Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    mustafa kemal hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır diyerek başlattığı savaş hangisidir

    1 ziyaretçi

    mustafa kemal hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır diyerek başlattığı savaş hangisidir bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Sakarya Meydan Muharebesi

    Sakarya Meydan Muharebesi

    Sakarya Meydan Muharebesi, Atatürk tarafından çok büyük ve kanlı savaş anlamına gelen Melhame-i Kübra ifadesi ile anılan, Türk Kurtuluş Savaşı'nın mühim bir muharebesi.[9]

    Sakarya Meydan Muharebesi, Kurtuluş Savaşı'nın dönüm noktası sayılır.[10][11][12][13][14][15][16] İsmail Habip Sevük, Sakarya Meydan Muharebesi'nin önemini, "13 Eylül 1683 günü Viyana'da başlayan çekilme, 238 sene sonra Sakarya'da durdurulmuştur." sözüyle tasvir etmiştir.[5][17]

    Arka plan[değiştir | kaynağı değiştir]

    Sakarya Meydan Muharebesi, Anadolu Türk tarihinin en önemli savaşlarından biridir. Yunan General Papulas tarafından Yunan ordularına Ankara'ya harekât emri verilmişti. Savaşı Yunan tarafı kazansaydı TBMM, Sevr Antlaşması'nı kabul etmek durumunda kalacaktı.

    General Anastasios Papulas başlangıçta bu harekâta şiddetle karşı çıktı. Papulas'a göre Yunan ordusunu ıssız ve yolsuz Anadolu topraklarının derinine sürüklemek sonuçları ağır olabilecek bir maceraydı. Öte yandan savaş karşıtı örgütlerin ordu içine sızdırdığı broşürler Yunan askerinin savaşa olan inancını önemli ölçüde kırmıştı. Ancak Papulas kamuoyundan gelen yoğun baskılara ve "Ankara Fatihi" olmanın cazibesine karşı koyamayarak ordusuna taarruz emri vermiştir.

    Muharebe[değiştir | kaynağı değiştir]

    TBMM ordusu, Kütahya-Eskişehir Muharebeleri'ndeki yenilgisinden sonra cephe kritik bir duruma düşmüştü. Cepheye gelerek durumu yerinde gören ve komutayı eline alan TBMM Başkanı ve Başkomutan Mustafa Kemal Paşa ile İcra Vekilleri Heyeti Başkanı Fevzi Paşa, Batı Cephesi birliklerinin Yunan ordusuyla arada büyük bir mesafe bırakılarak Sakarya Nehri'nin doğusuna çekilmesine ve savunmayı bu hatta devam ettirmesine karar verdiler.

    Gazi Mustafa Kemal Paşa, "Hatt-ı müdafaa yoktur; sath-ı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaş kanıyla sulanmadıkça vatan terk olunamaz. Onun için küçük, büyük her cüzütamı (birlik), bulunduğu mevziden atılabilir. Fakat küçük, büyük her cüzütam ilk durabildiği noktada, tekrar düşmana karşı cephe teşkil edip muharebeye devam eder. Yanındaki cüzütamın çekilmeye mecbur olduğunu gören cüzütamlar, ona tabi olamaz. Bulunduğu mevzide nihayete kadar sebat ve mukavemete mecburdur.[18]" emrini vererek muharebeyi geniş bir alana yaydı. Böylece Yunan kuvvetleri de karargâhlarından uzaklaşıp bölünmüş olacaktı.

    TBMM, 3 Ağustos 1921'de Genelkurmay Başkanı İsmet Paşa'yı azlederek, aynı zamanda Başvekil ve Millî Müdafaa Vekili de olan Fevzi Paşa'yı bu makama da atadı.

    22 Temmuz 1921'de Sakarya Nehri doğusuna çekilmeye başlayan Türk ordusu, güneyden kuzeye 5. Süvari Kolordusu (Çal Dağı güneyinde), 12, 1, 2, 3, ve 4. gruplar ile Mürettep Kolordu birinci hatta olacak şekilde tertiplendi. Çekilişin hızlı bir şekilde tamamlanmasından sonra Yunan birlikleri taarruz pozisyonu için tam dokuz gün Türk birlikleri ile karşılaşmadan yürüdü. Bu yürüyüşün hangi yöne doğru olduğu Türk keşif birlikleri tarafından tespit edilerek cephe komutanlığına bildirildi. Bu savaşın kaderini belirleyecek stratejik hatalardan biri oldu. Yunan taarruzu baskın olma özelliğini kaybetti. Ancak 14 Ağustos'ta ileri harekâta geçen Yunan ordusu, 23 Ağustos'tan itibaren 3. Kolordu ile Sakarya Nehri doğusundaki Türk kuvvetlerini tespit, 1. Kolordu ile Haymana istikametinde, 2. Kolordu ile Mangal Dağı güneydoğusunda kuşatıcı taarruza başladı. Fakat bu taarruzlarında başarısız oldular.

    Kuşatma taarruzunda başarı sağlayamayan Yunan kuvvetleri, sıklet merkezini ortaya kaydırarak savunma mevzilerini Haymana istikametinde yarmak istedi. 2 Eylül'de Yunan birlikleri, Ankara'ya kadar en stratejik dağ olan Çal Dağı'nın tamamını ele geçirdi. Fakat Türk birlikleri Ankara'ya kadar geri çekilmeyerek alan savunması yapmaya başladı. Yunan birlikleri Ankara'ya 50 km kalacak derecede bazı ilerlemeler sağlasa da Türk birliklerinin yıpratıcı savunmasından kurtulamadı. Ayrıca 5. Türk Süvari Kolordusu tarafından cephe ikmal hatlarına yapılan taarruzlar Yunan taarruzunun hızının kırılmasında önemli etkenlerden biri oldu. Yunan ordusu 9 Eylül'e kadar süren yarma teşebbüsünde de başarılı olamayınca, bulunduğu hatlarda kalarak savunmaya karar verdi.

    Türk Ordusu'nun 10 Eylül'de başlattığı, bizzat Mustafa Kemal Paşa'nın komuta ettiği, genel karşı taarruzla Yunan kuvvetlerinin savunma için tertiplenmesine mani olundu. Aynı gün Türk birlikleri stratejik bir nokta olan Çal Dağı'nı geri aldı. 13 Eylül'e kadar süren Türk taarruzu sonucunda Yunan ordusu, Eskişehir-Afyon'un hattının doğusuna kadar çekilerek bu bölgede savunma için tertiplenmeye başladı. Bu çekilme sonucu 20 Eylül'de Sivrihisar, 22 Eylül'de Aziziye ve 24 Eylül'de Bolvadin ve Çay düşman işgalinden kurtulmuştur.

    Çekilen Yunan ordusunu takip amacıyla harekâta 13 Eylül 1921 itibarıyla süvari tümenleri ve bazı piyade tümenleri ile devam edildi. Fakat teçhizat ve istihkâm yetersizliği gibi sebeplerle taarruzlar durduruldu. Aynı gün Batı Cephesi'ne bağlı birliklerin komuta yapısı değiştirildi. 1 ve 2. Ordu kuruldu. Grup Komutanlıkları lağvedilerek yerine 1, 2, 3, 4 ve 5. Kolordular ile kolordu seviyesinde Kocaeli Grup Komutanlığı kuruldu.

    Savaş, 22 gün ve gece sürerek 100 km uzunluğunda bir alanda cereyan etti. Yunan ordusu, Ankara'nın 50 km kadar yakınından geri çekildi.

    Yunan ordusu geri çekilirken Türklerin kullanabileceği hiçbir şey bırakmamak için özen gösterdi. Demir yollarını ve köprüleri havaya uçurdu ve birçok köyü yaktı.[19]

    Muharebe sonrası[değiştir | kaynağı değiştir]

    Sakarya Meydan Muharebesi sonunda Türk ordusunun zayiatı; 5713 ölü, 18.480 yaralı, 828 esir ve 14.268 kayıp olmak üzere toplam 39.289'dur. Yunan ordusunun zayiatı ise 3758 ölü, 18.955 yaralı, 354 kayıp olmak üzere toplam 23.007'dir. Sakarya Meydan Muharebesi'nde çok fazla subay kaybı olduğu için bu Muharebeye "Subay Muharebesi" adı da verilmiştir. Mustafa Kemal Atatürk bu muharebe için "Sakarya Melhame-i Kübrası" yani kan gölü, kan deryası demiştir.

    Yunanlar için geri çekilmek haricinde başka bir seçenek kalmadı. Geri çekilirken Türk sivil halkına karşı yaptığı tecavüzler, kundaklamalar ve yağmacılık sonucunda 1 milyonun üzerinde sivil Türk evsiz kaldı.[20]

    Mayıs 1922'de Yunan Ordusu Başkomutanı General Anastasios Papoulas ve kurmay heyeti istifa etti. Yerine General Georgios Hatzianestis atandı.

    Mustafa Kemal Atatürk, ünlü "Hatt-ı müdafaa yoktur, sath-ı müdafaa vardır. Bu satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaş kanıyla sulanmadıkça vatan terk olunamaz." sözünü bu savaşa atfen TBMM'de söylemiştir. Muharebenin ardından Miralay Fahrettin Bey, Miralay Kâzım Bey, Miralay Selahattin Adil Bey ve Miralay Rüştü Bey, mirliva rütbesine terfi etti ve paşa oldu. Mustafa Kemal Paşa TBMM tarafından müşir rütbesine terfi ettirildi ve kendisine gazi unvanı verildi.

    Atatürk, Sakarya Meydan Muharebesi'ne kadar bir askeri rütbesi olmadığını, Osmanlı Devleti tarafından verilmiş olan rütbelerin yine Osmanlı Devleti tarafından alınmış olduğunu belirtir. Nutuk'ta şu ifadeleri kullanır: "Sakarya muharebesi neticesine kadar, bir rütbe-i askeriyeye haiz değildim. Ondan sonra, Büyük Millet Meclisince Müşir (Mareşal) rütbesi ile Gazi unvanı tevcih edildi. Osmanlı Devleti'nin rütbesinin, yine o devlet tarafından alınmış olduğu malûmdur."[21]

    Üst kademe komutanları[değiştir | kaynağı değiştir]

    Ayrıca bakınız[değiştir | kaynağı değiştir]

    Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

    Dış bağlantılar[değiştir | kaynağı değiştir]


    Yazı kaynağı : tr.wikipedia.org

    MSB'den 'Sakarya Meydan Muharebesi' paylaşımı

    MSB'den 'Sakarya Meydan Muharebesi' paylaşımı

    Tarihçe

    Gizlilik ve çerez

    Aydınlatma politikası

    Podcast

    Dosyalar

    Covid-19 Tablo

    Covid-19 Aşı

    Yayın ilkeleri

    Künye

    Sosyal medya

    Basın odası

    Yazı kaynağı : www.aa.com.tr

    ‘Hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır’

    ‘Hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır’

    GÖKHAN KARAKAŞ İstanbul - Kurtuluş Savaşı’nın dönüm noktası olan ve Mustafa Kemal Atatürk’ün “Hatt-ı müdafaa yoktur, sath-ı müdafaa vardır. Bu satıh bütün vatandır” sözlerinin tarihe geçtiği Sakarya zaferinin 100’üncü yılı kutlanıyor.

    Birinci Dünya Savaşı’nı yenik tamamlayan Osmanlı İmparatorluğu ile galip itilaf devletleri 10 Ağustos 1920’de Paris’in üç kilometre batısındaki Sevr kasabasında yenilgi anlaşmasına imza atmıştı. Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün başlattığı ulusal kurtuluş savaşımız sürerken Sadrazam Damat Ferit Paşa, Maarif eski Nazırı Bağdatlı Mehmed Hadi Paşa, Danıştay reisi Rıza Tevfik Bey ve Bern Sefiri Reşat Halis Bey’in imza attığı Sevr Andlaşması, Anadolu’nun parçalanmasına izin verilmesi ve Türk varlığının Anadolu’dan çıkartılması anlamına geliyordu. Sevr Andlaşması’nı Anadolu’da direnen Türklere zorla kabul ettirmek isteyen Yunan orduları, itilaf devletlerinin büyük asker ve silah desteğiyle ilerliyordu. Anadolu direnişini örgütleyen Mustafa Kemal Atatürk’ün her şeye rağmen açmayı başardığı Büyük Millet Meclisi’ni yok etmek ve ulusal direnişi kırmayı hedefleyen Yunan ordusunun büyük sayısal ve silah üstünlüğüne güvenerek yaptığı saldırı Sakarya Meydan Muharebesi’nde Türk tarafının kesin zaferiyle sonuçlandığında dünya savaş tarihçileri bile şaşırmıştı. Sakarya zaferinin ulusal tarihimizde dönüm noktası olduğunu söyleyen Dr. Orhan Çekiş, düşüncelerini Milliyet ile paylaştı.

    Anadolu Türk tarihinin en önemli savaşlarından birisi olan Sakarya Savaşı’na Mustafa Kemal Paşa o ünlü sözleriyle damga vurmuştur.

    ‘Söz Anadolu’nundur

    Gedik Üniversitesi Atatürk Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Orhan Çekiç, “Yunanlılar Ankara’ya ulaşma hedeflerine ulaşmak için üç kez Ankara’ya taarruza kalkmış ama hepsinde Anadolu’nun direnişi başarılı olmuştu. 6-10 Ocak 1921 tarihleri arasında İnönü mevkiinde yapılan savaşta; Bursa’dan hareket ederek Eskişehir ve Afyon’u hedefleyen Yunan güçleri mağlup olmuştu. Tarihimize 1. İnönü Savaşı olarak kaydedilen bu zaferle Albay İsmet Bey generalliğe terfi ederken sonuç itilaf devletlerinde şok etkisi yapmıştı. Çünkü, Yunan kuvvetleri Türk kuvvetlerinin üç katı güce sahipti. Sevr’i Ankara Hükümeti’ne kabul ettiremeyeceklerini anlayan itilaf devletleri, bazı maddelerde yumuşatmalar yaparken Türk heyetini Londra’ya davet etmişti. Londra’ya giden Tevfik Paşa, ‘Söz Anadolu’nundur. Siz sözü Ankara temsilcisine verin’ dediğinde heyet başkanı Bekir Sami Bey, Sevr’in hiçbir maddesini kabul etmediklerini bildirir. 1. İnönü Savaşı’nın işte böyle fevkalade önemli sonucu vardır” dedi.

    Yunan kralı savaşta

    İtibarı elde etmek isteyen Yunan tarafının 2. İnönü Savaşı’na kalkıştığını vurgulayan Dr. Çekiç, Eskişehir ve Afyon’da 27 Mart ve 1 Nisan’da tekrar durdurulduğunu geri çekilenleri takip eden Türk süvarilerinin düşmana çok büyük zararlar verdiğini ekledi. Yunan Kralı XIII. Konstantin’in bizzat Yunan Orduları Başkomutanı sıfatıyla İzmir’e geldiğini söyleyen Dr. Çekiç, “Ordularına Ankara’yı hedef göstermişti. 23 Ağustos 1921 günü Eskişehir-Seyitgazi hattından ileri yürüyüşe geçen Yunan ordusu, Sakarya’da Türk kuvvetleriyle karşılaştı. Bu karşılaşma öncekilere benzemiyordu çünkü bu savaş Türkler için ölüm kalım demekti. İsmet Paşa, ordunun Sakarya’nın doğusuna çekilmesi gerektiğini düşünüyordu ama bu kararı da tek başına vermek istemiyordu. Başkomutan Mustafa Kemal Paşa ile Genelkurmay Başkanı Fevzi (Çakmak) Paşa’yı cepheye davet etti. Komutanlar, İsmet Paşa’yı haklı buldular ve savaşı idare etmek üzere Polatlı’daki Batı Cephesi Karargâhı’na gittiler. Türk ve Yunan güçleri Sakarya nehri kıyılarında 100 kilometrelik cephede 22 gün 22 gece süren meydan savaşı verdiler. Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, savaş stratejisi sanatına büyük bir yenilik getirerek ‘Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaş kanıyla ıslanmadıkça, düşmana bırakılamaz’ emrini verdiğinde zafer Türk tarafının oldu” diye konuştu.

    ‘Sakarya savaşı subay savaşıdır’

    Mustafa Kemal Atatürk’ün toprak kaybedilse de başka bir bölgede savunmanın devam etmesi gerektiğini işaret ettiğini söyleyen Dr. Çekiç, “İşte bu anlayışla 10 Eylül günü Türk ordusu genel taarruza kalktı. Beylikköprü, Duatepe ve Kartaltepe muharebelerinde Yunan ordusu yenildi. Nihayet 13 Eylül sabahı o ana kadar çok büyük kayıplar veren Yunan ordusu tam yenilgiye uğrayarak, Sakarya’nın batısına çekilmek zorunda kaldı. Türk ordusu yedi tümen komutanını şehit verirken toplam şehit 3 bin 282, yaralı sayısı ise 13 bin 618 olmuştu. Yüzde 80’e varan subay kayıplarından ötürü Sakarya Savaşı’na subay savaşı da denir. Yunanlar ise 15 bin ölü ile 25 bin kadar yaralı vermişlerdi. İzmir’den yola çıkıp Ankara Polatlı’ya dayanan Yunanlılara ve emperyalistlere karşı 23 Ağustos-13 Eylül 1921 arasında kazanılan Sakarya Meydan Muharebesi’nden bir yıl sonra kazanılan 30 Ağustos 1922 Başkomutanlık Meydan Muharebesi kazanıldı. Böylece Anadolu’yu işgale İzmir’den başlayan Yunanlılar, İzmir’de denize döküldü. Sakarya zaferi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna zemin hazırlarken Anadolu topraklarının Türklere ait olduğu kanıtlanmıştı. Yüzüncü yıldönümünde, bizler özgür yaşayabilelim diye gözlerini kırpmadan bu vatan uğruna yaşamlarını kaybeden şehitlerimizi minnetle anıyor, gazilerimizi saygıyla selamlıyorum” dedi.

     Orantısız üstünlüğe rağmen kaybettiler

    Tekalifi Milliye emirleri ile Türk ordusunun eksiklerinin tamamlanmıştı. Yunan saldırısı 23 Ağustos’ta başlarken yenilgiyle savunmaya geçmişlerdi. Ankara hükümeti, Büyük Millet Meclisi güven tazelerken Kurtuluş Savaşı’na inanç artmıştı. Gazi ve mareşal unvanı alan Mustafa Kemal’in Başkomutanlık yetkisi süresiz uzatıldı. Milli mücadelenin son savunma savaşında Yunan ordusu 125 bin asker, 386 top, 850 kamyon ve 18 uçakla saldırmıştı. Mustafa Kemal ise 100 bin asker, 196 top, bin 284 katır arabası ve iki uçakla zafer kazanmayı bilmişti.

    Yazı kaynağı : www.milliyet.com.tr

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap