Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ne demek

    1 ziyaretçi

    kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ne demek bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair (Takipsizlik) Karar Nedir?

    Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair (Takipsizlik) Karar Nedir?

    Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar (KYOK, Takipsizlik Kararı):

    Cumhuriyet savcısının bir suç ile ilgili olarak yürüttüğü soruşturmada, suçun işlendiğine dair yeterli şüpheye ulaşamadığını ve iddianame ile şüpheli hakkında dava açmayacağını, kovuşturmayacağını ifade eder.

    Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı anlayabilmek için öncelikle “kovuşturma” kavramını anlamak gerekir.

    Bilindiği üzere ceza soruşturması bir suç şüphesi ile başlar. Bu şüphe basit bir şüphedir. Henüz delillendirilmemiş ve dava açmaya yeterli bir şüphe değildir. İşte Cumhuriyet Savcısı ve kolluk bu basit şüphe üzerinden hareketle suçun şüphelilerinin ifadesini alır, mağdurun ya da şikayetçinin beyanını dinler, tanıkların anlatımlarına başvurur, bilirkişi incelemesi yaptırır bunun gibi ceza hukukuna özgü tüm delil toplama işlemi yapmak suretiyle maddi hakikate ulaşmaya çalışır.

    Bu çalışmaların tamamı hazırlık soruşturması dediğimiz aşamada yapılır ve şüpheliye isnat edilen suçun işlendiği konusunda dava açmak için yeterli şüpheye ulaşabilir ise bu takdirde şüphelinin cezalandırılması için suçun niteliğine göre Ceza mahkemesinde iddianame ile dava açar. İşte şüpheli ve suç hakkında iddianame düzenlenerek şüphelinin cezalandırılması için ceza mahkemesine dava açılması üzerine kovuşturma aşaması dediğimiz “mahkemece yapılacak yargılama aşamasına” kovuşturma aşaması diyoruz.

    Ancak iddianame düzenlenebilmesi ve şüpheliye isnat edilen suçu mahkeme aşamasına taşıyabilmesi için yani kovuşturma açılabilmesi için Cumhuriyet Savcısının suçun işlendiği konusunda “Yeterli Şüpheye” ulaşmış olması gerekmektedir. Eğer yeterli şüpheye ulaşamaz ise ve araştırılması gereken başka bir husus bulunmuyor ise artık soruşturmanın uzatılmasının hiçbir yararı bulunmadığından Cumhuriyet Savcısı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verecektir.

    İşte bu açıklamalardan sonra sorumuza dönecek olursak;

    Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar (KYOK, Takipsizlik Kararı) Nedir?

     Bir suç şüphesi ile başlayan soruşturma neticesinde Cumhuriyet Savcısının yaptığı tüm delil toplama ve araştırma çabaları üzerine ortada kovuşturulacak bir durumun olmadığına dair vermiş olduğu karara Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar demekteyiz.

    Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karara; eski Ceza Yasası’nın uygulandığı tarihlerden bu yana uygulamada Takipsizlik Kararı da denilmektedir.

    Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar ile şüpheli hakkında, şüpheliye isnat edilen suç ile ilgili olarak iddianame düzenlenmeyeceği, mahkemeye kamu davası açılmayacağı, suçun işlendiği yönünde yeterli şüpheye ulaşılamadığı anlaşılır.

    Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararı (KYOK, Takipsizlik Kararı) Kim Verir?

    Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar kovuşturma öncesinde yani soruşturma aşaması sonucunda verilen bir karardır.

    Soruşturma aşamasında bu konuda karar verme yetkisi soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısına aittir. Yani bu kararı Cumhuriyet Savcısı verecektir.

    Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar (KYOK, Takipsizlik Kararı) Hangi Durumlarda Verilir?

    Hangi durumlarda takipsizlik kararı verileceği Ceza Muhakemesi Kanunu’muzun 172/1. maddesinde açıkça düzenlenmiştir.

    Buna göre kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın verileceği durumlar:

    a) Yeterli şüphe oluşturacak kanıt elde edilememesi,

    b) Kovuşturma olanağının bulunmaması,

    durumlarından ibarettir.

    Gelin bu durumları biraz daha yakından inceleyelim.

    Yeterli Şüphe Oluşturacak Kanıt Elde Edilememesi:

    Yeterli şüphe elde edilememesi soruşturma evresinin tabi bir sonucu olan iddianame düzenlenmesine engel teşkil eder. Dolayısıyla cumhuriyet savcısı yaptığı soruşturma sonucunda iddianame için aranan yeterli şüpheye ulaşamamışsa bu durumda en doğal sonuç kovuşturulmaya yer olmadığı kararının verilmesi olacaktır. Çünkü cumhuriyet savcısını iddianame düzenlemesine iten sebep yeterli şüphe derecesine ulaşmış olmasıdır. Dolayısıyla yeterli şüphenin yokluğu iddianame düzenlenmesine engel teşkil edecektir.

    Örneğin bir kişi A şahsının kendisine hakaret ettiğini ve tehdit ettiğini belirterek şikayetçi olduğunda, Cumhuriyet Savcısı şikayetçinin beyanını alır, şüphelinin ifadesini alır, şikayetçi tarafından eğer tanık ya da başkaca delil bildirilmezse ya da şikayetçinin göstermiş olduğu deliller ya da tanıklar A şahsının hakaret ve tehdit suçunu işlediğine dair yeterli şüpheyi uyandırmıyor ise bu takdirde yapılacak başkaca bir araştırma da kalmamış ise bu takdirde Cumhuriyet Savcısı takipsizlik yani Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar verecektir.

    Başka bir örnek vermek gerekirse, Gamze isimli bayan Kocasının başka bir kadınla ilişkisi olduğundan dolayı zina sebebiyle cezalandırılması istemi ile şikayetçi olduğunda, Cumhuriyet Savcısı söz konusu eylemin Türk Ceza Kanunu kapsamında bir suç teşkil etmediğini tespit ettiğinde Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar verecektir.

    Kovuşturma Olanağının Bulunmaması:

    Kovuşturmaya yer olmadığı kararının verilmesine sebep olan diğer bir neden ise kovuşturma olanağının bulunmaması idi. Burada kovuşturma olanağının bulunmaması ifadesinden çıkarılması gereken sonuç muhakeme şartlarının oluşmaması durumudur. Yani ortada bir suç bulunsa dahi bu suçun işlendiği konusunda iddianame düzenlenmesini gerektirecek düzeyde yani yeterli şüphe oluşsa dahi Cumhuriyet Savcısı kovuşturma olanağının bulunmaması nedeniyle takipsizlik yani kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verecektir.

    Kovuşturma olanağının bulunmaması durumuna şunları örnek verebiliriz;

    Bazı suçların soruşturulması ve kovuşturulması yani takibi şikayete tabidir. Uygulamada takibi şikayete bağlı suçlar dediğimiz bu hallerde soruşturmaya ya da kovuşturmaya devam edilebilmesi için ortada bir şikayetin mevcut olması gerekmektedir.

    Örneğin, Ahmet, Gizem’e hakaret etmiş olsun. Ahmet söz konusu suçu kabul etse bile yani evet ben yaptım dese bile, eğer Gizem şikayetçi değil ise ya da Gizem daha önce yapmış olduğu bu şikayetinden vazgeçer ise bu takdirde artık Ahmet hakkında şikayet yokluğu nedeniyle Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar verilecektir.

    Başka bir örnek vermek gerekirse, Didem, hızlı bir şekilde kullandığı araç ile trafikte seyir halinde iken kontrolünü kaybederek başka bir araca çarpması ya da yayaya çarpması neticesinde yaralamaya sebebiyet verir ise, eğer ortada şikayet yok ise ya da şikayetçi, şikayetinden vazgeçer ise suçun takibi şikayete bağlı olduğundan Didem hakkında Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair karar verilecektir.

    Türk Ceza Kanunu 31/1. maddesinde “Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmamış olan çocukların ceza sorumluluğu yoktur. ” hükmü yer almaktadır.

    Örneğin, 8 yaşındaki küçük Akın parkta oyun oynadığı küçük Özlem’e attığı yumruk neticesinde Özlem’in burnu kırılmış olsun. Ortada bir yaralama suçu mevcut olmasına rağmen küçük Akın henüz 12 yaşını doldurmamış olduğundan Cumhuriyet Savcısının kovuşturma olanağı bulunmadığından Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar vermesi gerekir.

    Dava Zamanaşımı süresini düzenleyen Türk Ceza Kanunu’n 67. maddesi uyarınca:Kanunda başka türlü yazılmış olan haller dışında kamu davası;
    a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl,
    b) Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmibeş yıl,
    c) Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıl,
    d) Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda onbeş yıl,
    e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl,
    Geçmesiyle düşer.

    Örneğin, Osman, Merve’ye ait cep telefonunu rızası ve bilgisi dışında alarak hırsızlık suçunu işlemiş olsun. Merve bu durumu öğrenir öğrenmez Karakola gidip şikayetçi olmuştur. Ancak Osman’a bir türlü ulaşılamamış, adresi tespit edilememiştir. Aradan 8 yıl geçtikten sonra Osman bir kahvede arkadaşları ile oyun oynarken yakalanmış olsa da isnat edilen suçu kabul etmiş olsa bile aradan sekiz yıllık dava zamanaşımı süresi geçtiğinden artık Osman hakkında kovuşturma olanağı bulunmadığından takipsizlik kararı verilecektir.

    Burada takibi şikayete bağlı suçlara değinmek gerekir. Türk Ceza Kanunu’n 73/1. maddesinde takibi şikayete bağlı suçlarda şikayet süresi bakımından 6 aylık bir zamanaşımı süresi belirlenmiştir. Buna göre takibi şikayete bağlı suç müştekisi, mağduru ya da suçtan zarar gören kişi, suçun işlendiği tarihten itibaren 6 aylık süre içerisinde şikayetçi olmaz ise bu takdirde Cumhuriyet Savcısı kovuşturma olanağı bulunmadığından kovuşturmaya yer olmadığına dair yani takipsizlik kararı verecektir.

    Yukarıdaki örnekten hareket edecek olursak, Didem’in trafik kazası sonucunda bir kişinin yaralanmasına sebebiyet vermesi halinde yaralanan kişinin şikayet süresi olan altı aylık süre içerisinde şikayetçi olması gerekir. Bu altı aylık süre içerisinde yaralanan kişiye ulaşılamaması ya da yaralanan şahsın şikayet hakkını kullanmaması hallerinde Cumhuriyet Savcısı Didem hakkında takipsizlik kararı verecektir.

    Şüpheliye isnat edilen suç, genel ya da özel af kapsamında affa uğramış ise artık Cumhuriyet Savcısı takipsizlik kararı vermek zorundadır.

    Dava ehliyeti açısından Türk Ceza Kanunu 32/1. maddesinde “Akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmez.” hükmü yer almaktadır.

    Yine soruşturma şüphelisinin ölümü halinde de artık soruşturmaya devam edilemeyecek ve takipsizlik kararı verilecektir.

    Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararda Hangi Hususlar Yer Alır?

    Kovuşturmaya yer olmadığına Dair kararda;

    a) Soruşturmayı Yürüten Cumhuriyet Savcılığı,

    b) Soruşturma Numarası

    c) Takipsizlik Karar Numarası

    d) Müşteki, Mağdur, Suçtan Zarar Gören Kimlik bilgi ve adresleri

    e) Şüphelinin kimliği ve adres bilgileri,

    d) Şüpheliye İsnat Edilen Suçun Türü,

    e) Suç Tarihi ve Yeri

    d) Soruşturma dosyasında yer alan olayın özeti, müşteki beyanı, şüpheli ifadesi ve soruşturma dosyasında toplanan delillerin nelerden ibaret olduğu,

    e) Şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesinin gerekçesi,

    f) Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair verildiği hususu,

    g) Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karara hangi sürede nereye itiraz edileceği hususu,

    h) Kararı veren Cumhuriyet Savcısının Adı Soyadı ve Sicil Numarası

    yer alır.

    Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar (KYOK) Kime Tebliğ Edilir?

    Kararın tebliğ edilmesi, kararı veren makam tarafından ilgilisine söz konusu kararın tebligat kanununda yer alan yöntemlerle  (genellikle posta)  yoluyla gönderilmesi, kararın bildirilmesi demektir.

     Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararın kime tebliğ edileceği hususu Ceza Muhakemesi Kanununda özel olarak düzenlenmiştir. Buna göre karar;

    a) Suçtan Zarar Görene,

    b) Soruşturma nedeniyle önceden ifadesi alınmış ya da sorguya çekilmiş şüpheliye,

    tebliğ edilecektir.

    Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karara Karşı Nereye İtiraz Edilir?

    Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karara itiraz etmek mümkündür. Esasen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz hakkının bulunduğu,  hangi sürede ve nereye itiraz edileceği kararda belirtilmek zorundadır.

    Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karara itiraz hakkı, Ceza Muhakemesi Kanunu’nda özel olarak düzenlenmiştir. İtiraz hakkının ne şekilde kullanılacağını aşağıda maddeler halinde inceleyelim.

    İtiraz Hakkını Kim Kullanabilir?

    Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karara karşı itiraz hakkı suçtan zarar görene aittir. Yani şüpheli ya da bir başkasının kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz hakkı bulunmamaktadır.

    İtiraz Hakkı Ne Kadar Süre İçerisinde Kullanılacaktır?

    Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karara Karşı itiraz süresi 15 (onbeş) gün ile sınırlandırılmıştır. Bu sürenin başlangıç tarihi kararın suçtan zarar görene tebliğ edildiği tarihten itibaren başlayacaktır.

    Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren 15 gün içinde itiraz hakkını kullanmaz ise bu süre geçtikten sonra itiraz edemeyecektir.

    İtiraz Ne Şekilde Yapılacaktır?

    Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karara itiraz bir dilekçe ile yapılmalıdır. İtiraz dilekçesinde kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.

    Örneğin, suçtan zarar gören bir kısım deliller bildirmiş ise ve Cumhuriyet Savcısı bu delilleri toplamadan karar vermiş ise bu durumu belirtmek suretiyle karara itiraz edecektir.

    İtiraz Nereye Yapılacaktır?

    Cumhuriyet Savcısının vermiş olduğu Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazı inceleyip karara bağlama görev Sulh Ceza Hakimliğine aittir.

    İtirazın hangi Sulh Ceza Hakimliği tarafından inceleneceği yani neredeki Sulh Ceza Hakimliği’nin inceleneceği  hususunda Ceza Muhakemesi Kanunu’nda özel bir düzenleme yer almaktadır.

    “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz 
    Madde 173 –  Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.”

    Bu hükümden hareketle itirazın, Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı veren Cumhuriyet Savcısının yargı çevresinde görev yaptığı Ağır Ceza Mahkemesinin bulunduğu yerdeki Sulh Ceza Hakimliğine yapılması gerekir.

    Zaten kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilirken hangi Sulh Ceza Hakimliğine itiraz edileceği hususu açıkça belirtilmektedir.  İşte söz konusu Sulh Ceza Hakimliği tarafından itiraz incelenecek ve karara bağlanacaktır.

    Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karara İtirazın Sonuçları Nelerdir? 

    Kanun, taraflara itiraz hakkı tanırken elbette yapılan bu itiraza bir de sonuç bağlamıştır. Ceza Muhakemesi Kanunu kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın sonuçlarını CMK 173/3 ve 4. fıkrasında çeşitli ihtimaller halinde düzenlemiştir. Şöyle ki;

    a) İtiraz üzerine inceleme yapan Sulh Ceza Hakimliği yapılan itiraz sonucunda soruşturmanın genişletilmesini gerekli görürse itirazın kabulüne karar verir. Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararın kaldırılmasına karar vererek Cumhuriyet Savcısının soruşturmayı genişletmesini isteyecektir.

    b) İtiraz üzerine Sulh Ceza Hakimliği, kovuşturma için yeterli şüpheye ulaşıldığını tespit ederse bu takdirde Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararı kaldırarak Cumhuriyet Savcısından iddianame düzenlenmesini talep edecektir.

    c) İtiraz üzerine Sulh Ceza Hakimliği itiraz gerekçelerini yerinde görmez ise bu takdirde itirazın reddine dair karar vererek dosyayı Cumhuriyet Savcısına gönderecektir.

    Sulh Ceza Hakimliğinin vermiş olduğu bu karar kesindir.

    Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar Nasıl Bir Sonuç Doğurur?

    Yeterli şüpheye ulaşılamaması nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra yeterli şüphe oluşturacak yeni bir delil elde edilmediği sürece ya da karar itiraz üzerine Sulh Ceza Hakimliği’nce kaldırılmadığı sürece, aynı fiile yönelik olarak kovuşturma yapılamaz.

    Ceza Muhakemesi Kanunu 172/2 :

    “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz.”

    Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar Ne Zaman Kesinleşir?

    Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararın kesinleşmesinden anlaşılması gereken, artık karara karşı gidilecek bir kanun yolunun olmadığı anlamına gelmektedir.

    Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleşmesi iki ihtimalde gerçekleşir.

    Birinci İhtimal: Suçtan zarar gören kovuşturmaya yer olmadığına dair karar kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren 15 gün içinde itiraz hakkını kullanmaz ise,

    İkinci İhtimal : Suçtan zarar gören kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz etmesi üzerine Sulh Ceza Hakimliğince itirazın reddine dair karar verir ise,

    bu hallerde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar kesinleşecektir.

    Ek Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar (Ek Takipsizlik) Ne Demektir?

    Ek kovuşturmaya yer olmadığı kararı tıpkı Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar gibi cumhuriyet savcısı tarafından verilen bir karardır. Cumhuriyet savcısının önüne gelen soruşturma dosyasında, yer alan eylemlerin bir kısmının dava açılmasını gerektiren hususları içermesi bir kısmının ise dava açılmasını gerektirmeyen eylemleri içermesi halinde verilen bir karardır. İşte dava açılmasını gerektirmeyen eylemlerle ilgili olarak cumhuriyet savcısının verdiği bu karara “kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karar” adı verilir. Uygulamada “Ek Takipsizlik” denilmektedir.

    Bazen ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar şüpheliler için belirtilir. Örneğin, iki grup arasında çıkan tartışma sonrasında yaralama ya da ölüm eylemi gerçekleştiğinde iki grupta yer alan kişiler hakkında soruşturma başlatılır. Yapılan soruşturma sonucunda bazı şüphelilerin olaya karışmadığı yani bu kişilerin suçu işlediğine dair yeterli şüphe oluşmaması halinde bu kişiler hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilir.

    Özetlemek gerekirse; Ek kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar, iddianamede düzenlenen suç ve şüphelilerden başka dava açmaya yönelik yeterli delil görülmeyen suç ve şüpheliler hakkında da verilebilecektir. Ek Kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin bir karar verildiğinde ek karar mutlaka başka karara ek olarak verilir. Örneğin iddianameye ek olarak verilebilir.

    Şüphelinin Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karara İtiraz Hakkı Var Mıdır?

    Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair karara itiraz hakkı sadece suçtan zarar görene tanınmış bir haktır.

    Dolayısıyla şüpheli hangi amaçla olursa olsun Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karara itiraz edemeyecektir.

    Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar Verildiğinde Şüphelinin Tazminat Hakkı Var Mıdır?

    Yürütülen soruşturma sonucunda şüpheli hakkında atılı suçu işlediğine dair yeterli şüphe oluşmaması halinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmektedir.

    Ancak soruşturma sürecinde şüpheli bir takım kısıtlamalara maruz kalabileceği gibi söz konusu suç isnadı nedeniyle kişilik haklarına saldırı veya duyduğu korku, üzüntü, elem ve panik nedeniyle manevi zararları gündeme gelebilecektir.

    Soruşturma aşamasında koruma tedbirlerine maruz kalan kişi hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair bir karar verilmiş ise kişiye tazminat ödenmesi gündeme gelebilir. Ancak soruşturmada herhangi bir koruma tedbirine başvurulmadan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise devletin tazminat yükümlülüğü  söz konusu olmaz.

    Ancak kişilik haklarına saldırı niteliğinde bir suçlama ile karşılaşan ya da manevi zarara uğrayan şüphelinin şikayetçi hakkında tazminat hukuku kapsamındaki hakları saklıdır. Yani koşullar var ise haksız surette şikayette bulunan şikayetçi, mağdur ya da suçtan zarar görenden tazminat istemesi mümkün olabilir.

    Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar Verildikten Sonra Aynı Konuda Soruşturma Başlatılabilir Mi?

    Aynı eylemden dolayı soruşturma yapılması, yeniden bir kamu davası açılabilmesi CMK 172/2 fıkrasında bahsedilen iki durumun varlığı halinde söz konusu olur. Madde kapsamında yer alan bu hususlara değinecek olursak; KYOK kararı verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüpheye ulaşacak yeni deliller elde etmiş olmak ve bu hususla ilgili olarak sulh ceza hakimliği tarafından verilen bir karara ihtiyaç duyulması şartlarına bağlıdır.

    Dolayısıyla bu iki şart gerçekleşmedikçe aynı eylemden dolayı soruşturma yapılamayacağı gibi kamu davası da açılamaz. Savcının iddianame düzenlenmesi şartı kanun gereğince bu iki şarta bağlı tutulmuştur.

    Örneğin, kovuşturmaya yer olmadığı kararı şüphelinin suçun faili olduğu yönünde yeterli kanıta ulaşıldığı gerekçeleriyle kaldırılmış ise bu durumda cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye vermek zorundadır.

    Yazı kaynağı : www.alideniz.av.tr

    Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar Nedir?

    Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar Nedir?

    Cumhuriyet başsavcısı tarafından yürütülen soruşturma aşamasının sona erdirilmesi yöntemlerinden biri olan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, Cmk’nın 172. Maddesinin 1. Fıkrasında tanımlanmıştır.

     Buna göre; “Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir.’’

    Bu karar, uygulamada takipsizlik kararı olarak adlandırılmaktadır.

    Ve bu karar ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye ve suçtan zarar görmüş olan kişiye bildirilir.

    Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar Hangi Hallerde Verilir?

    Bu kararın verilebilmesi için savcılığın yaptığı tüm araştırmalar sonucunda CMK madde 170/2’de bahsedilen ’yeterli şüphe ’ye ulaşamamış olması gerekmektedir.

    Aynı zamanda kovuşturma olanağının olmadığı hallerde de bu karar verilmektedir. Örneğin; takibi şikayete bağlı suçlarda şikayetin geri çekilmesi durumunda da kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmektedir. Bunun yansıra af, zamanaşımı, şüphelinin ölümü durumlarında da kovuşturma olanağı olmaması sebebiyle kovuşturma yapılmasına gerek olmadığına dair karar yani takipsizlik kararı verilmektedir.

    Bu sebeplerin yanında savcılık CMK madde 171/1’de de belirttiği gibi; “Cezayı kaldıran şahsî sebep olarak etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını gerektiren koşulların ya da şahsî cezasızlık sebebinin varlığı halinde de kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verebilir.”

    Bu Karara Karşı İtiraz Edebilmek Mümkün Müdür?

    Cumhuriyet savcılığı kararının yerinde olmadığı kanısına varıldığı durumlarda, üst merciiye başvurularak bu karara karşı itiraz edilebilmektedir. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz cmk 173/1de düzenlenmiştir. Bu itiraz, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın tebliğinden 15 gün içerisinde yapılmalıdır. İtiraz, kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine yapılır.

    Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olayların ve delillerin de içinde bulunduğu bir itiraz dilekçesi yoluyla yapılır.

    Sulh ceza hakimliği yapılan itiraz üzerine;

    Ek Takipsizlik Kararı Nedir?

    Bir dosya kapsamında birden fazla suç için soruşturma yapıldığı durumlar da söz konusu olabilmektedir. Bu durumlarda yeterli delil bulunan suçlar hakkında şüpheli adına iddianame düzenlenerek kamu davası açılır. Fakat yeterli delile ulaşılamayan suçlarla ilgili “ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” verilir. Buna ‘Ek Takipsizlik Kararı’’ da denilmektedir.

    Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar Kesinleştikten Sonra Yeniden Soruşturma Başlatılabilir Mi?

    Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz (CMK 172/2)

    Fakat kovuşturmaya yer olmadığına dair karar istinaf veya temyiz yoluna başvurulmadan kesinleştiği için bunun yanında olağanüstü bir kanun yolu olan “kanun yararına bozma’’ yoluna gidilerek de yeniden soruşturma başlatılabilir.

    Aynı zamanda CMK madde 172/3’te de belirtildiği üzere, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın etkin soruşturma yapılmadan verildiğinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmesi veya bu karar aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi üzerine, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep edilmesi hâlinde yeniden soruşturma açılır.’’

    Fakat belirtmek gerekir ki, Avrupa insan hakları mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle hukukumuzdaki tüm olağan kanun yollarını tüketerek Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuruda bulunmak ve buradan da olumsuz sonuç almak gereklidir.

    Yazı kaynağı : www.ekinhukuk.com.tr

    Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar (KYOK-Takipsizlik)

    Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar (KYOK-Takipsizlik)

    Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar (KYOK) Nedir? (CMK 172)

    Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK), diğer bir deyişle takipsizlik kararı; Cumhuriyet savcısı tarafından yürütülen soruşturma neticesinde şüpheli kişi hakkında kovuşturma olanağı veya yeterli şüphe oluşturacak delil bulunmaması nedeniyle ceza mahkemesinde kamu davası açılmasına gerek görülmemesini ifade eder (CMK md.172/1).

    Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK), kovuşturma olanağının bulunmadığını veya savcılığın toplanan delilleri değerlendirerek soruşturma işlemlerini sona erdirme ve soruşturma dosyasını kapatma kararı aldığını gösterir.

    5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.172/1’de savcılığın hangi hallerde kovuşturmaya yer olmadığına karar vereceği düzenlenmiştir:

    Soruşturmaya yer olmadığına dair karar ise, savcılığın kendisine gelen ihbar veya şikayetle ilgili işlem yapmaya gerek görmemesi, soruşturma başlatmamasını ifade eder.

    Yeterli Şüphe Bulunmaması Nedeniyle KYOK Kararı Verilmesi

    Yeterli şüphe, 5271 Sayılı CMK’nın 170/2. maddesinde “soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa, Cumhuriyet savcısı bir iddianame düzenler” şeklinde düzenlenmiştir. Ceza muhakemesinde soruşturma “zehap derecesinde” basit şüpheyle başlar. Cumhuriyet savcısı, basit şüpheyle başlattığı soruşturma ile elde ettiği deliller neticesinde suç işlendiğine ilişkin “yeterli şüphe” oluştuğuna kanaat getirirse, bir iddianame ile kamu davası açacaktır.

    Yeterli şüphenin oluştuğundan söz edebilmek için; soruşturma ile ulaşılan deliller akla, mantığa ve bilime uygun bir şekilde soruşturulan şüpheli şahsın suçu işlediğine işaret etmelidir. Yeterli şüphe, Cumhuriyet savcısının delilleri değerlendirerek bir sonuç çıkarmasını gerektirir. Cumhuriyet savcısısının elde ettiği delil, iz, eser ve emareler kamu davasının açılması için yeterli ise, yani yeterli şüphe oluşturuyorsa, iddianame ile kamu davası açacaktır. Aksi takdirde, yani suç işlendiğine ilişkin yeterli şüphe yoksa kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (kyok) verecektir.

    Yeterli şüphe, kamu davasının konusunu, sınırlarını ve nasıl yürütüleceğini belirleyen bir kavramdır. Bu nedenle Cumhuriyet savcısının yeterli şüphe oluşup oluşmadığına ilişkin kararının denetlenmesi gerekir. Bu denetim, yeterli şüphe oluşmadığı gerekçesiyle Cumhuriyet savcısı KYOK kararı verdiği takdirde, KYOK kararına karşı itiraz kanun yoluna başvurma suretiyle sağlanabilir. Ancak, yeterli şüphe oluştuğu gerekçesiyle iddianame ile kamu davasının açılması halinde, dava açılan mahkeme yeterli şüphe oluşmadığı gerekçesiyle iddianameyi iade edemeyecektir. Maalesef, Cumhuriyet savcısının yeterli şüphenin oluştuğu ve dava açma yönündeki kararına karşı bir denetim mekanizması yoktur.

    Kovuşturma Olanağının Bulunmaması Nedeniyle KYOK Kararı Verilmesi

    Kovuşturma olanağının bulunmaması, bazı muhakeme şartlarının gerçekleşmemesi nedeniyle savcılığın kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermesini gerektirir. Savcılığın, kovuşturma olanağının bulunmaması nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (kyok) vermesi şu hallerde mümkündür:

    Şikayet Şartının Gerçekleşmemesi: Takibi şikayete bağlı suçlarda, şikayet hakkına sahip kişinin bu hakkını kullanmaması halinde ortada bir suç olsa bile kovuşturma olanağı yoktur. Bu nedenle, şikayet şartının gerçekleşmediği takibi şikayete tabi suç ile ilgili takipsizlik kararı verilmesi gerekir.

    Dava Zamanaşımı Süresinin Geçmesi: Dava zamanaşımı, suçun işlendiği tarihten itibaren belli bir süre geçtiği halde dava açılmamış veya dava açılmasına rağmen kanuni süre içinde sonuçlandırılmaması halinde devletin cezalandırma hakkından vazgeçmesidir. Kovuşturma aşamasında dava zamanaşımı süresinin geçmesi halinde ceza adavasının düşmesi kararı verilir. Soruşturma aşamasında ise, dava zamanaşımı süresinin dolması halinde savcılık kovuşturmaya yer olmadığına karar verir.

    Yaş Küçüklüğü: Belli durumlarda yaş küçüklüğü nedeniyle cezai ehliyet ve sorumluluk yoktur. 5237 sayılı TCK m.31/1’e göre, 12 yaşından küçük çocukların cezai ehliyeti yoktur. Bu nedenle, kovuşturma olanağı bulunmayan bu halde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi gerekir.

    Suçun Affedilmesi: Genel af, ceza mahkumiyetinin tüm sonuçlarıyla ortadan kalkması anlamına gelmektedir. Genel af halinde, yürütülmekte olan savcılık soruşturmaları takipsizlik kararı ile sonuçlandırılır. Ancak, özel af halinde soruşturmanın sürdürülerek şartları varsa kamu davasının açılması gerekir.

    Şüphelinin Ceza Ehliyetinin Olmaması: TCK m.32/1’e göre, akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmez. Bu gibi hallerde de savcılığın kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermesi gerekir.

    Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararı (KYOK) Kim ve Nasıl Verir?

    Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (kyok), soruşturmayı yapan savcı tarafından verilir.

    Savcılık soruşturma yaparak suç işlenip işlenmediğini, suç işlenmişse şüphelinin suçun faili olup olmadığını araştırır. Savcılık, soruşturma konusu suç ile ilgili her türlü bilgi, belge, beyan veya başkaca delilleri titizlikle değerlendirerek suçun işlenip işlenmediğini araştırmalıdır. Yapılan araştırma işlemleri neticesinde şüpheli hakkında elde edilen deliller yeterli değilse, şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK) verilmelidir.

    Bu karar, suçtan zarar gören, müşteki ve önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilmelidir. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda; itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilmelidir. (CMK md.172-1)

    Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karara (KYOK) Karşı Nereye İtiraz Edilir? (CMK md.173)

    İtiraz, cumhuriyet savcılığı kararının yerinde olmadığı gerekçesiyle üst merciiye başvurulması anlamına gelmektedir.

    Müşteki veya suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren 15 gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hakimliğine itiraz edebilir (CMK md.173/1). Örneğin, İstanbul Çağlayan Adliyesinde verilen bir takipsizlik kararına İstanbul Sulh Ceza Hakimliği’ne itiraz edilebilir.

    Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı, bir itiraz dilekçesi verilerek itiraz edilir.

    Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı verilen itiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilmelidir (CMK md.173/2).

    Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karara (Takipsizlik Kararına) İtirazın Sonuçları

    Sulh ceza hakimliği önüne gelen itiraz hakkında dosyada mevcut bulunan evrak üzerinde değerlendirme yapabileceği gibi karar vermek için yeni deliller toplanmasını da isteyerek soruşturmanın genişletilmesini isteyebilir. Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir.

    Sulh ceza hakimliği kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, sulh ceza hakimliğinin kararını kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir (CMK md.173/3).

    Sulh ceza hâkimliği, itiraz edenin itiraz gerekçelerini veya soruşturma dosyasından anlaşılan nedenlerle itirazın haklı olduğu kanaatine varırsa, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı kaldırır. Bu halde, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye vermek zorundadır.

    Bazı durumlarda Cumhuriyet savcısının kamu davası açmada takdir yetkisi vardır. Örneğin, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kurumunun uygulanması gereken hallerde Cumhuriyet savcısı takdir yetkisini kullanarak dava açmayabilir. Cumhuriyet savcısının kamu davasının açılmaması hususunda takdir yetkisini kullandığı bu gibi hâllerde Sulh Ceza Hakimliği sadece takdir hakkının yerinde kullanılıp kullanılmadığını denetler. Yoksa, takdir hakkının kullanıldığı bu hallerde yeterli şüphe olduğu gerekçesiyle Cumhuriyet savcısının kamu davası açması için karar alamaz (CMK md.173/5).

    KYOK (Takipsizlik) Kesinleştikten Sonra Yeniden Soruşturma Başlatılması Mümkün mü?

    Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK), itiraz edilmezse kararın tebliğinden 15 gün sonra, karara itiraz edilirse sulh ceza hakimliği tarafından itiraz başvurusunun reddedilmesi üzerine kesinleşir.

    Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar usulüne uygun bir şekilde kaldırılmadıkça savcılık tarafından kendiliğinden kamu davası açılamaz.

    Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar kesinleştikten sonra, yeniden soruşturma yapılarak kamu davası açabilmenin iki yolu vardır:

    Savcılığın Takipsizlik Kararından Sonra Yeniden Soruşturma Yapabilmesi ve Yeni Delil Kavramı

    Fail hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (takipsizlik kararı) verildikten sonra aynı fiile ilişkin olarak yeniden soruşturma yapılabilmesi kanun koyucu tarafından “yeni delilin meydana çıkması” şartına bağlanmış ve bu husus ceza muhakemesi şartı olarak belirlenmiştir.

    5271 sayılı CMK’nun 172/2. maddesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra, yeni bir delil meydana çıkmadan Cumhuriyet savcısınca kendiliğinden kamu davası açılamayacağı hüküm altına alınmıştır.

    Diğer bir ifade ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra, meydana yeni bir delil çıkmadığı müddetçe aynı delil ve emarelere dayanarak yeni bir iddianame düzenlenemeyecektir. Kanun koyucu bu düzenleme ile kişilerin hukuk güvenliğini sağlamak istemiştir.

    CMK’nun 172/2. maddesinde yer alan “yeni delil” kavramından ne anlaşılması gerektiğine gelince; kovuşturmaya yer olmadığına dair karardan önce mevcut olan, ancak ele geçirilemeyen, dosyada bulunan ancak Cumhuriyet savcısı tarafından görülmeyen ve değerlendirilmeyen delil, yeni delildir. Yeni bir soruşturmanın başlatılabilmesi için, delilin yeni olmasının yanında, tek başına veya diğer delillerle birlikte bir suçun işlendiğini kuvvetle ispatlama gücüne sahip olması gerekir. Dava açmaya yetecek kadar güçlü elverişlilikte veya kovuşturmama kararının nedenini ortadan kaldırıcı ve ayrıca davanın da açılmasını sağlayacak kuvvette, suç şüphesini kuvvetlendirici nitelikte bulunması gerekir. Bu nitelikte yeni bir delil ortaya çıktığında, Cumhuriyet savcısı işe tekrar el atarak, iddianame düzenleyebilecek, kabulü halinde kamu davası açılmış olacaktır. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz edilmesi üzerine, itiraz reddedildiğinde bu karar kesinleşir. İtirazın reddi üzerine yeni delil olsa dahi, aynı fiilden dolayı Cumhuriyet savcısının kendiliğinden dava açması mümkün değildir. Önceden verilen dilekçe hakkında karar vermiş olan merciin, kamu davasının açılması hususunda karar vermesi gerekir. Diğer bir anlatımla Cumhuriyet savcısınca kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilip karar itiraz edilmeksizin kesinleştiğinde Cumhuriyet savcısının aynı işe tekrar el atması için, yeni bir delilin ortaya çıkması yeterli iken; kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz edilerek itiraz merciine başvurulduğunda; itiraz merciinin kararı ile kovuşturmaya yer olmadığı kararı kesinleşmişse, Cumhuriyet savcısının iddianame düzenlemesi için, (5271 sayılı CMK’nda yargılama makamının kararını Cumhuriyet savcısının kaldırması kabul edilmediğinden) yeni delilin yanında, önceden verilmiş itiraz dilekçesi hakkında karar veren merciin, kamu davasının açılması hususunda, yeniden bir karar vermesi gereklidir. Bu husus kanun koyucu tarafından ceza muhakemesi şartı olarak düzenlenmiştir.

    Kanun koyucu, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın dava zamanaşımı süresince bir tehdit oluşturmasını önlemek amacıyla, aynı kişi hakkında, aynı fiilden dolayı tekrar soruşturma başlatmak için yeni delil şartını getirerek, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlara “kesin hüküm” niteliği vermemekle birlikte, kişiler açısından hukuki güvenli alan oluşturarak adeta “kesin hükmün önleme etkisini yaratan bir hal” olarak düzenlemiştir.

    Bu suretle, insan haklarını ilgilendiren yönü nedeniyle şüpheliye önemli bir yargısal güvence getirilmiş, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, kesin hükmün önleyici etkisine benzer sonuçlar doğuran bir karar niteliğine sahip olmuştur. Böylece, kişilere getirilen kanuni teminatla, soruşturma aşamasına tekrar dönülebilir endişesi ortadan kalkmış bulunmaktadır. Nitekim Yargıtay uygulamaları da bu yönde istikrar kazanmıştır.

    Cumhuriyet savcısınca verilip denetimden geçmeden kesinleşen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ile merciince itirazın reddedilmesi üzerine kesinleşen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar arasında, önleme etkisi bakımından bir farklılık bulunmamaktadır.

    Zira CMK’nun 172/2. maddesinde “kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra” ifadesi kullanılmakta, yeni bir delil meydana çıkmadıkça, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamayacağı ifade edilmektedir.

    Nitekim öğretide de; kovuşturmaya yer olmadığı kararının kesin hüküm teşkil etmediği, ancak yeni delil meydana çıkmadıkça aynı fiilden dolayı fail hakkında yeniden soruşturma işlemlerine başlanamayacağı ve kamu davası açılamayacağı, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yapılan itirazın merciince ret edilmesi durumunda ise Cumhuriyet savcısının fail hakkında aynı fiilden dolayı kamu davasını açabilmesinin yeni delilin meydana çıkmasının yanında önceden verilen dilekçe hakkında karar vermiş olan merciin bu hususta karar vermesine bağlı olduğu, bu hususun kanun koyucu tarafından ceza muhakemesi şartı olarak düzenlendiği vurgulanmıştır (Yargıtay CGK-Karar : 2015/241).

    Ek Kovuşturmaya Yer olmadığına Dair Karar (Ek Takipsizlik Kararı) Nedir?

    Savcılık birden fazla suç ile ilgili aynı dosya kapsamında soruşturma yapabilir. Örneğin, bir kişi hakkında hakaret, tehdit, şantaj, mala zarar verme, konut dokunulmazlığını ihlal, yaralama vb. gibi birçok suçtan aynı dosyada soruşturma yürütülmesi mümkündür. Şüpheli kişi hakkında müştekiye hakaret ve tehdit ettiğine dair tanık beyanları olmasına rağmen, şüphelinin müşteki aleyhine diğer suçları işlediğine dair adli rapor veya beyan delili yoksa; hakaret ve tehdit suçları nedeniyle iddianame düzenlenerek kamu davası açılır, diğer suçlarla ilgili ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (ek takipsizlik kararı) verilir.

    Savcılık dava açmak için yeterli delil bulunan suçlarla ilgili şüpheli kişi hakkında iddianame düzenleyerek kamu davası açar. Kamu davası açmak için yeterli delil bulunmayan suçlarla ilgili de “ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” verilir. Ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, sadece ilgili kişi ve suç hakkında soruşturmanın sona erdirildiği anlamına gelir. Savcılığın soruşturmayı bir kişi ve suç hakkında sona erdiren bu işlemine “ek takipsizlik kararı” da denilmektedir.

    Ek takipsizlik kararına karşı mağdur ve müştekinin, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde sulh ceza mahkemesine itiraz hakkı vardır.

    Anayasa Mahkemesine ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Başvuru

    Anayasa mahkemesine bireysel başvuru, tüm olağan iç hukuk yolları tüketildikten sonra yapılan bir başvurudur. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (takipsizlik kararı) kesinleştikten sonra hukuken başvurulacak tüm iç hukuk yolları tüketilmiş olacağından anayasa mahkemesine bireysel başvuru yapılabilir.

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine bireysel başvuru, anayasa mahkemesine bireysel başvurunun da olumsuz sonuçlanması halinde gidilen bir uluslararası hukuk yoludur. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (takipsizlik kararı) kesinleştikten sonra etkin soruşturma yapılmadığı, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği vb. gibi birçok nedenle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurulabilir.

    Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın etkin soruşturma yapılmadan verildiğinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmesi üzerine, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep edilmesi hâlinde yeniden soruşturma açılır. (CMK/172-3)

    AİHM veya anayasa mahkemesi bireysel başvuruyu kabul edip hak ihlalini tespit etse bile, savcılık kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı (KYOK) kendiliğinden kaldırarak soruşturmaya devam etmez. Savcılığın soruşturmaya kaldığı yerden devam edilebilmesi için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararının kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde savcılığa başvurarak talepte bulunulması gerekir.

    Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK kararı – Takipsizlik Kararı), soruşturmayı sona erdiren önemli bir karar olduğundan itiraz hakkının bir avukat vasıtasıyla kullanılması hakkın etkin bir şekilde yerine getirilmesini sağlayacaktır.

    Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar Yargıtay Kararları

    Başsavcı Takipsizlik Kararını İade Ederek Savcının İddianame Düzenlemesini İsteyemez

    Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar, muhakeme faaliyeti sonunda, yargılama makamı tarafından verilmiş kararlar olmasa da adli nitelikte kararlardır. Ancak, bu kararlara itiraz yolunun açık olması nedeniyle itiraz üzerine kesinleşen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, mahkeme denetiminden geçerek yargısal karar hâlini alır ve yargı otoritesi özelliğini gösterir. Gerek itiraz üzerine kesinleşen, gerekse itiraz edilmeksizin kesinleşen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar bakımından, kanunun aradığı anlamda yeni delil ortaya çıkmadıkça, aynı fiilden dolayı Cumhuriyet savcısı aynı işe tekrar el atamayacağından, kesin hüküm etkisine benzer bir durum ortaya çıkmaktadır.

    Diğer taraftan, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, aynı zamanda temel hak ve özgürlükleri yakından ilgilendirdiğinden sıradan bir adli işlem niteliği de taşımamaktadır. Kesinleşmiş bir kovuşturmaya yer olmadığı kararının varlığı ile ceza muhakemesi sona ermekte, CMK’nın 172. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamayacağı, üçüncü fıkrası uyarınca ise kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın etkin soruşturma yapılmadan verildiğinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmesi veya bu karar aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi üzerine, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep edilmedikçe soruşturmanın yeniden dirilmeyeceği istisnai şekilde Kanun’da kabul edilmiştir. Anılan şartlar gerçekleşmeden Kanun’un istisnai olarak belirlediği bu hâl dışına çıkılarak başka makama kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı kaldırma yetkisi verilemeyecek, böylece kişilerin aynı fiilden dolayı soruşturma baskısı altında kalması engellenmiş olacaktır. Bu bakımdan mülga CMUK’da düzenlenen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın hukuki statüsünün 5271 sayılı CMK’da kabul edilmediği anlaşılmaktadır.

    Cumhuriyet savcısının soruşturma evresinin asıl yetkilisi olduğu, kamu davasını açma tekelini elinde bulundurduğu ve soruşturma evresinin sonunda iddianame veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verme hususunda kanundan doğan asli yetkiye sahip olduğu, 1412 sayılı CMUK’dan farklı olarak 5271 sayılı CMK’da kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılmasının belli şartlara tabi kılındığı, CMK’ya göre Cumhuriyet savcısınca kendiliğinden veya başkaca bir makamın talimatı üzerine aynı fiilden dolayı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar kaldırılarak kamu davası açılamayacağı, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra hangi hâllerde soruşturma yapılarak kamu davası açılabileceğinin CMK’nın 172. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında istisnai şekilde düzenlendiği gibi CMK’nın 173. maddesinde de kovuşturmaya yer olmadığına dair karara kimlerin itiraz edebileceğinin açıkça belirtildiği, CMK’nın tasarı metninde Cumhuriyet başsavcılarına tanınan itiraz yetkisinin de kanunlaşma sürecinde kaldırılarak Kanun metnine işlenmediği, bu bağlamda Cumhuriyet başsavcılarının itiraz dahi edemediği kararları iade de edemeyeceği, kanunlarda idari veya adli denetim yaparak Cumhuriyet savcısının suç soruşturması sonucunda verdiği kararların kaldırılması yetkisinin Cumhuriyet başsavcısına tanınmadığı, 5235 sayılı Kanun 17, 18 ve 20. maddeleri uyarınca Cumhuriyet başsavcılığı bünyesinde görevli Cumhuriyet savcılarının, aynı yer Cumhuriyet başsavcısından müstakilen adli göreve ilişkin işlemleri yapabilecek olup bu kapsamda münferiden ve bizzat soruşturma yaparak kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verebileceği, 2802 sayılı Kanun’un 5 ve 5235 sayılı Kanun’un 18. maddelerinde düzenlenen, sınırları açık ve net bir şekilde çizilmeyen gözetim ve denetim yetkisi adı altında Cumhuriyet başsavcısı tarafından yapılacak işlemlerin kovuşturmaya yer olmadığına dair kararların hukuken sonuç doğurmasına bir etkisi olmayacağı, anılan gözetim ve denetim yetkisinin bir suç soruşturması sonucunda hangi kararın verilmesi gerektiği yönündeki emirleri veya kararın onanmasını/iade edilmesini kapsamayacağı, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın geçerlilik şartları arasında Cumhuriyet başsavcısı tarafından anılan kararın onaylanması şeklinde bir işlemin bulunmadığı, Cumhuriyet savcısı tarafından elektronik imza ile imzalanan kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın hiçbir onay işlemine gerek olmadan hukuken geçerli hâle geleceği, CMK’da açıkça düzenlenen şartlar gerçekleşmeden hukuken geçerli kovuşturmaya yer olmadığına dair karar kaldırılarak iddianame tanzim edilemeyeceği anlaşılmakla;

    04.08.2016 tarihli ve 68487-36101 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın hukuken geçerli olduğu, CMK’nın 172. maddesinde yer alan şartların da gerçekleşmediği, bu aşamada kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik CMK’nın 173. maddesinde düzenlenen itiraz imkânının sağlanması için gerekli tebliğ işlemlerinin yapılması gerektiği, itiraz edilmesi durumunda merci tarafından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar kaldırılırsa Cumhuriyet savcısının iddianame düzenlemek zorunda olduğu, bu hâliyle 16.08.2016 tarihli ve 26294-19842 sayılı iddianamenin hukuki değerinin bulunmadığı, usulüne uygun şekilde açılmış bir kamu davasından bahsedilemeyeceğinden Bakırköy 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.02.2018 tarihli ve 614-114 sayılı durma kararı ile bu karara yapılan itiraz üzerine verilen Bakırköy 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.04.2018 tarihli ve 294 değişik iş sayılı itirazın reddi kararının usul ve yasaya uygun olduğu kabul edilmelidir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Karar:2020/399).

    Aynı Fiilden Dolayı Kovuşturmaya Yer Olmadığı ve İddianame Düzenlenmesi Kararı

    Uyuşmazlığın isabetli bir hukuki çözüme kavuşturulabilmesi için “fiil” ve “aynı fiil” kavramları üzerinde durulması gerekmektedir.

    Fiil kavramı; ceza muhakemesinde ve maddi ceza hukukunda kullanılan ortak bir kavram olmakla birlikte içerik olarak birbirinden farklılık arz etmektedir. Ceza muhakemesi anlamında fiil, uyuşmazlık konusu olay olup, muhakemenin konusunu oluşturan olayın bütününü ifade etmektedir. Maddi ceza hukukunda ise fiil, belirli bir amaca yönelen, kişinin isteğine göre ve iradesine bağlı, dış dünyada etki doğuran icrai yahut ihmali bir insan davranışıdır.

    Ceza muhakemesindeki fiil, maddi ceza hukuku anlamında tek bir fiilden oluşabileceği gibi birden fazla fiilden de oluşabilir. Bu itibarla ceza muhakemesindeki fiil kavramı, maddi ceza hukukundaki fiil kavramından daha geniş bir içeriğe sahiptir. Bununla birlikte, maddi ceza hukuku anlamındaki tek fiilin, ceza muhakemesinde birden fazla fiili oluşturması da mümkün değildir.

    Ceza muhakemesinde Cumhuriyet savcısı, yapmış olduğu soruşturma sonucunda kaleme aldığı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veya iddianame ile uyuşmazlığın konusunu ve sınırlarını ortaya koymaktadır. Ceza muhakemesine konu edilen fiilin aynı olup olmadığının tespitinde de iddianame veya kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda belirtilen olaylar bütününün esas alınması gerekmektedir. Buna göre iddianame ve kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda yer alan fiilin işlendiği yer, fiilin süresi, zamanı, kullanılan araçlar, kullanılma biçimleri belirtilmek suretiyle bireyselleştirilerek tanımlanan olaylar göz önünde bulundurularak fiilin aynı olup olmadığı belirlenecektir. Fiilin aynı olup olmadığının belirlenmesinde Cumhuriyet savcısınca yapılan hukuki nitelendirmenin bir önemi bulunmamaktadır.

    “Aynı konuda biri doğru, diğeri yanlış iki karar aynı zamanda verilmişse, yanlışı yok sayılmalıdır. Meselâ aynı eylem hakkında bir tavsiften kamu davası açılmış, diğer tavsiften açılmamışsa, hatalı olan ikincisini ortadan kaldırmak için vakit kaybedilmemelidir.” (Ceza Muhakemesi Hukuku, 18. Bası, sahife 206 - Kunter / Yenisey / Nuhoğlu) Nitekim, Yüksek Yargıtay CGK 19.04.1978 tarihli ve 78/1-129 sayılı içtihadıyla yukarıda alıntı yapılan görüş doğrultusunda karar vermiştir.

    Bu bilgiler ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;

    Kartal Cumhuriyet Başsavcılığınca, sanık hakkında “Sanığın katılanı bıçakla tehdit etmek suretiyle telefonunu zorla aldığına dair yeterli delil bulunmadığından” bahisle nitelikli yağma suçundan kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karar verildiği hâlde 12.12.2007 tarihli ve 12521-1079 sayılı iddianame ile “Sanığın mağdurun telefonunu müzik dinlemek için aldıktan sonra telefonu iade etmeyerek olay yerinden ayrıldığı” iddiası ile kamu davası açıldığı olayda; ek kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararın mağdura tebliğ edildiğine ve bu kararın kesinleştirildiğine dair dosya kapsamında herhangi bir bilginin olmadığı, aynı fiille ilgili biri doğru, diğeri yanlış iki kararın aynı zamanda verilmesi durumunda yanlış olan kararın hukuki değerden yoksun olacağı, ceza muhakemesine konu edilen fiilin aynı olup olmadığının tespitinde de iddianame veya kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda belirtilen olayların bir bütün olarak esas alınması gerektiği, ceza muhakemesindeki fiil, maddi ceza hukuku anlamında tek bir fiilden ibaret olabileceği gibi birden fazla fiilden de oluşabileceği, bu itibarla ceza muhakemesindeki fiil kavramının, maddi ceza hukukundaki fiil kavramından daha geniş bir içeriğe sahip olduğu ve fiilin aynı olup olmadığının belirlenmesinde Cumhuriyet savcısınca yapılan hukuki nitelendirmenin bir öneminin bulunmadığı hususları göz önünde bulundurulduğunda; sanık hakkında düzenlenen iddianame ile kovuşturmaya yer olmadığına dair ek kararda anlatılan fiillerin ceza muhakemesi anlamında tek bir fiil niteliğinde olduğu, dolayısıyla aynı fiil hakkında aynı zamanda hem kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karar hem de iddianame düzenlendiği, bu hâliyle sanık hakkında Kartal Cumhuriyet Başsavcılığınca aynı fiilden dolayı hukuki nitelendirme yapılarak verilmiş olan kovuşturmaya yer olmadığına dair ek kararının hukuki değerden yoksun olduğunun, sanık hakkında düzenlenen iddianamenin ise usul ve yasaya uygun olduğunun kabulü gerekmektedir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Karar: 2019/264).

    Eksik Soruşturma Yapılarak Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı Verilmesi

    Soruşturma evresinin asıl yetkilisi olan Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez ceza yargılamasının temel amacı olan maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için soruşturmaya başlayacaktır.

    Bir fiilin işlendiği haberinin alınması üzerine, suçu takibe yetkili makamlar tarafından derhal hazırlık soruşturmasına başlanmasını ifade eden ilkeye “araştırma mecburiyeti ilkesi”; hazırlık soruşturmasının neticesinde fiilin takibini gerektirecek hususlarda fiilin ve failin belli olması, yeterli emareler teşkil edecek vakıaların bulunması, başka bir ifade ile, şüphelerin ciddi olduğunun tespit edilmesi ve dava şartlarının gerçekleşmiş olması durumunda, yetkili makam tarafından kamu davasının açılmasını ifade eden ilkeye ise “kamu davasını açma mecburiyeti ilkesi” denilmektedir.

    Diğer taraftan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 13. maddesi uyarınca da, temel hak ve özgürlükleri ihlal edilen kimselere etkili bir başvuru yapma hakkı tanınması zorunlu olup, anılan hükmün uygulanmasına ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarında, (Örn: Vilko E. - Finlandiya kararı 2007; Sürmeli - Almanya kararı 2006) etkili başvuru yolunun hem teoride, hem pratikte erişilebilir, yeterli ve etkili olması gerektiği belirtilmektedir.

    İncelenen dosyada, müşteki …’ın Cumhuriyet Başsavcılığında vermiş olduğu ifadelerinde, kullandığı araçla maddi hasarlı yaralamalı bir trafik kazasına neden olduğunu, bu olayın soruşturması için… İlçe Emniyet Müdürlüğüne ait karakolda bulunduğu sırada isimlerini daha sonra öğrendiği polis memurları …, … ve …’ın kendisine hakaret ettikleri ve tehdit içerikli sözler söylediklerini, kendisini kasten yaraladıkları iddiasıyla şikayetçi olduğu, müşteki İsa Süren’nin Cumhuriyet Başsavcılığında alınan ifadesinde, ….’ın kaza yaptığını öğrendikten sonra …. İlçe Emniyet Müdürlüğüne ait karakola gittiğini, burada isimlerini daha sonra öğrendiği polis memurları …, … ve … ile sivil üniformalı görevlilerin kendisine hakaret ettikleri ve tehdit içerikli sözler söylediklerini, kendisini kasten yaraladıkları iddiasıyla şikayetçi olduğu, şüphelilerin alına ifadelerinde suçlamaları kabul etmedikleri, şüphelilerin olay kapsamında yasal zor kullanma yetkilerini kullandıkları, zor kullanma yetkisine ilişkin sınırı aşmadıkları, bu suretle üzerlerine atılı hakaret, tehdit, kasten yaralama ve görevi kötüye kullanma suçlarını işlediklerine dair iddiadan başka, şüpheli savunmalarının aksine haklarında kamu davası açılmasını gerektirecek yeterli delil bulunmadığından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği görülmektedir.

    Yapılan itiraz üzerine değerlendirme yapan Bodrum Sulh Ceza Hakimliğinin 2016/998 değişik iş numaralı kararıyla, soruşturma evrakının incelenmesinde itiraz dilekçesi ekinde sunulan 26/02/2016 tarihli raporun teknik detay başlıklı değerlendirmesi, sesin görüntüyle uyumsuzluğu dikkate alındığında hakaret ve tehdit suçlarından kamu davası açmaya yeterli şüphe oluşmadığı, şüphelilerin yasal zor kullanma yetkileri dikkate alınarak yaralama ve görevi kötüye kullanma suçlarından verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın gerekçesi usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, itirazın reddine karar verilmiştir.

    Ancak dosya kapsamında temin edilen adli muayene raporları, olaya ilişkin kamera kayıtları ve bilirkişi raporları değerlendirildiğinde, olay dahilinde hakaret ve kasten yaralama eylemlerinin gerçekleştiğine ilişkin kamu davası açmaya yeterli şüphe oluştuğu, kamera kayıtları detaylı bir şekilde değerlendirilerek, hakaret ve kasten yaralama eylemlerinin kim tarafından gerçekleştirildiği açıkça tespit edilmek suretiyle gereğinin takdir edilmesi gerekmektedir. Bu nedenle itiraz merciince soruşturmanın eksik yapılmış olduğu gözetilerek, gereğinin takdir edilmesi gerekirken itirazın reddine karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 18. Ceza Dairesi - Karar : 2017/2172).

    Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararın Hukuk Mahkemesine Etkisi

    Ceza Mahkemesi kararlarının, Hukuk Mahkemesindeki davaya etkisini düzenleyen TBK’nın 74. maddesinde; hakimin, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı, ceza hakimi tarafından verilen beraat kararıyla bağlı bulunmadığı, aynı şekilde, ceza hakiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararının da, hukuk hakimini bağlamadığı düzenlenmiştir. Bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır.

    Hukuk hakiminin ceza mahkemesi kararındaki maddi olgularla bağlılığının ölçüsü; beraat kararında suçun sanık tarafından işlenip işlenmediğinin kesin olarak, delilleriyle tespit edilip edilmediğidir. Ceza mahkemesinin, kusurun ve zarar miktarının takdiri hususundaki kararı, yani, fiilin işlendiği sabit olduğu halde, kusurluluğa ya da kusursuzluğa ilişkin saptaması, hukuk hakimini bağlamaz. Maddi olayları ve yasak eylemleri saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır. Beraat kararının tespit ettiği vakıa bakımından kesin delil teşkil edebilmesi için, beraat kararında o vakıanın mevcut olup olmadığının delillerle kesin biçimde tespit edilmiş olması gerekir. Buna göre hukuk hakimi, ceza mahkemesinin kusura ilişkin değerlendirmesiyle ve buna etkili tespit edilen olgularla bağlı kalmaksızın, taraflarca ileri sürülen delilleri toplayıp, tümünü birlikte değerlendirerek bir sonuca varmalıdır.

    Her ne kadar hukukumuzda koğuşturmaya yer olmadığına dair kararın hukuk mahkemesindeki davaya etkisini düzenleyen özel bir hüküm bulunmamakta ise de; maddi olayın ne şekilde meydana geldiği, eylemin hukuka aykırılığı ve eylem ile meydana gelen sonuç arasında nedensellik bağı bulunup bulunmadığı noktalarını kesin olarak delillerle ortaya koyan kararların mahkemeyi bağlayacağını söylemekte bir sakınca bulunmamaktadır. Zira, koğuşturmaya yer olmadığına dair kararlar da tıpkı ceza yargılaması neticesinde verilen kararlar gibi taraf delilleri ile bağlı olmaksızın re’sen yapılan araştırma neticesinde edinilen kanaate göre verilen kararlar olup, kesinleşen maddi olguların hukuk yargılamasına etkisi bakımından aralarında bir farklılık bulunmamaktadır.

    O halde; yukarıda ceza mahkemesi kararlarının hukuk yargılaması bakımından bağlayıcılığına ilişkin açıklamalar koğuşturmaya yer olmadığı kararları bakımından da geçerlidir.(Yargıtay 3.HD - KARAR NO : 2018/2790).

    Savcılığın KYOK Kararına Karşı Soruşturmanın Genişletilmesi Talebi

    5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, bir suçun işlendiği ihbarını alan Cumhuriyet savcısı, delil toplayıp maddi gerçeği araştırmaya başlayarak, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe bulunması halinde, aynı Kanun’un 170/2. maddesi uyarınca iddianame düzenleyip kamu davasını açmakla, yeterli şüphe bulunmaması halinde ise Kanun’un 172. maddesi uyarınca kovuşturmaya yer olmadığına karar vermekle görevli bulunmaktadır. Buna karşın Cumhuriyet savcısının kararına itiraz üzerine Sulh Ceza Hakimliğince Cumhuriyet savcısı tarafından gerekli delillerin toplanmadığı veya araştırmanın olayın özelliğine göre yetersiz ve yüzeysel kaldığının açıkça anlaşıldığı durumlarda, soruşturmanın eksik yapıldığından bahisle, genişletilmesine gerek görürse bu hususu açıkça belirtmek suretiyle CMK’nın 173/3. maddesi uyarınca soruşturmanın genişletilmesi kararı vererek, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir, Cumhuriyet başsavcılığı belirtilen eksikleri tamamlayıp delilleri topladıktan sonra itirazı incelemek üzere dosyayı yeniden Sulh Ceza Hakimliğine gönderecektir. Sulh Ceza Hakimi bu kez dosyayı inceleyip itirazı kabul veya reddedecektir.

    İnceleme konusu dosyada Cumhuriyet başsavcılığınca, şikâyetçinin cep telefonunun çalındığını ya da kaybolduğunu belirterek şikâyet dilekçesi sunmasından sonra belirtmiş olduğu imei numarası üzerinden araştırma yapılarak suç tarihinde ve o tarihten sonra bahse konu cep telefonunun kullanılıp kullanılmadığı, kullanılmış ise kimler tarafından kullanıldığının tespiti, yine olayın gerçekleşmiş olduğu yere ilişkin olarak müştekinin ayrıntılı beyanının alınmasını müteakip, olayın gerçekleştiği yerde iş yeri/yerleri ve varsa güvenlik kamerası kayıtlarının olup olmadığı araştırılarak, bulunması halinde kamera görüntülerinin incelenmesi gerekirken herhangi bir soruşturma işlemi yapılmadan soyut gerekçelerle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğinin anlaşılması karşısında; kanunun öngördüğü şekilde soruşturma yapılmasının sağlanması için itiraz merciince itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken, reddine karar verilmesi nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, (BAKIRKÖY) 4. Sulh Ceza Hakimliğince kesin olarak verilen 20.02.2018 gün ve 2018/1329 D. İş sayılı kararın, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA karar verilmiştir (Yargıtay 2. Ceza Dairesi - Karar : 2018/6733).

    Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu

    Yazı kaynağı : barandogan.av.tr

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap