Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    kurtulus savasindan sonra imzalanan baris antlaşması

    1 ziyaretçi

    kurtulus savasindan sonra imzalanan baris antlaşması bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Kurtuluş Savaşının sonunda imzalanan ateşkes anlaşması nedir?

    I. Dünya Savaşı ardından imzalanan barış anlaşmaları: Sadece Sevr değişti

    I. Dünya Savaşı ardından imzalanan barış anlaşmaları: Sadece Sevr değişti

    10 milyonu sivil yaklaşık 20 milyon insanın hayatına mal olan I. Dünya Savaşı'nın “Ateşkes Günü” ile sona ermesinin ardından 100 yıl geçti.

    Savaşın galibi İtilaf Devletleri ile Almanya arasında 11 Kasım 1918 saat 11.00’de ("on birinci ayın on birinci gününün on birinci saati") imzalanan ateşkes anlaşmasını tam 16 barış anlaşması takip etti.

    En önemlisi, Almanya'nın savaşın sorumluluğunu kabul ettiği 'Versay Barış Anlaşması' sayılan 16 anlaşma arasında yalnızca Osmanlı Devleti'nin imzaladığı Sevr Anlaşması geçerliliğini kaybetti.

    I. Dünya Savaşı'nı sona erdiren başlıca barış anlaşmaları:

    Brest-Litovsk Anlaşması: (3 Mart 1918)

    Savaşın ilk anlaşması ateşkes ilan edilmeden önce İttifak Devletleri arasında imzalandı. Anlaşma, 1917 Ekim Devrimi sonrası savaştan çekilen Rusya ile Almanya, Osmanlı Devleti, Avusturya-Macaristan ve Bulgaristan arasında imzalandı.

    Günümüzde Beyaz Rusya'da bulunan Alman işgali altındaki Brest-Litovsk kentinde imzalanan anlaşma ile Rusya Almanya'ya batı topraklarının büyük bir bölümünü bırakmayı kabul etti.

    Rusya; Baltık devletleri, Polonya ve Finlandiya'yı kapsayan topraklarla beraber nüfusunun yüzde 30'undan da feragat etmiş oldu.

    Versay Barış Anlaşması: (28 Haziran 1919)

    Savaşın başlangıcından beş yıl sonra Paris yakınlarındaki Versailles Sarayı'ndaki imzalanan bu anlaşma, savaştaki kayıp ve zararlardan Almanya'yı sorumlu ilan etti.

    Versay Anlaşması, savaş tazminatı ödemek ve askeri kısıtlamaya gitmek zorunda kalan Almanya'yı sürüklediği ekonomik ve siyasi buhran nedeniyle Nazi Partisi'nin iktidara gelmesinin ve nihayetinde II. Dünya Savaşı'nın çıkmasının nedeni olarak yorumlanır.

    Anlaşma sonucunda Almanya topraklarının yüzde 15'i ve nüfusunun yüzde 10'nu kaybetti.

    Alsace ve Lorraine bölgeleri Fransa'ya verildi ve Saarland bölgesi 15 yıl boyunca uluslararası heyet yönetimine bırakıldı. Versay Anlaşması, Amerika Birleşik Devletler Senatosu tarafından hiç bir zaman onaylanmadı.

    Saint-Germain Antlaşması: (10 Eylül 1919)

    Savaşın galibi İtilaf Devletleri ile Avusturya arasında imzalanan anlaşma ile Avusturya-Macaristan imparatorluğu bir çok devlete bölündü.

    Paris dışındaki Saint-Germain-en-Laye Şatosu'nda imzalanan anlaşmanın ardından Macaristan, Çekoslovakya ve Yugoslavya kuruldu, Romanya Transilvanya ve Bessarabia'yı da kapsayacak şekilde genişledi, Polonya'ya Avusturya ve Almanya tarafından işgal edilen topraklar verildi.

    Avusturya, Versay Anlaşması'nda Almanya'nın da yaptığı gibi, askeri güçlerinin sınırlandırılmasını kabul etmek durumunda kaldı.

    Neuilly Antlaşması: (27 Kasım 1919)

    Bulgaristan, İtilaf Devletleri ile Paris'in banliyösü Neuilly'de imzaladığı anlaşma ile yeni oluşan Yugoslavya, Romanya ve Yunanistan'a toprak vermek durumda kaldı ve Ege Denizi bağlantısını kaybetti. Bulgar devletine de orduda asker kısıtlaması getirildi.

    Trianon Anlaşması: (4 Haziran 1920)

    Macaristan, Versay'da I.Dünya Savaşı galipleriyle imzaladığı bu anlaşma ile topraklarının üçte ikisini kaybetti. Anlaşmanın ardından 3 milyona yakın Macar, çoğu Romanya'da olmak üzere, sınırlarının dışında kalmış oldu.

    Sevr Anlaşması: (10 Ağustos 1920)

    Osmanlı İmparatorluğu Fransa'da Paris'in banliyösü Sevr'de, İtilaf Devletleri'yle ülkenin yeni sınırlarını belirleyen anlaşmaya imza attı.

    Bu anlaşma ile Osmanlı büyük oranda toprak kaybederken İstanbul ve Çanakkale Boğazları'nın hakimiyetini uluslararası bir heyete bırakmak zorunda kaldı ve bu hat boyunca da askeri güç bulundurmaktan men edildi.

    1920'de Sadrazam Damat Ferit Paşa'nın imzaladığı anlaşma Ankara'daki Büyük Millet Meclisi tarafından tanınmadı.

    İtilaf devletleri, Kurtuluş Savaşı'nın ardından kurulan Türkiye Cumhuriyeti ile zaman zaman kesilerek toplam 8 ay süren zorlu görüşmelerin ardından İsviçre'nin Lozan kentinde 24 Temmuz 1923'te barış anlaşması imzaladı.

    Lozan Anlaşması ile yeni Türkiye devletinin sınırları belirlendi. Türkiye, boğazları kontrol eden uluslararası heyete başkanlık etmeye başladı ancak gene de boğazlar üzerinde asker bulundurma hakkı elde edemedi.

    Bu haberler de ilginizi çekebilir:

    I. Dünya Savaşı’nı bitiren “Ateşkes Günü” 100. yıldönümünde törenlerle anılıyor

    Birinci Dünya Savaşı'nın üzerinden 100 yıl geçti: Savaş hakkında bilmeniz gereken 5 bilgi

    Video | I. Dünya Savaşı'nda cephe değiştirerek savaşı kazanan İtalya kralının özel görüntüleri

    Yazı kaynağı : tr.euronews.com

    Mudanya Ateşkes Antlaşması nedir? Tarihi, maddeleri, önemi ve sonuçları hakkında bilgiler

    Mudanya Ateşkes Antlaşması nedir? Tarihi, maddeleri, önemi ve sonuçları hakkında bilgiler

    Türkiye, İngiltere, Fransa ve İtalya arasında imzalanan Mudanya Ateşkes Antlaşması, Kurtuluş Savaşı sonrası Büyük Taarruzdan hemen sonra imzalanmıştır.

    Mudanya Ateşkes Anlaşması Tarihi

    Mudanya Ateşkes Anlaşması Kurtuluş Savaşı sırasında yapılan Büyük Taarruzun hemen ardından imzalanmış bir anlaşmadır. 11 Ekim 1922 yılında imzalanan anlaşmaya TBMM temsilen İsmet İnönü ve İtilaf Devletleri ( İngiltere, Fransa, İtalya) temsilcileri katılmıştır. İtilaf Devletleri arasında yer alan Yunan hükümeti Mudanya Ateşkes Anlaşmasına katılmamış, onları temsilen İngilizler katılmıştır.

    Anlaşma 3-11 Ekim tarihlerinde yapılan görüşmeler sonucunda maddeler üzerinde anlaşma sağlanarak 11 Ekim sabahı imzalanmıştır. 8 gün süren anlaşma görüşmelerinde her madde incelenerek ve istekler dile getirilerek Mudanya Anlaşmasının son hali elde edilmiştir. İstanbul ve Trakya Mudanya Ateşkes Anlaşması ile işgalden kurtarılmıştır.

    Anadolu topraklarında süren Yunan işgali de bu anlaşma ile sona ermiştir. Mudanya Ateşkes Anlaşması Türk tarihi ve TBMM tarihinde büyük ölçüde önemli bir yere sahiptir. Kurtuluş savaşında zor şartlara rağmen Türk milleti ve Türk ordusunun gücünü gösteren Büyük Taarruz zaferi sonrası imzalanması ile tarihte büyük bir öneme sahiptir.

    Mudanya Ateşkes Anlaşması Özeti

    Kurtuluş Savaşı’nın askeri sürecini sonlandıran Mudanya Ateşkes Anlaşması olmuştur. Anlaşma tarafları TBMM ile İtalya, İngiltere ve Fransa’dan oluşmaktadır. 4. İtilaf devleti olan Yunanistan ise görüşmelere ve anlaşmaya katılmamıştır. TBMM adına anlaşma sürecinde İsmet İnönü yer almıştır. Anlaşma maddelerinin kabulü ve anlaşmanın imzalanması ile Boğazlar, İstanbul ve Trakya düşman işgalinden kurtulmuştur. Anadolu toprakları da Yunan işgalinden kurtulmuştur.

    Mudanya Ateşkes Anlaşması Maddeleri

     - Yunan ve Türk güçleri arasında ateşkes sağlanacak çatışma sona erecek.

     - Doğu Trakya'nın Meriç Nehri’ne kadar olan kısmı Yunan kuvvetleri tarafından boşaltılacak.

     - Barış sağlanana kadar Türk Kuvvetleri Çanakkale ve İzmit Yarımadası’nda belirtilen sınırdan ileriye geçmeyecek.

     - Doğu Trakya, İstanbul, Boğazlar ve çevresinde bulunan bölgeler TBMM'ne bırakılacak.

     - İstanbul’da bulunan İtilaf Devletleri askerleri barış sağlanana kadar İstanbul'da kalacak.

    Mudanya Ateşkes Anlaşması Sonucu

     Türklerin Kurtuluş Savaşı'nda gösterdiği askeri zafer Mudanya Ateşkes Anlaşması sonucunda diplomatik başarı ile daha da güçlendirilmiştir.

     Doğu Trakya ve İstanbul askeri güç kullanılmadan savaşılmadan korunmuş ve elde edilmiştir. Doğu Trakya Türk milleti kontrolüne alınmıştır.

     İngiltere Türklerin başarısını kabul etmiş ve TBMM'ni resmi olarak tanımıştır.

     İngiltere hükümeti olan Lody George istifa etmiştir. İngiltere hükümet değişikliğine gitmiştir.

     İtilaf Devletleri Lozan Barış Anlaşması için Türk Devletine istekte bulunmuştur.

     Türk Devleti anlaşmalarda mağlup değil eşit devlet olarak yer almıştır.

     Türk Devleti topraklarında bulunan işgal güçleri çekilmiştir. Türk topraklarının bütünlüğünün korunması sağlanmıştır.

     Tüm dünya Türklerin en zor şartlarda dahi nasıl bir mücadele örneği gösterdiğini ve zafer elde ettiğini görmüş ve kabul etmiştir. 

     Mudanya Ateşkes Anlaşması’nın Önemi

     Mudanya Ateşkes Anlaşması Kurtuluş Savaşı'nda elde edilen zaferim ilk göstergesi niteliğindedir.

     İtilaf devletlerinin başarısız olmaları sonucunda yapılmış bir anlaşmadır.

     İtilaf Devletleri ve dünyanın TBMM'ni tanımasını sağlamış olması ile oldukça önemlidir.

     İstanbul ve Doğu Trakya’nın savaşmadan Türk Devleti’nde kalmasında etkili olmuştur.

     İtilaf Devletleri TBMM'ni kabul etmiş ve Mudanya Ateşkes Anlaşması ve sonraki anlaşmalarda eşit devlet statüsünde görmesini sağlamış bir anlaşma olmuştur.

     Türk topraklarının Yunan işgalinden kurtulmasını sağlamış olan ve Kurtuluş Savaşı’nı sonlandıran Mudanya Ateşkes Anlaşması Türk tarihinde büyük bir öneme sahiptir. TBMM’nin ilk siyasi zaferi olup antlaşma imzalandıktan 3 gün sonra yürürlüğe girmiştir.

    Yazı kaynağı : www.hurriyet.com.tr

    Kurtuluş Savaşı

    Kurtuluş Savaşı sonunda imzalanan Barış Antlaşması'nın adı nedir

    Kurtuluş Savaşı sonunda imzalanan barış antlaşmasının adı nedir

    I. Dünya Savaşı: Antlaşmalar ve Savaş Tazminatları

    I. Dünya Savaşı’na ait bir yıkım manzarası

    I. Dünya Savaşı’nın yol açtığı yıkımın ardından galip gelen Batılı Kuvvetler, mağlup ülkeler üzerinde bir dizi ağır antlaşmalar uyguladı. Bu antlaşmalar, zengin bölgeleri İttifak Devletleri’nin (Osmanlı Türkiyesi ve Bulgaristan’a katılan Almanya ve Avusturya-Macaristan) elinden aldı ve ağır savaş tazminatı ödetti.

    Avrupa’nın siması daha önce çok az kez bu kadar köklü bir değişikliğe uğramıştı. Savaşın doğrudan sonucu olarak Alman, Avusturya-Macaristan, Rus ve Osmanlı İmparatorlukları dağıldı. 10 Eylül 1919’da imzalanan Saint-Germain-en-Laye Antlaşması’yla büyük bölümü Habsburg eyaletinin Almanca konuşulan bölgelerinden oluşan Avusturya Cumhuriyeti kuruldu. Avusturya Cumhuriyeti kraliyet topraklarını kendisinden sonra kurulan Çekoslovakya, Polonya gibi ülkelere ve 1929 yılında Yugoslavya adını alan Sloven, Hırvat ve Sırp Krallığı’na terk etti. Ayrıca Güney Tirol, Trieste, Trentino ve Istria’yı İtalya’ya, Bukovina’yı ise Romanya’ya bıraktı. Antlaşmanın önemli bir ilkesi, Avusturya’yı yeni oluşan bağımsızlığını tehlikeye atmaktan men etti. Bu kısıtlama Avusturya’yı, “Pancermenistlerin” ve Avusturya doğumlu Adolf Hitler’le onun Nasyonel Sosyalist (Nazi) Partisi’nin uzun zamandır arzuladığı Almanya ile birleşmekten etkili biçimde alıkoydu.

    İkili Monarşi’nin diğer üyesi olan Macaristan da bağımsız bir devlet oldu: Macaristan, Triyanon Antlaşması (Kasım 1920) şartları uyarınca Transilvanya’yı Romanya’ya, Slovakya ve Transkarpatya Bölgesi’ni yeni kurulan Çekoslovakya’ya ve diğer Macar kraliyet topraklarını ileride kurulacak olan Yugoslavya’ya bıraktı. Osmanlı İmparatorluğu, 10 Ağustos 1920’de Müttefik Kuvvetleri ile düşmanlığı sona erdiren Sevr Antlaşması’nı imzaladı. Ancak kısa bir süre sonra Türk Kurtuluş Savaşı başladı. Kurtuluş Savaşı sonrası kurulan yeni Türkiye Cumhuriyeti, 1923 yılında eski Osmanlı İmparatorluğu’nu etkili bir biçimde bölen ve önceki antlaşmayı hükümsüz kılan Lozan Antlaşması’nı imzaladı.

    I. Dünya Savaşı sırasında mülteciler

    Ocak 1918’de I. Dünya Savaşı sona ermeden on ay kadar önce ABD Başkanı Woodrow Wilson, “Wilson İlkeleri” adını verdiği teklif edilen savaş amaçları listesini kaleme almıştı. Bu maddelerin sekizi, özellikle İtilaf Devletleri’nin zaferiyle ve Avrupa’daki etnik nüfus için ulusal özerklik fikriyle ilişkili bölgesel ve siyasi yerleşimlerden bahsediyordu. Sonuncusu, uluslararası anlaşmazlıklara arabuluculuk yapmak için bir Milletler Cemiyeti kurulmasını öneren ilkelerin geri kalanı, ileride çıkacak bir savaşı önlemeye odaklanıyordu. Wilson, teklifinin adil ve kalıcı bir barış, “tüm savaşları sona erdirecek savaşı” bitirecek “zafersiz bir barış” doğuracağını umuyordu.

    Alman liderler ateşkesi imzaladıklarında çoğu, Wilson İlkeleri’nin gelecekteki barış antlaşmasına temel teşkil edeceğini düşünüyordu. Ancak Amerika, Büyük Britanya, Fransa ve İtalya hükümetleri başkanları antlaşma koşullarını müzakere etmek üzere Paris’te toplandıklarında “Büyük Dörtlü”nün Avrupa için tamamen başka bir planı vardı. Almanya’yı anlaşmazlığın kışkırtıcısı olarak gören Avrupalı Müttefik Kuvvetler, yenilgiye uğrayan Almanya üzerinde özellikle katı antlaşma yükümlülükleri uygulamaya koydu.

    Almanların toprak kaybı, Versailles Antlaşması, 1919

    7 Mayıs 1919 günü Alman liderlerin imzasına sunulan Versay Antlaşması, Almanya’yı topraklarını Belçika (Eupen-Malmédy), Çekoslovakya (Hultschin bölgesi) ve Polonya’ya (Poznan, Batı Prusya ve Yukarı Silezya) terk etmeye mecbur bıraktı. Franko-Prusya savaşı sonrası 1871’de ilhak edilen Alsace ve Lorraine, Fransa’ya iade edildi. Tüm denizaşırı Alman kolonileri Milletler Cemiyeti Mandası hâline geldi ve Danzig şehri, etnik olarak büyük Alman nüfusuyla birlikte özgür bir şehir oldu. Antlaşma, Rhineland’ın askerden arındırılması ve işgaliyle birlikte, Saarland için Fransa kontrolü altında özel bir statü gerektiriyordu. Danimarka-Almanya sınırında bulunan Schleswig’deki toprakların ve Yukarı Silezya’nın bölgelerinin geleceğini halk oylamaları belirleyecekti.

    Antlaşmanın yenilgiye uğramış Almanya için belki de en küçük düşürücü bölümü, “Savaş Suçluları Bendi” olarak bilinen ve Almanya’yı I. Dünya Savaşı’nın başlamasının tüm mesuliyetini kabul etmeye zorlayan 231. Madde’ydi. Böylece Almanya tüm maddî zararlardan sorumlu tutulmuş ve Fransa başbakanı Georges Clemenceau, özellikle yüksek miktarda savaş tazminatı ödenmesinde ısrar etmişti. Almanya’nın bu kadar yüksek bir borcu muhtemelen ödeyemeyeceğinin farkında olan Clemencau ve Fransa, yine de Almanların hızlı bir şekilde toparlanmasından ve Fransa’ya karşı yeni bir savaş açacağından büyük bir endişe duyuyordu. Bu nedenle Fransa, Almanya’nın ekonomik üstünlüğünü geri kazanma ve yeniden silahlanma çabalarını sınırlandırmak için savaş sonrası antlaşma sistemini inceledi.

    I. Dünya Savaşı sırasında Almanların geri çekilmesi

    Alman ordusu 100.000 askerle sınırlandırılacak, zorunlu askerlik yasaklanacaktı. Antlaşma, denizaltı filosu edinme ya da bulundurma yasağıyla birlikte, donanmayı 10.000 tonun altındaki gemilerle kısıtladı. Dahası, Almanya’nın hava gücü bulundurması da yasaklandı. Almanya’dan Kaiser’e ve diğer liderlere karşı savaş başlattıkları için açılan savaş suçları davalarını yönetmesi istendi. Kaiser’in ya da diğer önemli ulusal liderlerin sanık sandalyesine oturmadığı Leipzig Duruşması çoğunlukla aklanmayla sonuçlandı ve Almanya’da dahi büyük ölçüde danışıklı dövüş olarak algılandı.

    Yeni kurulan Alman demokratik hükümeti, Versay Antlaşması’nı “dikte edilmiş bir barış” (Dikta) olarak görüyordu. “Büyük Dörtlü”deki diğer taraflardan daha fazla maddî zarara uğrayan Fransa katı kurallarda ısrarcı olmasına karşın barış antlaşması I. Dünya Savaşı’nı başlatan uluslararası ihtilafların karara bağlanmasına yardımcı olmadı. Aksine, Avrupa ülkeleri arasında işbirliğinin engellenmesine yol açtı ve savaşa neden olan esas sorunları daha kavgacı hâle getirdi. Savaşın tüm tarafları mağdur eden dehşeti ve çok sayıda can kaybı, yalnızca çatışmayı kaybedenlerin değil, savaş sonrası ganimeti, ulusunun kanla ve maddiyatla ödediği korkunç bedelle orantısız gibi görünen İtalya gibi, kazanan tarafın savaşçılarının da belini büktü.

    Barış antlaşmaları, yenilgiye uğrayan Almanya, Avusturya, Macaristan ve Bulgaristan devletlerinin halklarına haksız cezalandırma gibi geliyordu. Almanya ya da Avusturya’daki gibi demokratik, Macaristan’daki gibi otoriter ve Bulgaristan’daki gibi kesintili olsun, hükümetler derhal antlaşmaların askerî ve malî şartlarını ihlal etme yoluna başvurdu. Barışın daha ağır hükümlerini değiştirme ve karşı çıkma çabaları kendi dış siyasetlerinde ana unsur hâline geldi ve uluslararası siyasette istikrar bozucu unsur olduğu ortaya çıktı. Örneğin, savaş suçları bendi, bu bendin zorunlu tazminat ödemeleri ve Alman ordusundaki sınırlamalar, çoğu Alman’a göre meşakkatliydi. Versay Antlaşması’nın revize edilmesi, Almanya’daki, Hitler’in Nazi Partisi gibi radikal sağ partilere 1920’li ve 1930’lu yılların başlarında ana akım seçmen kitlesi nezdinde büyük itibar sağlayan platformlardan birini sundu.

    Adolf Hitler, Devlet Başkanı Paul von Hindenburg’u selamlıyor, 21 Mart 1933

    Yeniden silahlanma, özellikle Doğu’daki Alman topraklarını geri kazanma, Rhineland’a yeniden asker konuşlandırma ve böylesi küçük düşürücü bir mağlubiyetin ardından Avrupa ve dünya devletleri arasında yeniden önem kazanma vaatleri, aşırı milliyetçilerin duygularını ateşledi ve ortalama seçmenin Nazi ideolojisinin daha radikal ilkelerini çoğunlukla gözden kaçırmasına yol açtı.

    Yazı kaynağı : encyclopedia.ushmm.org

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap