Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    kanın pıhtılaşmasını sağlayan hücre

    1 ziyaretçi

    kanın pıhtılaşmasını sağlayan hücre bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi - Tanı ve Tedavi Birimlerimiz

    Kan damarlarımızda sürekli dolaşan yaşam için temel oluşturan canlı bir sıvıdır. Dolaşımda ki toplam kan hacminin normal değeri vücut ağırlığının % 8’idir.Bu değer 70 kg’lık bir insanda 5600 ml.’dir. Bunun yaklaşık %50-60'ı plazma adınıalan sıvıdan ve %40-50'si ise hücrelerden oluşur. Plazmanın büyük kısmı sudur. Bu su içinde besin maddeleri, proteinler ve diğer yaşamsal önemde kimyasal maddeler bulunur. lyuvar (eritrosit), Akyuvar (lökosit) ve kan pulcukları (trombositler) ise kan hücrelerini oluştururlar. 


    Görevleri: 
    3 önemli görevi vardır;
    1- Taşıma:

    2- Düzenleme:

    3- Koruma:

    Kan Hücreleri
    Erişkin bir insanda alyuvarlar(kırmızı kan hücreleri),trombositler(kan pulcukları) ve birçok akyuvarlar(beyaz kan hücreleri) kemik iliğinde üretilmektedir. Bir kısım akyuvar kemik iliği dışında üretilmektedir.
    Kan hücreleri 3’e ayrılır;

    1)  Alyuvarlar (eritrositler):
    http://3.bp.blogspot.com/_XX0Y6gcrRws/SSClqqaCxoI/AAAAAAAAALA/ypXUPCIpIlQ/s320/sel+darah.jpg
    Kana kırmızı rengi veren hücrelerdir. Yapılarında hemoglobin denilen ve eritrosit ağırlığını 1/3 ünü oluşturan bir protein içerirler. Bu proteinin görevi oksijen(O2 ) taşımaktır. Çekirdek ve organelleri olmadığı için bölünemezler ve yaşam süreleri kısıtlıdır(120 gün).1 mm3 kanda kadınlarda ortalama 4,8 milyon, erkeklerde 5,4 milyon alyuvar bulunmaktadır.

    2) Akyuvarlar (lökositler):
    akyuvarlar.jpg
    Beyaz kan hücreleri olarak da adlandırılan akyuvarlar, belirli şekilleri olmayan, çekirdekli kan hücreleridir. Vücudumuzun savunma sisteminin hareketli elemanları olan lökositler, organizmayı bakterilere, virüslere, parazitlere ve tümörlere karşı savunurlar. 1 mm3 kandaki sayıları 4.000 -10.000 arasında değişebilir. Lökositler kılcal damar duvarını aşarak çevre bağdokuya geçebilir ve burada bizzat savunma görevi üstlenebilirler.
     

    3) Kan pulcukları (trombositler):
    trombositler.jpg
    Trombositler, küçük, renksiz, çekirdek içermeyen küçük çaplı hücrelerdir. Yuvarlak veya oval bikonveks diskler şeklindedir. 1 mm3 kanda 150.000 - 350.000 trombosit bulunur. Ömürleri 5-7 gündür. En önemli özellikleri; biçimsel değişme ve yapışkanlık göstermeleridir. Kanın pıhtılaşmasını uyarıp, damarlardaki çatlakların onarılmasını sağlar ve kanın damar dışına çıkmasına engel olurlar. Trombositler damar yaralanmalarında, damarın iç yüzüne yapışarak yaralı bölgeyi tıkarlar. Salgıladıkları trombokinaz enzimiyle pıhtılaşmada rol oynarlar. Pıhtı meydana geldiğinde katılaşarak yaranın ağzını büzerler ve kanamayı durdururlar.

    Yazı kaynağı : ankara.baskenthastaneleri.com

    Hastalar İçin Genel Bilgiler

    Bu klavuzun amacı sizin hastalığınızı anlamanıza yardımcı olmak, tanı ve tedavileriniz hakkında tamamlayıcı bilgi vermektir.

    Kan nedir ve yapısı nasıldır?

    Kan, plazma ve bunun içinde dağılmış bir şekilde bulunan kan hücrelerinden oluşur.

    Plazma ise içinde birçok kimyasal maddenin çözündüğü sudan meydana gelir. Bu maddeler;

    Proteinler (albümin ve karaciğerde yapılan pıhtılaşmayı sağlayan proteinler gibi)

    Hormonlar (tiroid hormonu ve kortizol gibi)

    Mineraller (demir ve magnezyum gibi)

    Vitaminler (folat ve vitamin B12 gibi)

    Elektrolitler (kalsiyum, potasyum, sodyum gibi)

    Antikor denilen vücudun ürettiği savunma maddeleri ( poliovirüs antikorları  gibi aşılanmalar neticesinde oluşan antikorlar da dahil olmak üzere)

    Kemik iliği ve kan hücreleri nelerdir?

    Kemik iliği kan hücrelerinin geliştiği süngerimsi bir dokudur. Kemiklerin ortasındaki boşlukları kaplar. Yeni doğanlarda tüm kemikler aktif kemik iliği ile doludur. Erişkinlerde ise omurga, kalça, omuz kemikleri, kaburgalar, göğüs kemikleri ve kafatası aktif kemik iliği içerir.

    Kemik iliğinde zamanla olgun kan hücrelerine dönüşen kanın kök hücrelerini üretilir.

    Bir kök hücre lenfoid ve myeloid kök hücrelerine dönüşür. Bunlar tüm kan hücrelerinin öncü hücreleridir.

    Myeloid kök hücreler şu üç tip olgun kan hücresinden birine dönüşür;

    Bunlardan nötrofiller ve monositler, fagositler olarak da adlandırılan, yabancı hücreleri içine alarak yok eden beyaz kan hücreleridir. Bakteri veya mantarları da aynı şekilde yok edebilirler. Alyuvarların ve kan pulcuklarının aksine monositler kandan ayrılıp dokulara girerler, orayı işgal eden organizmalara saldırır ve infeksiyonlarla mücadeleye yardım ederler. Eozinofil ve bazofiller ise vücuda alerjik etki yapan maddelere ve parazitlere karşı reaksiyonlarda görev alan beyaz kan hücreleridir.

    Lenfoid kök hücreler ise beyaz kan hücrelerinden lenfositlere dönüşür. Lenfositlerin de öncü hücrelerine blast denir.

    Lenfositlerin çoğu lenf bezlerinde, dalakta ve lenf kanallarında bulunurlar, ancak bir kısmı kana geçer. Her biri bağışıklık sisteminin önemli bir parçası olan üç  tip lenfosit vardır;

    Özet olarak kemik iliğinde üretilen kan hücreleri kana geçerler ve plazma içinde dağılarak taşınırlar.

     

    Lösemi nedir?

    Lösemi, kemik iliği ve kanın kanseridir. Kemik iliğinde tüm hücrelerin öncülleri olan kök hücrelerden olgun kan hücrelerinin oluşma aşamasında sorun oluşur. Ortaya çıkan anormal, işlevsiz ve çok hızlı artan bu öncül hücreler hastalık belirtilerinin ortaya çıkmasına sebep olurlar.

    Lösemilerde kontrolsüz olarak üreyen anormal hücrelere lösemi hücreleri denir. Bu hücreler kemik iliğinde, kanda artar ve tüm dokulara yayılabilirler. Hastalığın seyri göz önüne alınarak hızlı ya da yavaş seyirli anlamına gelen akut  veya kronik, hastalığı oluşturan öncül hücrelerin tipine göre de lenfoid veya myeloid lösemiler olarak sınıflandırılır. Genel olarak akut lösemiler çocuklarda ve gençlerde ortaya çıkarken, kronik lösemiler erişkinlerde ve daha ileri yaşlarda görülme eğilimindedirler.

    Bu hastalıkların teşhisinin hastalar ve yakınları üzerinde çok fazla olumsuz fiziksel ve duygusal etkileri olmasına rağmen, tedavide kullanılan çok etkili ilaçlarla hastalığın kontrol edilebilirliği ve hatta tedavi edilme şansı giderek artmaktadır.

    Başlıca dört lösemi çeşidi vardır; akut lenfoblastik lösemi, akut myeloid lösemi, kronik myeloid lösemi ve kronik lenfositik lösemi.

    Lenfoma nedir?

    Lenfoma lenf dokusunun kanseridir. Lenf sistemi bağışıklık sisteminin bir parçasıdır ve beyaz kan hücrelerinin bir alt grubu olan lenfositler bu sistemin en önemli hücreleridir. Bunlar enfeksiyonlara karşı vücudu koruyan, diğer hastalıklarla savaşan ve hatta tümör hücreleri ile mücadele ederek tümör gelişimini önleyen hücrelerdir. Bu hastalıktaki anormal  hücreler kontrolsüz olarak çoğalır ve normal hücrelere göre daha uzun süre yaşayarak lenf düğümü, dalak, kemik iliği, kan ve diğer organlarda bu hastalığın belirtilerini ortaya çıkarırlar. Bu hücrelere lenfoma hücreleri denir.

    Lenfomalar; Hodgkin lenfoma ve Hodgkin dışı lenfoma (non Hodgkin lenfoma) olarak iki büyük gruba ayrılır.

    Lenf sistemini oluşturan yapılar nelerdir?

    Kanser hücreleri vücutta nasıl yayılır?

    Kanser hücrelerinin vücutta yayılmasına metastaz denir ve bu üç yolla olur;

    Bu şekilde lösemi veya lenfoma hücreleri de herhangi bir organa yayıldıkları zaman o organdaki hücreler de aslında lösemi veya lenfoma hücreleridir. O yüzden örneğin beyine yayıldığı zaman beyin kanseri denmez, onun adı yine lösemi veya lenfomadır.

    Periferik (çevresel) kan yayması neden yapılır?

    Alınan bir damla kan cam üzerinde yayılır ve kurutulur, özel boyalarla boyanır ve mikroskop altında incelenir. Böylece normal kan hücrelerinin çeşitleri, bunların birbirlerine oranları, yaklaşık olarak sayıları, hücrelerin şekillerindeki değişiklikler görülüp kaydedilir ve eğer çevre kanına anormal hücreler de çıkmışsa bu yöntemle saptanabilir.

    Kemik iliği aspirasyon ve biyopsisi nasıl yapılır?

    Leğen kemiği bölgesel (lokal) veya genel anestezi ile uyuşturulur, iliğin alınacağı bölge temizlenir, özel bir iğne ile girilerek enjektör yardımı ile kemik iliği örneği alınır (aspirasyon). Böylelikle hasta ağrı duymaz. Ancak bölgesel anestezi ile yapılmışsa iliğin çekilmesi esnasında vakuma bağlı olarak bir çekilme hissi duyulur.  Biyopside ise özel biyopsi iğnesi yardımıyla girilir ve küçük bir örnek alınır. Kemik iliği aspirasyon ve biyopsi numuneleri hematolog ve patolog tarafından mikroskop altında incelenir. Ayrıca kromozom anormalliklerinin saptanması için aspirasyon örneğinden çeşitli kromozom inceleme testleri istenebilir.

    Kemik iliği nakli (kök hücre nakli) nedir, nasıl yapılır?

    Günümüzde kök hücre nakli değimini kullandığımız kemik iliği nakli, hastaya yüksek doz kemoterapi ve/veya radyoterapi verilerek lösemik hücrelerin tamamen yok edilmesi amacıyla yapılır. Bu sırada normal hücreler de zarar görür. Kemik iliğinin yeniden kan yapabilmesi için kök hücrelere ihtiyaç vardır. Bu kök hücreler, ya  hastanın kendisinden tedavi öncesi özel işlemlerle toplanır (otolog kemik iliği) ve dondurularak saklanır ya da doku uyumlu (HLA uygun) kardeşten veya akraba dışı vericilerden elde edilir (allojenik kemik iliği). Kök hücreler anestezi yardımıyla leğen kemiğinden toplanabildiği gibi, önce ilaçlar yardımıyla kemik iliğinden kana çıkmaları sağlandıktan sonra, aferez adı verilen özel aletler yardımıyla damardan da toplanabilmektedir.

    Vericinin kemik iliğinden kök hücre toplama; genel anestezi altında vericinin leğen kemiklerinden bir litre civarında kemik iliği alınır ve alıcıya büyük damarlara yerleştirilen bir kateterden verilir. Vericinin birkaç gün kalça ağrısı olur ve alınan kemik iliğinin yerine birkaç haftada yenisi oluşur. Vericilere bir süre kan yapımı için ağızdan demir içeren ilaçlar verilebilir.

    Vericinin kanından kök hücresi toplama; Vericiye dört gün büyüme faktörü denilen ilaçlar verilir ve kan hücre ayıracı denilen alet (aferez aleti) yardımı ile kol damarından kök hücreler toplanır ve ayrılıp torbaya aktarılır. Kalan kan vericiye diğer kolundan geri verilir. Bu işlem 3-4 saat sürer ve yeterli kök hücresi toplanana dek birkaç kere tekrarlanabilir.

    Alıcıya kök hücrelerin verilmesi: Önce yaklaşık bir hafta süren yüksek dozda kemoterapi ve/ veya radyoterapi içeren hazırlama rejimleri uygulanır. Amaç hastalığın tamamen ortadan kaldırılmasıdır. Sonrasında daha önce otolog veya allojenik olarak toplanmış olan kök hücreler hastaya damardan verilerek nakil işlemi tamamlanmış olur. Kök hücrelerin verilmesini takiben ortalama dört hafta içinde yeni kök hücreler oluşmaya başlar.

    Allojenik ve otolog kök hücre naklinde yüksek doz kemoterapi veya radyoterapi verilebildiği için lösemik hücrelerin tamamen yok edilmesi amaçlanır. Ayrıca allojenik kök hücre naklinde ilaveten vericinin bağışıklık hücrelerinin lösemik hücreleri tanıyarak öldürme etkisi de vardır. Bu etki allojenik kemik iliği naklinin otolog kemik iliği naklinden daha etkili olmasını sağlar. Ancak bu etkinin normal hücreler üzerindeki yan etkileri de daha fazladır. Daha çok cilt ve sindirim sisteminde özellikle bağırsak ve karaciğerde vericinin hücrelerinin alıcının hücreleriyle savaşmasıyla ortaya çıkan GVHD (graft versus host hastalığı) denen önemli hastalık tablosu oluşabilir. Bu ve kök hücre naklinin diğer yan etkileri bir takım tedavilerle kontrol altına alınmaya çalışılırsa da hastanın hayatını tehdit eder boyuttadır ve hatta hasta kaybedilebilir. Bu nedenle allojenik kök hücre nakli her hastaya ilk seçenek olarak önerilmez. Takip edildiği merkezce hastalığının durumu ve risk faktörleri gözönüne alınarak kök hücre nakli yapılması uygun görülen, başka sağlık problemi olmayan ve uygun vericisi olan hastalarda yapılır. Nakil sonrası gelişebilecek önemli yan etkiler nedeniyle hasta yakından izlenir ve bunları önlemeye yönelik tedaviler verilir.

    Kaynaklar:

    Greer j., Foerster j., Rodgers G., Paraskevas F., Glader B., Arber D.A., Means R., Wintrobe’s Clinical Hematology 2009.
    Hoffman R., Benz E.J., Shattil S.J., Furie B., Silberstein L.E., McGlave P., Heslop H., Hematology Basic Principles and Practice 2009.

    Türk Hematoloji Derneği
    www.thd.org.tr

    National Cancer Institute
    www.cancer.gov

    Leukemia & Lymphoma Society
    www.lls.org

    European LeukemiaNet
    www.leukemia-net.org

    American Cancer Society
    www.cancer.org

    Yazı kaynağı : www.losemilenfomamiyelom.org

    Kan

    Kan

    Kan, atardamar, toplardamar ve kılcal damarlardan oluşan damar ağının içinde dolaşan; akıcı plazma ve hücrelerden (alyuvar, akyuvar ve kan pulcukları) meydana gelmiş kırmızı renkli hayati sıvı.

    Kana; latincede hema, kanı inceleyen bilim dalına ise hematoloji denir. Bu sözcükler eski Yunanca'da kan sözcüğünü karşılayan haimadan türetilmiştir. Kolloit bir madde olup homojen görünse bile, heterojen bir karışımdır. Normal bir erişkinin vücut ağırlığının ortalama 1/13'ünü oluşturmaktadır.

    Kan sürekli hareket halinde olan sıvı bir yapıdadır ve kan hücrelerinden oluşur. Bu kan hücreleri, çeşitli şekillerden ve plazmalardan oluşmaktadır. Dış bölümde kalan plazma, kanın hacminin %55'ini oluşturmaktadır.[1] Plazmanın bazı kaynaklara göre %92'lik kısmı[2], bazı kaynaklara göre ise %90'ı [3] sudan oluşur ve geriye kalan bölümü organik ve inorganik maddeler olan plazma proteinleri, aminoasitler, karbonhidratlar, yağlar, hormonlar, üre, ürik asit, laktik asit, enzimler, antikorlar, sodyum, potasyum, iyot, demir, bikarbonat gibi elementlerden oluşmaktadır. Bunlara NPN bileşikleri de denilir. Plazmanın asıl amacı, kanın dokuların ilgili bölümüne taşınmasını sağlamaktır.[1] Plazmada bulunan katı maddelerin büyük miktarı proteinlerden oluştuğu da bilinmektedir.[4] Plazma yalnızca kanın vücutta dolaşmasına yardımcı olmakla kalmaz. Aynı zamanda, atık ürünlerinde hücrelerden alınmasını sağlar. Plazmanın bileşenleri sürekli olarak yenilenmektedir. Hücrelerin beslenmesine ve atıklarının alınmasına yardımcı olan plazmalar, bağışıklık sistemi hücrelerini de içinde barındırırlar. Kan plazması kendisini 48 saatte bir yenilemektedir.

    Plazma proteinleri[değiştir | kaynağı değiştir]

    Plazmadan alınan gıdaların metabolizma ürünleri olan ürik asit, kreatinin, amino asitler gibi bir grup organik moleküller de bulunmaktadır. Diğer organik maddeler ise glikoz, yağlar ve kolesteroldür. Plazmanın ana inorganik bileşenleri elektrolitlerdir. Bunlar; sodyum (Na+), klor (Cl-), kalsiyum (Ca++), fosfat (PO 4-3), sulfat (SO 4) -2 ve magnezyumdur (Mg++).

    Kan hücreleri[değiştir | kaynağı değiştir]

    Eritrositlerin 1 mm3 oranındaki kanda bulunan sayısı erişkin erkekte 4,5- 6 milyon, erişkin bir kadında ise 4- 5 milyondur. Eritrosit sayısının normalden fazla olmasına polisitemi (poliglobuli) adı verilir. Eritrosit sayısının veya hemoglobin miktarının normalden düşük olmasına ise Anemi (kansızlık) denmektedir.

    Kanın görevleri[değiştir | kaynağı değiştir]

    Kanın koruma, taşıma, savunma ve düzenleme görevleri bulunmaktadır.

    Koruma görevi: Vücudun herhangi bir yerinde meydana gelen yaralanma sonucunda açılan yaradan akan kan oksijenle temas ettiğinde kurur ve yaranın kapanmasına sebebiyet verir. Trombositler oksijenle temas ettiklerinde pıhtılaşma diğer manasıyla kanın kuruması gerçekleşerek vücudun kan kaybı engellenir.

    Taşıma görevi: Kan, sindirim sisteminin parçaladığı besinleri hücrelere taşır. Akciğerlerden vücuda alınan oksijeni dokulara, metabolizma sonucu oluşan karbondioksiti ise akciğerlere taşır.

    Savunma görevi: Vücuda giren yabancı maddeler (virüs, bakteri) kan tarafından fagosite edilerek zararsız bir duruma getirilir. Ayrıca vücuda giren yabancı maddeler için antikor yapımını da sağlar.

    Düzenleme görevi: Metabolizma ile oluşan ısıyı bütün vücuda dağıtıp vücut ısısını dengede tutar. Vücut sıvılarının ise pH dengesini ayarlar.

    Kan grupları[değiştir | kaynağı değiştir]

    İnsanlardaki kanın özelliklerini belirtmek amacıyla, antikorlara ve antijenlere bakılarak belirlenmiş olan sınıflandırma sistemine denmektedir. Alyuvarların üzerinde, kan proteinlerine göre oluşan gruplar bulunmaktadır. Bu proteinler, A, B ve RH proteinleri olmak üzere 3 çeşide ayrılırlar ve aralarında 8 adet kan grubu oluştururlar. Bağışıklık sisteminin ürettiği antikorlar da kanda bulunmaktadır. Bunlar da A, B ve RH antikoru olarak adlandırılır. Bilinen hiçbir kanın yapısında antikorlar ve protein yan yana bulunmaz. Eğer birlikte olursa, birbirlerini tutarak katılaşır ve çökelirler. Kişiler arasında kan transfüzyonu yapılabilmesi için, alıcı ve vericilerin kanlarındaki protein ve antikorların incelenmesi gerekmektedir. Farklı gruplara sahip kişiler arasında kan alışverişi yapılamaz. Sadece AB grubu içerisinde bulunanlar "genel alıcı" (A, B ve 0 gruplarından kan alabilir, yani evrensel alıcıdır), 0 grubu içinde olanlar ise "genel verici"dir (diğer kan gruplarının hepsine verebilir, fakat yalnız 0 grubundan kan alabilir).[6]

    Ayrıca bakınız[değiştir | kaynağı değiştir]

    Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

    Dış bağlantılar[değiştir | kaynağı değiştir]

    Yazı kaynağı : tr.wikipedia.org

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap