Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    peygamberimizin temizlikle ilgili hadisleri

    1 ziyaretçi

    peygamberimizin temizlikle ilgili hadisleri bilgi90'dan bulabilirsiniz

    TEMİZLİK İLE İLGİLİ HADİS-İ ŞERİFLER

    TEMİZLİK İLE İLGİLİ HADİS-İ ŞERİFLER

    1-“Temizlik imanın yarısıdır.” (Müslim)

    2-“Allah Teala temizdir; sadece temiz olanları kabul eder. Allah Teâlâ peygamberlerine neyi emrettiyse mü’minlere de onu emretmiştir.

     Cenâb-ı Hak Peygamberlere:

    ‘Ey peygamberler! Temiz ve helâl olan şeylerden yiyin, iyi ve faydalı işler yapın!’ buyurmuştur.

    “Mü’minlere de: ‘Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların temiz olanlarından yiyin’ buyurmuştur. (Müslim)

     3-“Bir kimse Allah yolunda uzun seferler yapar. Saçı başı dağınık, toza toprağa bulanmış vaziyette ellerini gökyüzüne açarak: Yâ Rabbi! Yâ Rabbi! diye dua eder. Halbuki onun yediği haram, içtiği haram, gıdası haramdır. Böyle birinin duası nasıl kabul edilir!” (Müslim)

    4-Aişe (ra) şöyle dedi:

    “Resûlullah (sav) temizlenmeye, taranmaya, ayakkabısını giymeye varıncaya kadar her işe sağdan başlamayı pek severdi. (Buhari)

    5-Yine Aişe (ra) dedi:

    Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem sağ elini temizlik ve yemek için, sol elini de tuvalette temizlenmek ve benzeri işler için kullanırdı.         (Ebu Davud)

    6-“Sağ elle yiyip için, sağ elle alıp verin; çünkü şeytan, sol eliyle yiyip içer, sol eliyle alıp verir.” (İbni Mace)

    7-“Biriniz orucunu açacağı zaman hurma ile açsın; çünkü hurma bereketlidir. Eğer hurma bulamazsa orucunu su ile açsın; çünkü su temizdir.” (Tirmizî)

     8-“Hiç biriniz, akmayan durgun suya bevl ettikten sonra ondan (su alıp) yıkanmasın!” (Buhari)

    “Sizden birisi daha sonra yıkanacağı durgun suya bevletmesin.”     (Buhari, Müslim)

    9-“Bir müslüman (veya mü’min) abdest aldığı zaman, yüzünü yıkarken gözleriyle işlediği günahlar abdest suyu (veya suyun son damlası) ile dökülür gider. Ellerini yıkadığında elleri ile işlediği günahlar abdest suyu (veya suyun son damlası) ile dökülür (öyle ki kişi bütün günahlardan arınır ve tertemiz olur). Ayaklarını yıkadığında da, ayaklarıyla işlediği günahları abdest suyu (veya suyun son damlaları) ile akıp gider. Nihayet o müslüman günahlarından tamamıyla arınmış olur.” (Müslim)

    10-Allah, sizden birinizin, tekrar abdest alana kadar bozulmuş abdest ile kıldığı namazı kabul etmez. (Buhari)

    11-“Cennetin anahtarı namaz, namazın anahtarı da temizliktir” (Ahmed, III, 3)

    12-Ebû Hüreyre (r.a) der ki:

    “Rasulullah (s.a.v) Efendimiz’in şöyle buyurduklarını işittim:

    «Benim ümmetim Kıyamet gününde abdest izlerinden dolayı “Yüzleri nurlu, elleri ve ayakları bembeyaz olanlar” diye (hesâp mahalline veya mîzan başına) çağrılacaklardır.»

    Ebû Hüreyre (r.a) sözüne şöyle devam eder:

    “Artık kim, bu parlaklığını daha ziyâde artırıp uzatmaya güç yetirebilirse bunu yapsın!” (Buhari)

    13-Osman bin Affân (r.a) bir gün bir kap su isteyip abdest aldı. Önce ellerinin üzerine üç kere su döküp yıkadı. Sonra avucuyla kaptan su alıp (üç defa) ağzını çalkaladı, (üç defa) burnuna su verip güzelce temizledi. Sonra yüzünü üç kere yıkadı, kollarını dirseklerine kadar üç kere yıkadı. Sonra başını meshetti. Sonra iki ayağını üç kere aşık kemiklerine (bileklerine) kadar yıkadı… (Müslim, Ebu Davud, Nesai, İbnu Mace)

    14-“İçinizden biri abdest alacağı zaman burnuna su alsın, sonra o suyu nefesiyle kuvvetlice geri çıkararak burnunu güzelce temizlesin! … İçinizden biri uykudan uyandığında, elini abdest suyunun içine sokmadan evvel iyice yıkasın! Zira hiç biriniz (uyku esnasında) eli vücûdunun neresine değmiştir bilemez.” (Buhari)

    15-“Sizden öyleleri var ki sema haberleriyle ilgilenir. Hâlbuki tırnaklarını (yırtıcı) kuş tırnağı gibi uzatmıştır da diplerinde cünnüplük, kir-pas ve pislik yuva tutmuştur.” (Ahmed, V, 427)

    16-"Ümmetimi (veya insanları) zora sokmaktan endişe etmeseydim, onlara her namaz vaktinde misvakla dişlerini temizlemelerini emrederdim." (Buhari, Müslim)

    17-Aişe (ra) şöyle dedi:

    Biz Resulullah (sav) misvakını ve abdest suyunu akşamdan hazırlardık. Allah onu, gecenin dilediği saatinde uyandırırdı. Hz. Peygamber uyanınca hemen misvakla dişlerini temizler, abdest alır ve namaz kılardı. (Müslim)

    18-Şüreyh İbni Hânî şöyle dedi: Hz. Aişe'ye;

    “- Peygamber (sav) evine girdiği zaman ilk önce ne yapardı?” diye sordum.

    "-Dişlerini misvaklardı" dedi. (Müslim)

    19-Misvak kullanın, çünkü misvak, hem ağzı temizler, hem de Rabb’in rızâsını kazandırır. (İbnu Mace)

    20-Mübârek zeytin ağacından yapılan misvak ne güzeldir. Misvakla hem ağız temiz olur, hem de dişler sararmaktan korunur. Zeytin ağacından yapılan misvak, benim ve benden önceki peygamberlerin misvağıdır. (Heysemi)

    21-Dört şey peygamberlerin sünnetlerindendir; hayâ (utanma duygusu), güzel koku kullanma, nikâh (evlenme) ve misvak kullanma (Tirmizi)

    22-İnsanın amellerini yazan, sağ ve solunda bulunup ve ondan hiç ayrılmayan iki meleğin en çok kızdıkları şey; amellerini yazmakla mükellef oldukları kimsenin dişlerinin arasında kalan artıkları temizlemeden namaz kılmasıdır. (Süyuti)

    23-Ebu Musa el-Eş’ari (r.a) şöyle buyurur:

    “Bir defasında Nebiyy-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz’in yanına vardım. Ellerindeki bir misvak ile dişlerini temizlediklerini ve ağızlarında misvâk olduğu halde (dilinin üstünü temizlerken)öğürür gibi «Ö’, ö’» dediklerini gördüm.” (Buhari)

    24-"Yemeğin bereketi, hem yemekten önce hem de yemekten sonra elleri yıkamaktadır."(Tirmizi)

    25-Süveyd bin NUman (r.a) şöyle anlatır:

    “… Rasûlullah (s.a.v) inip İkindi’yi kıldırdılar. Sonra mevcut azıkları istediler. Kavuttan başka bir şey getirilmedi. Efendimiz (s.a.v) emrettiler ve hemen kavut ıslatıldı. Rasûlullah (s.a.v) ondan yediler, ardından biz de yedik. Bundan sonra Allah Rasûlü (s.a.v) Akşam Namazı için kalkıp ağzını çalkaladı. Biz de ağzımızı çalkaladık. Sonra Efendimiz (s.a.v) namaza durdular, yeniden abdest almadılar.” (Buhari)

    26-Hz. Aişe (r.a)’dan şöyle rivayet edilmiştir: “Nebiyy-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) cünüplükten kurtulmak için yıkandıkları zaman önce ellerini yıkamakla başlarlardı. Sonra namaz için abdest alır gibi abdest alırlardı. Sonra parmaklarını saçlarının arasına sokup diplerini hilallardı. Sonra başlarının üzerine elleriyle üç avuç su dökerler, ondan sonra da bedenlerine su dökerek suyu vücutlarının her tarafına ulaştırırlardı.” (Buhari)

    27-“Bir kimse cuma günü gusül abdesti alır, elinden geldiği kadar temizlenir, ya kendi özel kokusundan veya evinde bulunan güzel kokudan sürünür ve evinden çıkar, iki kişinin arasına girmez, sonra üzerine farz olan namazı kılar, imam hutbe okurken susup onu dinlerse, o cuma ile öteki cuma arasındaki günahları bağışlanır.” (Buhari)

    28-“Her kim cuma günü abdest alırsa ne iyi eder; hele boy abdesti alırsa, o daha iyidir.” (Ebu Davud, Tirmizi)

    29--“Bir kimse evinde güzelce temizlenir, sonra Allah’ın farzlarından bir farzı yerine getirmek için Allah’ın evlerinden birine giderse, attığı adımlardan her biri bir günahı silip yok eder; diğer adımı da onu bir derece yükseltir.” (Müslim)

    30-Her şeyin bir temizleyicisi vardır. Bedenin temizleyicisi de oruçtur. (İbnu Mace)

    31-“Beyaz renk elbise giyiniz. Çünkü beyaz daha temiz ve daha hoş görünümlüdür. Ölülerinizi de beyaz kefene sarınız.” (Nesai)

    32-"On şey fıtrat gereğidir: Bıyıkları kırpmak, sakal bırakmak, misvak kullanmak, burna su çekmek, tırnakları kesmek, parmak boğumlarını temizlemek, koltuk altı kıllarını gidermek, apış arasını temizlemek, istinca yapmak.." (Bir başka rivayette,’sünnet olmak’ da vardır.) Râvî "onuncuyu unuttum; ancak onun da mazmaza (ağıza su vermek) olması muhtemeldir" dedi. (Müslim)

    33-“Mü’min bal arısına benzer. Arı; daima temiz olan şeyleri yer, temiz olan şeyler ortaya koyar, temiz yerlere konar ve nâzik davrandığı için konduğu yere zarar vermez, orayı kırıp bozmaz. Düştüğünde ise kırılmaz, bozulmaz.” (Beyhaki, Süyûti)

    34-“Kabir azabının çoğu, necâsetten gereği gibi sakınmamaktan kaynaklanır” (İbnu Mace)

      

    8-Hz. Peygamber (s.a.s.), insanların görünüş ve elbise itibariyle en güzel olanıydı. Arkadaşlarını, elbise temizliğine dikkat etmeleri için teşvik ederdi. Bir gün, üzerinde kirli elbise bulunan bir adam gördü ve: Bu adam elbisesini yıkayacak bir şey bulamıyor mu! dedi.(Ebû Dâvûd)

    Bir seferinde Rasûlullah (sav) mescitteyken, saçı-sakalı karışmış bir adam çıkagelmişti.

    Hazret-i Peygamber (sav) eliyle ona saç ve sakalını düzeltmesini işâret etti. (Muvatta, Beyhakî)

    Yine Hazret-i Peygamber (sav) bir gün saçı-başı darmadağınık bir adam görmüşlerdi. Hayretle:

    “–Bu adam niçin saçlarını yıkayıp taramıyor?” buyurdular.

    Atâ bin Yesâr şunları anlatır:

    Rasûlullah (sav) mescitte idi. İçeriye saçısakalı dağınık bir adam girdi. Rasûlullah (sav) ona çıkmasını işaret etti. Sanki saçını ve sakalını düzeltmesini kastediyordu. Adam saçını-sakalını düzelttikten sonra gelince Rasûlulllah (sav); “–Herhangi birinizin şeytan gibi saçı-başı dağınık bir hâlde gelmmesinden böyle (derli toplu) gelmesi daha iyi değil mi?” buyurdu. (Muvatta)

    Ebû Hüreyre’den rivâyet edildi¤ine göre, Rasûlullâh (sav), mescidin k›ble tarafında bir balgam görmüştü. İnsanlara dönerek:

    “–Bâzılarına ne oluyor ki Rabbine yöneliyor ve önüne tükürüyor. Biriniz kendisine dönülüp yüzüne tükürülmesini ister mi?..” îkâzında bulundu. (Müslim)

    Bana, iyisiyle kötüsüyle ümmetimin amelleri gösterildi. İyiliklerinin arasında, eziyet veren seyin yoldan kaldırılmasını da gördüm. Kötü amelleri arasında, mescidin içerisine tükürüp onu temizlememeyi de gördüm.” (Müslim)

    Efendimiz'in Tuvalet Temizliği

    İbn-i Abbas (r.a) şöyle buyurmuştur:

    “Rasûlullah (s.a.v) he­lâya girmişlerdi. Ben de hemen temizlik ve abdestte kullanacakları suyu koydum. Çıkınca:

    «Bunu kim koydu?» diye sordular. Kendilerine benim koyduğum haber verildi. Bunun üzerine:

    «Al­lah’ım! Onu dînde fakîh kıl, ince anlayış sahibi kıl, dindeki anlayışını artır!» diye dua ettiler. (Buhârî)

    Enes ibn-i Mâik (r.a) şöyle buyurur:

    “Rasûlullah (s.a.v) tuvalete çıktıkları zaman bir çocukla beraber yanımızda bir su matarası olduğu halde (hizmet için) gelirdik.” Su ile istincâ edildiğini anlatmak istiyor. (Buhârî)

    Ebû Hüreyre (r.a) şöyle buyurur:

    (Su bulunmamış olacak ki) “Bir defasında Nebiyy-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz’in peşinden gidiyordum. Kazâ-yı hâcet (tuvalet) için münasip bir yere doğru gitmeye başladılar. Yürürken arkaya dönüp bakmak âdetleri değildi. Kendilerine yaklaştım. Bana:

    «Temizlenmem için bana taş bulabilir misin!» buyurdular veya buna benzer bir söz söylediler ve:

    «Ancak kemik ve tezek (kuru hayvan pisliği) getirme!» diye ilave ettiler. Elbisemin ucunda bir kaç taş getirip yanlarına koydum ve oradan uzaklaştım. İhtiyaç giderdikten sonra onları kullandılar.” (Buhârî)

    “Kap kacak yıkamak, evi temiz tutmak, zenginliğe sebep olur.” (Tirmizi)

    “… Avlularınızı temizleyin ve yahudiere benzemeyin.” (Tirmizi)

    “Lanetlenmeye sebep olan şu üç şeyden sakının;

    suya, (insanların oturacağı) gölgeliğe ve insanların gelip geçtiği yola büyük abdest

    bozmak. (Ebû Davûd)

    -Allah güzeldir ve güzeli sever, cömerttir ve cömerdi sever, kerimdir ve kerimi

    sever, temizdir ve temizi sever. Evlerinizin çevresini temizleyin… (Tirmizi)

      

     “Herhangi birinizin lokması yere düştüğü zaman, onu alıp bulaşan şeyi temizledikten sonra yesin. Lokmasını şeytana bırakmasın. Parmaklarını yalamadıkça da elini beze silmesin. Zira yemeğinin neresinde bereket bulunduğunu bilemez.” (Müslim)

    Ümmü Kays bint-i Mıhsân (r.a), Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz’e henüz yemek yemeyen (yani süt emen) küçük bir oğlunu getirmişti. Allah Rasûlü (s.a.v) çocuğu kucaklarına oturttular. Çocuk Efendimiz (s.a.v)’in elbisesine bevletti. (İdrarıyla ıslattı) Allah Rasûlü (s.a.v) su isteyip elbisenin üstüne azar azar döktüler, onu yıkamadılar. (Buhârî)

    Ebû Hüreyre (r.a) şöyle buyurmuştur: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdular:

    “İçinizden birinin kabından köpek (ağzını sokup bir şey) içerse o kabı yedi kere yıkasın!” (Buhârî, Vudû’, 33)

    Yazı kaynağı : www.kissatadinda.com

    Peygamberimizin (s.a.v.) temizlikle ilgili bir hadisini öğrenip defterinize yazınız

    Peygamberimizin (s.a.v.) temizlikle ilgili bir hadisini öğrenip defterinize yazınız

    İslam, temizlik dinidir. Temizlik olmadan ibadetlerin gerçekleşmesi ve insanların da sağlıklı bir şekilde yaşaması mümkün olmadığından dinin yaşanması da mümkün değildir. Bu nedenle numune-i imtisal olarak Peygamberimiz temizliği ashabına öğretmiştir.

    Peygamberimizın temizlik ile ilgili hadisleri şu şekildedir:

    Temizlik imanın yarısıdır. (Müslim, Tahare, 1)

    Her Müslümanın haftada bir defa başını ve vücudunu yıkaması onun üzerinde bir haktır. (Buhari, Cum’a 12; Müslim, Cum’a 9).

    Misvak kullanın, çünkü misvak ağzı temizler. (Buharî, Savm, 27)

    Eğer müminlere güçlük verecek olmasaydım, onlara her namaz için misvak kullanmayı emrederdim. (Buharî, Cumu’a 8; Müslim, Tahare, 42)

    Yemekten önce ve sonra el yıkamak yemeğe bereket getirir. (Tirmizî, Et’ime, 29)

    Yazı kaynağı : www.egitimsistem.com

    Temizlik İle İlgili Ayet ve Hadisler

    Temizlik İle İlgili Ayet ve Hadisler

    Dinimiz maddi ve manevi temizliğe büyük önem vermiş, ibadetler için temizliği farz kılmıştır. Peygamber Efendimiz (s.a.v) temizliğin, imanın yarısı olduğunu belirtmiştir.  Peki Kuran'da geçen maddi temizlik ile ilgili ayetler nelerdir?  Maddi temizlik ile ilgili ayet ve hadisleri sizler için derledik.

    Melekler de temizlikten hoşlanır, kirlilikten rahatsız olurlar. İnsanın rûhu da ancak temizlikte huzur bulur. O hâlde bir Müslüman için temizlik, vazgeçilmez bir düsturdur. Hayatın temelidir. Ümmet-i Muhammed’in alâmet-i fârikasıdır.

    Müslümanın elbisesi temizdir, bedeni temizdir, mekânı temizdir, kalbi temizdir, rûhu temizdir, aklı temizdir, duyguları temizdir, lisânı temizdir, lokması temizdir… Hâsılı bir Müslümanın her şeyi temizdir. Bunların nasıl temizleneceğini de bizlere Cenâb-ı Hak -azze ve celle- Hazretleri, Rasûlü (s.a.v) vâsıtasıyla öğretmiştir.

    Abdest ve gusül ile maddî olarak başlayan temizlik, namaz, Kur’ân-ı Kerîm tilâveti ve tavâf gibi ibadetlerle mânevî âleme geçer, mü’minin dünyasını arındırır; kalbini, rûhunu ve âhiretini nurlandırır.

    Vücûdun dışını temizleyen abdest ve gusül, insanın rûhuna da anında sirâyet eder. Bu sebeple mü’minler devamlı abdestli bulunmaya dikkat ederler. Hatta yatarken bile abdest alırlar ki rûhları bedenlerinden ayrılıp gittiğinde uyanıncaya kadar abdestli bulunsun.

    Mü’min abdest aldığında nasıl bir mânevî hâl kazanıyor ki şeytanlar ondan uzaklaşıyor ve melekler kendisine yaklaşıyor. Abdestsizlik hâli de nasıl bir mâhiyet arzediyor ki melekler bundan rahatsız oluyor ve o insandan uzaklaşıyorlar. Bunlar dünya gözüyle görülemeyen ancak sâdık haberle bilinebilen hususlar.

    Buraya kadar bahsettiğimiz temizlikler su ile yapılıyor. Ama Cenâb-ı Hak su ile birlikte toprağı da Nebiyy-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz’e temiz ve temizleyici kılmış. Bu sebeple su bulamadığımızda temizliğimizi toprakla yaparız.

    TEMİZLİK İLE İLGLİ AYETLER

    "Üzerinizi bulutlarla gölgelendirmiş ve size kudret helvası ile bıldırcın eti indirmiştik. “Size verdiğimiz rızıkların temiz ve helâl olanlarından yeyiniz” demiştik. Onlar bu nimetleri hiçe sayarak bize bir zarar veremediler, fakat böylelikle sadece kendilerine zulmediyorlardı."

    "Biz Kâbe’yi, insanlar için toplanıp sevap kazanma yeri ve emniyetli bir mekân kıldık. Öyleyse siz de İbrâhim’in makâmını namazgâh edinin. Zâten İbrâhim’le İsmâil’e de: “Tavaf edenler, ibâdet kastıyla orada kalanlar, rükû ve secde edenler için evimi Tertemiz tutun!” diye emretmiştik."

    "Ey insanlar! Yeryüzündeki helâl ve temiz nimetlerden yiyin. Şeytanın adımları ardınca gitmeyin. Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır."

    "Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların temiz ve helâl olanlarından yiyin! Eğer yalnız Allah’a kulluk ediyorsanız O’na şükredin!"

    "Rasûlüm! Sana kadınların âdet görmesini de soruyorlar. Şöyle de: “O, rahatsızlık veren bir durumdur. Bu sebeple âdet gördüklerinde kadınlardan uzak durun ve onlar temizleninceye kadar kendileriyle cinsî münâsebette bulunmayın. temizlendikleri zaman Allah’ın izin verdiği yerden onlara yaklaşın.” Şüphesiz Allah çok tevbe edenleri de, çok temizlenenleri de sever."

    "Ey iman edenler! Çalışıp ürettiğiniz malların ve sizin için yerden çıkardığımız ürünlerin iyi, temiz ve helâl olanından Allah yolunda harcayın. Size verildiğinde gözünüzü yummadan alamayacağınız kötü şeyleri, iyilik yapacağım diye başkasına vermeye kalkışmayın. Şunu bilin ki, Allah’ın hiçbir şeye ihtiyacı yoktur; O her türlü övgüye lâyıktır."

    "Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilecek derecede ayıkıncaya, cünüp iken de -yolcu olanlarınız hâriç- yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta ya da yolcu iseniz veya sizden biriniz abdestini bozmuşsa veyahut kadınlarınızla cinsî münâsebette bulunmuşsanız; bu durumlarda abdest alacak veya yıkanacak su bulamazsanız, o zaman temiz bir toprakla teyemmüm edin: yüzünüzü ve kollarınızı onunla meshedin. Doğrusu Allah, çok affedici, çok bağışlayıcıdır."

    "Yahudilerin yaptıkları zulümler ve pek çok kimseyi Allah yolundan alıkoymaları yüzünden daha önce kendilerine helâl kılınmış olan bir kısım temiz ve hoş yiyecekleri biz onlara haram kıldık."

    "Rasûlüm! Senden, kendilerine nelerin helâl kılındığını soruyorlar. De ki: “Size bütün iyi ve temiz şeyler helâl kılındı. Allah’ın size öğrettiği bilgi ile eğittiğiniz avcı hayvanların, sizin için yakaladıklarını yiyin ve ava gönderirken üzerlerine Allah’ın ismini anın. Allah’a karşı gelmekten sakının; çünkü Allah, hesâbı pek çabuk görendir."

    "Bugün size bütün iyi ve temiz şeyler helâl kılındı. Ehl-i kitabın yiyeceği size helâl, sizin yiyeceğiniz de onlara helâldir. İffetinizi korumanız, zinâ etmemeniz, gizli dost edinmemeniz şartıyla ve mehirlerini verdiğiniz takdirde hür ve iffetli mü’min kadınlar ile sizden önce kitap verilmiş olanların hür ve iffetli kadınları size helâldir. Her kim inanılması gereken kâideleri inkâr ederse, onun bütün amelleri boşa gider ve o âhirette kesin olarak zarara uğrayanlardan olur."

    "Ey iman edenler! Namaza kalktığınızda yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi ve kollarınızı yıkayın, başınıza meshedin ve topuklara kadar da ayaklarınızı yıkayın! Eğer cünüp iseniz güzelce yıkanıp temizlenin. Şayet hasta veya yolcu olursanız yahut biriniz tuvaletten gelirse ya da eşlerinizle cinsî münâsebette bulunur da, abdest veya gusül almanız gereken böyle durumlarda su bulamazsanız, o zaman temiz toprağa ellerinizi sürüp onunla yüzlerinizi ve dirseklere kadar kollarınızı meshedin. Bu tür emirlerle Allah size güçlük çıkarmak istemez; bilakis şükredesiniz diye sizi tertemiz kılmak ve size olan nimetini tamamlamak ister."

    "Ey iman edenler! Allah’ın size helâl kıldığı temiz ve güzel nimetleri kendinize haram kılmayın! Haddi de aşmayın; çünkü Allah haddi aşanları sevmez."

    "Allah’ın size verdiği helâl ve temiz rızıklardan yiyin. Kendisine iman ettiğiniz Allah’a karşı gelmekten sakının!"

    "Rasûlüm! Pis ve murdar olan şeylerin çokluğu seni hayrete sevk etse bile: “Pis ve murdar olanla temiz ve hoş olan asla bir değildir” de. Öyleyse ey selim akıl sahipleri, Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz."

    "Onlara şöyle de: “Bana vahyedilenler içinde, bir kimseye haram kılınmış yiyecekler olarak sadece ölmüş hayvan etini, akıtılmış kanı, bir pislikten ibaret olan domuz etini, bir de yoldan çıkma mânasında bir günah olarak Allah’tan başkası adına kesilmiş hayvanı buluyorum. Fakat kim yasaklanan bu şeylerden yemeye mecbur kalırsa, başkasının hakkına tecavüz etmemek ve zaruret ölçüsünü geçmemek şartıyla yiyebilir. Çünkü senin Rabbin çok bağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir."

    "Ey Âdem oğulları! Namaz kıldığınız, ibâdet ettiğiniz her yerde temiz ve güzel elbiselerinizi giyin. Yiyin, için fakat israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez."

    "Rasûlüm şöyle de: “Allah’ın kulları için yarattığı zînetleri, temiz ve hoş rızıkları kim haram kılabilir?” De ki: “Bunlar, dünya hayatında iman edenler içindir; kıyâmet günü ise sadece mü’minlerin olacaktır.” İşte biz, bilen bir toplum için âyetleri böyle açık açık beyân ediyoruz."

    "Kavminin cevâbı: “Lût ve yandaşlarını memleketinizden çıkarın. Çünkü bu beyler, kendilerince temizliğe çok düşkün insanlar!” demekten başka bir şey olmadı."

    "Onlar, ellerindeki Tevrat ve İncil’de özelliklerini yazılı buldukları o Rasûl’e, okuma yazma bilmeyen o Peygamber’e uyarlar. O Peygamber onlara iyilik, doğruluk ve güzelliği emretmekte; her türlü kötülüğü ve çirkinliği yasaklamakta; temiz ve hoş olan bütün yiyecek ve içecekleri onlara helâl, kötü ve pis olan şeyleri ise onlara haram kılmakta; sırtlarındaki kendi şeriatlarından kalma ağır yükleri kaldırmakta, boyunlarına vurulmuş zincirleri kırıp atmaktadır. Bu bakımdan ona inanan, ona saygı duyan, düşmanlarına karşı ona yardım eden ve kendisine indirilen Kur’an’a uyan kimseler, işte onlar, kurtuluşa erenlerin ta kendileridir."

    "Biz İsrâiloğulları’nı, Yâkub’un on iki oğlundan türeyen oymaklar hâlinde on iki kabileye ayırdık. Çölde susuz kalıp da kavmi Mûsâ’dan su isteyince ona: “Asanla taşa vur!” diye vahyettik. O da vurur vurmaz taştan on iki pınar birden fışkırıverdi. Böylece her kabile su alacağı yeri öğrendi. Yine çöl sıcağında üzerlerine bulutu gölge yaptık; kendilerine kudret helvası ile bıldırcın eti ikram ettik. “Size verdiğimiz temiz ve helâl rızıklardan yiyin” dedik. Onlar bu nimetleri hiçe saymakla aslında bize bir zarar veremediler, fakat böylelikle sadece kendilerine zulmediyorlardı."

    "Hatırlayın ki, bir zamanlar siz yeryüzünde zayıf ve hor görülen azınlık bir gruptunuz; insanların sizi her an yakalayıvermesinden korkuyordunuz da Allah size sığınacağınız bir yurt nasip etti, sizi bizzat yardımıyla destekleyip güçlendirdi ve sizi temiz ve hoş rızıklarla rızıklandırdı. Umulur ki şükredersiniz."

    "Allah böylece murdar olanı temiz olandan ayırır, sonra murdar olanları birbiri üstüne yığıp, hepsini bir balya hâline getirir ve ardından cehenneme doldurur. İşte onlar, en büyük zarara uğrayanların tâ kendileridir."

    "Ama artık elde ettiğiniz ganimetlerden helâl ve temiz olarak yiyin ve Allah’a karşı gelmekten sakının. Hiç şüphesiz Allah, çok bağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir."

    "Biz, İsrâiloğulları’nı güzel bir bölgeye yerleştirdik, onları temiz ve hoş nimetlerle rızıklandırdık. Onlar ise, kendilerine ilim geldikten sonra anlaşmazlığa düştüler. Hiç şüphesiz Rabbin, anlaşmazlığa düştükleri hususlarda kıyâmet günü aralarında hüküm verecektir."

    "Daha önceden de o çirkin işleri yapmaya alışık olan kavmi koşarak, itişe kakışa Lût’un yanına geldiler. Lût onlara: “Ey kavmim! İşte şunlar benim kızlarım; sizin için en temiz olanı onlarla evlenmenizdir. Allah’tan korkun ve misafirlerime karşı beni rezil etmeyin. İçinizde aklı başında bir adam yok mu!” dedi."

    "Allah, gökleri ve yeri gerçek bir sebep ve hikmetle yaratmıştır. O, müşriklerin koştukları ortaklardan çok temiz ve çok yücedir."

    "Gerçek şu ki, sağmal hayvanlarda da sizin için büyük bir ibret bulunmaktadır. Nitekim, onların karınlarında fışkı ile kan arasından çıkardığımız, içenlerin boğazından kolayca geçen, lekelerden arınmış temiz bir sütle sizi besliyoruz."

    "Allah sizin için kendi cinsinizden eşler yarattı; eşlerinizden de size evlatlar ve torunlar verdi. Sizi temiz ve hoş nimetlerle rızıklandırdı. Buna rağmen bazıları, asılsız şeylere inanıp, Allah’ın bunca nimetine karşı nankörlük mü ediyorlar?"

    "Erkek olsun kadın olsun mü’min olarak kim sâlih amel işlerse ona dünyada elbette temiz ve güzel bir hayat yaşatırız. Âhirette de onları, yaptıkları en güzel işleri esas alarak mükâfatlandırırız."

    "Öyleyse, Allah’ın size rızık olarak verdiği helâl ve temiz nimetlerden yiyin. Eğer yalnız Allah’a kulluk yapıyorsanız O’nun nimetlerine şükredin."

    "Gerçekten biz Âdemoğullarını şerefli kıldık, onlara karada ve denizde kendilerini taşıyacak vasıtalar lutfettik, onları temiz ve hoş nimetlerle rızıklandırdık ve onları yarattığımız varlıkların bir çoğundan üstün kıldık."

    "Biz onları uyuttuğumuz gibi, durumlarını aralarında soruşturmaları için öylece de uyandırdık. İçlerinden biri: “Burada ne kadar kaldınız?” diye sordu. Bir kısmı: “Bir gün, belki bir günden de az” diye cevap verdi. Diğerleri ise şöyle dediler: 'Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir. Şimdi birinizi şu gümüş parayla şehre gönderin de yiyeceklerin hangisi daha temiz ve daha güzelse baksın, ondan size biraz yiyecek getirsin. Fakat çok nazik ve tedbirli davransın da sakın sizi ve yerinizi hiç kimseye sezdirmesin.'"

    "Size rızık olarak verdiğimiz temiz ve helâl nimetlerden yiyin. Bu hususta azgınlık ve nankörlük yapmayın; aksi halde gazabım tepenize iner. Kimin de üzerine gazabım inerse, artık o helâk uçurumuna yuvarlanıp gider."

    "Bir vakit İbrâhim’e Kâbe’nin yerini hazırlayıp göstermiş ve şöyle buyurmuştuk: 'Bana hiçbir şeyi ortak koşma. Evimi, onu tavaf edecekler, huzurumda ibâdete duracaklar, rukûya varıp secde edecekler için her türlü kirden temiz tut!'"

    “Sonra gerekli temizlikleri yaparak kirlerini gidersinler, adaklarını yerine getirsinler ve o Beyt-i Atîk’i tavaf etsinler!”

    "Meryem oğlu İsa ile annesini de kudretimizi gösteren bir mûcize kıldık ve her ikisini barınmaya elverişli, temiz akar sulu bir tepeye yerleştirdik."

    "Ey peygamberler! temiz ve helâl olan rızıklardan yiyin ve dâimâ sâlih ameller işleyin. Gerçekten ben, yapmakta olduğunuz her şeyi hakkiyle bilirim."

    "Kötü kadınlar kötü erkeklere, kötü erkekler de kötü kadınlara yakışır. temiz ve iffetli kadınlar temiz ve iffetli erkeklere, temiz ve iffetli erkekler de temiz ve iffetli kadınlara yakışır. Bu temiz insanlar, iftirâcıların kendilerine isnat ettikleri suçlardan uzaktır. Onlar için bir bağışlanma, bol ve güzel bir rızık vardır."

    "Rüzgârları rahmetinin önünde müjdeleyici olarak gönderen de O’dur. Biz, gökyüzünden Tertemiz bir su indiririz."

    "Kavminin ona cevâbı ise sadece: “Lût’un ailesini memleketinizden çıkarın. Çünkü onlar, temizliğe çok düşkün, pek ahlâklı insanlar(!)” demeleri oldu."

    "Bu Kur’an feyiz ve bereket yüklü öyle şerefli bir kitaptır ki, onu sana, insanlar âyetleri üzerinde derin ve etraflıca düşünsünler ve temiz akıl sahipleri ondan gereken ders ve öğüdü alsınlar diye indiriyoruz."

    "O Allah ki, yeryüzünü sizin için yaşamaya müsait bir mekan, göğü de emniyet kalkanı gibi bir kubbe yaptı. Size sûret verdi, sûretlerinizi de en güzel şekle koydu. Sizi temiz ve helâl nimetlerle rızıklandırdı. İşte Rabbiniz olan Allah budur. Âlemlerin Rabbi olan Allah yüceler yücesidir, bütün nimet, feyiz ve bereketlerin kaynağıdır."

    "Biz İsrâiloğulları’na kitap, hüküm ve peygamberlik verdik; onları temiz ve hoş nimetlerle rızıklandırdık ve kendilerini o zamanki diğer topluluklara üstün kıldık."

    "Gönülleri Allah’a saygıyla dopdolu olup O’na karşı gelmekten sakınanlara va‘dedilen cennetin durumu şöyledir: Orada hiç bozulmayan Tertemiz su ırmakları, tadı bozulmayan taptaze süt ırmakları, içenlere lezzet veren ve dünyadakiler gibi sarhoş etmeyen şarap ırmakları ve süzme bal ırmakları vardır. Onlar için orada ayrıca canlarının çektiği her çeşit meyve ve Rablerinden bir bağışlanma vardır. Böyle nimetler içinde yaşayanlarla; cehennemde sürekli kalacak olan ve kaynar su içirilip de bağırsakları parçalanan kimseler hiç bir olur mu?"

    "Tertemiz olanlardan başkası ona dokunamaz."

    "Elbiseni tertemiz tut."

    "Maddi-manevî her türlü pislik ve kötülükten uzak dur."

    "Cennetliklerin üzerlerinde ince ve kalın ipekten yeşil elbiseler vardır. Gümüş bileziklerle süslenirler. Rableri onlara Tertemiz bir içecek içirir."

    "Nefsini maddî ve mânevî kirlerden temizleyen kesinlikle kurtuluşa erecektir."

    TEMİZLİKLE İLGİLİ HADİSLER

    Ebû Mâlik Hâris İbni Âsım el-Eş’arî radıyallahu anh’den rivâyet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

    “Temizlik imanın yarısıdır. Elhamdülillah duası mizânı, sübhânellah ve elhamdülillah sözleri ise yer ile gökler arasını sevap ile doldurur. Namaz nurdur; sadaka burhandır; sabır ziyâdır. Kur’an senin ya lehinde ya da aleyhinde delildir. Herkes sabahtan (pazara çıkar) nefsini satar; kimi onu âzâd kimi de helâk eder.” (Müslim,Tahâret 1)

    Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

    “Allah Teâlâ temizdir; sadece temiz olanları kabul eder. Allah Teâlâ peygamberlerine neyi emrettiyse mü’minlere de onu emretmiştir. Cenâb-ı Hak Peygamberlere:

    ‘Ey peygamberler! Temiz ve helâl olan şeylerden yiyin, iyi ve faydalı işler yapın!’ buyurmuştur. Mü’minlere de:

    ‘Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların temiz olanlarından yiyin’ buyurmuştur.”

    Resûl-i Ekrem daha sonra şunları söyledi:

    “Bir kimse Allah yolunda uzun seferler yapar. Saçı başı dağınık, toza toprağa bulanmış vaziyette ellerini gökyüzüne açarak: Yâ Rabbi! Yâ Rabbi! diye dua eder. Halbuki onun yediği haram, içtiği haram, gıdası haramdır. Böyle birinin duası nasıl kabul edilir!” (Müslim, Zekât 65.)

    Ebû Zer radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

    “Ümmetimin iyi-kötü bütün amelleri bana gösterildi. İyi işlerinin içinde, gelip geçenlere eziyet veren şeylerin yollardan kaldırılmasını da buldum. Kötü amelleri arasında da mescidde temizlenmeden bırakılmış balgamı gördüm.” (Müslim, Mesâcid 57)

    Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

    Bir müslüman (veya mü’min) abdest aldığı zaman, yüzünü yıkarken gözleriyle işlediği günahlar abdest suyu (veya suyun son damlası) ile dökülür gider. Ellerini yıkadığında elleri ile işlediği günahlar abdest suyu (veya suyun son damlası) ile dökülür (öyle ki kişi bütün günahlardan arınır ve tertemiz olur). Ayaklarını yıkadığında da, ayaklarıyla işlediği günahları abdest suyu (veya suyun son damlaları) ile akıp gider. Nihayet o müslüman günahlarından tamamıyla arınmış olur.” (Müslim, Tahâret 32)

    Selmân İbni Âmir radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Peygamber aleyhisselâm şöyle buyurdu:

    “Biriniz orucunu açacağı zaman hurma ile açsın; çünkü hurma bereketlidir. Eğer hurma bulamazsa orucunu su ile açsın; çünkü su temizdir.” (Tirmizî, Zekât 26)

    Âişe radıyallahu anhâ şöyle dedi:

    Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem temizlenmeye, taranmaya, ayakkabısını giymeye varıncaya kadar her işe sağdan başlamayı pek severdi. (Buhârî, Vudû’ 31, Salât 47, Et`ime 5, Libâs 38, 77)

    Yine Âişe radıyallâhu anhâ şöyle dedi:

    Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem sağ elini temizlik ve yemek için, sol elini de tuvalette temizlenmek ve benzeri işler için kullanırdı. (Ebû Dâvûd, Tahâret 18)

    Câbir İbni Abdullah radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

    “Herhangi birinizin lokması yere düştüğü zaman, onu alıp bulaşan şeyi temizledikten sonra yesin. Lokmasını şeytana bırakmasın. Parmaklarını yalamadıkça da elini beze silmesin. Zira yemeğinin neresinde bereket bulunduğunu bilemez.” (Müslim, Eşribe 136)

    Semüre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

    “Beyaz renk elbise giyiniz. Çünkü beyaz daha temiz ve daha hoş görünümlüdür. Ölülerinizi de beyaz kefene sarınız.” (Nesâî, Cenâiz 38, Zînet 97; Hâkim, Müstedrek IV,185.)

    Ebû Abdullah Selmân el-Fârisî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

    “Bir kimse cuma günü gusül abdesti alır, elinden geldiği kadar temizlenir, ya kendi özel kokusundan veya evinde bulunan güzel kokudan sürünür ve evinden çıkar, iki kişinin arasına girmez, sonra üzerine farz olan namazı kılar, imam hutbe okurken susup onu dinlerse, o cuma ile öteki cuma arasındaki günahları bağışlanır.” (Buhârî, Cum’a 6, 19)

    Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

    “Bir kimse evinde güzelce temizlenir, sonra Allah’ın farzlarından bir farzı yerine getirmek için Allah’ın evlerinden birine giderse, attığı adımlardan her biri bir günahı silip yok eder; diğer adımı da onu bir derece yükseltir.” (Müslim, Mesâcid 282)

    Semüre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

    “Her kim cuma günü abdest alırsa ne iyi eder; hele boy abdesti alırsa, o daha iyidir.” (Ebû Dâvûd, Tahâret 128; Tirmizî, Cum`a 5)

    Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

    "Ümmetimi (veya insanları) zora sokmaktan endişe etmeseydim, onlara her namaz vaktinde misvakla dişlerini temizlemelerini emrederdim." (Buhârî, Cum'a 8, Temennî 9, Savm 27; Müslim, Tahâret 42)

    Âişe radıyallahu anhâ şöyle dedi:

    Biz Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in misvakını ve abdest suyunu akşamdan hazırlardık. Allah onu, gecenin dilediği saatinde uyandırırdı. Hz. Peygamber uyanınca hemen misvakla dişlerini temizler, abdest alır ve namaz kılardı. (Müslim, Müsâfirîn 139)

    Şüreyh İbni Hânî şöyle dedi: Hz. Âişe'ye;

    - Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem evine girdiği zaman ilk önce ne yapardı? diye sordum.

    "Dişlerini misvaklardı" dedi. (Müslim, Tahâret 43, 44.)

    Âişe radıyallahu anhâ'dan rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

    "Misvak kullanmak ağzın temiz kalmasına ve Rabbın razı olmasına sebeptir." (Nesâî, Tahâret 4; İbn Huzeyme, Sahih, I, 70)

    Ebû Mûsâ el-Eş’arî (r.a) şöyle buyurur:

    “Bir defasında Nebiyy-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz’in yanına vardım. Ellerindeki bir misvâk ile dişlerini temizlediklerini ve ağızlarında misvâk olduğu halde öğürür gibi «Ö’, ö’» dediklerini gördüm.” (Buhârî, Vudû’, 73)

    Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

    "Peygamberlerin sünneti (fıtrat) beştir - yahut beş şey fıtrat gereğidir- :Sünnet olmak, kasıkları tıraş etmek, tırnakları kesmek, koltuk altını temizlemek, bıyıkları kırpmak." (Buhârî, Libâs 51, 62, 64; Müslim, Tahâret 49, 50.)

    Âişe radıyallahu anhâ'dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

    "On şey fıtrat gereğidir: Bıyıkları kırpmak, sakal bırakmak, misvak kullanmak, burna su çekmek, tırnakları kesmek, parmak boğumlarını temizlemek, koltuk altı kıllarını gidermek, apış arasını temizlemek, istinca yapmak.."

    Râvî "onuncuyu unuttum; ancak onun da mazmaza (ağıza su vermek) olması muhtemeldir" dedi. (Müslim, Tahâret 56)

    Allah Rasûlü (s.a.v) bir defasında da mü’mini bal arısına benzetmişlerdir:

    Mü’min bal arısına benzer. Arı; daima temiz olan şeyleri yer, temiz olan şeyler ortaya koyar, temiz yerlere konar ve nâzik davrandığı için konduğu yere zarar vermez, orayı kırıp bozmaz. Düştüğünde ise kırılmaz, bozulmaz.” (Ahmed, II, 199; Hâkim, I, 147; Beyhakî, Şuab, V, 58; Süyûtî, el-Câmi, no: 8147.)

    Ebû Hüreyre (r.a), Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz’in:

    “Kendisinde hades vâkî olan kimsenin namazı, (o kimse yeniden) abdest almadıkça kabûl olunmaz!” buyurduklarını nakletmişti.

    Hadramevt ahâlîsinden biri:

    “‒Ey Ebû Hüreyre, hades nedir?” diye sordu. Ebû Hüreyre (r.a):

    “‒Sessiz veya sesli yel.” cevabını verdi. (Buhârî, Vudû’, 2)

    Ebû Hüreyre (r.a) der ki:

    “Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz’in şöyle buyurduklarını işittim:

    «Benim ümmetim Kıyamet gününde abdest izlerinden dolayı “Yüzleri nurlu, elleri ve ayakları bembeyaz olanlar” diye (hesâp mahalline veya mîzan başına) çağrılacaklardır.»

    Ebû Hüreyre (r.a) sözüne şöyle devam eder:

    “Artık kim, bu parlaklığını daha ziyâde artırıp uzatmaya güç yetirebilirse bunu yapsın!” (Buhârî, Vudû’, 3)

    İbn-i Abbas (r.a) şöyle buyurmuştur:

    “Rasûlullah (s.a.v) he­lâya girmişlerdi. Ben de hemen temizlik ve abdestte kullanacakları suyu koydum. Çıkınca:

    «‒Bunu kim koydu?» diye sordular. Kendilerine benim koyduğum haber verildi. Bunun üzerine:

    «Al­lah’ım! Onu dînde fakîh kıl, ince anlayış sahibi kıl, dindeki anlayışını artır!» diye dua ettiler. (Buhârî, Vudû, 10)

    Enes ibn-i Mâik (r.a) şöyle buyurur:

    “Rasûlullah (s.a.v) tuvalete çıktıkları zaman bir çocukla beraber yanımızda bir su matarası olduğu halde (hizmet için) gelirdik.”

    Enes (r.a)’in: “...yanımızda bir su matarası ile bir harbe olduğu halde...” dediği de rivayet olunuyor ki, su ile istincâ edildiğini anlatmak istiyor. (Buhârî, Vudû, 15-17)

    Ebû Hüreyre (r.a) şöyle buyurur:

    “Bir defasında Nebiyy-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz’in peşinden gidiyordum. Kazâ-yı hâcet (tuvalet) için münasip bir yere doğru gitmeye başladılar. Yürürken arkaya dönüp bakmak âdetleri değildi. Kendilerine yaklaştım. Bana:

    «‒Temizlenmem için bana taş bulabilir misin!» buyurdular veya buna benzer bir söz söylediler ve:

    «‒Ancak kemik ve tezek (kuru hayvan pisliği) getirme!» diye ilave ettiler.

    Elbisemin ucunda bir kaç taş getirip yanlarına koydum ve oradan uzaklaştım. İhtiyaç giderdikten sonra onları kullandılar.” (Buhârî, Vudû, 20)

    Enes ibn-i Mâlik (r.a) şöyle buyurmuştur:

    “Rasûlallah Efendimiz (s.a.v) kazâ-yı hâcet için dışarıya çıktıklarında kendilerine su götürürdüm, onunla yıkanırlardı.” (Buhârî, Vudû’, 56)

    Ümmü Kays bint-i Mıhsân (r.a), Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz’e henüz yemek yemeyen (yani süt emen) küçük bir oğlunu getirmişti. Allah Rasûlü (s.a.v) çocuğu kucaklarına oturttular. Çocuk Efendimiz (s.a.v)’in elbisesine bevletti. Allah Rasûlü (s.a.v) su isteyip elbisenin üstüne azar azar döktüler, onu yıkamadılar. (Buhârî, Vudû’, 59)

    Osman bin Affân (r.a) bir gün bir kap su isteyip abdest aldı. Önce ellerinin üzerine üç kere su döküp yıkadı. Sonra avucuyla kaptan su alıp (üç defa) ağzını çalkaladı, (üç defa) burnuna su verip güzelce temizledi. Sonra yüzünü üç kere yıkadı, kollarını dirseklerine kadar üç kere yıkadı. Sonra başını meshetti. Sonra iki ayağını üç kere aşık kemiklerine (bileklerine) kadar yıkadı. Sonunda şöyle buyurdu:

    “Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz’i aynen benim şu abdestim gibi abdest alırlarken gördüm. Abdestlerini bitirdikten sonra da şöyle buyurdular:

    «Her kim şu abdestim gibi abdest alıp iki rekât namaz kılar ve bu iki rekât içinde hatırına (namaz ile münâsebeti olmayan) bir şeyi getirmezse, ne kadar geçmiş günahı varsa mağfiret edilir».” (Buhârî, Vudû, 24, 28; Müslim, Tahâret, 3-4)

    Ebû Hüreyre (r.a)’den nakledildiğine göre Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuşlardır:

    “İçinizden biri abdest alacağı zaman burnuna su alsın, sonra o suyu nefesiyle kuvvetlice geri çıkararak burnunu güzelce temizlesin! Her kim (istincâ için) taş kullanırsa adedini tek yapsın! (Duruma göre üç, beş, yedi taş kullansın!) İçinizden biri uykudan uyandığında, elini abdest suyunun içine sokmadan evvel iyice yıkasın! Zira hiç biriniz (uyku esnasında) eli vücûdunun neresine değmiştir bilemez.” (Buhârî, Vudû, 26)

    Ebû Hüreyre (r.a) şöyle buyurmuştur: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdular:

    “İçinizden birinin kabından köpek (ağzını sokup bir şey) içerse o kabı yedi kere yıkasın!” (Buhârî, Vudû’, 33)

    Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuşlardır:

    "Yemeğin bereketi, hem yemekten önce hem de yemekten sonra elleri yıkamaktadır."(Tirmizi, Şemail, 79)

    Süveyd bin Nûman (r.a) şöyle anlatır:

    “Hayber senesinde Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz’le birlikte (sefere) çıkmıştık. Sahbâ’ya varınca (ki burası Hayber’in alt başlarında, Medine tarafındadır) Rasûlullah (s.a.v) inip İkindi’yi kıldırdılar. Sonra mevcut azıkları istediler. Kavuttan başka bir şey getirilmedi. Efendimiz (s.a.v) emrettiler ve hemen kavut ıslatıldı. Rasûlullah (s.a.v) ondan yediler, ardından biz de yedik. Bundan sonra Allah Rasûlü (s.a.v) Akşam Namazı için kalkıp ağzını çalkaladı. Biz de ağzımızı çalkaladık. Sonra Efendimiz (s.a.v) namaza durdular, yeniden abdest almadılar.” (Buhârî, Vudû’, 51)

    Esmâ bint-i Ebî Bekir (r.a) şöyle buyurur:

    “Bir kadın Nebiyy-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz’e gelip:

    «‒(Yâ Rasûlallah!) Birimizin hayız kanı elbisesine bulaşırsa ne yapsın, ne buyurursunuz?» diye sordu.

    Rasûlullah (s.a.v):

    «‒Elbisesini eliyle ovaladıktan sonra üzerine su döküp sıkar. Sonra üzerine azar azar su döker. Ondan sonra onunla namazını kılar.» buyurdular.” (Buhârî, Vudû’, 63)

    Enes (r.a) şöyle buyurur:

    Ukl veya Ureyne kabîlelerinden bazı kimseler (Medine’ye) geldiler. Yakalandıkları mîde ağrısından (veya istiskâ hastalığından) dolayı Medine’de ikâmet etmek istemediler. Rasûlullah (s.a.v) (Beytü’l-mâle âid) sütlü develerin bulunduğu yere gidip develerin bevillerinden ve sütlerinden içmelerini söylediler. Onlar da oraya gittiler. Bir müddet sonra sıhhat bulunca Nebiyy-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz’in çobanını öldürdüler ve develerini önlerine katıp götürdüler. Bu haber sabah vakti geldi. Rasûlullah (s.a.v) arkalarından adamlar gönderdiler. Bunlar, gün yükselince hâinleri getirdiler. (Efendimiz (s.a.v) kısâs olarak) ellerinin, ayaklarının kesilmesini emrettiler. (Bu cânîlerin) gözleri de oyulup Harre denilen yere atıldılar. Su istediler, kendilerine su verilmedi.” (Buhârî, Vudû’, 66; Tıb, 5, 6)

    Ebû Hüreyre (r.a), Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz’in şöyle buyurduklarını işitmiştir:

    “Hiç biriniz, akmayan durgun suya bevl ettikten sonra ondan (su alıp) yıkanmasın!” (Buhârî, Vudû’, 68)

    Nebiyy-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz’in zevce-i tâhiresi Hz. Âişe (r.a)’dan şöyle rivayet edilmiştir:

    “Nebiyy-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) cünüplükten kurtulmak için yıkandıkları zaman önce ellerini yıkamakla başlarlardı. Sonra namaz için abdest alır gibi abdest alırlardı. Sonra parmaklarını saçlarının arasına sokup diplerini hilallardı. Sonra başlarının üzerine elleriyle üç avuç su dökerler, ondan sonra da bedenlerine su dökerek suyu vücutlarının her tarafına ulaştırırlardı.” (Buhârî, Gusül, 1)

    Allah Rasûlü (s.a.v):

    “Kabir azabının çoğu, necâsetten gereği gibi sakınmamaktan kaynaklanır” buyurmustur. (İbn-i Mâce, Tahâret, 26)

    Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz:

    “Cennetin anahtarı namaz, namazın anahtarı da temizliktir” buyurmustur. (Ahmed, III, 340)

    Bir seferinde Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- mescitteyken, saçı-sakalı karışmış bir adam çıkagelmişti.

    Hazret-i Peygamber -sallâlllâhualeyhi ve sellem-, eliyle ona saç ve sakalını düzeltmesini işâret etti. (Muvatta, Şaar, 7; Beyhakî, Şuab, V, 225)

    Yine Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, birgün saçı-başı darmadağınık bir adam görmüşlerdi. Hayretle:

    “–Bu adam niçin saçlarını yıkayıp taramıyor?” buyurdular.

    Üzerinde kirli elbiseler bulunan bir kimseyi gördüklerinde de:

    “–Bu zât, elbiselerini yıkayacak su bulamıyor mu?” buyurarak müslümanların temiz ve tertipli olmaları gerektiğini ifâde ettiler. (Ebû Dâvûd, Libâs, 14/4062; Nesâî, Zînet, 60)

    Atâ bin Yesâr şunları anlatır:

    Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- mescitte idi. İçeriye saçısakalı dağınık bir adam girdi. Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellemeliyle ona çıkmasını işaret etti. Sanki saçını ve sakalını düzeltmesini kastediyordu. Adam saçını-sakalını düzelttikten sonra gelince Rasûlulllah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:

    “–Herhangi birinizin şeytan gibi saçı-başı dağınık bir hâlde gelmmesinden böyle (derli toplu) gelmesi daha iyi değil mi?” buyurdu. (Muvatta, Şaar, 7)

    “–Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:

    «–Sizden öyleleri var ki semâ haberleriyle ilgilenir. Hâlbuki tırnaklarını (yırtıcı) kuş tırnağı gibi uzatmıştır da diplerinde cünnüplük, kir-pas ve pislik yuva tutmuştur.»” (Ahmed, V, 427)

    Ebû Hüreyre’den rivâyet edildi¤ine göre, Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, mescidin k›ble tarafında bir balgam görmüfltü. İnsanlara dönerek:

    “–Bâzılarına ne oluyor ki Rabbine yöneliyor ve önüne tükürüyor. Biriniz kendisine dönülüp yüzüne tükürülmesini ister mi?..” îkâzında bulundu. (Müslim, Mesâcid, 53)

    Rasûlullah  diğer bir hadis-i serifinde söyle buyurmustur:

    “Bana, iyisiyle kötüsüyle ümmetimin amelleri gösterildi. İyiliklerinin arasında, eziyet veren seyin yoldan kaldırılmasını da gördüm. Kötü amelleri arasında, mescidin içerisine tükürüp onu temizlememeyi de gördüm.” (Müslim, Mesâcid, 58)

    İslam'da Temizlik Nedir, Çeşitleri Nelerdir?

    Peygamber Efendimizin Temizlikle İlgili Tavsiyeleri

    Yazı kaynağı : www.islamveihsan.com

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap