Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    neyzen tevfik leyla ile mecnun şiiri sözleri

    1 ziyaretçi

    neyzen tevfik leyla ile mecnun şiiri sözleri bilgi90'dan bulabilirsiniz

    neyzen tevfik mecnun şiiri

    neyzen tevfik mecnun şiiri

    Neyzen Tevfik

    Neyzen Tevfik

    Vazgeçtim Senden![değiştir]

    Gezip durdum perişanlar gibi,
    Kah sahillerde kah cadde boylarında.
    Hayal kurup sen diye,
    Ağaçlara dağlara taşlara sarıldım,
    Elleri güldürecektim halime.
    İhanetin aklıma geldi,
    Vazgeçtim!

    Açıp ellerimi yalvardım Allah'a!
    Bir defacık tutmak için ellerini.
    Koklamak için saçlarını,
    Adaklar adayacaktım Evliyalara!
    Umursuzluğun aklıma geldi,
    Vazgeçtim!

    Kahırdan başka ne vardı sanki verdiğin?
    Acıları zevk alır hale getirmiştin.
    Yine de görmek için seni Şeytan'a uyup;
    Bir daha bozacaktım yeminimi.
    Vedalaşmadan gidişin aklıma geldi,
    Vazgeçtim!

    Paylaştığımızı sandığım
    Güzel günler hatırına.
    Şuçlu benmişim gibi,
    Af dileyecektim gözlerine bakıp,
    Her türlü cezana razı olacaktım.
    Boynumu büküp,
    Bir daha gelecektim kapına.
    Başkasını sevdiğin aklıma geldi,
    Vazgeçtim!

    Diyalogları[değiştir]

    Muhabir: Ne kadar içki içersiniz?
    Neyzen: Birinci Dünya Harbi boyunca 18 bin okka rakı içtim.
    Muhabir: Hehe yok canım!
    Neyzen: Gülmesene kardeşim, hesap yaptık, hesap!

    Başından geçen bir olay[değiştir]

    Neyzen Tevfik bir gün camide hocanın vaazını dinler. Hoca cemaate herkesin dinin gereklerini yerine getirmesi gerektiğini, cennette herkese çok güzel huriler verileceğinden ve bu hurilerle ne yapmak isterlerse yapabileceklerini anlatır. Ertesi günkü vaazda Neyzen hocaya sorar:

    — Hocam cennette şarap olacak mı?

    Hoca bu soruya çok sinirlenir, başlar Neyzen’i zındık, kafir, iblis gibi dini motiflerle haşlamaya ve sorar:

    — Bre zındık, cenneti meyhane mi sandın?

    Neyzen istifini bozmadan önceki günü hatırlatır:

    — E hoca, dün cenneti kerhane yaptın.

    Yazı kaynağı : tr.wikiquote.org

    Neyzen Teyfik Şiirleri

    Neyzen Teyfik Şiirleri

    • Seyran

    Ölmüşlerle uğraşılmaz demişler,
    Hikmetini bize soran olmadı.
    Bu bir rüya altı bin yıl görüldü,
    Uyanıp da daha yoran olmadı.

    Bilinsin ya Âdem nasıl kovuldu?
    Hem ilk oğlu katlolundu, boğuldu.
    Sanki çile çekmek için doğuldu,
    Bu belaya karşı duran olmadı.

    Âdem öldü, İdris gitti, Nuh geldi,
    Lüt’un işi başka, Yusuf güzeldi.
    Hangi dinle bu kârhane düzeldi,
    Hangi şahın mülkü viran olmadı?

    Hangi kanun, nizam kaldı temelli?
    Dinli, dinsiz, feylesof, kelli felli,
    Güvenip de bilgisine besbelli,
    Alt tarafı karıştıran olmadı.

    Bir mecliste toplanmıştı enbiya,
    Hep erenler uluları, evliya,
    Önde Bektâş ile pîrim Mevlânâ,
    Ben de gizli girdim, duyan olmadı.

    Her nebiye bir veli sordu sual;
    Uzamadı dedikodu, kıyl ü kal,
    Zannedersem dinliyordu Zülcelal
    İçlerinde kadı yoran olmadı.

    Musa Tur’a, İsa hûra büründü,
    Eyyûb hasta, Yakûb yasta göründü.
    Hepsine de hicran eli süründü,
    Halil gibi bir put kıran olmadı.

    Yusuf yapmış, Mısır’dayken saati,
    Saplı, sapsız, işler hâlâ sanatı.
    Sordu Züleyha’ya nedir hikmeti?
    Dedi: Senden sonra kuran olmadı.

    Akıl dedikleri bu yırtık yelken,
    Hava bekler, kim bu rüzgârı çeken?
    Sabahcılık, akşamcılık der iken
    Ayılmaya vakit, zaman kalmadı.

    Hakkın birliğinde yoktur şekimiz,
    Bize hazır her noktadan tekimiz.
    Bekri Mustafa’yla kaldık ikimiz,
    Çünkü bizden namlı mihman kalmadı.

    Nuh gemiden vapura dedi peki,
    Duman tüttü attı yelken, küreği.
    Hacı Bektaş bulut gibi dedi ki:
    Hangimizin işi duman olmadı?

    Ali deyip bir noktaya gittiler,
    Mevlânâ’nın Neyzen’ine yettiler.
    Hepsi birden kalkıp semâ ettiler
    Dediler ki: Böyle devran olmadı.

    ***

    • Mecnun

    Yürü bre ehli deve endamını göreyim.
    Sensiz geçen gecelerin ecdadını sikeyim
    Mecnun gibi top muyum bir am için öleyim.
    Leyla’yı da sikeyim mecnun’u da sikeyim.
    Bana yar olmayan karının izzetini itibarini sikeyim.
    Yansın karıların alayı, su veren itfaiyenin hortumunu sikeyim.
    Düşmüşüz bir orospunun belasına,
    Koymadık diye taaa amının ortasına, kader böyle yazmış hatırasına.
    Ben böyle hatıranın hikayesini sikeyim!

    ***

    • Mecnun

    Yürü bre ehli deve endamını göreyim.
    Sensiz geçen gecelerin ecdadını sikeyim.
    Mecnun gibi top muyum bir am için öleyim.
    Leylayı da sikeyim mecnunu da sikeyim.

    Bana yar olmayan karının izzetini itibarini sikeyim.
    Yansın karıların alayı su veren itfaiyenin hortumunu sikeyim.

    Düşmüşüz bir orospunun belasina,
    Koymadik diye taaa amının ortasina.
    Kader böyle yazmış hatırasına,
    Ben böyle hatiranin hikayesini sikeyim.

    Kerem dagları deler bir amcık uğruna,
    Aslı gitsin de, ona buna vurdura.
    Bir kari için değer mi hiç bütün bunlara,
    Her taraf amcık dolu mala iyi vurana.

    Fuzuli am peşine düştün gurbete.
    Am serindir, am derindir, şifa verir millete.
    Ye kebabı, iç şarabı, vur karpuz g*te.
    Bu gidişle, yarrrağımı gidersin cennete.

    ***

    • Kime Sordumsa Seni

    Kime sordumsa seni doğru cevap vermediler;
    Kimi alçak, kimi hırsız, kimi deyyus! dediler.
    Künyeni almak için, partiye ettim telefon:
    Bizdeki kayda göre, şimdi o mebus dediler!

    ***

    • Türk Milleti

    Türk milleti gariptir
    her bi lafı kaldırmaz
    İbne dersin kızar da
    Sikersin aldırmaz.

    ***

    • Ben Sana

    Ben sana bok demem,
    Boklar duyar ar eder.
    Bir zerren düşse boka,
    Onu da mundar eder.

    Tanrı senin hamurunu
    Necasetle yoğurmuş,
    Anan seni sıçar iken
    Yanlışlıkla doğurmuş.

    ***

    • Anladın mı?

    Hicran destanını kendinden oku,
    Mecnun’dan duyup da rivayet etme.
    Aşkın Leyla’sını gördünse söyle.
    Söz temsili bulup hikayet etme.

    Yüz bin Leyla doğar alemde her gün,
    Senin aradığın zevk, sefa düğün.
    Tutacağın işi önceden düşün;
    Daha ilk adımda nedamet etme.

    Sevdanın oduna pek güvenilmez,
    Tutuşurşan eğer kolay sönülmez.
    Bu yolun hükmüdür geri dönülmez,
    Canına kıymazsan seyahat etme.

    İyi bak kabına, olmasın delik,
    Boşuna taşırsın,gider gündelik.
    Anında olmalı, ettiğin iyilik,
    Alem duysun diye, inayet etme.

    Kabe’den maksadın varmaktır yara,
    Kör gibi tapınma, kara duvara,
    Hızır’ı ararsan kendinde ara,
    Bulamadım gibi rezalet etme.

    Muhabbet herkesin aklını çelmez,
    Gönül viranesi kolay düzelmez.
    Alemden çekinme bir zarar gelmez,
    Sen kendi kendine hıyanet etme.

    Şen şatır gönlüne hicran dolmasın,
    Gençliğin gülşeni gamla solmasın.
    Neyzen gibi aklın yarda olmasın,
    Özründen çok büyük kabahat etme.

    ***

    • Para

    Göbekler perçin olmuş
    Hava geçmez aradan
    Bozulmayacak kız mı var
    Sen haber ver paradan

    ***

    • Geçer

    Izdırabın sonu yok sanma, bu alem de geçer,
    Ömr-i fani gibidir, gün de geçer, dem de geçer,
    Gam karar eyliyemez hande-i hurrem de geçer,
    Devr-i şadi de geçer, gussa-i matem de geçer,
    Gece gündüz yok olur, an-ı dem adem de geçer,

    Bu tecelli-i hayat aşk ile büktü belimi,
    Çağlıyan göz yaşı mı, yoksa ki hicran seli mi?
    İnleyen saz-ı kazanın acaba bam teli mi?
    Çevrilir dest-i kaderle bu şu’unun fili mi,
    Ney susar, mey dökülür, gulgule-i Cem de geçer,

    İbret aldın, okudunsa şu yaman dünyadan,
    Nefsini kurtara gör masyad-ı mafihadan.
    Niyyet-i hilkatı bul aşk-ı cihan aradan,
    Önü yoktan, sonu boktan, bu kuru da’vadan
    Utanır gayret-i gufranla cehennem de geçer.

    Ne şeriat, ne tarikat, ne hakikat, ne türe,
    Süremez hükmünü bunlar yaşadıkça bu küre
    Cahilin korku kokan defterini Tanrı düre!
    Ma’rifet mahkemesinde verilen hükme göre,
    Cennet iflas eder, efsane-i Adem de geçer.

    Serseri Neyzen’in aşkınla kulak ver sözüne,
    Girmemiştir bu avalim, bu bedyi’ gözüne.
    Cehlinin kudreti baktırmadı kendi özüne.
    Pir olur sakiy-i gül çehre bakılmaz yüzüne,
    Hak olur pir-i mugan, sohbet-i hemdem de geçer.

    ***

    • Bi Namaz

    Bî-namaz deyip beni Hak’dan uzak gören,
    Sığmaz senin hayâline mihrâb ü mübrem.
    Sen sade beş vakitte ararsın Allahını,
    Ben her zaman onunla emîn ol beraberim

    ***

    • Felek

    Yamansın her zaman aldattın beni,
    Kâh düşürdün kâhi kaldırdın felek!
    Mecnun’sun diyerek Leylâ peşinden,
    Issız vâdilere saldırdın felek!

    Rehbersin dedin ben ise kördüm,
    Elimle başıma çok çorap ördüm.
    Kendimi bıraktım âlemi gördüm,
    Hesapsız günahlar aldırdın felek!

    Şifadır dedin zehir tatdırdın,
    Gençliğin okunu boşa attırdın,
    Körlerin yurdunda ayna sattırdın,
    Çıkmaz sokaklara daldırdın felek!

    Barışmadı gönlüm merd ile zenle,
    Ne bir iş bilenle, ne boş gezenle
    Hicran köşesinde bozuk düzenle,
    Neyzen’e her telden çaldırdın felek!

    ***

    • İhtiyarlık İle Gençlik

    İhtiyarlık ile gençlik diyerek,
    Şu hayatı ikiye böldürme!
    Ey büyüken de büyük Allah’ım,
    Benden evvel sikimi öldürme!

    ***

    • Sahne-i Ömrümdem Nefs-i Emmareye Hitabım

    Âlemin bağ-zârını sikeyim
    Sünbül ü verd ü nârını sikeyim
    Andelib-i nizârını sikeyim
    Hâsılı nev-baharını sikeyim!

    Bana yoktur lüzumu gülşeninin,
    Şeb-i tarîk ü rûz-ı rûşeninin
    Ne gulâmının ne de zenninin
    Hepsinin tâ mezarını sikeyim!

    Ağlamam ben, ben erkeğim erkek,
    Hayli güçtür bana cefâ etmek,
    Minnet etmem bu ömre de felek,
    Atını al, tımarını sikeyim!

    Güççedir bu fakiri aldatmak,
    Yüzdürüp sonra kündeden atmak,
    Gözünü aç da sen bana bir bak,
    Ben senin i’tibarını sikeyim!

    Saki-i mâh-rûyına koyayım,
    Gülünün reng ü bûyuna koyayım,
    Mutrîbin hâyâ-hûyuna koyayım,
    Sâgar-ı neşvedârını sikeyim!

    Yok sâfâsı hezâr-ı dem-gerinin,
    Gül-sitanda şükûfe-i terinin,
    Bezm-i sahbâ-yı rûh-perverinin
    Neşvesiyle hümârını sikeyim!

    Feleğin uğradımsa vartasına,
    Sokayım ağzının ta ortasına,
    Bunu yazsın cihan da hartasına,
    Kıta’at ü bihârını sikeyim

    ***

    • Vatanın Tarihi

    Göründü memleketin iç yüzü, çöktüyse temel.
    Şimdilik harice karşı yüzümüz olsa dahi
    Yüzümüz yok bakacak kabrine ecdadımızın.
    Tükürür zannederim çehremize, vatanın tarihi.
    (1943)

    ***

    • Beyit

    Su-i tedbirimle ya hu öyle boklaştı ki işim,
    Hem ağzıma sıçtı felek hem de sikildi geçmişim.

    ***

    • Asrın

    Asrın yeni bir umdesi var, hak kapanındır.
    Söz haykıranın, mantık ise şarlatanındır.
    Geçmez ele bir pâye, kavuk sallamayınca,
    Kürsî-i liyakat pezevenk, puşt olanındır!

    ***

    • Derd-i Firakın İle Düşeli Sevdaya Mey’e

    Derd-i firakın ile düşeli sevdaya mey’e
    Müptelayım, deliyim, düşmüşüm esrarı-ney’e
    Feleğin kahpe başında paralansın parası
    Ben güzel sevmeye geldim, değil ekmek yemeye

    ***

    NEYZEN TEVFİK HAYATI

    Neyzen Tevfik 24 Mart 1879’da Bodrum’da doğdu. Babasının görevleri bulunduğu Urla kasabasında amatör bir neyzenden nota ve usul bilgileri öğrenerek başladığı ney çalışmalarını kendi kendine ilerletti. İzmir İdadisi’ne girdiyse de bitirmeden ayrıldı. Bu arada gene kendi kendine Farsça öğrendi. İzmir Mevlevihanesi’ne girdi. Daha sonra İstanbul’a yerleşerek Galata ve Kasımpaşa Mevlevihanelerine devam etti. 1902’de Bektaşi tarikatından nasip alarak Bektaşi dervişi oldu. Bir yandan da şiirle ilgileniyordu. Eşref’le ve Mehmet Akif’le tanıştı ve şiir konusunda her ikisinden de etkilendi. 1908’den sonra bir süre Mısır’da bulundu 1913’te İstanbul’a döndü.

    Neyzen Tevfik genellikle toplum kurallarına uymadan yaşamını sürdürmüştür. Sazını bir geçim kapısı haline geçirmemek için direnmiş, yalnızca içinden geldiği zaman ney üflemiştir. Neyzenliğini geliştirmek kaygısı duymamış, sanat değeri kalıcı bir müzikçi olmak için uğraşmamıştır. Neydeki başlıca ustalığı sazı iyi üflemesiydi. Belirli müzik kurallarının dışına çıkar, ama hep duyarak çalar ve dinleyenleri etkilerdi. Kendi açıklamasına göre yüze yakın plak doldurmuştur.

    Neyzenliğinin yanı sıra adını yergi ve taşlamaları ile de duyurmuştur. Kimi eleştirmenleri göre bu türün Nef’î ve Eşref’ten sonra üçüncü önemli temsilcisi sayılır. Ününün yaygınlaşmasında halk tarafından çok sevilmesinin de çok büyük payı vardır. Ancak oldukça eski bir dil kullanması nedeniyle güç anlaşılan ve biçimsel açıdan yetersiz kalan bu şiirleri pek kalıcı olmamıştır. Yergilerini genellikle siyasal ve dinsel baskıya, çıkarcılığa yöneltmiş, toplumdaki tüm haksızlıkları çekinmeden dile getirmiştir.

    28 Ocak 1953’de İstanbul’da öldü.

    ***

    • Hamam Sefası

    Bir gün Neyzen arkadaşı çaycı Hacı ile İbrahim Paşa Hamamına gitmişlerdi. Keyif bu ya, hamamda âlem yapma arzusuna kapıldılar. Yani hamamda rakı içmek, birkaç gün ardı ardına demlenmek istediler. İki dost ufak bir damacanaya o devrin çok meşhur rakılarından olan ve Büyükada’daki manastırda bir papazin çektiği rakıdan- ki o yıllarda buna “papazın düzü” derlerdi- doldurttular. Bardak, kadeh, fincan alma lüzumunu görmediler. Hamam tasları ne güne duruyor? Rakıyı da kurnalardan birine döktüler, başına geçip taslarla içmeye başladılar.

    Neyzen çaldı, Hacı okudu. Hacı okudu, Neyzen çaldı. Böylece günü geçirdiler. Rakı tükenince getirttiler. Üçüncü gün peştamalları da attılar. Çırılçıplak, ney çalarak, okuyarak, şiir söyleyerek günü geçirdiler. Hamamın sıcaklığı da onları bol bol terletiyor ve bu yüzden içki tutmuyor, adamakıllı sarhoş olamıyorlardı. Ne yapmalı? Neyzen hemen kararını verdi, sırtına bir peştamal alarak sokağa fırladı. Direkler arasındaki Sokrat eczanesine koşarak büyük bir sise eter aldı. Hamama dönünce eteri, rakıyı kurnaya döker. Başlarlar içmeye.

    Taslar çoktan kurnanın dibinde, rakının içinde, kim çıkaracak? Esasen tasa ne hacet var, beygir gibi eğilip içmek dururken, eğilip lakır lakır içerler. Bu cümbüş dört gün sürer. Nasıl oluyorsa, iki kafadar Adem, Havva, Şeytan ve Cennet hakkında bir bahse, bir münakaşaya giriyorlar.

    İki çıplak Adem in cennette nasıl gezdiğini, elbisesini, donu olup olmadığını konuşuyorlar. Ve nihayet Adem inde cennette kendileri gibi çıplak yaşadığına hükmediyorlar. Madem ki Adem Babamız çıplak gezerdi, onlar niçin gezmesin? “Gezerim, gezemezsin” derken Neyzen fırlayarak “Ben gezerim, iste Şehzadebaşı’na gidiyorum! ” diyerek hamamın kapısından sokağa fırlıyor. Neyzenin çıkamayacağına inanan Hacı, belki dışarıda, soğuklukta gizlenmiştir düşüncesiyle Neyzen in peşinden -kontrol kaygısıyla- çıkıyor. Fakat Neyzen in sokağa çıktığını öğrenince, o da fırlıyor. Neyzen önde Hacı arkada, ikisi de çıplak, sakallar uzamış Şehzadebaşı’na kadar geliyorlar.

    Yazı kaynağı : mehmetceviksanat.wordpress.com

    Mecnun şiiri - Neyzen Tevfik

    Mecnun şiiri - Neyzen Tevfik

    Mecnun

    Yürü bre ehli deve endamını göreyim.
    Sensiz geçen gecelerin ecdadını sikeyim.
    Mecnun gibi top muyum bir am için öleyim.
    Leylayı da sikeyim mecnunu da sikeyim.

    Bana yar olmayan karının izzetini itibarini sikeyim.
    Yansın karıların alayı su veren itfaiyenin hortumunu sikeyim.

    Düşmüşüz bir orospunun belasina,
    Koymadik diye taaa amının ortasina.
    Kader böyle yazmış hatırasına,
    Ben böyle hatiranin hikayesini sikeyim.

    Kerem dagları deler bir amcık uğruna,
    Aslı gitsin de, ona buna vurdura.
    Bir kari için değer mi hiç bütün bunlara,
    Her taraf amcık dolu mala iyi vurana.

    Fuzuli am pesine düştün gurbete.
    Am serindir, am derindir, şifa verir Millete.
    Ye kebabı, iç şarabı, vur karpuz göte.
    Bu gidişle, yarrrağımı gidersin cennete.

    Neyzen Tevfik

    Bu yazıyı sosyal medyada paylaş :

    Yazı kaynağı : siirgezegeni.com

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap