Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    peygamberimizin hastalar için tavsiye ettiği dua

    1 ziyaretçi

    peygamberimizin hastalar için tavsiye ettiği dua bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Şifa Duası Oku: En Etkili, Güçlü Şifa Ayetleri Arapça Okunuşu ve Türkçe Anlamı

    Şifa Duası Oku: En Etkili, Güçlü Şifa Ayetleri Arapça Okunuşu ve Türkçe Anlamı

    Hastaların kısa sürede iyileşmesi için araştırılan şifa duası zaman zaman yoğun ilgilye karşılaşıyor. Hasta veya hasta yakınının büyük merakla araştırdığı şifa duası nedir? İşte Şifa duası Arapça - Türkçe okuma ve dinleme sayfası, Şifa duası sözleri...


    Öneri:
    Ayetel Kürsi


    En Etkili ve En Güçlü Şifa Duası Arapça Okunuşu

    Bismillahi turbetu ardina ve rîkatu ba'dina yüşfe sakimuna bi-izni rabbina.

    Şifa Duası Türkçe Anlamı

    Allah’ın adıyla duâya başlarım. Bizim yerimizin toprağı ve birimizin tükürüğü vesilesiyle Allah’ın izniyle hastamız şifâ bulur.»” (Buhârî, Tıbb, 38; Müslim, Selâm, 54; Ebû Dâvud, Tıbb, 19)

    Peygamber Efendimizin Hastalara Okuduğu Şifa Duası

    Yine Hz. Aişe’den -radıyallahu anh- rivayete göre Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz kendisine bir hastanın şifâ bulması için duâ talebedildiği zaman:

    Türkçe Okunuşu: Ezhibil-be'se rabben'nasi eşfi ve enteş'şafi la şifae illa şifauke şifaen la yugadiru sekame.

    Anlamı: Bu hastalığı gider ey insanların Rabbi! Şifâ ver, çünkü şifâ verici sensin. Senin vereceğin şifâdan başka şifâ yoktur. Öyle şifâ ver ki hiç bir hastalık bırakmasın" (Buhârî, Merdâ, 20; Müslim, Selâm, 46; Ebû Dâvud, Tıbb, 18, 19)

    İbn Abbas’dan -radıyallahu anh- rivayete göre Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e bir hâtûn müracaat edip:

    “– Ya Resûlallah, ben sar’a illetine duçar oluyorum. Hem de sar’a hâlinde açılıyorum. Allah Teâlâ’ya duâ ediniz ki, bu illeti benden izâle eylesin” dedi. Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz kadına hitaben:

    “– Dilersen sabret, bu illet mukabilinde sana cennet verilsin. Dilersen sıhhat ve afiyetin için Allah Teâlâya duâ edeyim,” buyurdu.

    Sonra o hâtûn:

    “– Yâ Resûlallah, böylece sabrederim. Yalnız sar’a hâlinde açılmamam için Allah Teâlâ Hazretlerine duâ ediniz” dedi.

    Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz de, o halinde açılmaması için duâ buyurdular. (Buhârî, Merdâ, 6; Müslim, Birr, 54)

    Anlamı: Ağrıyan dişinin üzerine şehâdet parmağını koyup Yâsin-i şerîfin son tarafını nihayete kadar oku, biiznillah teâlâ şifâ bulur.” (Suyûtî, el-Câmi’us-Sağîr, no: 5218)

    Türkçe Okunuşu: Euzu bi izettillahi ve kudretihi min şerri ma ecidu.

    Anlamı: Sağ elini vücudunda rahatsız olduğun mahalle koyup yedi defa mesh eyle ve her meshte: «Hissettiğim bu hastalığın şerrinden Allah’ın izzetine ve kudretine sığınırım!» de. Biiznillahi Teâlâ şifâ bulursun.” (İbn Hanbel, IV, 217)

    Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz rahatsızlandıkları zaman onu Cibril -aleyhisselam- tedavi eder ve:

    Türkçe Okunuşu: Bismillahi arkıyke min kulli şeyin yu'zike min şerri kulli nefsin ev aynin hasidin, Allahu yeşfike bismillahi arkıyke.

    Anlamı: Allah’ın ismiyle seni rahatsız eden her şeyden sana okurum. Her nefsin veya hasetçi her gözün şerrinden Allah sana şifâ versin. Allah’ın adıyla sana okurum.»” derdi.(Müslim, Selâm 40)

    Hz. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bir rahatsızlıkları olduğu zaman Muavvizeteyn sûrelerini okur, kendi üzerine üfler ve onu eliyle üzerinden silerdi. Ve şöyle buyururlardı:

    Türkçe Okunuşu: Bismillahi Allahümme dâvini bi devaike veşfini bi şifaike ve ağnini bi fadlike ammen sivâk vahzer anni ezake.

    Anlamı: Allah’ın ismiyle. Ey Rabbim! Beni kendi devân ile tedavi et, bana kendi şifân ile şifâ ver ve beni kendi fazlınla Senden başkalarından müstağni kıl ve beni ezalardan uzak tut.»” (Heysemî, X, 180)

    Henüz eceli gelmemiş bir hastayı ziyaret eden bir mü’min yedi defa:

    Türkçe Okunuşu: Es-elullahil-azime rabbel arşil aziim en yeşfiyeke.

    Anlamı: Büyük Allah’tan, büyük Arş’ın Rabbi Allah’tan sana şifâ vermesini istiyorum!»” derse muhakkak afiyet bulur. (Ebû Dâvud, Cenâiz, 8; Tirmizî, Tıbb, 32; İbn Hanbel, I, 239)

    Kur'an'da Geçen Şifa Ayetleri

    Tevbe Sûresi, 14. Ayet 

    Okunuşu: "...Ve yeşfi sudûra kavmin mu'minîn. (mu'minîne)."

    Anlamı: “Allah, mümin bir topluluğun kalplerine şifa versin/gönüllerini ferahlatsın!” (et-Tevbe, 14)

    Yunus Sûresi, 57. Ayet 

    Okunuşu: "...Ve şifâun limâ fîs sudûri. (sudûrin)"

    Anlamı: “…Gönüllerdeki dertlere şifâdır...” (Yûnus, 57)

    Nahl Sûresi, 69. Ayet 

    Okunuşu: "...Yahrucu min butûnihâ şarâbun muhtelifun elvânuhu fîhi şifâun lin nâs(nâsi), inne fî zâlike le âyeten li kavmin yetefekkerûn. (yetefekkerûne)..."

    Anlamı: “…Onların (arıların) karınlarından renkleri çeşitli bir şerbet (bal) çıkar ki, onda insanlar için şifâ vardır…” (en-Nahl, 69)

    İsrâ Sûresi, 82. Ayet

    Okunuşu: "Ve nunezzilu minel kur’âni mâ huve şifâun ve rahmetun lil mu’minîne (mu’minîn)...."

    Anlamı: “Biz, Kur’ân’dan öyle bir şey indiriyoruz ki o, mü’minler için şifâ ve rahmettir…” (el-İsrâ, 82)

    Şuarâ Sûresi, 80. Ayet

    Okunuşu: "Ve izâ maridtu fe huve yeşfîni."

    Anlamı: “Hastalandığım zaman bana şifâ veren O’dur.” (eş-Şuarâ, 80)

    Fussilet Sûresi, 44. Ayet 

    Okunuşu: "Kul huve lillezîne âmenû huden ve şifâun (şifâ')..."

    Anlamı: “…De ki: O, (Kur’ân) inananlar için doğru yolu gösteren bir kılavuzdur ve şifâdır…” (Fussılet, 44)

    Yazı kaynağı : www.milliyet.com.tr

    Peygamber Efendimizin Hastaya Tavsiye Ettiği Dua

    Peygamber Efendimizin Hastaya Tavsiye Ettiği Dua

    Duânın da sözün de âdâbına riâyet etmek gerekir. Bir anlık heyecanla büyük konuşmak, kaldıramayacağı yükün sözünü vermek ve haddi aşmak, kulu müşkül vaziyetlere dûçâr eder.

    Mevlânâ Hazretleri buyurur:

    “Allah yolunda ateşe girmek vardır. Lâkin ateşe atılmadan önce, kendinde İbrahimlik olup olmadığını araştır! Çünkü ateş seni değil, İbrahimleri tanır ve yakmaz!..”

    “Tutalım ki İbrahim gibi put kırdın, peki beden putunu onun gibi ateşe atabilir misin?”

    “Meselâ sen, Hazret-i Mûsâ’nın asâsını elinde tutabilirsin. Fakat Mûsâ’daki kuvvet sende var mı ki, onu ejderha yapabilesin ve onu zaptetmeye kâdir olabilesin.”

    “Diyelim ki, ölüleri dirilten Hazret-i Îsâ’nın nefesine mâliksin, onun duâsı da aklında. Fakat ey gafil! Sende Hazret-i Îsâ’nın günahsız ağzı var mı ki nefesinle ölü gönülleri diriltesin, on­ları muhabbet zevkiyle canlandırasın?”

    “Diyelim ki, Hazret-i Ali’nin Zülfikâr adlı kılıcı sana mîras kaldı. Sende Allâh’ın arslanı Hazret-i Ali’nin kolu, kuvveti var mı ki Zülfikârı kullanabilesin?!.”

    Enbiyâ ve evliyânın, Cenâb-ı Hakk’a olan müstesnâ yakınlık, tevekkül ve teslîmiyetleri sebebiyle sergiledikleri birtakım fevkalâde hâl ve davranışlar, bizler için aynıyla taklit edilecek ölçüler değildir. Bunlar, ancak hayranlıkla seyredip kendi hâl ve şartlarımız içinde gayret ve heyecanımızı artırmamız için bildirilmiş hakîkatlerdir.

    Kalp ve hâl bakımından zayıf ve noksan birinin, bir anlık coşkunlukla, mânâ semâsının yıldız şahsiyetlerindeki müstesnâ tavırları sergilemeye kalkışması, kendini bilmezliktir. “Ben de Âlemlerin Rabbi’ne teslim oldum” diyerek ateşin Hazret-i İbrahim’i yakmaması hâdisesinin, kendisi için de aynı şekilde gerçekleşmesini beklemek gibi… İbrahim -aleyhisselâm-’ın kalbî kıvamına erişmemiş bir kimse için böyle bir teşebbüsün neticesi, apaçık bir hüsrandır.

    Ayrıca Hak dostları hiçbir zaman, Allah’tan belâ ve musibetlerle sınanmayı talep etmezler. Bununla birlikte başlarına bir musibet geldiğinde; onu sükûnet, sabır ve metânetle karşılarlar. Zira Allâh’ın hiçbir kuluna tâkatinin üstünde yük yüklemeyeceğini, Allah’tan gelen iptilâların sabrının da muhakkak beraberinde geleceğini bilirler. Bir musîbete mâruz kaldıklarında, acziyetlerini îtiraf ederek Cenâb-ı Hakk’ın rahmetine sığınır, Rab’lerine karşı kulluk edebini titizlikle muhafaza ederler.

    ALLAH EN AĞIR SIKINTILARI EN SEVDİĞİ KULLARINA VERİR

    Fakat bu sırrı idrâk etmeden; “Allah en büyük iptilâları en sevdiği kullarına veriyor.” diye Allah’tan musîbet talep etmek ise, câhilâne bir cür’ettir. Zira Cenâb-ı Hak, kulunun talep ettiği iptilâyı verip de ona tahammül gücünü ihsân etmeyecek olursa, kul bu yükün altında ezilip mahvolmaktan kurtulamaz.

    Asr-ı saâdette yaşanmış olan şu hâdise, bu hakîkati ne güzel îzah etmektedir:

    Enes -radıyallâhu anh- şöyle anlatır:

    Resûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- son derece zayıflamış bir hastayı ziyaret etti ve:

    «–Allâh’a bir şey için duâ ediyor muydun, veya O’ndan bir şey istiyor muydun?» diye sordu.

    Hasta:

    «–Evet, “Allâh’ım, bana âhirette vereceğin cezâyı bu dünyada hemen peşin olarak ver!” diye duâ ederdim.» dedi.

    Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:

    «–Sübhânallah! Senin buna gücün yetmez. Şöyle duâ etseydin olmaz mıydı:

    “...Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, âhirette de iyilik ver ve bizi Cehennem azâbından koru!” (el-Bakara, 201)»

    Bunun üzerine o hasta bu duâyı yaptı ve şifâ buldu.” (Müslim, Zikir, 23; Tirmizî, Deavât, 71/3487)

    Diğer taraftan nice insan; “Ben şöyle şöyle duâ ettim, fakat kabul olmadı.” der. Şunu unutmamak gerekir ki duânın kabûlü, ağızdan ziyade bir kalp meselesidir. Yani ağızdan çıkan sözden çok, kalbin Cenâb-ı Hakk’a olan yakınlık ve samimiyetine bağlı bir keyfiyettir.

    İBADETİN ADABI

    Demek ki duânın da sözün de âdâbına riâyet etmek gerekir. Bir anlık heyecanla büyük konuşmak, kaldıramayacağı yükün sözünü vermek ve haddi aşmak, kulu müşkül vaziyetlere dûçâr eder.

    Sahâbeden Abdullah bin Amr -radıyallâhu anh-, her gün oruç tutup her gece Kur’ân’ı hatmetmeye ve geceleri uyumamaya karar vermişti. Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bunu haber alınca ona îtidâl tavsiyesinde bulundu. Ayda üç gün oruç tutmasını, Kur’ân-ı Kerîm’i de ayda bir defa hatmetmesini söyledi. Ayrıca bedeninin, âile fertlerinin ve ziyaretçilerinin haklarına da riâyet etmesinin daha hayırlı olacağını bildirdi.

    Abdullah -radıyallâhu anh- ise daha fazlasını yapmaya gücünün yeteceğini söyleyerek Efendimiz’den her defasında daha da artırmasını istedi. Nihâyet Dâvut -aleyhisselâm-’ın orucu gibi bir gün tutup bir gün tutmamaya, haftada bir hatim indirmeye kadar vazifelerinin artmasına sebep oldu. Efendimiz’in işaretindeki sırrı idrâk edemedi. Gün gelip ihtiyarladığında, eski güç ve tâkati kalmadığı için, vaktiyle verdiği sözü tutmakta zorlandı ve;

    “–Keşke Allah Resûlü’nün verdiği ruhsatı kabul etmiş olsaydım.” diyerek pişmanlığını ifade etti.[1]]

    Dipnot:

    [1] Bkz. Buhârî, Savm 55, 56, 57, Teheccüd 7, Enbiyâ 37, Nikâh 89; Müslim, Sıyâm, 181-193.

    Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Hz. Mevlana, Erkam Yayınları

    İslam ve İhsan

    Şifa Ayetleri

    Yazı kaynağı : www.islamveihsan.com

    ŞİFA DUASI OKUNUŞU - Şifa Ayetleri - Hz. Muhammed'in (s.a.s) Okuduğu En Kuvvetli Hasta Duası ve Çok Tesirli Şifa Duaları

    ŞİFA DUASI OKUNUŞU - Şifa Ayetleri - Hz. Muhammed'in (s.a.s) Okuduğu En Kuvvetli Hasta Duası ve Çok Tesirli Şifa Duaları

    Hastalanan kişiler için dua etmek en önemli şifa kaynağıdır. Bunun yanı sıra şifa bulmak için uzman hekimlere de başvurulmalıdır. Allah (c.c) hastalığı da şifayı da verendir. Kur'an-ı Kerim'de şifa konulu en kuvvetli ve çok tesirli şifa ayetleri bulunur. Hadis kaynaklarında Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'in (s.a.v) okuduğu şifa duası ile ilgili bilgilere yer verilmiştir. Okunması tavsiye edilen en kuvvetli ve çok tesirli şifa duaları, şifa ayetleri hakkındaki önemli bilgilere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

    Hastalara Okunacak En Kuvvetli ve Çok Tesirli Şifa Duası

    Kur'an-ı Kerim'de şifa konulu bazı ayetler yer almaktadır. Bu ayetlerin hastalığa karşı şifa niyeti ile okunması tavsiye edilmiştir. İnsan için en önemli şey sağlıktır ve herhangi bir hastalık ile karşılaşıldığından şifa için Allah'a dualar edilir. Hadis kaynaklarında Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'in okuduğu şifa duasına da yer verilmiştir.

    Hz. Âişe'den (r.a.) şöyle rivayet edilmiştir: "Hz. Peygamber (s.a.s.), hasta olan akrabalarının üzerine okuyarak sağ eliyle onları sıvazlar ve şöyle derdi:

    Şifa Duası Arapça Okunuşu

    Ezhibil-be'se rabben'nasi eşfi ve enteş'şafi la şifae illa şifauke şifaen la yugadiru sekame.

    Şifa Duası Türkçe Anlamı

    Bu hastalığı gider ey insanların Rabbi! Şifâ ver, çünkü şifâ verici sensin. Senin vereceğin şifâdan başka şifâ yoktur. Öyle şifâ ver ki hiç bir hastalık bırakmasın" (Buhârî, Merdâ, 20; Müslim, Selâm, 46; Ebû Dâvud, Tıbb, 18, 19)

    Şifa Duası Okunuşu

    Bismillahi turbetu ardina ve rîkatu ba'dina yüşfe sakimuna bi-izni rabbina.

    Şifa Duası Anlamı

    Allah'ın adıyla duâya başlarım. Bizim yerimizin toprağı ve birimizin tükürüğü vesilesiyle Allah'ın izniyle hastamız şifâ bulur" (Buhârî, Tıbb, 38; Müslim, Selâm, 54; Ebû Dâvud, Tıbb, 19)

    Şifa Duası Türkçe Okunuşu

    Euzu bi izettillahi ve kudretihi min şerri ma ecidu.

    Şifa Duası Anlamı

    Sağ elini vücudunda rahatsız olduğun mahalle koyup yedi defa mesh eyle ve her meshte: «Hissettiğim bu hastalığın şerrinden Allah'ın izzetine ve kudretine sığınırım! de. Biiznillahi Teâlâ şifâ bulursun." (İbn Hanbel, IV, 217)

    Şifa Ayetleri Nelerdir?

    Hastalanan kişi, ölüm ve ihtiyarlık haricinde her hastalığa karşı bir şifa olduğunun bilincindedir. U bilinç ile uzman hekimlere başvurularak tedavi yolları aranmalı, en önemlisi de Yüce Allah'a sığınıp şifa bulması için dua etmelidir. Bu maksatla bazı âlimler Kur'an-ı Kerim'den şifa konulu âyetlerin okunmasını tavsiye etmişlerdir.

    Şifa için okunan bazı âyetler şunlardır: Tevbe, 9/14; Yûnus, 10/57; Nahl, 16/69; Şu'arâ, 26/80; Fussılet, 41/44.

    Yazı kaynağı : www.sabah.com.tr

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap