Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    psikolojik hastalık isimleri

    1 ziyaretçi

    psikolojik hastalık isimleri bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Psikolojik hastalıklar nelerdir?

    Psikolojik hastalıklar nelerdir?

    Ruh sağlığına ilişkin hastalıklar, bireylerin yaşamını derinden etkileyen ve mutlaka önemsenerek tedavi edilmesi gereken sağlık sorunlarıdır. Gerek ülkemizde gerekse dünya genelinde değişen yaşam koşulları ile birlikte görülme sıklığı artan psikolojik hastalıkların birçoğu aynı zamanda tedavi edilmediğinde ilerleyici özelliğe sahiptir. Hastanelerin psikiyatri kliniklerinde tanı, tedavi ve takibi yapılan psikolojik hastalıklarda psikiyatr ve psikologlar tedavi sürecinde birlikte rol oynar. Bilişsel-davranışçı tedavi ve ilaç tedavisi olmak üzere iki temel tedavi alanı olan psikiyatrik hastalıklarda tedavi planı belirlenirken hastalığın türü, hastanın sosyal ve fizyolojik durumu, yaşam tarzı gibi pek çok faktör bir arada değerlendirilir.

    En yaygın karşılaşılan psikolojik hastalıklar arasında şunlar yer alır:

    Depresyon

    Yaygın psikolojik hastalıkların başında gelen depresyon; bireylerin duygularını, düşüncelerini ve davranışlarını olumsuz etkileyen yaygın ve ciddi bir hastalıktır. Bunun yanında depresyonun yaygın olduğu kadar tedavi edilebilirliği de oldukça yüksektir. Depresyon, üzüntü duyulan olaylara veya zevk alınan etkinliklere karşı hissiyatsız kalma durumu olarak da tanımlanır. Çeşitli duygusal ve fiziksel sorunlara yol açma olasılığı yüksektir, ayrıca bireylerin işte veya evde çalışma yeteneklerini azaltabilir. En yaygın belirtileri üzgün hissetmek veya depresif bir ruh haline sahip olmak, olaylara karşı duygusuz kalmak, uyku sorunları, enerji kaybı veya halsizlik hissi hatta ilerleyen safhalarda intihar düşüncesidir. Depresyon tanısının konulabilmesi için bu belirtilerin aralıksız olarak en az iki hafta devam etmesi gerekir. Depresyon tedavisinde ilaçlar ve psikoterapi birlikte uygulanır ve tedavilerin başarılı olma ihtimali yüksektir.

    Obsesif-Kompulsif Bozukluk

    İnsanların bir aktiviteyi tekrar tekrar yapma ihtiyacı duyduğu, istenmeyen düşünceler, fikirler ve duyumlara (takıntılara) sahip oldukları anksiyete bozukluğuna obsesif kompulsif bozukluk denir. El yıkama, işleri kontrol etme ve temizlik gibi günlük basit işler bile bir kişinin sosyal hayatını olumsuz yönde etkiler, hatta insanların bu davranışları yaparken mutsuz hissetmelerine neden olur. OKB'si olan birçok insan, takıntılarının doğru olmadığını bilir veya şüphelenir; bir kısım OKB'li insan ise bu şüphelerin doğruluğuna inanır. Ancak bu takıntıların doğru olmadığını bilseler bile OKB'li insanlar odaklarını saplantılardan uzak tutmak veya zorlayıcı eylemleri durdurmak konusunda zorlanır. Hastalığın tedavisi için bilişsel ve davranışsal tedaviler ile ilaç tedavileri bir arada uygulanır. Hastalar, OKB'li olduklarını kabullenerek ve bununla baş etmeyi öğrenerek tedavilerin daha iyi seyretmesini sağlayabilir. 

    Sosyal Fobi

    Sosyal fobi, bireylerin günlük yaşamında diğer insanlar ile olan etkileşimini içine alan olaylarda kendini gösteren bir tür kaygı bozukluğudur. Rahatsızlığın başlıca kaynağı, bireylerin sosyal çevresindeki insanlar tarafından küçük görülme ve olumsuz karşılanacaklarını hissetmeleridir. Bu hastalığın bir diğer adı sosyal anksiyete bozukluğudur ve dünya toplumlarında oldukça yaygın olarak görülür. Sosyal fobi, bireylerin insanlarla olan ilişkilerini olumsuz olarak etkiler ve bireysel ilişkiler kurmalarında güçlükler çekmelerine neden olur. Genel olarak çocukluk veya ergenlik döneminde ortaya çıkar. En yaygın duygusal belirtileri korku, aşırı terleme, taşikardi, sinirlilik ve anksiyetedir. Tanısı sosyal fobi testleri ile kolayca konulabilir. Hastalığın tedavisi için ise psikoterapi ve çeşitli ilaçlar birlikte önerilir. 

    Travma Sonrası Stres Bozukluğu

    İnsan hayatını tehlikeye atan, güvenliğini tehdit eden korkunç ve tehlikeli durumlar travma olarak tanımlanır. Ağır trafik kazaları, doğal afetler, ölümcül hastalıklar, savaşlar travmatik olaylar olarak örneklendirilebilir. Travma sonrası stres bozukluğu ise böyle travmatik durumlardan sonra bireylerde meydana gelebilecek olan ruhsal bir hastalıktır. Kadınlar travmatik olaylara daha fazla maruz kaldıklarından kadınlarda çok daha sık travma sonrası stres bozukluğu görülür. Sürekli olarak travmatik olayın yeniden yaşanabileceği hissi ve tehdit altında bulunma hissi en yaygın belirtileridir. Travma sonrası stres bozukluğunun tedavisi çoğunlukla psikoterapi ile başarılı bir şekilde yapılır. Psikoterapi devam ederken hastalara çeşitli antidepresan ilaçlar da verilir. Psikoterapi ile birlikte uygulanan ilaç tedavisinin başarı oranı oldukça yüksektir. 

    Panik Bozukluğu

    Nedensiz yere aniden ortaya çıkan dehşet, korku, panik ve telaş hisleri ile nöbet şeklinde yoğun bir sıkıntıya neden olan psikiyatrik hastalıktır. Ülkemizde ve dünyada oldukça yaygın görülen panik atak, değişken aralıklarla tekrarlayarak günlük yaşamı önemli ölçüde olumsuz etkiler. Ataklar genellikle yarım saatten kısa olmakla birlikte bazı kişilerde 1 saate kadar uzayabilir. Atakların sıklığı, süresi ve şiddeti kişiden kişiye farklılık gösterir. Terleme, çarpıntı, göğüs ağrısı, nefes darlığı, ölüm korkusu gibi belirtiler içeren panik bozukluğun tedavisinde ilaç tedavisi ile bilişsel davranışçı tedavilerden herhangi biri veya iki tedavinin kombinasyonu tercih edilebilir. 

    Bipolar Bozukluk

    İki uçlu duygudurum bozukluğu olarak da bilinen bipolar bozukluk, bireyin kendisini çok iyi hissettiği bir zaman diliminden sonra bir anda olumsuz düşüncelere kapılma ve içine kapanma şeklinde bir ruh haline bürünmesi ile karakterizedir. Bir diğer tanımla hastalık, bireyin ruh halinin iki farklı uç nokta arasında gidip gelmesidir. Hastalığın doğru şekilde teşhis edilebilmesi için psikiyatr tarafından hasta titizlikle değerlendirilmelidir. Bipolar bozukluk tablosu en üst seviyede iken hastada hiperaktif, heyecanlı ve mutlu bir ruh hali söz konusudur. Diğer uç olan depresyon evresinde ise hasta kendini dış dünyadan uzaklaştırır ve kendi içine kapanır. Bu evrede intihar eğilimi ve normal dışı davranış eğilimleri görülebilir. Tedavide antipsikotik ve antidepresan ilaçlardan yararlanılır.

    Erişkin Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu

    Genellikle çocukluk döneminde başlayan ve yaşam boyu etkileri görülen erişkin dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu; odaklanma güçlüğü, unutkanlık, işleri aksatma, organizasyon yapmakta güçlük çekme, verilen görevi devam ettirmekte zorlanma gibi belli başlı sorunları içerir. Hastalar çoğunlukla zihinlerinde gelişen olayları takip etmekte zorlandıklarını, herhangi bir konuya odaklanamadıklarını belirtir. Başarısızlık ile birlikte öfke kontrolünde zorlanan hastalar iş yaşamlarında zorluk çekebilir. Tedavide çeşitli ilaç uygulamaları ile bilişsel davranışçı tedavi yaklaşımı bir arada rol oynar.

    Yaygın Anksiyete Bozukluğu

    Günlük yaşamın içerisinde doğal olarak yer alan hafif ve baş edilebilir düzeydeki kaygının yerini sürekli olarak devam eden, aşırı düzeyde ve duruma uygun olmayan türde endişe ve karamsarlığa bırakması yaygın anksiyete bozukluğunun en temel belirtisidir. Stres ve üzüntü veren olayların olduğu dönemlerde şiddetlenen yaygın anksiyete bozukluğu genellikle çocukluk döneminde veya genç yetişkinlikte başlar. Tedavi edilebilir bir hastalıktır ve tedavide ilaç tedavisi ile bilişsel terapiler yer alır.

    Madde ve Nikotin Bağımlılığı

    Doğal veya kimyasal çeşitli uyuşturucu maddeler ile nikotin, bireylerde düzenli kullanım ile birlikte bağımlılık yapar. Bağımlılık temel olarak uyuşturucu madde veya nikotinin kullanımının geciktirilmesi sonucunda yoksunluk belirtilerinin gözlenmesi, buna sinirlilik, titreme, baş ağrısı, normal dışı hareketler gibi fiziksel belirtilerin de eklenmesi halidir. Fizyolojik boyutunun yanı sıra aynı zamanda bir tür psikolojik hastalık olan bağımlılıkların bırakılmasında ilaç tedavileri ve psikolojik terapiler yer alır. 

    Eğer siz de yukarıdaki psikolojik hastalıklardan herhangi birine veya farklı bir ruh sağlığı hastalığına sahipseniz doğru bir tedavi alarak hastalığınızın üzerinizde oluşturduğu etkilerin önüne geçebilir, daha sağlıklı ve keyifli bir yaşam sürebilirsiniz. Herhangi bir psikolojik hastalığın belirtilerini taşıyorsanız sağlık kuruluşlarına başvurarak muayene olabilir, teşhisin ardından tedavi sürecinizi başlatabilirsiniz.

    Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Sayfa içeriğinde tedavi edici sağlık hizmetine yönelik bilgiler içeren ögelere yer verilmemiştir. Tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurunuz.

    Yazı kaynağı : www.medicalpark.com.tr

    Psikolojik Hastalıklar Nelerdir? Psikolojik Hastalık İsimleri (Latince & Türkçe)

    Psikolojik Hastalıklar Nelerdir? Psikolojik Hastalık İsimleri (Latince & Türkçe)

      Yapılan araştırmalar göre dünya genelinde en çok görülen psikolojik hastalıkların başında majör depresyon ve anksiyete bozukluğu geliyor. 

     Psikolojik Hastalık İsimleri (Latince - Türkçe) 

     1- Şizofreni - Schizein 

     Kişinin gerçeklik duygusunu tamamen yitirdiği bir ruh hastalığıdır. Latince ve Yunancada Schiezin kelimesi, bölünmek, parça parça olmak anlamına gelir. Bu hastalıkta kişinin hem beliği hem de gerçeklik algısı birçok parçaya bölünür. 

     2- Katatonik Şifozren - Katatanos Schizein 

     Şizofreninin en son evresine katatonik denir. Katatonikler, saatler boyunca kımıldamadan durup sabit bir noktaya bakabilirler. Dışarıdan gelen ağrılı - ağrısız uyaranlara karşı tepkisizdirler. Katatonik şizofrenler ağızlarını da kıpırdatmadıkları için serumla beslenirler. 

     3- Anksiyete Bozukluğu - Anxietas 

     Kaygı bozukluğu adıyla da bilinen anksiyete, erkeklerde oranla kadınlarda 3 kat fazla görülür. Madde bağımlılığı, stresli bir ortamda yaşamak ya da çalışmak ve genetik nedenler anksiyete bozukluğunu tetikleyebilir. 

     4- Paranoya - Paranoia 

     Kişinin, her şeyden ve herkesten, ortada hiçbir neden yokken şüphelenmesine paranoya denir. Paranoyanın belirtileri kişiden kişiye göre değişir. En yaygın semptomları ise şu şekilde sıralanabilir. Tedirginlik, sürekli takip edilme hissi, hezeyan nöbetleri, endişeli ruh hali, iştahsızlık. 

     5- Depresyon - Depression 

     Latince kökenli bir sözcük olan depresyon ''deprimere'' sözcüğünden türetilmiştir. Deprimere, içinde saklı tutmak, içe doğru çökmek ve bastırmak anlamına gelir. Belirtilerine, yoğunluklarına ve sürelerine göre birçok depresyon çeşidi vardır. 

     6- Majör Depresyon 

     Majör kelimesi Latincede büyük ve şiddetli anlamına gelir. Kendisine majör depresyon teşhisi konan kişiler günün büyük bir kısmını uyuyarak geçirirler. Çevresindeki olaylara ve kişilere karşı ilgisi minimumdur. Hiçbir şeyden tat almazlar ve çok az konuşurlar. İştahsızlık, majör depresyonun en önemli belirtilerinden biridir. 

     7- Kalıcı Depresyon - Distimi 

     Tıp literatüründe distimi olarak bilinen kalıcı depresyonda, hasta hiçbir zaman manik döneme geçiş yapmaz. Genellikle yaşanan post- travmatik olaylar distimiye neden olur. 

     8- Doğum Sonrası Depresyon - Periantal Depression 

     Toplumumuzda daha çok ''lohusa dönemi'' adıyla bilinen doğum sonrası depresyon, yeni anne olmuş kişinin yaşadığı bir duygu durum bozukluğudur. Hastalığın tedavisinde moral ve terapiler çok önemlidir. Annenin yaşadığı duygusal yabancılaşmayı ortadan kaldırmak için birçok alternatif tedavi yöntemi uygulanabilir. 

     9- Sanrı - Delüzyon - Delusision

      Delüzyon, şizofrenin başlangıcı olarak kabul edilen ruhsal bir rahatsızlıktır. Kişi halüsinasyon görür ve kendisini aslında gerçek olmayan şeylerin varlığına inandırır. 

     10- Nevrastani - Neurasthénie 

     Nevrastani, kişinin genetik ya da çevresel nedenlerden ötürü sinir zafiyeti geçirmesidir. Bu kişiler bir anda kahkaha atıp gülmeye bir anda ağlamaya başlarlar. Nevrastani geçmiş yüzyıla kadar elektroşokla tedavi edilen bir hastalıktı. Bugün ise hastalığın tedavisinde çok daha modern teknikler kullanılmaktadır. 

     11- Histeri - Hysterie 

     Önceleri sadece kadınlarda görüldüğü sanılan histeri, bir sinir sistemi bozukluğudur. Fiziki belirtileri kasılma ve tiremedir. 

     12- Hipokondriyak - Hypokhondrios 

     Osmanlı döneminde hipokondriyak hastalığı için bimar-ı bimar tamlaması kullanılırdı. Bimar-ı Bimar hastalık hastalığı anlamına gelir. Paranoyanın bir çeşidi olan hipokondriyada, hastanın tüm ilgisi kendi bedeninin üzerine yoğunlaşmıştır. Sürekli hasta olduğunu düşünen kişi, zaman zaman kuruntulara kapılır ve kendisi için sürekli yeni hastalıklar uydurur. 

    Yazı kaynağı : www.hurriyet.com.tr

    Ruhsal Psikolojik Hastalıklar

    Bedensel Belirtilerle Giden Psikiyatrik Bozukluklar

    Ruhsal hastalıklar kişileri zihinsel olarak etkilediği gibi yaratmış olduğu olumsuz durumlar fiziksel olarak da kendisini gösterir. Bu durum kişinin yaşam tarzını oldukça fazla etkilemektedir.

    Ruhsal hastalıkların tedavisi, uzman psikiyatrist tarafından yapılmalıdır. Kişiye konulan tanı neticesinde uygun tedavi planı yapılmalıdır.

    Ruhsal Hastalıklar Nelerdir?

    Aşağıda yazılan hastalıklar ruhsal hastalıklardan bazılarıdır.

    Ruhsal Hastalıklarda İlginç Olan Rahatsızlıklar Nelerdir?

    Ruhsal hastalıklar içerisinde daha önce pek duyulmayan hastalıklarda yer almaktadır. Bu ruhsal hastalıklar ve açıklamaları aşağıda yer almaktadır.

    Capgras Sendromu: Bu ruhsal hastalıklarda, hastalar genellikle yakın akraba olduğu bir kişinin tıpatıp benzeriyle yer değiştirdiğine inanır. Örneğin bir şizofreni hastası, hastaneye kendisini ziyarete gelen anne babasını onların benzeri olmakla ve kendi gerçek anne babasının yerine geçmekle suçlamaktaydı. Yani hastaya göre birileri gerçek anne babasını kaçırmış, saklamış ve tıpatıp benzeri haline dönüşüp onların yerine geçerek hastanın yanına gelmiştir. Bu düşüncenin altında bir tür paranoya yatmakta gibi görünmektedir. Ancak aslında bu durum hastayı yaşadığı çatışmadan kurtaran bir savunma mekanizması rolü de oynayabilir. Ama işin ilginç yanı bu durum cansız nesnelere karşı yaşanabilmektedir. Bu durumun güzel bir örneği Capgras sendromu görülen hastalardan birinin yazdığı şu cümlede görülmektedir: “Aşağıda küçük bir derenin aktığı, ağaçlık ve dik bir yamaca gelene kadar yürüdüm. Orada oturup biraz dinlendim. Sonra saatimi inceledim. Bunun benim saatim olmadığını düşündüm, polis tarafından yapılmış iyi bir taklitti. Bu yüzden onu da dereye attım.” Bildirilmiş Capgras sendromlu olguların belki de en tuhafı ise kör olan bir hastadır.

    Cotard Sendromu: Bu ruhsal hastalıklarda, hastalar kendisinin ve dış dünyanın varlığını inkâr ederler. Sıklıkla şizofreni ve ağır depresyon olgularında görülür. Cotard’ın 1880 yılında tanımladığı ilk olgu beyni, sinirleri, göğsü ve iç organlarının bulunmadığına, yalnızca deri ve kemikten ibaret olduğuna, ne Allah ne de şeytanın var olduğuna, kendisinin ölümsüz olduğuna ve sonsuza dek bu hâlde yaşayacağına inanan 43 yaşında bir kadındır. Ölü olduğuna inanıp kefene sarılarak tabuta yerleştirilmesi için ısrar eden bir başka olgu bildirilmiştir. Midesinin olmadığına inanan diğer bir hasta ise şunları söylemiştir: “Midem yok, asla açlık hissetmiyorum, yediğim zaman yiyeceğin tadını alıyorum ama boğazımdan geçtikleri anda hiçbir şey hissetmiyorum, sanki yiyecekler bir deliğe düşüyor.” Bu hastalarda görülen en ilginç durum ise ölü olduklarına inanmalarına rağmen intihar etmeye çalışmalarıdır.

    Couvade Sendromu: Bu ruhsal hastalıklarda, baba adaylarının, eşlerinin gebelikleri boyunca veya doğum sırasında ya da her ikisinde birden, çeşitli fiziksel belirtilere yakalandığı bir bozukluktur. Eşinin gebeliği sırasında bulantı, karın ağrısı çeken, yaşadığı diş ağrıları nedeniyle 8 azı dişi dışındaki dişlerinin tamamı çekilen ve eşi emzirirken memeleri ağrıyan bir olgu bildirilmiştir. Bu durumun aşırı empati nedeniyle ortaya çıktığı düşünülmektedir.

    De Clerembault sendromu (Erotomani): Bu ruhsal hastalıklarda, hasta tanıdığı birinin kendisine aşık olduğuna inanmaktadır. O kişinin bundan haberi yoktur hatta hastayı tanımıyor bile olabilir. Hasta ona aşık olmadığı halde muhatabının kendisine aşık olduğuna ama bu aşkını doğrudan sözle değil çeşitli üstü kapalı mesajlarla hissettirmeye çalıştığına inanmaktadır. Bu doğrultuda gündelik normal etkinliklerinden anlam çıkarır ve bunları kendisine gizli aşk mesajları olarak yorumlar. Örneğin sosyal medya hesabındaki profil fotoğrafından ya da paylaşılan içeriklerden anlam çıkarır. En çok da paylaşılan şarkı sözleri anlam çıkarmaya müsaittir

    Apotemnofili (vücut bütünlüğüne ilişkin kimlik bozukluğu): Bu ruhsal hastalıklarda, kişiler bedenlerinin bir uzvunun kendilerine ait olmadığını, o uzva karşı yabancılık çektiklerini, varlığından son derece yabancılık duyduklarını beyan ederek ondan kurtulma çabası içine girerler. Genelde bacaklarının kesilmesini talep ederler. Kol ya da parmağının kesilmesi için hekimlerden yardım isteyen veya kendi imkanları ile kesmeye çalışanlar vardır. Olgulardan biri gözüne asit döktürerek kendisini kör ettirmiştir. Yabancılık duydukları uzuv kesildikten ya da işlev göremez hale geldikten sonra yaşadıkları tüm sıkıntının geçtiğini ve rahatladıklarını belirtmektedirler. Nasıl bir beyin aksamasının ya da psikolojik mekanizmanın buna neden olduğu henüz bilinmemektedir.

    Olfaktör referans sendromu: Bu ruhsal hastalıklarda, kişinin bedeninden kötü bir koku yayıldığı düşüncesinin olduğu bir bozukluktur. Bu koku, ter ya da dışkı tarzında bedene ait olabileceği gibi yanık kumaş, çöp, çürümüş soğan, gübre, bozulmuş balık kokuları da olabilir. Hasta bu kokuyu kendi duyumsamayabilir. Ancak çevresindeki insanların davranışlarından anlam çıkarıp kendisinden uzaklaştıklarını sanarak kötü koku yaydığı sonucuna da varabilir. Aslında bu durumdaki hastalar normal insanlara nazaran çok daha fazla banyo yapıp parfüm kullanmakta ve gayet güzel kokmalarına rağmen iğrenç koktuklarını düşünmektedirler. Bu nedenle toplu taşıma araçlarına binmeyerek uzun mesafeleri yürürler. Sinema, okul gibi sosyal ortamlara girmekten kaçınırlar. Genelde evde vakit geçirirler. Flört etmeye cesaret edemezler. Bu durumdaki bir hastam her gün bir şişe parfüm bitiriyordu.

    Yazı kaynağı : npistanbul.com

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap