Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    mülteciliğin tanımını yapan ilk uluslararası sözleşme

    1 ziyaretçi

    mülteciliğin tanımını yapan ilk uluslararası sözleşme bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Uluslararası sözleşmeler mülteciler konusunda ülkelere nasıl zorunluluklar getiriyor

    Uluslararası sözleşmeler mülteciler konusunda ülkelere nasıl zorunluluklar getiriyor

    Yunanistan'ın kara ve denizden geçiş yapmaya çalışan savunmasız sığınmacılara karşı sert tutumu, ülkelerin uluslararası anlaşmalar uyarınca iltica talep edenlere karşı yükümlülüklerini gündeme getirdi.

    AA muhabiri, Yunanistan'ın da taraf olduğu Avrupa Birliği (AB) kanunları ve Birleşmiş Milletlerin (BM) mülteci anlaşmalarını inceledi.

    Yunanistan'ın sığınmacı tutumu, ülkenin, AB hukuku ve BM anlaşmalarını açık bir şekilde ihlal ettiğini ortaya koyuyor.


    Yunanistan sınırda insanlığı batırıyor

    Avrupa'ya geçmek için Edirne'ye gelen sığınmacıların sayısı her geçen gün artarken, Yunan hükümetinin sığınmacılara karşı sert tutumu dünya genelinde eleştiriliyor.

    Sığınmacılara kapılarını açmayan Yunanistan, çocuk ve kadınların da bulunduğu topluluğu sert hava koşullarında aç susuz sınır kapısında bekletmekle kalmayıp, çok sert müdahalelerde bulunarak uluslararası insancıl hukuku ayaklar altına alıyor.

    Geceyi açık alanda geçiren sığınmacılara Türkiye sınırından vatandaşlar ve sivil toplum kuruluşları çeşitli gıda ve ihtiyaç malzemesi yardımı yapıyor.

    Yunan güvenlik güçlerinin sığınmacılara biber gazı, göz yaşartıcı bomba ve tazyikli suyla müdahale ettiği ve lastik botla Ege Denizi'ne açılıp Yunanistan kara sularına girenlerin Yunan Sahil Güvenlik botlarınca geri itildiği de kameralara yansıdı.

    Öte yandan, Yunan güvenlik güçlerinin kullandığı orantısız güç sonucu iki sığınmacının hayatını kaybettiği rapor edildi.

    Yunanistan taraf olduğu BM anlaşmalarını ihlal ediyor

    Uluslararası hukuk ile mültecilere dair uluslararası sözleşme ve mutabakatlara göre, kendilerini güvende hissetmeyen, savaş ve benzeri korkular nedeniyle ülkelerini terk eden her insan başka bir ülkeye sığınma hakkına sahip bulunuyor.

    Bu kişilerin, geldikleri ülke makamlarına kendilerini tanıttıktan sonra iltica ya da sığınma başvurusunda bulunarak "mülteci" statüsü kazanma hakları mevcut.

    Bu sözleşmelere taraf devletler, ülkelerine gelen kişilere bu imkanı sağlayacak yapıları oluşturma yükümlülüğünde.

    1951 Mülteci Sözleşmesi ve 1967 Mültecilerin Statüsüne Dair Protokol’ün koruyucusu olarak hizmet veren Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliğine (BMMYK) göre, mültecilerin korunması devletlerin birincil sorumluluğunda.

    1951 Sözleşmesi’ni imzalayan ülkelerin sınırları içerisinde mültecileri koruma ve onlara uluslararası standartlara uygun şekilde davranma zorunluluğu bulunuyor.

    İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 14. maddesinde de "Herkes zulüm karşısında başka ülkelerde sığınma talebinde bulunma ve sığınma hakkından yararlanma hakkına sahiptir." ibaresi yer alıyor.

    Yunanistan her başvuruyu kabul etmek zorunda

    Yunanistan gerek 1951 Sözleşmesi gerek 1967 Protokolüne taraf ülke konumunda bulunuyor.

    Yükümlülükleri çerçevesinde Yunanistan’ın, ülkelerindeki savaş nedeniyle kaçan her bir Suriyeli, Afgan veya diğer ülke vatandaşının, sığınma başvurusunu alma ve olabildiğince kısa süre içinde bu başvuruları sonuca bağlama zorunluluğu bulunuyor.

    Yunanistan taraf olduğu sözleşmelere uymuyor

    Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis'in, ülkesinin bir ay boyunca sığınma başvurularını durduracağını bildirmesi ise hem uluslararası hem de AB hukukunun ihlali anlamına geliyor.

    Nitekim BMMYK tarafından 2 Mart'ta yapılan açıklamada ne 1951 Mülteci Sözleşmesi ne de AB mülteci hukukunun, sığınma başvurularının kabulünün askıya alınması için bir yasal dayanak oluşturduğunun altı çizildi.

    BMMYK’ye göre Yunanistan sınırı geçen sığınmacılara "ceza veremez, sınır dışı edemez"

    BMMYK, 2 Mart'ta yaptığı açıklamada, Yunanistan’ın sığınmacılara yönelik kötü muamelesi ve bu kapsamda aralarında bir BMMYK çalışanının yer aldığı bazı insani yardım çalışanlarının maruz kaldığı saldırıları kınadı.

    Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair Sözleşme veya 1951 Mülteci Sözleşmesi mültecilerle ilgili ilk düzenlemeyi oluşturuyor. Bu sözleşme içeriği itibarıyla yetersiz görülmüş ve sonrasında 4 Ekim 1967'de Mültecilerin Statüsüne Dair Protokol ile mültecilerin tanımı ve konumu yeniden düzenlenmişti.

    Öte yandan, BMMYK'ye göre mülteci haklarından "zulüm veya zulüm tehdidi olan bir yere geri gönderilmeme hakkı (Geri göndermeme ilkesi)", "zulümden kaçan bireylerin kendi ülkelerinden çıkışlarının ve diğer ülkelere girişlerinin normal (yasal) yollardan yapılmış olması beklenilemeyeceğinden, sığınma talebinde bulunulan ülkeye yasa dışı giriş yapılması veya yasa dışı kalınmasından dolayı ceza almama hakkı" ve "ulusal güvenliği veya kamu düzenini korumak için özel olarak belirtilmiş istisnai durumlar haricinde, sınır dışı edilmeme hakkı" maddeleri dikkati çekiyor.

    AB Yunan güvenlik güçlerine alkış tutuyor

    Yunanistan’ın sert müdahalesine BM ve uluslararası sivil toplum kuruluşlarından yoğun tepki gelirken, üyesi olduğu AB, insanlık dramına karşı sessiz kalmayı tercih ediyor.

    2015 yılından bu yana göç politikasını sığınmacıları sınırlarından dışarıda tutmaya göre planlayan AB, Konsey, Komisyon ve Parlamento başkanlarını ciddi şekilde uluslararası hukuku ihlal eden Yunanistan’la dayanışma göstermek için Yunanistan-Türkiye sınırına gönderdi.

    "Yunanistan’ın sınırları Avrupa’nın sınırlarıdır" açıklamasında bulunan AB, aynı zamanda sığınmacılara karşı orantısız güç kullanan Yunan güvenlik güçlerine de teşekkür etti.

    Panik halinde dışişleri ve içişleri bakanlarını da olağanüstü toplantıya çağıran AB, aynı zamanda Yüksek Temsilci Josep Borrell ve Konsey Başkanı Charles Michel'i Türkiye'ye gönderdi.

    AB hukukunu çiğniyor

    Yunanistan'ın, iltica başvurularını 1 ay askıya aldığını ve ülkeye yasa dışı geçiş yapan sığınmacıları sınır dışı edeceğini duyurması AB hukukunu da ihlal ediyor.

    Tek derdi göçmenlerin sınırları dışında kalması olan AB, Yunanistan'ın birlik hukuku ve mevzuatlarını çiğnemesini de görmezden geliyor.

    AB'nin göç politikasını şekillendiren ve hala üzerinde çalıştığı "Ortak Avrupa İltica Sistemi"ne göre, iltica koşullarında "Kendi vatanında ciddi zulüm ve zarar tehdidiyle karşı karşıya kaldığı için kaçan ve uluslararası korumaya ihtiyaç duyan kişilere iltica verilir." deniliyor.

    "Açık sınırlar ve hareket serbestisi" prensipleri bağlamında tüm AB üyelerinin bu "ortak değerleri" paylaşması gerektiğine işaret edilen sistemde, "Sığınmacılara koruma sağlanması için tüm üyelerin, ortaklaşa, yüksek standartları güvence altına alması gerekiyor." vurgusu yapılıyor.

    Ortak iltica sistemine göre, "süreçlerin adil ve etkili" olması ve "suistimale açık olmaması" gerekiyor.

    AB ülkelerinin iltica talebinde bulunanları "onurlu bir şekilde" kabul etme sorumluluğu bulunurken, tüm iltica taleplerinin ülkelerce "aynı standartlarla" ele alınması zorunlu tutuluyor.

    AB kanunlarınca "İltica talebinde bulunan kişilere, kalacak yer gibi, insani karşılama koşulları sağlanması" zorunlu tutulurken, "Söz konusu kişilerin temel haklarına tam olarak saygı gösterilmeli." ifadesi kullanılıyor.

    Öte yandan, sıklıkla tartışmalara konu olan ve AB'nin göç politikasının bel kemiğini oluşturan 2003 tarihli "Dublin Sözleşmesi" de uluslararası koruma talep eden kişinin iltica sürecinin hangi üye ülkede başlatılması gerektiğini belirliyor.

    "Dublin Sözleşmesi"nin 2013’teki son güncellenmiş haline göre, iltica talebinde bulunan kişinin sürecinin AB'ye ilk giriş yaptığı ülkede başlatılması gerekiyor.

    Ancak AB, 2015'teki sığınmacı krizinin sınır ülkelerinde yarattığı baskı nedeniyle "Dublin Sözleşmesi"ni tam olarak uygulamıyor. Halihazırda üye ülkeler sözleşmeyi tekrar düzenlemeye çalışıyor.

    Yunanistan'ın hukuk ihlallerini görmezden gelen AB, "sığınmacıların öldürülmesi pahasına" sığınmacıları sınırlarının dışında tutma gayesiyle sadece hukuku değil, değerlerini de ayaklar altına alıyor.

    BM'nin rutin hale gelen "endişeliyiz" ve "kınama" açıklamaları ise durumu değiştirmeye yetmiyor.

    Yazı kaynağı : www.aa.com.tr

    Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair Sözleşme

    Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair Sözleşme veya 1951 Mülteci Sözleşmesi, çok uluslu bir Birleşmiş Milletler sözleşmesi olup mülteci statüsünü, sığınma hakkı almış şahısların haklarını ve sığınma hakkı veren ülkelerin sorumluluklarını tanımlar. Sözleşme aynı zamanda savaş suçluları gibi mülteci olarak nitelendirilmeyen şahısların statülerini de düzenler. Sözleşme ayrıca kendi altında basılan seyahat belgeleri aracılığıyla vizesiz seyahat imkânı sunar. Mülteci Sözleşmesi Cenevre'de imzalanmış olmasına rağmen, silahlı çatışmaları düzenleyen dört sözleşmenin Cenevre Sözleşmesi olarak bilinmesi nedeniyle, Mülteci Sözleşmesinden Cenevre sözleşmesi olarak bahsetmek yanlış olacaktır.

    Mülteci Sözleşmesi, insanların zulüm ve işkenceden  dolayı sığınma talebini koruma altına alan İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin 14.Maddesine dayanır. Mülteciler sözleşme tarafından kendilerine verilen hak ve ayrıcalıklardan yararlanabilirler. [1]

    Tarih[değiştir | kaynağı değiştir]

    Sözleşme 28 Temmuz 1951 tarihli Birleşmiş Milletler konferansında onaylanmıştır. Sözleşme ilk olarak Danimarka tarafından 4 Kasım 1952 yılında kabul edilip, 22 Nisan 1954 yılında yürürlüğe girmiştir.İlk amacı 1 Aralık 1951 yılından önceki (2.Dünya Savaşı Sonrası) Avrupalı mültecileri korumaya yöneliktir, buna rağmen ülkeler başka yerlerden mülteci başvurularını kabul etmek üzerine hüküm verebilmekteydi.

    1967 Protokolü ile zaman ve coğrafya sınırlamaları kaldırıldı fakat taraflar tarafından bu tarihten önce yapılan beyanlar bu antlaşmanın dışında tutuldu..[2]

    1 Temmuz 2013 tarihi itibarıyla 145 devlet Mülteci Sözleşmesine; 146 devlet ise protokolüne taraf olmuştur. Son olarak 17 Haziran 2011 tarihinde Nauru başkanı, Marcus Stephen tarafından hem sözleşme hem de protokol imzalanmış 28 Haziran 2011 tarihinde ise yürürlüğe girmiştir. Madagaskar ve Saint Kitts ve Nevis sadece Mülteci Sözleşmesini; Yeşil Burun Adaları, ABD ve Venezuela ise sadece 1968 Protokolünü imzalamıştır. Protokolü 1968 yılında imzaladığından beri ABD orijinal 1951 Sözleşmesinde kabul edilen maddelerin çoğunun (Madde 2-34) sorumluluğunu almıştır, Madde 1 ise Amerikan Anayasası tarafından kabul edilmiştir.

    Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

    Yazı kaynağı : tr.wikipedia.org

    Birleşmiş Milletler - Sözleşmeler | Human Rights Center | İstanbul Bilgi University

    Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Hakkında Sözleşme

    Sözleşme, soykırımı tanımlayarak, soykırımın ve ilişkili diğer bazı fiillerin suç sayılması yükümlülüğünü öngörmektedir. Ayrıntılı bilgi için tıklayınız.

    Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair Sözleşme

    Sözleşme, ilk maddesiyle mülteci kavramını tanımlamakta ve taraf devletlerin mültecilere yönelik yükümlülüklerini düzenlemektedir. Ayrıntılı bilgi için tıklayınız.

    Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair 1967 tarihli Protokol

    Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair Sözleşme sadece 1 Ocak 1951 tarihinden önce meydana gelmiş olaylar sonucunda mülteci olan şahısları kapsamaktadır. Ancak Sözleşme'nin kabulünden sonra meydana gelen olaylar, bu zaman sınırlamasının kaldırılmasını gerektirmiştir. Bu amaçla kabul edilen Protokol 31 Ocak 1967 tarihinde imzalanmış ve 4 Ekim 1967 tarihinde yürürlüğe girmiştir.  Ayrıntılı bilgi için tıklayınız.

    Her Türlü Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Uluslararası Sözleşme

    Sözleşme, ırk ayrımcılığını tanımlayarak taraf devletlere ırk ayrımcılığının her türünü ortadan kaldırma yükümlülüğü getirmektedir. Ayrıntılı bilgi için tıklayınız.

    Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme

    Sözleşme, medeni ve siyasi hakları kapsamlı şekilde güvence altına almaktadır. Ayrıntılı bilgi için tıklayınız.

    Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşmeye Ek İhtiyari Protokol

    Protokol, Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme'de güvence altına alınan hakların ihlal edildiği iddiasıyla bireysel başvuru yapma olanağını düzenlemektedir. Ayrıntılı bilgi için tıklayınız.

    Ölüm Cezasının Kaldırılmasını Amaçlayan, Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşmeye Ek İkinci İhtiyari Protokol

    Protokol, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 15 Aralık 1989 tarih ve 44/128 sayılı kararıyla kabul edilmiş ve imzaya açılmıştır. 11 Temmuz 1991 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Ayrıntılı bilgi için tıklayınız.

    Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme

    Sözleşme, ekonomik, sosyal ve kültürel hakları kapsamlı olarak güvence altına almaktadır. Ayrıntılı bilgi için tıklayınız.

    Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşmeye Ek İhtiyari Protokol

    Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme'nin ana metni, bireysel başvuru yolu öngörmemektedir. Protokol, Sözleşme'de güvence altına alınan hakların ihlal edildiği iddiasıyla bireysel başvuru yapılması yolunu açmıştır. Ayrıntılı bilgi için tıklayınız.

    Savaş Suçlarına ve İnsanlığa Karşı Suçlara Kanuni Zamanaşımı Sınırlaması Uygulanmamasına Dair Sözleşme

    Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 16 Kasım 1968 tarih ve 2391 (XXIII) sayılı kararıyla kabul edilmiştir. 11 Kasım 1970 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Türkiye Sözleşme'yi imzalamamıştır.

    Savaş Suçlarına ve İnsanlığa Karşı Suçlara Kanuni Zamanaşımı Sınırlaması Uygulanmamasına Dair Sözleşme’nin İngilizce metnine ulaşmak için tıklayınız.

    Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi

    Sözleşme, kadınların tüm insan hak ve özgürlüklerinden tam ve eşit olarak yararlanmasını sağlamak amacıyla kabul edilmiştir. Ayrıntılı bilgi için tıklayınız.

    Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesine İlişkin İhtiyari Protokol

    Protokol, Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi’nin bireysel başvuruları kabul etme ve değerlendirme yetkisi ile soruşturmaya dayalı denetim usulünü düzenlemektedir. Ayrıntılı bilgi için tıklayınız.

    İşkenceye ve Diğer Zalimane, Gayriinsani veya Küçültücü Muamele veya Cezaya Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi

    İşkenceyi tanımlayarak, taraf devletler için işkence eylemlerini suç olarak düzenleme yükümlülüğü öngören bu Protokol, faillerin cezalandırılmasını güvence altına almaya yönelik ayrıntılı usuli yükümlülükler de öngörmektedir. Ayrıntılı bilgi için tıklayınız.

    İşkenceye ve Diğer Zalimane, Gayriinsani veya Küçültücü Muamele veya Cezaya Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesine Ek İhtiyari Protokol

    İşkence ve diğer zalimane, gayrıinsani veya küçültücü muamele veya cezayı önlemek üzere, uluslararası ve ulusal bağımsız kuruluşların, kişilerin özgürlüklerinden yoksun bırakıldığı yerlere düzenli ziyaretler yapacağı bir sistem yaratmayı amaçlayan Protokol, bu amaçla İşkence ve Diğer Zalimane, Gayriinsani veya Küçültücü Muamele veya Cezanın Önlenmesi Alt-Komitesi'nin ve bir "ulusal önleme mekanizması"nın kurulmasını öngörmüştür.Ayrıntılı bilgi için tıklayınız.

    Çocuk Haklarına Dair Sözleşme

    Sözleşme, tüm çocukların hiçbir ayrım gözetilmeksizin insan hak ve özgürlüklerinden yararlanabilmesini güvence altına almayı amaçlamaktadır. Ayrıntılı bilgi için tıklayınız.

    Çocuk Haklarına Dair Sözleşmeye Ek Çocuk Satışı, Çocuk Fahişeliği ve Çocuk Pornografisi ile İlgili İhtiyari Protokol

    Çocuk satışını, çocuk fahişeliğini ve çocuk pornografisini suç olarak düzenleme yükümlülüğü öngören bu Protokol, söz konusu suçların faillerinin cezalandırılmasını güvence altına almaya yönelik ayrıntılı usuli yükümlülükler de öngörmektedir. Ayrıntılı bilgi için tıklayınız.

    Çocuk Haklarına Dair Sözleşmeye Ek Çocukların Silahlı Çatışmalara Dâhil Olmaları Konusundaki İhtiyari Protokol

    18 yaşın altındakilerin gerek devletlerce, gerekse silahlı gruplarca silah altına alınmasını sınırlama amacını taşıyan Protokol, bu hükümlere aykırı olarak silah altına alınmış olanların terhis edilmesi ve gerekliyse bu kişilere fiziksel ve psikolojik açıdan iyileşmeleri için gerekli desteğin verilmesi yükümlülüğünü de öngörmektedir. Ayrıntılı bilgi için tıklayınız.

    Çocuk Haklarına Dair Sözleşmenin Başvuru Usulüne İlişkin İhtiyari Protokol

    Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, Çocuk Haklarına Dair Sözleşmeye Ek Çocuk Satışı, Çocuk Fahişeliği ve Çocuk Pornografisine İlişkin İhtiyari Protokol ve Çocuk Haklarına Dair Sözleşmeye Ek Çocukların Silahlı Çatışmalara Dahil Olmalarına İlişkin İhtiyari Protokol'de öngörülen yükümlülüklere ilişkin denetim usullerini düzenleyen bu Protokol, bireysel başvuru, devletlerarası başvuru ve soruşturma usullerini öngörmektedir. Ayrıntılı bilgi için tıklayınız.

    Tüm Göçmen İşçilerin ve Aile Fertlerinin Haklarının Korunmasına Dair Uluslararası Sözleşme

    Sözleşme, göçmen işçi kavramını tanımlayarak, göçmen işçiler ile ailelerine mensup bireylerin ayrımcılığa maruz kalmaksızın hak ve özgürlüklerden yararlanmasını güvence altına almaktadır. Ayrıntılı bilgi için tıklayınız.

    Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme

    Sözleşme, engelli bireylerin insan hak ve özgürlüklerinden tam ve eşit yararlanması amacıyla kabul edilmiştir. Medeni, siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel hakları kapsamaktadır. Ayrıntılı bilgi için tıklayınız.

    Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşmeye Ek İhtiyari Protokol

    Protokol, Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme'de güvence altına alınan hakların ihlali iddiasıyla bireysel başvuru yapılması olanağı ile soruşturma usulünü öngörmektedir. Ayrıntılı bilgi için tıklayınız.

    Herkesin Zorla Kayıp Edilmeye Karşı Korunmasına İlişkin Uluslararası Sözleşme

    Zorla kayıp edilmeyi tanımlayan ve devletlere kişilerin zorla kayıp edilmesine katkı sağlayan veya bu konuda bilgi veya onayı olan herkes bakımından ceza hukukunun uygulanması yükümlülüğü getiren Sözleşme, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 20 Aralık 2006 tarih ve 61/177 sayılı kararıyla kabul edilmiştir. 23 Aralık 2010’da yürürlüğe girmiştir. Türkiye, Sözleşmeye taraf değildir.

    Sözleşme'nin denetim organı Zorla Kaybedilme Komitesi'dir.

    Herkesin Zorla Kayıp Edilmeye Karşı Korunmasına İlişkin Uluslararası Sözleşme’nin İngilizce metnine ulaşmak için tıklayınız.

    Yazı kaynağı : humanrightscenter.bilgi.edu.tr

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap