Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    müminlerin iman bakımından en mükemmeli ahlakı en güzel olandır

    1 ziyaretçi

    müminlerin iman bakımından en mükemmeli ahlakı en güzel olandır bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Diyanet Hadislerle İslam

    عَنْ أَبِى هُرَيْرَةَ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) :

    “أَكْمَلُ الْمُؤْمِنِينَ إِيمَانًا أَحْسَنُهُمْ خُلُقًا، وَخِيَارُكُمْ خِيَارُكُمْ لِنِسَائِهِمْ.”

    Ebû Hüreyre"nin naklettiğine göre,

    Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur:

    “Müminlerin iman bakımından en olgun olanları, ahlâkı en iyi olanlarıdır. Sizin en hayırlılarınız da hanımlarına karşı en iyi davrananınızdır.”

    (T1162 Tirmizî, Radâ", 11)

    Yazı kaynağı : hadislerleislam.diyanet.gov.tr

    Müminlerin iman bakımından en mükemmeli.. (Ahlâk bakımından en güzel olanıdır) (Ebû Dâvud Sünnet 15) | Iman

    "Sizin en hayırlınız ahlâkı en güzel olanınızdır"

    Cabir b. Semure (R.A.)‘den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz: "İnsanların Müslümanlık bakımından en iyi olanları ahlâkı en güzel olanlarıdır." (Münzirî, 3/409)

    Abdullah b. Amr (R.A.)‘den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz: "Sizin en hayırlınız ahlâkı en güzel olanınızdır." (Buhârî, Edeb:38)

    Ebû Hüreyre (R.A.)‘den rivayete göre Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz: "Müminlerin iman bakımından en mükemmeli, ahlâkı en güzel olanıdır ve sizin en hayırlınız da, hanımlarına karşı ahlâk bakımından hayırlı olanınızdır." (Tirmizî, Radâ:11, No:1162, 3/457; Ebu Dâvud, Sünnet:16, No:4682)

    Ebû Hureyre (R.A.)‘den rivayete göre Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz: "İman, yetmiş veya altmış küsur şubedir. En üst mertebesi, en faziletlisi ALLAH‘tan başka ilâh yoktur demek. En alt mertebesi yoldan insanlara zarar veren şeyleri kaldırmaktır. Utanma da imandan bir şubedir." (Müslim, İman:58, 1/140, Buhârî, İman 3; Ebu Dâvud, Sünnet 15, (4676); Tirmizî, İman 6, (2617); Nesâî, İman 16, (8, 110); İbnu Mâce, Mukaddime 9, (57).

    Hadis-i şeriflerde kişideki iman ve teslimiyetin mükemmelliği ahlâkının mükemmel olmasıyla değerlendirilmiştir. Kişi ahlâkî kurallara ne kadar uyarsa imanı o kadar kuvvetli, ne kadar ahlâkî zafiyeti varsa o kadar iman zafiyeti var demektir.

    Bir sahabî Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimize:

    - İslâm nedir diye sorar. Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz: "Güzel söz söylemek, yemek yedirmek ve insanlara ikramda bulunmaktır." cevabını verir. Sahabî:

    - İman nedir diye sorar. Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz: "Sabırlı ve hoşgörülü olmaktır." cevabını verir. Sahabî:

    - Hangi Müslüman daha faziletlidir diye sorar. Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:

    "Elinden ve dilinden Müslümanların zarar görmediği kimse." (Buhârî, İman:5) cevabını verir. Sahabî:

    - İmanın gerektirdiği hangi davranış daha faziletlidir, diye sorar. Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz: "Güzel ahlâktır." diye cevap verir. (Ahmed, 4/385)

    Abdullah b. Amr b. As (R.A.)‘den rivayete göre, Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin Müslümanı: "İyi Müslüman, dilinden ve elinden Müslümanların emin olduğu, zarar görmediği kişidir. Asıl muhacir de ALLAH‘ın yasak ettiği şeyleri terk eden kimsedir" (Buhari, İman: 4-5, Rikak: 26, Müslim, İman: 64-65, Ayrıca Bk. Ebû Davud, Cihad: 2, Tirmizi: Kıyamet: 52, İman- 12, Nesai, İman: 8-9-11) şeklinde tanımlaması din ile ahlâkın iç içeliğini ifade eder.

    Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin:

    - Hangi Müslümanlık daha faziletlidir? sorusuna: "Elinden ve dilinden Müslümanların salim kaldığı, zarar görmediği kimsedir." (Buhârî, İman:5)

    - Hangi Müslümanlık daha hayırlıdır? sorusuna: "Yemek yedirmen, tanıdığın ve tanımadığın herkese selâm vermendir." (Buhârî, İman:5) şeklinde verdiği cevaplar da bunun beyanıdır.

    Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz bu cevaplarıyla, iman, amel ve güzel ahlâkı birbiri ile ilişkilendirmiştir. Çünkü mümin ve Müslüman olmak ibadet etmeyi, güzel ahlâk sahibi olmayı, kötülükleri terk etmeyi, insanlara saygılı olmayı gerektirmektedir. İman ve İslâm bir aksiyondur, sosyal ilişkileri ahlâkî kurallar çerçevesinde devam ettirmektedir. Yaratılış gayesi olan ibadet görevini insan ya namaz, oruç, zekât ve hac gibi belirli bir zamanda, belirli bir mekânda ve belirli kurallara uyarak yapar, ya da herhangi bir zaman, mekân ve şekille kayıtlı olmaksızın yerine getirir. ALLAH‘ı zikretmek, ana babaya iyilik etmek, şahitliği, tartı ve ölçüyü dosdoğru yapmak gibi emirlere; alkollü içkiler içmek, uyuşturucular kullanmak, kumar oynamak, hırsızlık yapmak ve cana kıymak gibi yasaklara uyarak yerine getirir.

    Yazı kaynağı : www.milligazete.com.tr

    Müminlerin en olgunu ahlakı en güzel olanıdır

    Müminlerin en olgunu ahlakı en güzel olanıdır

    İmam Gazali, güzel ve kötü ahlâkı kalbe benzeterek şöyle açıklama getirmiştir:

    “Kalp, parlak bir ayna gibidir. Fena ahlâk ise aynanın parlaklığını gideren leke ve is gibidir. Kötü ahlâk kalbi karartır. Kalp bu zulmet sebebiyle Allah Teâlâ`nın gösterdiği yolu göremez. Önüne perdeler, engeller çıkar. Güzel ahlâk ise kalbe ulaşan nur gibidir; bu nur kalbi günah lekelerinden ve karartılarından temizler.”

    Ahlaktan söz ederken, Peygamberimiz (s.a.v)`in, Kur`an-ı Kerim`de övülmüş güzel ahlakından söz etmeden geçemeyiz. O, ahlakını Kur`an-ı Kerim`den almış, bütün iyilik ve güzellikleri kendisinde toplamıştı. Hz. Âişe validemiz, Peygamberimiz (s.a.v)`in ahlakının nasıl olduğu sorulduğunda: “Onun ahlakı Kur`an idi.” Demiştir. Hz. Peygamber (s.a.v), gönderiliş amacını da “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim” şeklinde açıklamaktadır.

    Peygamberimiz sadece bu sözleri söylemekle kalmamış, güzel ahlakı bizzat yasayarak insanlara örnek olmuştur. Peygamberimiz `in güzel ahlakından az da olsa söz etmek istiyoruz:

    Peygamber Efendimiz güler yüzlü,  merhametli, cesur, adaletli, mütevazı ve çok alçak gönüllüydü. Sert ve kırıcı değildi. Kendini ilgilendirmeyen şeylerle meşgul olmaz ve hiç kimsenin gizli kusurlarını araştırmazdı. İffet ve hayâ sahibiydi, zengin-fakir, efendi-köle ayrımı yapmazdı. Her bakımdan kendisine güvenilirdi. Verdiği sözü mutlaka zamanında yerine getirirdi. Bu yüzden O`na henüz peygamberlik verilmeden önce "Muhammed`ül-Emin" denilmişti. Nitekim Peygamberliğini haber verdiği zaman, iman etmeyenler bile O`na "yalancı" diyememiştir.

    En yakın akrabalarını safa tepesinde toplayıp onları İslâm`a davet için, "Size şu dağın arkasında düşman atlılarının bulunduğunu söylesem, bana inanır mısınız?" dediği zaman: "Hepimiz inanırız. Çünkü sen yalan söylemezsin" diye cevap vermişlerdi.

    Herkesin de dürüst olmasını isterdi. Bunun için güzel ahlak, Müslümanların aynasıdır. Hz. Peygamber (s.a.v.): “İman bakımından müminlerin en olgunu, ailesine karşı şefkat, merhamet gösteren ve ahlakı güzel olandır” buyurmuşlardır.

    Vaktini boşa geçirmez, her vaktini faydalı bir işle değerlendirirdi. "İnsanların çoğu, iki nimetin kıymetini takdirde aldanmışlardır: "Sıhhat ve boş vakit", buyurmuştur.

    İman, ibadet esasları ile ahlakı birbirinden ayırmak mümkün değildir. Bu kavramlar birbirleriyle içleşmiş durumdadırlar. İmanın olgun ve kâmil olması ahlakın güzelliği ile ilgilidir.

    Hz Âişe (r.a)`ın rivayetinde Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyuruyor:

     “İman yönünden müminlerin en olgunu ahlakı en güzel olanlarıdır. En hayırlınız da kadınları için en hayırlı olanınızdır.”

    Bizlerin ilk olarak güzel ahlaka sahip olmamız için öncelikle iyi ve kötü ahlakı öğrenmeli, neyin güzel ahlaka neyin kötü ahlaka girdiğini kavramamız gerekir.

    Rabbim, bizleri güzel ahlaka bürünen kullarından eyle!

    Yazı kaynağı : dogruhaber.com.tr

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap