Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    mudanya ateşkes antlaşması ne zaman oldu

    1 ziyaretçi

    mudanya ateşkes antlaşması ne zaman oldu bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Mudanya Mütarekesi

    11 Ekim 1922 Mudanya Ateşkes Antlaşması ve tarihi zafer

    11 Ekim 1922 Mudanya Ateşkes Antlaşması ve tarihi zafer

    11 Ekim 1922 Mudanya Ateşkes Antlaşması ve tarihi zafer

    Son dönemde adı siyasi tartışmalarda kullanılan İsmet İnönü, bundan tam 96 yıl önce adını Cumhuriyet tarihine altın harflerle yazdırıyordu. İsmet Paşa, Kurtuluş Savaşı'nın sonunda; İstanbul, Boğazlar ve Doğu Trakya'nın savaşsız kurtarılmasını sağlayan, TBMM Hükümeti'nin ilk siyasi zaferi Mudanya Mütarekesi'ni 11 Ekim 1922'de imzaladı.

    Büyük Taarruz’un zaferle sona ermesinin ardından İtilaf Devletleri, TBMM’ye mütareke çağrısında bulundu ve görüşmeler, 3 Ekim 1922 tarihinde Mudanya’da başladı. Görüşmelere, TBMM Hükümeti adına İsmet İnönü, İngilizleri temsilen General Harrington, Fransa adına General Charpy, İtalya adına General Mombelli katıldı. Görüşmeler, Doğu Trakya’nın ve Boğazlar’ın boşaltılması, Türkiye’ye geri verilmesi konularındaki görüş ayrılıkları nedeniyle sık sık kesildi. Zaman zaman gergin anların yaşandığı, hatta Türk ordusunun yeniden harekât hazırlıklarına giriştiği mütareke görüşmeleri, 11 Ekim 1922’de uzlaşmayla sonuçlandı. Mudanya Mütarekesi, 11 Ekim sabah saat 06.00’da Türkiye ile 3 İtilaf Devleti İngiltere, Fransa ve İtalya arasında imzalandı. Mütareke, imzalandıktan 3 gün sonra yürürlüğe girdi.

    Antlaşmayla Ankara Hükümeti istediğini elde ederek ve tek kurşun atmadan İstanbul, Boğazlar ve Doğu Trakya’yı işgalden kurtardı. Tarihi antlaşmayla, Milli Mücadele’nin askeri safhası sona erdi. Askeri zaferin ardından TBMM siyasi bir zafer de kazanmış oldu.

    İşte tarihimizin en önemli dönüm noktalarından olan 8 günlük o süreç;

    Mudanya Ateşkes Antlaşması (3-11 Ekim 1922)

    Mustafa Kemal Paşa, itilaf devletlerine ateşkes için görüşmelerin Mudanya’da başlanılmasını önermişti. Bu arada başkomutanlık namına olağanüstü yetkilere sahip olmak üzere Garp cephesi orduları Komutanı İsmet Paşa’yı temsilci olarak seçtiğini de bildirmişti. Mütarekenin amacı askeri hareketin durdurulması ve özellikle işgal kuvvetleri ile Türk birlikleri arasında olası bir çatışmanın önüne geçilmesiydi. Türkiye için ise esas dâva, Yunanlıların en kısa zamanda Türk topraklarını boşaltarak, Meriç’e kadar bütün Trakya’nın bize teslim edilmesiydi. Bundan sonra asıl barışa gidecek yol açılabilirdi. İsmet Paşa başkanlığındaki Türk Heyeti Batı Cephesi Kurmaybaşkanı Asım Gündüz, Yrb. Tevfik Bıyıklıoğlu, Bnb. Seyfi Düzgören ve Kızılay ikinci başkanı Hamit Bey’le iki yazmandan oluşuyordu. Genelkurmay başkanı Fevzi Paşa ile Refet Bele’nin de Mudanya’da kalmaları uygun görülmüştü. İngilizleri General Harrington, Fransa’yı General Charpy, İtalya’yı da General Monbelli temsil ediyordu. Yunanistan General Mazarakis ile Sarıyanis’i delege olarak atamıştı. Fakat bunlar Mudanya’ya kadar gelmiş olmakla birlikte görüşmelere katılmamışlardı.
    mudanya-muze-dha-4

    Görüşmelere 3 Ekim 1922 Salı günü saat 15:15’te başlandı. Ayrı ayrı gelen müttefik generalleri ev sahibi olarak İsmet Paşa teker teker karşılamış ve toplantının yöneticisi gibi bir tavır takınmıştı. Franklin Bouillon da gözlemci olarak salonun bir köşesine alınmıştı. İlk konuşmayı da İsmet Paşa’nın kendisi yapmıştı. Fakat ateşkesin sağlanması sanıldığı kadar kolay olmadı. Öyle ki Şevket Süreyya Aydemir, “Mudanya Konferansına Mudanya Savaşı demek hatalı olmasa gerektir” diyerek görüşmelerin çok gergin bir hava içinde geçtiğini vurgulamıştır. Özellikle müttefiklerin Trakya’nın teslimine yanaşmamaları bu gerginliğin temel nedeni olarak görülmektedir.

    İnönü, anılarında Konferansın havasını şöyle açıklamaktadır:

    “Mudanya Konferansının ilk üç günü Trakya meselesinin müzakeresi ile geçmiştir. İlk müzakere açılır açılmaz benim ortaya koyduğunu, dikkatlerini çektiğim mesele budur. Biz muharebe halindeydik, karşımızda düşman vardı. Düşmanı yendik ve takip ettik. Anadolu’dan çıkardık. Mudanya Konferansının toplanması ile askeri hareket durmuştur. Bu hal uzun müddet devam edemez. Böyle bekleyerek, karşımızdaki hasım kuvvetlerin yeniden zaman ve hazırlık kazanmasına fırsat veremeyiz. Onun için bir an evvel bütün memleketin tahliyesi işini halletmek lazımdır. Ben, tezimi bu şekilde izah ettim. Münakaşalar oluyor: Diğer meseleler hallolunduktan sonra bu da hallolunur. Diğer meselelerle beraber hallolunur…”
    mudanya-muze-dha-3

    YENİ BİR SAVAŞ TEHLİKESİ

    Oldukça tartışmalı geçen görüşmeler zaman zaman tıkanır gibi oluyordu. Hatta 5 Ekim’den 9 Ekim’e geçen süre içinde yeniden bir savaş tehlikesi bile belirdi. Çünkü 5 Ekim’de Fransızlar, Trakya’nın Türklere teslimini kabul ettikleri halde İngiliz ve İtalyan temsilcileri yetkileri olmadığını ileri sürerek, hükümetlerinden yönerge almak için toplantıyı ertesi güne bıraktırdılar. Onların bu tutumu Mustafa Kemal Paşa’yı derhal harekete geçirdi. Görüşmelerin çıkmaza girmesi üzerine 6 Ekim’de Mustafa Kemal Paşa, İsmet Paşa’ya da şu telgrafı çekti:

    “Ekimin 6.günü için kararlaştırılan içtimaınızda Trakya’nın İzmir’de kararlaştırılan esaslar dahilinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümetine iadesini kabul etmedikleri takdirde tasavvur buyrulduğu gibi 6-7 Ekim’de derhal İstanbul üzerine harekete geçiniz.”

    Türkiye yeni bir savaşın eşiğinde gibi görünüyordu. Şevket Süreyya’nın belirttiği gibi, “İsmet Paşa’nın Mudanya’da ve 6 Ekim’de olduğu kadar, belki hiç kimse, harple sulhun kıskaç arasında böylesine sıkışıp kalmamıştır.” Durum, Türkiye Büyük millet Meclisinde de dikkatle yakından izleniyordu. Mustafa Kemal Paşa cepheye gitme olasılığından söz etmiş ve Bakanlar Kurulunun meclisi aydınlatmasını istemişti. Milletvekilleri düşüncelerini ve eleştirilerini özgürce dile getirmişlerdir. Durak Bey, hükümetin uyumlu politikasını sürdürerek savaşa yol açacak girişimlerden kaçınmasını, savaş yeniden başlasa İngilizlerle savaşmanın kaçınılmaz olacağını, İngilizlerin Trakya’ya kaçan Yunan askerlerini örgütleyebileceğini dile getirmiş, savaşın en son çare olduğunu vurgulamıştır. Emin Bey, konferansın uzamasının Türkiye’nin lehine olmadığını, bu bakımdan konferansın kısa sürede bitirilmesinin zorunlu olduğu üzerinde durmuştu. Kimi milletvekilleri Misak-ı Milliden ayrılmaması gerektiğini özellikle dile getirmişlerdir.

    İsmet Paşa’nın telgrafı mecliste görüşülürken Mustafa Kemal Paşa da İsmet Paşa’ya gizli bir emir göndererek şunların sağlanmasını istiyordu:

    Yunan kuvvetlerinin 15 gün içinde Trakya’dan çekilmeleri.

    Boşaltılan yerlerin TBMM hükümeti temsilcilerine teslim edilmesi.

    Trakya’da kalacak itilaf devlet ve komisyonlarının TBMM yönetimini denetleme ya da işgalci bir amaç taşımaması.

    Trakya’nın Türkiye’ye verildiğinin açıkça belirtilmesi.

    Karaağaç’ın Edirne’nin sınırları içinde olduğunun kabul ettirilmediği takdirde burasının itilaf devletlerinin işgali altına sokulması.

    Trakya’ya gönderilecek jandarma sayısının sınırlandırılmaması…

    Bunun dışında Boğazlarda itilaf devletleri askerlerinin sayısının arttırılmaması, işgal bölgelerinin genişletilmemesi gibi konular da yer alıyordu. İtilaf devletleri özellikle İstanbul’un boşaltılmasına yanaşmıyordu. Çünkü bu onların “yenilgilerini itiraf” anlamına gelecekti.

    Bu yazıda İsmet Paşa, 7 Ekim akşamı bir bildiri yayınlayarak durumu halka açıkladı. Ertesi günü yani 8 Ekim’de toplantı olmadı. İsmet Paşa bunalıma bir çözüm bulmak için uğraşıyordu.

    9 Ekim akşamı yapılan toplantıda hava yumuşadı. General Harrington’a göre İsmet Paşa daha munis idi. Müttefiklerin hazırladığı proje okunduğu zaman İsmet Paşa J’accepte! (Kabul ediyorum) dedi ve bunu hükümetine bildireceğini ekledi ve Konferansın 10 Ekim öğleden sonraya ertelenmesini istedi. Onun bu önerisi kabul edildi. Hükümetin onayı alındı. Ancak 10 Ekim’de Konferans toplanamadı. Buna Yunan delegesi ile yapılan görüşmelerin uzaması neden olmuştu. Sonunda 11 Ekim sabahı saat 6’da Mudanya Askeri Sözleşmesi imzalanmış, 14-15 Ekim 1922’den başlamak üzere yürürlüğe girmesi kabul edilmişti.

    Mudanya Askeri Sözleşmesi (Convention Militaire) 14 maddeden oluşuyordu. Bu sözleşme ile Türk-Yunan kuvvetleri arasındaki çatışma son buluyordu. Yunanlılar, Trakya’yı 15 gün içinde boşaltacaklardı. 8.000 Türk jandarması, mülki memurlarla birlikte Trakya’ya el koyacaktı. Yönetimin Türklere devri 30 günde tamamlanacaktı. Boşaltma ve devir işlerini denetlemek üzere 7 taburluk bir müttefik birliği görevlendirilecekti. Teslim işlemi bittikten 30 gün sonra bunlar bölgeden ayrılacaktı. Meriç’in sağ kıyısı ve Karaağaç, antlaşma yapılıncaya kadar itilaf devletlerinin işgali altında kalacaktı. İstanbul ve Boğazlar da mülki idaremize teslim olacaktı, ancak İstanbul’da ve Boğazlarda bulunan itilaf kuvvetleri, barışa kadar arttırılmaksızın kalabileceklerdi. Barışın yapılmasına kadar Türk kuvvetleri Çanakkale Boğazı ile İzmir yöresinde belirlenen çizgiyi geçemeyecek, Trakya’ya da silahlı kuvvet geçirmeyecekti. Yunan temsilcisi de sözleşmeye katılmayı zorunlu görmüştü. Mütarekenin imzalanması üzerine Mustafa Kemal Paşa, General Harrington’a teşekkür; Müdafaa-i Hukuk örgütlerine ve belediyelere kutlama telgrafları çekti.

    Prof. Şerafettin Turan’ın vurguladığı gibi Mudanya Ateşkes Anlaşması 1911’den bu yana süregelen savaş haline son vermiş, ülkeyi istiladan kurtarmış ve işgal altındaki İstanbul’un da barış antlaşması ile birlikte Türk yönetimine geri verilmesini sağlamıştı. Kabul etmek gerekir ki Mudanya yalnızca basit bir ateşkes anlaşması olarak görülmemelidir. Siyasal nitelikte bir takım öğeleri de taşıdığı için uluslararası bir önem taşımaktadır.

    Bir Diplomatın Doğuşu

    Şevket Süreyya, İsmet Paşa’nın Mudanya ile birlikte yepyeni bir kimlik kazandığını belirterek şöyle der: “Mudanya’nın ardından İsmet Paşa, memleketin hayatında bir siyasi şahsiyet olarak belirecekti. Nitekim Mudanya’dan sonra askerlik ve kumandanlık artık arkada kaldı ve İsmet Paşa Türkiye’nin kaderine bir siyasi şahsiyet ve bir İkinci Adam olarak karıştı.” Mudanya, bu açıdan bakıldığında, yeni bir diplomatın doğuşuna da ortam hazırlamıştır, demek yanlış olmaz. Gerçi İsmet Paşa’nın diplomasi alanında kimi deneyimleri olmamış değildi. Sözgelimi 1907’de, Edirne garnizonunda hizmet gören yüzbaşı İsmet Efendi bir sınır olayı nedeniyle askeri komisyonda görev alır. Bir Bulgar binbaşısıyla anlaşmazlığa düşer. Bundan ötürü görüştüğü Bulgar komisyonu başkanı general kendisine şöyle der: “…Yüzbaşı Efendi bir gün vatanınız sizinle iftihar edecektir.” Yüzbaşı İsmet, hayretle Bulgar generalinin yüzüne bakar ve ayrılırlar. 1910-1912 yıllarında Yemen’de, Ahmet İzzet Paşa’nın komutanlığında çalışan kurmay binbaşı İsmet Bey, imam Yahya’nın ayaklanmasının bastırılmasında, askerlik ve siyaset günlerinden önemli hizmetlerde bulunmuştu. Birinci Dünya Savaşının ilk yıllarında çalıştığı Osmanlı karargâhında Alman subaylarıyla kurduğu iletişim, hiç değilse İsmet Beyin, diplomasi dilini kavramasına yardımcı olmuştur. Hatta bu subaylardan birine sorduğu sorularla, Almanya’nın Türkiye üzerindeki gerçek niyetlerini de sezebilmişti. O anlamıştı ki Almanlar, Türkiye’ye gitmek üzere gelmemişlerdi. Enver Paşa’nın bir aralık onu genelkurmay başkanlığına getirmeyi düşünmesi bir raslantı değildir.

    Mustafa Kemal Paşa’nın Albay İsmet hakkında verdiği sicil (20 Mayıs 1917), onun bir diplomatta bulunması gereken niteliklere sahip olduğunu açıkça ortaya koymaktadır: “Ciddi, faal, düşüncesi gayet açık ve yüksek fikirli. Maiyyetine ve savaş döneminin durumuna ve ruhsal değişkenliklerine hakim. İyi bir görüş yeteneğine ve olayları süratle algılamaya sahip…” Bütün bunların yanında albay İsmet, çevresinin emniyet, güven ve sevgisini kazanmış dürüst bir kişidir. Bu kişilik özelliklerinin bir diplomat için yeterli olduğuna şüphe yoktur.

    Mustafa Kemal Paşa’nın, İsmet Paşa’ya Mudanya görüşmeleri için olağanüstü yetkiler vererek görevlendirmesi de şüphesiz uygun bir seçimdi. Bu, başkomutanın Garp Cephesi Komutanına duyduğu güvenin bir kanıtıdır. İsmet Paşa’nın, daha toplantının ilk gününde ev sahibi; aynı zamanda galip bir ordunun komutanı olarak girişimi eline alması da ayrıca üzerinde durulması gerekir. Nitekim, onun Lozan Konferansında da başdelege olarak yine Mustafa Kemal Paşa tarafından görevlendirilmesinde, Mudanya’daki başarısı belirleyici bir rol oynamıştır. Enver Ziya Karal, Mudanya mütarekesinin İsmet İnönü’nün “çelik iradesi” ile kazanıldığını özellikle vurgulamıştır.

    Harrington’un, mütareke görüşmeleri sırasında İsmet Paşa üzerindeki gözlemleri büyük bir değer taşımaktadır. Başlangıçta, İsmet Paşa generalin gözünü doldurmamış fakat kısa süre sonra onun ne kadar çetin bir ceviz olduğunu kabul etmişti. Şevket Süreyya’nın yayınladığı Harrington’un mektubundan aldığımız kimi bölümler bu konuda önemli bir fikir vermektedir:

    “İsmet Paşa’yı ilk gördüğüm vakit, o benim üzerimde büyük bir etki ve intiba bırakmadı. Görünürde gösterişsiz, ufak tefek bir insandı. Az konuşuyordu. Bundan başka -bir eksiklik mi, yoksa bazı hallerde bir meziyet mi bilinmez- çok da ağır işitiyordu.

    Öyle sanıyorum ki aşağı yukarı 42 yaşlarındadır. Bizimle münasebetlerinde ilkin çok inatçı görünüyordu. Onun güldüğünü hemen hemen hiç görmedim. Yalnız “nasılsınız?” veya “Allahaısmarladık” derken biraz gülümsüyordu. Elbetteki Ankara’dan aldığı kesin talimata göre hareket ediyordu. Ama teferruat hususunda bir Üstat’tı…

    Her satırı gayet dikkatle tetkik eder ve baştan sona kadar okur, notlarını süratle alır ve satırların altında gizli bir mana bulunmadığına kanaat getirmedikçe fikrini söylemez. Ama daima nazik davranır…”

    İsmet Paşa, diplomasideki ilk sınavını Mudanya Konferansında verdi. Uluslararası, geniş kapsamlı Lozan’da da çok daha büyük bir diplomasi sınavı verecektir.

    Yazı kaynağı : www.sozcu.com.tr

    Mudanya Ateşkes Antlaşması nedir? Tarihi, maddeleri, önemi ve sonuçları hakkında bilgiler

    Mudanya Ateşkes Antlaşması nedir? Tarihi, maddeleri, önemi ve sonuçları hakkında bilgiler

    Türkiye, İngiltere, Fransa ve İtalya arasında imzalanan Mudanya Ateşkes Antlaşması, Kurtuluş Savaşı sonrası Büyük Taarruzdan hemen sonra imzalanmıştır.

    Mudanya Ateşkes Anlaşması Tarihi

    Mudanya Ateşkes Anlaşması Kurtuluş Savaşı sırasında yapılan Büyük Taarruzun hemen ardından imzalanmış bir anlaşmadır. 11 Ekim 1922 yılında imzalanan anlaşmaya TBMM temsilen İsmet İnönü ve İtilaf Devletleri ( İngiltere, Fransa, İtalya) temsilcileri katılmıştır. İtilaf Devletleri arasında yer alan Yunan hükümeti Mudanya Ateşkes Anlaşmasına katılmamış, onları temsilen İngilizler katılmıştır.

    Anlaşma 3-11 Ekim tarihlerinde yapılan görüşmeler sonucunda maddeler üzerinde anlaşma sağlanarak 11 Ekim sabahı imzalanmıştır. 8 gün süren anlaşma görüşmelerinde her madde incelenerek ve istekler dile getirilerek Mudanya Anlaşmasının son hali elde edilmiştir. İstanbul ve Trakya Mudanya Ateşkes Anlaşması ile işgalden kurtarılmıştır.

    Anadolu topraklarında süren Yunan işgali de bu anlaşma ile sona ermiştir. Mudanya Ateşkes Anlaşması Türk tarihi ve TBMM tarihinde büyük ölçüde önemli bir yere sahiptir. Kurtuluş savaşında zor şartlara rağmen Türk milleti ve Türk ordusunun gücünü gösteren Büyük Taarruz zaferi sonrası imzalanması ile tarihte büyük bir öneme sahiptir.

    Mudanya Ateşkes Anlaşması Özeti

    Kurtuluş Savaşı’nın askeri sürecini sonlandıran Mudanya Ateşkes Anlaşması olmuştur. Anlaşma tarafları TBMM ile İtalya, İngiltere ve Fransa’dan oluşmaktadır. 4. İtilaf devleti olan Yunanistan ise görüşmelere ve anlaşmaya katılmamıştır. TBMM adına anlaşma sürecinde İsmet İnönü yer almıştır. Anlaşma maddelerinin kabulü ve anlaşmanın imzalanması ile Boğazlar, İstanbul ve Trakya düşman işgalinden kurtulmuştur. Anadolu toprakları da Yunan işgalinden kurtulmuştur.

    Mudanya Ateşkes Anlaşması Maddeleri

     - Yunan ve Türk güçleri arasında ateşkes sağlanacak çatışma sona erecek.

     - Doğu Trakya'nın Meriç Nehri’ne kadar olan kısmı Yunan kuvvetleri tarafından boşaltılacak.

     - Barış sağlanana kadar Türk Kuvvetleri Çanakkale ve İzmit Yarımadası’nda belirtilen sınırdan ileriye geçmeyecek.

     - Doğu Trakya, İstanbul, Boğazlar ve çevresinde bulunan bölgeler TBMM'ne bırakılacak.

     - İstanbul’da bulunan İtilaf Devletleri askerleri barış sağlanana kadar İstanbul'da kalacak.

    Mudanya Ateşkes Anlaşması Sonucu

     Türklerin Kurtuluş Savaşı'nda gösterdiği askeri zafer Mudanya Ateşkes Anlaşması sonucunda diplomatik başarı ile daha da güçlendirilmiştir.

     Doğu Trakya ve İstanbul askeri güç kullanılmadan savaşılmadan korunmuş ve elde edilmiştir. Doğu Trakya Türk milleti kontrolüne alınmıştır.

     İngiltere Türklerin başarısını kabul etmiş ve TBMM'ni resmi olarak tanımıştır.

     İngiltere hükümeti olan Lody George istifa etmiştir. İngiltere hükümet değişikliğine gitmiştir.

     İtilaf Devletleri Lozan Barış Anlaşması için Türk Devletine istekte bulunmuştur.

     Türk Devleti anlaşmalarda mağlup değil eşit devlet olarak yer almıştır.

     Türk Devleti topraklarında bulunan işgal güçleri çekilmiştir. Türk topraklarının bütünlüğünün korunması sağlanmıştır.

     Tüm dünya Türklerin en zor şartlarda dahi nasıl bir mücadele örneği gösterdiğini ve zafer elde ettiğini görmüş ve kabul etmiştir. 

     Mudanya Ateşkes Anlaşması’nın Önemi

     Mudanya Ateşkes Anlaşması Kurtuluş Savaşı'nda elde edilen zaferim ilk göstergesi niteliğindedir.

     İtilaf devletlerinin başarısız olmaları sonucunda yapılmış bir anlaşmadır.

     İtilaf Devletleri ve dünyanın TBMM'ni tanımasını sağlamış olması ile oldukça önemlidir.

     İstanbul ve Doğu Trakya’nın savaşmadan Türk Devleti’nde kalmasında etkili olmuştur.

     İtilaf Devletleri TBMM'ni kabul etmiş ve Mudanya Ateşkes Anlaşması ve sonraki anlaşmalarda eşit devlet statüsünde görmesini sağlamış bir anlaşma olmuştur.

     Türk topraklarının Yunan işgalinden kurtulmasını sağlamış olan ve Kurtuluş Savaşı’nı sonlandıran Mudanya Ateşkes Anlaşması Türk tarihinde büyük bir öneme sahiptir. TBMM’nin ilk siyasi zaferi olup antlaşma imzalandıktan 3 gün sonra yürürlüğe girmiştir.

    Yazı kaynağı : www.hurriyet.com.tr

    Mudanya Ateşkes Antlaşması maddeleri Mudanya Ateşkes Antlaşması tarihi, kararları, nedenleri ve sonuçları nelerdir?

    Mudanya Ateşkes Antlaşması maddeleri Mudanya Ateşkes Antlaşması tarihi, kararları, nedenleri ve sonuçları nelerdir?

    Tarih öğrencileri, üniversite sınavına hazırlananlar, KPSS'ye hazırlanan ve genel kültür bilgilerini ilerletmek isteyenler Mudanya Ateşkes Antlaşması maddeleri ve sonuçlarını araştırıyor. Özel olarak hazırladığımız içeriğimizde tüm bu sorulara yanıt verdik.

    Mudanya Ateşkes Antlaşması görüşmelerine İngiltere, Fransa ve İtalya katılmışdır. Türkiye Büyük Millet Meclisi adına görüşmelere İsmet İnönü katılmıştır. 1. Dünya Savaşı'nın taraflarından Yunanistan; Mudanya görüşmelerine katılmamış Yunanları İngilizler temsil etmiştir.

    MUDANYA ATEŞKES ANTLAŞMASI MADDELERİ

    MUDANYA ATEŞKES ANTLAŞMASI SONUÇLARI

    Yazı kaynağı : www.sabah.com.tr

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap