Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    peygamberimiz ve vefa toplumu ile ilgili kompozisyon

    1 ziyaretçi

    peygamberimiz ve vefa toplumu ile ilgili kompozisyon bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Lise Öğrencileri Arası "Peygamberimiz ve Vefa Toplumu" temalı Kompozisyon Yarışması

    1. Son başvuru tarihi 12 Ekim 2021 dir.

    2. Yarışmaya sadece lise öğrencileri katılabileceklerdir.

    3. Yarışmacılar, başvuru ve eser teslimi esnasında öğrenci olduklarını belirten belgeyi ve T.C. kimlik karlarını yanlarında bulunduracaklardır. Ayrıca her bir öğrenci, velisi tarafından imzalanmış "Veli Muvafakat Belgesi"ni eser ile birlikte Müftülüğe teslim edeceklerdir.

    4. Yarışmada dereceye girenler İl Müftülüğü Web sitesi duyurular bölümünden 14 Ekim 2021 tarihi itibari ile yayınlanacaktır.

    5. Yarışmaya dair şartnameler aşağıdadır.

    Yazı kaynağı : kirikkale.diyanet.gov.tr

    Sempozyum

    Prof. Dr. Abdurrahman HAÇKALI, Diyanet İşleri Başkanlığı, Türkiye

    Prof. Dr. Huriye MARTI, Diyanet İşleri Başkanlığı, Türkiye

    Prof. Dr. İbrahim Hilmi KARSLI, Diyanet İşleri Başkanlığı, Türkiye

    Doç. Dr. Selim ARGUN, Diyanet İşleri Başkanlığı, Türkiye

    Dr. Mustafa Bülent DADAŞ, Diyanet İşleri Başkanlığı, Türkiye

    Prof. Dr. Abdullah KAHRAMAN, Diyanet İşleri Başkanlığı, Türkiye

    Prof. Dr. Ali AVCU, Diyanet İşleri Başkanlığı, Türkiye

    Prof. Dr. Enbiya YILDIRIM, Diyanet İşleri Başkanlığı, Türkiye

    Prof. Dr. Hacı Mehmet GÜNAY, Diyanet İşleri Başkanlığı, Türkiye

    Prof. Dr. Halis AYDEMİR, Diyanet İşleri Başkanlığı, Türkiye

    Prof. Dr. İhsan ÇAPCIOĞLU, Diyanet İşleri Başkanlığı, Türkiye

    Prof. Dr. Metin ÖZDEMİR, Diyanet İşleri Başkanlığı, Türkiye

    Prof. Dr. Ömer KARA, Diyanet İşleri Başkanlığı, Türkiye

    Prof. Dr. Soner GÜNDÜZÖZ, Diyanet İşleri Başkanlığı, Türkiye

    Doç. Dr. Fatih KURT, Diyanet İşleri Başkanlığı, Türkiye

    Dr. Aqil ŞİRİNOV, Azerbaycan İlahiyat Enstitüsü, Azerbaycan

    Prof. Dr. Ahmet YAMAN, Necmeddin Erbakan Üniversitesi, Türkiye

    Prof. Dr. Ali Osman KURT, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi, Türkiye

    Prof. Dr. Eyup BAŞ, Ankara Üniversitesi, Türkiye

    Prof. Dr. Fahimah ULFAT, Eberhard Karls Universitat Tübingen, Almanya

    Prof. Dr. Hasan Kâmil YILMAZ, İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi, Türkiye

    Prof. Dr. Mehmet Emin AY, Uludağ Üniversitesi, Türkiye

    Prof. Dr. Merdan GÜNEŞ, Osnabrück Üniversitat, Almanya

    Prof. Dr. Muhammet Şevki AYDIN, Erciyes Üniversitesi, Türkiye

    Prof. Dr. Mustafa AĞIRMAN, Atatürk Üniversitesi, Türkiye

    Prof. Dr. Mustafa SİNANOĞLU, İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi, Türkiye

    Prof. Dr. Raşit KÜÇÜK, TDV İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM), Türkiye

    Prof. Dr. Saffet KÖSE, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi, Türkiye

    Doç. Dr. Sultanmurat ABJALOV, Ahmet Yesevi Üniversitesi, Kazakistan

    Prof. Dr. Tarek BADAWİA, Friedrich-Alexander Universitat Erlangen-Nürnberg, Almanya

    Prof. Dr. Yaşar SARIKAYA, Justus-Liebig Universitat Giessen, Almanya

    Doç. Dr. Zaylabidin ACİMAMATOV, Oş Üniversitesi, Kırgızistan

    Yazı kaynağı : mevlidinebi.diyanet.gov.tr

    Peygamberimiz Ve Vefa Toplumu

    Peygamberimiz Ve Vefa Toplumu

    Peygamberimiz Ve Vefa Toplumu

    “Ey dost! Sen, gamlar içinde bulunduğun halde neşeli ol; vefasız olan, vefa nedir bilmeyen şu dünyada, sen vefalı ol!” (Mevlana Celaleddin-i Rumi)

    Mükerrem bir varlık olarak yaratılan insan, kendisine takdir edilen zaman dilimini geçirdiği şu dünyada hiç kuşkusuz birbirleriyle, canlı ve cansız diğer mahlûkatla hayatı paylaşmak, sağlıklı ve iyi bir iletişim kurarak toplum içerisinde yaşamak durumundadır ve bu insanoğlunun en temel sorumluluklarından birisidir. Etrafıyla sağlıklı iletişim kuramayan insan, yalnız ve dolayısıyla da mutsuz insandır. İşte insanlar arasındaki iletişimi güçlendirecek, aralarındaki muhabbeti artıracak en temel kavram ise “Vefa” duygusudur.

    Vefa kavramı; sözünde durma, sözünü yerine getirme, borcunu ödeme, sevgi, dostluk ve bağlılıkta sebat etme, kendini sevenleri, kendisine iyiliği dokunanları unutmama, dostlarıyla ilgiyi kesmeme gibi anlamlara gelir. Bu güzel özelliklere ve yüce vasıflara sahip olan kimseye de vefakâr ya da vefalı denir. Vefanın zıttı nankörlüktür. Vefakârlık; kadir kıymet bilmek, kendisine yapılan iyiliği unutmamak, nankörlük ise iyiliğin kadrini bilmemek ya da kendisine yapılan iyiliğe kötülükle mukabelede bulunmaktır.

    Yüce dinimiz İslam’ın en temel iki kaynağı olan Kur’an ve Sünnete baktığımızda vefa kavramının çok sık yer aldığını görürüz. Cenab-ı Allah bir ayet-i kerimesinde şöyle buyurur: “Muhakkak ki sana biat edenler ancak Allah'a biat etmektedirler. Allah'ın eli onların ellerinin üzerindedir. Kim ahdini bozarsa, ancak kendi aleyhine bozmuş olur. Kim de Allah ile olan ahdine vefa gösterirse Allah ona büyük bir mükâfat verecektir.” (Fetih, 10)

    Yine, Peygamber Efendimizden mervi bir hadis-i şerifte cenneti kazanabilmemizin şartları sayılırken şu sıralama dikkat çekicidir: “Bana kendi adınıza altı şeyin güvencesini verin, ben de size cennetin güvencesini vereyim. Konuştuğunuzda doğru söyleyin, söz verdiğinizde sözünüzü tutun, size bir şey emanet edildiğinde ona riayet edin, iffetinizi koruyun, gözlerinizi (bakılması yasak olandan) sakının ve ellerinizi (haramdan) çekin.” ( İbn Hanbel, V, 323)

    Vefa; güvendir, sadakattir. Verdiği sözü yerine getirerek kardeşine söz senediyle güvence vermektir.

    Vefa; hatırlamaktır. Sevdiği, muhabbet beslediği kardeşini unutmamak, onu hep iyilikle yâd etmek, her daim hatırında olduğunu hissettirmektir.

    Vefa; sadakadır, yardımdır. Dili, rengi ve vatanı ne olursa olsun ihtiyaç sahibi kardeşine yardım eli uzatmak, zor zamanlarında her daim yanında olduğunu hissettirmektir.

    Peki, kimlere vefalı olunmalı, nelere vefa gösterilmelidir?

    Elbette ilk olarak tüm mahlukatı yoktan var eden ve kendisine kul olma şerefini bizlere bahşeden, Alemlerin Rabbi Allah’a karşı vefalı olunmalıdır.

    Rabbimize karşı vefamızın en büyük göstergesi, kulluğumuzun ve sadakatimizin bilincinde olmamız ve hayatımızı bu noktada tanzim edebilmemizdir.

    Yaratılmışlar içinde mükerrem olarak yaratıldığı ifade edilen insanoğlu kendine vefalı olmalıdır. Kendine vefalı olmak hiç kuşkusuz, Rabbimizin bizlere emanet ettiği bu canı ve bedeni maddi-manevi her türlü kötülüklerden koruyarak beden emanetine riayet etmektir.

    Aynı zamanda hak duyarlılığını da dikkate alarak, öncelikle en yakın çevremizden başlamak üzere, anne-babamız, çocuklarımız, akrabalarımız ve komşularımıza yani insana karşı vefalı olmalıyız.

    Oku hitabıyla başlayan, bilgiyi ve tefekkürü bizlere telkin eden bir dinin mensupları olarak, bilmediklerimizi bize öğreten, davranışlarıyla örnek olan, yolumuzu aydınlatan hocalarımıza, ilim ve bilim insanlarına karşı da vefalı olmalıyız.

    Yine Rabbimizin bizler için var ettiği ve istifademize sunduğu çevremize yani tabiata karşı da vefalı olmalıyız. Çevreye vefanın en büyük göstergesi de bu dünya ve içindekilerin bizlere bir emanet olduğu bilincini yüreğimizde hissetmemiz, canlı ve cansız bütün varlıklara bu bilinçle yaklaşmamızdır.

    Tüm insanların huzuru bulabilmesi, mutlu bir varlık olarak yaşayabilmesi ve iyiliği hayatına egemen kılan bir şahsiyet olabilmesi için sahip olunması gereken en temel duygunun “Vefa” olduğu muhakkaktır. Asli görevi toplumu din konusunda aydınlatmak ve sahih dini bilgiyle buluşturmak olan Diyanet İşleri Başkanlığımız da bu sene vefa duygusuna vurgu yapmak ve bu noktada bir farkındalık oluşturmak amacıyla, 2021 Yılı Camiler ve Din Görevlileri Haftası ana temasını “Cami, Din Görevlileri ve Vefa”, Mevlid-i Nebi Haftası ana temasını ise “Peygamberimiz ve Vefa Toplumu” olarak belirlemiştir.

    Malum olunduğu üzere, camiler sadece ibadet edilen mekânlar değil, aynı zamanda millet olarak bir araya geldiğimiz, birlik, beraberlik, kardeşlik duygularını omuz omuza saf tutuşumuzla yaşadığımız mekânlardır. Aynı zamanda din görevlilerimiz de bu kutsal mekânlarda sadece namaz kıldıran bir görevli değil, görev mahallerindeki her başı sıkışanın derdine koşan, hastalık ve vefat gibi zor zamanlarında dualarıyla yanlarında olan, düğün, nişan gibi mutlu anlarında sevinçlerine ortak olan vefakâr din gönüllülerimizdir. Hiç kuşkusuz bu yönlerini de en çok son dönemde yaşamış olduğumuz pandemi sürecinde fazlasıyla hissettirmişler ve büyük bir fedakârlık örneği göstererek kapı kapı gezmiş, vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını temin noktasında canla başla çalışmışlardır.

    Bu itibarla, Diyanet İşleri Başkanlığımız, teşkilatımız bünyesinde büyük fedakârlıklarla din hizmeti sunan ve toplumumuzun kendilerine ihtiyaç duyduğu her alanda varlık izhar eden değerli hocalarımızın hizmetlerini takdir ederek, bu yılki Camiler ve Din Görevlileri Haftası ana teması olan “Cami, Din Görevlileri ve Vefa” konusunun 1-7 Ekim tarihleri arası yurt içi ve yurt dışında hafta münasebetiyle gerçekleştirilmesi planlanan etkinliklerde kapsamlı bir şekilde ele alınması talimatını tüm birimlerine göndermiştir. Bizler de Afyonkarahisar İl Müftülüğü olarak bu önemli haftayı vatandaşlarımızla birlikte en güzel bir şekilde değerlendirebilmek amacıyla çalışmalarımızı tamamladık.

    Bu hafta münasebetiyle gerçekleştirmeyi planladığımız etkinlikler şunlardır;

    Bu vesileyle, toplumumuz başta olmak üzere tüm insanlığı Kur’an ve Sünnet ışığında dinin güzellikleriyle tenvir etmeye çalışan ve kendisini bu mukaddes davaya adayan, ilim, irfan ve ahlak timsali değerli din gönüllüsü hocalarımızın “2021 Yılı Camiler ve Din Görevlileri Haftası”nı tebrik ediyorum. Ahirete irtihal eden hademe-i hayrata Yüce Allah’tan rahmet diliyor; hayatta olanlara sıhhat ve afiyet içerisinde daha nice hizmetler nasip etmesini niyaz ediyorum.

    Sinan KAZANCI

    Afyonkarahisar İl Müftüsü

    Yazı kaynağı : www.afyonzafer.net

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap