Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    ortaklığın giderilmesi davası dilekçe örneği

    1 ziyaretçi

    ortaklığın giderilmesi davası dilekçe örneği bilgi90'dan bulabilirsiniz

    A&G HUKUK BÜROSU

    A&G HUKUK BÜROSU

    Ortaklığın Giderilmesi (İzale-İ Şuyu) Dilekçe Örneği

    Özellikle mirasbırakanın birden fazla mirasçısı olması duurmunda, mirasçılar arasında yaşanan paylaşma problemine çözüm niteliğinde olan konuda sizler için Ortaklığın Giderilmesi (İzale-İ Şuyu) Dilekçe Örneği metnimizi hazırladık.

    KOCAELİ NÖBETÇİ SULH HUKUK MAHKEMESİ’NE

    DAVACI                               : Davayı açacak olan mirasçı (TC Kimlik Numarası)

    Adres

    VEKİLİ                                 : Av.

    Adres

    DAVALILAR                      : (Davacı dışında kalan diğer mirasçılar veya müşterek mülkiyette bulunan diğerleri. TC Kimlik Numaraları ve  varsa adresleri ile birlikte yazılmalıdır.)

    KONU                                   : Muris (vafat eden bilgileri)’dan mirasçılara intikal eden taşınmazdaki ortaklığın satış yoluyla giderilmesi talebimizden ibarettir.

    AÇIKLAMALAR               :

    1-Ekte sunmuş olduğumuz Kocaeli 4. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2021/000 E., 2021/000 Numaralı Kararında görüldüğü üzere müvekkil; miras bırakan ***’nın (TC Kimlik Numarası) mirasçıları arasında yer almaktadır. Ayrıca veraset ilamında müvekkil ile birlikte yer alan diğer mirasçılar yukarıda davalı olarak gösterilmiştir.

    2- Muris tarafından mirasçılarına “Kocaeli İli, İzmit İlçesi, 000 Mahallesi, 000 ada, 000 parsel ” sayılı arsa niteliğindeki taşınmaz miras olarak kalmıştır. İlgili taşınmaz miras işleminden dolayı tapuda mirasçılar adına müştereken kayıtlı bulunmaktadır.

    3-Mirasçıların anlaşarak taşınmazı paylaşma imkanları bulunmamaktadır. Ayrıca söz konusu taşınmazın Tapuda kayıtlı mirasçılara, payları oranında aynen taksimi de mümkün değildir.

    4-Yukarıda açıklanan nedenlerle ilgili taşınmazın satılarak paraya çevrilmesini, mirasçılara ve belediyeye payları oranında paylaşım yapılmasını talep etme zorunluluğumuz hasıl olmuştur.

    HUKUKİ NEDENLER      :  HMK, TMK ve ilgili yasal mevzuat.

    HUKUKİ DELİLER           : Veraset ilamı,  Kocaeli 3. Sulh Hukuk Mahkemesi 2019/1582 E. 2020/1047 K. ve 7/10/2020 Tarihli kararı, Tapu kayıtları, keşif, bilirkişi incelemesi, tanık beyanları, sair yasal deliller.

    SONUÇ ve İSTEM              : Yukarıda arz ve izah olunan nedenlerle;

    – Kocaeli İli, İzmit İlçesi, 000 Mahallesi, 000 ada, 000 parsel sayılı arsa niteliğindeki taşınmazda bulunan ortaklığın satış suretiyle giderilmesini,

    -Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin, payları oranında hissedarlara yükletilmesini talep ederiz. 12/03/2021

    Av. ***

    Davacı *** Vekili

    NOT: Bu dilekçe metni örnek olarak hazırlanmış olup, dilekçede bahsedilmesi gereken hususlar her somut olaya göre farklılık göstermektedir. Kocaeli’de bulunan avukatlık ofisimize gelerek konuya ilişkin ayrıntılı bilgi alabilirsiniz. Kocaeli/İzmit bölgesinde değilseniz, iletişim kısmında yer alan mail adresimiz ve telefon numaramız ile avukatlarımızla irtibata geçebilirsiniz. Ayrıca konuya ilişkin İZALE-İ ŞÜYU (ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ) DAVASI Başlıklı yazımızı inceleyerek ayrıntılı bilgiye ulaşabilirsiniz.

    Yazı kaynağı : hukuk-ag.com

    İzale-i Şuyu (Ortaklığın Giderilmesi) Davası

    İzale-i şuyu davası, ülkemizde özellikle miras hukuku bağlamında mirasçılar arasında sıklıkla karşılaşılan bir dava türüdür. Daha ziyade kırsal yerleşim yerlerindeki araziler için anlaşmazlığa düşen taraflar bu davada karşı karşıya gelir.

    Davanın konusu daire, arsa veya bir tarla olabilir. Kendilerine kalan mirası resmen değil de fiilen bölüşen kişiler, mirasın intikalinin üzerinden yıllar geçtikten sonra bile aralarından birinin ya da bir kısmının ortaklığı daha fazla sürdürmek istememesi veya örneğin kendi miras payını satıp paraya çevirmeyi düşünmesi sonucunda bu davanın tarafı olmaktadır.

    Dava sonucunda ortaklık konusu ya bölünerek aynen paylaştırılır ya da bu mümkün değilse satış sonucu elde edilen para ortaklara pay edilir. Böylece ortaklık son bulur.

    Taşınır ve taşınmaz mallar üzerindeki mülkiyet ihtimalleri çeşitlidir. Bu mallar üzerinde mülkiyetin sahibi bir kişi olabileceği gibi birden fazla da olabilir. Bir malın birden fazla sahibinin olması çeşitli nedenlere dayanabilir; maliklerin kendi aralarında anlaşması ya da kanunların emredici hükümleri gibi.

    Bir mal üzerinde birden fazla kimse hak sahibi ise bu durumda ya paylı mülkiyetten ya da elbirliği ile mülkiyetten söz edilir. Bu iki çoklu mülkiyet çeşidi, maliklerin malın tamamına sahip olup olmaması yönüyle birbirinden ayrılır.

    Eğer her malik malın tamamı üzerinde hak sahibi ise burada elbirliği ile mülkiyet vardır. Fakat malikler belli paylarıyla mala sahipse burada paylı mülkiyet söz konusudur. Paylı mülkiyette mülkiyet bir tanedir, paydaşlar bu mülkiyeti birlikte kullanır. Elbirliği ile mülkiyette ise malik sayısı kadar mülkiyet vardır.

    Paylı mülkiyet durumunda ortada maddi olarak bölünmüş olmayan bir meta vardır. Her bir paydaş (hissedar) mal üzerinde hissesi oranında söz sahibidir. Aksi kararlaştırılmadıkça her paydaşın payı eşittir. Yine paydaşlardan her biri kural olarak hissesini bir üçüncü kişiye devredebilir.

    Elbirliği ile mülkiyet ise kanun ya da kanundan doğan sözleşmeler dolayısıyla ortaya çıkar. Paylı mülkiyetin aksine burada maliklerin belirli payları yoktur. Her bir ortak malın tamamına sahiptir. Buradaki mülkiyetin bu şekilde yaygın olması, ortakları birlikte hareket etmeye zorlayan unsurdur. Kanun aksini emretmiyor, sözleşmede de başka hüküm bulunmuyorsa tüm yönetim ve tasarruf işlemleri için oybirliği gerekir.

    İzale-i şuyu davası, bahsettiğimiz bu ortaklık durumlarını ortadan kaldırmak için başvurulan bir yoldur. Ortaklığın herhangi bir nedenle devam etmesi mümkün görünmüyorsa bu dava açılarak her bir malikin şahsi mülkiyetini mümkün kılan düzene geçilir. Ya da dava sonucunda mal satılarak parası ortaklar arasında paylaştırılır. Her iki durumda da sonuç olarak ortaklık giderilmiş olur.

    Bu noktada şufa (önalım) hakkı davaları konusuna da değinmek gerekir. Bu hak paylı mülkiyette paydaşlardan birinin payının üçüncü kişilere satılması halinde diğer paydaşlara bu payı öncelikli olarak satın alma hakkı verir. Önalım hakkının kullanılması durumunda üçüncü kişiler paydaşlık sıfatını almaz ve ortaklık kısmen devam etmiş olur.

    İzale-i Şuyu (Ortaklığın Giderilmesi) Dava Süreci

    Taşınır ya da taşınmaz bir mal (ki bu dava daha ziyade taşınmazlar için söz konusudur) malikleri arasında paylaşılamıyor ya da yönetim veya tasarruf konusunda sorunlar ortaya çıkıyorsa bu maliklerden bir ya da birkaçı diğerlerine karşı bu davayı yönelterek söz konusu ortaklığın sona erdirilmesini sağlayabilir.

    Ortaklığın ortadan kaldırılması taksim ya da satış ile mümkün olabilir. Bu davada incelenecek ilk husus malın bölünüp bölünemeyeceği hususudur. Çünkü eğer malın ortaklar arasında bölünmesi imkanı varsa ortaklığın öncelikli olarak bu şekilde giderilmesi gerekir. Bu bölünmenin teknik ve hukuki olarak mümkün olup olmadığı, bölünmeden sonra da tüm maliklerin menfaatlerinin korunmaya devam ettiği ve hak kaybının yaşanıp yaşanmadığı gibi konular dikkatle incelenecektir.

    Burada örneğin taşınmaz tarım arazisi ise, bölünmeden sonra da yüzölçümünün mevzuata uygun kalmaya devam etmesi gerekmektedir. Bunun için Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile ilgili diğer mevzuat uyarınca karar verilir. Gerekli görüldüğü takdirde bilirkişi incelemesi yaptırılır ve Tarım Müdürlüğü’nden bilgi alınır. Bu örnekte bölünmeden sonra da mevzuata uyulabilecekse her bir ortak artık müstakil tapu sahibi olur.

    Dava, malın bölünmesi ya da parasının paylaştırılması talebiyle açıldıktan sonra yapılması gereken tüm ortaklara tebligat yapılarak hepsinin davaya dahil edilmesidir. Taraf teşkili davanın her aşamasında sağlanmalıdır. Dava devam ederken davacı ya da davalılardan birinin ölümü halinde ölenin mirasçılarının davaya dahil edilmesi gerekir.

    Tüm bu nedenle yargılamanın da süresini en aza indirebilmek adına yapılan ve yapılmayan tebligatların takip edilmesi, bilirkişi incelemelerinin makul sürede yapılmasının talep edilmesi ve bilirkişi raporunun incelenerek gerekirse itirazlarda bulunulması hak kaybının engellenmesi adına önemlidir.

    Yine taraflardan birine tebligat yapılamaması durumunda tebliğe elverişli adresinin araştırılması, bu yolla da ulaşılamaması halinde ilanen tebligat yapılarak tarafın davaya dahil edilmesinin sağlanması davanın sonuçlandırılması için şarttır.

    Burada bu dava türünün kendine özgü yönlerinden de bahsedilmelidir. Hukuk davalarında yargılama masrafları dava sonunda haksız çıkandan haksız çıktığı oranda tahsil edilir. İzale-i şuyu davalarının kendine özgü şartları nedeniyle bu davalarda klasik bir kazanan – kaybeden ayrımı yoktur. Davayı açan ilk aşamada masraflara katlansa da davanın sonunda tüm masraflar mahkemece tüm taraflar arasında paylaştırılır. Bu paylaşım mülkiyet oranları dikkate alınarak yapılır.

    İzale-i şuyu davalarının özel şartlarından bahsetmiştik. Bu şartlar, davanın taraflar açısından benzer özellik taşıması durumundan kaynaklanır. Taraflar birbirleri ile aynı konumdadır ve aynı haklara sahiptir. Davacı davadan feragat etse dahi diğerleri davaya devam edebilirler.

    Dava açılıp tüm taraflara tebliğ edildikten sonra tarafların talepleri incelenir. Aynen taksim ya da satıştan elde edilecek paraların paylaştırılması ihtimalleri değerlendirilir. Bilirkişi raporu alınır ve itirazlar karşılaştırılır. Son olarak da karar verilir. Karar aynen taksim yönünde ise tapuya gerekli yazılar yazılarak yeni durumun tescili sağlanır. Satış kararı çıktıysa dosya satış memurluğuna gönderilir.

    İzaleyi Şuyu Davası Nasıl Engellenir ?

    Dava açma ehliyeti, dava açmak hakkına sahip olmak anlamına gelir. Ortaklıktan memnun olmayan ve bunu sonlandırmak isteyen dava açmaya hakkına sahip ortak mahkemeye başvurarak ortaklığın taksim ya da satış yoluyla giderilmesini talep edebilir. Bu nedenle söz konusu ortaklardan birinin ya da birkaçının bu davayı açmasını engellemenin herhangi bir yolu kural olarak yoktur.

    Ortağın izale-i şuyu davası açmasının sebebi ya diğerleri ile ortaklığını sona erdirmek ya da malın satışı ile paraya çevrilmesini sağlamaktır. Eğer diğer ortak ya da ortaklar davanın açılmasını engellemek istiyorsa davacı ya da davacılar ile anlaşma yoluna gitmelidir. Bunun için de örneğin elbirliğiyle mülkiyet söz konusu ise bunu (şartları da varsa) paylı mülkiyete çevirme yoluna gidilebilir. Bu da maliklerin hepsinin tapuya bizzat başvurması ile olur. Bunun için vekalet verme yoluna da gidilebilir.

    Paydaşı paydaşlıktan çıkarmak mümkündür. Bunun için, paydaşlardan birinin diğerlerine karşı tutum ve davranışlarının paydaşlığı sürdürmeyi imkansız hale getirmiş olması şartı aranır. Bu örnekte diğer paydaşlara karşı yükümlülüklerini ihlal eden paydaşın izale-i şuyu davası açmış olması ihtimalinde diğer ortaklar da ona karşı paydaşlıktan çıkarma davası açarak onun payını alırlar ve bu sayede hem ortaklığın giderilmesini engellemiş hem de sorunlu ortağı ortaklıktan çıkarmış olurlar.

    İzale-i şuyu davasında ortaklığın taksim ya da satış yoluyla sona ereceğinden bahsetmiştik. Dava sonunda satış yönünde karar çıkarsa mal ihale yoluyla satılır. Kural olarak satışa herkes dahil olabilir. Fakat paydaşların burada bir imkanı vardır. Kanun paydaşların tümünün talep etmesi ya da rıza göstermesi halinde satışın sadece paydaşlar arasında yapılmasına imkan tanımıştır. Böylece ortaklık sona erip satış yapılsa bile malın ortaklarda kalması mümkün olur.

    İzale-i Şuyu Davasında Satış Süreci

    İzale-i şuyu davası neticesinde satışa karar verilmesi halinde satış herkese açık olarak ihale yöntemi ile yapılır (satışın yalnızca paydaşlar arasında yapılmasının mümkün olduğunu da belirtmiştik).

    Mahkeme satışın yapılması için dosyayı satış memurluğuna gönderir. Satış, memurlukça ilan edilir. Satışa konu mal miras yoluyla intikal etmişse satışın bütün mirasçılara ve ilgililere tebliği gerekir. İhaleye iştirak etmek isteyenler belli bir teminatı yatırırlar.

    Açık artırmaya, dava dosyasında bilirkişi raporunda gösterilen takdiri kıymetin %50’si üzerinden başlanır ve en çok artırana satış yapılır. Daha evvelden Veraset İntikal Vergisi ödemiş olan mirasçılar satış sonunda elde edilen bedel üzerinden KDV de öderler. Bir gayrimenkul avukatı davanın açılmasından satışın yapılmasına kadar tüm bu süreci başından sonuna kadar takip eder.

    Ortaklığın Giderilmesi (İzale-i Şuyu) Dava Dilekçesi

    KOCAELİ NÖBETÇİ SULH HUKUK MAHKEMESİNE

    DAVACI(LAR) : Davacıların adres ve kimlik bilgileri gösterilir.

    DAVALI(LAR) : Davalıların adres ve kimlik bilgileri gösterilir.

    KONU : Ortaklığın (burada aynen taksim de talep edilebilir) Satış Yoluyla Giderilmesi Talebidir

    AÇIKLAMALAR

    Miras bırakan …’dan mirasçılarına intikal eden Kocaeli ili, İzmit ilçesi, … Mahallesi, … Ada, … Parselde kayıtlı tarla niteliğini haiz taşınmaz üzerinde davacı Müvekkil ve davalılar arasında elbirliği ile mülkiyet vardır. Bu durum Ek’te sunulan tapu kayıtları ile sabittir.

    Miras bırakanın vefatından bu yana dava konusu tarla, fiilen bölünmüş halde mirasçıların bir kısmı tarafından kullanılmaktadır. Müvekkil, her bir malikin menfaatlerinin gözetilerek söz konusu tarlanın tapu sicilinde paylaştırılması yolunda haricen girişimlerde bulunmuşsa da bu konuda olumlu yanıt alamamıştır. Davalılar harici bir anlaşma ile yapılacak taksim işlemine yanaşmamaktadır. Müvekkil, baba yadigarı olan bu gayrimenkulün üçüncü kişilere satılmasını arzu etmemektedir.

    Tüm bu yaşananlar sonucunda ortaklığın devam etmesinin artık ihtimali kalmamıştır. Bu nedenle davaya konu gayrimenkulün aynen taksimini, bunun mümkün olmaması durumunda ise satışının yapılarak paraların paylaştırılmasını talep zorunluluğu ortaya çıkmıştır.

    HUKUKİ NEDENLER : Türk Medeni Kanunu, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile sair mevzuat

    HUKUKİ DELİLLER : Tapu kayıtları, bilirkişi, keşif, tanık ve diğer deliller

    SONUÇ VE TALEP : Kocaeli ili, İzmit ilçesi, … Mahallesi, … Ada, … Parselde kayıtlı tarla niteliğini haiz taşınmaz üzerindeki ortaklığın aynen taksim, bu mümkün değilse satış suretiyle ortadan kaldırılmasına ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin hissedarlar tarafından payları oranında karşılanmasına karar verilmesini vekaleten talep ederim.

    Ortaklığın giderilmesi davası ne kadar sürer ?

    Gerek ceza gerekse hukuk alanında için bir davanın ne kadar süreceğini öngörmek pek mümkün olmaz. Çünkü her davanın kendine özgü koşulları ve yürütülme biçimi vardır. Bir anlaşmalı boşanma davası çekişmeli boşanma davasına göre kısa sürer.

    Bir ceza davasında tanığın ilk duruşmada hazır bulunması ve delillerin toplanmış olması davanın kısa sürede sonuçlanmasını sağlar. Bunun gibi, bir ortaklığın giderilmesi davasında da yargılamanın süresi çeşitli etkenlere bağlıdır.

    Örneğin dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi, mirasçılarının davaya dahil olmasına, dolayısıyla yeni tebligatlar ve muhtemel yeni itirazların ortaya çıkmasına neden olur.

    Davanın mümkün olan en kısa sürede sonuçlanmasını sağlamak adına dosyanın yakından takip edilmesi gerekir. Dolayısıyla taraf teşkili, bilirkişi raporunun düzenlenmesi ve rapora itirazların incelenmesi gibi hususların davanın süresini belirlemede en önemli konular olduğunu söyleyebiliriz.

    İzale-i şuyu davasında satış nasıl yapılır ?

    İcra İflas Kanunu’na göre ihalenin feshi sebepleri sınırlı sayıda değildir. İhaleye ahlaka veya hukuka aykırı şekilde müdahaleler veya satış memurluğunun yapacağı bir usul hatası feshe neden olabilir. Bu durumda muamelenin şikayeti yoluyla ihalenin feshi sağlanabilir.

    İhalenin feshi ihtimalinin önüne geçebilmek için sürece dair işlemlerin hukuka uygun olarak yürütülmesi gerekir. Bunun için de satış memurluğu tarafından işlemler her aşamada dikkatle takip edilmelidir.

    İlanın yapılması ve ihalenin gerçekleştirilmesi aşamalarından sonra ihalenin kesinleşmesi beklenir. Bunun ardından mal alıcı adına tescil edilir, satış bedeli de hak sahibine verilir.

    İzale-i şuyu davasında satışa kimler girebilir ?

    Kanundaki düzenlemeye göre açık artırmaya herkes dahil olabilir. Bunun nedeni de bu konuda herhangi bir sınırlama olmamasıdır. Gerekli şartları sağlayan herkesin ihaleye iştirak etmesi mümkündür. Fakat Kanun satışın sadece paydaşlar arasında yapılmasını da mümkün kılmıştır. Yine de izale-i şuyu davası çoğunlukla anlaşmazlıklar neticesinde ortaya çıktığı için bu ihtimalin gerçekleşmesi kolay değildir.

    İzaleyi şuyu davasında masrafları kim öder ?

    Her davada olduğu gibi izale-i şuyu davasında da davayı açan masraflara katlanır. Fakat bu dava türünün kendine has özelliği dolayısıyla dava sonunda avukatlık ücreti, ilan masrafları, posta giderleri ve diğer tüm masraflar taraflar arasında paylaştırılır. Bu paylaşım yapılırken paydaşların pay oranları gözetilir. Eğer ihale alıcısı paydaşlardan biri ise ihale bedelinin yanında bu masrafları da ödemesi gerekir.

    Yazı kaynağı : www.eksenhukukkocaeli.com

    Ortaklığın giderilmesi davası | Dava dilekçesi Satış usulü, Ne kadar sürer

    Ortaklığın giderilmesi davası | Dava dilekçesi Satış usulü, Ne kadar sürer

    Ortaklığın giderilmesi davası, ortaklığın giderilmesi dava dilekçesi, ortaklığın giderilmesi davası satış usulü, ne kadar sürer . Taşınmaz ya da taşınır mallar üzerinde paylı mülkiyet ya da elbirliği halinde mülkiyet çeşitli şekillerde ortaya çıkabilir. Bunun en yaygın biçimini mirasçılık durumu oluşturur. Bu gibi durumlarda paydaşların tamamı söz konusu eşyayı paydaşlardan birisine yahut üçüncü bir kişiye sattıklarında esasen ortaklık sona erer. Bu yol, ortaklığın sona erdirilmesi bakımından genel nitelikte bir yoldur.

    Fakat paydaşlar böyle yapmayıp, söz konusu mal üzerindeki paylarının kendilerine özgülenmesi suretiyle sonlandırılmasını isteyebilirler. Zira bu durumda her bir paydaş kendisine düşen pay üzerinde dilediğince tasarruf edebilecektir. İşte ortaklığın bu şekilde sonlandırılmasına izaleyi şuyu denmektedir. Biz de bu yazımızda izaleyi şuyu davasını anlatmaya çalışacağız.

    İzaleyi Şuyu Nedir?

    İzaleyi şuyu, yani bir diğer ifade ile ortaklığın (paydaşlığın) giderilmesi, “herhangi bir şeyin kendisini veya satılarak bedelini paylaştırarak ortaklığı (paydaşlığı) giderme” olarak tanımlanabilir (Ejder YILMAZ; Hukuk Sözlüğü, 2005, s. 543.)

    4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 698’ inci maddesi şu şekildedir:

    Buna göre kural olarak her paydaş, paydaşlığın giderilmesini talep edebilir. Buna “şüyuun izalesini istemek hakkı” denmektedir. Fakat kimi durumlarda bu talep mümkün olamamaktadır. Şöyle ki;

    Kat mülkiyetine veya kat irtifakına tabi olan gayrimenkulde ortaklığın giderilmesi istenemez.

    Bağımsız bölümler, bağımsız bir gayrimenkul gibi dava ve takip konusu olabilir bunlarda ortaklığın giderilmesi istenebilir.”

    Üzerinde devre mülk hakkı kurulan yapı veya bağımsız bölümün ortak malikleri, aksi sözleşme ile kararlaştırılmamışsa, şuyuun giderilmesini isteyemezler.”

    İzaleyi Şuyu Davası

    Ortaklar kendi aralarında anlaşmak suretiyle bir sözleşme hazırlayarak mülkü kendi aralarında pay edebilirler. Buna hukuken bir engel bulunmamaktadır. Bu durumda taksimi mümkün olan bir mal söz konusu ise bu malı aynen paylaşmak suretiyle ortaklığı giderebilecekleri gibi mal satıldıktan sonra bedelinin paylaşılması suretiyle de ortaklığı sonlandırabilirler.

    Fakat şayet ortaklar kendi aralarında paylaşmanın nasıl yapılacağı hususunda anlaşamaz iseler ortaklardan biri ya da tamamı mahkemeye başvurmak suretiyle ortaklığın giderilmesini (izaleyi şuyu) talep edebilir. İşte bu davaya “izaleyi şuyu davası” denmektedir.

    Bu davada görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi olup (HMK; m. 4/b), yetkili mahkeme –eğer bir taşınmaz söz konusu ise- taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir (HMK; m. 12). Bu dava tüm paydaşlara karşı açılmalıdır. Paydaşlardan birisi vefat etmiş ise, mirasçılarına karşı açılır.

    İzaleyi Şuyu Davası Aşamaları

    4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 699’ uncu maddesi şu şekildedir:

    Paylaşma, malın aynen bölüşülmesi veya pazarlık ya da artırmayla satılarak bedelinin bölüşülmesi biçiminde gerçekleştirilir.

    Paylaşma biçiminde uyuşma sağlanamazsa, paydaşlardan birinin istemi üzerine hâkim, malın aynen bölünerek paylaştırılmasına, bölünen parçaların değerlerinin birbirine denk düşmemesi hâlinde eksik değerdeki parçaya para eklenerek denkleştirme sağlanmasına karar verir.

    Bölme istemi durum ve koşullara uygun görülmezse ve özellikle paylı malın önemli bir değer kaybına uğramadan bölünmesine olanak yoksa, açık artırmayla satışa hükmolunur. Satışın paydaşlar arasında artırmayla yapılmasına karar verilmesi, bütün paydaşların rızasına bağlıdır.”

    Mahkeme talebe bağlılık prensibi çerçevesinde, ortakların paylaşım usulüne ilişkin talep içerikleri ile bağlıdır. Buna göre eğer ortaklar taşınmazın aynen taksimini talep etmişlerse mahkeme malı aynen bölüştürme yoluna gidecektir, ortakların sadece birisinin bile bu yönde talepte bulunması mahkeme için bağlayıcılık yönünden yeterlidir. Bu durumda mahkeme öncelikle aynen paylaştırma yoluna gitmeye mecburdur. Paylaşım neticesinde paydaşlardan birine düşen kısım diğerlerine göre daha değerli olursa eksik değerdeki parçaya para eklenerek denkleştirme yoluna gidilecektir. Paydaşlar paylar üzerinde anlaşma sağlayamaz ise hakim kura çekmek yoluna da gidebilir.

    Eğer mal aynen bölünmek suretiyle paylaştırılmış ise, her parselin tapu kütüğünün ayrı sayfasına, bir paydaş üzerine kayıt edilmesi gerekir.

    Fakat eğer aynen paylaşım durum ve koşullara uygun değilse ve bilhassa bölünme sebebiyle paylı mal önemli bir değer kaybına uğrayacaksa açık artırmayla satışa hükmolunacaktır. Bu durumda eğer paydaşlar oybirliği ile bir karar alırsa açık arttırma üçüncü bir kişinin katılımı olmaksızın sadece paydaşlar arasında yapılabilecektir.

    Kat Mülkiyetine Elverişli Taşınmazlarda Ortaklığın Giderilmesi

    634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun konuya ilişkin maddesinin ilgili fıkrası şu şekildedir:

    Kat mülkiyetine konu olmaya elverişli bir gayrimenkul üzerindeki ortaklığın giderilmesi davalarında, mirasçılardan veya ortak maliklerden biri, paylaşmanın, kat mülkiyeti kurulması ve bağımsız bölümlerin tahsisi suretiyle yapılmasını isterse, hakim, o gayrimenkulün mülkiyetinin, 12 nci maddede yazılı belgelere dayanılarak kat mülkiyetine çevrilmesine ve paylar denkleştirilmek suretiyle bağımsız bölümlerin ortaklara ayrı ayrı tahsisine karar verebilir.”

    Konuya ilişkin bir Yargıtay kararı şu şekildedir:

    Kat Mülkiyeti Yasası hükümlerine uygun olarak, üzerinde kat mülkiyetine elverişli yapı bulunan ortak taşınmazda kat mülkiyetine geçilebilmesi için, üzerindeki yapının mimari projesine uygun biçimde tamamlanmış ya da projesi olmamakla birlikte fiili durumuna göre çizdirilmiş imara ve fenne uygunluğu ilgili makamca onaylanmış projesinin olması, bağımsız bölümlerinin başlı başına kullanmaya elverişli bulunması ( M.1 ), yapının tümünün kargir olması ( M.50/2 ) ve her paydaşa en az bir bağımsız bölüm düşmesi, ayrıca 12. maddede yazılı belgelerin ( belediyeden onaylı proje, yapı kullanma belgesi ve yönetim planı ) tamamlattırılması gerekmektedir. Bu koşulların gerçekleşmesi durumunda anılan Kanunun 10. maddesinin son fıkrası hükmünce taşınmazda kat mülkiyetine geçilebilecek ve açılan davada ortaklığın bu yolda giderilmesine karar verilebilecektir.

    Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarında, tamamlanmış yapının fiili durumuyla onaylı projesi arasında aykırılıkların bulunması ya da yapının imara uygun ancak projesiz inşa edilmiş olması gibi kat mülkiyeti kurulmasına engel oluşturan eksikliklerin mevcut olduğu durumlarda hemen kat mülkiyeti kurulamayacağı sonucuna varılmayarak, bu eksikliklerin giderilip yasal koşullara uygun hale getirilmesi mümkün ise bunun isteyen tarafa tamamlattırılması yoluna gidilmesi gerektiği kabul edilmektedir.

    Bu bakımdan somut olayda da mahkemece öncelikle davaya konu taşınmaz üzerindeki yapının onaylı projesinin ve sonradan değişiklik yapılmış ise buna dair tadilat projesinin olup olmadığının taraflara ve ilgili belediyeye sorulup etraflıca araştırılması, proje mevcut değilse, ilgili belediyeden alınacak ön bilgiye göre yapının mevcut haliyle imar mevzuatına ve bulunduğu yerin imar durumuyla fenne aykırılık oluşturmadığı veya imara ya da projeye aykırılıklar giderildiği takdirde onay verilebileceğinin saptanması durumunda, öncelikle aykırılıkların giderilmesi daha sonra yapının fiili durumunu yansıtan projenin hazırlattırılıp, ilgili imar müdürlüğünün onayının ve buna bağlı olarak oturma izin belgesinin alınması, ayrıca Kat Mülkiyeti Yasasının 12. maddesinde sayılan diğer belgelerin tamamlattırılması için kat mülkiyetine geçiş suretiyle ortaklığın giderilmesini isteyen davalı tarafa yetki ve yeterli süre verilmesi, bu hususlar eksiksiz yerine getirildiği takdirde de; davaya konu taşınmaz üzerindeki yapıda her bir bağımsız bölümün ( konumu, yüzölçümü, kullanım amacı ve eklentileri yerinde incelenip irdelenerek ) değeri ve bu değere göre özgülenecek arsa payı uzman bilirkişi aracılığıyla saptanıp varsa fiili taksime göre, taksim yoksa çekilecek kurayla önce her paydaşa birer bağımsız bölüm özgülendikten sonra arta kalan bağımsız bölümlerin pay oranları da gözetilmek suretiyle yine kurayla paydaşlara özgülenerek, gerekiyorsa bedel farkı sebebiyle ödenecek ivaz da belirlenmek suretiyle payların denkleştirilmesi, yönetim planı gibi belgeleri paydaşların ( tanınan süreye rağmen ) imzalamaktan kaçınması halinde bunların imzalanmış sayılması suretiyle araştırmanın tamamlanmasından sonra kat mülkiyeti kurulmak suretiyle ortaklığın giderilmesine; belirtilen koşulların oluşmaması durumunda ancak, satışa karar verilmesi gerekir.

    Yukarıda açıklanan hususlar yerine getirilmeden yetersiz araştırma ve eksik incelemeyle satış yoluyla ortaklığın giderilmesine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.” (Hukuk Genel Kurulu; 17.6.2015 tarih, 38/1657).

    Ortaklığın Giderilmesi Davası Satış Usulü (Ortaklığın Giderilmesi Davası Sonucu Satış İşlemleri)

    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun başlıklı maddesinin ilgili hükmü şu şekildedir:

    Paylaştırma ve ortaklığın giderilmesi için satış yapılması gereken hâllerde, hâkim satış için bir memur görevlendirir. Taşınır ve taşınmaz malların satışı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre yapılır.” (HMK; m. 322/2)

    “… taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez.” (HMK; m. 367/2)

    Kararın kesinleşmesini müteakip tapu kaydına satışa arz şerhi konulur, güncel tapu, çap ve imar durumu celp edilir ardından satış memuru tarafından bilirkişi marifetiyle kıymet takdiri yaptırılır, kıymet takdirine ilişkin rapor paydaşlara tebliğ edilir, şikayet gerçekleşmez ise kıymet takdiri kesinleşmiş olur ve satış aşamasına geçilir, satış açık arttırma yolu ile yapılır. Daha evvel de ifade edildiği üzere ortakların oybirliği ile karar almaları üzerine satışın sadece ortakların katılımı ile yapılmasına karar verilebilir.

    Ortaklığın Giderilmesi Davası Satış İsteme Süresi

    Mahkeme tarafından kurulan hükmün kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık zaman aşım süresinde satış kararının infazı istenebilecektir.

    Borç bir senetle ikrar edilmiş veya bir mahkeme ya da hakem kararına bağlanmış ise, yeni süre her zaman on yıldır.” (6098 sayılı TBK; m. 156/2)

    Yargıtay konuya ilişkin vermiş olduğu bir kararı şöyledir:

    “….dava konusu taşınmazlara ilişkin açılan ortaklığın giderilmesi davası sonucu satış yoluyla ortaklığın giderilmesine karar verilmiş, iş bu karar 10.4.1984 tarihinde kesinleşmiştir. Bu gibi ilanlar kesinleşme tarihi itibarıyla 10 yıllık zamanaşımına tabidir.” (Yargıtay 6. H.D.; 22.10.1984 tarih, E. 1984/8585, K.1984/9898 sayılı kararı)

    Ortaklığın Giderilmesi Davası Devam Ederken Hisse Satışı

    Ortaklığın giderilmesine ilişkin dava süreci devam ederken pay satışının mümkün olup olmadığı uygulamada sıklıkla sorulan bir husustur. Öncelikle ifade etmek gerekir ki, elbirliği halinde malik olunan bir mal üzerinde ortaklardan birisinin tek başına tasarrufta bulunması mümkün değildir. Bu sebeple bu soruyu paylı mülkiyete (müşterek mülkiyet) konu emval ile sınırlı olarak ele almak gerekir.

    Bu konuda Yargıtay’ın vermiş olduğu bir karar şu şekildedir:

    Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu 304 parsel sayılı taşınmazın paylı mülkiyet üzere olduğu, paydaşlığın ortadan kaldırılması amacıyla Ceyhan Sulh Hukuk Mahkemesinde 2004/1176 esas sayılı ortaklığın giderilmesi davası açıldığı, bu davanın yargılaması sarasında, davacının taşınmazdaki, davalı Necdet dışındaki diğer paydaşların paylarını satın aldığı, bunun üzerine davalı Necdet’in de kendi payını diğer davalılara bağış yoluyla intikal ettirdiği anlaşılmaktadır.

    Davacı, davalı Necdet’in tasarrufunun, ortaklığın giderilmesi davasında aynen taksim olanağının ortadan kaldırılması düşüncesine dayalı bulunduğunu, bu halin kendisine zarar vereceğini ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.

    Yukarıda açıklandığı üzere; davacının, taşınmazdaki diğer paydaşlardan paylarını satın alma yoluyla edinmesi nedenli yasal hakkı ise, davalı Necdet’in taşınmazdaki payını diğer davalılara bağış yoluyla intikal ettirmeside, adı geçenin payı üzerindeki mülkiyet hakkının doğal sonucudur. Böyle bir temliki engelleyen yasal düzenleme bulunmadığı gibi bu yolda bir kısıtlamada taşınmaz sicilinde mevcut değildir.

    Hal böyle olunca davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile kabulü yönünde karar verilmesi doğru değildir. Davalıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK’nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA,” (Yargıtay 1. H.D.; 22.09.2005 tarih, E. 2005/9239, K.2005/9907 sayılı kararı)

    Sonuç olarak paylı mülkiyete konu bir emvale ilişkin olarak ortaklığın giderilmesi davası devam ederken paylardan birinin satılmasında yasal olarak bir engel bulunmamaktadır.

    Ortaklığın Giderilmesi Davası Ne Kadar Sürer?

    Ortaklığın giderilmesi davasının ne kadar süre içerisinde bitirileceği hususu, taraf sayısı, taşınmazın niteliği, dava sürecinde dile getirilen talepler, kıymet takdiri için hazırlanacak bilirkişi raporunun sunulması, şikayet, kesinleşme gibi çok değişkenli bir süreci ifade eder. Bu sebeple bu soruya kesin bir tarih vermek suretiyle cevap vermek zordur.

    Bununla birlikte İstanbul Çağlayan Adalet Sarayı’nda bulunan Sulh Hukuk Satış Memurluğu tarafından 2011 ve 2017 yılları arasında sonuçlandırılmış açık arttırmaların ilişkili oldukları dava dosyalarının, kapsamlı bir istatistiksel analize tabi tutularak hazırlanan değerli bir makalede şu sonuçlara ulaşılmıştır:

    Elde edilmiş olan verilere bakıldığında, ilk göze çarpan husus bir ortaklığın giderilmesi davasının ortalama 5.33 (±3.25) celsede bitirildiğidir. Diğer taraftan, incelenen dava dosyalarından görüldüğü kadarıyla (en az) 2 celsede bitirilen ya da (en çok) 14 celseye uzayan davalar da söz konusudur. Benzer şekilde, temyiz aşaması dâhil ortalama bir dava süresinin 32.44 (±12.17) ay olduğu, ancak bu sürenin 8 ile 56 ay arasında değiştiği tespit edilmiştir. Bilirkişinin davaya konu taşınmaz hakkında verdiği ilk rapor ile satışın gerçekleştiği zaman arasında ortalamada 18.89 (±10.48) aylık bir süre olduğu görülmektedir. Bu iki süre arasında en az 2 ve en çok 49 aylık bir fark vardır.” (Erdem ATEŞAĞAOĞLU-Ceyhun ELGİN; Ortaklığın Giderilmesi (İzale-i Şüyu) Davaları: Taşınmaz Satışları İçin İstatistiksel Bir Analiz, TBB Dergisi, 2018 (139), s. 231-232)

    İzaleyi Şuyu Davası Nasıl Engellenir?

    Kural olarak ortaklardan her biri Sulh Hukuk Mahkemesi’ne başvurmak suretiyle ortaklığın giderilmesi davası (izaleyi şuyu) açma hakkına sahiptir. Bunu engelleyecek bir müessese mevcut değildir. Bununla birlikte yasaya göre ortakların bu davayı uygun bir zamanda açması gerekir (TMK; m. 698/III). Yani diğer ortakların kişisel durumları itibariyle davayı takip edemeyecek kadar zor durumda olmaları ya da kendileri için açıkça uygunsuz bir zamanın fırsata dönüştürülmesi söz konusu ise söz konusu talebin dürüstlük kurallarına (TMK; m. 2) uygun olmadığı savunması yapılabilecektir.

    Bunun haricinde ortakların kendi aralarında anlaşarak en çok 10 yıla kadar ortaklığın devam ettirilmesi yönünde Noter nezdinde hazırlanacak bir sözleşme çerçevesinde anlaşmaya varırlarsa bu süre zarfında hiçbir ortak ortaklığın giderilmesi davası açamayacaktır.

    Yasa gereği sürekli bir amaca tahsis edilmiş olan paylı mülkiyet konusu mal hakkında ortaklar paylaşım talep edemeyeceğinden böyle bir amaca tahsis (iki taşınmaz arasındaki yol, kuyu vs.) düşünülebilir.

    Ortaklığın Giderilmesi Davası Harç

    Ortaklığın giderilmesi davası maktu harca tabidir. Bu harç dava açan ortak tarafından ödenir. Ancak davanın sonunda mahkeme giderleri ve vekalet ücretleri tüm taraflara payları oranında yükletilmektedir.

    Ortaklığın Giderilmesi Davası Masrafları

    Ortaklığın giderilmesi davasındaki masraflar tüm davalarda olduğu gibi harç, vekalet ücreti, tebligat ücreti gibi kalemlerden oluşmakta olup, dava sonunda taraflara eşit olarak yükletilmektedir.

    Ortaklığın Giderilmesi Davası Dilekçe Örneği

    Ortaklığın giderilmesi davası taşınmazın bulunduğu yer Sulh Hukuk Mahkemesi’ne bir dilekçe verilmesi suretiyle açılır. Bu davada tüm ortaklar davalı taraf olarak gösterilmelidir. Eğer ortaklardan birisi vefat etmiş ise tüm mirasçılarına karşı dava açılmalıdır. Bu davada izaleyi şuyu talep edilen emvalin yeri, niteliği, bölüşmenin ne şekilde yapılmasının istendiği açıkça belirtilmeli, Dava dilekçesine ek olarak bu mala ilişkin tapu kayıtları gibi resmi evrak eklenmelidir.

    Ortaklığın giderilmesi (izaleyi şuyu) davası dikkatle takibi gereken bir dava sürecidir. Hak kaybına uğranılmaması bakımından bu davanın açılması ve yürütülmesi aşamasında hukuki yardımdan faydalanılması yararlı olacaktır.Tahancı Ankara Hukuk Bürosu olarak bu konuda müvekkillerinize yardımcı olmaktan memnuniyet duymaktayız.

    Aşağıda İzaleyi şuyu davası açılmasına ilişkin bir dava dilekçesi örneği sunulmuştur:

    ANKARA SULH HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE

    DAVACI:

    ADRESİ:

    VEKİLİ:

    ADRESİ:

    DAVALILAR:

    KONUSU: İzale-i Şuyu (Ortaklığın giderilmesi) talebidir.

    AÇIKLAMALAR:

    Ayrıca -eğer yapılmış ise- diğer paydaşlarla ortaklığın giderilmesi yönündeki müzakerelerin sonuçsuz kaldığı ifade edilmelidir.

    Paydaşlığın giderilmesi talebi ve bunun nasıl gerçekleştirilmesinin istendiği (aynen veya satılmak suretiyle) açıklanmalıdır.

    2-….

    3- ….

    HUKUKİ SEBEPLER:

    -HMK, TMK, TBK, İİK  ve sair ilgili mevzuat hükümleri ile yargısal içtihatlar.

    DELİLLER:

    -Tapu kaydı, tanık, bilirkişi incelemesi, keşif ve her türlü hukuki delil

    NETİCE VE TALEP:

    Yukarıda arz ve izah edilen sebepler çerçevesinde yargılama yapılarak;

    Gereği saygılarımızla bilvekale arz ve talep olunur…./…./……

    İsim-Soyisim

      İmza

    Yazı kaynağı : www.tahanci.av.tr

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap