Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    kordiseps mantarı insana zarar verir mi

    1 ziyaretçi

    kordiseps mantarı insana zarar verir mi bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Kordiseps Mantarı Nedir, Nerede Yetişir Ve Yenir Mi? Kordiseps Mantarı Faydaları, Yetiştiriciliği Ve Özellikleri

    Ölüm Isırığı: Kordiseps (Cordyceps) Mantarı Nedir? Üremek İçin Karıncaları Nasıl Zombileştirir?

    Ölüm Isırığı: Kordiseps (Cordyceps) Mantarı Nedir? Üremek İçin Karıncaları Nasıl Zombileştirir?

    Bir karınca olduğunuzu hayal edin. Yüz binlerce diğer bireyden oluşan sürünüzle birlikte, her gün, azimle çalışıyorsunuz. Besin depolama, yuva temizliği, yavru bakımı, ölülerin yuvadan atılması gibi işlere koşturuyorsunuz. Ama bir gün, kendinizi normalde olduğundan tuhaf hissediyorsunuz. Sanki vücudunuzda bir şeyler yolunda gitmiyor gibi. Küçük bacaklarınızı suratınıza ve karnınıza sürterek acının kaynağını tespit etmeye çalışıyorsunuz. "Ne o?" Bir ses mi duydunuz? Ya da bir koku? Normalde sürüdaşlarınızın bıraktığı izleri takip etmeli ve besin kaynaklarından taşıma yapılmasına yardım etmelisiniz. Ancak normalde olacağın aksine, kaslarınız istemsizce kasılıyor ve yuvadan dışarıya hareket etmeye başlıyorsunuz. Giderek sürüden uzaklaşıyorsunuz ve yakınlardaki ince bir fidana tırmanmaya başlıyorsunuz. Ne kadar engellemeye çalışsanız da olmuyor. Tırmandıkça acı şiddetleniyor ve dayanılmaz bir hal alıyor. Neler oluyor?

    Yerden yaklaşık 20 santimetre yükseğe ulaştıktan sonra vücudunuza göre fazlasıyla güçlü olan çeneniz de kontrolsüzce kasılmaya başlıyor. Ve acı artık dayanılmaz bir hal almışken, çeneniz son bir hamleyle tamamen kasılıyor ve tırmandığınız ince bitkinin gövdesine olanca gücünüzle kenetleniyor. Bitkiyi o kadar şiddetli bir şekilde bitkiyi ısırıyorsunuz ki, artık ölmeye başladığınızı bildiğiniz son birkaç saniyede çene kaslarınızın yırtıldığını hissediyorsunuz. Sizin için her şey bitti, evet. Ama ölü bedeniniz, yepyeni bir doğuma ev sahipliği yapacak...

    Cordyceps Mantarı ve Ölüm Isırığı Nedir?

    Burada hikayeleştirerek anlattığım olaya biyolojide "ölüm ısırığı" diyoruz. Masal değil, şu anda Tayland ve Brezilya'nın yağmur ormanlarında sayısız karıncanın başına gerçekten geliyor. Yeni bir olay da değil; son 50 milyon yıldır, gezegenimizin yağmur ormanlarında devam etmekte olan, gerçek bir zombi hikayesi bu!

    Ophiocordyceps unilateralis mantarıyla tanışın. Yağmur ormanlarındaki karıncaların korkulu rüyası... Enfekte ettikleri karıncaların vücutlarını ele geçiren ve mantar için en uygun üreme koşullarına yönlendirerek burada onları öldüren kukla efendileri... Kuklaları ise, mermi karıncaları gibi ufak ama güçlü böcekler...

    Cordyseps (Kordiseps) cinsi mantarlar, keseli mantarlar grubundandır. Tayland ve Brezilya'nın yağmur ormanlarında yaşayan bu cinse ait 400 kadar tür tespit edilmiştir. Bu türlerin tamamı iç parazitik mantarlardır ve genellikle böcekler ve diğer eklembacaklılar içerisinde yaşarlar. Bir kısmı da başka mantarlar üzerinde parazit yaşarlar. Burada ise, eskiden bir Cordyceps türü olduğu düşünülen; ancak 2007 yılında yapılan bir filogeni araştırmasıyla ayrı bir cinse ait olduğu tespit edilenOphiocordyseps unilateralis isimli canlıya odaklanacağız.

    Mantarlarda Beyin Kontrolü Nasıl Evrimleşti?

    Karıncaların da ait olduğu taksonomik grup olan böcekler, yani Insecta sınıfı, gezegenimizdeki en çeşitli canlı gruplarından birisidir. Şöyle söyleyeyim: Yeryüzünde yaşayan her 10 hayvan türünden 9 tanesi böcektir! Ve tüm bu böcek türlerinin %80'i yağmur ormanlarında yaşar. İşte bu yağmur ormanlarında yaşayan bu karıncalar, her an bir Ophiocordyceps mantarının kölesi haline gelebilirler!

    Her ne kadar bir mantarın bir hayvanın vücudunu kontrol edebilmesi "erişilmez" bir özellik gibi gözükse de, evrim tarihinde bunun gibi birçok karmaşık birçok parazit-konak ilişkisinin ortaya çıktığını biliyoruz. Bunun bir örneğini buradaki yazımızda veya aşağıdaki videoda anlatmıştık.

    Ama şunu anlamak önemli: Ophiocordyceps mantarı, bu "davranışı" sergilerken, "Evet, çoğalma vaktim geldi, hadi şu karıncayı enfekte edeyim." gibi bir düşünceyle, bilinçle, algıyla hareket etmez - çünkü sinir sistemi yoktur. Sinir sisteminin olmadığı bir durumda, sinir sistemiyle ilişkili olan düşünce, bilinç, algı gibi sözcüklerden bahsedemeyiz.

    Aslında olan şudur: Envai çeşit hayvana bulaşabilen, çok sayıda bakteri, mantar, protozoa ve diğer parazit türü vardır. Her biri, konaklarının vücudundan farklı şekillerde faydalanır: kimisi kan emer, kimisi hücre içinde genleri kullanır, kimisi sindirim kanalındaki besinleri sömürür, kimisi bitki köklerinden geçen besinleri çalar...

    Ancak parazitlerin yaptığı tek şey "çalmak" değildir. Aynı zamanda kendi salgıları sayesinde konaklarıyla etkileşime de geçebilirler. Kimisi çeşitli enzimler salgılayarak belli dokuları parçalayabilir, kimisi sinir sistemine tutunarak istem-dışı sinyaller üretebilir, kimisi mide gibi organların çalışma prensiplerini bozabilir. Bunların her biri, parazitlerin evrimsel sürecinde, her bir nesilde kendi üreme şansını en çok arttırabilen bireylerin daha çok hayatta kalması, daha çok üremesi ve dolayısıyla bir sonraki nesilde bunu aynı şekilde başarabilen daha fazla yavrunun var olmasıyla sağlar. Yani işin içinde bir bilinç ya da algı yoktur, durmaksızın süregelen nesiller, bu nesiller içindeki çeşitlilik ve bu çeşitlilik içinden en uyumlu ve en başarılı olanların hayatta kalması ve daha çok üremesi vardır. Bunun sonucunda da kaçınılmaz olarak nesiller geçtikçe daha başarılı manipülatörler evrimleşir.

    Bu da son derece mantıklı ve anlaşılırdır. Ophiocordyceps üzerinden düşünelim: Bu mantarın atalarının ve kuzenlerinin bulaşabileceği tür sayısı çok çeşitlidir. Ancak bulaşılabilecek bu türlerden her birinin yaşam alanı farklıdır. Üremeye çalışan bir mantar, kendi "en uygun" üreme şartları her neyse buna en yakın olan bölgelerde yaşayan türlere bulaştıkça, üremesine daha az uygun bölgelerde yaşayan diğer türlere bulaşanlara göre çok daha fazla üreyecek ve gelecek nesilleri kendi genleriyle domine edecektir. Bu nedenle Ophiocordyceps popülasyonları, yağmur ormanlarının nemli ve ılıman bölgelerindeki karıncalar ile gitgide daha sıkı bir ekolojik ilişki kuracaktır.

    Çeşitlilik sadece bulaşılabilen türler konusunda değildir. Bulaşıldıktan sonra olanlar, yani parazit-konak etkileşimi ve ekolojisi de çok çeşitlidir. Bir parazitin, konağının vücuduna salgıladığı kimyasallar birçok değişime neden olabilir. Bu parazit-konak ilişkisi ilk kurulmaya başlandığında, Ophiocordyceps'in ataları karıncaların davranışında bugünküne nazaran çok farklı değişimler yaratmış olabilir. Kimisi bulaştığı anda vücuda yayılarak onları öldürmüştür, kimisi anında ölümcül kasılmalara neden olmuştur, kimisi karıncaların fazladan feromon salgılamasına neden olmuş olabilir, kimisi karıncalara istemsizce daireler çizdirmeye başlamış olabilir.

    Fakat bunlar arasından birisi, karıncalarda tırmanma güdüsünü ve davranışını tetiklemeyi başardıysa veya kademeli bir şekilde bu güdü her seferinde daha net bir şekilde tetiklenebildiyse, yağmur ormanlarının mantar için uygun bölgelerine tırmanabilen karıncalardan fışkıran parazitler en etkili ve verimli şekilde diğer karıncalara saçılacaktır. Yüksek bir noktadan saçılan mantar üreme hücreleri, bir seferde çok sayıda karıncaya bulaşabilecektir ve bunu başarabilen mantarların genleri, bir sonraki nesli oluşturan parazit popülasyonunu domine edecektir. Çünkü bunu yapamayanların genleri çok daha kısıtlı sayıda karıncaya bulaşıp, çok daha az sayıda çoğalabilecek ve parazit popülasyonunu domine edemeyecektir.

    Bunu Nereden Anlıyoruz?

    Mantarın karıncayı kontrol etmeyi bırakıp, üreme döngüsünü başlattığı şartlara bakarak... Yapılan araştırmalar, mantarların karıncaları orman tabanından ortalamada 25.2 santimetre yukarıya götürdüğünü ve bu yükseklikte %94-95 nem oranı aradıklarını ve 20-30 santigrat derece arasını sevdiklerini göstermektedir. Bu değerler, mantarın üreyebilmesi için en uygun olan değerlerdir.

    Ama Toxoplasma ile ilgili konumuzda anlattıklarımızı hatırlayın: Tıpkı Toxoplasma'nın yaşam döngüsünün hatasız olmaması gibi, her Ophiocordyceps mantarı da her karıncayı, her seferinde en uygun koşullara taşıyamaz. Yani bu konuda da bir çeşitlilik vardır. Bu çeşitlilik sayesinde, çevre ve üreme şartları değiştikçe, Ophiocordyceps popülasyonları da yepyeni yönlere doğru evrimleşmeyi sürdürmektedir.

    Neden Tüm Mantarlarda Beyin Kontrolü Evrimleşmedi?

    Tabii sorabilirsiniz: Neden tüm parazitler konaklarının vücudunu ele geçirmiyor? Neden diğer mantarlarda bu özellik evrimleşmedi?

    İşte bu soru, "Neden diğer maymunlar insan olmuyor?" ya da "Neden diğer hayvanlarda da insan gibi zeka evrimleşmedi?" sorularıyla birebir aynıdır! Evrimin en havalı, en zeki, en güzel beyin kontrolü yapan gibi "enlere" göre evrimleştirme gibi bir amacı, hedefi, bilinci yoktur. Her tür, kendi şartları altında evrimleşir ve bu şartları anlamaksızın bir türün neden o şekilde evrimleştiğini anlamak mümkün olmaz. Benzer şekilde, her türün kendi evrimsel tarihine odaklandığınızda, o türün neden diğer herhangi bir tür gibi değil de, "o şekilde" evrimleştiğini anlayabilirsiniz.

    Şöyle düşünün: 2. Dünya Savaşı sırasında Naziler neden Belçika'yı, Fransa'yı, Danimarka'yı, vs. fethetti de, Sovyetler Birliği'ni fethetmedi? Onları da fethetselerdi ya, daha iyi olmaz mıydı? O fetihlerin de, fethedemeyişlerin de tarihsel nedenleri var ve bunları tespit etmek için tarihe, koşullara, şartlara, olaylara bakmak gerekiyor. Evrimde de durum aynen böyledir. Bu koşullara, olaylara, tür içi çeşitliliğe, gen-çevre etkileşimlerine vs. bakmaksızın bir türün evrimsel dinamiklerini anlayamayız. Dolayısıyla bir türün neden o şekilde evrimleştiğine ama bu şekilde evrimleşmediğine anlam veremeyiz. Her neyse, Ophiocordyceps ve karıncalarımıza dönelim:

    Karıncalarda Savunmanın Evrimi

    Karıncaların elinin bu süreçte armut toplamadığını unutmamak gerekiyor. Parazit-konak sistemi, sözünü ettiğim bu ekolojik ve evrimsel süreçte karşılıklı olarak evrimleşir. Örneğin parazit popülasyonu karmaşık davranış bozukluklarına sebep olan kimyasallar salgıladıkça, konaklar da bu kimyasalları taşıyan bireyleri daha iyi tespit edip, erkenden yok edecek biçimde özelleşir.

    Burada da yine "Aaa bizim sürüye bir şeyler oluyor, aman hemen evrimleşelim de sorunu çözelim." gibi bir mantık, akıl, bilinç, algı yoktur. Karıncalarda sinir sistemi olmasına rağmen yoktur; çünkü evrim istekle, arzuyla, bilinçle yaşanmaz. Hayatta kalma ve üreme mücadelesiyle, nesiller boyunca yaşanır.

    Olan şudur: Karıncalar arasındaki çeşitlilik dolayısıyla bazıları, Ophiocordyceps enfeksiyonlarını koklama veya tuhaf davranışları tespit etme konusunda daha başarılı olacaktır. Çünkü karınca sürülerindeki bireylerden bazılarının görevi, kovan temizliğidir. Bu temizliğin bir parçası, ölüleri ve hastaları ayıklamaktır. Dolayısıyla bu sorunları erkenden tespit edebilmek, büyük bir avantajdır. Hele ki söz konusu hastalık, Ophiocordyceps kaynaklı ise... Çünkü bir Ophiocordyceps salgını, koca bir karınca sürüsünün kökünü tamamen kazıyabilmektedir. Tek bir mantardan yayılan enfeksiyon, metrekare başına 20-30 karıncanın ölmesiyle sonuçlanabilmektedir. Bu tehlikeyi önceden sezebilecek özelliklere sahip popülasyonlar daha kolay ve uzun hayatta kalmışlardır ve bu sayede bu tespit mekanizmaları evrimleşebilmiştir.

    Ophiocordyceps Karıncaları Nasıl Yönetiyor?

    Peki Ophiocordyceps bu zihin veya beden kontrolünü tam olarak nasıl yapıyor dersiniz? Bu konu halen biraz tartışmalı.

    Örneğin BBC'nin meşhur Planet Earth belgeselinde bunun beyindeki motor fonksiyonları yöneten kısımları etkileyen kimyasallar salgılayarak yaptıkları ileri sürülmektedir, çünkü araştırmalar bunu gösteriyordu.

    Ancak 2017 yılında yayınlanan bir makalede uzmanlar, mantarın enfekte ettiği karıncaların kaslarını ve beyinlerini 3 boyutlu taramalarla incelediklerinde, mantarın karınca kaslarına derinlemesine nüfuz etmesine rağmen, beyinlerine hiç dokunmadıklarını keşfettiler.

    Yani mantar, karıncaları adeta bir kukla ustasının yönettiği kukla gibi, kaslarını kasıp gevşeterek kontrol ediyor; beyinden vücuda gönderilen sinyallere hiç dokunmuyor.

    Fosillerde Beyin Kontrolünün İzleri!

    Bu yeni bir adaptasyon da değil. Bazı fosil kaynaklarında bu tür bir mantar-karınca ilişkisinin 48 milyon yıl öncesine kadar gidebileceğini göstermektedir ki bu, bu tür bir sinirsel manipülasyon tekniğinin yaklaşık 50 milyon yıl kadar önce evrimleştiğini düşündürmektedir.

    Böylesi bir davranışı fosillerden nasıl tespit ettiğimizi merak ediyor olabilirsiniz. Bunu yapabilmemizin sebebi, ölmek üzere bir ağacın gövdesine tırmanan karıncanın, tutunduğu noktada dambıl şeklinde izler bırakıyor olmasıdır. Aynı izlere Messel Çukuru'nda çıkarılan 48 milyon yıl öncesine ait fosillerde de rastlamaktayız ve bu nedenle bilim insanları söz konusu "beyin kontrolü" davranışının o zamanlarda da bulunuyor olabileceğini düşünüyor.

    Ne yazık ki hem bu tür ilişkileri fosillere bakarak görmenin zorluğu, hem de sahada yapılan araştırmaların seyrekliği nedeniyle henüz keşfetmemiz gereken çok ayrıntılı bulunmaktadır.

    Eğer bu konu sizi heyecanlandırıyorsa, belki de eğitiminizi Ophiocordyceps gibi iç parazitlerden ve bunların evrimsel, ekolojik ve paleontolojik tarihinden yana şekillendirebilirsiniz ve bu sır perdelerini aralayan müthiş beyinler arasına katılabilirsiniz!

    Yazı kaynağı : evrimagaci.org

    kordiseps mantarı

    Kortisep mantarı nedir? Faydaları nelerdir?

    Kordiseps mantarı, dünya üzerinde ender bulunan bir mantar türüdür. 

    kortisep mantarı

    Bu tip mantarlar, çeşitli böcekler ve eklem bacaklıların üzerinde yaşarlar. Bu mantar türlerinden bir tanesi, Brezilya’nın yağmur ormanlarında karıncalardan yalnızca bir tanesini etkisi altına alarak bile yaşamının devamlılığını sağlayabilir. Bulaşmış olduğu karıncanın bedeninde parazit yaşam formunda olan bu mantar türü karınca için hayati olmayan organları besin olarak kullanır. Besinler bittiği zaman merkezi sinir sistemiyle devam ederek beyine kadar ulaşır. Bu esnada salgılamış olduğu kimyasal salgılar karıncanın beden kontrolünü ele geçirmesini sağlar. Karınca bu süreden sonra adeta zombiye dönerek mantarın boyunduruğu altına girer. Mantar tabanı böcek larvalarından oluşur ve koyu kahverengidir, kendisini organizmaya bağlar ve yaklaşık altı santim uzunluğunda büyür. Tamamen olgunlaştığında, kordiseps aslında virüs bulaşmış böceklerin % 90’ından fazlasını tüketir. Daha sonra şişerler ve yaklaşık 300-500 miligram ağırlık kazanacak şekilde gelişirler.

    kortisep mantarının tırtıl üzerinde büyümesi

    Cordyceps (kordiseps), aslında parazitik organizmalar olan, Çin, Nepal ve Tibet’in yüksek platolarındaki tırtılların üzerinde yaşayan, çok sayıdaki mantar ailesinden birisidir. Aynı zamanda “tırtıl mantarı” olarak da adlandırılır. Yılın belirli zamanlarında ve dünyanın sadece belirli bölgelerinde deniz seviyesinden 3.800 metre yükseklikte tırtılların üzerinde bulunurlar. Bu nedenle de çok değerlidir.

    Geleneksel Çin tıbbının ilacı

    Eski Çin eserlerinde kordiseps mantarı her hastalığa şifa olarak gösterilir. Doğal bir antibiyotiktir. Hem ilaç olarak hem gıda olarak kullanılır. Lezzetli ve besleyicidir. Bir Çin atasözü şöyle der: “Uzun ömürlü olmak istiyorsan sürekli Kordiseps Mantarı tüket”

    kortisep mantarı çin

    Kordiseps hakkında tıp literatürünün topladığı Cognet kütüphanesinde 1315 yayın var. Bu çok yüksek bir sayı ve çok önemli... Ayrıca bu yayınlar 2015-201 arasında yayımlanmış, yani son 5 yıla ait yayınlar. Kordiseps aslında medikal bir mantar. Medikal mantar demek tıpta ve ilaç sanayinde kullanılan bir mantar demektir. 4000 yıldır antibiyotik olarak kullanılan bir mantar.

    Kortiseps mantarı içeriği

    Ana besin kaynağı içindeki MİSELYUM’dadır. Polisakkarit ve Adonezin de içeren miselyum %100 Saf bir üründür. Tadı ilaç gibidir.

    Kortiseps mantarının faydalarına genel bakış

    Bir çeşit doğal “immüno-güçlendirici ilaç” olarak düşünülen kordiseps takviyeleri, hayatı tehdit eden enfeksiyonları veya hastalıkları takiben bağışıklık sistemini normale döndürmek için kullanılmaktadır. Kordiseps, iyileşme süresini hızlandırırken otoimmün bozuklukları, aşırı inflamasyonu ve doku hasarını kontrol etmeye yardımcı olabilir. Buna ek olarak araştırmalar, kordisepsin hafif uyarıcı veya “adaptogen otlar” gibi davranabildiğini, stres veya yorgunlukla mücadele ettiğini ve doğal olarak enerji seviyelerini arttırdığını gösteriyor. Kordisepsin en çok araştırılan faydalarından bazıları atletik performansı arttırmak, virüslere karşı bağışıklığı arttırmak ve hatta ömrü uzatmaktır.

    Kimler Kortiseps mantarı kullanmalı

    Bir doktorun ifadeleriyle, Kortiseps mantarının faydaları 

    Kordiseps, kortizolü düşürüyor. Vücudumuz stresle karşılaştığında böbrek üstü bezden kortizol, adrenalin ve noradrenalin salgılanır. Bu adrenalin ve noradrenalin vücudumuzda değişik tepkiler oluşturur. Mesela; Tansiyonumuzun çıkması, Şekerimizin yükselmesi, Stres veya çağımızın hastalığı depresyon, modun düşmesi, anksiyete (kaygı) bozukluğu, Astım ve bağırsak hastalıkları. Bunların hepsi kortizolun bizde yarattığı şeylerdir. Stresin fazlası bağışıklık sistemimizi düşürüyor, kansere sebep oluyor, mide kanamasına yol açıyor. Kordiseps’i tavsiye ettiğimiz 1.alan bu tip hastalıklardır. Hastamıza kordiseps verdiğimizde kortizolü düşürüyor, adaptasyon yiyeceği olarak geçiyor kordiseps. Yani tansiyonunuz yüksekse düşürüyor, düşükse yükseltiyor. Bu çok güzel bir durum. Şöyle ki; biz hastamıza tansiyonu düşüren bir ilaç verdiğimizde tansiyon düşüyor, ama aynı zamanda böbrekte hasar oluşturuyor. Bu sefer yeni ilaç vermek gerekiyor böbrek için. Oysa biz hekimler hastalarımızın kullandığı ilaç sayısını hep azaltmak isteriz.

    Kordisep’i özellikle tavsiye ettiğimiz 2. alan şeker hastalığıdır. Şeker hastalarının düzenli diyet yapması gerekiyor. Ama özellikle ülkemizde hastalar diyete dikkat etmiyorlar. 10 hastadan 8i şeker hastasıysa 1 yada 2 kişi diyete dikkat ediyor. Eller ve ayaklarda uyuşmalar, kalp krizleri ve felçler yaşanıyor. Kordiseps şekeri düzenliyor. Sessiz kalp krizleri, şekerin göze vurması, şekerin ayağa vurması, bizim istemediğimiz ama gerçekleşen şeyler. İşte kordiseps mantarı mikrovasküler komplikasyonları ortadan kaldırıyor. Bu gerçekten bizim için mükemmel bir durum.

    Kordisepsin bir diğer kullanım alanı stres. Kordiseps kortizolu düşürerek stresi ortadan kaldırıyor. Depresyon, anksiyete hastalarında iyileşme sağlıyor. Kordisepsin içinde yer alan adonezin proteini hücreler arası bağlantıyı arttırıyor. Bu bağlantıyı arttırarak vücudun direncini arttırıyor. Örneğin; vücuda mikrop girdiğinde hücreler arası bağ kuvvetli ise o mikrobu algılıyor; onu yabancı kabul ediyor ve onu yiyerek yok ediyor. Bu şekilde bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Mesela kanser hücresi aslında insanın kendi hücresidir. Ama kanser hücresi haberleşme sistemini unutur. Sonuçta asla yaşlanmayan sürekli bölünen hücrelere dönüşür. Bu süreçte eğer bağışıklık sisteminiz zayıf ise vücudunuz kanser hücresini tanıyamaz ve kanser hücresi büyümeye başlar. Kordiseps bağışıklığı güçlendirdiği için kanser hücrelerini fark edip yok etmeye yardımcıdır. Özellikle yurt dışında örneğin, Amerika’da meme kanseri profilaksisinde (önleyici tıp) kordiseps mantarı kullanılıyor. Cambridge ve Harvard da bu konuda çalışmalar yapılıyor.

    Bir diğer alan ise bağışıklık sistemi güçlendiricisi olarak da kullanabilirsiniz. Özellikle çabuk hasta olan bünyesi zayıf kişilerin kullanması gerekir. Wang Yumei hoca 10 yaş altı çocuklarda hastalık döneminde 3-4 gün yarımın-yarısı olarak kullanılabileceğini söylüyor. Yetişkinlerde günlük tüketimi tavsiye ediyor. Kişilerin kilosuna göre de doz uygulanabilir.

    Bir diğer alan ise Kardiyovasküler (kalp ve damar) ve serebravasküler hastalıkları önler.

    Öksürük, nefes darlığı, nefes yetmezliği, terleme, akciğer zayıflığından kaynaklanan halsizlik, bitkinlik vb. Bu ürünü kullanarak rahatsızlıkların giderilmesini ve Zatüre, Astım, Amfizem gibi hastalıkların tedavisinde hızlı bir iyileştirici etkiye sahiptir.

    Kan damarlarının açık olması tamamen böbrekler bağlıdır. Geleneksel Çin tıbbına göre böbrek omurgaya, omurga da ilik, kemik ve beyne bağlıdır. İnsanlarda kemik ya da ilik sağlığını böbrek kontrol eder. Yani kişide kemik yada ilik sorunu varsa böbrekten kaynaklanır. Modern tıp tarafından Cordyceps Sinensis’in böbreklerdeki metabolizmayı iyileştirdiği kanıtlanmıştır. Cordyceps Sinensis’in iyileştirici etkileri, böbrek hücrelerinin tüm fonksiyonlarının daha hızlı gerçekleştirilmesi, idrardaki toksinlerin ekskresyonu gerçekleşmektedir. İlaç tedavilerinin böbrek dokularına ve kanallarına verdiği patolojik hasarlar, Cordyceps Sinensis tarafından onarılmaktadır. Böbreklerin yeniden enfeksiyon kapmasını ve Hiperfosforemiyi önler. Böbrek ve akciğer hastalıklarında görülen bel ve ayak ağrıları, emisyon ve sık idrara çıkma sorunlarının giderilmesi açısından Cordyceps Sinensis’in çok iyi sonuçlar verebilmektedir.

    Yazı kaynağı : www.fitolsam.com

    Kordiseps mantarının faydaları nelerdir?

    Kordiseps mantarı, adı üzerinde bir mantar türü ve besin değerleri bakımından da oldukça güçlü bri ürün. Pek çok diğer mantar ile yakından bağlantılı olsa da, onlardan çok daha etkili olduğunu belirtmek gerekiyor.
    Bu mantarlar dünyanın yüksek dağlık bölgelerinden toplanıyorlar ve bilhassa Himalaya dağları bu bölgeler arasında. Mantarın en dikkat çekici yanı ise aslında tırtılların üzerinde yetişmesi. Ancak tarihte sadece kısıtlı miktarda kullanılabilen mantarın bu durumda olmasının sebebi, sadece yılın belli dönemlerinde toplanabilmesi, sadece belli tırtılların üzerinde bulunması ve ayrıca 3800 metreden daha yüksekte yetişmesi.

    Kordiseps Üzerinde Yapılan Araştırma ve Çalışmalar

    Serbest radikaller, enfeksiyonlar, inflamasyonlar ile olan savaşta etkili olduğu bilinen kordiseps, yüzyıllardır bir ilaç olarak kullanılmaktadır ve solunum yolu hastalıklarında, öksürükte, nezlede, karaciğer hasarında ve pek çok başka hastalıkda bir çözüm olarak değerlendirilebilmektedir. Yaşlanmanın ve stresin etkileri ile de savaşan bu süper gıda, vücudu hastalıklardan korumaktadır ve enerji düzeylerini de arttırmaktadır.

    Kordiseps mantarı, doğada parazitik bir mantardır ve sadece bir türde tırtılın üzerinde gelişir ve daha sonra bu tırtılı da tüketir. Mantarın kökü, tırtılın daha larva halindeyken kendine yer bulur ve organizmaya kendini bağlayarak 15 santimetre kadar boya ulaşabilir. Tamamen yetişkin hale geldiğinde artık üzerinde yetiştiği canlının %90’ını zaten tüketmiş durumdadır ve daha sonra şişerek 300-500 miligram ağırlığa ulaşır.

    Onu keşfeden ilk insanlar, bu mantarı tüketen hayvanların daha sonrasında daha güçlü olduğunu görmüşlerdir ve bu nedenle onu toz hale getirerek tonik, çay gibi formlarda kullanmışlardır. Hatta süt üretiminde artışa sebep olabilmesi nedeniyle hayvanlara bile destek olarak sunulmuştur.

    Kordisepsin pek çok anti-inflamatuvar etkisinin olduğuna inanılıyor ve bu nedenle bağışıklık sistemini destekliyor, oksidatif hasarla savaşıyor, koruyucu hücreleri uyarıyor ve enfeksiyonlara engel oluyor. Çalışmalar onun bazı vakalarda doğal bir kanser tedavisinde bile kullanılabileceğini gösteriyorlar ve bilhassa ciğer ile cilt tümörlerinin gelişimine engel olmaktadır.

    Ayrıca bu mantar aşağıdaki rahatsızlıkların tedavisinde de değerlendirilebilmektedir:

    • kronik bronşit gibi solunum yolu enfeksiyonları
    • öksürük, nezle ve grip
    • cinsel iktidarsızlık ve üreme problemleri
    • böbrek bozuklukları
    • idrar kesesi enfeksiyonları ve idrar yolu problemleri
    • astım
    • hepatit B
    • düşük dolaşım işlevi ve düzensiz kalp atışı
    • kalp hastalıkları ve yüksek kolesterol
    • karaciğer bozuklukları
    • kas zayıflıkları
    • kronik yorgunluk sendromu ve düşük enerji
    • sersemlik

    Kordisepsin 6 Faydası

    İmmün Fonksiyonları İyileştirir ve Yaşlanma Karşıtı Etkileri Vardır

    Farmakolojik ve biyolojik çalışmalar, kordisepsin immün fonksiyonları iyileştirdiğini, kalp damar, solunum, endokrin ve üreme sistemlerine fayda sağladığını göstermektedir. Kordiseps kanserle ve bağışıklık sistemi bozukluklarıyla da mücadele edebilir çünkü içeriğinde inflamasyonları azaltıcı polisakkaritler, modifiye nükleositler ve siklosporinler bulunur. Hayvanlar üzerindeki çalışmalarda, sızdıran bağırsak sendromu gibi otoimmün hastalıklara karşı etkiler göstermiştir ve bazı kanser türlerinde tümör karşıtı etkileri görülmüştür.

    Bazı kanıtlar ise kordiseps desteklerini kemoterapi sırasında ve sonrasında almanın, tedavinin vücuda verdiği hasarı önlemekte etkili olduğunu göstermektedir. Bunun yanında normal yağ mobilizasyonu ve oksidatif zararın azaltılması hususunda da verimli olabilmekte, böylece her kronik hastalık, kalp hastalığı ve bunama rahatsızlığında fayda sağlayabilmektedir.

    Enerji Verir

    2010 yılında yapılan bir çalışmada, kordisepsin egzersiz performansını iyileştrdiği ve yetişkinlerde sağlığa iyi geldiği görülmüştür. Yorgunluk, kas ağrıları ve zayıflık konusunda fayda sağlamaktadır.

    Bunun ise onun vücudun enerji mekanizması olan ATP’leri arttırmasından kaynaklandığını gösteren bazı çalışmalar mevcut. Kordiseps’te adenozin vardır ve bu da ATP’nin A’sını oluşturan bileşendir.

    Doğal Bir Afrodizyaktır

    Geleneksel olarak kordiseps her iki cinsiyet için de doğal bir afrodizyak olarak kullanılmıştır ve libidoyu arttırdığı gibi üreme işlevlerini de iyileştirir. Bunun sebebi ise onun vücudu oksijeni daha iyi kullanmaya itmesi ve kan akışına iyi gelmesidir. Bunun yanında dayanılılığın artması, yorgunluk karşıtı etkileri ve inflamasyonları azaltması da onun doğurganlığı arttırmasının temel sebepleri arasında yer almaktadır.

    Diyabetle Savaşır

    Kordisepste bulunan d-mannitol cordycepin ve 3-deoksyadenozin adlı iki aktif bileşen, onun insülin ve kan şekeri düzeylerini kontrol altına almasını sağlar. Hayvanlar üzerindeki çalışmalarda, kordiseps desteği alan diyabet hastası olan ve olmayan farelerde, hipoglisemik etkilerle savaşta iyi bir rol oynadığı tespit edilmiştir. Bu nedenle diyabet hastalarında etkili bir araç olabilir.

    Karaciğer Fonksiyonlarını Destekler

    Kordiseps, karaciğer fonksiyonlarını bilhassa Hepatit B gibi hastalıklardan dolayı karaciğeri hasar görmüş kişilerde iyileştirebilmektedir. Çünkü karaciğer toksinlerin atılmasını sağlar ve onun fonksiyonlarındaki iyileşmeler bağışıklık sistemine de destek olur.
    Çin’de yapılan araştırmalar, onun oksidatif stres, enerji metabolizması, amino asit, protein ve kolin metabolizması üzerinde de etkili olduğunu göstermiş ve sindirime yardımcı olduğunu ortaya koymuştur. Bunun temel sebeplerinden birisi ise karaciğerdeki iyileşmenin yağ asitlerinin sindirimi ve kullanımına yardımcı olması ve kalp sağlığına da iyi gelmesidir.

    Solunum Enfeksiyonları İle Savaşır

    Araştırmalar, kordisepsin pek çok solunum yolu hastalığının belirtilerini ortadan kaldırabildiğini ve kronik bronşit, öksürük ve astım için doğal bir çözüm olduğunu ortaya koymuştur. Zira onu alınca detoks süreci başlamaktadır ve akciğerlere giden oksijen miktarı artmaktadır.

    Yazı kaynağı : www.aysetolga.com

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap