişen olayları takip etmekte zorlandıklarını, herhangi bir konuya odaklanamadıklarını belirtir. Başarısızlık ile birlikte öfke kontrolünde zorlanan hastalar iş yaşamlarında zorluk çekebilir. Tedavide çeşitli ilaç uygulamaları ile bilişsel davranışçı tedavi yaklaşımı bir arada rol oynar.

    Yaygın Anksiyete Bozukluğu

    Günlük yaşamın içerisinde doğal olarak yer alan hafif ve baş edilebilir düzeydeki kaygının yerini sürekli olarak devam eden, aşırı düzeyde ve duruma uygun olmayan türde endişe ve karamsarlığa bırakması yaygın anksiyete bozukluğunun en temel belirtisidir. Stres ve üzüntü veren olayların olduğu dönemlerde şiddetlenen yaygın anksiyete bozukluğu genellikle çocukluk döneminde veya genç yetişkinlikte başlar. Tedavi edilebilir bir hastalıktır ve tedavide ilaç tedavisi ile bilişsel terapiler yer alır.

    Madde ve Nikotin Bağımlılığı

    Doğal veya kimyasal çeşitli uyuşturucu maddeler ile nikotin, bireylerde düzenli kullanım ile birlikte bağımlılık yapar. Bağımlılık temel olarak uyuşturucu madde veya nikotinin kullanımının geciktirilmesi sonucunda yoksunluk belirtilerinin gözlenmesi, buna sinirlilik, titreme, baş ağrısı, normal dışı hareketler gibi fiziksel belirtilerin de eklenmesi halidir. Fizyolojik boyutunun yanı sıra aynı zamanda bir tür psikolojik hastalık olan bağımlılıkların bırakılmasında ilaç tedavileri ve psikolojik terapiler yer alır. 

    Eğer siz de yukarıdaki psikolojik hastalıklardan herhangi birine veya farklı bir ruh sağlığı hastalığına sahipseniz doğru bir tedavi alarak hastalığınızın üzerinizde oluşturduğu etkilerin önüne geçebilir, daha sağlıklı ve keyifli bir yaşam sürebilirsiniz. Herhangi bir psikolojik hastalığın belirtilerini taşıyorsanız sağlık kuruluşlarına başvurarak muayene olabilir, teşhisin ardından tedavi sürecinizi başlatabilirsiniz.

    Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Sayfa içeriğinde tedavi edici sağlık hizmetine yönelik bilgiler içeren ögelere yer verilmemiştir. Tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurunuz.

    Yazı kaynağı : www.medicalpark.com.tr

    Ruhsal Hastalıklar

    Psikolojik hastalıklar, nedenleri, belirtileri , tedavileri | Psikolojik hastalıklar listesi | 2021

    Psikolojik hastalıklar, nedenleri, belirtileri , tedavileri | Psikolojik hastalıklar listesi | 2021

    Psikolojik hastalıklar geçiriyor olmak birçok toplumda tabu görülüyor. Oysa psikolojik rahatsızlıklar insanların büyük bir çoğunluğunda görülmektedir.

    Toplumun yarısından fazlası ömürlerinde en az bir kere psikolojik bir hastalık tanısına uyacak şekilde duygusal güçlükler yaşar.

    Fiziksel bir hastalığı sahip olmak toplum tarafından kabul görür. Ruhsal güçlükler yas yaşamak gibi belirbi bir yere kadar kabul alır. Çok çalışıyor olmak, stres altında olmak da benzer şekilde insanlarca anlaşılır. Yas sürecinin insanlara göre çok uzaması ya da ruhsal güçlüklerde toplumun aşırı olarak nitelendirebileceği sınırlara gelmek anlayış görmediği gibi korku salar, sanki tehlikeli olabilirmiş ya da bulaşabilirmiş gibi.

    Psikolojik hastalıklar ve belirtileri nelerdir?

    Psikolojik hastalık nedir?

    Psikolojik hastalık teşhisi koyan uzman kültürel faktörleri göz önüne almalıdır. Bulguların kültürel olarak beklenmiyor olması önemlidir. Bir toplum için uygun olmayan düşünceleri dile getiren ya da haraketler ortaya koyan kişi, başka bir toplumda şaman ya da ruhani bir lider konumunda olabilir.

    Psikolojik hastalıklar – Nedenleri

    Psikolojik rahatsızlıkların nedenleri oldukça karmaşık yapıda olup genellikle birden fazla nedenden dolayı ortaya çıktıkları düşünülür. Örneğin; genetik olarak yatkın olan kimse yüksek stres altında kaldığında, psikolojik hastalık belirtilerinin ortaya çıkması kolaylaşır. Örneğin, şizofreniye biyolojik olarak yatkın bulunan genç, askerlik görevine başladığında ya da üniversite yıllarında yaşadığı stres bulguları tetikleyebilir. Genetik yatkınlık biliniyorsa stresten uzak durulmaya çalışılmalıdır.

    Psikolojik hastalıkların nedenleri Biyolojik nedenler

    Yakın zamanda otizm ile bazı yiyecek alerjilerinin bağlantılı olabileceği iddia edilmiş, özellikle glütensiz ve kazeinsiz beslenme tavsiye edilmişti. Fakat son zamanlarda yapılan araştırmalar soru işaretleri ortaya koymuştur. Hakkında yeterince kanıt olmamasına karşın birçok aile çocuklarının beslenmesinde önemli olan birçok besini uzaklaştırmıştır. Alerji testi yaptırmadan belirli besinler çocukların yiyeceklerinden eksiltilmemelidir.

    Buna benzer folik asit eksikliğinin depresyonla ilgisi olabileceği,DEHB konusunda omega 3’ün yardımcı olabileceği gibi iddialar ortaya atılmıştır. Belki de önümüzdeki yıllarda psikiyatri uzmanları hastalarına ilaç yazar gibi, farklı yiyecekler önerebilecekler. Fakat henüz beslenme psikolojisi alanı oldukça yeni. Bu alana yatırım oldukça az yapılıyor. İlaçta olduğu gibi patent hakları alınamayacak olan yiyecekler hakkında araştırma yapılabilmesi pek olası görülmüyor.

    Psikolojik hastalıkların nedenleri Çevresel faktörler

    Psikolojik hastalıkların nedenleri Psikolojik faktörler

    Psikolojik hastalıklara yakalanma konusunda bazıları daha yatkın ve hassas iken, bazı bireylerin yılmazlıkları (psikolojik sağlamlıkları / kendilerini toparlama güçleri) daha yüksektir.

    Sağlıklı insan nasıl olur?

    Sağlık sadece fiziksel veya psikolojik hastalığa sahip olmama veya sakatlığın görülmemesi değildir.

    Psikolojik hastalıkların doğurabileceği sonuçlar

    Psikolojik hastalıkları olan kişilerin birçoğu diğer insanlardan çok farklı davranmazlar.

    Ruhsal bozuklukların bir kısmı şu gibi kötü sonuçlar doğurabilir:

    Yukarıda sıralanan olumsuz etkileri dışında bazı psikolojik hastalıklarla yaratıcılık arasında olumlu ilişki olduğu da sıklıkla iddia edilir.

    En yaygın psikolojik hastalıklar nelerdir?

    250’nin üzerinde tanımlanmış psikolojik rahatsızlık bulunmaktadır. Uzmanların kullandığı başlıca hastalık tanı kitaplarına göre psikolojik hastalıklar sınıflandırılıyor.

    Psikolojik hastalıkların neden olduğu şikayetler 

    Psikolojik hastalıkların belirtileri birbirine benzer. Teşhis konulurken ayırt edilmesi güç olabilir.

    Psikolojik hastalıkların tanısı için gerekli olan bulgular ayrıntılı ve açık bir şekilde değişik gözlemcilerin farklı yorumlamalarına mahal vermeyecek şekilde yapılmalıdır.

    Psikolojik hastalıklarının teşhisinde yaygın olarak iki tanı teşhis kitabı kullanılır. Biri Amerikan Psikiyatri Derneği tarafından hazırlanan DSM, diğeri Dünya Sağlık Örgütü tarafından hazırlanan ICD‘dir.

    Psikolojik hastalıkların tanısı nasıl konur?

    Hekimlerin teşhis koymalarına yardımcı olan röntgen, kan tahlili gibi birçok yardımcı veri kaynağı bulunur. Psikolojik hastalıkların teşhisinde de nöropsikiyatri alanında gelişmeler yaşanmaktadır. Fakat bu alanda ki gelişmeler yetersizdir. Kişinin öznel bildirimleri ve gözlemlere dayalı olarak teşhis konulur.

    Peki psikiyatr, klinik psikolog ve psikoterapistler psikolojik hastalıkların teşhisini nasıl koyarlar?

    Psikolojik hastalıkların teşhisinde tıp modeli kullanılır. Fiziksel hastalıkların tanımı gibi yapılır. Hastanın şikayetleri dinlenerek, hastalık belirtilerine göre uygun teşhis tanısı konur.

    Psikolojik tanılar şikayetlere dayanır, şikayetlere sebep olan nedenlere değil. Bu özellikle kişinin yaşam öyküsünün, iç çatışmalarının ve çocukluk travmalarının önemini vurgulayan psikodinamik yaklaşıma bağlı uzmanlar tarafından eleştirilir.

    Görüşme. İlk aşamada hastaların şikayetleri konusunda yaptıkları sözlü ifade psikolojik tanı konulmasında esas teşkil eder.

    Teşhis mülâkatları. Ruh sağlığı hizmetleri veren uzmanların kullanması için hazırlanan standart soruları kapsar. Danışanın yaşadığı sıkıntılar ve bu problemlerin neden olduğu psikososyal sonuçları rapor ederler. Uzmanın elinde standart bir şaplonun olması belirli soruları atlamasını engeller.

    Psikometrik testler. Bu testlerde hastalardan sorulara cevap vermeleri ya da bilgisayar destekli bazı işlemleri yerine getirmeleri istenebilir.

    Psikolojik hastalıklar teşhis edilirken uzmanlar aldatılabilir mi?

    Psikolojik hastalıklara tanı konulması sırasında ruh sağlığı uzmanları aldatılabilirler.

    DENEY. David Rosenhan (1973) hasta olmayan anlaşmalı bireyleri Amerika’da farklı kliniklere gönderdi. Sesler duyduklarını söyleyen bu kişiler derhal hasta olarak kabul edildiler.

    Kliniğe alındıktan sonra sürekli normal davranışlar sergilemelerine rağmen uzmanları hasta olmadıklarına ikna edemediler. Zira damgalanan sahte hastaların yaptığı her davranış hastalıklarının bir belirtisi olarak görüldü.

    Klinikteki gerçek hastalardan bazıları ise onların psikolojik hastalıklara sahip olmalarından şüphe duydular.

    Bu utandırıcı sonuçların yayınlanmasından sonra bir klinik Rosenhan’dan kendilerine sahte hastalar göndermesini, muhakkak doğru teşhiste bulunacaklarını iddia ettiler. İlerleyen günlerde klinik 195 hasta arasından 48 sahte hasta tespit ettiklerini açıkladı. Oysa ki Rosenhan hiç sahte hasta yollamamıştı.

    Elbette burada sorulacak soru neden bir kişi hastaymış gibi teşhis almak ister. Sıklıkla görülen nedenler askerlikten muaf, erken emeklilik ve suça karışma hallerinde yaşanır.

    Psikolojik hastalıklara teşhis ne gibi sakıncaları beraberinde getirebilir?

    Sözüm ona akıllıların, sözüm ona delileri sınıflandırarak farklı psikolojik hastalıklarla damgalandırmasından son derece rahatsız ruh sağlığı çalışanları da bulunuyor. Bunların başında hümanist psikoloji, varoluşsal psikoloji, benötesi psikoloji, pozitif psikoloji, post-modern terapiler (sistemik aile terapisi, narratif terapi…) gibi bakış açılarına sahip uzmanlar geliyor.

    Tüm bilmecelerin en bilinmezlerinden biri psikolojik hastalıklar. Kimilerine göre organik doğal nedenleri olan „gerçeklikleri“ temsil ediyorken, diğerleri ilüzyon, etikleme yöntemi, ya da mitler olduğunu iddia ediyorlar.

    Psikiyatri profesörü olan Thomas Szasz’a göre ruhsal hastalıklar doğal bir fenomen olmanın ötesinde yalnızca bir mitten ibaretler. Peki bu mitler neden ortaya çıktılar? Szasz toplumda yaşayan zor insanları, marjinelleşmişleri ve göze çarpanları anlamaya çalışmak yerine farklı hastalık kategorilerine kolaycı bir şekilde ayırarak onlarla baş etmeye çalışmak için ortaya çıktığını iddia ediyor bu mitlerin. Öyleyse neden ruh sağlığı uzmanları bu mitlerin varlıklarını açıkça reddetmek bir yana dursun, onları besliyorlar. Szasz bu sorunun cevabını kişisel, mesleki çıkarlara bağlıyor.

    Ruhsal hastalıkların varlığını sorgulayanların başında şüphesiz Michel Foucault geliyor. Foucault’a göre ruhsal olduğu iddia edilen hastalıklar doğal fenomenleri değil, sosyo-kültürel temellere inşa edilmiş kavramları ifade ediyorlar. Bu bağlamda ruhsal hastalıkların tarihini inceleyen bilim insanları deliliğin tarihini değil, geçmiş yüzyıllarda kontrol, özgürlük, bilgelik ve güç gibi kavramların izini sürmeliler.

    Eleştirilerinin dozunu daha düşük tutarak psikiyatrik hastalıkların varlığını reddedenler arasında İngiliz psikiyatrlar Richard Hunter ve Ida Macalpine bulunuyorlar. Onlar yazılarında psikiyatrik hastalıkların kökeniyle ilgiyi yapılan önermelerin süpekülasyondan ibaret olduğunu, tanımlar ve tanıların ise öznelliğe dayandığını söylüyorlar. Gördükleri en büyük tehlikelerden biri psikiyatrinin elinde birçok sayıdaki hipotez bulundurması ve bunları teori gibi topluma sunması.

    Elbette yapılan bu eleştirilere getirilen karşıt cevaplar da bulunuyor. Örneğin, Cambridge’de psikiyatri profesörü olan Jerome Kroll „The reality of Mental Illness [Ruhsal Hastalıkların Gerçekliği] kitabında psikiyatrik hastalıkların „gerçek“ organik kaynakları olduğunu ve toplumda bir etikleme yöntemi olmadığı iddia ediyor.

    Tüm bu iddialerı gözden geçirirken, „deliliğin“ tarihinde birçok karanlık dönem olduğunu da hesaba katmak gerekiyor. Varlıkları tartışma konusu olan psikiyatrik hastalıkların tanımları, kökenleri ile ilgili iddialar ve tedavi yöntemleri yüzyıllar boyunca değişti. Bu sözde tedavi yöntemleri arasında oldukça insanlık dışı yöntemlerde uygulandı. Etnik azınlıklar, eşcinseller, kadının cinselliğinin toplumdaki kontrolü gibi birçok farklı problemleri ortaya çıkardı. Helen mevcut tanı teşhisleri kitapları ile daha fazla sosyo-ekonomik düzeyi düşük olan bireyler ve kadınlar daha fazla tanı alıyorlar. Çok çocuklu kırsal bir bölgede serbestliğe alışmış bir çocuğun, daha yüksek sosyo ekonomik statüye sahip ailelerin çocukları ile benzer davranışlarda bulunmasını beklemek yersiz olur. Nitekim hiperaktivite tanısı daha fazla alıyorlar.

    Psikolojik hastalık tanılarının sakıncaları

    Toplumda damgalanma. Kişilerin yaşadığı yakınmaların, psikolojik hastalık olarak nitelenmesi kişinin toplumda damgalanması anlamına gelebilir. Bu durum kişinin sosyal ilişkilerini etkileyerek sağlığına daha da olumsuz yönde etki eder.

    İzolasyon. Birey toplumda izole edilebilir ve problemlerinin üstesinden gelmelerinde daha olumlu etki edebilecek olan sosyal destekten mahrum kalabilirler. İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre psikolojik hastalıkları olanların yüzde 84’ü kendisini sosyal olarak izole hissediyor (Mind, 2004).

    Güvensizlik. Bireyin arkasından konuşmalar, yanında fısıldaşmalar gibi davranışlar bireyi giderek topluma karşı daha da güvensizleştirebilir.

    Güvensizlik ⇒ Yalnızlık ⇒ Daha da güvensizlik.

    İndirgeyici. Bireye psikolojik hastalık teşhisi koymak kendilerine özgü sıfatlarını görmezden gelmek anlamına gelir. Oysaki kolaylıkla nevi şahsınıza münhasır özellikleriniz kişilik bozukluğu tanısı alabilir. Ayrıca tanı sonrasında kişinin çevresi bu psikolojik hastalığı bireyin kişiliğinin yegane özelliği imiş gibi görebilir.

    Zorluklarla baş etmeyi zorlaştırabilir. Normal olan günlük problemler psikolojik hastalıklara dönüştürebilir. Örneğin; kendisini mutsuz olarak nitelendiren kişi kolayca depresyon tanısı alabilir. Mutsuzlukla baş etmek, depresyonun üstesinden gelmekten daha kolaydır.

    Sağlık bilgilerinin mahremiyetini korumanın zor olması. Her sağlık memurunun, her doktorun ulaşabileceği sağlık kayıtlarınıza iş başvurusunda bulunduğunuzda büyük şirketlerin ulaşmıyor olacaklarını kim, nasıl garanti edebilir.

    Çok basit problemler psikolojik hastalık teşhisi alabilir. Örneğin; kafein nedeniyle yaşanan uyku problemleri.

    Hastalık tanı kitapları tarafsız değil. Kimi eleştirmenler psikolojik hastalıklara tanı konulmasına temelde karşı olmamakla birlikte, yapılan tanıların gözden geçirilmesini istemektedirler. Hastalık tanımlarını yapan manuel (psikolojik tanı kitabı) içeriklerine yapılan eleştiriler defalarca yenilenmiştir. Kimi psikolojik hastalıklar zamanla psikolojik rahatsızlık olmaktan çıkmıştır. Örneğin; homoseksüellik 1952 yılına kadar DSM gibi psikolojik hastalıkları tanı teşhis kitapları tarafından hastalık olarak görülürken, bu tarihten sonra psikolojik tanı kitabından çıkarılmıştır.

    Kadınlar, azınlıklar, sosyal statüsü düşük bireyler daha fazla teşhis alıyorlar. Örneğin; fakir ailelerin çocukları daha fazlaDEHB teşhisi alıyorlar. Yüksek statüdeki ailelerin çocuklarını eğitirken daha az haraketli olmaları için yönlendirdiği düşünülmektedir.

    Duygusal güçlüklere teşhis konulmadan

    Hastanın kaynaklarına vurgu yapılmalı. Ruh sağlığı uzmanlarına hastaları sorulduğunda hastanın göstermiş olduğu bulguları anlatma eğilimi gösterirler. Uzun uzun nasıl tuhaf şekillerde davrandığı ve neleri başaramadığı… Oysaki önemli olan hastanın kendisi olmalıdır. Hastanın kendisini çevresini, amaçlarını, kaynaklarını… tanımak. Bu bakış açısına göre mevcut psikiyatri hastanın başaramadıklarını tespit edip, bu bulguları ortadan kaldırmayı hedefler: Bireyi eksi noktasında 0 noktasına taşımayı amaçlar. Daha pozitif bir bakış kişinin hedefleri ve kaynakları tespit edip artı noktasına taşımaktır.

    Hastanın pozitif yönlerine odaklanmalıyız. Karakter güçleri, erdemler, kişinin yaşamını anlamlı kılan şeyler, yaşamaya değer kılananlar…

    Psikolojik hastalıklar listesi

    Her ne kadar farklı hastalık tanımları yapılsa da “hastalık yoktur hasta vardır” denilir. Yani her hastanın içinde bulunduğu özel durum birbirinden farklıdır.

    1) Psikolojik hastalıklar – Duygudurum bozuklukları

    Duygudurum bozukları ya da mizaç bozuklukları denir.

    Duygudurum bozuklukları hastaların uyarılara karşı geliştirdiği, uzun süreli üzüntü, öfke, tepki, nefret gibi duygusal tepkileri kapsar. Bu tepkilere psikotik semptomlar eşlik edebilir.

    Kişi ya depresyonda olduğu gibi aşırı mutsuzluk ve ruhsal çöküntü içinde olur. Ya da “manik”, “öförik” bir halde kendisini çok iyi hisseder. Bireyin kendisini öförik hissetmesi de birçok kötü sonuç doğurabilir. Birey kendisine aşırı güven içinde tehlikeli tavranışlar içine girebilir, hayatıyle ilgili önemli kararları çok hızlı bir şekilde düşünmeden gerçekleştirebilir.

    Depresyon

    Depresyon belirtileri

    Depresyonu ortalama insanın üzüntü ve elem duygularından ayıran en önemli özellik, keder duygusuna eşlik eden kötümserliktir.

    Yas depresyon değildir. Yas depresyona sebep olabilir.  Yas sürecinde üzüntü dalgalar halinde gelip gidebilir, fakat bireyin kendine olan güveni ve ben değerliyim hissi muhafaza edilir.

    Depresyon görülme sıklığı. Her altı kişiden biri ömründe en az bir defa depresyon geçirir. Kadınlarda erkeklerden daha sık görülür. Her üç-dört kadından biri depresyona yakalanırken, her sekiz erkekten biri ömründe en az bir kere depresyondan yakınır. Bireyin ömründe bir kere depresyon geçirmiş olması, tekrar geçirme ihtimalini yükseltir.

    Depresyona sebep olan faktörler

    Depresyon da birçok diğer psikolojik rahatsızlık gibi farklı faktörlerin etkileşiminden ortaya çıkar. Genellikle tek bir sebebe indirgenemez.

    Depresyon riskini artıran faktörlerden bazıları şunlar:

    Depresyon tedavisi: İlaçla tedavi, psikoterapi, elektroterapi, kendi kendine yardım grupları, özellikle de intihar riski oluştuğunda yatarak tedavi, psikoeğitim, aile terapisi, fototerapi (ışık tedavisi)…

    Bipolar bozukluk

    Bipolar bozukluk –iki uçlu bozukluk manik depresif bozukluk-. Bireyin ruh halinde değişikliğe, enerji ve fonksiyon kaybına neden olan beyin hastalıklarındandır. Üç alt grubu bulunur. 1) Bipolar I; 2) Bipolar II; 3) Cyclotimik.

    İki farklı hastalık dönemi yaşanır:

    Kişi depresif olduğu dönemde insanlardan ve eğlenceli bulunan şeylerden kaçınır. Kendisini daha az mutlu, umutlu ve özgüveni düşük hisseder. Genellikle kış aylarında depresif ve yaz aylarında manik olur.

    Manik olduğu dönemde kendisini oldukça coşkulu ve iyi hisseder. Uyku gereksinimi azalır. Riskli yatırımlar yapabilir. Çok hızlı düşünebilir ve para harcayabilir.

    Cyclotimik. İki kutuplu ruh hali rahatsızlığının daha az yoğunlukla hissedilmesi durumudur. Hafif düzeyde depresyon ve hafif düzeyde manik dönemler geçirilir.

    Bipolar bozukluk risk grupları. Hastaların büyük çoğunluğunun depresyon geçiren ya da bipolar bozukluk yaşayan bir akrabası bulunur. Yüksek stres, uyku hastalıkları, uyuşturucu madde ve alkol kullanımı gibi çevresel faktörlerde etkili olur.

    Bipolar bozukluğun tedavisi: Sıklıkla ilaç tedavisinin yanında psikoterapi uygulamaları yapılır.

    2) Kaygı bozuklukları

    Kaygı bozuklukları aşırı düzeyde görülen kaygı ve korku durumlarıdır. Kaygı bozukluğu yerine anksiyete bozukluğu da denir. Psikolojik hastalıklar arasında kaygı bozukluğu oldukça sık görülür.

    Kaygı bütünüyle zararlı mıdır? Kaygı strese verilen normal bir reaksiyondur. Birçok durumda aslında bize yardımcı olur. Örneğin; hiç kaygı duymayan bir öğrenci ders çalışma motivasyonu bulamaz. Kaygı duyduğumuz şeylere karşı önlem alır, kendimizi tehlikelerden koruruz. Ama bazı kişilerde kaygı ve korku aşırı düzeyde yaşanır.

    Kaygı bozukluklarının belirtileri. Endişe ve korkular birçok farklı fiziksel tepki vermemize sebep olur. Kalp çarpıntısı, aşırı terleme, ağız kuruluğu, sık idrara çıkma, titreme ve kaygılı olunan durumlarda ortaya çıkan panik atak.

    Kaygı bozukluklarının görülme nedenleri. Genetik nedenler, çocuk yetiştirme şekli, alkol ve kafein gibi madde kullanımı olabilir.

    Kaygı bozukluğu tedavisi: Terapi, ilaç kullanımı, stresle baş etme teknikleri…

    Kaygı bozuklukları nelerdir?

    Yaygın anksiyete

    Bireyin belirli bir korku ya da endişe duymadığı, yaygın kronik anksiyetedir.

    Yaygın anksiyete bozukluğu yaşayan hastalar günlerinin büyük bir kısmını endişe ve korku içinde geçirirler. Kaygıları düşük bir yaşam kalitesi sürdürmelerine sebep olur.

    Bu psikolojik hastalığı geçiren bireylerde sonuç olarak uyku bozukluğu, yorgunluk, konsantrasyon bozukluğu, kasların gerginleşmesi ve yorgunluk görülebilir.

    Panik bozukluk

    Tekrarlayan fiziksel ve psikolojik ızdırap veren panik ataklar görülür.

    Çarpıntı, terleme, titreme, nefes alamama hissi, göğüste ağrı ve baş dönmesi gibi belirtilerle kendisini gösterir.

    Özgül fobiler

    Bireyin belirli nesnelere ya da durumlara karşı duyduğu aşırı ve mantıksız korkulardır. Kişi bunların mantıksız olduğunun farkında olsa da bu duygu ile baş edemez.

    Başlıca özgül fobiler şunlardır: Yükseklik korkusu, belirli hayvanlardan korkma, iğne korkusu…

    Sosyal kaygı bozukluğu

    Sosyal anksiyete bozukluğu veya sosyal fobi de denir.

    Sosyal fobi bireyin başkalarının yapacağı negatif değerlendirmelerden çekinerek kaygı duymasıdır.

    Sosyal fobisi olanlar duygusal ilişkiler kurabilmekte, birine yönelmekte, başkalarını gözlemlemeye çalışırken ve yeni insanlarla tanışmakta güçlük çekerler. Sosyal ortamlardan kaçınırlar. Örneğin; topluluk önünde konuşmak, umuma açık ortamlarda yemek ve tuvaleti kullanmak.

    Ayrılık anksiyetesi

    Bireyin yaşına uygun olmayan aşırı düzeyde bağlılık duyulan bireylerden ayrılma korkusu, kaygısı.

    3) Psikolojik hastalıklar – Yeme bozuklukları

    Yeme alışkanlığıyla ilgili psikolojik hastalıklar çok ciddi yeme davranış bozuklukluğu ve kilo kontrolü rahatsızlıklarıdır. Yeme bozukluğu olan bireyler yeme ve vücut ağırlığı konusunda takıntılıdırlar. Vücutları ile ilgili realist bir algıları yoktur.

    Yeme bozuklukları neden kaynaklanır? Birey az yemek ya da çok yemek isterken kontrolü kaybetmiş olabilir. Çok mükemmeliyetçi bir kişiliğe sahip olabilirler.

    Yeme bozuklukları en çok kimlerde görülür? Genellikle ergen ve genç erişkin döneminde olan kadınlarda görülen bu tip psikolojik hastalıklar ciddi hayati tehlikelere götürebilir.

    Yeme bozuklukları tedavisi: Psikolojik müdahaleler fizyolojik tedavilere eşlik eder.

    Anoreksiya nevroza 

    Kişinin normal kilonun çok altında (%15’ten daha az) olmasına rağmen kendini şişman olarak görme durumudur.

    Birey farklı yöntemlere başvurur kilo kontrolü için: Yiyecekleri aşırı kontrol, aşırı egzersiz yapma, müshil ilaçları kullanma vb.

    Bulgular. Menstrüasyon görmeme, kemiklerde incelme, saç ve tırnaklarda kırılganlık, aşırı kabızlık, tansiyon düşüklüğü, depresyon…

    Bulimiya nervoza

    Bulimiya nervoza atağı sırasında birey kısa sürede aşırı derecede çok yemek yer. Daha sonrasında kilo alımını önlemek için farklı yollara başvurur. Örneğin; kusma, ilaç ve yoğun egzersiz.

    Tıkınırcasına yeme bozukluğu

    Kısa sürede tıkanırcasına yemek yerler ve sonrasında pişmanlık ve utanç duyarlar.

    Bulimia nervroza hastalarında görüldüğü gibi kilo alımını önleyici davranışlarda bulunmazlar.

    4) Psikolojik hastalıklar – Uyku bozuklukları

    Bireyin uyku ritimleri ile ilgili yaşadığı bozukluklardır. Uyku kalitesinde, zamanında ve miktarında yaşanan problemlerdir.

    Uykuyla ilgili psikolojik hastalıklar bireyin fiziksel, bilişsel, sosyal ve duygusal fonksiyonlarına ciddi bir şekilde zarar verebilir.

    Uyku bozuklukları tedavisi: Rahatlama egzersizleri, psikoterapi, ilaçlar, diyet değişikliği, nefes almayı kolaylaştırıcı aparatlar.

    5) Psikolojik hastalıklar – Cinsel sorunlar

    Cinsel sorunlar fiziksel ve psikolojik temellere dayanabildiği gibi kimi zaman da neden bulunamaz. Cinsel sorunlar cinsel kimlikle ilgili sapmalar cinsel fonksiyonların yerine getirilememesi gibi sorunlardır.

    Cinsel ilginin toplumun kabul etmediği alışılmadık nesnelere yönelmesi gibi psikolojik hastalıklar parafili adını alır.

    Cinsiyet disforisi

    Cinsiyet kimliği disforisi de denir. Bireyin fiziksel cinsiyetiyle kendini hissettiği kimliği arasındaki farklılıktan kaynaklanır. Cinsiyet disforisi yaşamak toplumun bir cinsiyetten beklediği şekilde davranmamakla aynı şey değildir. Birey yanlış bedende doğmuş gibi hisseder kendisini. Ruhen kendilerini karşı cinsten hissederler.

    Cinsiyet disforisi sıklıkla toplumda eşcinsellikle karıştırılır. Eşcinsel bireyler kendi cinslerine ilgi duyarlar.

    6) Psikolojik hastalıklar – Psikotik bozukluklar

    Psikotik bozukluklar anormal düşünce ve algılara sebep olan ve bireyin gerçeklikle olan bağını koparan psikolojik hastalıklardır.

    Psikotik bozuklukların belirtileri. Bu tür psikolojik hastalıkların başlıca belirtileri hezeyanlar ve halüsinasyonlardır.

    Halüsinasyonlar duyma, görme ya da hissetme gibi yanlış algılardır. Hezeyanlar bireyin gizli mesajlar aldığı gibi yanlış inanışlara sahip olmasıdır.

    Şizofreni

    Psikotik bozukluklar arasında ilk akla gelenlerden birisi şizofrenidir. Toplumun yüzde birinde görülür. Aktif olduğu dönemde halüsinasyon ve/veya hezeyanlar görülür. Bireyin kafası karışık, konuşmaları düzensiz olabilir. Mantıklı düşünme kabiliyetini kaybedebilir. Hayattan zevk alma, yeni planlar ortaya koyma, duygularını ifade etme gibi alanlarda becerilerini kaybedebilir.

    Bir aydan kısa süre devam eden ve madde kullanımına bağlı olarak gelişen psikozlarda bu psikolojik hastalıklar grubunda incelenir.

    Şizofreni risk faktörleri. Genetik ve yoğun stres gibi çevresel etkenler.

    Şizoaffektif denen durumda hasta hem şizofreni hem duygudurum bozukluklarına bağlı semptomlar gösterir. Örneğin; birey hem halüsinasyon görür, hem de depresiftir.

    Folie a deux durumu için iki kişinin çılgınlığı da denir. Psikoz sahibi kişiler gördükleri hayal ya da komplo teorilerini sıklıkla yakınları ile paylaşırlar. Nadiren yakınları da bu hayalleri doğru olarak kabul ederler.

    Yazı kaynağı : tuba-aydin.com

    Psikolojik Rahatsızlıklar

    Psikolojik Rahatsızlıklar

    Psikolojik rahatsızlıklar; bireyin duygu, düşünce veya davranışlarında meydana gelen ve normalden büyük ölçüde farklılık gösteren değişimlerin bir bütünüdür. Bu değişimlerin patolojik olup olmadığı hem bireysel, hem de sosyal perspektiften değerlendirilir.

    Bireysel açıdan, kişide yarattığı sıkıntı derecesi ve kişinin işlevselliğini ne ölçüde etkilediği, sosyal açıdansa sosyal normlardan ayrışma derecesi psikolojik bir rahatsızlık olup olmadığını belirlemede büyük önem taşır.

    Psikolojik Rahatsızlıkların Değerlendirilmesi

    Psikolojik rahatsızlıkların tanısında, klinisyen değerlendirmesini; danışanın şikayetlerini dinleyerek, düşünce ve davranış yapısındaki değişiklikleri gözlemleyerek ve bazı psikometrik testler uygulayarak yapar.

    Klinisyenin gözlemi ve psikometrik testlerin değerlendirilmesiyle birlikte toplanan tüm veriler sonucunda ulusal standartlara göre kullanılan sınıflandırma sistemi DSM-5 ve ICD 10 baz alınır.

    Psikolojik Rahatsızlıkların En Belirgin 10 Nedeni

    Psikolojik rahatsızlıkların oluşmasına birçok farklı etken neden olabilir ve bu bağlamda çevre ve genetiğin etkileşimi çok önemlidir.

    Bir psikolojik rahatsızlık, bireyin biyolojik bir yatkınlığından kaynaklanabileceği gibi, çevresel faktörler nedeniyle de gelişebilir.

    Psikolojik rahatsızlıkların oluşmasında rol oynayan faktörleri önem sırasına göre şu şekilde sıralayabiliriz:

    Bireyin genetik bir yatkınlığı olması, psikolojik bir rahatsızlığın oluşumunda en büyük etkendir. Bunun beraberinde embriyojenik gelişimin en hızlı olduğu dönem olan prenatal dönemde bebeğin maruz kaldığı en ufak bir hasar, zihinsel gelişiminde önemli bir rol oynar ve psikolojik bir rahatsızlığın oluşmasında çok önemli bir etken olabilir.

    Kişinin yaşadığı bir kaza sonrası maruz kaldığı beyin hasarı da bir psikolojik rahatsızlık oluşmasına sebebiyet verebilir.

    Psikolojik Rahatsızlıklar ve Diğer Faktörler

    Mental retardasyona yol açabilen menenjit hastalığında olduğu gibi, bir enfeksiyon da kalıcı bir hasara neden olabilir. Beyin kimyasında bazı değişimlere sebebiyet veren madde bağımlılığı psikolojik rahatsızlıklar için katalizör rolü gören diğer bir etmendir.

    Hayati tehlikeye sebep olan ve kişiyi tehdit altında hissettiren psikolojik bir travma (tecavüz, işkence, deprem, araba kazası gibi) sonrası da altta yatan psikolojik bir sorunun tetiklenmesi ve rahatsızlığa dönüşmesi mümkündür.

    Erken çocuklukta kişinin temel güven geliştirebilmesi için bir anneye ihtiyacı vardır. Biyolojik veya biyolojik olmaksızın, bir anne ile güvenli bağlanma geliştirilmesi bireyin ruh sağlığı için büyük önem arz eder.

    Bu bağlamda, özellikle erken çocukluk döneminde yaşanan kişisel problemler ve olumsuz deneyimler de kişinin psikolojik bir rahatsızlıkla karşılaşma ihtimalini arttırır.

    Psikolojik rahatsızlıkların oluşumunda beyin kimyasında meydana gelen en ufak bir değişiklik bireyin psikolojik bir rahatsızlık geliştirmesine zemin hazırlar.

    Doğum öncesi dönemde ve erken çocukluk döneminde maruz kalınan toksinler de kişinin beyin kimyasını etkileyeceği için psikolojik bir rahatsızlık oluşmasında etkili olabilirler. Bu yüzden erken çocukluk döneminde çocuklar özellikle kurşundan uzak tutulmalıdır ve duvar boyalarında da kullanılan kurşun bebek odalarında kullanılmamalıdır.

    Beslenmenin de ruh sağlığı üzerinde önemli bir etkisi vardır.

    Anne karnından gelişimimizi tamamlamış bir şekilde çıkmayız. Sinir sistemimiz gelişmeye devam eder, doğum öncesi alınan proteinler (aminoasit içerdikleri için) sinir sistemi üzerinde çok önemlidir. Bu yüzden annenin, hamilelik döneminden başlayarak yeterli bir şekilde beslenmesi çok büyük önem taşır.

    En Yaygın Görülen Psikolojik Rahatsızlıklar

    Tanımlanmış 250’yi aşkın psikolojik rahatsızlık bulunmaktadır. Bunlardan başlıcalarını şu şekilde sıralayabiliriz:

    Anksiyete bozuklukları

    Obsesif kompulsif ve ilgili bozukluklar

    Travma ve stresörle ilişkili bozukluklar

    Duygudurum bozuklukları

    Şizofreni ve diğer psikotik bozukluklar

    Nörogelişimsel Bozukluklar

    Madde Kullanımı ile ilişkili Bozuklular ve Bağımlılık Bozuklukları

    Yıkıcı Dürtü Kontrol ve Davranım Bozuklukları

    Nörobilişsel Bozukluklar

    Cinsel İşlev Bozuklukları

    Eliminasyon Bozuklukları

    Tüm ruhsal bozukluklar ve psikolojik rahatsızlıklar çok faktörlüdür; tek bir faktör yoktur ve tedavi etmek için çoklu bakış açısı ve multidisipliner işbirliği gerektirebilir. (bknz: çoklu kişlik bozukluğu)

    Kaynaklar:

    American Psychiatric Association. (2013). Diagnostic and statistical manual of mental disorders (5th ed.). Washington, DC: Publisher.(American Psychiatric Association, 2013)

    Goldberg, D. (2013). Karl Jaspers, General Psychopathology. British Journal of Psychiatry, 202(02), 83.

    Melisa Mori

    Yazı kaynağı : www.dunyadanismanlikmerkezi.com

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap