Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    kayayı delen incir kimin eseri

    1 ziyaretçi

    kayayı delen incir kimin eseri bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Kayayı Delen İncir kitabı kimin yazarı kimdir konusu

    Kayayı Delen İncir kitabı kimin yazarı kimdir konusu

    Kayayı Delen İncir kitabının yazarı kimdir, kitabın konusu nedir soruları dün akşam Kim Milyoner Olmak İster yarışmasını izleyen binlerce kişi tarafından merak edildi ve araştırılmaya başladı. Kayayı Delen İncir kitabının yazarı Turgut Uyar'dır

    Kayayı Delen İncir kitabının yazarı kimdir, Kayayı Delen İncir kitabını yazan kimdir ve kitabın konusu nedir soruları dün sevilen yarışma programı Kim Milyoner Olmak İster'de sorulunca binlerce kişi tarafından merak edildi. İşte Kayayı Delen İncir kitabı hakkında merak edilenler...

    TURGUT UYAR ÖLÜMÜ:  4 Ağustos 1927’de yaşama gözlerini açan Uyar, 22 Ağustos 1985’te İstanbul’da hayatını kaybetmişti.

    İstanbul'daki ilköğreniminden sonra, Konya Askeri Okulu, Işıklar Askeri Lisesi ve Askeri Memurlar Okulu'nu bitirip Posof, Terme ve Ankara'da personel subayı olarak görev yapan Uyar, ilk evliliğini annesinin isteği ile gerçekleştirdi. 18 yaşında baba olan Uyar ilk eşinden olan 3 çocuğunu memurluk yaptığı yerlerde büyüttü. 1958'de askerlikten ayrılarak Türkiye Selüloz ve Kağıt Sanayisi'nin Ankara şubesinde çalışmaya başladı.

    1966 yılında eşinden ayrılıp İstanbul'a yerleştiğinde o dönem Cemal Süreya ile ilişkisi bitme aşamasında olan Tomris Uyar ile şiir üzerine mektuplaşmaya başladılar. Bu mektuplaşmalar 1969'da evlilikle sonuçlandı. Tomris Uyar ile evliliklerinden bir erkek çocukları (Hayri Turgut Uyar) oldu.

    İkinci Yeni akımının öncüleri arasında sayılan Uyar'ın ilk şiiri 1947'de Yenigün dergisinde yayımlandı. Hece ölçüsüyle yazdığı ve toplumsal konuları işleyen ilk iki kitabı Arz-ı Hal ve Türkiyem'den sonra, Dünyanın En Güzel Arabistanı'yla bireyin iç dünyasına ve birey-toplum ilişkisine yöneldi. Tütünler Islak ve Her Pazartesi'de de koruduğu bu çizgi yerini Divan ile geleneksel şiirin kalıplarına, Toplandılar ve Kayayı Delen İncir ile söz konusu dönemde yaşanan sınıfsal mücadelenin yansımalarına bıraktı. 

    Yazı kaynağı : www.internethaber.com

    kayayı delen incir

    Kayayı Delen İncir - Turgut Uyar Kitap özeti, konusu ve incelemesi

    Kayayı Delen İncir - Turgut Uyar Kitap özeti, konusu ve incelemesi

    Kayayı Delen İncir kimin eseri? Kayayı Delen İncir kitabının yazarı kimdir? Kayayı Delen İncir konusu ve anafikri nedir? Kayayı Delen İncir kitabı ne anlatıyor? Kayayı Delen İncir kitabının yazarı Turgut Uyar kimdir? İşte Kayayı Delen İncir kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

    Kitap Künyesi

    Yazar: Turgut Uyar

    Yayın Evi: Can Yayınları

    İSBN: 9789755104706

    Sayfa Sayısı: 160

    Kayayı Delen İncir Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

    Denizi Anlatıyor

    adı çok duyulmuş bir ozan değildi

    Tonyalı balıkçılar arasında

    -onlar ki her türlü balığı tutarlardı denizden-

    ama iyi bir ozandı

    bütün söylentilerin tersine

    denizde de olabilirdi sandalla

    uzun geçmişli denizde

    gün batımında var olan

    ve gün doğumunda da

    Kayayı Delen İncir Alıntıları - Sözleri

    Kayayı Delen İncir İncelemesi - Şahsi Yorumlar

    Özlem bambaşka bir diyardır , özlenen yanımızdayken bile hicran duyabiliriz hatta Sevda Sözlerinde " Şurama batan diyor şair.. Şurama batana özlem demeselerdi Bıçak derdim" diyor ya Cemal Süreya aslında özlem ardımızda dünyalar ışıyan camlar dururken daldığımız bir duvar. Şair; “Yokluğunda buldum seni, gelme artık neye yarar.” diyor ya hani... İnsanın birisini özlüyor olması, ona geri dönmesi gerektiği anlamına gelmez. Bazen aylarca hatta yıllarca özlemek gerekir. Ve bir gece balkonda sigara içip, sokağı izlerken artık özlemediğini farkedene dek.Bir başka şair; “Parçalandı sabır taşı, gelsen de bir gelmesen de.” diyor. Özlemenin sonu, artık özlemediğini hissetmek gibi bir şey de yok sanki.. Başka çaren olmadığı için katlanmak var.. Hani diğer şair de diyor ya;"Ya sev yaşat beni, ya da çek vur sensizliğim'i,yoksa yoksa bitirecek bu aşk beni,çöllerde gezen bir mecnun gibi"... Elimi beş yerinden dağladı beş parmağın. Bağrımda da yanmadık bir yer bırakmadan git. Bir yarın göçtüğünü,çöktüğünü bir dağın, görmemek istiyorsan ardına bakmadan git! Her şeyden biraz kalır diyor birileri. Çoğunlukla haklılıktır. Kavonozda biraz kahve Kutuda biraz ekmek İnsanda biraz acı... Turgut UYAR (Gamze)

    Kayayı delen incir~ Kafiyeleri uyumlu olmasa da anlamları bakımından uyumlu, doğallığı ve sadeliğiyle Turgut Uyar'ın kişiliğini yansıtmış, konusu bakımından zengin içeriğe sahip şiir kitabı olmuş. Turgut Uyar'ın kalemini severim. Eğer şiir seviyorsanız tavsiye ediyorum.. (Seda Başaran)

    Turgut Uyar'ın okuduğum ilk kitabı. Dili, kelimelerin ahengi çok hoştu. Son derece içten ve sanki konuşur gibi yazılmıştı. Pek şiir gibi hissedemedim bu yönü eksik gibi geldi bana. Belki yazarın acemisi olduğumdandır. Korkulu Ustalık kitabını da okuduğumda daha fazla fikir sahibi olmamı sağlayacağını düşünüyorum. Kalemini beğendim. (Iraz)

    Kitabın Yazarı Turgut Uyar Kimdir?

    İstanbuldaki ilköğreniminden sonra, Konya Askeri Okulu, Işıklar Askeri Hava Lisesi ve Askeri Memurlar Okulunu bitirip Posof, Terme ve Ankarada personel subayı olarak görev yaptı. İlk evliliği annesinin isteği ile oldu. 18 yaşında baba olan Uyar ilk eşinden olma 3 çocuğunu memurluk yaptığı yerlerde büyüttü. 1958'de askerlikten ayrılarak Türkiye Selüloz ve Kağıt Sanayisinin Ankara şubesinde çalışmaya başladı. 1966 yılında eşinden ayrılıp İstanbul'a yerleştiğinde o dönem Cemal Süreya ile ilişkisi bitme aşamasında olan Tomris Uyar ile şiir üzerine mektuplaşmaya başlarlar. Bu mektuplaşmalar evlilikle sonuçlanır. Tomris Uyar ile evliliklerinden bir erkek çocukları olur. Hece ölçüsüyle yazdığı ve toplumsal konuları işleyen ilk iki kitabı Arz-ı Hal (1949) ve Türkiyem (1952)'den sonra, Dünyanın En Güzel Arabistanıyla bireyin iç dünyasına yönelerek yalnızlığın ve çıkışsızlığın peşinde olmuştur. Tütünler Islak (1962) ve Her Pazartesi (1968) de koruduğu bu çizgiyi, Divan (1970)' la geleneksel şiirin kalıplarına, Toplandılar (1974) ve Kayayı Delen İncir (1982)' le söz konusu dönemde yaşanan sınıfsal mücadelenin yansımalarına yerini bırakmıştır.

    Turgut Uyar Kitapları - Eserleri

    Turgut Uyar Alıntıları - Sözleri

    Yazı kaynağı : www.mardinlife.com

    “Kayayı Delen İncir”in hikâyesi

    “Kayayı Delen İncir”in hikâyesi

    Ada kültürünün vazgeçilmezidir ailecek kurulan rakı sofraları. Marmara Adası’nda üç kuşak birlikte kadeh tokuşturur kimi zaman böyle akşamlarda. Hele aylardan Eylül ise, mangalda pişen balığın kokusu tüm mahalle kedilerini toplamıştır bahçeye. Küçüklüğümden beri kerahet vakti gelip çattığında, heyecanla alırdım sofradaki yerimi. Kadehler dolup boşaldıkça nice anılar dökülürdü bu zeytin güzeli akşamlara. Uyukladığım da olurdu, can kulağıyla dinlediğimde. Ne zaman ki parmak banmaya başladım bu anason kokulu kadehlere, payıma düşen anılar takip etti beni hep. Bazen hüzünlendirir, bazense kahkahayla güldürür tüm bu yaşanmışlıklar. 8-9 yaşlarındaydım otel satıldığında, tüm ayrıntıları bilmesem de derin bir keder ve pişmanlık alırdı babamın gözlerini otel konusu her açıldığında. Bazı sorular cevapsız kalırdı, ta ki karşılıklı oturup soframızı donatana dek. İşte o vakit anılar denizindeki yolculuğuna başlardı babam.

    Ölen Otel’in izinde;

    Osman Saim Sarıgöllü tarafından 1960’ların başında yaptırılan Sarıgöl Oteli’ni, rahmetli İbrahim dedem 1970’lerin başında çalıştırmaya başlamıştı. Saim Bey yaşı dolayısıyla artık işleriyle uğraşamadığı oteli satmaya karar verdiğinde, babam ve dedem ortak olmuş ve 1976 yılında oteli satın alarak ismini Marmara Otel olarak değiştirmişlerdi. Bir aile işletmesi olarak 1994 yılına kadar çalıştırdığımız bu otelde kalanlar müşteriden ziyade artık ailemizin bir parçası olmuştu. Uzayıp giden sofralarda akşamları birlikte oturur, pikapta çalan şarkılarla dans ederdi büyükler... Her yaz görmeye aşina olunan isimler otelde alışkın oldukları odalarda kalır, aynı masalara oturur, yazlık site sakini misali, bu lüks olmayan ama sıcak atmosferde buluşurlardı. Çocukluk yıllarıma denk gelenler olduğu kadar tevellüdümün yetmediği birçok misafiri de ağabeyimin ve babamın (yani, namı diğer İnce Memed’in) anlatımlarından öğrenmiştim. Her defasında sevgiyle yâd ettikleri arasında öyle iki isim vardı ki, bunlar edebiyat dünyasının yakından tanıdığı Turgut ve Tomris Uyar çiftiydi.

    kole plaji 280xElinde testi olan Pehlivan Ahmet, Turgut ve Tomris Uyar karşılıklı Kole Plajı’nda

    1977 yılında ilk olarak Çınarlı köyündeki ‘Gondola Otel’de konaklayan Turgut-Tomris Uyar çifti, Turgut Uyar’ın sağlığının kötüleştiği 1985 yılına kadar her yaz 1-1,5 aya yakın oğulları Hayri Turgut Uyar’la birlikte bizim Marmara Otel’de konaklamışlardı. Müşteriden ziyade dost oldukları için sezon dışında yani sonbahar veya ilkbaharda da dinlenmek -kendi düşün dünyasına çekilmek- için gelirdi Tomris Hanım Marmara Adası’na. Kapalı olan otelin kapıları açılır, mutfağını da istediği gibi kullanabileceği tembihlenirdi. Nitekim bu anları, Gündökümleri-1 adlı kitabında 24 Kasım başlığı altında anlatmıştır. Otelin Bolu’lu aşçısı Osman ustanın olmadığı günlerde canları mantı çektiğinde kolları sıvayıp mutfağa girmiş ve mantı açmışlardı Mefharet (Cansever) Hanım’la birlikte. Birkaç sefer de Krepen pasajındaki Neşe Lokantası’nda masa eskittikleri arkadaşları Heykeltraş Gürdal Duyar, Ressam Ömer Uluç, Edip Cansever de eşlik etmişti onlara. Sabah kahvaltıdan sonra vişne-votka ile başlardı güne Turgut Uyar, açık tenli olduğu için pek güneşe çıkmayı sevmez, genelde otel önündeki meşhur taşlıkta tente altında otururdu. Tomris Hanım ve küçük Hayri Turgut denize girdiğinde ise şair, Kole Plajı’nda Camcı Mehmet’in (Taşkıran) plaj lokantasında alırdı soluğu. ‘Kayayı Delen İncir’ adlı şiir kitabını bu salaş plaj lokantasında Temmuz sıcağında kadehini yudumlarken yazıp bitirmişti. Adanın doğasından imgeler toplayan şair, lokantanın hemen ardında yükselen falezlerdeki çatlaktan boy veren incir ağacından etkilenmiş olacak ki kitabın ismini bugün de ayakta olan bu incir ağacından esinlenerek koymuştu. Hayri Turgut ve Tomris Hanım kimi zaman Kasket Mustafa’nın sandalı ile Manastır veya Aba plajlarına giderlerdi. Tomris Uyar gittiği her yerde insanlarla özellikle lokanta sahipleri ile sohbet eder, Ada hakkında bir birinden renkli hikâyeler dinlerdi. ‘Kuşluk Rakısı’, ‘Yürekte Bukağı’ ve ‘Uzun Ölüm’ adlı hikâyelerinde adalı birçok simaya yer vermişti. Halit (Erdoğmuş) Reis, Kahveci Seyid Kocatepe, Hasan Mersin, Pehlivan Ahmet ve Kara Osman(Kır). Birbirinden değerli bu insanlar bugün ne yazık ki aramızda değiller.

    turgut ve hayri turgut uyar 280xTurgut Uyar ve Hayri Turgut Uyar, 104 numaralı odanın balkonunda(1984)

    Tomris Uyar, ‘Yaza Yolculuk’ adlı kitabında yer alan ‘Ölen Otel’in Müşterileri’ başlıklı hikâyesinde gündelik otel yaşantılarını tüm çıplaklığıyla anlatmış, hikâyede adı geçen bazı karakterlerin isimlerini de değiştirmeden kullanmıştı. Ercüment Kaptan, Çınar, Günal ile Tülin, Numan Bey ve Camcı Mehmet, hatta, nonnamın köpeği ‘Flöri’... İsmi değişenler ise ‘Gilda’ filmindeki Rita Hayworth’la özdeşleştirdiği Azer Hanım, Balıkesir’de sahne alan ‘Kız Ercan’ (geçtiğimiz ay kaybettiğimiz Marmara’lı ses sanatçısı Alin Kocatepe), köpekleri Kara Kız ile gemiden inenler Turhan Bey ile Nermin Hanım, vurgun yemişliği olan ve kayığı bakımsız kalan karakter ise adalıların sevip saydığı İhtiyar Balıkçı lakaplı Feridun Reis’ti.

    Marmara Otelde akşam yemekleri geç saatlere kadar devam ederdi. Fakat elektrikler gece saat 12’de kesilirdi. Akşam denize girme faslını çok seven Tomris Uyar’a rahmetli Deniz dayım eşlik eder ve havlusunu taşırdı.

    olen otelin musterilerinden birkaci 840xÖlen Otel’in müşterilerinden birkaçı; Soldan ikinci Azer Hanım, yanındakiler Turhan Bey ve Nermin Hanım, ortada ayaktaki Ercüment Kaptan, Ozan-Mehmet Yücel, otel hizmetlisi Cemile Hanım, Marlies-Baykan Sezer, ortada yerde oturanlar Hülya-Sinan Altunç, sol başta otel garsonu Kral Hüseyin (Şahin)

    Babamın ‘Vartkes’ adında bir arkadaşı vardı, kalabalık bir arkadaş grubuyla gelirlerdi. Sezon boyunca da kalırlardı. Çok eğlenceli insanlardı. Yanlarında çeşitli kıyafetler getirir, keyfi olarak herhangi bir gece ‘kıyafet balosu’ ilan eder ve bu elbiseleri giyerek danslar eder, gülüp eğlenirlerdi. Otel alındıktan sonra amcalarım ve halalarım tatillerini geçirmeye gelirdi yaz aylarında. Otel her daim kalabalık bir insan topluluğuna ev sahipliği yapıyordu. Dayım, yengelerim, kuzenlerim ve Edirneli akrabalarımızla otel adeta evimiz olmuştu. Uzun süreler otelimizde kalan bir diğer isim ise Beyoğlu’ndan ünlü meyhaneci Refik’ti. Ömer Uluç otelin lokanta katındaki duvara bir soyut resim yapmıştı. Fakat tadilat esnasında bütün tembihlemelere rağmen badana boya yapan ustaların gazabına uğramıştı bu sanat eseri!

    Bütün bu yaşanmışlıkların yanında 90’larda adı duyulmaya başlayan ege sahilleri ve Marmara Denizi’nin yeşil renge bürünmesiyle el ayak çekilmeye başlamıştı Marmara Adaları’ndan. Odalar boşalmaya yüz tutmuştu, yemekler dökülüyordu ve bunun yanında bina eskiyordu. İki sene de kiraya verilen otele kredi çekip yatırım yapmak şarttı. Dedem pek yanaşmamıştı bu işe. “Madem iş yapmıyor, o zaman satalım!” demişti. 1994’te bugünkü sahibine satılan otel, o gün bugündür babam için üzüntü ve pişmanlık karışımı duyguların kaynağıdır. Yüreğinin derinliklerinde hissediyordu kaybettiği birçok dostunun kıymetli hatıralarını... Acısıyla tatlısıyla tüm bu güzel günlerin büyüsü bozulacak düşüncesiyle 23 yıldır o otelin önünden geçmiyordu bile! Gerçek anlamda memleket olarak kabul ettiğimiz bu dingin coğrafyada fazla konuşmak istemiyordu bu konuyla ilgili. Maddi olarak da yerine konulamayacak bir kayıptı çünkü bu. Büyüdükçe onu daha iyi anlıyordum. Birçok kimsenin yaşayamayacağı çok özel anılar biriktirmişti kutusunda. Tüm bu anlatı ve anılardan sonra sanıyorum gerçekten Tomris Uyar’ın hikâyesindeki gibi ölmüştü Otel. Neredeydi o eski günler dedirtircesine cansız ve sessiz derin bir uykuya çekilmişti... Turgut Uyar’ın 1985 Ağustosu’ndaki vefatının ardından Tomris Hanım’la görüştüklerinde, Turgut Uyar’ın dudaklarından dökülen son kelimelerin “Beni Mehmet’e götürün” olduğunu öğrenmiştim.

    aba plaji 280xTurgut Organ’ın Aba plajındaki kır lokantası; Çapaladi Nuri, Tomris Uyar ve Kara Osman

    Bu anıları yazmaya karar verdiğimde ilk işim H. Turgut Uyar’a ulaşmak oldu. Beyoğlu’nda bir kafede gerçekleştirdiğimiz söyleşinin ardından bir-iki kez daha görüşüp Marmara Adası’yla ilgili anıları ailemden dinlediklerimle birleştirip netleştirmiştik. Dile kolay yaklaşık 30 yıl öncesinin anılar denizinde bir yolculuktu yaptığımız. 14 yaşında bir çocuktu son geldiğinde bu otele... Belleğinde kalan adalı simaları tek tek bulup çıkarttık. Yazlık sinemada Kemal Sunal’ın ‘Gol Kralı’ filmini izlediğini, Kole Plajı’nda ve Manastır’da denize girdiklerini, uzayıp giden akşam sofralarını ve büyüklerle eşit bir birey gibi yenilmeye çalışmadan nasıl poker ve satranç oynadıklarını ilgiyle dinlemiştim. Deniz dayımı ve diğer kaybettiklerimizi özlemle yâd ettik. Hâlâ en sevdiği denizin Kole Koyu’nun denizi olduğunu da bu sohbetimizde dile getirmişti. 5 Haziran 2017’de gerçekleştirdiğimiz buluşmada duygu dolu anlar yaşamıştı her iki tarafta. Bazı anılar vardır ki yazılmaya, nesillere aktarılmaya değer... Özümüze işleyen ada sevgisi ve ada kültürünü yaşatmak için ne kadar hüzünlü de olsa deşmeye değer bu anıları. Türk Edebiyatı’nın ve İkinci Yeni akımının bu kıymetli üstatlarını sevgi ve özlemle anıyoruz. Işıklar içinde olsunlar...

    Bu yazı hazırlanırken;
    H. Turgut Uyar, Filiz-Mehmet-Ozan Yücel, İsmail Mersin, Turgut Organ anlatımlarından, H. Can Yücel ve Turgut Uyar kişisel arşivlerinden yararlanılmıştır.

    Yazı kaynağı : adalidergisi.com

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap