Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    pazırık halısı hangi devlete aittir

    1 ziyaretçi

    pazırık halısı hangi devlete aittir bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Pazırık halısı

    Pazırık halısı

    Pazırık halısı, Sovyet Altayların Pazırık bölgesinde keşfedilen ve araştırmaları müteveffa Sovyet arkeolog Sergei Ivanovich Rudenko tarafından yapılan, Altayların M.Ö. 3. yüzyıla ait sakinlerinin bırakmış oldukları 40'a yakın beyler zümresine ait kurganlarda, zengin sanat eserleri gün ışığına kavuşturulmuştur[1]. Bu buluntuların büyük bir kısmı hâlen Leningrad Ermitaj müzesinde teşhir edilmektedir.

    Bu buluntular arasında menşei üzerinde en çok münâkaşa edilen ünlü "Pazırık Halısı" da görülmektedir. Beşinci bu en eski halısı bulunuşundan itibaren bir çeyrek asır geçmesine rağmen, şimdi de üzerinde en çok konuşulan bir arkeolojik eser olma vasfını taşımaktadır.

    Kazıları idare eden Rukendo, bu 1.89x2 m ebatında bulunan, üzerinde biniciler, sığınlar ve hayâli yartıklardan griffon figürlerinin yer aldığı bu çok sık dokunmuş halının İran'ın Ahamenidler devrinde imâl edilerek Altaylara ihraç edildiği görüşünü ileriye sürmüştür[2].Halıda bir desimetre karede 3600 ilmek bulunmaktadır.[3]

    Johanna Zick - Nissen ise bu halının Anadolu'ya kadar uzayan sınırlar içinde dokunduğu kanaatını taşımaktadır.[4] R. Ghirsman, K. Jetter gibi bazı İranist batılı sanat tarihçileri de bu müstesna halının "şehir kültürü" dışında yaşayan bir cemiyet içinde dokunamayacağı inancını paylaşmaktadırlar. Onlara göre, bu halı teknik bakımdan oldukça mürekkeb, sanat bakımından da çok taraflı, değişik anlayışla yüklü bir eserdir. Bu sebeple, yine onlara göre, "atlı bozkır kültürüne" mensup, yaylak ve kışlak hayatı yaşayan Türk göçebelerinin böyle bir halıyı meydana getirmeleri asla mümkün değildir.

    Türk topluluklarının bulundukları bölgelerde gün ışığına kavuşturulmuş çeşitli halı örneklerinden mesela; Aurel Stein'in Doğu Türküstan'da yaptığı kazılarda "Lou-lan" kuyu mezarında ve Lop-Nor'da bir Stupa'dan çıkartılan halılar, Vonle Coq'un Turfan kazılarında bulduğu M.S. 5. ve 6. yüzyıla kadar uzanan devrede dokundukları tespit edilen halılar,[5] bunlara ilaveten Carl Lamm'ın Fustat'da keşfettiği Selçuklu halı parçalarından ve Türk İslâm Eserleri Müzesi'nde teşhirde bulunan Selçuklu halılarından haberdar değil gibi bir davranış içine düşmüş olduklarını söylemek mecburiyetindeyiz. Hâlbuki anılan bu halı örneklerinin dünyanın en eski ve en mükemmel halı parçaları olduğu bütün "mütehassıslar"ca ifade edildiği herkesçe bilinmektedir. Yine bununla ilgili olarak şu noktayı da kaydetmeliyiz: Orta Asya'nın Doğu Türkistan'ı, Altaylar'ı ve Moğolistan'ı içine alan bölgesi, birçok ilim adamları tarafından daima düşünce yanlış anlamalara meydan vermemelidir. Çünkü, Türkistan hiç şüphesiz eski bir dokuma merkezidir. Ancak bu merkezin Doğu Türkistan'a doğru uzayan bölgelerinde Ortaçağ'da zengin bir dokuma geleneğinin bulunduğu kesindir. Yukarıda hatırlatıldığı gibi, Lou-lan Ve; Lop-Nor'da dokunmuş halılar ile çeşitli kumaşlar Aurel Stein'in 1906-1908'de yapmış olduğu kazılarda gün ışığına kavuşturulmuştu. Dolayısı ile bu bölgenin zengin bir dokuma merkezi olduğu açıkça anlaşılmıştır. Pazırık ise bu bölgeye hiç de uzak bir yöre değildir. Ayrıca bugün Kaş-gar, Hotan, Kuca ve Turfan'da dokunan halılar, bu en eski halı bölgesinin, geleneğini hâla sürdürmekte olduğunu göstermektedir. Fazla olarak bu sanat tarihçileri Altaylar'ın Pazırık vadisindeki beylere ait kurganlardan pek çok sanat eserinin bir bütün olduğunu düşünmemekte ve bunlardan sadece bir halıyı ise dışarıdan ithal edilmiş münferit bir eser gibi mütâlaa etmektedirler.

    Bu kanâatin aksine olarak adı geçen kurganların Hunlar'a ait olduğu görüşü Kiseljov ve Simirnov gibi Sovyet âlimleri tarafından Ortaya atıldığı gibi, kültür tarihçilerimizden Abdülkadir İnan, İkinci Türk Tarih Kongresinde vermiş olduğu «Altay'da Pazırık hafriyatında çıkarılan atların vaziyetininİ Türkler'in defin merasimi bakımından izahı» adlI tebliği ile diğer makalelerinde ve Bahaeddin Ögel de «İslâmiyetten önce Türk kültür tarihi» eserinde Pazırık kurganlarının Büyük Hun İmparatorluğu'na ait olduğunu yazmışlardır. Buna ilâve olarak yine batılı kültür ve sanat tarihçileri arasında, René Huyghe, Vadime Elisséeff, Mario Bussagli gibi ilim adamları da aynı görüşü müdafaa etmişler, yani Pazırık kurganlarında bulunan eserlerin sahiplerinin Hunlar olduğunu söylemişlerdir.

    Tarih ve kültür yönünden bu kurganların Büyük Hun İmparatorluğu devrine ait olduğu hususu ve memleketimizde ve batıdaki birçok ilim adamları tarafından: açık bir gerçek olarak kabul edilmişken biz bu makalede sadece V. Pazırık Kurganından çıkartılan ve "ithal malı" olduğu iddia edilen ünlü halı'nın Türkler tarafından dokunduğunu ve Ahamenidler ülkesinden yani İran'dan Altaylar'a ihraç edilmiş bir han olamayacağını izah etmek olacaktır.

    Kurt Erdman'ın bir "eğer örtüsü" olarak, tarif ettiği, ve Karl Jettmar'ın "ithal malı oyun halısı" olarak tanıtmak istediği bu 4 m²'lik halının ikisi geniş, üçü dar olmak üzere beş bördürü vardır. Orta zemin tıpkı bir dama tahtası gibi eşit ölçülerde karelere taksim edilmiş olup, kenarları ince bir çerçeve ile çevrilmiştir. Karelerin içlerinde, yıldız, biçiminde dört yapraklı bir çiçek nakışı görülür. Dama tahtasını andıran zemini çevreleyen incecik suda üç renkli zincir nakışı yer almakta, hemen onun yanındaki geniş su üstünde de aynı yöne doğru sıralanmış âdeta otlayan bir sığın sürüsü görülmektedir. Orta zemini ve halının dış ucunu çevreleyen iki dar suda kareler içine tekrarlanan arslan-grifon 7 Temmuz 2010 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. figürleri yerleştirilmiştir. Grifon'un başı, arkaya doğru çevrilmiş olup açık gagasından dili görülmektedir. Bu hayali yaratığın kafası yukarı kalkık, kanat ye kuyruğu kareye tamamiyle sığdırılmıştır. Halının en geniş suyunda yayalar ve atlılar birbirlerini aynı yöne doğru takip ederler. Bunlar sığınların tam ters yönünde ilerlemektedirler. Burada bir iki kişinin atlarının yanında yürüdükleri görülürken, bazıları da atlara binmiş olarak sırayı takip ederler. Burada bir iki piyadenin atlarının kuyrukları, Pazırık kurganlarından çıkarılan cesetlerde görüldüğü üzere, düğümlüdür. Atların hepsi de gemlidir. Bazı gemlerde süs plakaları bile seçilmektedir. Atların sırtlarına keçeden yapılmış örtü konmuştur. Hayvanın terini almak üzere sırtına konan bu tarz nakışlı örtülere Orta Asya'da "çaprak" veya "şaprak", Anadolu'da ise terlik, ter keçesi denilir.

    Pazırık halısında birbirlerini takip eden atlar üzerinde eğerler görülmemektedir. Esasen Pazırık'ta ahşap eğer bulunmamıştır. Bu devrede tokalı örtüler veya içi otla dolu, dış tarafları çifte deri kaplanmış at sırtına konan bir nevi yastık bulunmuştur. Halının bu durumu da bölge kültürünü aksettiren bir belge olması bakımından önemlidir. Pazırık halısının bulunduğu bölgenin, yani Altayların karakterini aksettirdiği açıktır.

    Kaynakça ve notlar[değiştir | kaynağı değiştir]

    Ayrıca bakınız[değiştir | kaynağı değiştir]

    Yazı kaynağı : tr.wikipedia.org

    Pazırık Kurganı

    Pazırık Kurganı

    Pazırık Kurganı, Altay bölgesinde, MÖ 3. ve 6. yüzyıllara ait İskit sanatının, özellikle halı ve küçük el sanatlarının, örneklerinin bulunduğu bölge. Pazırık Kurganı, bölgede ele geçirilen objeler ve eserlerden dolayı UNESCO Dünya Mirası Bölgelerinden birisidir.[1]

    Altaylar'da MÖ 3. yüzyıl olarak tarihlenen bu kurganda Arkeolog Sergei Ivanovich Rudenko'nun keşfettiği MÖ 5. yüzyıla ait eserler İskitlerin İran, Hindistan, ve Çin ile güçlü ticaret bağlantıları olduğunu göstermektedir. Bulunan eserler arasında en değerlilerinden birisi İskit halısıdır. Boyu 200, eni 189 cm, kalınlığı 2 mm olan bu Pazırık Halısında, her 10 cm2'de 36.000 düğüm bulunmaktadır. Dünyanın en eski halısı olarak nitelendirilen Pazırık halısı, Ermitaj Müzesi'nde sergilenmektedir.[2]

    Pazırık, Güney Sibirya'da Altay eteklerinde Pazırıkta bulunup MÖ 5. yüzyıla tarihlendirilen ve arkeolog Natalia Polosmak tarafından bulunduktan sonra Buz bakiresi adı verilen mumyalanmış ceset ve bunun gibi, kollarında hayvan desenli dövmeleri bulunan mumyalar keşfedilmiştir. Bulunan eserlerde ağırlıklı olarak geyikler, dağ keçileri; Leningrad Ermitaj müzesinde yer alan eserler arasında da halı dışında kumaş, renkli keçe, aplike örtüler, hayvan ve bitki desenli tekstil ürünleri vardır. Bu kurganda bulunan halı, dünyanın ilk düğümlü halısı olma özelliğine sahiptir.[3] Genetik analizlere göre günümüz Altaylılardan farklı görülmemiştir.[4]

    Ayrıca bakınız[değiştir | kaynağı değiştir]

    Dış bağlantılar[değiştir | kaynağı değiştir]

    Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

    Yazı kaynağı : tr.wikipedia.org

    Pazırık Kurganı ve Pazırık Halısı

    Pazırık Kurganı ve Pazırık Halısı

    Altaylarda Büyük Hun Devleti’nin kültürünü temsil eden başlıca kurganlar Katanda, Noyun Ula, Pazırık, Şibe ve Esik kurganlarıdır. Bu kurganlar, Altay bölgesinin en eski tigin (prens) mezarlarıdır.

    Pazırık kurganları birçok dini, mitolojik, arkeolojik ve sanat tarihiyle ilgili kanıtlardan ötürü Hun Türkleri dönemine aittir. Pazırık Kurganlarından Keçe Kılıf Pazırık kurganları, deniz düzeyinden 1600 m yükseklikteki Büyük Ulagan vadisinde yer alan Çulışman ırmağı ile Başkaus ırmağı arasında bulunmuştur.

    İlk kazılarla 1. kurgan ortaya çıkarılmıştır. Mezarın içinde iklimin soğukluğundan ötürü donma olduğu için, eşyaların çoğu çürümeden günümüze değin gelebilmiştir. Kurganın tomruk duvarlar ve çift katmanlı bir çatıdan oluşan odasında ağaç oyma tabutta ceset bulunur. Duvarlara keçe dokumalar asılmış, ölünün kişisel eşyaları, çeşitli araçlar, yiyecek ve içecekler de bu odaya yerleştirilmiştir. Mezar odasının dışında kurban edilmiş olan atlar, koşum takımlarıyla birlikte mezara konulmuştur. Burada mezarın hazırlanmasında kullanılan araçlar da ele geçirilmiştir. Mezarda bunların dışında ahşap bir araba da vardır. Ele geçirilen yapıtlardan, atların başına konulan geyik başı biçimindeki maskeler ilgi çekicidir. Öteki Pazırık kurganları da benzer yapıda olup içlerinden pek çok sanat ve arkeoloji eşyası çıkarılmıştır. 2. kurgandaki mumyalanmış kadın ve erkek cesetlerinden erkek olanın gövdesine döğmeler yapılmıştır; erkek 50-60, kadın ise 40 yaşlarındadır. Kadının giysileri arasında bulunan bir sincap kürkü, koç kafası figürlü altın levhacıklarla süslüdür.Kemerinden kopmuş gümüş tabakalarda da koç figürü bulunmaktadır.. Ayrıca ölüye armağan edilen keselerin üzerindeki altın yaldızlı bakır levhacıklar bulunmaktadır. İkinci Pazırık Kurganındaki Cesedin Üzerindeki Döğmeler Pazırık kurganlarında bulunan iskeletlerin büyük çoğunluğu beyaz ırktandır. Mumyalanmış olmalarından ötürü ırkları kolayca saptanan cesetler, Türkler’in beyaz ırktan olmalarının kanıtlarından biridir. Pazırık’ta bulunan cesetlerin gövdeleri döğmelerle süslenmiştir.Ayrıca mumyalanan ölülerin derisi T biçiminde açılmış, ardından dikilmiştir. Bu işlemle kasların gövdeden çıkarılmış olması muhtemeldir.Pazırık mezarlarında bulunan madenden yapılma silahların çoğu nemden ötürü paslanıp çürüyerek günümüze değin gelememiştir.

    pazirikk

    Pazırık kurganlarında iki tür ağaç işçiliği yöntemi kullanılmıştır: oymacılık ve dülger-marangoz işleri.

    Ağaç oymacılığı, Hun çağına ait kültür merkezlerinin ortak özelliklerindendir. At koşumlarının süsleri, küçük masalar, kaplar, havan elleri ve başka birçok eşya ağaç oymacılığı tekniği ile yapılmıştır. Dülger-marangoz işlerine ise özellikle İkinci Pazırık Kurganı’nın duvarlarındaki biçilmiş tahta ve tomruklarda görülür.

    GİYSİLER ve SÜS EŞYALARI

    Keçe Şabrak Pazırık kurganları buzlar altında kaldığı için, içlerindeki gömlekler ve öteki giysiler çürümeden günümüze değin gelmişlerdir. İkinci Pazırık Kurganı’nda bulunan önü kapalı bir gömlek, Noyun-Ula’daki bir gömleğe çok benzemektedir. Katanda Kurganı’nda da bu tür bir gömlek vardır. Pazırık gömleğinin üzerinde altın süsler de bulunmaktadır. Üçüncü Kurgan’da, giysilerin fiyonk biçiminde düğümlenmiş kuşakları da vardır. Türkler’in ileriki çağlarda kaftan olarak adlandırdıkları uzun giysiler, Pazırık kurganlarında da bulunmaktadır. Pazırık kurganlarından ele geçirilen keçe çoraplar, çizmeler, taraklar, gözgüler (aynalar), çalgılar o çağın Türk yaşam biçimi üzerine bize bir fikir vermektedir. Keçe çorap ve çizme, göçebe Türkler’e özgü bir kültür unsurudur. Pazırık -ve Noyun Ula- süs eşyaları ile günümüz Türkmen ve Kazak süs eşyaları arasında dikkati çekecek ölçüde benzerlikler vardır.

    pazirikkk

    AT KÜLTÜRÜ

    Pazırık Kurganlarından Çıkarılmış At Başına Takmak İçin Süs Pazırık Kurganları’nda çok sayıda donmuş at cesedi bulunmuştur. Pazırık mezarlarında iki tip ata rastlanır:

    Bozkır (Mogol) Atı ve yüksek boylu Türkmen Atları. İkinci tip Türk atları hakkında Çinliler, Kan Terleyen deyimini kullanırlar. Pazırık’ta atlarla birlikte bir çok da eyer ele geçmiştir. Eyerlerin çevresi genellikle sarkan kordonlarla ya da püsküllerle süslenmiştir. Eyerlerin yüzleri ise yün aplike ile grifonlar ve efsanevî hayvan resimleriyle doldurulmuştur. Ayrıca eyerlerin arkaları ile önlerinde eyer kaşı denilen ağaç kısımlar da bulunmaktadır. Pazırık kantarmaları (gemleri) ortadan mafsallı olup iki kenarında iki dizgin halkası ile süslenmiş durumdadır. Bu halkalar çok kez, üzerlerine asılan hayvan figürleri ile abartmalı bir biçimde süslenmiştir. Pazırık kantarmaları (gemleri) tip bakımından, Altaylar’daki Katanda ve Aragol kurganlarındaki kantarmalara çok yakındırlar. Milattan önceki yüzyıllarda Orta Asya ile Sibirya’da bu tür kantarmalar (gemler) çok yaygındı. Birinci Pazırık kurganında bir Hun kırbacı da bulunmuştur. Bir değneğin ucuna deri bir sırımın sarılmasıyla yapılmış olan bu kırbaç, ileriki zamanlardaki Orta Asya kırbaçlarına benzer. Pazırık’ta kurban edilen atların kulakları kesilmiştir. Kurban edilen on atın nişanlarının ayrı olması, atların on boy tarafından armağan edilmiş olduğunu göstermektedir. Ayrıca atların kuyrukları ile yelelerinin kesilmesi, Türkler’de çok görülen bir yas belirtisidir. Kurban edilen atların aygır olması da bir Türk geleneğidir. Abdülkadir İnan, bütün bu işlemlerin Türk gelenekleriyle açıklanabileceğini göstermiştir.

    PAZIRIK HALISI

    Türk halı sanatının ve dünya halılarının en eski örneği 5. Pazırık kurganından çıkarılmıştır. Halının bir Türk buluşu olduğunu ortaya koyan dünyanın bu bilinen en eski halısı Hun Türkleri’ne ya da Proto Türkler’e aittir. Büyük olasılıkla MÖ 3-2. yüzyıllardan kalmış bir şaheser olan bu halı 1,89 x 2 m boyutunda olup Gördes-Türk düğümüyle dokunmuştur. Bu halının günümüze değin ulaşabilmesi, mezarın buz altında kalmasıyla mümkün olmuştur. Halının 10 sm2’sinde 3600 düğüm vardır.

    pazirik

    Pazırık Halısından İki Ayrıntı

    Halı ikisi geniş, üçü dar olmak üzere beş bordür ile çevrelenmiştir. Halının en iç ve en dıştaki dar bordürlerinde arslan-grifon figürleri, içteki birinci geniş bordürde sığınlar, dıştaki geniş bordürde ise 28 tane atlı figürü bulunur; sığınlar, 24 tane olup atlıların ters yönünde sıralanmıştır. At kuyrukları nın düğümlenmiş olması göze çarpmaktadır ki bu, bir Türk geleneğidir. Atlıların giyimleri de Bozkır Kültürü’ne uygundur. İki bordür arasında, motiflerden oluşan başka bir bordür vardır. Ortadaki dar bordür, dört yapraklı çiçek motifleri ile süslenmiştir. Halının al renkli orta zemini, eşit ölçülerde 4 x 6 biçiminde 24 kareye bölünmüş olup bu karelerin sayısı akla 24 Oğuz boyunu getirmektedir. Bilindiği üzere Oğuz Kağan Destanı’na göre, Oğuz Kağan’ın 6 oğlunun her birinin 4′er oğlundan toplam 24 torunu olmuş, bu 24 torun da atası oldukları 24 Oğuz boyuna kendi adlarını vermişlerdir. Halının zemininin 24 kareye bölünmüş olması hem Asya Hunları’nın 24′lü devlet örgütünü, hem de Oğuzların 24 boyunu hatırlatmaktadır. Kök boya ile renklendirilmiş halıda motifler al, sarı ve gök renktedir. Pazırık halısının bulunduğu bölgeye özgü sığın motifleri, Türk ikonografisine uygun atlı tasvirleri ve dokuma tekniği nedenleriyle bir Türk halısı olduğu açıktır. Pazırık halısı bugün Petrograd Ermitaj Müzesi’nde bir cam çerçeve içinde sergilenmektedir.Bu ünlü, 5. Pazırık kurganından çıkarılmış halının dışında 4. kurgandan da küçük halı parçaları çıkarılmıştır. Pazırık kurganlarından çıkarılmış, keçeden yapılma ve üzerleri işlemeli eyer örtüleri de Türk sanat tarihi açısından önemli eserlerdir. Bu eserler üzerinde, Türk hayvan üslubunun en önemli temalarından olan hayvan mücadelesi sahneleri ve çeşitli hayvan figürleri yer almaktadır.

    pazirik

    KAYNAK : Prof Nejat Diyarbekirli “Ortaasya’dan Anadolu’ya Türk sanatı ve kültürü”

    pazirik

    Yazı kaynağı : www.sanatinyolculugu.com

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap