Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    meslek hastalığına sebep olan fiziksel risk etmenleri

    1 ziyaretçi

    meslek hastalığına sebep olan fiziksel risk etmenleri bilgi90'dan bulabilirsiniz

    İşyerinde Sağlığımızı Etkileyen Risk Etmenleri

    17/11/2016

    İşçinin çalışma ortamından kaynaklı ve işçinin sağlık ve güvenliğini tehlikeye atacak tehlikeler ve bu tehlikelerin meydana getirdiği risk kaynakları neyse o kaynağa uygun sağlık ve güvenlik gözetimi planlanmalıdır. Bunun için de öncelikle işyerindeki tehlikeler belirlenmeli, kimlerin, nasıl zarar görebileceği saptanmalı, risklerin analizi yapılmalı, bunun sonucuna göre alınacak kontrol önlemlerine karar verilmeli ve önlemler uygulamaya konulmalıdır.
    İşçilerin çalışma yaşamında maruz kaldığı ve sağlıklarını bozacak olan risk etmenleri aşağıda belirtildiği şekilde sınıflandırılabilir:

    1- Fiziksel kaynaklı risk etmenleri
    Gürültü ve titreşim
    Yüksek ve alçak basınçta çalışma
    Soğuk ve sıcakta çalışma
    Tozlar
    Radyasyon

    2- Kimyasal kaynaklı risk etmenleri
    Ağır metaller
    Çözücüler
    Gazlar

    3- Biyolojik kaynaklı risk etmenleri
    Bakteri kaynaklı olanlar
    Virüs kaynaklı olanlar
    Biyoteknoloji kaynaklı olanlar

    4. Psikolojik kaynaklı risk etmenleri

    5. Ergonomiye özensizlikten kaynaklanan risk etmenleri

    1. Fiziksel kaynaklı risk etmenleri
    Çalışılan ortamın, gürültü, sıcaklık, nem, basınç, toz, radyasyon ve kullanılan aletlerdeki titreşim gibi fiziksel özellikleri insan sağlığını etkiler.
    Bu sayımızda çağımızdaki makineleşmenin getirdiği sorunlardan biri olan gürültüyü işleyeceğiz.

    Gürültü Nedir?
    Gürültü, hoşa gitmeyen, istenmeyen, rahatsız edici ses olarak tanımlanabilir.
    1977 yılında yayınlanan ILO 148 sayılı gürültü ve titreşim hakkında sözleşme kararında; gürültü, işitme bozukluğuna neden olan veya sağlığın bozulmasına veya başka tehlikelerin meydana gelmesine neden olan seslerdir.

    Peki nasıl duyarız?
    Duyma, ses dalgalarının kulak zarındaki hareketleri sonucu oluşur. Kulak zarı titreşir, iç kulak kemiklerini harekete geçirir ve bu daha sonra bir sıvı içeren salyangoz şeklindeki organ olan kulak salyangozu üzerine baskı uygular. Kulak salyangozu içindeki sıvının hareketi, sesi beyne ileten minik tüylü hücreler tarafından algılanır. Aşırı gürültüye maruz kalma sonucu ise bu tüylü hücreler hasar görür ve duyma sağlığımız bozulur.

    İnsanoğlu 20 Hz ile 20,000 Hz frekanslar arası sesleri duyabilmektedir.

    İnsan kulağı, sıfır desibel(dBA) (duyma eşiği) ile 140 desibel(dBA) (tehlikeli bir maruziyet düzeyi, ağrı eşiği) aralığında olmak üzere, desibel (dB) cinsinden ölçülür. Buna göre çeşitli ses düzeyleri için değerler aşağıda verilmiştir:

    0 Duyulabilir en zayıf sesler      70 Gürültülü radyo veya TV
    10 Yaprak hışırtısı, fısıltı           80 Yoğun cadde
    20 Çok sessiz bir mekan            90 Yakından geçen ağır vasıta
    30 Alçak sesle konuşma           100 Yol matkabı 110 Motorlu zincir testere
    40 Sessiz bir ofis                     120 Perçinleme makinesi
    50 Normal konuşma                140 Yakından havalanan jet
    60 Yoğun ofis

    Gürültü düzeylerine göre (izin verilen) günde en fazla ne kadar süre çalışılabilir?

    Gürültünün sürekli ya da kesikli olması durumlarında;
    GÜRÜLTÜ DÜZEYİ        GÜNLÜK     ÇALIŞMA  SÜRESİ
    85 dB(A)         8 Saat
    90 dB(A)         4 Saat
    95 dB(A)         2 Saat
    100 dB(A)       1 Saat
    105 dB(A)       1/2 Saat
    110 dB(A)       1/4 Saat
    115 dB(A)       1/8 Saat

    Gürültülü ortamın işçi üzerinizdeki etkileri nelerdir?
    Fiziksel Etkiler: Geçici veya sürekli işitme bozuklukları oluşabilir.
    Fizyolojik Etkiler: Kan basıncı artışı, dolaşım bozuklukları, solunumda hızlanma, kalp atışlarında yavaşlama, ani refleksler gözlenebilir.
    Psikolojik Etkiler: Davranış bozuklukları, aşırı sinirlilik, stres hali gözlenebilir.
    Performans Etkiler: İş veriminin düşmesi, konsantrasyon bozukluğu, hareketlerin yavaşlaması gözlenebilir.

    Günlük,  gürültü maruziyet düzeyi ve gürültü maruziyet süresi işitme hasarı riskini belirleyen dış parametrelerdir.

    Gürültü Düzeyi          İşitme Yeteneği Kaybı (%)
    (dB)                           5 yıl sonra    10 yıl sonra    20 yıl sonra
    80                                       0                 0                   0
    90                                       4               10                 16
    100                                   12               29                 42
    110                                   26               55                 78

    İşitme hasarı günlük 85 dB(A) veya daha fazla gürültü düzeylerine maruz kalma nedeniyle oluşabilir. 85 ile 89 dB(A) günlük gürültü düzeylerinde hasar yalnızca uzun süreli maruziyetlerden sonra oluşabilirken, 90 dB(A) ve üzerindeki düzeylerde hasar riski belirgin olarak daha yüksektir. Günlük 85 dB(A)’ den daha az gürültü maruziyet düzeylerinin gürültüden dolayı işitme hasarı yaratması pek olanaklı değildir. Sağlıklı kulakları olan kişilerde, 90 dB(A)’ de günlük gürültü maruziyet düzeyi süresi 6 yılı, 87 dB(A)’ de 10 yılı ve 85 dB(A)’ de 15 yılı aşmazsa genellikle gürültüden dolayı işitme hasarının oluşmayacağı varsayılabilir.

    İşyerinizdeki gürültünün yüksek olup olmadığını nasıl anlarsınız?

    İşyerinde 1 metre uzaktaki biriyle konuşurken sesinizi yükseltmek zorunda kalıyorsanız, iş bitiminde evinizde ya da arabanızda radyonuzun ya da televizyonunuzun sesini başkalarına rahatsız edici gelecek kadar yükseltiyorsanız, iş bitiminde kulaklarınızda çınlama ya da uğultu oluyorsa, iş dışındaki kalabalık bir ortamda karşınızdakiyle konuşmanızı anlama sorununuz varsa işyerinizde bir gürültü sorunundan şüphelenilmelidir. İşyerinizde gürültünün yüksek olup olmadığını anlamak için, işyerinizde gürültü ölçümü yapılmalı, bu sayede işyerindeki gürültünün izin verilen sağlık sınırlarının üzerinde olup olmadığı, hangi alanlardaki çalışanların bundan etkilendiği kesin olarak belirlenmelidir.

    Gürültüden korunmak için ne tip önlemler alınması gerekir?
    Gürültülü ortamlardan korunmak için alınması gereken önlemler,
    1- Gürültüyü kaynakta azaltmak (ekipmanları daha az gürültülü ekipmanlarla değiştirmek, vb.),
    2- Gürültüyü kaynakla alıcı arasındaki yolda azaltmak (gürültü kaynağını başka bir mekanda tutmak, vb.)
    3- Gürültüyü gürültüye maruz kalan işçide engellemek (izolasyon, kişisel koruyucu donanımlar)
    yöntemleri kullanılmaktadır.

    24/01/2017

    TİTREŞİM NEDİR?   

    Titreşim, genellikle işyerlerindeki araç, gereç ve makinelerin çalışırken oluşturdukları salınım hareketlerinin sonucudur ve meslek hastalığı oluşturabilecek bir fiziksel risk etmenidir. Bir başka ifade ile potansiyel enerjinin kinetik enerjiye, kinetik enerjinin potansiyel enerjiye dönüşmesi olayına titreşim (vibrasyon) denir. Titreşim istenmeyen bir harekettir, çünkü boşa enerji harcar ve istenmeyen ses ve gürültü oluşturur.

    Titreşimin özelliğini, frekansı, şiddeti ve yönü belirler.

    İŞYERİNDE TİTREŞİMİN OLUŞMASI GENELLİKLE NELERDEN KAYNAKLANIR?

    1- Araç, gereç ve makinelerin, çalışırken oluşturdukları salınım hareketleri sonucu meydana gelir.
    2- Çalışmakta olan ve iyi dengelenmemiş araç ve gereçler genellikle titreşim oluştururlar.

    Titreşim frekanslarında karşılaşılan etkiler nelerdir?

    İnsanlar 1- 1000Hz arasındaki titreşimleri algılarlar. Düşük frekanslı titreşimlere maruz kaldıklarında sarsıntı hissederler. Yüksek frekanslı titreşimler ise kişide karıncalanma ve yanma hissi uyanabilir.

    Çok düşük frekanslı titreşimin etkileri (f < 2Hz)

    Bulantı, kusma, soğuk ter vb. belirtiler geçicidir ve çalışma süresinin sonunda genellikle ortadan kalkarlar. Örnek: Otomobil, uçak, gemi gibi araçlarla seyahat, vb.

    Düşük frekanslı titreşimin etkileri (2 Hz < f < 30 Hz)

    Titreşimli el aleti kullanan çalışanlarda uyku bozuklukları, ellerde dolaşım bozuklukları ve uyuşukluklar, genellikle parmaklarda 8-10 ⁰C ısıya kısa süre maruziyet sonucu beyazlaşmalar gözlenir. Tüm vücudun titreşime maruz kalması durumunda disk kayması da gözlenebilir. Titreşime maruziyet sürerse omuz başlarında ağrı, yorgunluk, soğuğa karşı hassasiyet olabilir. Ön kol ve omuz kaslarında ağrılar görülebilir.

    Frekans eğer 30’dan büyük ise ( f >30 Hz)
    Sırt ve bel ağrıları, dirsekte kemik ve eklem hasarları, el bilek kemiklerinde ağrı, güç kaybı, vazomotor bozukluklar (parmaklarda kan dolaşımı durması), parmaklarda trofik bozukluklar, disk kayması (tüm vücut titreşimine bağlı)

    Frekans nedir ? Frekans  bir olayın birim zaman (genel olarak 1 saniye) içinde hangi sıklıkla, kaç defa tekrarlandığının ölçümüdür.
    Ölçümü Nasıl Yapılır ? Bir olayın frekansını ölçmek için o olayın belirli bir zaman aralığında kendini kaç kere tekrar ettiği sayılır, sonra bu sayı zaman aralığına bölünerek frekans elde edilir. Frekans, Hertz (Hz) ile gösterilir. Bir Hertz, bir olayın saniyede bir tekrarlandığı anlamına gelir.

    TİTREŞİMİN İNSAN ÜZERİNE ETKİLERİ NASIL OLUR?

    Titreşimin insan üzerindeki etkisi 2 şekilde değerlendirilir;

    1- EL-KOL TİTREŞİMİ

    İnsanda el-kol sistemine aktarıldığında, işçilerin sağlık ve güvenliği için risk oluşturan ve özellikle de; damar, kemik, eklem, sinir ve kas bozukluklarına yol açan mekanik titreşimdir.
    El-kol titreşiminde kaynak olarak; Taş kırma işlerinde kullanılan makineler, kömür ve madencilikte kullanılan pnömatik çekiçler, ormancılıkta kullanılan taşınabilir testereler, parlatma ve rendelemede kullanılan makineler sayılabilir.

    Çalışma hayatında el-kol titreşimi sık karşılaşılan bir durumdur. Titreşimli el cihazlarını (pnömatik çekiç, pnömatik matkap vb.) kullananlar bu açıdan risk altındadır. Kırma, delme ve yıkma makineleriyle uzun yıllar yapılan çalışmalar el-kol kemiklerinin ve eklemlerin aşınmasına sebep olur. Titreşim en çok ellerde ve bir miktar da bilek ve kollarda hissedilir.  Elde iç kanamalar ve el sinirlerinin hasarı tablosu oluşabilir.

    2- TÜM VÜCUT TİTREŞİMİ
    Vücudun tümüne aktarıldığında, işçilerin sağlık ve güvenliği için risk oluşturan, özellikle de, bel bölgesinde rahatsızlık ve omurgada travmaya yol açan mekanik titreşimdir.
    Tüm vücut titreşiminde kaynak olarak; traktör ve kamyon benzeri araçlar, çelik konstrüksiyonlu yapılarda titreşime sebep olan makineler, dokuma tezgahlarında kullanılan makineler ve yol yapım, bakım ve onarım makineleri sayılabilir.

    Titreşim ile ilgili yasal bir düzenleme var mıdır?

    Çalışanların mekanik titreşime maruz kalmaları sonucu oluşabilecek sağlık ve güvenlik risklerinden korunmalarını sağlamak için asgari gereklilikleri belirlemek üzere Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı; 22.08.2013 tarihinde (28743 sayılı Resmi Gazete) “ÇALIŞANLARIN TİTREŞİMLE İLGİLİ RİSKLERDEN KORUNMALARINA DAİR YÖNETMELİK” çıkarmıştır.

    Tireşimde maruziyetin belirlenmesi ve ölçülmesi nasıl yapılır?

    Çalışanların Titreşimle İlgili Risklerden Korunmalarına dair Yönetmeliğin 6. maddesine göre ;
    (1) İşveren, çalışanların maruz kaldığı mekanik titreşim düzeyini, işyerinde gerçekleştirilen risk değerlendirmesinde ele alır, gerekiyor ise ölçümler yaptırarak mekanik titreşime maruziyeti belirler. Bu ölçümler, 20/08/2013 tarihli ve 28741 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İş Hijyeni Ölçüm, Test ve Analizi Yapan Laboratuvarlar Hakkında Yönetmeliğe göre yapılır.
    (2) Çalışanın el-kol titreşimine maruziyetinin ölçümü, Ek-1’deki ve bütün vücut titreşimine maruziyetinin ölçümü Ek-2’deki 2 nci maddeye uygun olarak yapılır.
    Değerlendirme ve ölçüm sonuçları, gerektiğinde kullanılmak ve denetimlerde gösterilmek üzere uygun bir şekilde saklanır.

    Maruziyet sınır değerleri ve maruziyet eylem değerleri kaçtır?

    a) El-kol titreşimi için;
    a1) Sekiz saatlik çalışma süresi için günlük maruziyet sınır değeri: 5 m/s2
    a2) Sekiz saatlik çalışma süresi için günlük maruziyet eylem değeri:    2,5 m/s2
    b) Bütün vücut titreşimi için;
    b1) Sekiz saatlik çalışma süresi için günlük maruziyet sınır değeri:       1,15 m/s2.
    b2) Sekiz saatlik çalışma süresi için günlük maruziyet eylem değeri:     0,5 m/s2.

    m/s2 : metre/ saat kare

    Titreşimle ilgili işverenin yükümlülükleri nelerdir?

    1-Maruziyetin belirlenmesi
    İşveren, çalışanların maruz kaldığı mekanik titreşim düzeyini, işyerinde gerçekleştirilen risk değerlendirmesinde ele alır, gerekiyor ise ölçümler yaptırarak mekanik titreşime maruziyeti belirler.
    2-Risk değerlendirmesi
    İşveren; 29/12/2012 tarihli ve 28512 sayılı Resmî Gazete`de yayımlanarak yürürlüğe giren İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği uyarınca işyerinde gerçekleştirilen risk değerlendirmesinde, mekanik titreşimden kaynaklanabilecek riskleri belirler.
    3- Maruziyetin önlenmesi veya azaltılması
    Riskler ile kaynağında mücadelenin uygulanabilirliği ve teknik gelişmeler dikkate alınarak, mekanik titreşime maruziyetten kaynaklanabilecek riskler kaynağında yok edilir veya en aza indirilir.
    4- Maruziyetin sınırlandırılması
    İşçinin maruziyeti, hiçbir koşulda maruziyet sınır değerlerini aşmayacaktır. tüm kontrol tedbirlerinin alınmasına rağmen, maruziyet sınır değerinin aşıldığının tespit edildiği durumlarda, işveren;
    a) Maruziyeti, maruziyet sınır değerinin altına indirmek üzere gerekli olan tedbirleri derhal alır.
    b) Maruziyet sınır değerinin aşılmasının nedenlerini belirler ve bunun tekrarını önlemek amacıyla, koruma ve önlemeye yönelik gerekli tedbirleri alır.

    5- Çalışanların bilgilendirilmesi ve eğitimi
    İşveren; işyerinde mekanik titreşime maruz kalan çalışanların veya temsilcilerinin, işyerinde gerçekleştirilen risk değerlendirmesi sonuçları konusunda bilgilendirilmelerini ve eğitilmelerini sağlar.
    6- Çalışanların görüşlerinin alınması ve katılımlarının sağlanması
    İşveren, 6331 sayılı Kanuna göre işçilerin veya temsilcilerinin görüşlerini alır ve katılımlarını sağlar.

    Titreşim ile ilgili sağlık gözetimi
    Mekanik titreşime maruziyet sonucu ortaya çıkabilecek sağlık sorunlarının önlenmesi ve erken tanı amacıyla, işveren işçilerin sağlık gözetimine tabi tutulmalarını sağlar.
    Titreşimden oluşan meslek hastalığının yükümlülük süresi 2 yıldır.

    Yazı kaynağı : www.genel-is.org.tr

    Fizik Etkenlerden Oluşan | Meslek Hastalığı ve Riskli Görülen Sektörler

    Fizik Etkenlerden Oluşan | Meslek Hastalığı ve Riskli Görülen Sektörler

    a) Fazla zorlanma sonucu vertebra prosessusları yırtılması
    Tanım: Boyun alt ve göğüs üst bölgelerindeki vertabral (omur) presuslarında yırtılmalar ve hareket zorluğu

    Hastalık tehlikesi olan başlıca işler:
    • Kürekle çalışma,
    • Ağır yük taşıma.

    b) Sürekli lokal baskı sonucu artiküler bursaların Devamını Oku

    Yazı kaynağı : www.meslekhastaligi.org

    Fiziksel Etmenler

    Paul Pitts, İş Sağlığı ve Güvenliği Laboratuvarı, İngiltere

    Çevirenler: Ömer Doğru*, Barış Konuklar*, Damla Savaş*, Fatma Taştan*, Abdulkadir Aslantaş*

    *AÇSH Uzmanı, İş Sağlığı ve Güvenliği Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü Başkanlığı

    Giriş

    “Fiziksel Etmenler” terimi, işçilerde yaralanma veya hastalığa neden olma yeteneğine sahip bir grup enerji kaynağını tanımlamak için yaygın olarak kullanılır. Fiziksel etmenlerin örnekleri arasında gürültü, titreşim, elektromanyetik radyasyon, elektrik ve sıcaklığın aşırı uçları sayılabilir.

    Bu değerlendirme makalesi, çeşitli fiziksel etmenleri tanıtmakta ve ajanlar kaynaklı çalışanları etkileyen riskleri, bu risklerin nasıl kontrol edilebileceğini kısaca tartışmakta ve Avrupa genelinde işçileri etkenlerden korumayı amaçlayan Avrupa Direktiflerini belirlemektedir. Fiziksel etmenlerle ilgili ayrıntılı makalelerle ilgili linkler verilmiştir.

    Avrupa mevzuatı

    Avrupa'da, işyerinde birçok fiziksel etkene maruz kalmanın getirdiği riskler Avrupa Direktifleri ile kontrol edilmiştir. Avrupa Direktifleri, Üye Devletlerin ulusal mevzuata uymaları gereken asgari çalışan koruma seviyelerini tanımlar. Üye Devletler, Direktiflerde belirtilenden daha yüksek koruma seviyeleri tanımlayabilir ve genellikle ulusal mevzuatın yürürlüğe girmesi Direktifin yayınlanmasından itibaren 3 yıl alabilir.

    Bazı etmenler, (özellikle fiziksel etmenlerle ilgili olan bir dizi) Direktif kapsamında olsa da, diğerleri bu dizinin dışındaki Direktifler ile ele alınır, bakınız Tablo 1.

    Tüm etmenler Avrupa Direktifleri kapsamına girmez. Maruziyet rehberliğinin mevcut olduğu yerlerde bunlar normal olarak Ulusal veya Uluslararası Standartlarda veya diğer iş sağlığı ve güvenliği kılavuzlarında tanımlanmıştır.

    Tablo 1. Fiziksel Etmenlerle İlgili Avrupa Direktifleri. Kaynak: Pitts, Kudász

    Fiziksel Etmenler

    Gürültü

    Düzenli olarak yüksek seviyede gürültüye maruz kalma veya çok yüksek derecede darbeli gürültü veya patlayıcı gürültü işitme kaybına veya kulak çınlaması gibi diğer zararlara neden olabilir. Hem işitme kaybı hem de kulak çınlaması, günlük yaşam üzerinde önemli bir etkiye sahip olan onarılamaz durumlardır.

    İşyerindeki gürültü, çalışanların hareketli makine gürültüsü ve alarmları gibi uyarı seslerini duyamadıkları güvenlik riskleri de yaratabilir. Bu koşullar; gürültülü iş yerlerinde, özellikle işçilerin işitme koruması kullanması gerektiği ve bireysel işçilerin işitme kaybından muzdarip olduğu durumlarda kolayca oluşabilir.

    Gürültü, mümkün olan yerlerde kaynağında ortadan kaldırılmalı veya risklerin en düşük olduğu seviyelere düşürülmelidir. Günlük maruziyet ve en yüksek gürültü eylem seviyeleri ve sınır değerleri, çalışanların korunmasını sağlamak için uygun gürültü seviyelerinde uygun işlemlerin yapılmasını sağlamak için Fiziksel Etmenler (Gürültü) Direktiflerinde[1] verilmiştir.

    Kişisel işitme koruması, diğer kontroller maruziyetleri yeterince azaltamadığında kullanılır. İşitme koruması, çalışanı izole etmeden (ki bu güvenliği tehlikeye atabilir) gürültü maruziyetlerini mümkün olduğunca azaltmak için seçilmelidir.

    Avrupa Makine Güvenliği Direktifi[7], işyerinde kullanılacak gürültülü ekipmanların, işverenlere daha düşük gürültülü makineler seçmelerini sağlayacak gürültü emisyonu bilgisi sağlamasını gerektirir. Gürültü emisyon değerleri, operatör konumlarındaki gürültü seviyeleri ve (gürültülü makineler için) ses gücü seviyelerinde değerler sağlar.

    Titreşim

    Çalışanlar; elde taşınan, elle yönlendirilen veya elle beslenen titreşimli el aletleri kullanırken el-kol titreşimine maruz kalır. El-kol titreşimi riski, pek çok sanayi kolunda çalışan ve çok çeşitli türlerdeki elektrikli el aletlerini kullanan çalışanlar için söz konusu olabilmektedir. Bununla birlikte, el-kol titreşimine en çok; ağır çelik işlerinde kullanılan taşlama makinelerinde, ormancılıkta ve fidan yetiştiriciliğinde kullanılan elektrikli testerelerde ve diğer aletlerde, inşaatlarda ve yol yapımında kullanılan beton kırıcılarda ve taş işçiliğinde kullanılan yontma çekiçlerinde rastlanır.

    Düzenli olarak el-kol titreşimine uzun süre maruz kalmak, elde ve kolda bulunan damarlarda, sinirlerde ve kas-iskelet sisteminde bozukluklara neden olabilir. Bu bozukluklar genel olarak “El-Kol Titreşimi Sendromu” olarak adlandırılır. Kalıcı ve büyük ölçüde geri döndürülemez olan bu bozuklukların, günlük yaşam üzerinde önemli etkileri olabilir. Bu bozukluklara sahip kişiler, nesneleri elleriyle ve parmaklarıyla düzgün şekilde hissedemez ve oynatamaz. Gazete okumak, yiyecekleri kesmek veya giysileri giyip çıkarmak gibi basit günlük işleri bile güçlükle yaparlar.

    Titreşimli el aletlerinin kullanımının Karpal Tünel Sendromu’na yol açabileceğini öne süren çeşitli bilimsel araştırmalar bulunmaktadır. Ne var ki, yapılan tüm araştırmalar bu iddiayı destekler nitelikte değildir[8]. Bazı çalışmalar; bedenin, bu tür araçları kullanırkenki duruşunun etkisinin, titreşimin etkisine göre daha öncelikli bir neden olduğunu iddia etmektedir.

    El-kol titreşimi, mümkünse kaynağında yok edilmelidir veya risk en düşük seviyeye kaynağında düşürülmelidir. Çalışanları korumak ve belirli bir maruziyet düzeyine erişildiğinde önlem alabilmek için, dikkate alınması gereken günlük el-kol titreşimine maruz kalma eylem değerleri ve sınır değerleri, Fiziksel Etmenler (Titreşim) Yönergesi’nde[2] verilmiştir. İşverenlerin ayrıca, el-kol titreşiminin yanı sıra, kollardaki kas-iskelet sistemi bozukluğu risklerini de dikkate alması gerekebilir. Tıpkı “El-Kol Tireşimi Sendromu” gibi, kas-iskelet sistemi bozuklukları da elde taşınan aletlerin kullanımıyla ilişkilendirilebilir. Ancak; bedenin uygunsuz duruşu, tekrarlı hareketler ve büyük kuvvetlere maruz kalma gibi etmenlerden kaynaklanırlar.

    Diğer titreşim kontrol yöntemleri, maruz kalınan titreşimi yeterince azaltamazsa, titreşim kaynaklı hasarların ortaya çıkmasını önlemek amacıyla, her bir çalışanın maruz kalma süresinin sınırlandırılması gerekebilir.

    “CE” işaretli titreşim önleyici eldivenler piyasada mevcuttur. Ne var ki, titreşim önleyici eldivenler, maruz kalınan titreşimi genellikle azaltmaz ve işverenler, eldiven giyilmiş hâldeyken maruz kalınabilecek titreşim miktarını belirleyebilmek için gerekli bilgilere sahip değildir. Elleri sıcak tuttukları için ve iyi bir kan dolaşımına yardımcı oldukları için eldiven giymek yararlıdır. Bununla birlikte, bu yararlar, sıradan iş eldivenleriyle de eşit seviyede sağlanabilir.

    Avrupa Makine Güvenliği Yönergesi’ne[7] göre, iş yerinde kullanılacak makine teçhizatları, işverenlerin daha düşük titreşimli makineler seçmelerini sağlayabilmesi için, el-kol titreşimi emisyon değerleriyle birlikte tedarik edilmelidir. El-kol titreşimi emisyon değerleri aynı zamanda, müşterilerin, iş yerindeki olası maruziyet değerlerini tahmin etmelerini ve böylece, çalışanların karşılaşacağı olası riskleri belirlemelerini sağlar.

    Çalışanlar, titreşimli makinelerin üzerinde otururken veya ayakta dururken tüm vücut titreşimine maruz kalır. Tehlikeli maruziyet seviyeleri genellikle; tarımda, ormancılıkta, madencilikte ve taş ocakçılığında kullanılan arazi taşıtlarında ve açık denizde kullanılan küçük ve hızlı teknelerde gözlemlenir. Forklift ve vinç benzeri araçlar, hatta kamyon ve otobüs gibi karayolu taşıtları da yüksek düzeyde tüm vücut titreşimine neden olma kabiliyetine sahiptir.

    Tüm vücut titreşimi şoklarının, toplam riskler içinde önemli bir yer tuttuğu düşünülmektedir. Bu nedenle, Fiziksel Etmenler (Titreşim) Yönergesi[2], üye devletlerin, tüm vücut titreşimi konusundaki maruziyeti, “karelerin ortalamasının karekökü” (R.M.S.) yöntemiyle hesaplanan günlük titreşim maruziyeti değerleriyle veya titreşim şoklarına karşı daha duyarlı olan “titreşim dozu değeri” (V.D.V.) ile belirlemesine izin verir.

    Tüm vücut titreşim maruziyeti, sırt ve kas-iskelet sistemi sorunlarına yol açsa da, özellikle vücudun uygunsuz duruşu veya teçhizatın elle kullanımı söz konusuysa, bel ağrılarının ve sakatlanmaların öncelikli nedenidir.

    Tüm vücut titreşimi, mümkünse kaynakta yok edilmeli veya risklerin en düşük olduğu seviyelere düşürülmelidir. Çalışanları korumak ve belirli bir maruziyet düzeyine erişildiğinde önlem alabilmek için, dikkate alınması gereken günlük tüm vücut titreşimine maruz kalma eylem değerleri ve sınır değerleri, Fiziksel Etmenler (Titreşim) Yönergesi’nde[2] verilmiştir.

    Tüm vücut titreşimi maruziyetinin azaltılması çoğu zaman, iş için uygun aracı seçerek, yol yüzeylerini iyileştirerek, araçları düşük hızlarda kullanarak ve süspansiyon sistemlerini değiştirerek gerçekleştirilebilir. Sanayide kullanılan araçlardaki titreşim maruziyetini azaltmak için süspansiyonlu koltuk kullanmak, sıklıkla başvurulan bir yöntemdir.

    Avrupa Makine Güvenliği Yönergesi’ne[7] göre, iş yerinde kullanılacak makine teçhizatları, işverenlerin daha düşük titreşimli makineler seçmelerini sağlayabilmesi için, tüm vücut titreşimi emisyon değerleriyle birlikte tedarik edilmelidir.

    Optik Radyasyon

    Doğal optik radyasyona (güneş ışığına) maruz kalmak, dış mekan çalışanları için bir risktir. Cildin güneş ışığında UV radyasyonuna aşırı derecede maruz kalması cilt kanserlerine ve göz hasarına neden olabilir. Aşağıda uzun süreli dış alan işlerini içeren risk altındaki meslekler listelenmektedir:

    Çalışanlar,  cilt hasarının bir işareti olan cilt kızarıklığından (eritem) (erken güneş yanığı belirtisi) korunmak için güneş ışığına uzun süre maruz kalmaktan kaçınmalıdır.

    Riskleri en aza indirmenin basit yolları:

    Hem işte hem de diğer zamanlarda dikkatli olmak önemlidir. Bronzlaşmaya çalışmayın; bronzlaşmak iyi görünebilir ancak cildin hasar gördüğünün işaretidir.

    Doğal optik radyasyonun kontrolü AB Direktiflerine dahil değildir. Bununla birlikte, dış mekan çalışanları için güneş ışığından korunma konusunda genel tavsiye, örneğin HSE INDG337[9] ve HSE INDG147[10] standartlarında mesleki sağlık uzmanları tarafından belirtilmiştir.

    Yapay optik radyasyona maruz kalma,  güneş ışığı hariç,  tüm yapay kaynaklardan yayılan ışıktan, yani görünür, ultraviyole, kızılötesi ve lazerler gibi her türlü formda ortaya çıkabilir. Yapay optik radyasyona maruz kalmanın etkileri, esas olarak cildi ve gözleri etkileyen, hem akut hem de kronik olabilir.

    Cildin etkilendiği yerlerde, kızarıklık (eritem), kabarma ve yanmaların kısa süreli etkileri oluşabilir. Uzun süreli maruz kalma cilt yaşlanmasına (elastoz) ve cilt kanserine neden olabilir. Gözler için başlıca hasarlar, kornea iltihabı  (fotokeratit), retina hasarı, kornea yanıkları, retina yanıkları, katarakt, göz kapaklarını ve göz yuvasını (fotokonjonktivit), kaplayan konjonktiva iltihabını içerebilir.

    Işık kaynaklarının çoğunluğu (örneğin, tavan ve görev aydınlatması, bilgisayar ekranları ve fotokopi makineleri) uygun şekilde kullanıldığında güvenlidir (örneğin, difüzörlerle donatılmış flüoresan lambalar). Bununla birlikte, bazı kaynaklar kontrol edilmesi gereken bir risk oluşturabilir (örneğin kaynak, plazma kesimi, mürekkeplerin ve boyaların UV ile kürlenmesi).

    İşçilerin radyasyona maruz kalması, düşük emisyonlu ekipman seçerek, erişimi kısıtlayarak ve ekranlar kullanarak kontrol edilmelidir. Maruziyet sınır değerleri, işçilerin korunmasını sağlamak için uygun maruz kalma seviyelerinde uygun önlemlerin alınmasını sağlamak için Fiziksel Etkenler (yapay optik radyasyon) Yönergesi’nde[3] [Physical Agents (artificial optical radiation) Directive] verilmiştir. Maruziyet sınırları, dalga boyuna, risk altındaki vücut kısmına ve maruz kalma süresine bağlıdır. Limit değerler; ışınım (bir yüzeyde meydana gelen metrekare başına yayılan güç, W / m²), parlaklık (belirli bir açıda bir yüzeyde yayılan güç, W / m² / sr) veya radyant maruziyet (zamanla ışınımın integrali, yani bir yüzeyde meydana gelen metrekare başına radyan enerji, J / m²) açısından tanımlanır.

    Diğer kontroller maruziyeti yeterince kontrol edemiyorsa, çalışanların cildin maruz kalan bölgelerini örtmek ve gözleri korumak için koruyucu elbise giymeleri gerekecektir. Normalde bu, eldiven, gözlük veya yüz siperi takmak anlamına gelir. Göz  koruyucuları, çalışanın maruz kaldığı radyasyonun dalga boyuna uygun olmalıdır.

    Lazerler, çalışanlar için belirli risklere yol açan, bir tür yapay optik radyasyon alt grubudur. Göz yaralanmaları, düşük güçlü lazerlere kısa süreli maruz kalma nedeniyle ortaya çıkabilir ve yüksek güçlü lazerler de cildi yakabilir. Yüksek güçlü lazer ışınlarının bir yüzeyden dağınık yansıması göz için tehlikeli olabilir. Lazerler, tıp ve eğlence de dâhil olmak üzere çok çeşitli alanlarda kullanılır.

    Çalışanları korumak ve belirli bir maruziyet düzeyine erişildiğinde önlem alabilmek için, dikkate alınması gereken maruziyet sınır değerleri, Fiziksel Etmenler (Yapay Optik Radyasyon) Yönergesi’nde[3] verilmiştir. Maruziyet sınır değerleri; dalga boyuna, maruz kalma süresine ve vücudun lazere maruz kalan bölümüne bağlı olarak değişir. Sınır değerler, ışıma (bir yüzeyde meydana gelen, metrekare başına, W/m²) veya ışıma maruziyeti (ışımanın zamana göre integrali; yani, bir yüzeyde meydana gelen, metrekare başına ışıma enerjisi, J/m²) birimlerinden biriyle verilir.

    Lazerlerden kaynaklanan riskler; ışınların izleyeceği yolun özenle seçilmesi, istenmeyen yansımalardan kaçınılması ve uygun koruyucu gözlüklerin kullanılması ile önlenebilir. Yüksek güçlü lazerlerde, uygun eğitime sahip çalışanların erişimini sağlamak ve istemeden çalıştırmayı önlemek amacıyla, açma kapama anahtarları ve güvenlik kilitleri zorunludur. Farklı lazer ürünleri için uygun denetleme sistemlerinin belirlenmesi amacıyla, lazerlerde güvenlik sınıflandırmaları oluşturulmuştur. Lazerler, EN 60825-19’deki[11] Tablo 2’de belirtildiği üzere, 7 ayrı sınıfta tanımlanmıştır. Lazer güvenliği ile ilgili daha fazla öneri için,[12]’ye bakınız.

    Tablo 2. EN 60825-1 Lazer Sınıflandırması[11]

    Elektromanyetik Alanlar

    Elektromanyetik alanlar (EMA) elektrik enerjisi kullanıldığında ortaya çıkmaktadır. İş yerindeki EMA kaynaklarının çoğu, zararsız olarak kabul edilebilecek alan kuvvetleri üretmesine rağmen; kaynak, radyofrekans ısıtma ve kurutma gibi iş süreçlerinden, yüksek alanlı manyetik rezonans görüntüleme tarayıcılarından ve radyo, TV ve telekomünikasyon yayın direklerinden zararlı elektromanyetik alanlar meydana gelmektedir. Çalışanların yüksek düzeyde elektromanyetik alana maruz kalması, elektromanyetik radyasyonun sıklığına bağlı olarak çeşitli sağlık etkilerine yol açmaktadır. Düşük frekanslarda vücudun merkezi sinir sistemi etkilenirken, yüksek frekanslarda sıcaklık etkileri meydana gelebilmektedir. Meydana gelen bu akut sağlık etkileri son derece nadir görülmekte,  çoğu günlük çalışma koşullarında ortaya çıkmamaktadır.

    Fiziksel Etmenler (Elektromanyetik Radyasyon) Direktifi çalışanların elektromanyetik alanlardan uygun şekilde korunmasını sağlamak amacıyla 2004 yılında yayınlanmıştır. Ancak, bu direktifin uygulanması AB Üye Devletleri tarafından ifade edilen endişelerin ardından ertelenmiştir. Revize edilen direktifin hükümleri, üye devletlerin mevzuatında 1 Temmuz 2016 tarihine kadar yerine getirilmek zorundaydı.

    İyonlaştırıcı Radyasyon

    İyonlaştırıcı radyasyon, elektromanyetik ışınlar (X ışınları veya gamma ışınları) veya taneciklerdir (alfa ve beta tanecikleri). İyonlaştırıcı radyasyon, radon gazı gibi doğal radyoaktif maddelerin radyoaktif bozunması kaynaklı doğal bir biçimde de meydana gelebilmektedir, yapay olarak da üretilebilmektedir. İyonlaştırıcı radyasyonun tıp, araştırma, mühendislik, inşaat ve nükleer enerji üretiminde bulunan işyerlerinde birçok uygulaması vardır.

    İşyerinde, iyonlaştırıcı radyasyon çalışanların sağlığı açısından risk oluşturmaktadır. Düşük seviyede iyonlaştırıcı radyasyona uzun süre maruz kalan çalışanlarda, kanser ve DNA mutasyonu riski bulunmaktadır. Yüksek radyasyona maruz kalma seviyesi ise radyasyon hastalığına ve yanıklarına neden olmaktadır.

    Maruziyet sınır değerleri, çalışanların korunmasını sağlamak ve uygun maruz kalma seviyelerinde uygun önlemlerin alınmasını sağlamak amacıyla iyonlaştırıcı radyasyon EURATOM Direktifi[5] 'de verilmiştir. Çoğu Avrupa ülkesinde, çalışanların maruziyet sınır değeri, yılda 20mSv olarak belirlenmiştir. Çıraklar, hamile çalışanlar ve çalışma faaliyetlerinden etkilenen halkın üyeleri için önemli ölçüde daha düşük doz sınırları tanımlanmıştır.

    İyonlaştırıcı radyasyon içeren iş aktivitelerinden çalışanların ve diğerlerinin korunması, aşağıda belirtilen sistemler vasıtasıyla kontrol edilmektedir:

    Termal Riskler

    Sıcak ve soğuk ortamlarda rahatsız çalışan kişilerin karar alma ve/veya manuel görevleri gerçekleştirme yeteneklerinin kötüleştiğinden güvenli olmayan davranışlar göstermeleri daha olasıdır. Vücudun iç sıcaklığını kontrol etme araçları bozulmaya başladığında ısı stresi ortaya çıkar.

    Hava sıcaklığını kontrol etmenin yanı sıra çalışma sırasındaki iş oranı, nem ve kıyafet gibi faktörlerin göz önüne alınması termal rahatsızlıktan ve ısı stresi oluşumundan kaynaklanan riskleri minimize etmeye yardımcı olabilir.

    İşyerindeki termal risklerin kontrolü herhangi bir özel AB Direktifinde yer almamakla birlikte bu tür riskler “Çerçeve Direktif” (89/391/ EEC) genel hükümleri kapsamındadır ve değerlendirmeleri ve yönetimi konusunda daha fazla materyal ISO Standartları serisinde mevcuttur. Bu standartlar sıcak ve soğuk ortamlarla ilişkili sağlık riskleri yanında termal konforu da kapsar. Ayrıca termal tehlikelere karşı korunma için kıyafetler hakkında özel bilgiler ve iş sağlığı otoritelerinin çalışanların termal risklerden korunmalarına yönelik genel tavsiyeleri mevcuttur, örneğin HSE’s GEIS[13].

    Elektrik

    Elektrik hem evde hem de işte günlük yaşamın bir parçasıdır ancak elektrik insanları öldürebilir veya ciddi şekilde yaralayabilir ve mülke zarar verebilir. Hem alternatif akım (AC) hem de Doğru Akım (DC) elektrik kaynakları aşağıdaki gibi yaralanmalara neden olabilir: elektrik çarpması, elektrik yanığı ve termal yanmalar gibi güvenlik tehlikesi oluşturabilecek kas kontrolü kaybı.

    Ölümcül olmayan şoklar bile ciddi ve kalıcı yaralanmalara neden olabilir. Örneğin, hatalı ekipmanlardan kaynaklanan şoklar merdivenlerden, iskelelerden veya diğer çalışma platformlarından düşmelere neden olabilir. Elektrik kullananlar veya elektrikle çalışanlar risk altında olan tek kişiler olmayabilir; kötü elektrik tesisatı ve hatalı elektrikli ev aletleri yangına neden olabilir, bu da başkalarının ölümüne veya yaralanmasına neden olabilir. Bu kazaların birçoğu dikkatli planlama ve anlaşılır, basit önlemler ile önlenebilir.

    Çalışanların elektrik tehlikelerinden korunması öncelikle Elektrikli Ekipman Direktifi [6] kapsamındadır. Risklerin kontrolü; elektrik tesislerinin tasarımı, montajı, tadilatı ve onarımının uygun eğitim ve yetkinliğe sahip kişilerce yapılmasını sağlamakla başlar. Erişimin uygun şekilde kontrol edilmesini sağlamak için kilitler ve devre kesiciler gibi mühendislik kontrolleri gerekir ve arıza durumunda sistemler güvenli olmaz. Bununla beraber bu kontrollerin hasar veya su ile kirlenme belirtileri için basit rutin kontrollerle birlikte yapılması gerekir.

    Özet

    “Fiziksel Etmenler” terimi, çalışan üzerinde çeşitli olumsuz sağlık ve güvenlik etkilerine neden olan bir dizi etmen için kullanılabilir. Etmenler tümü için olmasa da, endüstri kategorilerindeki çalışanlar için risk oluşturabilir. Birçok etmen için işverenlere Avrupa Direktifleri yoluyla işyerindeki maruziyeti kontrol amaçlı yasal görevler verilmiştir.

    Fiziksel etmenler sağlık ve güvenlik riskleri çeşitlidir ancak bu riskler kontrol edilebilir. Maddelere genel olarak uygulanabilecek temel kontrol ilkeleri şunlardır: Kaynaktaki emisyonların ortadan kaldırılması veya azaltılması, bariyerler, yalıtkanlar veya emiciler kullanılarak iletilen enerjinin azaltılması, maruz kalma sürelerinin yönetilmesi ve koruyucu giysi kullanımı. Bu kontrol önlemlerine ek olarak, makine kullanıcıları için bilgi, talimat ve eğitim ve sağlık gözetimi fiziksel etmenler kaynaklanan risklerin yönetiminde başarılı programların önemli bileşenleridir.

    Kaynaklar



    Yazı kaynağı : oshwiki.eu

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap