Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    komünitelerde rekabet av avcı ilişkisi

    1 ziyaretçi

    komünitelerde rekabet av avcı ilişkisi bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Komünitede Tür İçi ve Türler Arasındaki Rekabet - Av-Avcı İlişkisi - Fikir.Gen.Tr

    Komünitede Tür İçi ve Türler Arasındaki Rekabet - Av-Avcı İlişkisi - Fikir.Gen.Tr

    Belirli bir yaşam kaynağı için aynı türden bireyler ya da farklı popülasyonlar kendi aralarında rekabet hâlindedir. Genellikle gelişmeleri ya da hayatta kalmaları için sınırlı olan kaynaklar, komünitedeki canlı top­luluklarını rekabete iter. Örneğin bahçedeki ayrık otları topraktaki mineral ve su için hem birbiriyle hem de bahçedeki diğer bitkilerle rekabet içindedir. Rekabette iki taraf da zarar görür. Ancak görülen zarar derecesi farklı olabilir. Rekabet sonucu taraflardan biri yok olabilir.

    Bir türün bireyleri arasındaki rekabet tür içi rekabet olarak adlandırılır. Türün bireyleri besin, ışık, yuva bulma ve saklanma gibi kaynaklar için rekabet eder. Tür içi rekabet popülasyon yoğunluğunu etkiler. Aynı türe ait bireylerin yoğunluğunun artması, tür içi rekabetin artmasına neden olur. Rekabet sonucu popü- lasyondaki birey başına düşen kaynak alımı, hastalıklara ve avcılara karşı dayanıklılık, büyüme ve gelişme oranları azalır.

    Aynı türün bireyleri, ortak özelliklere sahip olduğundan ve benzer kaynakları kullandığından çevre ko­şullarına karşı benzer tepkiyi verir. Tür içi genetik çeşitlilik, bireylerin rekabet ortamında güçlü veya zayıf olarak yarışmasına ve farklılıkların oluşmasına neden olur. Örneğin uzun boylu mısırlar, aynı türün kısa boylu olanlarını gölgede bırakarak onları baskılar. Güçlü genç fideler, bodur ve yaşlı olanları gölgeleyerek yeterli ışık almalarını engeller.

    İki veya daha fazla türün bireylerinin sınırlı olan aynı kaynağı kullanmaları sonucu gelişen rekabete türler arası rekabet denir. Türler arası rekabet, o komünitenin yapısı ve dinamiği üzerinde etkilidir. Tür içi ve türler arası rekabette canlının sınırlı kaynaklara erişiminin engellenmesi ve kaynak paylaşımı şeklinde iki ana mekanizma görülür.

    1934 yılında Rus ekolog Gause (Gaus) iki silli türü arasındaki rekabeti deneylerle izlemiş ve sonuçlarını yayınlamıştır. Rus ekolog Paramecium aurelia (Paramesyum aurelya) ve Paramecium caudatum (Parames- yum kaudatum) türlerini sabit koşullarda bir miktar besinle her gün besleyerek yetiştirmiştir. Her iki para- mesyum popülasyonu da taşıma kapasitesine ulaşınca grafikteki gibi bir lojistik büyüme eğrisi elde edilmiştir.

    Her iki tür birlikte aynı ortamda yetiştirildiğinde P. aurelia türü besin elde etme bakımından diğer türe üstünlük sağlamış ve P. caudatum türü yok olmuştur. Türler arasında herhangi bir saldırı ya da zararlı kimyasal madde salgılanmadığı hâlde bir türün diğerine göre ortamdaki sınırlı besin maddelerini daha etkin kullanması diğer türün birey sayısının azalmasına neden olmuştur. Küçük bir üreme avantajı bile diğer rakibin yok olmasına neden olabilir. Buna rekabette elenme (dışlanma) denir.

    Aynı tip habitatlarda bulunan ve aynı tip besinlerle beslenen çöl karıncası ve bal küpü karıncası arasında da engelleme tipi rekabet görülür. Çöl karıncası, bal küpü karınca yuvalarının girişini küçük taşlarla kapa­tarak onların besinlere ulaşmasını engeller.

    Türler arasında rekabetten kaynaklanan baskılar, rekabet eden türlerin kaynakları kullanım biçimini değiştirebilir. Bunu anlamak için ekolojik niş kavramını bilmek gerekir. Ekolojik niş; canlının büyümesi, üremesi ve yaşamını sürdürebilmesi için kurduğu ilişkiler ve ekolojik işlevdir. Canlının çevresindeki biyotik ve abiyotik kaynakları nasıl kullanıp ekosisteme nasıl uyum sağladığını belirtmek için ekolojik niş kavramı kullanılır. Genellikle nişleri aynı olan iki tür bir komünitede bulunmaz. Ancak ekolojik nişlerinde zaman içinde değişiklikler ortaya çıkarsa aynı komünite içinde yer alabilir.

    Aynı kaynakları kullanan iki türden birinin doğal seçilim yoluyla kaynak kullanım biçimini değiştirmesi kaynak paylaşımı olarak adlandırılır. Aynı habitatta aynı besin kaynaklarını kullanan iki fare türü olan Kahire dikenli faresi [(Acomys cahirinus), (Akomis kahrinus)] ve altın dikenli fare [(Acomys russatus), (Akomis rusatus)] Ortadoğu’da ve Afrika’da kayalık alanlarda yaşar. Birlikte yaşadıkları dönemde Kahire dikenli faresi gece aktifken altın dikenli fare gün boyu aktiftir. Aslında altın dikenli fare de gece aktif olacakken diğer fare türüyle aynı ortamda yaşayabilmek için biyolojik saatini değiştirmiştir.

    Kaynak paylaşımı, türlerin bir arada yaşamasına izin verse de ekolojik nişin değişmesi canlılarda davranış ve morfolojik değişimlere yol açar. Buna karakter kayması adı verilir. Galapagos takımadalarındaki ispi­noz kuşları kaktüs nektarlarıyla beslenir. Kaktüs çiçekle­rinin tek tozlaştırıcısı ispinoz kuşlarıdır.

    Bazı adalarda ispinoz kuşları kaktüs nektarı için marangoz arısıyla rekabet hâlindedir. İspinoz kuş­ları, rekabette olmadıkları adalarda daha küçük kanat açıklığına sahip­ken rekabette oldukları adalarda daha büyük kanat açıklığına sahiptir. İspinozların arılarla girdiği besin rekabeti morfolojilerinin değişmesine yol açmıştır.

    Av-Avcı İlişkisi

    Besin olarak serbest bir biçimde diğer canlıları yakalayıp yiyen hayvanlara avcı (predatör) denir. Bir be­sin ağında av-avcı ilişkisi sık rastlanan ilişkilerdendir .

    Av ile avcı arasındaki bu ilişki tipik bir “+, ” ilişkisidir. Avcı yarar görürken av zarar görür. Av ve avcı sayısı değişkendir. Genel olarak av olan canlı sayısı, avcı sayısından fazladır. Avcı popülasyonunun büyük­lüğü, avı tarafından belirlenebilir. Bir komünitede av olan canlıların biyokütlesi ne kadar fazla ise avcı olan canlıların besini de o kadar fazladır. Av miktarının artması avcı sayısını artırır. Avcı sayısının artması ise bir süre sonra av olan canlıların azalmasına neden olur.

    Av miktarının azalmasından ise avcılar olumsuz etki­lenir. Besin azlığında avcıların sayısı azalır. Dolayısıyla av olan canlıların düşmanları azalmış olur. Av-avcı ilişkisiyle ilgili grafiklerde birbirini izleyen inişler ve çıkışlar gözlenir. Grafikte vaşak ile kar tavşanının yıllara göre sayısal değişimi verilmiştir.

    Avcıların çoğu avını bulabilmek için keskin duyulara, avını kontrol edebilmek için pençe, diş, iğne, zehir gibi adaptasyonlara sahiptir. Oldukça çevik olan avcılar çevreye iyi gizlenir. Avlar ise saklanma, uçma, sürü ya da grup oluşturma gibi davranışlara sahiptir. Avlanmaktan kurtulmak için çeşitli morfolojik ve fizyolojik adaptasyonlar geliştirir.

    Örneğin balon balıkları etobur balıklardan kurtulmak için bol miktarda su alarak vücut dikenlerini dik konuma getirir. Çeşitli kimyasallar salgılamak, bulunduğu ortama kamufle olmak, parlak renklere sahip olmak ya da zehirli türleri taklit etmek, av olan türlerin kendini savunma yöntemle- rindendir. Güve, huş ağacının gövdesinde kendisini kamufle eder. Zehirli ok kurbağası sahip olduğu zehir sayesinde düşmanlarına karşı kendini savunur.

    Yazı kaynağı : www.fikir.gen.tr

    Komünitelerde Rekabet Av Ve Avcı İlişkisi 11.Sınıf Biyoloji

    KOMÜNİTELERDE REKABET VE AV – AVCI İLİŞKİLERİ

    Ekosistemlerde canlıların yaşaması için gerekli olan kaynaklar (besin, ışık, saklanma yeri…) orada yaşayan bütün bireyler için yeterli olmayabilir. Bu durumda aynı kaynağı elde etmek için canlılar arasında görülen mücadeleye rekabet denir. Kaynaklar yetersizse rekabet sonucu popülasyondaki bireylerde azalma görülür.

    Rekabet ekosistemdeki farklı veya aynı canlı türler arasında olmak üzere iki şekilde gerçekleşmektedir:

    1. Tür içi ve türler arası rekabet

    Aynı türün bireyleri arasındaki rekabete “tür içi rekabet” denir. Aynı türden canlıların birçok özelliği aynıdır. Bu nedenle, birbirleriyle rekabetleri de çakışan çıkarları yüzünden olur. Bitkiler için ışık, yaşama alanı, su ve topraktan alınacak mineraller, hayvanlar için beslenme ve barınma rekabetin başlıca nedenleridir.

    Örneğin; memelilerin bir çoğunda yavruların anne sütü için rekabete girdiği gözlenmektedir.

    Birden çok türün bireyleriyle rekabetine ise “türler arası rekabet” denir. Türler arası rekabet ise yetersiz beslenme ve barınma kaynaklarına ulaşmak için yapılır. Aynı kaynaktan beslenen iki farklı tür, aynı ortamda uzun süre yaşayamaz.

    Örneğin; ot kaynağı için rekabet eden geyik ve gergedanlardan birisi ortamı terk etmek zorunda kalır. Bu, ya türlerden birinin tükenmesi ya da başka bir yere göç etmesiyle olur.

    Bu olaya “Rekabette Elenme İlkesi (Gause ilkesi)” denir. G.F. Gause adındaki bilim insanı iki farklı paramesyum türü ile yaptığı deneylerle bu ilkesini desteklemiştir.

    I. Deney

    İki tür farklı ortamlarda yaşarlarsa rekabet olmaz.

    II. Deney

    İki tür aynı ortamda bırakıldıklarında aynı besine ihtiyaç duyduklarından aralarında rekabet olur. Dayanıklı olan Paramecium aurelia, Paramecium caudatumun zararına yaşamaya devam etmiş, Paramecium caudatum, boşaltım ürünlerinden etkilendiğinden ortamdan tamamen yok olmuştur.

    Herhangi bir ekolojik ortamda, farklı ekolojik nişlerin oluşması türler arası rekabetin bir sonucudur. Bireyin ekolojik ortamda üstlendiği göreve onun nişi denir. Bir canlının beslenme, saklanma, diğer canlılarla ilişki içerisinde olma ve üreme gibi faaliyetleri 0 canlı türünün ekolojik nişini oluşturur. Metamorfaz (başkalaşım) geçiren türlerin larva ve ergin dönemlerindeki ekolojik nişleri de birbirinden faklıdır.

    Ekolojik nişleri aynı olan iki türün aynı ortamda birlikte yaşabilmesi zordur. Bu canlılar aynı komünitede bir araya geldiklerinde besin ve yaşama alanı gibi faktörlerden dolayı aralarında rekabet başlar. Üstün özelliklere sahip olan ve rekabet gücü fazla olan o bölgede devamlılığını sürdürürken diğeri elenir ya da farklı kaynaklardan yararlanmak üzere doğal seleksiyonla farklı özellikler kazanabilir.

    Rekabetin her türlüsü hayvan ve bitki popülasyonlarında büyümeyi dengede tutan önemli etkenlerdendir. Rekabeti etkileyen önemli faktörlerden biri de türlerin üreme zamanlarının ve erginleşme sürelerinin farklı olmasıdır. Bu dönemler ne kadar farklı olursa türler arasındaki rekabet o derece azalacaktır.

    2. Av -Avcı İlişkileri

    Hayvan komünitelerinde bireylerin çoğu birbirini yiyerek beslenir. Besin olan av, av ile beslenen hayvana ise avcı denir. Popülasyonlarda birey sayısındaki dalgalanmalar genellikle av ile avcı arasında gözlenir. Av miktarı azaldığı zaman besin probleminden dolayı avcı popülasyonunun yoğunluğu da azalır. Avcı popülasyonu azaldığı zaman ise av popülasyonu artar. Yani bu tip dalgalanmalar popülasyonda dengeyi sağlar. Tavşan – başak, geyik – aslan, fare – yılan, çekirge – kurbağa av – avcı ilişkilerine örnektir.

    Avcıların çoğu avını bulabilmek için keskin duyulara, avını yakalayabilmek için pençe, diş, iğne, zehir gibi adaptasyonlara sahiptir. Avcılar avlarına görünmemek için iyi gizlenir. Avlar ise saklanma, uçma ya da topluluk hâlinde dolaşma gibi davranışlar sergiler. Bulunduğu ortamın rengine bürünerek kamufle olma, zehirli hayvanlar sahip olduğu gibi parlak renklere sahip olma ya da farklı kimyasal maddeler salgılayarak korunabilme, av olan türlerin kendilerini savunma yöntemlerindendir.

    Yazı kaynağı : www.eokultv.com

    Komünite Ekolojisi | Komünitelerde Rekabet Ve Av-avcı İlişkisi 2022 » Biyoloji Konu Anlatımı

    Komünite Ekolojisi | Komünitelerde Rekabet Ve Av-avcı İlişkisi 2022 » Biyoloji Konu Anlatımı

    Rekabet

    Sınırlı kaynakların bulunduğu ortamda yaşayan canlılar arasında, bu kaynakların kullanımı için rekabet görülür. Rekabet, özdeş tür canlılar arasında görülebileceği benzeri farklı tür canlılar arasında da görülebilir. Örneğin, özdeş tohum ile beslenen kuş türleri bu tohumlar için; aslan, kaplan benzeri yırtıcılar ise avladıkları tavşan benzeri otçullar için rekabet ederler. Ayrıca bitkilerde de rekabet görülebilir. Topraktaki su ve minerallerden faydalanabilmek için köklerini daha derinlere uzatan bitkiler, güneş ışığından daha fazla faydalanmak için sürgün sistemlerini daha yukarılara uzatarak hem kendi aralarında hem de çevrelerindeki öteki bitkiler ile rekabet ederler.

    Birbirleriyle rekabet eden iki türden ikisi de bu rekabetten genellikle zarar görür. 1934 yılında Rus ekolog Georgy Gause (Corcy Gous, 1910-1986), iki farklı paramesyum türü üzerinde yaptığı deneylerde, rekabetin türler üstüne etkilerini araştırmıştır.

    Araştırmacı, çalışma yaptığı Paramesyum caudatum (Paramesyum kaudatum) ve Paramesyum aurelia (Paramesyum aurelya) türlerini ilk olarak ayrı ayrı kültürlerde yetiştirmiş ve her gün düzenli olarak sabit besin verdiğinde her iki popülasyonun da sayısının hızla arttığını ve bir süre sonra dengeye ulaştığını gözlemlemiştir.

    Gause, iki türü bir araya koyduğunda ise besin için türler arası rekabet görmüştür. Sonuçta Paramesyum aurelia türü yaşamaya devam ederken Paramesyum caudatum türü yok olmuştur.

    Bir başka deyişle kaynakları daha iyi kullanan Paramesyum aurelia, rekabeti kazanarak yaşamaya devam etmiş, Paramesyum caudatum ise ortamdan elenmiştir. Gause’un buradan çıkardığı sonuç, sınırlı kaynaklar için rekabet eden türlerin özdeş ortamda birlikte bulunamayacağıdır. Günümüzde ekologlar, Gause’un bu bulgusunu rekabette elenme prensibi olarak adlandırmaktadırlar.

    Rekabette temel olan, iki türün ekolojik gereksinimlerinin yani ekolojik nişlerinin özdeş olmasıdır. Ekolojik niş, türün çevresindeki canlı ve cansız kaynakları kullanabilmesi ile alakalı durumların tamamı olarak tanımlanabilir. Daha pratik bir tanımla ekolojik niş, “canlının yaşadığı habitattaki ekolojik işi”dir.

    Ekolojik nişi benzer olan türler arasında rekabet fazlayken ekolojik nişleri farklı olan canlılar arasında rekabet azdır. Benzer ekolojik nişe sahip canlıların özdeş ortamda bulunması durumunda iki olasılık vardır. Rekabet gücü az olan canlılar ya o alanda yok olacak ya da başka bir kaynağı kullanmaya başlayacaklardır.

    Aynı komünitede yaşayan ve ekolojik nişleri benzer olan canlıların bir arada yaşamasına olanak sağlayan bu olaya kaynak paylaşımı adı verilir. Ekolojik nişleri benzer olan farklı çalı bülbülü türleri, özdeş ağaç üzerinde yaşarken ağacın farklı yerlerine yerleşir ve farklı besinleri tüketirler. Ağacın üst kısımlarındaki kuşlar, genç tohumları ve yaprakları yerken öteki bölgelerdeki kuşlar, ağaç üzerindeki böcekler veya likenlerle beslenir. Böylece kaynakları birlikte kullanmış olurlar.

    Av – Avcı ilişkisi

    Komünitelerdeki canlılar arasındaki etkileşimlerden biri de av-avcı ilişkisidir. Besin olan hayvana av, av ile beslenen hayvana avcı adı verilir. Hayvanlar, bitkileri veya bitki ile beslenen başka hayvanları yiyerek hayatta kalırlar. Örneğin; bir vaşak, bir tavşanı avlayarak hayatta kalırken tavşan da otları yiyerek yaşamını sürdürür.

    Avcı hayvanların avlarını yakalayıp onlarla beslenebilecek adaptasyonları bulunurken avcıların da avlarından saklanabilecek ve kaçabilecek adaptasyonları bulunur. Örneğin; ağaçların içindeki kurtlarla beslenen kuşların gaga yapıları, bu böcekleri ağaç içinden çıkarabilecek şekilde adaptasyona sahiptir. Bazı canlılar ise yaşadıkları ortam ile benzer renk ve desen özellikleri göstererek kamufle olurlar.

    Komünite içindeki av ve avcıların sayısı birbirine bağlı olarak değişir. Örneğin; bir komünitede avcı olan vaşaklar, tavşanları avlayarak beslenir. Buna bağlı olarak vaşak sayısı artarken tavşan sayısı azalır. Bir süre sonra azalan tavşan sayısına bağlı olarak vaşak popülasyonu içinde rekabet görülmeye başlar. Vaşaklardan bir kısmı başka bir komüniteye göç eder veya yetersiz besinden dolayı ölür. Azalan vaşak popülasyonuna bağlı olarak ise bir süre tavşanların sayısı artmaya başlar.

    Kaynak:11.Sınıf Biyoloji Ders Kitabı (PDF)

    Biyoloji Ders Notları

    Yazı kaynağı : konuanlatimi.net

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap