Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    pedagojik dramanın gelişiminde etkili olan isimler

    1 ziyaretçi

    pedagojik dramanın gelişiminde etkili olan isimler bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Eğitimde Yaratıcı Drama

    Temel Bir Kaynak “Eğitimde Yaratıcı Drama”

    Yazar: Ömer ADIGÜZEL

    Yayınevi: Naturel

    “Eğitimde Yaratıcı Drama” bilimsel çalışma disiplini olarak çok yeni bir alan olmasına karşın, çağdaş insanın gereksinimini karşılamada ve yaratıcı bireyi yetiştirmede etkili olabilecek bir alandır. Eğitimde yaratıcı drama, yöntem (araç) ve disiplin (amaç) niteliği ile sistemde etkin olarak yer almamakla birlikte kendisine aynı zamanda bir sanat-estetik eğitimi ve eğitimde etkili ve etkin bir yöntem olarak yer bulmaya çalışmaktadır.

    1980’li yıllar Türkiye’de eğitimde yaratıcı drama alanındaki yeni bilimsel bakış ve araştırmaların yoğunlaştığı, eğitimde yaratıcı dramanın bir yöntem, başlı başına bir ders ve bir estetik eğitim alanı olarak sistemde yer aramaya başladığı dönem olarak anılmaya başlamıştır. Bu başlangıçta Prof. Dr. İnci San ile Tamer Levent’in drama adına buluşmaları ve birlikte üretim sürecine girmelerinin önemi büyüktür.

    Prof. Dr. İnci San’ın yetiştirdiği öğretim elemanlarından birisi olan Yrd. Doç. Dr. Ömer Adıgüzel, Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü’ne bağlı Yaratıcı Drama Tezli ve Tezsiz Yüksek Lisans Programının yürütücülerindendir.

    Yurt içi ve yurt dışında yaratıcı drama alanının değişik konularında atölyeler yöneten Adıgüzel, müze eğitimi, müzede drama, çocuk müzeleri, kültür pedagojisi gibi konularda çalışmaktadır. İlköğretimde Drama, Okulöncesinde Drama, Drama, Sosyal Bilgiler Öğretiminde Drama, Sanat ve Eğitim, Oyun ve Drama İlişkisi, Doğaçlama Teknikleri, Dramada Farklı Yaklaşım ve Yöntemler, Yaratıcı Dramada Kuram ve Uygulamalar, Yaratıcı Dramada Program ve Proje Geliştirme, Çocuk Müzeleri gibi dersleri yürütmektedir. 2003 yılından beri Çağdaş Drama Derneği’nin (ÇDD) Genel Başkanı olarak da görev yapmaktadır.

    Yaratıcı Drama alanındaki önemli bir eksiği kapatacak olan bu kitap, eğitimde yaratıcı drama alanında kuram ve uygulamada yaşanılan sorunları gidermeye yönelik çalışmalara katkı getirmeyi hedeflemektedir.

    Kitabın girişinde Türk eğitim dizgesinde son yıllarda yer bulan ve hem örgün hem de örgün olmayan eğitim sürecinde yaygınlaşmasını sürdüren eğitimde yaratıcı dramanın Türkiye’deki gelişim sürecindeki ivmeler anlatılıyor.

    Kitap, her biri ayrı ayrı ele alınabilecek 9 bölümden oluşuyor.

    Birinci bölümde, Dram, Dramatik ve Dramatik Durum, Dramatik Oyun, Dramatizasyon, Dramaturgi, Dramaturg, Yaratıcılık, İletişim, Etkileşim, Empati, Animasyon, Atölye, Mış gibi yapmak, Ritüel, Fragman gibi yaratıcı drama ile ilişkili bazı kavramlara değiniyor yazar,

    İkinci bölümde, Yaratıcı Drama’nın tanımı, Yaratıcı Dramaya Yönelik Diğer Tanımlar, Yaratıcı Dramanın Belirgin Özellikleri, Yaratıcı Dramanın Genel Amaçları, Yaratıcı Dramanın Temel Öğeleri (Bileşenleri), Yaratıcı Drama Lideri, Yaratıcı Dramanın Kullanım Biçimleri-/ Boyutları, Yaratıcı Dramanın Yapılandırılması-Aşamaları

    , Dramatik Kurgunun Bileşenleri, Yaratıcı Dramada Ölçme ve Değerlendirme ve yaratıcı drama alanının temel öğelerini (bileşenlerini), özelliklerini ayrıntılı bir biçimde açıklıyor.

    Üçüncü bölümde, Yaratıcı dramanın gelişiminde 18. yüzyılda gelişen ve sanatı olduğu kadar eğitimi de etkileyen romantizmin etkisi bulunduğu tümcesiyle başlıyor. Yaratıcı Dramanın gelişimi ve ilk öncülerin anlatıldığı bölümde, Harriyet Finlay Johnson, Henry Caldwell Cook, Peter Slade, Brian Way, Dorothy Heathcote , Gavin Bolton ve Winifred Ward gibi isimlerin yaklaşımı ayrıntılı bir biçimde anlatılıyor.

    Türkiye’de Eğitimde Yaratıcı Dramanın gelişimi başlıklı dördüncü bölümde, 1980’li Yıllar Öncesi Yaratıcı Drama Çalışmalarına İlişkin İzler ve 1980’li Yıllar Sonrası Canlandırma Odaklı Çalışmalar, Tamer Levent ve İnci San Buluşması, Uluslararası Eğitimde Yaratıcı Drama Seminerleri, Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi’nde Yaratıcı Drama ve Diğer Akademik Çalışmalar, 1980 Sonrası Milli Eğitim Bakanlığı’nda Yaratıcı Drama Eğitimine Yönelik Çalışmalar, Çağdaş Drama Derneğinin Kuruluşu gibi konular ve Yaratıcı Drama’nın Türkiye’deki İlk Öncüleri başlığı ile Selahattin Çoruh, Emin Özdemir, Tamer Levent ve İnci San gibi öncülerin drama anlayışı üzerinde durulmuştur.

    Tiyatroyu yakından ilgilendiren drama, dramatik, dramatizasyon, rol oynama gibi birbirine yakın kavramlar nedeniyle yaratıcı drama özellikle tiyatro ile çoğu zaman karıştırılmaktadır. Bu yönüyle Beşinci bölümde, Tiyatro ve Tiyatroda Bazı Yaklaşımların Yaratıcı Drama İlişkisi bölüm başlığı ile Tiyatronun Öğeleri (Bileşenleri), Oyun ve Tiyatro Pedagojisi, Tiyatro Pedagojisinin Çalışma Alanları, Çocuk Tiyatrosu-Çocukların Tiyatrosu, Okulda Drama, Okul Oyunu – Okul Tiyatrosu, İsmail Hakkı Baltacıoğlu’nun Okul Tiyatrosu Anlayışı, Okul Tiyatrosu ve Yaratıcı Drama, Mini – Mono Drama, Eğitimde Tiyatro, Anlatı Tiyatrosu, Feminist Tiyatro Pedogojisi, Forum Tiyatro, Öğretici Oyunlar (Lehrstück), Doğaçlama Tiyatrosu (Tiyatro Sporu – Spor Tiyatrosu) gibi konular ayrıntılı olarak işleniyor.

    Altıncı bölümde, Oyun ve Yaratıcı Drama başlığı altında, Oyun Tanımları, Oyunun Özellikleri, Oyunun Önemi ve Çocuğun Gelişimine Katkıları, Drama-Oyun-Dramatik Oyun İlişkisi konuları işleniyor. Oyun sözcüğü yerine yaratıcı drama sözcüğünün eklendiği düşünüldüğünde açıklamaların yaratıcı drama açısından da yanlışlar içermediği, yaratıcı dramayı son derece kapsadığı görülüyor. Bu nedenle oyun ile yaratıcı drama iç içe geçmiş ancak birbirlerinden farklı kavramlar olduğu üzerinde duruluyor.

    Yedinci bölümde, yaratıcı drama alanına benzer görünen ancak amaçlar açısından çok farklı özelliklere sahip “Psikodrama” anlatılıyor. Psikodrama, Sosyodrama, Moreno ve Yaratıcı Drama gibi konular ayrıntılı bir biçimde açıklanıyor.

    Sekizinci bölümde, Yaratıcı drama, kendi amaç ve içeriği olan, belirli öğrenme kuramlarına dayanan ya da bu kuramlarla ilişkili olan, kendine özgü ölçme ve değerlendirme yaklaşımlarına sahip bağımsız bir ders olma özelliğine sahiptir. Bu bölümde, Yaratıcı Dramada Kullanılan Teknikler ve Süreçsel Drama Yaklaşımı ele alınıyor.

    Dokuzuncu Bölümde, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Finlandiya , Hırvatistan, İsveç, Macaristan, Norveç, Portekiz, Sırbistan, Tayvan, Yunanistan gibi ülkelerde Yaratıcı Dramanın Gelişimi ve Bugünkü Durumu başlığıyla altında inceleniyor.

    Kitabın sonunda ise hem ülkemizde yapılan yaratıcı drama çalışmaları hem de diğer ülkelerde yapılan çalışmalar kaynakça bölümünde ayrıntılı olarak veriliyor.

    Genel Hatlarıyla Ömer Adıgüzel’in Eğitimde Yaratıcı Drama Kitabı, Üniversite ve Yüksek Öğretim Ortamlarında, Drama Eğitmenliği Programı Katılımcıları, öğrenme ve öğretme ortamlarıyla uğraşan araştırmacılar için uygulamalı bir kaynak ve rehber kitap olma hedefine uygun olarak hazırlanmıştır. Bu kitap yüksek eğitim ortamında yaratıcı drama ile ilgilenen tüm araştırmacı, akademisyenler ve öğrenciler için tavsiye edebileceğim çok değerli bir eserdir.

    Blm Uzm. Murtaza Aykaç

    Yazı kaynağı : yaraticidrama.org

    DRAMA TÜRLERİ

    DRAMA TÜRLERİ

    DRAMA TÜRLERİ

    Psikodrama

     Psikodrama Jakop Levy Monero’nun ilk kez Viyana’da anneleri ya da bakıcılarıyla parklara gelen çocukları izlerken onların bu alanda bir öğretmene ihtiyaç duyduğunu belirlemesi ve çevresine toplanan çocuklara şaşırtıcı ve düş gücünü yakalayan masallar anlatmasıyla kavram olarak ortaya çıkmıştır.

     Monero çocukların birbirlerine olan düşmanca kıskançça duygularından bu öyküler ve hayallerini doğal olarak oynayarak kurtulduklarını görür ve dramanın bir terapi olduğuna karar vererek (Teather Of Spentanity) ‘Doğallığın Tiyatrosu’ adını verdiği tiyatrosunu  kurar ve bu tiyatro Psikodrama Tiyatrosuna öncülük eder.

     Psikodrama kişilik, kişiler arası ilişki, çatışma ve duygu sorunlarının özel dramatik yöntemlerle keşfedildiği bir grup yöntemidir. İnsanların çoğu yaşamları boyunca bir şey söylüyor, başka bir şey düşünüyor, üçüncü bir şeyi hissediyor ve sonuçta bu üçüyle de ilişkisi olmayan bir şey yapıyor. Bunun sonucu insan ruhu hırpalanıyor, stres ve parçalanmaya geliyor. Psikodramanın amacı insanların söz düşünce ve davranışlarında tutarlı olmalarına yardımcı olmaktır. Bir başka amacı da kendimize ve başkalarına karşı açık ve tutarlı olmayı kolaylaştırmaktır.

     Psikodramanın en önemli amaçlarından biri de bireylerde katarsis elde etme ve içgörü kazanmaları yoluyla psikolojik gelişimlerinin sağlanması ve böylece tedavi edilmeleridir. Psikodramanın, bir terapi tekniği olarak uzman kişilerce, özellikle bu konuda eğitim almış psikologlar tarafından uygulanması gerekir.

         Eğitici Drama

     Pedagojik drama olarak da adlandırılır. Çocuğun hemen her konuda eğitiminde kullanılan bir tekniktir. Bu nedenle diğer iki drama türünü de belirli oranlarda içine alır.  Çünkü eğitici drama, çocuğun psikolojik yapı ve psikolojik yaşantılar konusunda bilinçlenmesini de, özel bir yetenek olarak yaratıcılığı kazanmasını da amaçlar. Eğitici drama ile yaratıcı drama arasındaki en önemli fark, eğitici dramanın amacının oyun yaratmak olmaması ve çocukların konuya eğitim amaçlı olarak katılmalarıdır.(6)

         Yaratıcı Drama

     Çocukların yaratıcılık özelliğini geliştirmek ve oyun yoluyla düş güçlerini harekete geçirmek için çocuklarla yapılan drama etkinliklerine yaratıcı drama denir.

     Çocuklar da yetişkinlerin yaşadığı dünyada yaşamaktadırlar ve onların da yetişkinler gibi duyguları, düşünceleri ve tarzları vardır. Bunların oluşumunda hiç kuşkusuz çevresindeki yetişkinleri örnek alırlar. Oysa çocukların yetişkinleri örnek almasından çok yaşam konusunda deneyime ihtiyaçları vardır. İşte bu noktada çocukların en çok yaptıkları şey, oyun, çok önemli bir yere sahiptir. Çocuklar yaşama dair birçok şeyi oyun oynarken öğrenirler ve bu öğrenmeler yaparak-yaşayarak olduğu için de son derece etkili ve kalıcı olmaktadır.

     Araştırmacı Arthur T. Jershild, çocukların oyun sırasında oyunlar aracılığıyla kendi güçlerini sınadıklarını, atılıma giriştiklerini, kendi çizdikleri sınırlar içinde rekabet ettiklerini, oyunda kaybetseler bile bunu kabullendiklerini, bu nedenle oyunların toplumsallaşma sürecinde önemli etmen olduğunu vurgulamaktadır.

     Yaratıcı drama, oyunlar kurarak çocuğa yaşantılar yoluyla yeni durumlara ve olaylara sağlıklı tepki vermesi ya da uyum sağlaması konusunda yardım etme sürecidir. Bu bakımdan yaratıcı drama çocuğun oyunlar yoluyla edindiği yaşama dair deneyimlerin doğru ve yerinde deneyimler olması için kontrol altında, önceden tasarlanmış ve bu konuda deneyimli kişiler tarafından yönlendirilerek yapılan bir etkinlik olmalıdır.

    Çocuklar, gençler ya da yetişkinlerle yapılan dramanın klasik sınıflandırılmasında ısınma ve rahatlama, rol oynama ve pandomim, oluşum ve değerlendirme aşamaları yer alır.

     Bu aşamalar sırasında çocuk ve gençler yaşantı zenginliği kazanarak deneyim yoluyla değişik duyguları yaşar, hisseder. Böylece çocuk ve gençler oyun oynarken yeni yaşantılar yaşar, sonucunda grup olarak değerlendirme yapar ve yaşama dair deneyim kazanır.

     Dramanın ana unsurları; drama lideri, drama grubu, materyaller ve uygun ortam olarak sıralanabilir. 

    Eğitimde Dramanın Uygulama Basamakları

    Dramada birbirinden biçim olarak farklılaşan ve her çalışmada bütün olarak
    alan üç aşama vardır. Bunlar;

    1. Isınma ve Rahatlama Çalışmaları

    Bir drama atölyesinde ilk olarak yer verilen çalışmalardır.. Bu çalışmalarda grubu oluşturan bireylerin birbirleriyle bütünleşmesine yönelik alıştırmalara yer alır. Katılımcılar, birbirleriyle tanışır ve etkileşim kurarlar. Yaşayacakları yaşantılar için hazırlıklı ve istekli hale getirilirler. Tanışma ile başlayan güven ısınmaya, uyum sağlamaya, beş duyuyu kullanmaya, gözlem yetisini geliştir-e ve bedenini ve beynini duyumsamaya yönelik çalışmalar bu aşamada yer sınma çalışmaları müzik ya da ritm eşliğinde yürüme, koşma, zıplama, çek-itme, hayvan yürüyüşleri, çeşitli zemin ve zamanlarda yürüme, gösterilen kete uygun ritm tutma gibi çalışmalardır.

    Isınma çalışmalarında bireyin kentle ilgili bilişsel, duyuşsal ve devinimsel özellikleri incelemesi ve bu incele-onucunda karşısındaki bireyi de bu açıdan görmesi sözkonusudur. Bu ısın-şamasının kuralları kesin olarak belirlenmiştir ve sadece lider tarafından yürütülmelidir. Güven kazanma, uyum sağlama, beş duyuyu kullanma, gözlem ye-geliştirme, bedenini ve beynini duyumsama genel olarak kaynaştırma ve konsantrasyon çalışmaları ile mümkün olmaktadır.

    2. Oynama (Esas Çalışma)

    Belirlenmiş kurallar içinde özgürce oyun oynama ve bu oyunları geliştirme çalışmalarından oluşur. Oyun, kişiliğin gelişimi sürecinde diğer insanlarla pay-aşarak, onları taklit ederek gerçekleştirilir. Sözü edilen oyunlar bu temel görüşen yola çıkarak uygulama içinde yerini alır. Yaratıcılık ve imgeleme (hayal) bo-'utları oyunlarla işin içine girer. Bu aşamada liderin (öğetmenin) dikkat etmesi ;ereken nokta oyunlarda aşırılığa kaçmamak ve katılımcıları gereğinden fazla 'ormamaktır.
    Çalışma grubunun özelliklerine uygun olarak oyunlar seçilir. Oyun oluştur-na için pandomim, rol oynama, doğaçlama, öykü oluşturma, dramatizasyon gi-ıi etkinliklerden biri veya bir kaçı seçilerek uygulama yapılır. Bu oyunlar kimi aman sözcük dağarcığını, duyuları ya da dikkati geliştiren oyunlar, kimi zamanla taklide dayalı yarışma oyunları olabilir.

    Pandomim çalışmaları uygulanırken, çocukların gözlemlerinden ve yaşadık-ırı tecrübelerden yararlanılmalı ve bu tecrübeler gözönünde bulundurulmalıdır.
    Örneğin, deniz görmemiş bir çocuğa, sandala binme ve kürek çekme taklidi yap-tırılamıyacağı gibi, hiç kar görmemiş bir çocuğa da karda yürüme ya da kardan adam yapma taklidi yaptırılmamakdır. Örneğin, hayvanat bahçesine yapılan bir gezinin ardından, çocuklardan hayvanat bahçesini ve buradaki hayvanları gözlerinde canlandırmaları istenebilir. Daha sonra çeşitli hayvanların taklitleri yapılır. Çocuklar önce bir fil gibi yürürler, sonrada filin hortumu ile birşeyler yemesini taklit ederler. Daha sonra da arslanlarm kafesi önünde durup, arslanlar gibi kükrerler. Çocuklar pandomim ortamında geçmiş yaşantılarını hatırlamak için dikkatlerini yoğunlaştırırlar. Okudukları veya gördükleri bilgileri anımsamaya çalışırlar ve zihinsel olarak bunları resimleyip, şekillendirirler. Bu beceriler hemen hemen bütün öğrenme süreçleri içinde gereklidir. Pandomim etkinlikleri sırasında yapılan çalışmalarla öğrenme süreçleri daha da kuvvetlenir.

    Değişik gruplardaki çocuklar için tavsiye edilen drama çalışmalarına bakıldığında, dramatik oyunda olayların ve durumların canlandırıldığı görülür. Rol oy-lamada ise oyundaki karakterlerin özellikleri ve hisleri canlandırılır. Doğaçlama 5e her iki yöntemin karışımıdır. Rol oynama etkinliklerine başlarken çocukların 'basmakalıp, yüzeysel karakterleri oynamalarından çok, farklı meslek grupların-an ve bu meslek grupları içinde de görevleri farklı olan insanlardan oluşmuş >;plum tanımları ve bu kişilerin toplum içindeki rollerini kavramaları çok önemdir. Rol oynamanın en kolay yolu toplumdaki farklı kişilerin mesleki görevlenin oynandığı, mesleki pandomimle başlamaktır.
    Rol oynama yöntemiyle sadece öğrenme konusu olan problem durumların azümü değil, rol oynayanların tüm sosyal, kültürel, doğal davranışlarını anla-lalarını ve insan ilişkilerindeki problemleri kavramaları da sağlanmış olur. Bu-anla birlikte günlük yaşamın öğretim ortamında canlandırılması, çocukların îrdeki yaşamlarında karşılaşacakları sorunların çözümünde etkili bir deneyim ; yaşama hazır olmayı sağlar.
    Bu yöntem sayesinde, örneğin, anne rolünü oynayan çocuk, annesinin davra-şlarını anlayabilir. Şoför rolünü oynarken bir şoförün davranışlarını anlayabi-\ Konunun canlandırılmasında oynayanların tüm vücut hareketleriyle aktif hale getirilmesi gerekir. Bu aynı zamanda hareketi de beraberinde getirir.
    Özellikle konuşmayı gerektiren rol oynama sırasında çocuk, ses yüksekliği, aksiyon, telaffuz gibi konuşulan dilin unsurlarını ve konuşma sırasını bekleme, nleme, başkasının sözünü kesmeme gibi iletişim unsurlarını doğrudan doğru-çalışmış olur. Rol oynamanın önemli bir yararı da, o roldeki kişiyle empati rabilmek için gerekli olan, kendini diğer kişinin yerine koyabilme becerisinin zanılmasıdır.
    Rol oynamaya başlamanın en kolay yolu, oyunun lider (öğretmen) tarafından şlatılmasıdır. Daha sonra çocuklarla bazı roller paylaşarak dialog yaratılabilir. >;1 oynamaya başlama ile ilgili örnekler aşağıda sunulmuştur:
    Piaget rol oynamanın çocuğun eğitimindeki önemini vurgulamıştır. Piaget'e göre kişisel yaşantılarda karar verme becerisinin gelişiminde, tarihsel ve sosyal konuları anlamada rol oynama etkili bir öğretim tekniğidir. Piaget özellikle küçük çocukların rol oynarken hem nesnel, hem de sosyal çevreyi canlandırarak çok iyi deneyimler kazandığını ileri sürer.

    Beklenmedik bir olayla karşılaşıldığında ne yapılması veya nasıl yapılması gerektiği konusunda, çoğunlukla pek uzun uzadıya düşünmeden, doğrudan olay yaşanmaya başlar ve olayın bitiminde, nasıl yaşandığının değerlendirmesi yapılır. İşte insanlar bunu doğaçlama olarak adlandırmadan yaşarlar. Gündelik yaşamlarındaki bu doğaçlama onların son derece doğal davranışlardır. Doğaçlamanın birbirinden kolayca ayırdedilebilir nitelikte, belirli evreleri yoktur. Doğaçlama süreci yazarak ya da kaydederek değil, o anda zihinde canlananı oynayarak yaşanır.
    Bu çalışmalar sırasında, önceden ayrıntılar saptanmadığı için, süreç özgün bir şekilde gerçekleşir. Diğer bir deyişle doğaçlamaların ana kaynağı bireyin kendi yaşantısıdır. Bu nedenle, katılımcıların kendilerini rahatça ortaya koyabildikleri, bireysel olarak keyif alabildikleri bir aşamadır.

    Doğaçlama çalışmalarında çocuklar yetişkinlere göre daha fazla zorlanırlar. Çalışmada daha önceden canlandırılacak durum veya hikaye bilinse de, çocuklar arasındaki konuşma kolayca gerçekleşmez. Bu yüzden de doğaçlamayı uygulamak çocuklara rol oynamaktan daha zor gelir. Başlangıçta en basit hikayeler bile karışık gelir. Bazen anlatılan hikayenin bir bölümü alınıp geliştirilebilir. Ses efektleri, materyaller, kostümler de fikirlerin oluşmasında ve hayal gücünün yarılmasında etkilidir. Ayrıca maskeler ve kostümler kullanılarak farklı karakterler yaratılabilir.

    Doğaçlama çalışmalarında diğer bütün aşamalarda olduğu gibi, katılımcı özellikleri gözönünde tutularak, kimi zaman da saptanan bir hedefe doğru belli aşamalar planlanarak yol alınır. Konunun ya da temanın seçilmesinde ölçüler, gurubun daha önceden geçirdiği yaşantılar ve grubun ne amaçla bu çalışmaya katıldığına bağlı olarak değişir. Ancak hangi ölçüt göz önünde tutulursa tutulsun, doğaçlamalar hemen hemen her yaratıcı drama çalışmasının temelini oluşturur.

    Doğaçlama oyun gelişiminde bir araç olarak yer alır. Amacı oynayan kişinin deneyim kazanmasıdır. Doğaçlama yapan kişi çalışmasını nasıl planlaması gerektiğini, yaratıcı olmayı ve olayları geliştirmeyi, durumlar yaratmayı öğrenir. Bağımsız düşünebilme, karar alabilme, sorumluluk üstlenme, işbirliğine girebilme, sosyal duyarlılık yaratma, sözel ve eylem olarak daha iyi anlatım kazandırmada yardımcı olur. Doğaçlama yapmada başarısız olmak diye bir şey yoktur. Doğaçlama aksine bireye tekrar tekrar deneme fırsatı verir. Doğaçlama yapan kişi hatalarından yola çıkarak yeni şeyler öğrenir ve başka oyuncuları da gözlemleyerek doğruları bulmaya çalışır. Doğaçlamanın insanları düşünme konusunda eğitme işlevi de vardır. Edinilmiş düşünce alışkanlıklarının her zaman sonuca ulaşmada başarı getiremeyeceğini göstererek, yeni düşünme yolları kazandırır. Böylece kişi farklı durumlarda yeni yönelişler üretir.

    Drama çalışmalarının bu aşamasında doğaçlamanın çeşitli türlerinden yararlanılabilir. Bunların başlıca bilinenleri, kişilerin ve onların özgün kimliklerini konu alan karakter doğaçlamaları, objelerin kullanılmasından ya da düşlenme-sinden yararlanılarak geliştirilen doğaçlamalar, kendi bedenini ya da gruptakilerin bedenini kullanarak bir nesne, eşya, yapı, organizma, araç oluşturma amacıyla yapılan doğaçlamalar, sonu veya tam ortası verilen bir şiir, öykü, masal ya da filmin sonunu tamamlama ya da bir kısmı gösterilen portre, resim ya da fotoğrafın bütününü düşleme ile ilgili doğaçlamalar, bir kentin pazar yerini, okulunu canlandırma gibi insanlar arası etkileşimin kolaylıkla gözlenebileceği ortamlara yönelik olan, durumdan kaynaklanan doğaçlamalardır.

    Dramanın bu son uygulama yöntemi katılımcıların yaratıcılıklarının en üst düzeyde gözlenebildiği bir süreçtir. Yine bu aşamada yardımcı pek çok araç - gereç ya da materyalin kullanılması ile farklı yaşantıların geçirilmesi sözkonusu olabilir.

    3. Rahatlama ve Değerlendirme Çalışmaları

    Rahatlamada hem fiziksel, hem de zihinsel rahatlama söz konusudur. Eklem yerlerinin rahat hareket ettirilmesi, kasların yumuşatılması ve çocukların sakinleştirilmesi amacıyla etkinliklerin sonunda kullanılır. Rahatlamayı kolaylaştırmak için ortamda sakin bir müzik ve sözel yönergeler kullanılır. Burada amaç; çocuğu rahatlatmak ve olayın tamamlandığını hissettirmektir.

    Drama çalışmasının aşamalarının her birinin ya da bir kaçının ardından tartışma açılması, "ne yaşadınız?", "neler hissettiniz?", "nerede güçlük çektiniz?" gibi soruların sorulması ve katılımcıların yanıtlaması drama çalışmalarının önemli aşamalarındandır. Bu çalışmanın ardından başkalarının davranış biçimleri, duyguları, düşünceleri, deneyimleri ile ilgili bilgi sahibi olmak bireyin kendi yaşamına bilinçli bir şekilde göz atması açısından önemlidir.

    Çalışmanın bu aşamasında diğer bir amaç da katılımcıları içinde bulundukları ortamdan kurtararak gerçeğe döndürmektir. Böylece birey yaşadığı süreci daha iyi gözlem ve analiz etme imkanı bulabilecektir.

    Eğitimde Drama Uygulamaları

    Dramada bir organizasyon gereklidir. Bu nedenle çocuklarla drama etkinlikleri yapılırken öncelikle göz önüne alınması gereken bazı koşullar vardır. Daha sonra her tür eğitim etkinliğinde olduğu gibi beklenen sonuçları elde etmek için bu koşullar yerine getirilerek, dramanın uygulama basamakları gerçekleştirilmelidir. Bu bölümde eğitimde drama sürecindeki öğelere, dramanın uygulama basamaklarına ve yararlanılacak kaynaklara yer verilecektir.

    A. Eğitimde Drama Sürecindeki Öğeler

    Drama süreci birbirini tamamlayan çeşitli öğelerden oluşan ve bu öğelerin aralarındaki ilişkileri belirleyen bir bütündür. Drama sürecindeki öğeler şu şekilde sıralanabilir:

    1. Çalışma Mekanı (Çevre, araç ve gereçler)

    Drama etkinliklerini uygulamak için öncelikle uygun bir çevre olmalıdır. Çevre ya da alan çok büyük olmak zorunda değildir. Ancak çocuklara yeterli bir alan sağlanması önemlidir. Özellikle rahatlama ve konsantrasyon çalışmaları sırasında çocukların birbirlerine dokunmayacakları kadar geniş bir alanın olması gerekir. Ayrıca ayakkabısız çalışmaların yapılacağı, gürültüsüz, güvenilir, sıcaklığı ve aydınlatma koşulları uygun, rahat bir ortam olmalıdır.

    Drama uygulanan çevre, çocuğa her ayrıntıyı hazır sunmalıdır. Bu nedenle drama yapılan yerde, çocuğun zihinde canlandırmasına olanak verecek gerçek veya gerçeğe benzeyen nesnelerin bulunması ve önceden yerleştirilmeleri gerekir.

    Drama sürecinde kullanılan araç, gereç ya da materyallerin diğer eğitim ortamlarına göre farklı bir özelliği vardır. Bu özellik araç, gereç ya da materyalin aslında farklı amaçlar için kullanılması, biçiminin değiştirilmesi ya da birkaç nesnenin birarada farklı işlevler üstlenmesi biçiminde açıklanabilir. Ancak önemli olan aracın katılımcının eline ve kullanıma sunulmasıdır. Araç, gereçler drama çalışmalarında güdülemede kullanıldığı için çocuğun duyularına hitap etmeli ve devamlılığı sağlamak için yapılandırılmalıdır.

    Dramada en sık kullanılan araç teyp, ses bantları ya da müzik ileten diğer araçlardır. Teybin yanı sıra resim, fotoğraf, poster, yazı, gösterim tahtası gibi görsel araçlar, karton, resim kağıdı, kukla, renkli boya kalemleri, oyuncak, süs eşyası, kutu, vazo, eski giysiler, ayakkabı gibi bozuk gerçek eşyalar, ev eşyaları, kitap, dergi, gazete, afiş, broşür, gazete ve dergilerden kesilmiş haber, yazı, duyuru, fotoğraf gibi basılı materyaller, slayt ya da tepegöz, projektör gibi aygıtlar önemli araç gereçlerdir. Ayrıca dramada öncelikli temel amaç katılımcı olduğundan, dokunma, koku ve tad alma duyuları da çalışmalarda uyarıcı araç olarak kullanılabilir.

    Drama uygulamasında kullanılacak araç-gereçlerin çocukların (katılımcıların) ekonomik durumuna uygun, kolay bulunabilen, fiziksel olarak zarar vermeyen, birçok amaç için kullanılabilen, hareket özgürlüğünü kısıtlamayan, her an ulaşılabilen nitelik taşımasına dikkat edilmelidir. Araç gereçler cinsiyet farkı gözetmeksizin kullanılabilmeli ve çocuklarla birlikte oluşturulan araç sepeti, sandığı ya da kutusunda saklanmalıdır.

    2. Oyun Grubu (Katılımcılar)

    Drama grup ile yapılan bir çalışma olup, drama grubu bireylerden oluşur. Bireylerin herbiri farklı deneyim ve özelliklere sahiptir. Bu yüzden drama programında dikkate alınması gereken noktalardan biri de katılımcılardır. Gruptaki katılımcıların yaşları, gelişim seviyeleri, cinsiyetleri, ilgi ve ihtiyaçları dramanın nasıl yönlendirileceğini ve çalışmanın zamanını etkiler.

    Araştırmacılar, çocukların okulöncesi dönemden başlayarak drama etkinliklerine katılmaya hazır olduklarını ortaya koyan çalışmalar yapmışlardır. Sembolik oyunun iki yaşında başladığını belirten çalışmalar, dramada önemli olanın mükemmel sonuç olmadığını vurgulayarak, her yaştaki çocuğun yapabildiği kadarıyla drama etkinliğine katılmasını uygun görmektedir. Hangi etkinliğin, hangi yaşta uygun olduğunun kesin olarak belirlenmesinin güç olması, bu konuda ölçüt olarak çocukların gelişimsel düzeylerinin dikkate alınmasını gerektirir. Çocukların gerek oyuncu, gerekse izleyici konumundayken, konuya ilişkin önceki deneyimlerini hatırlayabilecekleri ve yansıtabilecekleri bir ortam içerisinde olmaları gerekir. Bu ortamda eleştiriler yapabilmeleri, sosyal, duygusal ve bilişsel yönden bireysel farklılıklarının farkına varabilmeleri, duyuya yönelik durumları yorumlayabilmeleri, dramanın alt tekniklerini kullanabilmeleri duyusal ve heyecan verici durumları keşfedebilmeleri sağlanır. Ayrıca çocukların yaratıcı hayal gücü ile ilgili olarak nesne, çevre ve kavramlara tepki gösterebilmeleri, soyut kavramları ifade edebilir hale dönüştürebilmeleri, düşüncelerini, hislerini hareketle ifade edebilmeleri, bireysel gözlem ve sosyal etkileşimlerinde dili kullanabilmeleri, kendini ve farklı karakterleri vurgulamada seslerini kullanabilmeleri gerekir. Tüm bunların yan sıra sorumluluk sahibi olduklarını gösterebilme, sosyal disiplin gösterme, kendinin farkında olma, kendini keşfetme, benzer ve farklı yönlerini keşfetme, grup ortamında bireylerle etkileşim kurma, problem çözme, doğaçlama, rolleri üstlenme, oyun kurma ve yazmaya yönelik gelişimsel yeterlilikte olmaları gerektiği de dikkate alınmalıdır. Görüldüğü gibi drama etkinliğinde gruba katılanların kronolojik yaşı değil, herhangi bir etkinliğe dikkatini yoğunlaştırması, ilgi göstermesi ve gerekli hareketleri yapabilmesi için isteklilik ve gelişim seviyesi önemlidir.

    Drama grubunda birlikte yaşama, üretme ve paylaşma süreci yaşandığından tüm paylaşımlardan haz alınması için gönüllülük esası da dikkate alınmalıdır. İyi bir işbirliği ve iyi bir grup ortamı yaratmak için zamana karşı yarışılmamalı ve acele edilmemelidir. Bunun için dramaya ayrılan süre, aşağı yukarı ne kadar zaman aldığı, denemeler yolu ile belirlenmelidir. İlk kez drama yapılan grupta, çalışmalara basitten başlanmalı ve karmaşık çalışmalara doğru gidilmelidir. Sağlıklı sonuçlar alabilmek için grubun sayısı önceden belirlenmelidir. Yaş ve gelişim düzeyiyle birlikte grubun özellikleri dikkate alınarak gruptaki çocuk sayısına karar verilmelidir. Sayı bu niteliklere göre değişmekle birlikte, 10-12 kişilik grupların ideal olduğu unutulmamalıdır.

    Grubun belirlenmesinden sonra seçilecek etkinliklerde çocukların görüşleri dikkate alınmalıdır. Çocuklar kendi seçtikleri etkinliklere daha iyi konsantre olur ve kendi seçtikleri etkinliklerden daha fazla zevk alırlar. Bunun yanısıra, göz-önünde bulundurulması gereken noktalardan biri de, herhangi bir rolü oynarken başarısız olma risk ve gerginliğini çocuğa yaşatmamaktır. Bu açıdan gerekli önlemler alınmalıdır.

    3. Çalışmanın Kendisi (Uygulama)

    Her drama etkinliğinin belirli bir yapısı ve düzeyi vardır. Doğaçlama türü de dahil olmak üzere dramada belirlenen etkinliğin bir başlama noktası, geçtiği bir yer ve oynanacak roller bulunur. Başlangıç için bu yolları gösteren bir plan yapılması gerekir. Hazırlanan planda bazı noktalar gözönüne alınmalıdır. Gözönüne alınması gereken noktalar şu şekilde sıralanabilir:

    Her drama etkinliğinden sonra etkinlik hakkında konuşulmalıdır. Ayrıca tüm drama etkinliklerinde ödül ve ceza yoluna başvurulmamak, sözel ödülün aralıklı pekiştireç olarak verilmesine özen gösterilmelidir. Drama çalışmalarının asla bir oyuncu eğitimi olmadığı, dolayısıyla çalışmaların seyircilere oynanan bir temsil olarak hazırlanmaması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.

    Drama programında dikkate alınacak noktalar dramanın hedeflerini gerçekleştirirken, başarılı bir uygulamanın gerçekleşmesine neden olacaktır.

    4. Drama Lideri (Öğretmen)

    Drama etkinliklerinden beklenen yönde yarar sağlanabilmesi, önemli oranda öğretmenin yaklaşımına, davranışlarına bağlıdır. Öğretmen yönetici, yönlendirici ya da en çok kullanılan haliyle drama lideri, drama çalışmalarında katılımcılara rehberlik eden kişidir. Drama lideri drama sürecinin temellerinden ve önemli öğelerinden biridir. Çünkü grup içinde bireylerin bir yaşantıyı ya da bir olayı kendi deneyimlerini de işin içine katarak, oynayarak canlandırması ve anlamlandırması liderin hedefleri ve yöntemleri ile belirlenir. Drama sürecinde ilk komutu veren, sunan, değerlendiren ve yeniden uygulayan kişi drama lideridir. Drama çalışmalarını planlayan, uygulayan değerlendiren kişi olan liderin, eğitimde drama açısından karakteristik olan özelliği animatör bir kişiliğe sahip olmasıdır. Çocuğun oyun oynama yetisini koruyup geliştirecek olan bu kişinin, pedagojik formasyonu olan bir kişi olması, aynı zamanda ısınma çalışmalarını, oynama, doğaçlama ve oluşumları gösteriye hazırlamayı, danışma - görüşme ve bilgi edinmeyi, oyun grubunun alıştırmalarını yürütmeyi ve en sonunda bu tür çalışmaları grupla birlikte geliştirmeyi öğrenmiş olması gereklidir. Bütün bunların gerçekleştirilebilmesi için de liderin nitelikli bir eğitim donanımına sahip olması gerekir. Ayrıca çocuklarla çalışan bir kimsenin çocuk gelişimi ve eğitimi konusunda bilgi sahibi olması da gerekir.

    Bununla birlikte gelişim ve dramada eylem ve hareket önemli olduğundan, etkinliklerde doğru ya da yanlışın sözkonusu olmaması nedeniyle liderin sağlıklı ve tutarlı bir kişiliğe sahip olması beklenir. Görüldüğü gibi, her yaş için yürütülecek olan drama etkinliklerinde drama liderinin mesleki formasyonu; eğitim, psikoloji, gelişim psikolojisi, tiyatro, müzik, plastik sanatlar, oyun ve tiyatro pedagojisi gibi alanları kapsamalıdır. Drama lideri disiplinler arası bir ilişkide kendini yetiştirmeli, yaratıcı nitelikler taşıyan, değişmeye açık bir kişiliğe sahip olmalıdır.

    Drama liderinin bir öğretmen olarak da öğretmen dayanışlarını sergilemesi, ayrıca diğer belirli kişilik özelliklerini taşıması gereklidir. Buna göre drama öğretmeni iletişime açık, istekli ve hazır olmalıdır. Lider, anında durumlara çözüm getirici yaklaşımlar bulabilen, gerektiğinde hemen karar verebilen, yetersiz kaldığında hangi bilgi kaynaklarına ulaşması gerektiğini bilen, kendini ve başkalarını tanıyan, uygulamada aktif olan bir kişidir. Aynı zamanda lider iyi bir dost, iyi bir sırdaş iyi bir arkadaş olmalıdır. Sabırlı, tutarlı, hoşgörülü, güler yüzlü, anlayışlı olmalı grubun güvenini kazanmalı ve drama eliğine sahip olmalıdır. Drama etiğine (ahlakı) sahip olabilmek için liderde bulunması gereken nitelikler şu şekilde sıralanabilir:

    Drama lideri, öğretmen davranışlarının sergilemesi açısından öncelikle etkinlikler sırasında iyi bir gözlemci olmalıdır. Sınıfta ne olup bittiğini bilimsel bir yaklaşımla analiz etmeli, görsel olarak yakaladığı noktaları yüksek sesli tahminlerle çocuklara açıklamalıdır. Öğretmen gözlemi etkinlikler dışında değil de kendiside etkinliklere katılarak yapmayı tercih etmelidir. Sınıfta olumlu bir hava kurmalıdır. Her çocuğun hislerinin ve duygularının önemli olduğunu kabul etmelidir. Psikolojik yönden serbest bir ortam yaratmalıdır. Çocukların fikirlerini ve davranışlarını kabul etmelidir. Çocukların daha çok yaşantı geçirmelerine izin vermelidir. Yaşantı ortamını, aktif öğrenme ortamı olarak düzenlemeli ve bu süreçte çocuğun ilgi istek ve yeteneklerini gözönünde bulundurmalıdır. Çocuğun kendi içindeki gelişimini esas almalıdır. Çocuğa öğrenmenin yollarını göstererek öğrenme eğitimi vermelidir.

    Bütün bu sayılanlar öğretmenin mesleki donanımı ile ilgilidir. Onun sahip olduğu meslek bilgisi, yapacağı çalışmaları ne şekilde planlayacağı, gerçekleştireceği ve değerlendireceğini etkiler. Mesleki bilgisini uygulayabilmesinde faydalı durum ortaya çıktığında önceki planını bırakma yeteneği ve istekliliğine, esnekliğine sahip olma etkinliğin başarıya ulaşması açısından büyük önem taşır. Dinlemenin karşılıklı bir süreç olduğu unutulmamalıdır. Dinleme yeteneği ve nitelikli uyarıcı sorular sorma yeteneği hedeflere ulaşma açısından gereklidir. Ancak öğretmenlik mesleki bilgisine ilave olarak eğitimde dramayı kullanmayı planlayan bir öğretmen, öncelikle dramanın değerine inanmalı ve kendine "Dramanın, eğitimdeki önemine inanıyor muyum?" sorusunu sormalıdır. Dramayı uygulamaya kesin karar verdikten sonra etkinliği organize edebilmesi ve kontrol altında tutabilmesi için etkinlik sırasında neler yapacağını net bir şekilde kestiremese de, organizasyon için şu sorulan cevaplandırması gerekir:

    Lider grupla çalışmaya başlamadan önce, bu sorular doğrultusunda hedeflerini, içeriğini, yöntemlerini, değerlendirmesini planlamış, kullanacağı malzemeyi sağlamış, çalışma ortamını da çalışma yapabilecek hale getirmiş olmalıdır. Grup dinamiğine giden yolda katılımcıların tanışma ve kaynaşmalarını sağlayacak iletişim, uyum, gözlem, etkileşim çalışmalarını uygularken haz alma ve eğlence boyutunu gözardı etmemek gerekir. Dramada liderin amaçları şu şekilde sıralanabilir:

    Lider bu amaçlarını gerçekleştirirken etkinlik sırasında göz önünde bulundurması gereken bazı önemli noktalara dikkat etmelidir. Bunlar şu şekilde sıralanabilir:

    Öğrencinin yaşantısına uygun olarak oluşturulan drama ortamında, çeşitli araç-gereçlerin yapılıp kullanılmasında öğrencileri bağımsız bırakmalı, ancak onlara katılarak eksiklikleri gidermeye çalışmalıdır. Bazı etkinliklerde kullanılması gereken araç-gereç ve malzemeyi çocuğun ulaşabileceği bir yerde bulundurmalı, araç gereçlerle çocuğa deney ve keşif olanağı sağlamalıdır.

    Eleştirici olmalı, ancak kısıtlayıcı olmamalıdır. Çocukların yapabileceklerini onların yerine yapmamalı, öğrencilerin başarı duygusunu tatmalarına olanak sağlamalıdır. Çocukların tüm yeteneklerini kullanmalarına zemin hazırlamalı, liderlik duygularını ortaya çıkarılması için rehberlik etmelidir.

    Çocuk hata yapmaktan korkuyorsa, çocuğun hatasını ve kendisini kabul ettirmeye yönelik çalışmalar yapmalıdır.

    Çocukların duygularını ifade etmesinde öğretmenin davranışları ve tutumu önemlidir. Çocukların duygularını ifade etmesinde öğretmenin iki davranışı etkili olur. Bunlardan birincisi öğretmen kendi duygularını çocuklarla paylaşarak, gocuklara model olmalı, ikincisi ise çocuğun duygularını bastırmak yerine kabul edici tutum göstermelidir. Böylece çocuğun kendine güven kazanması sağlanabilir.

    Dramatik oyunlar sırasında deneyim arttıkça ortaya çıkan dialog kargaşası ve gürültüden öğretmen endişelenmemelidir. Gürültü öğrenme, paylaşma, yaratıcılık, gelişme ve heyecan unsurlarını içeren bir esastır. Problem çözmeye yönelik olduğu sürece kaygılanmaya gerek yoktur.

    Öğretmen gerek etkinliğin başlangıcında, gerekse etkinlik sırasında ve sonunda çocuklarla iletişim kurmaya, onların anlayabilecekleri sözcükleri kullanmaya deneyimlerini paylaşmaya özen göstermelidir.

    Etkinliğe katılım isteğe bağlı olmalı, çocuk asla zorlanmamalıdır. Ancak kailim, sözcük kullanımı ve davranışlarla davet edici, özendirici bir tavırla gerçek-eştirilmelidir. Etkinliğe davet ederken etkinliğin oyun değil, drama olarak adlandırılmasına özen göstermelidir. Böyle bir açıklama, etkinliği çocuğun kendine özgü bir çalışma olarak algılamasına neden olacaktır.

    Öğretmen çalışma konusunu önerebileceğini, neyin canlandırılacağını söyleyebileceğini, ancak nasıl yapılacağını tarif etmemesi gerektiğini unutmamalıdır.

    Öğretmen dramada müdahale edeceği yerleri iyi bilmelidir. Bu durumlar şu şekilde sıralanabilir:

    Öğretmenin tüm bu müdahale aşamalarında yönerge verirken ses tonuna, kısa ve net açıklamalar yapmaya özen göstermesi gerekir. Öğretmen sözel anlatımı güçlendirecek biçimde tüm bedenini ve uygun yüz ifadesini kullanabilmelidir.

    Etkinlikler ve oturumlar arasında bir geçiş ve devamlılık yaratmaya özen göstermelidir.
    Öğretmen, dramada müdahale ettiği durumlardan biri olan tartışma ve değerlendirme aşamalarında katılımcıları teşvik etmelidir. Tartışmada açık uçlu soruların olması gerektiği ve soruların tek bir doğru cevabı olmayacağını göz önüne alarak, eleştirilerin kişiye değil role yapılması gerektiğini unutmamalıdır.

    Son olarak öğretmen, drama etkinliklerinin asıl amacının çocukların diğer insanları anlaması, kendilerini onların yerine koyması olduğunu göz önünde bulundurarak, çocuklardan iyi bir oyuncu olmasını beklememelidir.

    Dünyada yaşayan bütün çocukların birbirlerini daha iyi anlama ve değerlendirmeleri için başarılı bir drama liderine ihtiyacı bulunmaktadır.

    Eğitimde Dramada Yararlanılabilecek Kaynaklar

    Eğitimde drama çalışmalarında, çocukların ilgisini çekerek, onları teşvik edebilecek ve kendi eğlenceli oyunlarını doğaçlamalarına yardımcı olabilecek masal, öykü, efsane, roman, şiir gibi çeşitli kaynakları kullanmak mümkündür. Bunun yanında, günlük hayatta karşılaşılan, güncel olaylar ve haberleri liderin (öğretmen) drama çalışmalarında kullanabileceği diğer kaynaklardır. Bu bölümde eğitimde drama çalışmalarında kullanılabilecek kaynaklar sırasıyla örneklenerek açıklanacaktır.

    1. Masallar

    Genellikle olağanüstü kişilere, olaylara, serüvenlere yer verilen ve ağızdan ağıza, kuşaktan kuşağa anlatılarak geçen hayal ürünü hikayelere masal denir.Masallar çok eskiden beri, çocukların ilgisini çeken bir yazı türü olup, gerek özgün, gerekse çeviri örnekleriyle edebiyatın içinde yerini almaktadır.
    Masalı diğer yazı türlerinden ayıran sadece olağan üstü olayların olması değil, aynı zamanda olayın geçtiği yer ve zamanın da bilinmemesidir. Masallarda genellikle yer ve zaman, "uzak ülkelerin birinde", "yıllar önce ve "Kaf dağının ötesinde" şeklinde verilir. Masalda olay kahramanlarının değişmez, belli özellikleri vardır. Prensler yakışıklı, prensesler güzel, üvey anneler kötü, ejderhalar ve devler korkutucudur. Masal konulan genellikle padişah (kral), şehzade (sultan, prens), fakir kız veya delikanlı gibi kahramanlar çerçevesinde gelişir. Bazen de özellikleriyle gerçek insana benzemeyen kişiler de bir masal kahramanı olarak karşımıza çıkabilir. Bütün bu açıklamalarda da görüldüğü gibi olağanüstü özellikler masala özgüdür. Ancak küçük çocuklar bu olaylar hakkında neden ve nasıl sorularını sormakta ve cevabını bulmakta zorlanmaktadırlar. Çünkü somut işlemler dönemindeki çocuklar, tüm bu anlatılanları gerçek olarak kabul etmektedir. Çocuklar ancak altı yaşından sonra bu soruların cevabının masala özgü olduğunu düşünürler. Bu nedenle altı yaştan önce klasik masallar yerine, masalımsı, özellikler taşıyan, ancak kahraman ve olaylarının çocuğun somut düşünmesine uygun, hayal gücü sınırlarının dışına taşmayan masallar olmasında fayda vardır.
    Masallar, çocuğun hayal gücünü zenginleştiren, anadilini geliştiren, dinleme alışkanlığı kazandıran ve öğrenmeye hazırlayan bir araç olduğu için drama ile ilişki içindedir. Özellikle çocuklarla yapılan drama çalışmalarında doğaçlama etkinliği için masallardan faydalanılabilir. Bir drama liderinin (öğretmenin) masalı drama etkinliğinde nasıl kullanacağına dair, şöyle bir örnek verilebilir:

    Lider masalı çocuklara okuduktan sonra, çocukların masalı doğaçlama ile canlandırmalarını isteyebilir. Fakat amaç masalı olduğu gibi oynamak değil, masalı bir çıkış noktası olarak kabul edip, buna göre yeni çözümler oluşturabilmek olmalıdır. Böyle bir masal için maske, makyaj ve kostüm kullanılması uygun olur.

    Lider masalın başını okuduktan sonra, sırayla kahramanları seçer. Bunun için de küçük bir oyun kullanabilir. Çünkü gruptaki herkesin derekuşu olma şansı yoktur. Örneğin, adil bir oyun olması açısından sandalye kapmaca oynanabilir ve bu oyunun sonucunda birinci olan kişi derekuşu rolü için seçilebilir. Grubun diğer üyeleri de masal kahramanları rollerini üstlendikten sonra, masal konusu doğaçlanır. Masaldaki sonuçtan farklı bir sonuca ulaşılabilir. Bütün masallar bu ve bunun benzeri tekniklerle dramatize edilebilir.

    Masalımsı Hikayeler (Fobi) : Çocuğun hayal edebileceği olağanüstü özelliklerle süslenmiş, ancak çocuğun yaşantısında karşılaştığı olaylarla işlenmiş masalımsı hikayeler çocuklar için oldukça ilgi çekicidir. Masalımsı hikayelerde, klasik masallardaki olağanüstü kahramanlar, sihir, büyü gibi olağanüstü unsurlar mevcut değildir. Canlı ya da cansız kahramanlar, yaşamdan alınan olaylar, hayal unsurları ile süslenmiştir. Çocuğun bu hayal unsurlarını somutlaştırarak kullanması ve düşünmesi mümkündür. Örneğin, hayvan kahramanlarının okula gitmesi, dişini fırçalaması, uzayda arkadaş edinmesi, bulutların arkadaşlığı, çocuğun şemsiyesi ile konuşması gibi olaylar onlara daha ilgi çekici gelmektedir.
    Burada da yine masalımsı hikayelerin dramatik oyunda kullanılması sözkonusudur. Kullanılacak masalın seslerle canlandırılması da bir drama tekniğidir.

    2. Hikayeler

    Belirli bir zaman ve yerde bir veya birkaç kişinin başından geçen, gerçeğe uygun bir olayı anlatan veya birtakım kimselerin karakterlerini çizen ve çoğu kez birkaç sayfa tutan, kısa yazılar "hikaye" olarak tanımlanır.

    Okulöncesi dönemdeki çocuklar yaşamlarından alınmış olayların hareketli bir anlatımla verildiği hikayeleri zevkle dinlerler. Hikayelerde gerçek olayların ele alınması nedeniyle çocuğun bilgi kazanması ve toplumsal beklentilerin gerçekleştirilmesi kolaylaşır. Yaşadığı toplumun kültürel yapısını öğrenmesine de hikayeler yardımcı olur. Hikayeler de kullanılan farklı karakterler çocuğun ;örüş açısını genişletir, deneyim kazandırır. Eğlendirici özelliklerin, mutlu olayların ele alınması çocuğun hoş vakit geçirmesine, mutlu olmasına yardımcı olur. Çocuklar bunlardan dolayı hikaye dinlemekten hoşlanırlar. Çocuklara anlatılan bir hikaye zaman zaman dramatize ettirilebilir.

    Dramatizasyon çalışmalarında öğretmen çocuklara yakın davranan ve sözlü anlatımın gelişmesinde rehber olan kişidir. Öğretmen hikayenin yorumlanması sırasında, çocukların oyuna kendilerinden bir şeyler katmaları için cesaretlendir. Bunun için aynı hikaye birkaç kez dramatize edilse bile, birbirine benzemez e her defasında yeni bir oyun gibi canlı ve tazedir.

    Dramatizasyona uygun hikaye kitabı seçerken bazı noktalar göz önünde bulundurulmalıdır. Çünkü hikaye seçimi dramatizasyonun başarıya ulaşmasındaki ilk basamaktır. Seçilen hikayenin hem öğretmene, hem de çocuğa hitap etmesi, kolayca oynanabilecek nitelikte, dilinin anlaşılır olması gerekmektedir. Hikaye seçimi dramatizasyonun ilk adımıdır. Daha sonra hikaye dramatize edilir. Dramatizasyon olay ve durumların oynanmasıdır. Hikaye ya okunur ya da liderin kendi kelimeleriyle anlatılır. Hikaye anlatımında hangi metot kullanılırsa kullanılsın, üzerinde durulması gereken nokta, çocuğun hikayedeki hareket ve karakterlerinin birbirleriyle etkileşimini anlamasıdır.

    Dramatizasyona başlarken "kimsenin daha önce duymadığı yeni bir hikaye oluşturacağız" şeklinde bir açıklama yapmak etkinliğe başlamak için iyi bir yoldur. Daha sonra gruptaki çocuklar, daire olarak yere otururlar. Öğretmen hikayeyi başlatır. Örneğin; "Bir gün bir ülkedeki kral uykudan kalkmış ve aynaya bakmış. Bir de ne görsün..." Liderin (öğretmen) sağında oturan çocuk, öyküye kendisinden bir parça ilave eder ve gruba söyler. Örneğin "saçları bembeyaz olmuş"... Daha sonra kendine sıra gelen diğer bir çocuk, öyküye bir cümle daha der ve çalışma böylece devam eder. Oluşturulan hikaye çocuklar tarafından oynanır.

    3. Efsaneler

    Doğa üstü varlıkları, hayali olayları konu alan ve bir halkın yaşadığı olayların ya da o halkın aile düzeni ve toplumsal ilişkilerini temellendiren yapıların anılarını düşselleştirerek yansıtan halk ya da edebiyat anlatışına efsane (mit) denilmektedir.

    Efsanelerin içerikleriyle ve birçok kuşak arasında yayılma biçimleriyle önemli toplumsal işlevleri vardır. Ayrıca efsaneler sık sık ayinlerle de birleşirler. Örneğin, Afrika'da belli bir yaş sınırı için düzenlenen geçiş ayininde, aşiretin kurucusu olarak görülen ilk insanın efsanesi yinelenir.

    4. Romanlar

    Daha çok insanların serüvenlerini, karakterlerini, düşünce ve duygularını ayrıntılarıyla, kendine özgü bir biçimde anlatan uzun düz yazılara verilen isimdir.
    Romanda anlatılanlar hayali veya gerçek hayat durumlarına dayanabilir. Roman konuları,

    Hikaye ve roman edebiyat türü olarak birbirlerine çok benzerler. Ancak ha-bakımından farklıdır. Yani romanlar sayfalara yazılabilirken, hikaye birkaç sayfadan oluşur. Çocuklar romanlarda, çeşitli konulara ilişkin olarak çözülmesini gerekli gördükleri sorunların karşılığını, olayların sebebini açıklayan bilgileri ve yorumları bulabilirler. Romanlar çocuğun hayat tecrübelerini zenginleştirir, türlü insan tipleri üzerinde düşünmelerine imkan sağlar. Geliştirmekte oldukları değer yargılarının daha açıklık kazanmasına yardımcı olur.

    5. Şiirler

    Şiirler hayal gücü, duygusallık, uyum ve ölçü gibi kendine özgü anlatım biçimi olan edebiyat türüdür. Çocuğa güzellik, insanlık duyguları kazındırır. Şiirler ritm ve ahenk sağladığından çocuklar tarafından sevilir. Kafiyeler, kelime oyunları, çocuklardaki ritm ihtiyacını besler.

    Olayların, insanların, cansız varlıkların duygulu, renkli ve etkili bir biçimde ildiği şiirler her dönemde olduğu gibi, okulöncesi dönemdeki çocukların da duygusal ihtiyaçlarına cevap verir ve onlara duygusal zenginlik sağlar. Şiirler zamanda çocuğa düşünce zenginliği ve esnekliği de kazandırır.

    Çocukların şiirle ilişkisi önce dinlemekle başlar. Sonraları kendileri okuyarak, ezberleyerek bu ilişkiyi sürdürürler. Şiirler zevkli tekerlemelerle başlayıp, ileri yaşlarda estetik duygusunun gelişmesine neden olur. Çocukların sevdikleri şiirler canlı, hareketli, melodik, vezin ve kafiyeli şiirlerdir. Bu yüzden öğretmen şiir seçerken, çocuğun düşünme ve olayları algılayış biçimini, duygularını ifade ediş biçimini, sözcük dağarcığını, dikkat süresi gibi özelliklerini dikkate almalıdır. Seçilen şiir çocukta anlama ya da söylemede güçlük yaratacak olursa, çocuğun şiire karşı olumsuz tavır geliştirmesi söz konusu olabilir.

    Şiirler okulöncesi çocukların anlayabileceği kadar basit ve ilgi çekiciyse hemen öğrenilip ezberlenebilir. Bu tip şiirlerin içine "parmak oyunu" denilen tekerleme türü şiirler de girmektedir. Parmak oyunları söylenirken, parmak ve vücut hareketlerinin de yapılması drama ile ilişkilendirilebileceğini ortaya koymaktadır. Bununla birlikte parmak oyunları oldukça yalın bir dramatizasyon türüdür. Okunan ve dinlenen basit durumların eylemleştirilmesinde bu tür seçilir. Eylemleştirmenin tamamı parmakla yapılır. Öğretmen önce kendisi yaparak çocukların parmak hareketlerini nasıl yapacaklarını gösterir. Parmak oyunları dra-manın diğer türlerine bir geçiş olarak da düşünülebilir. Başka bir deyişle, okulöncesi dönemdeki çocuklarla yapılan çalışmalardaki rahatlama ve ısınma çalışmasında bu teknik kullanılabilir.

    Yaratıcı dramada şiir çalışmaları bireyin imgelem gücünü geliştirmedeki önemli anahtarlardan biridir. İmgelem gücünü geliştirmeye yönelik şiir çalışmaları genellikle daha büyük yaştaki gruplarla uygulanan bir tekniktir. Bu sayede rey, düş gücünü de harekete geçirir. Şiir çalışmaları aynı zamanda bireyin sözcük dağarcığını da geliştirir. Bireyin kelime hazinesine yeni sözcükler katar. Günlük dili eskimiş sözcüklerden arındırır. İletişimsel becerileri artırır. Şiir okuyucusu ve dinleyicisi olarak bireyi geliştirir.

    6. Güncel Olaylar

    Kitle iletişim araçları, bireylerin dış dünya ile ilişki kurmalarını, bilim ve teknikteki gelişmeleri izlemelerini, çok uzaklarda meydana gelen toplumsal, kültürel ve politik olaylardan, çağdaş sorunlardan haberdar olmalarını sağlar. Drama sürecinde kitle iletişim araçlarım düşsel olarak yararlanmak çocuklar için zengin yaşantılar sağlar. Diğer taraftan bu araçlar hakkındaki olumsuz algılamaların düzeltilmesi ya da varolan düşüncelerin analiz edilmesi konusunda yeni fırsatlar oluşturur. Birey bu süreci yaşarken, mevcut resim, fotoğraf, gazete kupürleri gibi malzemeleri farklı biçimlerde değişik amaçlar için kullanır. Bu çalışmalar içinde öğrenir.

    Öğrencilerin hazırladıkları sonra dört ayrı televizyon kanalının programlan ırayla izlenir ve alkışlanır. Daha sonra, her öğrenciden izlediği televizyon programları ile ilgili eleştiri, öneri ve dileklerini yazmaları istenir. Daha sonra bu eleştiri ve öneriler okunur. Bir sonraki aşamada da mektubu yazan kişilere nasıl ir cevap verileceği konusunda tartışılır. Grubun kararına uygun olan cevap azılır. Bu aşamaların tümünde her gruba canlandırmalar için belli bir süre verir.

    PSİKODRAMA / YARATICI DRAMA
    Kendimizi, başkalarını, çevremizi ve dünyayı kişilik filtremizi keşfederek, beklentimize ve ihtiyacımıza uygun ancak başkaları tarafından yorumlandırtmadan salt bilgi olarak algılama anıdır farkındalık.

    Bu özel eğitim programında, katılımcılar birbirleri hakkında farkındalıklarını artırdıkları ve kişilerin bizzat içinde yaşadıkları bir süreçtir.

    Bireyin kendi ve diğer insanların sınırlarını fark etmesi ve ekip içi duygu geçirgenliğini zenginleştirmeye yönelik bir çalışmadır. Psikodramanın kurucularından Moreno'ya göre "insan beden yapısının özeliği itibariyle eyleme yönelik girişimci bir varlıktır".

    Bu bağlamda eğitim sırasında uzman kişiler tarafından çeşitli psikodrama ısındırıcı aktiviteler ve yaratıcı drama uygulamalar ile, kişilerde empati yetenekleri harekete geçirilmektedir ve katılımcılar çeşitli öğrenme türlerini bir arada yaşama fırsatını yakalmaktadırlar.

    Yaşantılara dayalı öğrenme
    İşbirliği kurarak öğrenme
    Etkileşim yolu ile öğrenme
    Duygusal öğrenme

    OLASI DRAMA AKTİVİTELERİ

    Geçmişten Bir FotoğrafUyumlu ve Direnen Kukla
    Büyülü Şişe
    Bir özelliğimden kurtulmak istiyorum
    Kırmızı Minder
    Bir Sırrım var
    Kendi Reklamım
    Ayna çalışması
    Doğaçlama çalışmaları
    Heykel ve Heykeltıraş

    Gündüz Rüyası
    Maskeli Balo

    SANAT VE SANAT EĞİTİMİNİN ÖNEMİ -3-

    ÇOCUK ve DRAMA

    Drama öncelikle okul öncesi eğitim olmak üzere, eğitimin her kademesinde eğitici ve öğretici amaçlar için kullanılmaktadır. Drama kelime anlamı olarak eylemek, davranmak demektir. Drama yine tiyatro eğitiminin de temellerini oluşturmaktadır. Aslında çocukların sınıfta oynadıkları pek çok oyun özellikle de evcilik oyunu bir çeşit dramatizasyondur. Hızlı bir biçimde roller paylaşılır kimi anne, kimi baba, kimi de çocuk oluverir. Anne ve baba olarak sizler bu oyunları izleseniz karşınızda birer küçük modelinizin durduğunu görürdünüz. Oynanan bu oyunların kendine özgü kuralları vardır, sınırları bellidir. Ama yaratıcılık sonsuzdur.

    Çocuk drama yaparken yaşamdan edindiği pek çok tecrübeyi yansıtır. Drama yaparken seslerden ve bedeninden de yararlanır. Yaratıcı drama çalışmalarında grubun yapısı ve katılımcıların özellikleri dikkate alınarak, bir esneklik içerisinde izlenmesi gereken bir sıralama vardır.

    ISINMA VE RAHATLAMA ÇALIŞMALARI: Isınma çalışmaları psişik ve bedensel açıdan kendini tanıma, karşılıklı iletişim kurma ve giderek daha çok kişiyle iletişim ve etkileşime geçme, grup dinamiği oluşturma, sözellendirme ve etkileşim çalışmaları, öykü anı anlatma ve diğer aşamaya geçme biçiminde olmaktadır.

    OYNAMA ( PANDOMİM VE ROL YAPMA ): Belirlenmiş kurallar içinde özgürce oyun kurma ve bu oyunları geliştirme çabalarından oluşur. Yaratıcılık işin içine girer. Oynama çalışması da kendi içinde bütünleşen öyleymiş gibi yapma , yaratıcılık ve imgelem aşamalarından oluşur.

    DOĞAÇLAMA ÇALIŞMALARI: Daha kesin olarak belirlenmiş bir süreç olup, belirlenen bir amaca doğru belli aşamalarla yol alınmaktadır. Kişisel ve gurupsal yaratıcılık ön prova gerekmeksizin, doğallıkla ortaya çıkmaktadır. Yaratıcılığın en belirginleştiği safhadır. (Adıgüzel 1993, Akın 1993, Okvuran 1993) Görüldüğü gibi yaratıcı drama çalışmasının her aşamasında çocuğun yaratıcılığı ön plana çıkmaktadır. Yaratıcı drama çocuklardan gençlere ve hatta yetişkinlere kadar tüm gruplarla yapılabilmektedir. Yaratıcı drama eğitimi yoluyla katılımcıların sosyalleşme düzeyleri arttırılmakta, onların yaratıcı bireyler olmaları sağlanmakta.

    Bireyler yaratıcı drama etkinlikleri, yoluyla kazandıkları tecrübeler sayesinde kendilerini başkalarının yerine koyabilmekte ve güven duygusu geliştirmektedir.Ayrıca kendini ifade edebilme duygu ve düşümcelerini anlatabilme yeteneğini kazanmaktadır. Ülkemizde artık yaratıcı drama çalışmaları öncelikle okul öncesi eğitim olmak üzere eğitimin her kademesinde kullanılmaya başlandı ve giderek de yaygınlaşıyor. Okulların dışında da bu eğitime katkıda bulunan pek çok kurum var. Yaratıcı drama eğitiminin yagınlaşması ve gelişmesi adına önemli çalışmalarda bulunmaktalar. Tobav, çağdaş drama derneği eski ve köklü gruplar, çeşitli hafta içi ve hafta sonu kursları ile bu konuda eğitim vermeye devam etmektedirler. Sizler de çocuklarınıza güzel bir hafta sonu uğraşısı bulmak ve grelişimine, yaratıcılığına destek olmak istiyorsanız bu kurslardan yararlanabilirsiniz.

    YARATICI DRAMANIN TANIMI VE ÖZELLİKLERİ

                Bir sözcüğü, bir kavramı, bir davranışı, bir cümleyi, bir fikri yada yaşantıyı, veya bir olayı, tiyatro tekniklerinden yararlanarak, oyun veya oyunlar geliştirerek canlandırma olarak tanımlanan Yaratıcı Drama; olay, olgu, yaşantı ve bilgileri yeniden yapılandırmaya yönelik etkinlikleri içerir.

                Yaratıcı Drama etkinlikleri; kurumsal boyutun oluşturulması yanısıra oyunlaştırma, canlandırma ve doğaçlama temel alınmak üzere atölye çalışmaları çerçevesinde yürütülür. Drama, yaşam durumlarını oyunda var olan “Kurallar içinde özgürlük” öğesini kullanarak yaratıcı süreçlere dönüştürmek suretiyle; katılımcılara kendini keşfetme, tanıma , başkalarını tanıma, kendini başkalarının yerine koyabilme fırsat ve olanaklarını verir. Böylece drama bir disiplin, bir öğretim yöntemi ve bir sanat eğitimi alanıdır.

                Yaratıcı drama; önceden yazılmış bir metin olmaksızın, katılımcıların kendi yaratıcı buluşları, özgün düşünceleri, öznel anıları ve bilgilerine dayanarak oluşturdukları eylem durumları ve doğaçlama canlandırmalardır. Böylece eğitim sürecinde oyunlarla geliştirilen bir etkinliktir ve eğitimin yaşamsal parçasıdır. Yaratıcı drama ve eğitsel drama çalışmaları, örgün eğitimin her basamağında, yaygın eğitimde, dersler içinde bir öğretim yöntemi olarak giderek daha da yaygınlık kazanmaktadır. Önemli olan dersler ya da konu alanlarında ve hemen her düzeyde uygun koşullar sağlanması durumunda kullanılabileceğinin bilinmesidir.

                Yaratıcı drama etkinliklerine katılanların, en başta grup içi bir çalışmaya hazır olmaları, kendilerini rahat ve güvenli duyumsamaları, kendilerinde yeni ve değişik yönler keşfetmeye hazırlıklı olması gereklidir. Bu tür etkinliği yönetecek grup liderinin ise, oyunculuk ve tiyatro yapma hakkında az da olsa bir eğitim almış olması gereklidir.

                Olay, olgu, yaşantı ve bilgileri yeniden yapılandırmaya yönelik olan yaratıcı drama çalışmalarında, tiyatro olgusunda olduğu gibi bir başlangıç ve son bölümü olmayabilir. Ama bildiğimiz çocuk oyunlarındaki gibi, belli kuralları ve kurallar içindeki sonsuz özgürlükleri içerir. Tıpkı tiyatroda olduğu gibi, gruptakiler, belli bir atmosferi ve o andaki oyun oynama yaşantısını paylaşırlar. Grup liderini de bir bakıma tiyatro yönetmenine benzetebiliriz.

                Bu etkinlik, yine çocuk oyunlarında olduğu gibi ciddiye alınır. Tiyatroda olduğu gibi oynayarak canlandırılan gerçek olmayan imgelem (hayal) ürünü olarak yaratılanlardır, ilk kez vardırlar, dolayısıyla ortaya çıkan şeylerin doğrusu, yanlışı yoktur. Sonradan üzerinde tartışıldığında daha iyi yollar olabileceği ortaya çıkarsa, bu yollar yeniden denenebilir. Kısaca dramada “Yanlış yapma korkusu” yoktur.

                Gruptaki bireyler, kendileri için önceden belirlenmiş genel bir çerçeve içinde kalırlar ancak bu çerçeve içinde birey, kendi yaratıcılığı, önceden yaşantıları ve bilgileri ışığında, deneyimlerinin ve izlenimlerinin rehberliğinde alabildiğine özgürdür. Yine birey canlandırmalar süresince, tiyatroda olduğu gibi, tipler, roller ve kişilikler yaratıp bunları deneyebilir. Bu yönüyle drama çalışmaları ne tiyatro yapmaktır ne de oyunculuk.

    HEDEFLERİ

                Günümüz eğitim sistemi içinde yaratıcı dramanın hedeflerinden bir bölümü şöyle sıralanabilir;

    YÖNTEMLERİ

                Yaratıcı drama çalışmalarında genellikle beş tür uygulama yöntemi yer alır. Bunlar Isınma ve rahatlama çalışmaları, Oynama, Doğaçlama, Oluşumlar ve Değerlendirmedir.

    Isınma ve rahatlama çalışmaları; çeşitli yöntemlerle beş duyuyu kullanma, gözlem yetisini geliştirme, bedensel ve dokunsal çalışmaların yapılması, tanışma, etkileşim kurma, güven ve uyum sağlama gibi özellikleri katılımcıya kazandıran, grup liderinin yönlendiriciliğinde yapılan çalışmalarıdır.

    Oyunlar; Belirlenmiş kurallar içinde özgürce oyun ve bu oyunları geliştirme çalışmalarından oluşur. Yaratıcılık ve imgeleme boyutları işin içine girer.

    Doğaçlama; Daha az kesin olarak belirlenmiş bir süreç olup saptanan bir konu yada temadan çıkılır ya da saptanan bir hedefe doğru belli aşamalarla yol alınır. Bireysel ve grupsal yaratıcılığın en çok ön plana çıktığı çalışmalardır.

    Oluşum; Bu süreç kimi zaman önceden hiç belirlenmemiş bir çıkış noktasından, kimi zaman da bir nesne, resim, fotoğraf, heykel vb. ile iletişim kurma ile başlar. Sürecin nasıl gelişeceği ve nereye varacağı önceden belirsizdir.

    Değerlendirme; Bu aşamaların her birinin yada bir kaçının ardından tartışma açılması “Ne yaşadınız?”, “Neler hissettiniz?”, “Nerede güçlük çektiniz?” gibi soruların tartışılması ve katılımcılarca yanıtlanması drama çalışmalarının önemli aşamalarındandır. Bu yolla başkalarının davranış biçimleri, duyguları, düşünceleri, deneyimleri ile ilgili bilgi sahibi olmak bireyin kendi yaşamına bilinçli bir biçimde göz atması açısından önemlidir.

    İÇERİĞİ

                Yaratıcı drama çalışmaları sanat eğitimi alanı başta olmak üzere eğitim bilimlerinin tüm ana bilim dallarından yararlanır. Fotoğraftan müziğe, heykelden şiire, öyküye, kitle iletişim araçlarının eğitim açısından etkilerinden resme, eğitimin psikolojik temellerinden sosyolojiye olduğu gibi pek çok alandan kendine içerik oluşturabilir ve yukarıda sayılan yöntemler ile yine sayılan hedefleri gerçekleştirmeye çalışır.

    EĞİTİMDE DRAMA

                Eğitim literatürü, eğitimde drama kavramı yerine bir öğretim tekniği olarak rol içinde öğrenme yada dramatizasyon gibi kavramları tercih etmiştir. Dramatizasyon da genellikle sınıf içi bir eğitim tekniği olarak ele alınır. Eğitimde drama, eğitim amaçlarıyla sınırlandırılabilir. Söz konusu olan etkinliğin kapsamı eğitimci tarafından belirlenir, çünkü bu etkinlik eğitimde dramadır, drama eğitimi değildir. Eğitimde drama bir adım sonra ne ile karşılaşacağını bilmeden yaşama ait rolleri yeri gelince oynamak ve bu yolla yaşamı tanımak demektir. Daha uygun bir ayrıma gidersek, eğitsel olan ve olmayan drama şeklinde yapılabilir. Bu iki tip oyun arasında farklar, etkinlikler ve çocuğun eğlenmesine değil, etkinliklerin hazırlanmasından ve uygulanmasından sorumlu olan kişilerin amaçlarına bağlıdır.

                Bu yöntem –eğitimde drama- bir karakter eğitimidir. Her drama etkinliğinin bir macı olmalıdır. Bu amaç detaylandırılmış olmalı ve etkinlik yolu ile çocuğa kazandırılmalıdır. Doğal olarak eğitimciler rollerini en iyi bilen kişilerdir. Drama etkinliği esnasında da bir eğitimci yaratıcı doğaçlamalar yaparsa “rolünün” amacı gerçekleşmiş olur.

    EĞİTİMDE YARATICI DRAMA BİR ÖĞRETİM YÖNTEMİDİR

                Öğretimde yöntem, öğrencilerin öğrenme etkinliklerine rehberlik sürecidir. Başka bir deyişle öğretim yöntemi, öğrenciyi hedefe ulaştırmak için izlenen yoldur. Yöntemle, belli öğretme teknikleri ve araçları kullanılarak öğretmen ve öğrenci etkinliklerinin bir plana göre düzenlenmesi ve yürütülmesi amaçlanır.

                Günümüz öğretim yöntemlerinde öğretmene düşen görev; geleneksel yöntemlere göre oldukça değişik biçimdedir. Öğretmen, öğrencinin öğrenmesini kolaylaştırma, öğrenciye rehberlik etme, öğrenme sürecine öğrencinin katılımını sağlama ve öğrenciyi sürekli güdüleme ile yükümlüdür. Bu bağlamda öğretmenin kullanacağı yöntem de bu etkinlikleri gerçekleştirecek nitelikte olmalıdır.

                Yaratıcı drama; eğitim sürecinde oyunlarla geliştirilen bir etkinliktir ve bu özelliği ile eğitimin yaşamsal parçasıdır. Eğitsel drama çalışmaları, örgün eğitimin her basamağında, yaygın eğitimde, dersler içinde bir öğretim yöntemi olarak gederek daha da yaygınlık kazanacaktır.

                Öğretimde önemli olan öğrenciyi edilgin bir dinleyici durumundan kurtarabilmek, onu bedeni ve duyu organları ile harekete geçirebilmek, konuları canlandırarak yaşanır duruma getirebilmek olduğuna göre yaratıcı drama bu süreçte uygun bir seçenek olarak görülebilir. Böylelikle öğrenci; öğrenme sürecinde etkin durumdadır, kendi yaptığıyla öğrenirken bir yandan da duyu organlarını harekete geçirmekte olay ya da durumları yaşamaktadır.

                Öğrenme süreci belli bir yaş diliminde yapılıp bitirilen, belli bir sürede sonuçlanan bir olgu değildir. Buna göre yaratıcı dramanın bir yöntem olduğu ve bu özelliği ile öğrenme-öğretme yaşantılarının paylaşılmasındaki yeri kolalıkla anlaşılabilir.

                Yaratıcı dramanın bir öğrenme yolu olarak en önemli varlığı; düşünsel, duygusal ve bedensel boyutlarıyla bütünleşmiş olmasıdır. Her öğrenme biçiminde bulunan pek çok beceri yaratıcı dramaya katılım yoluyla elde edilir. Bu özelliği ile yaratıcı dramanın; öğrenme ve duyu organları arasındaki ilişkilerle burada yorumlanabilecek yönü bulunmaktadır.

    Bu konuda yapılan araştırmalar (Y. Dramanın öğrenme ve duyu organları arasındaki ilişkiler)

                Araştırma sonuçlarına göre, zaman sabit tutulmak üzere insanlar;

    Okuduklarının %10’unu

    Duyduklarının %20’sini

    Gördüklerinin %30’unu

    Hem görüp hem duyduklarının %50’sini

    Görüp, duyup, yapıp söylediklerinin %90’ını hatırlamaktadır.

                Öğrendiklerimizin %1’ini tatma, %1,5’ini dokunma, %3,5’ini koklama, %11’ini işitme ve %83’ünü görme yoluyla öğreniriz.

                Yaratıcı dramada birey farkında olmadan; bir yandan duyularını eğitme sürecindedir, diğer yandan da öğrenme sürecinde etkin katılımcıdır. Öğrenci kendi yaptığıyla öğrenirken duyu organlarını harekete geçirir ve unutulmayacak yaşantılar kazanır. Bu yaşantıların kazanılması aynı zamanda, bireyin sözel ve sözel olmayan iletişim becerilerini de geliştirmesi demektir.

    EĞİTİMDE YARATICI DRAMANIN ÖĞRENCİLERE KAZANDIRDIKLARI

                Eğitimde drama öğrencilerin:

    Not ; Drama oyun yoluyla çocuğun doğasında zaten vardır. Burada önemli olan, çocuğa öğretilmek istenen şeyin önceden belirlenip planlanmasıdır. Çocuk aktif olarak konunun içine girdiğinde, kendi yöntemleri ile ayrıntıları araştıracak ve sonuca ulaşacaktır. Böylece çocuk, yaşadığı dünyayı gözlemleme, araştırma ve keşfetme şansına sahip olacaktır. Çocuğun, bir şeyi öğrenmesi, öğrendiği şeyi unutmayıp günlük yaşamına uyarlayabilmesi için bir nedene, yani bir gerekliliğe ihtiyaç vardır. İşte bu gereklilik eğitimde yaratıcı drama aracılığı ile yapılabilir.

    Drama : Drama bireyin duygu, düşünce ve hayal gücünü tiyatro tekniğini kullanarak ortaya koymasını sağlayan grup çalışmalarıdır.Drama dersinde oyun, eğitim hedefli uygulanarak çocuklar eğlenmeyi ve bilinçlenmeyi aynı anda öğrenirler. Drama, yaparak – yaşayarak öğrenme tekniklerinden en önemlisidir. Drama çocuğun psikolojik yapı ve psikolojik yaşantılar konusunda bilinçlenmesini de, özel bir yetenek olarak yaratıcılığı kazanmasını da amaçlar.

    Yazı kaynağı : www.antalyaozelegitim.com

    OKUL ÖNCESİ DRAMA EĞİTİMİ – erorhan

    OKUL ÖNCESİ DRAMA EĞİTİMİ – erorhan

    DRAMANIN TANIMI

    Çağdaş insanın gereksinimlerini karşılamada ve yaratıcı bireyi yetiştirmede etkili olabilecek bir yapıya sahip olan, eğitim öğretim yöntemi ve bireysel gelişimi desteklemek için bağımsız bir alan olarak kullanılan drama en geniş anlamıyla, “dramatik bir süreç haline getirilmiş içeriğin katılımcılarla paylaşılması” olarak tanımlanabilir. Drama düşünsel olanın, eylemsel olana dönüşme sürecidir.

    Çocukların, gerçek dünya ile kurgusal dünya arasında gidip gelmelerini olanaklı kılan drama çalışmalarının genel amacı; her alanda yaratıcı, kendine yetebilen, kendini tanıyan, çevresiyle iletişim kurabilen ve bunu geliştirebilen, ifade gücü ve biçimleri artmış bireyler yetiştirmektir. Drama bu özellikleri ile çocuğun gelişimini ve yaratıcılığını destekleyerek çocuğa önemli katkılar sağlamaktadır. Bu nedenle de küçük yaşlardan itibaren çocukların drama çalışmalarına katılmalarını sağlamak, hem gelişim alanlarını desteklemek hem de kendilerini tanımalarına ve keşfetmelerine fırsat vermek, yaratıcılıklarını ortaya çıkarmalarını sağlamak açısından önemlidir.

    Eğitimde etkili olan bu yöntem için genel olarak “drama” terimi kullanılmakla birlikte, “eğitsel drama”, “yaratıcı drama”, “psikodrama” gibi terimler de kullanılmaktadır. Bu terimler arasında, tanımladıkları etkinlikler açısından benzerlikler bulunmasına karşın, önemli farklılıklar da vardır. Bu farklılıkların ortaya konulması sözü edilen terimlerin doğru anlaşılması ve tanımladıkları etkinliklerin doğru uygulanması bakımından önemlidir.

    EĞİTSEL DRAMA

    Drama kavramı, ABD’de “yaratıcı drama”, İngiltere’de “eğitimde drama” veya “eğitsel drama”, Almanya’da ise “okul oyunu” veya “oyun ve etkileşim” adlarıyla kullanılan bir yöntemdir. Eğitsel drama, İngiltere’de Peter Slade, Brain Way, Dorothy Heathrote ve Gavin Bolton tarafından geliştirilen ve genel olarak çocukların hemen her konudaki eğitimi için uygulanan bir eğitim yöntemidir. Eğitsel drama, “özel olarak düzenlenen yaşantıları somut bir şekilde hissetme yoluyla sosyal, evrensel ve soyut kavramların, tarih, edebiyat gibi konuların canlandırılarak anlamlı hale getirilmesi, öğrenilmesi” olarak tanımlanabilir.

    Eğitsel drama, esnek olmakla birlikte, temel kuralları önceden ve dışarıdan belirlenmiş, bir grupta yaşayan, yetişkin bir lider (öğretmen) tarafından yönlendirilen ya da başlatılan ve çocuklar tarafından bir grup oyunu gibi algılanabilen etkinlikler bütünüdür. Bir grup çalışması içinde, çocukların bir yaşantıyı, bir kavramı, ders ünitelerinden belli bir konuyu ya da temaları yaşayarak, canlandırarak, oynayarak öğrenmelerini sağlayan bir süreç, eğitsel bir ortamdır.

    Eğitsel dramada amaç; anlamak, farkına varmak ve öğrenmektir. Eğitsel drama, bireyin kendisini başkalarının yerine koyarak çok yönlü gelişmesi, eğitim ve öğretiminde aktif olarak rol alması, kendisini ifade edebilmesi, yaratıcı olması, yaşamı çok yönlü algılaması, araştırma istek ve duygusunun gelişmesini amaçlayan, bireyin eğitim ve öğrenme isteğini artırıcı bir yöntemdir.

    PSİKODRAMA

    Psikodrama, Jacop Levi Moreng’nun 1920’lerde geliştirdiği ve  Sosyometri ve Grup Psikoterapisi sistemi olarak isimlendirdiği bir eylem-işlem yöntemidir. Psikodrama, bireylerin yaşadıkları sorunları yeniden ele alıp onları canlandıran, sorgulama ve sahneleme biçimi olarak tammlanabilir. Psikodrama spontanlık, yaratıcılık ve eylem dinamiklerini temel almaktadır.

    Psikodrama bireylere, dramatik canlandırmalar yoluyla, geçmiş ve güncel sorunlarını ve çatışmalarını ya da geleceğe dair beklenti, kaygı ve güçlüklerini ele alarak hazırlanma, başa çıkma becerilerini görme ve bunları deneme olanağı sağlar. Bu yönüyle psikodramanın terapötik etkisi yanı sıra, pedagojik etkinliğinden de söz edilebilir.

    Bireylerin psikolojik sorunlarınırı giderilmesi amacıyla oluşturulmuş psikodrama sişteminde duygusal sorunları olan birey “girdi”, sağaltım (tedavi) için yapılan ısınma, oyun ve geri bildirim etkinlikleri “süreç”, sonuçta ulaşılan sağlıklı davranış ise “çıktı”dır.

    Psikodrama genellikle grup terapisidir ancak bireysel terapiye de uygulanabilmektedir. Psikoterapi uygulamaları ile sınırlı olan bu yöntem günümüzde telkin ve tedavi aracı ola-rak eğitim kurumlarında, evlilik danışmanlığında, bakım evleri ve hapishanelerde olmak üzere çeşitli kurumlarda hem çocuklara hem de yetişkinlere uygulanmaktadır.

    DRAMANIN TARIHSEL GELİŞİMİ DÜNYADA DRAMA

    J.J. Rousseou

    Çocuklarla drama, reformcu hareketle birlikte ilk kez Fransa’da 18. yüzyıl Fransız dü­şünür ve yazarı J.J. Rousseou (1712 – 1778) ile başlamıştır. Rousseou, dramayı yay­gınlaştırmak amacıyla açık hava festivalleri önermiş, katılımcı dramaya ağırlık vermiş ve oyunda gerçek duyguların yaşanması gerektiğini savunmuştur. Rousseou’ya göre seyircilerin kendi kendilerini eğlendirmeleri, duyguların üstünlüğü, öznellik, bilişsellik ve duyguları yaşamak önemlidir.

    Franz Cizek

    Viyana’da Uygulamalı Sanatlar Okulu’nda 1898’de sanat dersleri veren Franz Cizek’in “herkesin içinde saklı olan yeteneği ortaya çıkarmayı” amaçladığı deneyleri, eğitimde sanatın kullanılmasına yönelik düşüncelere uygun örnekler sağlamıştır. Cizek’in okulunda çocuğu özgür bırakarak sanat yapmasını sağlayan bir eğitim uygulanmıştır. Cizek bu çalışmalarında, herkesin içinde saklı olan yeteneği ortaya çıkarmayı amaçlamıştır. Sanat eğitimindeki çağdaş görüşler, drama öğretmenlerinin gayretleri ile “-mış gibi yapmak” (make believe play) ortaya çıkmıştır .

    Harriet Finley Jhonson

    İlk drama derslerini 20. yüzyılın başında sınıfta uygulayan köy öğretmeni olan Harriet Finley Jhonson, okuldaki dramayı okul tiyatrosundan farklı uygulayan ilk kişidir. Finley Jhonson’ın dramatik yöntem üzerine yazdığı kitap, bir öğretmenin dramatik eğitim prog­ramı üzerine geniş kapsamlı bilgi verdiği ilk örneklerdendir. Kitapta öğretilecek her konu (tarih, coğrafya, din bilgisi, doğa çalışmaları, şiir, matematik ve Sheakspeare) dramatik harekete uyarlanmıştır. Kitap, teorik olmaktan çok bir öğretim deneyiminin tanımı niteli­ğindedir. Bu yapılan ilk uygulamalar “-mış gibi yapmak” biçiminde yapılmıştır.

    Henry Caldwell Cook

    Eğitimde dramayı içeren kapsamlı bir programı ilk hazırlayan Cambringe’in okul müdürü Henry Caldwell Cook olmuştur. Caldwell Cook, oyunu, “yapmaya değer tek iş” ve insan doğasında var olan bir etkinlik olarak görmüştür. Caldwell Cook, okullarda dramanın ya­pıldığı özel mekanların olmasını istemiş ve bu mekânları “Mummery” (maskeli eğlence, soytarılık yapılan yer olarak isimlendirmiştir.

    Caldwell Cook’un 1917’de Oyun Yolu (The Play Way) isimli kitabını yayımlanmıştır. Caldwell Cook’un ideal okulu, geleceğin “Oyun Oku­lu”, şehir hayatının zararlı etkilerinden uzakta kırsal kesimde Olmalıdır. Şarkı söyleme,  resim çizme, oynama ve şiir yazma baskın Olmak üzere, ders planında marangozluk,  dokumacılık, basım, kitap ciltleme ve bahçıvanlık gibi el işi derslerine de de yer verilmelidir. Disiplin, karşılıklı güven ve anlayışa bağlı olmalıdır.

    Peter Slade

    İngiltere’de 1920’lerden itibaren Peter Slade, çocuk grupları ile drama çalışmalarını de­nemeye başlamıştır. Peter Slade (1954), kendisine özgü bir drama yöntemi geliştirmiş ve  “Çocuk Draması (Child drama) ” adını verdiği kitabında yöntemini anlatmıştır. “Çocuk Dramasına Giriş” adlı kitabı ise 1976’da yayımlanmıştir. Peter Slade, çocuk dramasını özel bir sanat türü olarak, tiyatroya bir alternatif olarak görmüştür. Yayınladığı kitabın­da dramanın tiyatrodan farklı olduğunu, çocuğun katıldığı drama etkinliğine müdahale edilmemesi gerektiğini, çocuğun oynarken hem aktör hem de izleyici konumunda bu­lunduğunu belirtmiştir. Ona göre drama, tüm çocuklar için doğal bir oyundur ve çocuk gelişimine önemli katkılarda bulunabilir. Çocukların yaratıcı etkinliğinin belirli standart­lara göre değerlendirilmemesi gerektiğini savunmuştur. Diğer yandan, drama sayesinde çocukların, iyiyi ve kötüyü birbirinden ayırt ettiklerini,  toplumun ve toplumsal kuralların farkına varma ve çalışmanın keyfini çıkarma  yönünden geliştiklerini belirtmiştir.

    Brian Way

    Peter Slade’in öğrencisi Brian Way, İkinci Dünya Savaşı sırasında çeşitli güçlükler yaşayan çocuklara drama yolu ile yardımcı olmaya çalışmıştır. Brian Way, “Drama Yoluyla Gelişim” (1976) adlı kitabında, çocuklara, kendine güven duygusunun nasıl kazan­dırılacağı ve çocukların kendi kaynaklarını keşfetme ve kullanmalarına nasıl yardım edilebileceği konusunda örnekler vermiştir. Brian Way’e göre, dünyada dramaya ka­tılmayacak çocuk yoktur. Drama, kaybolan bazı içgüdülerin ortaya çıkmasını Sağlar. Bedensel, zihinsel yapısı göz önüne alınmak koşulu ile her çocuk için, zihinsel ve bedensel engelli çocuklar da dahil olmak üzere, drama etkinliği düzenlenebilir. Drama çocukta kişiliğin gelişmesini sağlamakta, kişilik de yaparak yaşayarak oluşmaktadır. Way, tiyatro ile dramayı birbirinden ayırır. Way’a göre en önemli fark şudur: Tiyatro bir seyirci kitlesine yöneliktir. Seyirciler için oynanır. Dramada ise katılanların kendi yaşantıları önemlidir. Drama seyirciler için oynanmaz. Drama çocuğu geliştirmek için oynanır.

    Winifred Ward

    Amerika’da gelişen tüm harekete adını veren Winifred Ward’un (1923) “Yaratıcı Oyun­lar” yaklaşımı, belki de dramatik eğitimin gelişmesinde ikinci aşama olarak görülebilir. Üniversitede yaratıcı drama eğitimine başlayan Ward, dramanın öğretim yöntemi olarak önemini vurgular, aynı zamanda doğal oyunun kendi başına da eğitsel olarak önem­li olduğunu savunur. Başta Yaratıcı Oyunlar “Creative Dramatics” dediği, sonra Oyun Yapma “Playmaking with Children” olarak isimlendirdiği yöntemle okulun, çocuğun yal­nızca zihnini değil bütününü eğitmesi gerektiğini detaylı bir biçimde açıklar.

    Çocukların ilgilerini çekmeyi amaçlayarak dersleri edebi niteliği için seçilmiş şiirlere  ve dünya çocuk edebiyatından seçilmiş öykülere dayandırır. Böylelikle çocukların, kendi eğlenceleri için bu türlerden seçilmiş örneklere dayalı doğaçlama oyunlar yaratmaları için motive ede­bileceklerini savunur. Yayımlanan kitapları: “Drama İçin Öyküler (1952)” ve “Çocuklarla Oyun Hazırlama (1957)”dır.

    Ward da tiyatro ve dramayı birbirinden ayırır. Ward’a göre çocuk tiyatrosu, çocuk seyircilere güzellik ve zevk, mutluluk ve neşe aktarır; yaratıcı drama ise katılan çocuk kendi gelişimleri ve grupta birbirleri ile işbirliği yapabilme­leri konusunda önemli yaşantılar sağlar. Tiyatroda oyuncular için önemli olan yetenek, drama da gerekli değildir. Çünkü dramada amaç. başkalarını eğlendirmek, etkilemek değildir.

    Viola Spolin

    Viola Spolin 1963-Ida yayınlanan “Tiyatro İçin Doğaçlama” adlı kitabında, çocuğun içinden geldiği gibi rol oynamasının, kendini ifade yönünden önemini vurgulamıştır. Ona göre çocuk ya da yetişkin, rol oynama yolu ile her alanda bedensel, bilişsel ve sezgisel olarak deneyimler kazanır. Çocuk içinden geldiği gibi oynarken, kim olduğunu, nerede olduğunu, ne istediğini, ne yaptığını, ne hissettiğini kendisi belirler ve kendi istediği biçimde ifade ecder. Spolin’e göre drama, “yaşantılar yolu ile duyguları ifade etme, duy­guları görünür hale getirmek”tir.

    Dorothy Heathcote

    istematik bir disiplin olarak geliştiğinden beri, drama tarihinde, dramanın bir öğretim yöntemi olarak kullanılması gerektiği fikrinin önemli temsilcilerinden birisidir. Görüşle­rini geliştirmeye başlayan Heathcote 1960’lı yılların ortalarından itibaren, Harriet Finley Johnson’ın drama alanındaki görüşlerine yeniden ruh katmış, dramayı eğitsel bir or­tam olarak tanımlamıştır ve “Uzman Rolü Yaklaşımını”  geliştirmiştir. Ona göre içeriği olmayan bir drama anlamsızdır.

    Çocuğun yaşam deneyimlerini anlayıp genişletmede ve dışarıdaki yaşamı anlamlandırmada dramanın kullanılabileceği yaklaşımından hareket eden Heathcote’un amacı drama ve diğer dersler arasında ilişki kurulabilmesini sağlamaktır, Heathcote, “ço­cuklar gerçek yaşamda yaşadıklarını anlamak için dramadan yararlanabildiği gibi drama okul programlarının her alanında kullanılabilir” demiştir. Heathcote drama işleyişinde eğitselliği vurgulamaktadır.

    Heathcote drama ortamında çocukların rol almaları konusunda “eğer öyle olsaydı” kavramını ortaya koymuştur. Heâthcote’a göre, çocuklar role başka biri olarak girmemeli, onlar o insanların yerinde olsalardı, ne yaparlardı diye düşünmelidirler. Bu noktada Heathcote’un öğrenme yöntemi aynı za­manda “empati” merkezidir.

    Heathcote, drama ortamını üç kuralını tanımlar. Birincisi “inançsızlığın içtenlikle yok edilmesi”, ikincisi “role girmede anlaşma”, yani katılımcılar kendilerinden farklı bir rol almaya anlaşmış olmalılar. Elbette ki bu  oyunculuğun özüdür. Üçüncüsü ise katılımcılar hayatın yaşayan, hareketli bir resmini yaratabilmek ve böylece seyirciden çok daha fazla sürpriz ve keşifle karşılaşabilmek için o anda grup tarafından kullanılabilecek tüm geçmiş deneyimleri ve  becerebildikleri kadarıyla imgesel varsayım­larını kullanmak zorundadırlar.

    Gavin Bolton

    İngiltere’de Peter Slade Brian Way, Dorothy Heathcote gibi eğitsel dramayı geliştiren kişilerden biridir. Gavin Bolton’a göre okullarda programın ötesinde öğretmen çocukların gelişip ilerlemelerini için çok dikkatli alıştırmalar yapmalıdırlar. Gavin Bolton drama eğitiminin oyun kavramının bir uzantısı olduğunu söyler. Çocukların aileleri veya arkadaşlarıyla olan oyunlarına dikkat çeker. Bilinçli aileler için çocuklarıyla oyun oynayarak geçirdikleri süre, onlar hakkında ipucu edinmede mükemmel fırsatlardır. Sı­nıflarda yapılan dramada öğretmenin rolde olması nesnel yaklaşımı açısından önemlidir.

    Bolton şöyle der: “Çocuk, şimdiki zamanla meşgul olmaz; daha ziyade, bir sonraki ana girmekle ilgilenir”.

    “Eğitimde Drama Kuramına Giriş” adlı kitabında (1979) Gavin Bolton, drama ko­nusunda bilişsel ve analitik yönlere ağırlık veren bir yaklaşımı savunmuştur. Bolton “Di­yalektik Kuramı” geliştirmiştir. Çocuklara sorular sorarak konuyu açma, ayrıntılara girme ve tartışmaya önem vermiştir. Bolton’a göre çocuğun kendini ve yaşadığı çevreyi anla­ması önemlidir. Çünkü içinde yaşanılan çevreye uyum yaşamsal değer taşır ve eğitimde drama etkinlikleri temel olarak uyumu amaçlamaktadır.

    TÜRKİYE’DE DRAMA

    Il. Meşrutiyet Dönemi

    Meclis-i Kebir-i Maarif tarafından 1913 tarihli geçici İlköğretim Kanunu’nun 4. Maddesi gereği hazırlanıp yayımlanan, anaokullarının programlarını düzenleyen ve derslerin işleniş         konusunda öğretmenleri ayrıntılı olarak aydınlatma amacı taşıyan 1914 tarihli belge, anaokulu düzeyinde dramatizasyonun ilk uygulamalarını getirmektedir. Bu belgede, derslerin uygulanışında çocukların özgürlüğüne, kendilerini serbestçe ifadelerine,  kendi hayal dünyalarını kurmalarına ve yaratıcılıklarına dayanan kurgusal bir yaklaşım önerilmektedir.

    Bu belgede vurgulananlar ile bugün de drama çalışmalarının genel hedefleri arasında: belirlenen hedefler çerçevesinde çocuğu özgür bırakma, dış gerçeklikleri dikkate alarak kendini özgürce ifade etme, hayal gücü ve yaratıcılık gelişimi kavramları bakımından benzerlikler bulunmaktadır.

    Mektep Temsillerinin Usul-i Tedrisi

    Osmanlı Devleti Maarif-i Umumiye Nezareti (Eğitim Bakanlığı) tarafından 19l5 yılında çıkarılan “Mektep Temsillerinin Usul-i Tedrisi” yönetmeliği ile eğitici ve öğretici niteliği ile tiyatro çalışmalarının okullarda ne şekilde yürütülmesi gerektiğinin kuralları belirlenmiştir.

    Bu yönetmelik Meşrutiyet Döneminde okullarda tiyatroya yer vererek, çocukların tiyatro ile uğraşmalarının ve bu suretle eğitilmelerinin ne denli önemli olduğunun vurgulanması ve bu konuda somut bir adım atılması anlamına gelmektedir. Yönetmeliğin yayınlanmasıyla tiyatronun çocuğun dünyasında ne kadar önemli bir yere sahip olduğu devlet tarafından da kabul edilmiş ve okullardaki tiyatro çalışmaları resmi­yet kazanmıştır.

    Ismayıl Hakkı Baltacıoğlu (1887-1978)

    Drama eğitiminin Türkiye’de öncüsü kabul edilir. Osmanlı Devleti tarafından 1910 yılın­da pedagojik incelemelerde bulunmak üzere Avrupa’ya gönderilmiş, İngiltere, Almanya, Fransa, Belçika, Isviçre, Danimarka ve İsveç’te incelemelerde bulunmuştur. Türk Eğitim Tarihi’nde çok önemli bir yere sahip olan “Talim ve Terbiye’de “İnkılap” adli eserini 1912 yı­lında yayınlamıştır. Baltacıoğlu bu eserinde, var olan eğitim sistemini eleştirmiş, Avrupa’da gördüğü sistem ile geleneksel sistem arasında bir köprü görevi üstlenmiştir.

    Baltacıoğlu dramatik eğitimin temelleneceği altyapıyı oluşturan özgürlük, etkinlik ve etkinliğin mutlaka üretime dönük olması ilkeleri üzerinde durmuştur. Baltacıoğlu, çocuğu hayata hazırlamak, belleği doldurmak yerine karakter eğitimine önem vermiş ve disiplini özgürlük ile birleştir­miştir. Baltacıoğlu’na göre sahne, insana, sevinç, mutluluk veren bir topluluk yaşantısıdır. Tiyatro çalışmalarıyla birey, toplulukla çalışma becerilerini geliştirir, oynayacağı rol kişisi ile empati kurarak, hayal gücünü ve yaratıcılığını geliştirir, seyirci ile yüzleşir, ondan tepki alır, toplumsal yaşamın tüm ögelerini yaşar.

    Onda yaşar, ona uyar ve onda üretir, yaratır. Çünkü yalnız tiyatro, hayatın bütününü taşır.

    Cumhuriyet Dönemi

    Cumhuriyet döneminde, 1926 tarihli ilkokul programında ilkokulun eğitim ve öğretim ilke­leri bölümünde temsil (dramatik gösteri), temel olarak kabul edilmiştir. Daha ileri tarihler­de, ilkokul ve ortaokul programlarında temsil yoluyla canlandırma biçiminde dramatizas­yon etkinliklerine yer verildiği görülmektedir. Özellikle Türkçe, Tarih ve Beden Eğitimi gibi derslerin zaman zaman bu yöntemle verilmesi önerilmektedir.

    Selahattin Çoruh

    “Okullarda Drmatizasyon (1943)” adlı çalışması, birlikte yaratmanın ve dramatize etme­nin önemini anlatması ve dramatizasyonun ders programlarında yer verilmesini vurgula­ması dramanın Türkiye’deki gelişimi açısından önemli bir kaynaktır.

    Emin Özdemir

    “Uygulamalı Dramatizasyon (1965)” adlı kitabında dramatizasyonun, çocukların öykünme güçlerinden beslenen doğal bir öğrenme yolu olduğunu belirtmiştir. Ona göre dramatizas­yon amaç değil araçtır ve aynı zamanda eğlendirerek öğretir. Özdemir, dramatizasyonun, çocukların öğrenmesine ve deneyimlerini zenginleştirmesine olanak sağladığını belirtmiştir. Ayrıca “bağımsız ve bağımlı dramatizasyon” adı altında tanımlar yapmıştır. Bağımsız dra­matizasyonda çocuk konuya bağlı kalmadan içten geldiği gibi oynayabilmekte (doğaçlama), bağımlı dramatizasyonda ise metni aynen değişiklik yapmadan canlandırmaktadır.

    Şükran Oğuzkan

    “Anaokullarında Yaratıcı Dramatizasyon Uygulamaları (1981)” kitabında, dramatizasyo­nun çocukların kendilerini doğal yollardan ifade etmelerine olanak sağlayan bir yol oldu­ğunu belirtmektedir. Oğuzkan kitabında, “yaratıcı dramatizasyon” diyerek aslında drama yönteminden söz etmektedir. Hiçbir zorlama olmadan, öğretmenin anlattığı bir öykünün ya da çocukların başlarından geçen bir olayın veya çocuklarla karar verilen bir durumun canlandırılmasıdır. Bu canlandırma, hiçbir zaman piyes gibi kurallara bağlı değildir. Ço­cuklar sözleri ezberlemek zorunda değildir, içlerinden geldiği gibi öyküyü istedikleri gibi değiştirerek oynayabilirler.

    Türkiye’de 19801i yıllardan sonra dramatizasyon çağdaş yaklaşımlar ile bilimsel olarak ele alınmaya başlamıştır. Ozellikle Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İnci San ve Devlet Tiyatrosu sanatçıla­rından Tamer Levent’in birlikte yaptıkları çalışmalar sonucunda, eğitimde dramatizasyon, bilinen anlamı ile herhangi bir metni canlandırmanın ötesinde, “Eğitimde Yaratıcı Drama”  kavramı olarak yerleştirilmeye çalışılmıştır. 1985 yılında Ankara’da ilk kez gerçekleştiri­len  Birinci Uluslararası Eğitimde Yaratıcı Drama Semineri, eğitimde yaratıcı dramanın bilinen dramatizasyon kavramından farkına ve çağdaş anlamına yönelik genel bilgilen­dirmeyi amaçlamıştır.

    Prof. Dr. İnci San’ın çabaları sonucunda,  Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü’nün açtığı tezli ve  tezsiz lisansüstü programlarıyla büyük gelişme göstermiş, Milli Eğitim Bakanlığı prog­ramlarında seçmeli ders olarak ve öğretmen yetiştiren Eğitim Fakülteleri’nin okul öncesi, ilköğretim ve yabancı dil bölümleri ile  çocuk gelişimci yetiştiren çocuk gelişimi bölümle­rinde drama zorunlu ders olarak yerini almıştır.

    Yazı kaynağı : erorhan.wordpress.com

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap