Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    mayalar dünyayı gölde yüzen dev bir timsah olarak düşünürler miş

    1 ziyaretçi

    mayalar dünyayı gölde yüzen dev bir timsah olarak düşünürler miş bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Dünya’mizin şekli İle iLGİLİ olarak geçMİŞte öne süRÜlen fiKİrler

    İnsanlar her dönemde üzerinde yaşadığı Dünya’yı ve onun şeklini merak etmişlerdir.Dünya’nın şekli, yapısı, oluşumu her zaman insanların ilgisini çekmiş ve bu konuda bir çok araştırma yapmışlardır.

    Eski çağlarda insanlar Dünya’nın şekli ile ilgili değişik tahminlerde bulunmuşlardır.
    Geçmişte Dünya’mızın şekli ile ilgili çeşitli fikirler ileri sürülmüştür. M.Ö. 300 M.Ö. 900 yıllarında hüküm süre Mayalara göre Dünya; gölde yüzen dev bir timsahın sırtından başka bir şey değildi.


    Eski yunanlı bilgi Thales’e (Tales) göre Dünya tepsi biçiminde olup su üzerinde yüzüyordu.

    Babiller Dünya’nın şeklinin bir kutu, Yunanlılar ise tepsiye benzediğini düşünmüşlerdir. Anamiximenes’e göre Dünya düz bir tepsi gibi olup hava içinde yüze, Güneş ise ince bir yaprak gibi gökyüzünde hareket edermiş.

    Mısırlı bilim adamları da Dünya’nın tepsi biçiminde olduğunu, ortasında verimli bir çukurluk çevresinde yüksek dağlar olduğunu ve bu tepsinin suda yüzdüğünü ortaya atmışlardır.
    DÜNYAMIZIN ŞEKLİ NEYE BENZER?

    Dünya’mız küre biçiminde kutuplardan basık, ekvator çevresi biraz şişkincedir.Dünya’nın ortasından geçtiği varsayılan ekvator çizgisi Dünya’mızı kuzey ve güney olmak üzere ikiye ayırır. Biz kuzey yarım kürede yaşıyoruz.

    Dünyamız iç içe geçmiş katmanlardan oluşur. Bu katmanları içten dışa doğru sıralarsak;

    çekirdek ya da barisfer de denir. Çekirdekte en ağır maddeler bulunduğu için bu katmanın diğer adı ağır küredir. İç ve dış çekirdek olmak üzere iki bölümden oluşur. Sıcaklığı ateş küreden daha fazladır. Dünya’nın en sıcak ve en ağır katmanı çekirdektir. Ağır kürenin üzerinde pek çok katman olduğundan ağır küre yüksek basınç altındadır. Sıcaklığın bu kadar yüksek olmasına karşın katı halde olmasının nedeni basıncın yüksek olması ile erime noktasının düşmesinden dolayı katı haldedir. Demir, nikel gibi madenlerden oluşmuştur. Sıcaklığı 4000 C dereceden fazladır.

    Ateş kürede derinlik arttıkça sıcaklıkta artar. Bunun için ateş küredeki maddeler akışkandır ve hareket halindedir.

    Magmayı oluşturan maddeler

    zaman zaman volkanik

    etkinliklerle yanardağlardan

    yeryüzüne çıkabilir.Yeryüzüne

    çıkan magmaya lav adı verilir.

    Etrafı sularla çevrili geniş kara parçalarına kıta denir.Kıtalar arasında bulunan büyük su kütlelerine okyanus denir. Denizler, okyanuslardan daha küçük olan su kütleleridir. Okyanus ve denizler tuzlu olup yeryüzündeki suların büyük kısmını oluşturur.Çeşitli büyüklükteki su birikintileri olan göller su kürenin birer parçadır.Su küre karalara göre daha fazla yer kaplar. Yeryüzünün üstündeki sular sürekli hareket hâlindedir. Güneş’in etkisiyle okyanuslardan, denizlerden ve göllerden sular buharlaşır. Buharlaşan sular atmosferin ilk tabakası olan troposferde birikerek bulutları oluşturur. Bu bulutlar rüzgârın etkisiyle hareket eder. Bulutlar soğuk bir bölgeye rastlayınca yağmur, kar ve dolu şeklinde yeniden yeryüzüne iner. Yeryüzüne inen bu yağış suları, akarsularla göl ve denizlere taşınır. Akarsular, göller ve denizlerdeki su, bir süre sonra buharlaşarak tekrar atmosfere yükselir. Bu olaylar sürekli devam eder. Suyun bu şekilde devamlı olarak yer değiştirmesine su döngüsü denir.suyun yeryüzü ile gökyüzü arasındaki dolanımı sayesinde bizim içmemiz için tatlı su kaynakları oluşmaktadır. Denizler ve okyanuslar tuzludur. Göller ve akarsular ise tatlıdır.

    Atmosferin ilk 12 km’si yaşamın devam ettiği kısımdır.Atmosferde %78 azot, %21 oksijen, %1 karbondioksit ve diğer gazlar bulunur. Atmosferi oluşturan gazlar ve miktarları her katmanda farklı değerdedir.Atmosfer uzay boşluğunun başladığı yerde son bulur.

    Güneş’ten gelen zararlı ışınların Dünya’ya ulaşmasını engelleyen ozon tabakası atmosferde yer alır.Son yıllarda deodorant, klima ve soğutucuların yaydığı gazlar yüzünden ozon tabakası incelmeye başlamıştır.Bu nedenle Güneş’ten gelen zararlı ışınlar yeterince süzülmemekte ve doğaya zarar vermektedir.

    YER KABUĞUNUN YAPISI

    Yer kabuğu kayaçlar ve topraktan oluşur. Yapısında mineral bulunduran taş ve kayalara kayaç denir. Kayaçlar, ateş küredeki magmanın yer kabuğunun arasında katılaşması ya da yeryüzüne çıkıp soğumasıyla oluşur.Bu nedenle toprağı kazarsak kayaçlara ulaşırız. Topraktan daha sert ve sağlam olan kayaçlar, minerallerden ya da önceden oluşmuş kaya parçalarından oluşur. Kayaçlardan daha küçük kaya parçalarına ise taş denir. Taştan küçük olanlara çakıl, çakıldan küçük parçalara kum denir.
    Kayaç Kaya Taş Çakıl Kum
    Mineral: Taşları oluşturan küçük parçacıklara mineral denir. Aynı minerallerden oluşan taşların yanında birkaç farklı mineralden oluşan taşlarda vardır. Taşların rengini yapısındaki mineraller belirler. Aynı mineralden oluşan taşlara tek renklidir.


    Farklı mineralden oluşan taşlarda ise birden fazla renk vardır.
    Beyaz taş: Tek çeşit mineralden oluşmuştur.
    Renkli taş: Kahverengi, siyah ve gri renkli olduğundan üç çeşit mineralden oluşmuştur.

    Bir taşın sert veya sağlam olması taşı oluşturan minerallere bağlıdır.

    Bazı taş ve mineraller doğada az bulunduğu için çok değerlidir.Madenler doğada ne kadar az iseler o kadar değerlidirler.Ekonomik değeri olan taş ve minerallere maden denir. Altın, gümüş, demir, krom, bor, kömür, elmas, yakut birer madendir.

    Yeryüzünün en üst tabakasını oluşturan ince örtüye toprak denir.Toprak yeryüzündeki tüm canlıların besin ve hayat kaynağıdır.Toprağın ana kaynağı ufalanmış kayaçlardır.

    Toprak uzun yıllar kayaların parçalanması ile oluşur. Toprağın rengini, toprağı oluşturan kayaçlar belirler. Kayaçların rengini de mineraller belirler.

    Kayaların parçalanması ve toprağın oluşması uzun yıllar alır. Bir avuç toprak binlerce yılda oluşur. Bu nedenle toprak çok değerlidir.

    Toprak, yer kabuğunun en üstündeki yumuşak ve ufalanmış kısmıdır. Yağmur yağarken yeryüzü üzerinde toprakta çukurluklara açar. Yağmur suları birikerek çoğalır, akarken toprağı ve taşları sürükler.Toprak yağmurla akarsulara taşınır. Yer kabuğunun üst yüzeyindeki toprak dere, nehir gibi akarsularla taşınarak denizlere dökülür.

    Rüzgârda toprağın üst kısmının özellikle kuru toprakların aşınıp taşınmasına neden olur.

    Erozyonu Hızlandıran Etmenler:

    Ayrıca eğimli yerlerde toprağın önüne setler kurmak da erozyonu önler.

    Yaşadığımız Dünya bir çok güzelliklere ve nimetlere sahiptir. Bu güzellikler teknolojik gelişmeler sonucunda sürekli zarar görmektedir. İnsanlar günlük yaşantısını sürdürürken sürekli çevresini kirletmektedir.

    İhtiyacımızı karşıladıktan sonra atılan zararlı maddelere atık denir.

    Atık maddeler doğaya bırakıldıklarında toprak, su ve hava kirliliğine neden olmaktadır.

    Toprak, tüm canlıların hayat kaynağıdır. Bu nedenle tüm canlılar için önemlidir. Toprak içerisinde biriken atık maddeler, toprağı kirletir.Bu nedenle kirlenen toprak kullanılamaz hâle gelir. Kirlenen toprağı temizlemek mümkün değildir.Toprağı kirleten atık maddeler öncelikle yetiştirilen bitkilere sonra da bitkileri yiyen insan ve hayvanlara geçer. Bu atık maddeler canlıların hayatını olumsuz yönde etkiler.Günümüzde çiftçiler daha çok ürün almak için kimyasal gübreler kullanmaktadır. Kimyasal gübrelerle yetişen ürünler vücudumuza zarar vermektedir. Bu da toprak kirliliğidir.

    Hava canlılar için çok önemlidir. Çünkü tüm canlılar soluk alıp verirken havayı kullanır.

    Havanın yapısında oluşacak bozulmalar canlıların yaşamını doğrudan etkiler. Havayı kirleten gazlar bir çok rahatsızlığa neden olmaktadır. Solup alıp vermede zorlanma, gözlerin sulanması, burnun akması, başın ağrıması bu rahatsızlıklardan bazılarıdır.

    Hava kirliliğine sebep olan faktörler şu şekilde sıralanabilir:

    Fabrika bacalarına zehirli gazları süzen filtreler takılmalıdır.

    Havayı kirleten yakıtlar kullanılmalıdır.

    Metro, otobüs gibi toplu taşıtlar tercih edilmelidir.

    Deodorantların kullanımı azaltılmalıdır.

    Mümkün olduğu kadar güneş ve rüzgâr enerjisi kullanılmalıdır.

    Canlıların hayatlarını devam ettirebilmek için suya ihtiyaçları vardır. Bu yüzden su tüm canlılar için çok önemlidir.Suların kirlenmesi denizlerde ve göllerde yaşayan balıkların ve diğer canlıların ölmesine neden olur.Bu durumda balıklarla beslenen kuşlar yaşam alanlarını terk etmek zorunda kalırlar.Dolayısıyla doğanın dengesi bozulmuş olur.

    Kirli suların insanlara ulaşması bir çok hastalığa neden olur.

    Su kirliliğine sebep olan faktörler:

    Yazı kaynağı : muhaz.org

    Eski Zamanlarda Bilim Adamları Dünyayı Neye Benzetirdi?

    Eski Zamanlarda Bilim Adamları Dünyayı Neye Benzetirdi?

    Facebook'ta Paylaş

    Twitter'da Paylaş

    Linkedin'de Paylaş

    Yazı kaynağı : www.forumsinif.com

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap