Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    osmanlı devletinin siyasi varlığını sona erdiren olay

    1 ziyaretçi

    osmanlı devletinin siyasi varlığını sona erdiren olay bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Osmanlı Devleti'nin siyasi varlığını sona erdiren olay nedir?

    Osmanlı Devleti'nin siyasi varlığını sona erdiren olay nedir?

    Cevap:

    SELAM

    Açıklama:

    Osmanlı Devletinin fiilen sona ermesi 30 Ekim 1918 tarihinde Mondros Ateşkes Antlaşması ile olmuştur. Osmanlı Devletinin hukuken sona ermesi 11 Ekim 1922 tarihinde Mudanya Mütarekesi ile olmuştur. Osmanlı Devletinin resmen sona ermesi 1 Kasım 1922 tarihinde Saltanatın kaldırılması ile olmuştur.

    Yazı kaynağı : eodev.com

    Osmanlı Devleti fiilen, hukuken ve resmen ne zaman sona erdi

    Osmanlı Devleti resmen sona erdi (1922)

    Osmanlı Devleti resmen sona erdi (1922)

    GÜNÜN OLAYI

    623 Yıllık Osmanlı Devleti Sona Erdi(1922)

    Osmanlı Devleti’nin resmi kuruluş tarihi olarak 1299 tarihi kabul edilir. Küçük bir beylik olarak siyasi tarihe adım atmış hızla yükselerek 16.yüzyılda zirveye tırmanmıştı.

    Üç kıtada hüküm süren Osmanlı Devleti 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması ile dağılma sürecine girmişti. Bütün bir 19. Yüzyıl boyunca emperyalistlerin kışkırttığı milliyetçilik isyanları ile uğraşmıştı. İsyanlar ve Rus saldırıları devlete toparlanma fırsatı vermemişti.

    Son olarak I.Dünya Savaşından da yenilgi ile ayrılınca 30 Ekim 1918 Mondros Ateşkes Antlaşması ile bitkisel hayata girdi.

    Milli Mücadelenin başarıya ulaşmasından sonra TBMM aldığı bir kararla 1 Kasım 1922’de saltanatı kaldırdı. Böylece Türk Tarihinin en uzun ömürlü devleti Osmanlı Devletinin 623 yıllık yaşantısı da resmen sona ermiş oldu.

    GÜNÜN ÖNEMLİ OLAYLARI

    Türk Tarihinin İlk Resmi Gazetesi Yayınlandı (1831)

    II.Mahmut’un fermanı ile yayın hayatına başlayan ilk Türk resmi gazetesi Takvim-i vekayi 1 Kasım 1831’de yayın hayatına başladı. Beş bin adet basılan ilk gazetenin o günkü konusu II.Mahmut’un Çanakkale gezisi, Şehzade Abdülmecit’in derse başlaması ve Arnavutluk isyanı ile ilgili gelişmelerden oluşuyordu.

    Osmanlı Devleti Rus Ültimatomunu Kabul Etti (1876)

    Osmanlı Devletinin Sırpları yenilgiye uğratması üzerine Sırpları korumak için Rusya çok ağır koşullar içeren kırk sekiz saatlik bir ültimatom vermişti. Osmanlı Devleti hiçbir devletten destek göremeyeceğini anlayınca çaresiz 1 Kasım 1876’da bu ültimatomu kabul ettiğini açıkladı.

    Sultan Abdülhamit İstanbul’a Getirildi (1912)

    Balkan Savaşlarında Selanik şehrinin kaybedileceği anlaşılınca Sultan II. Abdülhamit gözaltında tutulduğu Selanik’teki Alatini köşkünden İstanbul’a getirildi.

    Ruslar Kafkas Cephesinde hücuma Geçti (1914)

    Osmanlı Devletinin I.Dünya savaşına girmesi ile Ruslar hemen Kuzey Anadolu’yu ele geçirmek için 1 Kasım 1914’te saldırıya geçtiler. Bu ilk saldırı Türk Kuvvetleri tarafından durduruldu. Bu olayın arkasından Enver Paşa meşhur Sarıkamış harekatını başlattı.

    Yeni Türk Alfabesi Kabul Edildi (1928)

    TBMM 1 Kasım 1928 Tarihinde aldığı bir kararla Latin alfabesi esas alınarak düzenlenmiş olan yeni Türk alfabesini yürürlüğe koydu.

    Atatürk İkinci Kez Cumhurbaşkanı Seçildi (1927)

    Üçüncü dönemine başlayan TBMM, 1Kasım 1927’de Mustafa Kemal’i ikinci kez cumhurbaşkanlığına seçti

    Cezayir’de Milli Kurtuluş Cephesi Kuruldu (1954)

    Cezayir’de Ulema'nın öncülüğünde Milli Kurtuluş Cephesi 1 Kasım 1954’te kuruldu. Milli Kurtuluş Cephesi ilk bildirisinde amaçlarının Cezayir'i işgalden kurtararak bu topraklar üzerinde islami esaslara göre şekillenen bağımsız bir devlet kurmak olduğunu ilan etti. Fransızlar sekiz yıl süren bağımsızlık savaşı süresince bir buçuk milyon Cezayirli müslümanı katlettiler.

    Çeçenistan Bağımsız Oldu (1991)

    Çeçenistan’da seçimler ile oluşan yeni meclis Çeçenistan’ın 1 Kasım 1991’de bağımsızlığını ilan etti. Boris Yeltsin Çeçenistan’ın bağımsızlığını tanımayarak bölgeye askeri birlikler sevk etmeye başladı. Çeçenistan Devlet Başkanı  Cahar Dudayev mücadele için hazırlanmaya başladı.

    GÜNÜN DİĞER ÖNEMLİ OLAYLARI

    1604- William Shakespeare’in trajedisi ‘’Othello’’nun ilk gösterimi Londra Whitehall Palace’da yapıldı.

    1929- Ankara’da ‘’Anadolu Halk Bilgisi Derneği’’ kuruldu.

    Derneğin 124 sayı çıkan ‘’Halk Bilgisi Haberleri’’ adlı dergisi de yayımlanmaya başlandı.

    1934- Ankara Kızılay’da Güven Anıtı açıldı.

    1936- Ankara Devlet Konservatuvarı öğretime başladı.

    1958- Şair Yahya Kemal Beyatlı, 74 yaşında İstanbul’da öldü.

    1959- Tiyatro ve sinema sanatçısı Halide Pişkin 53 yaşında öldü.

    1962- Sovyetler Birliği, Mars’a ilk roketi fırlattı.

    1992- Cihan Haber Ajansı (CHA) kuruldu.

    1993- Cumhuriyet tarihinin ilk din şurası toplandı.

    1995- Eski Yugoslavya devletleri ile Bosna barış görüşmeleri başladı.

    1998- İslam Konferansı Teşkilatı Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi’nin (İSEDAK) 14. Toplantısı İstanbul’da başladı.

    2001- Çin’in Ukrayna’dan satın aldığı yüzer kütle Varyag, İstanbul Boğazı’ndan geçti. Varyag, 2 Kasım’da da Çanakkale Boğazı’ndan Ege’ye çıktı.

    2007 - Birleşmiş Milletler’in Genel Kurul toplantısında alınan bir kararla, 2008 yılında başlamak üzere, tüm dünyada otizm konusunda farkındalık yaratmak ve sorunlara çözüm bulmak amacıyla, her yıl 2 Nisan tarihi Dünya Otizm Günü olarak kabul edildi.

    Yazı kaynağı : sondevir.gaste24.com

    CELİL ÖZCAN - Edirne Yenigün Gazetesi

    CELİL ÖZCAN - Edirne Yenigün Gazetesi

    Osmanlı İmparatorluğu adına Bahriye Nazırı Rauf Bey tarafından, Limni adasının Mondros Limanı'nda demirli Agamemnon zırhlısında 30 Ekim 1918 akşamı imzalanmıştır.31 Ekim 1918 günü yürürlüğe giren ve 25 maddeden oluşan kısa ama çok önemli olan bu antlaşma ile beraber Osmanlı İmparatorluğu fiilen sona ermiştir.

    29 Eylül 1918’de Bulgaristan savaştan çekilince Osmanlı devletinin Almanya ile bağlantısı kesilmiş, Trakya ile İstanbul Yunanistan üzerinden gelebilecek saldırılara açık kalmıştı. Zaten artık kendisine bile yetişemeyen ekonomisi ile Almanya’nın Osmanlı ordusuna askeri malzeme yollaması da tamamen olanaksız duruma gelmişti. Bu arada Almanya’da 3 Ekim 1918’de ateşkes önerisinde bulundu. Öte yandan İngilizlerin Filistin’de başlayan saldırıları sonucu Şam ve Beyrut İngilizlere bırakılmıştı. Bu cephede 7. ordu komutanı olan Mustafa Kemal Paşa, İngilizlerin ilerleyişini durdurmak amacıyla Halep’in kuzeyinde savunma hattı kurmaya çalışıyordu.

    Osmanlı devleti ile müttefikleri Almanya, Avusturya-Macaristan ve Bulgaristan Eylül 1918 de savaşı sürdüremeyeceklerini anlamışlardı. Önce Bulgaristan 29 Eylül’de ateşkes antlaşmasını imzalayarak savaştan çekildi. Bunu Almanya, Avusturya-Macaristan ve Osmanlı devletinin ateşkes için ABD başkanı Woodrow Wilson’un yayınladığı Wilson ilkelerine başvuruları izledi. Yenilgiyi kabul eden bu devletler Wilson’un 8 Ocak 1918 yılında çıkardığı 14 maddelik barış programı çerçevesinde bir anlaşma yapmak istiyorlardı. Ama İngiltere ve Fransa buna karşı çıkınca ABD’de bunlara uyarak daha sert bir tutum takındı. ABD, Almanya ve Avusturya-Macaristan ile anlaşma devletlerinin istekleri doğrultusunda barış görüşmelerini başlatırken Osmanlı devletinin başvurusuna yanıt bile vermedi.

    Savaşın son yılında padişah olan VI. Mehmet Vahdettin, İttihat ve Terakki Partisi’nin büyük bir karşıtıydı. Bu nedenle artık bu kadronun siyasi iktidara geçmesi mümkün değildi. Talat Paşa’nın yerine sadrazamlığa getirilen Tevfik Paşa, İsviçre aracılığıyla ateşkes başvurusunu yinelemiş ancak olumlu bir cevap alamamıştır. Zira İngilizler güneyde mümkün olduğu kadar hızlı ilerleyip ele geçirebilecekleri kadar toprak elde etmek istiyorlardı. Ateşkes imzasını başaramadığı için görevden alınan Tevfik Paşa’nın yerine Ahmet İzzet Paşa sadrazam atanmıştı. Sonunda büyük uğraşlar sonucunda anlaşma devletleri ateşkes görüşmelerine razı olmuşlardı.

    İngilizler, 23 Ekim’de Osmanlı hükümetine Limni Adası’nın Mondros limanında ateşkes görüşmeleri yapılacağını ve anlaşma devletleri adına İngiliz Amirali Calthorpe’nin yetkili olduğunu bildirdi. Bunun üzerine Bahriye Nazırı Rauf Bey başkanlığındaki kurul hemen Mondros’a gönderilmişti. Osmanlı delegeleri, Wilson ilkeleri ışığında ortak bir metin üzerinde uzlaşmaya varılacağını sanıyorlardı. Fakat antlaşma devletleri delegesi daha önceden hazırlanmış ve bir ateşkes anlaşmasından çok kayıtsız-şartsız teslim belgesine benzeyen bir metni Osmanlı temsil kurullu üyelerine çok sınırlı söz hakkı tanımıştır. Beş gün süren görüşmeler sonunda demirli Agamemnon zırhlısında 30 Ekim 1918 günü Osmanlı devleti ile anlaşa devletleri arasından Mondros ateşkes antlaşması imzalandı. Müzakerelerde Rauf Bey’e Dışişleri Müsteşarı Reşat Hikmet Bey eşlik etti. 31 Ekim günü yürürlüğe giren ve 25 maddeden oluşan kısa ama çok önemli olan bu antlaşmanın hükümleri arasında bulunan ünlü 7. maddesi ile bir tehdit karşısında stratejik noktaları işgal etme hakkının verilmesiyle tarihteki diğer antlaşmalara bakıldığında olağan bir durum değildi. Bu durum Osmanlı devletinin daha barış antlaşması bile beklenilmeden anlaşma devletlerince parçalanıp paylaşılacağının göstergesi olmuştu. Ateşkes ile ilgili görüşme Ege’de Limni adasının Mondros limanında yapıldı. Görüşmelere itilaf devletlerinin adına İngilizlerin Akdeniz filosu komutanı Amiral Calthorpe, Osmanlı devleti adına Bahriye nazırı Rauf Bey katılmıştır. 27 Ekim de başlayan ateşkes görüşmeleri 30 Ekim’e kadar devam etti Türk heyeti önerilen koşulların hafifletilmesi istediyse de Amiral Calthorpe bunun mümkün olmadığını belirtti. 30 Ekim 1919’da imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması 25 maddeden oluşmuştur:

    1)- Çanakkale ve İstanbul boğazlarının açılması, Karadeniz istihkamlarının itilaf devletleri tarafından işgali sağlanacaktır.

    2)- Osmanlı sularındaki bütün mayın tarlalarının, torpido ve kovan mevzilerinin yerleri gösterilecek ve bunları taramak ve kaldırmak için yardım edilecek.

    3)- Karadeniz’de ki mayınlar hakkında bilgi verilecektir.

    4)- İtilaf devletlerinin bütün esirleri ile Ermeni esirlerinin kayıtsız-şartsız İstanbul’da İtilaf devletlerine teslim edilecektir.

    5)- Hudutların korunması ve iç asayişin temini dışında Osmanlı ordusu derhal terhis edilecektir.

    6)- Osmanlı harp gemileri teslim olup, gösterilecek Osmanlı limanlarında İtilaf devletleri tarafından gözaltında tutulacaktır.

    7)- İtilaf devletleri güvenliklerini tehdit edecek bir durum ortaya çıkarsa, herhangi bir stratejik noktayı işgal edebileceklerdir.

    8)- Osmanlı demiryollarından itilaf devletleri istifa edecek ve Osmanlı ticaret gemileri onların hizmetinde bulunacaktır.

    9)- İtilaf devletleri Osmanlı tersane ve limanlarındaki vasıtalardan istifade edeceklerdir.

    10)- Toros tünelleri İtilaf devletleri tarafından işgal edilecektir.

    11)- İran içlerinde ve Kafkasya’da bulunan Osmanlı kuvvetleri işgal ettikleri yerlerden geri çekileceklerdir.

    12)- Hükümet haberleşmesi dışında telsiz telgraf ve kabloların denetimi İtilaf devletlerine geçecektir.

    13)- Askeri ticari ve denizle ilgili madde ve malzemelerin tahribi önlenecektir.

    14)- İtilaf devletleri kömür, mazot ve yağ maddelerini Türkiye’den temin edeceklerdir. (bu maddelerden hiçbiri ihraç edilemeyecektir.)

    15)- Bütün demiryolları halkın kullanımına açık olmak kaydıyla, itilaf devletlerinin zabıtası tarafından kontrol altına alınacaktır.

    16)- Hicaz, Asir, Yemen, Suriye ve Irak’taki kuvvetler en yakın itilaf devletleri kumandanlarına teslim olacaktır.

    17)- Trablus ve Bingazi’deki Osmanlı subayları en yakın İtalyan garnizonuna teslim olacaktır.

    18)- Trablus ve Bingazi’de Osmanlı işgali altında bulunan limanlar İtalyanlara teslim edilecektir.

    19)- Denizci, asker ve sivil tüm Almanların ve Avusturyalıların bir ay içinde Türk ülkelerinden çıkartılması; uzak bölgelerdekilerin de olanaklı en erken tarihte çıkarılması.

    20)- Gerek askeri gerekse tesliminde gerekse Osmanlı ordusunun terhisinde ve gerekse nakil vasıtalarının İtilaf devletlerine teslimine dair verilecek herhangi bir karar derhal yerine getirilecektir.

    21)- İtilaf devletleri adına bir üye, Donatım (iaşe) kontrolünde çalışacak bu devletlerin ihtiyaçlarını temin edecek ve isteyeceği her bilgi kendisine derhal verilecektir.

    22)- Osmanlı harp esirleri İtilaf devletlerinin elinde tutulacağı, askerlik hizmeti yapabilecek kişilerin dışındakilerin serbest bırakılması fikrinin salıverilmesinin düşünüleceği.

    23)- Osmanlı hükümeti, merkezi devletlerle bütün ilişkilerini kesecektir.

    24)- Altı vilayet (vilayeti sitte) adı verilen yerlerde bir karışıklık olursa, bu vilayetlerden herhangi birini İtilaf devletleri işgal edebileceklerdir.

    25)- Müttefiklerle Osmanlı devleti arasındaki savaş, 1918 yılı Ekim ayının 31 Perşembe günü mahalli saat ile öğlen zamanı sona erecektir.

    13 Kasım 1918’de İtilaf donanmalarına mensup bir filo, ateşkesin 1. maddesi uyarınca Çanakkale İstanbul boğalarındaki askeri tesisleri işgal etti. Aralık 1918 ve Ocak 1919 aylarında Fransız ve İngiliz birlikleri, 10. ve 16. maddeler uyarınca Antakya, İskenderun, Adana, Tarsus, Kilis ve Antep’e girdiler. 11-26 Kasım tarihleri arasında Türk ordusu Batum, Ardahan, Ahiska ve Kars’ı tahliye etti. Bu yerlerde Türk direniş örgütlerinin denetiminde milli şura hükümetleri kuruldu. İtalya, 22 Mart 1919’da antlaşmanın 7. maddesini gerekçe göstererek tek taraflı olarak Antalya’yı işgal etti. İstanbul’daki İtilaf temsilcileri ile Türk hükümeti arasındaki en ciddi sorunlar, eski İttihat ve Terakki yöneticilerinin savaş ve tehcir suçları nedeniyle yargılanması ve tutuklanması konumunda doğdu.

    18 Ocak 1919 tarihindeki Paris Barış Konferansında, Mondros’ta verilmiş olan söz, yani Yunanlıların antlaşmaya dahil edilmemesi hükmü çiğnenmiş ve Yunanlıların İzmir’i işgaline karar verilmiştir. Aynı günlerde Osmanlı devletinin birçok köşesi İtilaf devletleri tarafından işgal edildi. Öncelikle Kars ve Batum’daki milli şura hükümetleri İngilizler tarafından dağıtıldı. Aynı günlerde açıklanması beklenen barış antlaşması belirsiz bir tarihe ertelendi. Daha önceki dönemlerde Anadolu üzerinde birçok emelleri ve oyunları olan Avrupa devletlerinin bu işgalci ve işgalci tavrı kamuoyunu şaşırtmamış; fakat aksine Anadolu’da eşi benzeri görülmeyen bir Kurtuluş Savaşı’nın da fitilini ateşlemiştir.

    Osmanlı İmparatorluğunun imzaladığı bu antlaşma hükümleri gereğince Osmanlı İmparatorluğunu fiilen tarihe gömmüştür. Çünkü yaklaşık sekiz yıl süren bir savaştan sonra Osmanlı devleti yenik düşmüş, orduları dağıtılmış, savaşta birçok insanını kaybetmiş ve ekonomik olarak da çökme noktasına gelmiştir. Mondros antlaşmasının hükümleri incelendiğinde zaten itilaf devletlerine boyun eğen ve tamamen savunmasız bir Anadolu kalmıştır. Boğazların İtilaf devletleri tarafından işgal edilmesiyle, Anadolu ile Trakya bağlantısı kesilmiş İstanbul’un güvenliği tehlikeye düşmüştür. İtilaf devletlerinin kendi güvenliklerini tehdit edecek bir durumda koydukları 7. madde apaçık anlaşma devletlerine Anadolu’yu işgal etmenin kapısını açmıştır. Altı doğu ilinde çıkacak herhangi bir iç karışıklık halinde bu illerin İtilaf devletleri tarafından işgal edileceğine dair 23. madde ise İtilaf devletlerinin Anadolu’da bir Ermeni Devleti kurmak istemelerinin aslında temellerini atmaktaydı. Stratejik noktaların işgali, ordunun terhisi ve donanma ile cephanelerin teslimi gibi askeri tedbirler, yenilen tarafın savaşa devam edemez hale getirmeye yöneliktir. Antlaşmanın hükümleri ve uygulama olarak savaştan yenik çıkan Almanya, Avusturya-Macaristan ve Bulgaristan ile yapılan hiçbir antlaşmaya benzemiyordu. Saydığımız bu devletler antlaşma imzalandıktan sonra itilaf devletleri askerlerince ele geçirilirken Osman devleti doğulu bir devlet olarak İngilizlerin fikrine göre padişahın boyunduruğunda kukla bir halktan oluşuyordu. Osmanlı’nın merkezi olan İstanbul hükümeti ele geçirildikten sonra padişaha istediklerini yapacak, böylece Rusya itilaf devletlerinin boyunduruğuna girecek ve Anadolu karış karış istila edilecekti. Osmanlı devleti birinci dünya savaşında yenilmiş ve Avrupalı devletlerin tabiriyle “hasta adam”  ölmüştü. Bu ölen adamın mirasını paylaşmak için bütün Avrupalı devletler sıraya girmişti. İşte bu yüzden Mondros mütarekesi bir barış antlaşmasından çok işgal planı olarak anılmaktadır.

    Yazı kaynağı : www.edirneyenigun.com

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap